İşçi Hakları Nelerdir? Yasal Haklar ve Talep Yolları

by Avukat Erdal Ersoy
İşçi Hakları Nelerdir? Yasal Haklar ve Talep Yolları

İşçi hakları; iş ilişkisinin kurulmasından feshine kadar geçen sürede işçiye kanunlar, iş sözleşmeleri ve işyeri uygulamalarıyla sağlanan mali, sosyal ve koruyucu yetkilerin bütünüdür. İş sözleşmesinin yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp yazılı bir sözleşmesi bulunmaksızın çalışan işçi de kanunun getirdiği tüm hakları dava yoluyla talep etme hakkına sahiptir.

Ücret Güvencesi ve Fazla Çalışma Alacakları

Tam zamanlı çalışan bir işçiye ödenecek ücret, yasal asgari ücret tutarının altında kararlaştırılamaz. Asgari ücretin altında ücret ödenmesi durumunda işçi, aradaki farkı dava yoluyla işverenden talep edebilir. Haftalık 45 saati aşan çalışmalar için fazla çalışma saat ücreti, işçinin normal çalışma saat ücretinin yüzde elli fazlası olarak ödenir. Haftalık çalışma süresinin sözleşmeyle 45 saatin altında belirlendiği durumlarda ise bu süreyi aşan çalışmalar yüzde yirmi beş zamlı ücrete tabidir.

Eşit Davranma Borcu ve Kişilik Haklarının Korunması

4857 sayılı İş Kanunu m. 5 uyarınca iş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılması yasaktır. İşveren, esaslı nedenler bulunmadıkça tam süreli çalışan ile kısmî süreli çalışan veya belirsiz süreli çalışan ile belirli süreli çalışan işçiler arasında farklı işlem uygulayamaz. Eşit davranma borcuna aykırı hareket edildiğinde işçi, manevi tazminat hakkı saklı kalmak üzere dört aya kadar ücreti tutarında uygun bir tazminat ile ayrımcılık yapılmasaydı elde edeceği yoksun kaldığı hakları isteyebilir. Bu ihlali ispat yükü kural olarak işçidedir; ancak işçi ihlalin mevcudiyetine ilişkin güçlü bir ihtimal ortaya koyduğunda ihlalin bulunmadığını ispat yükü işverene geçer.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 5Kaynağı aç
Madde 5 – (Ek: 6/2/2014-6518/57 md.) İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz. İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz. İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz. İş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir. 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesi hükümleri saklıdır. 20 nci madde hükümleri saklı kalmak üzere işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davrandığını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur. İşyerinin veya bir bölümünün devri

Türk Borçlar Kanunu m. 417 uyarınca işveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak, saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzen tesis etmekle yükümlüdür. İşveren işçilerin psikolojik ve cinsel tacize maruz kalmasını önlemek, tacize uğrayanların daha fazla zarar görmesini engellemek ve iş sağlığı ve güvenliğini temin etmek için gerekli bütün önlemleri almak zorundadır; işçiler de alınan tedbirlere uymakla yükümlüdür. İşverenin bu yükümlülüklere aykırı davranışı sebebiyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi ya da kişilik haklarının ihlalinden kaynaklanan zararların tazmini sözleşmeye aykırılık hükümlerine tabidir. İşyerinde psikolojik tacize (mobbing) maruz kalması sebebiyle sözleşmeyi fesheden işçi, kıdem tazminatı ile ödenmeyen diğer alacaklarını talep edebileceği gibi ayrıca tazminat davası da açabilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 417Kaynağı aç
MADDE 417- İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür. İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir. 2. Ev düzeni içinde çalışmada

Çalışma Koşulları ve Ara Dinlenmesi Düzeni

İşçilere günlük çalışma süresi dört saate kadar olan işlerde en az 15 dakika, dört saat ile yedi buçuk saat arasındaki işlerde en az 30 dakika, yedi buçuk saatin üzerindeki işlerde ise en az bir saat ara dinlenmesi verilmesi zorunludur. Tehlike arz eden işletmelerde işverenin üstün ve haklı bir menfaatinin bulunması durumunda, işçiye rahatça dinlenebileceği bir ortam sağlanması kaydıyla ara dinlenmesinde işyeri dışına çıkışı sınırlandırılabilir.

4857 sayılı İş Kanunu m. 22 uyarınca işveren, iş sözleşmesiyle, personel yönetmeliğiyle veya işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Usulüne uygun yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini kabul etmezse işveren, değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin varlığını yazılı açıklayarak ve bildirim süresine uyarak sözleşmeyi feshedebilir; işçi bu feshe karşı dava açabilir. Taraflar aralarında anlaşarak çalışma koşullarını her zaman değiştirebilir, ancak bu değişiklikler geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulamaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 22Kaynağı aç
Madde 22 – İşveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21 inci madde hükümlerine göre dava açabilir. Taraflar aralarında anlaşarak çalışma koşullarını her zaman değiştirebilir. Çalışma koşullarında değişiklik geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulamaz. Yeni işverenin sorumluluğu

Yeni İş Arama İzni ve Fesih Güvenceleri

Fesih ihbar süresi içerisinde işveren, sözleşmeyi kimin feshettiğine bakılmaksızın ve işçinin talebine bağlı olmaksızın iş günlerinde günde en az iki saat yeni iş arama izni vermekle yükümlüdür. İşçi talep ederse ihbar süresinin başında yazılı başvuruda bulunarak iş arama izinlerini toplu olarak kullanabilir; bu toplu izin bildirim süresinin son günlerine rastlatılmak zorundadır.

Kadın ve Engelli İşçilere Tanınan Koruyucu Haklar

Doğum yapan kadın işçiye günde bir buçuk saat süt izni verilir ve bu süre kanunen çalışma süresinden sayılır. Kadın işçi çocuğu bir yaşını doldurana kadar günde yedi buçuk saatten fazla çalıştırılamaz ve bu koruyucu düzenleme dayanak gösterilerek ücretinde herhangi bir kesintiye gidilemez. Kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde iş sözleşmesini feshetmesi durumunda, evliliğin ispatı haricinde ek bir şart aranmaksızın kıdem tazminatı ödenir. Doğum sonrası kullanılan altı aylık ücretsiz izin ve benzeri ücretsiz izin süreleri ise kıdem tazminatı süresinin hesabında dikkate alınmaz.

İstihdam yükümlülüğü gereğince aynı il sınırları içerisinde 50 veya daha fazla işçi istihdam eden işverenler, toplam personelin yüzde üçü oranında engelli işçi çalıştırmak zorundadır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi durumunda işverene idari para cezası uygulanır.

Askerlik ve Kanuni Ödevler Sonucu İşçinin Hakları

4857 sayılı İş Kanunu m. 31 uyarınca askeri veya kanuni bir görevi yerine getirmek amacıyla işinden ayrılan işçi, bu görevin bitiminden itibaren iki ay içinde başvurursa işverenin işe alma yükümlülüğü doğar. İşveren, mevcut pozisyonlarda yer bulunması halinde işçiyi derhal işe başlatmak, boş yer olmaması durumunda ise açılacak ilk kadroya öncelik tanıyarak yerleştirmek durumundadır. Söz konusu iş sözleşmesi yapma zorunluluğuna uymayan işveren, başvuran eski işçisine üç aylık ücreti tutarında tazminat öder.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 31Kaynağı aç
Madde 31 – Muvazzaf askerlik ödevi dışında manevra veya herhangi bir sebeple silah altına alınan veyahut herhangi bir kanundan doğan çalışma ödevi yüzünden işinden ayrılan işçinin iş sözleşmesi işinden ayrıldığı günden başlayarak iki ay sonra işverence feshedilmiş sayılır. İşçinin bu haktan faydalanabilmesi için o işte en az bir yıl çalışmış olması şarttır. Bir yıldan çok çalışmaya karşılık her fazla yıl için, ayrıca iki gün eklenir. Şu kadar ki bu sürenin tamamı doksan günü geçemez. İş sözleşmesinin feshedilmiş sayılabilmesi için beklenilmesi gereken süre içinde işçinin ücreti işlemez. Ancak özel kanunların bu husustaki hükümleri saklıdır. Bu süre içinde iş sözleşmesinin Kanundan doğan başka bir sebebe dayanılarak işveren veya işçi tarafından feshedildiği öteki tarafa bildirilmiş olsa bile, fesih için Kanunun gösterdiği süre bu sürenin bitiminden sonra işlemeye başlar. Ancak iş sözleşmesi belirli süreli olarak yapılmış ve sözleşme yukarıda yazılı süre içinde kendiliğinden sona eriyorsa bu madde hükümleri uygulanmaz. Herhangi bir askeri ve kanuni ödev dolayısıyla işinden ayrılan işçiler bu ödevin sona ermesinden başlayarak iki ay içinde işe girmek istedikleri takdirde işveren bunları eski işleri veya benzeri işlerde boş yer varsa derhal, yoksa boşalacak ilk işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki şartlarla işe almak zorundadır. Aranan şartlar bulunduğu halde işveren iş sözleşmesi yapma yükümlülüğünü yerine getirmezse, işe alınma isteğinde bulunan eski işçiye üç aylık ücret tutarında tazminat öder. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Ücret Ücret ve ücretin ödenmesi

Muvazzaf askerlik haricinde manevra veya benzeri sebeplerle silah altına alınan ya da kanundan doğan çalışma ödevi nedeniyle işinden ayrılan ve en az bir yıllık kıdeme sahip işçinin sözleşmesi, ayrıldığı tarihten itibaren iki ay sonra işverence feshedilmiş sayılır; bu süreye işyerindeki her fazla çalışma yılı için ikişer gün eklenir ve toplam süre doksan günü geçemez. Söz konusu bekleme süresi boyunca işçiye ücret işlemez.

Sendikal Haklar ve İşçinin Vefatı Durumu

İşyeri sendika temsilcisinin iş sözleşmesinin ekonomik gerekçelere dayalı geçerli nedenle feshedilmesi yasaklanmış olup temsilcinin sözleşmesi ancak haklı nedenlerle feshedilebilir. Sendika yöneticiliğine seçilen işçi, iş sözleşmesini askıya alarak profesyonel sendika yöneticiliği yürütebileceği gibi çalışmaya devam ederek amatör sendika yöneticiliği de yapabilir.

İş sözleşmesi işçinin vefatı halinde kendiliğinden sona erer. Mirasçılar kıdem şartları gerçekleşmişse kıdem tazminatını ve kanıtlanan fazla çalışma alacaklarını talep edebilir; fesih bildirimi koşulları oluşmadığından ihbar tazminatı talep edilemez. Ayrıca Türk Borçlar Kanunu m. 440 gereğince işveren, vefat eden işçinin sağ kalan eşine ve ergin olmayan çocuklarına, bunlar yoksa bakmakla yükümlü olduğu kişilere ölüm gününden başlayarak bir aylık; hizmet ilişkisi beş yıldan uzun sürmüşse iki aylık ücret tutarında ölüm tazminatı ödemekle yükümlüdür.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 440Kaynağı aç
MADDE 440- Sözleşme, işçinin ölümüyle kendiliğinden sona erer. İşveren, işçinin sağ kalan eşine ve ergin olmayan çocuklarına, yoksa bakmakla yükümlü olduğu kişilere, ölüm gününden başlayarak bir aylık; hizmet ilişkisi beş yıldan uzun bir süre devam etmişse, iki aylık ücret tutarında bir ödeme yapmakla yükümlüdür. 2. İşverenin ölümü

Asıl İşveren ve Alt İşveren Sorumluluğu

Kanuna uygun kurulan bir asıl işveren-alt işveren ilişkisinde alt işverenin kanundan, iş sözleşmesinden veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan işçilik haklarından ve meydana gelen iş kazasından asıl işveren alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Kanuna aykırı veya muvazaalı kurulan alt işverenlik ilişkisinde ise alt işveren işçileri baştan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır ve asıl işveren bütün hak ihlallerinden bizzat sorumludur.

Dava Şartı Arabuluculuk, Görev ve Zamanaşımı

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3 uyarınca kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talepli davalarda, ayrıca bunlarla bağlantılı itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Buna karşılık iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında arabuluculuk bir dava şartı olmayıp ihtiyari arabuluculuk kapsamındadır. Arabuluculuk bürosuna başvurulduğu tarihten son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süreler işlemez.

7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
MADDE 3- (1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/41 md.) Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (3) İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz. (4) Arabuluculuk Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan bu madde uyarınca arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderir. (5) Başvuru karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. (6) Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir. (7) Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna verir. Büro, tarafların resmi kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. (8) Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder.  Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. (9) Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim eder. Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı büroya iade eder. Mahkeme kararı büro tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca taraflara tebliğ edilir. Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve onuncu fıkrada belirtilen süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar. Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili büro, altıncı fıkra uyarınca arabulucu görevlendirir. (10) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. (11) Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması yahut yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması veya varılamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir. (12) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/28 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.[1] (13) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. İşe iade talebiyle yapılan görüşmelerde tarafların anlaşmaları durumunda, arabulucuya ödenecek ücretin belirlenmesinde işçiye işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer haklarının toplamı, Tarifenin İkinci Kısmı uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilir. (14) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (15)  (İptal : Anayasa Mahkemesinin 3/6/2025 tarihli ve E.:2024/157; K.:2025/121 sayılı Kararı ile.) (16) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. (17) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. (18) Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. İşverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir. (19) Arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür. (20) 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunda düzenlenen gazeteci ile 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununda düzenlenen gemiadamı, bu madde kapsamında işçi sayılır. (21) Bu maddede hüküm bulunmayan hâllerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uygulanır. (22) Arabuluculuğa başvuru usulü, arabulucunun görevlendirilmesi ve arabuluculuk görüşmelerine ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuru zorunluluğu

İş uyuşmazlıklarında iş mahkemeleri görevli olup yetki seçimliktir; dava işçinin yerleşim yerinde veya işverenin yerleşim yerinde açılabilir. İş hukukunda ücret ve tazminat alacaklarında zamanaşımı süresi kural olarak beş yıldır.

Yazılı sözleşme olmaksızın çalışan işçi dava açabilir mi?

Evet, iş sözleşmesinin yazılı yapılması zorunlu değildir ve yazılı sözleşmesi bulunmayan işçi de tüm yasal haklarını dava yoluyla talep edebilir.

Evlenen kadın işçi kıdem tazminatına hak kazanır mı?

Kadın işçi evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde iş sözleşmesini feshettiği takdirde evliliği ispatlayarak kıdem tazminatını alabilir.

İş arama izni toplu olarak kullanılabilir mi?

İş arama izni işçinin yazılı talebi doğrultusunda fesih bildirim süresinin son günlerine rastlatılmak suretiyle toplu olarak kullanılabilir.

İş kazası davalarında arabulucuya gitmek zorunlu mudur?

Hayır, 7036 sayılı Kanun m. 3/3 gereğince iş kazası veya meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat davalarında arabuluculuk dava şartı değildir.

İşçinin vefatı halinde mirasçılar ihbar tazminatı alabilir mi?

Hayır, iş sözleşmesi işçinin ölümüyle kendiliğinden sona erdiği için ihbar şartları oluşmaz ve mirasçılar ihbar tazminatı talep edemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu