İş Yerinde Psikolojik Tacizin Ceza Hukukundaki Yeri

by Avukat Erdal Ersoy
İş Yerinde Psikolojik Tacizin Ceza Hukukundaki Yeri

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 96. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde ise cezanın alt sınırı iki yıl altı aydan az olamaz.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 96Kaynağı aç
Madde 96- (1) Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (Ek cümle:12/5/2022-7406/5 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı iki yıl altı aydan az olamaz. (2) Yukarıdaki fıkra kapsamına giren fiillerin; a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı, b) Üstsoy veya altsoya, babalık veya analığa ya da eşe veya boşandığı eşe karşı,[47] İşlenmesi halinde, kişi hakkında üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Koruma, Gözetim, Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün İhlâli Terk

İş Yerinde Psikolojik Taciz Olgusu ve Somut Davranışlar

Türk hukukunda iş yerinde psikolojik taciz ya da bilinen adıyla mobbing; çalışanlara yönelik diğer çalışanlar veya işverenler tarafından sistemli ve tekrarlanan biçimde sürdürülen her türlü kötü muamele, aşağılama, tehdit ve şiddet benzeri davranışları ifade eder. Çalışanın kendini ifade etmesinin engellenmesi, sürekli haksız eleştirilere maruz bırakılması, iş ortamında yok sayılması, iletişimin bütünüyle kesilmesi, fikirlerinin dikkate alınmaması, asılsız söylentiler ve hoşa gitmeyen imalarda bulunulması bu olgunun yaygın örneklerindendir. Bunun yanı sıra çalışanın mesleki tecrübesine uygun nitelikli iş verilmeyip anlamsız görevlerle sürekli yerinin değiştirilmesi, aşırı ağır işlere koşulması veya fiziksel şiddetle tehdit edilmesi de bu baskı sürecinde yer alabilmektedir.

Sistematik Yıldırma Eylemlerinin Hukuki Niteliği ve Farklı Yaklaşımlar

Yargı kararlarıyla görevine dönen personele yetkilerine uygun görev verilmeyerek kurumun bodrum katında teknik araçlardan yoksun biçimde çalışmaya zorlanması gibi sistematik değersizleştirme ve yıldırma eylemleri, bir değerlendirmeye göre doğurduğu sonuçlar ve ağırlığı itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 96. maddesinde düzenlenen eziyet suçunu oluşturmaktadır. Buna karşılık, aynı mahiyetteki eylemlerin süreklilik veya mağdura acı çektirme kastının yoğunluğu yönünden eziyet boyutuna varmadığı, idari yetkinin usulsüz kullanımı mahiyetindeki tasarrufların görevi kötüye kullanma veya insan onuruyla bağdaşmayan koşullara tabi kılma çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği yönünde karşı yaklaşımlar da bulunmaktadır.

İş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu bakımından 5237 sayılı Kanun'un 117. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla iş ve çalışma hürriyetini ihlal eden kişiye, mağdurun şikayeti halinde altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştıran ya da bu durumda bulunan kişiyi insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tabi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adli para cezası öngörülmektedir. Maddenin dördüncü fıkrasına göre cebir veya tehdit kullanarak işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 117Kaynağı aç
Madde 117- (1) Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlal eden kişiye, mağdurun şikayeti halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir. (2) Çaresizliğini, kimsesizliğini ve bağlılığını sömürmek suretiyle kişi veya kişileri ücretsiz olarak veya sağladığı hizmet ile açık bir şekilde orantısız düşük bir ücretle çalıştıran veya bu durumda bulunan kişiyi, insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma ve konaklama koşullarına tabi kılan kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis veya yüz günden az olmamak üzere adlî para cezası verilir. (3) Yukarıdaki fıkrada belirtilen durumlara düşürmek üzere bir kimseyi tedarik veya sevk veya bir yerden diğer bir yere nakleden kişiye de aynı ceza verilir. (4) Cebir veya tehdit kullanarak, işçiyi veya işverenlerini ücretleri azaltıp çoğaltmaya veya evvelce kabul edilenlerden başka koşullar altında anlaşmalar kabulüne zorlayan ya da bir işin durmasına, sona ermesine veya durmanın devamına neden olan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi

Kamu görevlisinin yetkisini kötüye kullanması yönünden ise 5237 sayılı Kanun'un 257. maddesinin birinci fıkrası, kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan durumlar dışında görevin gereklerine aykırı hareket ederek kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına veya kişilere haksız menfaate yol açan eylemler için altı aydan iki yıla kadar hapis cezası belirlemiştir. Görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme gösterilerek aynı sonuçlara sebebiyet verilmesi hâlinde ise maddenin ikinci fıkrası uyarınca üç aydan bir yıla kadar hapis cezası gündeme gelmektedir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 257Kaynağı aç
Madde 257- (1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) Göreve ilişkin sırrın açıklanması

Kamu Görevlisi Sıfatı ve Özel Kanuni Sorumluluk Düzenlemeleri

5237 sayılı Kanun'un 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde kamu görevlisi; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi şeklinde tanımlanmaktadır. 6964 sayılı Ziraat Odaları ve Ziraat Odaları Birliği Kanunu'nun 42. maddesi gereğince, odaların ve Birliğin paraları ile para hükmündeki evrak, senet ve diğer malları aleyhine suç işleyen yahut bilanço, tutanak, rapor ve diğer her çeşit kâğıt, defter ve kayıtlar üzerinde suç mahiyetinde değişiklik yapan veya bunları kasten yok eden organlara dahil kişiler ile personel hakkında Devlet memurları hakkındaki cezalar uygulanır. Bu düzenleme uyarınca, odaların mal varlıkları veya defter ve kayıtları aleyhine işlenen belirli fiiller bakımından oda veya birlik organlarına dahil kişiler ile personelin kamu görevlisi gibi cezalandırılması istisnai nitelik taşımaktadır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 6Kaynağı aç
Madde 6- (1) Ceza kanunlarının uygulanmasında; a) Vatandaş deyiminden; fiili işlediği sırada Türk vatandaşı olan kişi, b) Çocuk deyiminden; henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi, c) Kamu görevlisi deyiminden; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi, d) Yargı görevi yapan deyiminden; yüksek mahkemeler, adlî ve idarî mahkemeler üye ve hakimleri ile Cumhuriyet savcısı ve avukatlar,[2] e) Gece vakti deyiminden; güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresi, f) Silah deyiminden; 1. Ateşli silahlar, 2. Patlayıcı maddeler, 3. Saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet, 4. Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler, 5. Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler, g) Basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar, h) İtiyadi suçlu deyiminden; kasıtlı bir suçun temel şeklini ya da daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerini bir yıl içinde ve farklı zamanlarda ikiden fazla işleyen kişi, i) Suçu meslek edinen kişi deyiminden; kısmen de olsa geçimini suçtan elde ettiği kazançla sağlamaya alışmış kişi, j) Örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişi, anlaşılır. İKİNCİ BÖLÜM Kanunun Uygulama Alanı Zaman bakımından uygulama
6964 sayılı ZİRAAT ODALARI VE ZİRAAT ODALARI BİRLİĞİ KANUNU m. 42Kaynağı aç
Madde 42- (Değişik: 3/6/2004-5184/37 md.) Odaların ve Birliğin paraları ile para hükmündeki evrak, senet ve diğer malları aleyhine suç işleyen, yahut bilanço, tutanak, rapor ve diğer her çeşit kâğıt, defter ve kayıtlar üzerinde suç mahiyetinde değişiklik yapan veya bunları kasten yok eden organlara dahil kişiler ile personel hakkında Devlet memurları hakkındaki cezalar uygulanır. Denetim24

Sanığın Vefatının Kamu Davasına ve Hükme Etkisi

Ceza yargılamasında hüküm kurulduktan sonra sanığın öldüğünün resmi nüfus kayıtlarıyla anlaşılması hâlinde mahkemenin durumu araştırarak yasal sonuçları takdir etmesi zorunludur. 5237 sayılı Kanun'un 64. maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığın ölümü kamu davasının düşürülmesini gerektirmekte, ancak niteliği gereği müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunabilmektedir. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ise hükümlünün ölümü hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezalarını ortadan kaldırırken, müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin kesinleşmiş hükümlerin infazı devam etmektedir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 64Kaynağı aç
Madde 64- (1) Sanığın ölümü halinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir. (2) Hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiş adlî para cezalarını ortadan kaldırır. Ancak, müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm, infaz olunur. Af
İş yerinde sistematik psikolojik taciz eylemleri doğrudan eziyet suçu sayılır mı?

Sistematik psikolojik taciz fiilleri eylemlerin ağırlığına, sürekliliğine ve amacına göre TCK m. 96 kapsamında eziyet olarak değerlendirilebileceği gibi, fiilin niteliğine göre görevi kötüye kullanma veya TCK m. 117/2'de düzenlenen insan onuru ile bağdaşmayacak çalışma koşullarına tabi kılma suçu çerçevesinde de tartışılmaktadır.

5237 sayılı TCK uyarınca eziyet suçunun yaptırımı nedir?

TCK m. 96/1 hükmüne göre bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren faile iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir; suçun kadına karşı işlenmesi durumunda alt sınır iki yıl altı aydan az olamaz.

Sanığın hükümden sonra ölmesi durumunda kamu davası nasıl sonuçlanır?

TCK m. 64/1 uyarınca sanığın ölümü halinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir; ancak müsadereye tabi eşya ve menfaatler yönünden yargılamaya devam edilerek müsadere kararı verilebilir.

Ceza kanunu uygulamasında kamu görevlisi kimdir?

TCK m. 6/1-c maddesine göre kamusal bir faaliyetin icrasına atama, seçilme veya herhangi bir suretle sürekli, süreli veya geçici olarak iştirak eden herkes ceza hukuku bakımından kamu görevlisidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu