İş Kazasının Tespiti Davası, Şartları ve Yargılama Usulü

by Avukat Erdal Ersoy
İş Kazasının Tespiti Davası, Şartları ve Yargılama Usulü

İş kazasının tespiti davası, meydana gelen zararlandırıcı bir olayın mevzuat kapsamında iş kazası niteliğinde olduğunun mahkeme kararıyla hüküm altına alınmasını amaçlayan bir tespit davasıdır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13. maddesinin birinci fıkrasına göre iş kazası; sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle, sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, bir işverene bağlı çalışan sigortalının görevli olarak işyeri dışına gönderilmesi sonucu asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının mevzuat uyarınca çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarında ve işverence sağlanan taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelip sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2016/4338 Esas ve 2017/6144 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, bir olayın iş kazası sayılabilmesi için kazaya uğrayan kişinin sigortalı olması ve olayın kanunda sınırlı olarak sayılan hâl ve durumlardan birinde gerçekleşmesi koşullarının birlikte bulunması zorunludur. Bu davalarda özel bir ispat yöntemi öngörülmemiş olup her türlü delille ispat mümkündür.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2016/4338, K. 2017/6144Kaynağı aç
21. Hukuk Dairesi         2016/4338 E.  ,  2017/6144 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, geçirmiş olduğu kazanın iş kazası olduğunun karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Dava; davacının 13.02.2013 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. İş kazasının tespiti istemine ilişkin bu tür davalar 506 sayılı Yasa'nın 11. maddesinden ( 5510 sayılı Yasa'nın 13.maddesinden ) kaynaklanmaktadır. Anılan maddeye göre iş kazası; a) sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla, c) sigortalının, işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) sigortalıların işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında sigortalıyı hemen veya daha sonra bedence veya ruhça arızaya uğratan olaylardır. Zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası sayılması için, 1) sigorta olayına maruz kalan kişinin sigortalı olması, 2) sigorta olayının maddede sayılı sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur. Başka bir anlatımla, sigorta olayının, iş kazası sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunlu olup iş kazası tespiti davaları bakımından özel olarak belirlenmiş bir ispat yöntemi de yoktur. Bu davaların her türlü delille ispatı mümkündür. Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 17.4.2014 tarihinden itibaren hastane raporlarının bulunduğu, davalı işyerinde satış danışmanı olarak çalıştığı, kaza tarihinde fiilen 5 kişinin davalı işyerinde çalıştığı, 29.04.2015 tarihli müfettiş raporunda kazanın işyerinde veya işveren tarafından yürütülmekte olan bir iş nedeniyle meydana geldiği tespit edilemediği belirtilerek iş kazası sayılmadığı, davacı tanıklarının dinlendiği anlaşılmaktadır. Somut olayda; yeterli araştırma yapılmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; öncelikle uyuşmazlık konusu dönemi kapsayacak şekilde Kurumdan dönem bordrolarını getirtmek, getirtilen dönem bordrolarından bordro tanıklarını resen tespit edip beyanlarını almak ve davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.09.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Uygun İlliyet Bağı ve İşyerinde Kalp Krizi Geçirilmesi

Sosyal güvenlik mevzuatı ilkeleri doğrultusunda iş kazasının varlığında aranan uygun illiyet bağı, kanunun aradığı hâl ve durumlardan herhangi birinde gerçekleşme olgusu ile meydana gelen sonucun birbiriyle örtüşmesidir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2013/3429 Esas ve 2013/26001 Karar sayılı ilamına göre, kanunda yer alan durumlardan birine uygunluk mevcut olduğu takdirde, zararlandırıcı sigorta olayının kaynağının işçi olup olmadığı ya da olayın ortaya çıkmasındaki diğer etkenler değerlendirilirken dar ve kısıtlayıcı bir yoruma gidilmemelidir. Bu kapsamda, sigortalının hizmet sözleşmesine dayalı olarak işyerinde çalıştığı esnada kalp krizi geçirmesi ve bunun sonucunda bedence arızaya uğrayarak yaşamını yitirmesi hâlinde olay iş kazası olarak kabul edilir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/3429, K. 2013/26001Kaynağı aç
10. Hukuk Dairesi         2013/3429 E.  ,  2013/26001 K.İŞ YERİNDE KALP KRİZİ GEÇİREN İŞÇİNİN ÖLÜMÜNÜN İŞ KAZASI OLDUĞUNUN TESPİTİNEDENSELLİK BAĞISOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU (5510) Madde 4SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU (5510) Madde 13 "İçtihat Metni" Davacılar, murislerinin ölümü ile sonuçlanan olayın, iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir. Hükmün, davacılar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacılar, murislerinin kalp krizi sonucu ölümüyle sonuçlanan olayın, iş kazası olduğunun tespitini istemiş; Mahkemece, işyerinde geçirilen kalp krizi sonucu gerçekleşen ölüm olayının meydana gelmesinde dış etkinin bulunmadığı, buna göre, olayın iş kazası olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan ve davanın yasal dayanaklarından biri 5510 sayılı Kanunun 13. maddesine göre iş kazası; "Madde 13- İş kazası; a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b)(Değişik bend:17.04.2008-5754 S.K./8.mad) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, …. meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır." şeklinde tanımlanmıştır. Olayın, işkazası olarak kabul edilebilmesi için; olaya, maruz kalan kişinin 5510 sayılı Kanunun 4. maddesi anlamında sigortalı olması, olayın, 5510 sayılı Kanunun 13. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur. Başka bir anlatımla, olayın, iş kazası sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Taraflar arasında, sigortalının, kalp krizi geçirdiği tarihteki çalışmasının hizmet sözleşmesine dayalı olduğu, ölümle sonuçlanan olayın, kalp krizi sonrasında meydana geldiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Hukuk Genel Kurulunun 13.10.2004 tarih ve 2004/21-529 Esas, 2004/527 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; “… yasanın iş kazasını sigortalıyı zarara uğratan olay biçiminde nitelendirmiş olması illiyet (nedensellik) bağını iş kazasının bir unsuru olarak ele almayı gerektirmiştir. Ne var ki, burada aranan “uygun illiyet (nedensellik) bağı” olup, bu da yasanın aradığı hal ve durumlardan herhangi birinde gerçekleşme olgusu ile sonucun birbiriyle örtüşmesi olarak anlaşılmalı, yasada olmadığı halde, herhangi başkaca kısıtlayıcı bir koşulun varlığı aranmamalıdır. Kısacası; anılan yasal düzenleme, sosyal güvenlik hukuku ilkeleri içinde değerlendirilmeli; maddede yer alan herhangi bir hale uygunluk varsa zararlandırıcı sigorta olayının kaynağının işçi olup olmaması ya da ortaya çıkmasındaki diğer etkenlerin değerlendirilmesinde dar bir yoruma gidilmemelidir…" Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında, somut olayda, sigortalının, işyerinde çalışırken geçirdiği kalp krizi sonrasında, bedence arızaya uğradığı ve öldüğü hususu gözetildiğinde, olayın iş kazası olduğunun kabulü gerekir. O hâlde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 27.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kuruma Bildirim, İdari İnceleme ve Tespit Davası Açılması

İşverenin, iş kazası vasfı taşıyan olayları 3 iş günü içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna doğrudan veya taahhütlü posta yoluyla bildirmesi gerekir; kazanın işverenin kontrolü dışındaki yerlerde yaşanması durumunda bu süre olayın öğrenildiği tarihten itibaren başlar. İşverence bildirim yapılmadığı takdirde, işçi de olaya ilişkin belgeleri Sosyal Güvenlik Kurumuna ileterek olayın iş kazası olarak tanınmasını talep edebilir. 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı konusunda bir karara varılabilmesi amacıyla gerektiğinde Sosyal Güvenlik Kurumunun denetim ve kontrolle yetkilendirilen memurları veya Bakanlık iş müfettişleri aracılığıyla soruşturma yürütülebilir.

5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 13Kaynağı aç
MADDE 13- İş kazası; a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) (Değişik: 17/4/2008-5754/8 md.) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) (Değişik: 17/4/2008-5754/8 md.) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.[25] İş kazasının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının; a) (a) bendi ile 5 inci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma da en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde, b) (b) bendi kapsamında bulunan sigortalı bakımından kendisi tarafından, bir ayı geçmemek şartıyla rahatsızlığının bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonra üç işgünü içinde, c) (Mülga: 17/4/2008-5754/8 md.) (Değişik paragraf: 17/4/2008-5754/8 md.) iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile Kuruma bildirilmesi zorunludur. Bu fıkranın (a) bendinde belirtilen süre, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde, iş kazasının öğrenildiği tarihten itibaren başlar. Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilir. Bu soruşturma sonunda yazılı olarak bildirilen hususların gerçeğe uymadığı ve olayın iş kazası olmadığı anlaşılırsa, Kurumca bu olay için yersiz olarak yapılmış bulunan ödemeler, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan, 96 ncı madde hükmüne göre tahsil edilir. İş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usûlü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Meslek hastalığının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması

İş kazasına dayalı tazminat davalarında olayın öncelikle Kurum tarafından iş kazası olarak nitelendirilip nitelendirilmediği araştırılır. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2015/2558 Esas ve 2015/5241 Karar sayılı kararı uyarınca, Kurumca iş kazası kabul edilmeyen durumlarda davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu ile hak alanını etkileyecek olması sebebiyle işveren aleyhine iş kazasının tespiti davası açması için önel verilmeli ve açılan tespit davası bekletici sorun yapılmalıdır. Ayrıca Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2016/11397 Esas ve 2016/13826 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, Kuruma yapılan tespit başvurusuna bir yılı aşkın süre boyunca olumlu ya da olumsuz bir cevap verilmemesi durumunda davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmaktadır; dava hukuki yarar yokluğu gerekçesiyle usulden reddedilemez.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2015/2558, K. 2015/5241Kaynağı aç
21. Hukuk Dairesi         2015/2558 E.  ,  2015/5241 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde görev yönünden usulden reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. K A R A R Dava, iş kazası sonucunda maluliyetten doğan maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, kazanın iş kazası olup olmadığına ilişkin Kurum tespitinin veya mahkeme kararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmiştir. … … Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası niteliğinde olup olmadığı öncelikle Kurum tarafından tespit olunacak bir husustur. Kurumun bir olayı iş kazası kabul etmemesi durumunda ilgililer işverenin yanında Kurumu da hasım göstererek iş kazası tespit davası açabilirler. Bunun yanında aksine olarak Kurumun bir olayı iş kazası kabul etmesi halinde ise ilgililer Kurumu da hasım gösterecekleri bir dava ile yine olayın iş kazası olmadığının tespitini her zaman mahkemelerden isteyebilirler. Bir olayın iş kazası olup olmadığının açık bir şekilde ortaya konulmasının zararlandırıcı olaya dair yapılacak yargılamada mahkemelerin görevine ilişkin de neticelerinin bulunması nedeniyle önemli olup bu ihtilaf yani olayın iş kazası olup olmadığına dair ihtilaf öncelikle Kurumun yapacağı tahkikata sonrasında ise tarafların açacağı tespit davalarının neticesine bağlı bir ihtilaf olup açılan tazminat davalarında öncelikle çözümü gereken bir husustur. Somut olayda, iş kazası olduğu iddia olunan olayın iş kazası ihbarı veya sürekli işgöremezlik oranı tespiti istemiyle … … Kurumuna bildirilmediği, davacı tarafa iş kazası ihbarı veya sürekli işgöremezlik oranı tespiti istemiyle Kuruma başvurması için önel verilmediği, olayın iş kazası olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle eksik araştırma ile davanın görev yönünden reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Yapılacak iş; olayın Kurumca iş kazası olarak kabul edilip edilmediğinin belirlenmesi için davacı tarafa Kuruma müraacat edilmek üzere önel vermek; olayın Kurum tarafından iş kazası olarak nitelendirilmemesi halinde; … … Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden dolayı işveren aleyhine “iş kazasının tespiti” davası açması için davacı tarafa önel vermek, açılacak tespit davasını bu dava için bekletici sorun yaparak, verilen önelin sonucuna göre tüm delilleri bir arada değerlendirerek karar vermekten ibarettir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, prosedüre uygun biçimde olayın iş kazası sonucu meydana gelip gelmediği hususu açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri de amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2016/11397, K. 2016/13826Kaynağı aç
21. Hukuk Dairesi         2016/11397 E.  ,  2016/13826 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, iş kazasının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Dava, iş kazası tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece,davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Dava; hukuki nitelikçe meydana gelen kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesi istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; davacının bu davayı açmasında hukuki yararı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Somut olayda, davacının iş kazasının tespiti için ….' ya müracaat ettiği, Kurumun soruşturmayı yargılama aşamasında henüz sonuçlandırmadığı , davacı ile işveren arasında derdest … İş Mahkemesinde görülen tazminat davasında, olayın iş kazası olup olmadığının tespiti için bu dosyanın bekletici mesele yapıldığı anlaşılmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden dolayı işveren aleyhine açılan iş kazası olduğunun tespiti davası, sigortalının da hak alanını ilgilendirir. Nitekim, bu karar ile davalı Kurum (tespit kararı verildiğinde) iş kazası sonucu iş göremez duruma giren sigortalıya gelir bağlayacaktır. Öte yandan, davacının iş kazası tespiti talebinin Kurumca reddedilmediği veya reddedilmiş sayılmadığı belirtilmişse de, dosyadaki belgelerden davacının 15.12.2014 tarihli iş kazası tespiti başvurusuna bir yılı aşkın bir sürede olumlu ya da olumsuz bir cevap verilmediği de açıktır. Mahkemece, esasa girilerek bir karar verilmesi gerekirken, davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi bozma nedenidir. O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 07.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Husumet ve Davacı Taraf Sıfatı

Sosyal Güvenlik Kurumunun olayı iş kazası kabul etmemesi hâlinde ilgililer, işveren ile birlikte Kurumu da hasım göstererek iş kazasının tespiti davası açabilirler. Buna karşın, Kurumun olayı iş kazası olarak kabul ettiği hâllerde ilgililer yine Kurumu hasım göstererek olayın iş kazası olmadığının tespitini talep edebilirler. Kazanın ölümle sonuçlanması durumunda ise vefat eden işçinin yakınları da olayın iş kazası olduğunun tespitini dava yoluyla isteme hakkına sahiptir.

Hizmet Tespiti İstenmeksizin İş Kazasının Tespiti

Davacının, sigortalılık süresinin tespitini talep etmeksizin yalnızca kısa vadeli sigorta kollarından sağlanacak hak ve yardımlardan yararlanabilmek için olayın iş kazası olduğunun tespitini istemesinde hukuki yararı mevcuttur. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2013/15990 Esas ve 2013/19778 Karar sayılı kararına göre, anılan yardımlara ulaşabilmek için sigortalılık süresinin tespiti davası açmaya zorlama yapılamaz. Mahkemece işin esasına girilerek çalışmaların hizmet sözleşmesinin unsurlarını taşıyıp taşımadığı, davacının bu çalışmalar dolayısıyla sigortalı sayılıp sayılmayacağı ve kazanın sigortalı olarak çalışırken gerçekleşip gerçekleşmediği incelenerek hüküm kurulmalıdır.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/15990, K. 2013/19778Kaynağı aç
10. Hukuk Dairesi         2013/15990 E.  ,  2013/19778 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava, 14.09.2008 tarihli kazanın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, davalılardan işverene ait bahçedeki çalışmalarının hizmet sözleşmesine dayalı olduğunu belirterek, bahçede ceviz toplarken ağaçtan düşmesi sonucu maluliyetiyle sonuçlanan 14.09.2008 tarihli kazanın iş kazası olduğunun tespitini istemiş; Mahkemece, Kurum kontrol memuru tarafından düzenlenen raporda, davacının çalışmalarının hizmet sözleşmesine dayalı olmadığı, olayın da iş kazası sayılamayacağının belirtildiği; davacı tarafından sigortalılık süresinin tespitine ilişkin dava açılıp, tespit kararı verilmesi durumunda, davaya konu olayın da iş kazası olacağının anlaşalacağı, hizmet süresinin tespitine ilişkin dava açmayan davacının, bu aşamada olayın iş kazası olduğunun tespiti isteminde hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiştir. Davacının, sigortalılık süresinin tespitini istemeksizin, kısa vadeli sigorta kollarından sağlanacak sigorta yardımlarına ilişkin olarak, olayın iş kazası olduğunun tespitini istemesinde hukuki yararı bulunmakta olup; anılan sigorta yardımlarına ulaşmak için sigortalılık süresinin tespiti davası açmaya zorlanması isabetsizdir. Mahkemece, davalılardan Kurum tarafından, olayın iş kazası olarak kabul edilmeyip, cevap dilekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin istenildiği hususu da gözetilerek; işin esasına girilip, davacının çalışmalarının hizmet sözleşmesinin unsurlarını taşıyıp-taşımadığı, davacının, anılan çalışmalar nedeniyle sigortalı sayılıp-sayılmayacağı, olayın, sigortalı olarak çalışılırken meydana gelip-gelmediği, sonucunda da, davaya konu olayın iş kazası olarak nitelendirilip -nitelendirilemeyeceği araştırılıp, tartışılarak sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemenin yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, hatalı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 01/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargılama Usulü ve Re'sen Araştırma İlkesi

İş kazasının tespiti davaları niteliği itibarıyla kamu düzenini ilgilendirdiğinden mahkemece re'sen araştırma ilkesi uygulanır. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2016/4338 Esas ve 2017/6144 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, uyuşmazlık dönemini kapsayacak biçimde Sosyal Güvenlik Kurumundan dönem bordrolarının celbedilmesi, bordrolarda yer alan tanıkların re'sen belirlenerek beyanlarının alınması ve araştırma genişletilerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi zorunludur. Bu davalarda tarafların delil sunumu özel bir ispat vasıtasıyla sınırlandırılmamıştır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme Kuralları

İş kazasının tespiti davalarında görevli mahkeme İş Mahkemeleridir; İş Mahkemesi bulunmayan yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemeleri davaya İş Mahkemesi sıfatıyla bakar. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 6. maddesi gereğince yetkili mahkeme; davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi, işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi ya da davalının birden fazla olması durumunda bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir. İş kazasından kaynaklanan tazminat taleplerinde ise zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. 7036 sayılı Kanun'un 6. maddesinin beşinci fıkrası doğrultusunda bu yetki kurallarına aykırı olarak yapılan yetki sözleşmeleri geçersizdir.

7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 6Kaynağı aç
MADDE 6- (1) İş mahkemelerinde açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir. (2) Davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. (3) İş kazasından doğan tazminat davalarında, iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. (4) İş mahkemelerinin yetkilerine ilişkin olarak diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır. (5) Bu madde hükümlerine aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir. Yargılama usulü ve kanun yolları

Dava Şartı Arabuluculuk İstisnası

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarında arabuluculuk bir dava şartı olarak uygulanmaz. Dolayısıyla iş kazasının tespiti davası açılmadan önce arabuluculuk bürosuna başvurulması zorunlu değildir. Bununla birlikte taraflar kendi iradeleriyle ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurma hakkına sahiptir.

7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
MADDE 3- (1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/41 md.) Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (3) İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz. (4) Arabuluculuk Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan bu madde uyarınca arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderir. (5) Başvuru karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. (6) Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir. (7) Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna verir. Büro, tarafların resmi kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. (8) Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder.  Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. (9) Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim eder. Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı büroya iade eder. Mahkeme kararı büro tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca taraflara tebliğ edilir. Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve onuncu fıkrada belirtilen süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar. Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili büro, altıncı fıkra uyarınca arabulucu görevlendirir. (10) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. (11) Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması yahut yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması veya varılamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir. (12) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/28 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.[1] (13) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. İşe iade talebiyle yapılan görüşmelerde tarafların anlaşmaları durumunda, arabulucuya ödenecek ücretin belirlenmesinde işçiye işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer haklarının toplamı, Tarifenin İkinci Kısmı uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilir. (14) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (15)  (İptal : Anayasa Mahkemesinin 3/6/2025 tarihli ve E.:2024/157; K.:2025/121 sayılı Kararı ile.) (16) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. (17) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. (18) Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. İşverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir. (19) Arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür. (20) 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunda düzenlenen gazeteci ile 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununda düzenlenen gemiadamı, bu madde kapsamında işçi sayılır. (21) Bu maddede hüküm bulunmayan hâllerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uygulanır. (22) Arabuluculuğa başvuru usulü, arabulucunun görevlendirilmesi ve arabuluculuk görüşmelerine ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuru zorunluluğu

İş Kazası Sonucu Bağlanan Gelir ve Genel Maluliyet

İş kazası neticesinde meslekte kazanma gücünün en az %10 oranında azaldığı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yetkilendirilen sağlık kurulları raporlarıyla saptanan işçilere sürekli iş göremezlik geliri bağlanır. İş kazası sonucunda çalışma veya meslekte kazanma gücünün en az %60'ının yitirilmesi hâlinde ise genel maluliyet aylığı koşulları kapsamında 10 yıllık sigortalılık süresi ve 1800 prim gününün tamamlanmış olması aranmaktadır.

İş kazasının tespiti davası açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mudur?

Hayır, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca iş kazasından kaynaklanan tespit davalarında arabuluculuk bir dava şartı değildir; taraflar yalnızca dilerlerse ihtiyari arabuluculuğa başvurabilirler.

İşyerinde geçirilen kalp krizi iş kazası niteliğinde midir?

Evet, sigortalının hizmet sözleşmesine dayalı olarak işyerinde bulunduğu ve çalıştığı sırada geçirdiği kalp krizi sonucunda bedence zarara uğraması veya yaşamını yitirmesi iş kazası olarak kabul edilmektedir.

İş kazası tespiti davasında deliller nasıl değerlendirilir?

İş kazasının tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden mahkemece re'sen araştırma yapılır; Kurumdan dönem bordroları getirtilir, bordro tanıkları re'sen tespit edilip dinlenir ve taraflar her türlü hukuki delile dayanabilir.

Hizmet süresi tespit edilmeden iş kazasının tespiti istenebilir mi?

Evet, sigortalılık süresinin tespiti talep edilmeksizin, kısa vadeli sigorta kollarından sağlanacak sigorta yardımlarına ilişkin olarak olayın iş kazası olduğunun tespitini istemekte hukuki yarar bulunmaktadır; davacı sigortalılık süresinin tespiti davası açmaya zorlanamaz.

Sosyal Güvenlik Kurumu başvuruya cevap vermezse dava açılabilir mi?

Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan iş kazası bildirimi ve tespit başvurusuna bir yılı aşkın süre boyunca olumlu ya da olumsuz bir cevap verilmediği durumlarda, ilgilinin tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğu kabul edilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu