İş Kazası ve Meslek Hastalığı Tazminat Davası

by Avukat Erdal Ersoy
İş Kazası ve Meslek Hastalığı Tazminat Davası

İş kazası veya meslek hastalığı sonrasında işverenden istenen tazminat, işverenin kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi ya da kişilik haklarının ihlaline bağlı zararı kapsar. Bu zarar, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine göre giderilir. İşveren, işyerinde sağlığı ve güvenliği sağlamak için gerekli her önlemi almak ve araç ile gereçleri eksiksiz bulundurmakla yükümlüdür. İşçi de alınan önlemlere uymak zorundadır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 417Kaynağı aç
MADDE 417- İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür. İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir. 2. Ev düzeni içinde çalışmada

İş kazası sayılan hâller

5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi iş kazasını, sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren bir olay olarak kurar. Bu sonuç, maddede ayrı ayrı yazılan hâllerden birinde doğmalıdır. İlk hâl, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada gerçekleşen olaydır.

5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 13Kaynağı aç
MADDE 13- İş kazası; a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) (Değişik: 17/4/2008-5754/8 md.) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) (Değişik: 17/4/2008-5754/8 md.) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.[25] İş kazasının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının; a) (a) bendi ile 5 inci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma da en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde, b) (b) bendi kapsamında bulunan sigortalı bakımından kendisi tarafından, bir ayı geçmemek şartıyla rahatsızlığının bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonra üç işgünü içinde, c) (Mülga: 17/4/2008-5754/8 md.) (Değişik paragraf: 17/4/2008-5754/8 md.) iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile Kuruma bildirilmesi zorunludur. Bu fıkranın (a) bendinde belirtilen süre, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde, iş kazasının öğrenildiği tarihten itibaren başlar. Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilir. Bu soruşturma sonunda yazılı olarak bildirilen hususların gerçeğe uymadığı ve olayın iş kazası olmadığı anlaşılırsa, Kurumca bu olay için yersiz olarak yapılmış bulunan ödemeler, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan, 96 ncı madde hükmüne göre tahsil edilir. İş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usûlü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Meslek hastalığının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması

İşverenin yürütmekte olduğu iş sebebiyle meydana gelen olay da tanıma girer. Sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa, yürüttüğü iş nedeniyle meydana gelme ayrıca belirtilmiştir. İki durum aynı bentte yan yana yazılır.

Bir işverene bağlı sigortalının görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi de ayrıca düzenlenmiştir. Tanıma giren süre, bu gönderilme yüzünden asıl işin yapılmadığı zamandır. Görevlendirme sırasındaki bütün işyeri dışı süre, bu bentte iş kazası hâli olarak yazılmaz.

Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı uyarınca çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlar da sayılır. Hüküm bu sigortalı grubu ve süt verme zamanıyla sınırlıdır.

Sigortalıların işveren tarafından sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidip gelmesi sırasında meydana gelen olay da, sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiriyorsa iş kazasıdır. Hüküm, taşıtın işverence sağlanmasını arar.

Meslek hastalığının tanımı ve tespiti

5510 sayılı Kanun'un 14. maddesi meslek hastalığını, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden doğan ve tekrarlanan bir sebebe ya da işin yürütüm şartlarına bağlar. Bu sebeplerden biri yüzünden uğranılan geçici veya sürekli hastalık ile bedensel veya ruhsal engellilik hâlleri meslek hastalığıdır.

5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 14Kaynağı aç
MADDE 14- Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.[26] Sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun; a) Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usûlüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgelerin incelenmesi, b) Kurumca gerekli görüldüğü hallerde, işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbî sonuçlarını ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin incelenmesi, sonucu Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi zorunludur. Meslek hastalığı, işten ayrıldıktan sonra meydana çıkmış ve sigortalı olarak çalıştığı işten kaynaklanmış ise, sigortalının bu Kanunla sağlanan haklardan yararlanabilmesi için, eski işinden fiilen ayrılmasıyla hastalığın meydana çıkması arasında bu hastalık için Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte belirtilen süreden daha uzun bir zamanın geçmemiş olması şarttır. Bu durumdaki kişiler, gerekli belgelerle Kuruma müracaat edebilirler. Herhangi bir meslek hastalığının klinik ve laboratuvar bulgularıyla belirlendiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin işyerindeki inceleme sonunda tespit edildiği hallerde, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, söz konusu hastalık Kurumun veya ilgilinin başvurusu üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı ile meslek hastalığı sayılabilir. Meslek hastalığının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının; a) (a) bendi ile 5 inci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından, sigortalının meslek hastalığına tutulduğunu öğrenen veya bu durum kendisine bildirilen işveren tarafından,[27] b) (b) bendi kapsamındaki sigortalı bakımından ise kendisi tarafından, bu durumun öğrenildiği günden başlayarak üç işgünü içinde, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile Kuruma bildirilmesi zorunludur. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen veya yazılı olarak bildirilen hususları kasten eksik ya da yanlış bildiren işverene veya 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıya, Kurumca bu durum için yapılmış bulunan masraflar ile ödenmişse geçici iş göremezlik ödenekleri rücû edilir. Meslek hastalığı ile ilgili bildirimler üzerine gerekli soruşturmalar, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla yaptırılabilir. Hangi hallerin meslek hastalığı sayılacağı, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usûlü ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikte düzenlenir. Yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması hususunda çıkabilecek uyuşmazlıklar, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır. Hastalık ve analık hali

Sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi zorunludur. Kurul, Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucusunun usulüne uygun düzenlediği sağlık kurulu raporunu ve bu raporun dayanağı tıbbi belgeleri inceler. İşyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbi sonuçları gösteren denetim raporları ile gerekli diğer belgeler, her olayda değil, Kurum gerekli gördüğünde incelemeye alınır.

Meslek hastalığı işten ayrıldıktan sonra ortaya çıkmış ve sigortalı olarak çalışılan işten kaynaklanmışsa, bu Kanunla sağlanan haklar için ek bir zaman şartı vardır. Eski işten fiilen ayrılma ile hastalığın ortaya çıkması arasında, o hastalık için Kurum yönetmeliğinde belirtilecek süreden daha uzun bir zaman geçmemiş olmalıdır. Şart, hükümde bu Kanunla sağlanan haklara bağlanmıştır.

İşten ayrıldıktan sonra ortaya çıkan ve çalışılan işten kaynaklanan meslek hastalığı bakımından bu durumdaki kişiler, gerekli belgelerle Kuruma başvurabilir. Hüküm başvuruyu emretmez; başvurulabileceğini düzenler.

Klinik ve laboratuvar bulgularıyla belirlenen hastalık, hastalığa yol açan etken işyerindeki incelemede de tespit edilmişse, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile meslek hastalığı sayılabilir. Bunun için Kurumun veya ilgilinin başvurusu üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı gerekir. İki tespit şartı ve Kurul onayı birlikte aranır. Sonuç, hastalığın kendiliğinden sayılması değil, sayılabileceğidir.

Yönetmelikte belirlenmiş hastalıklar dışında bir hastalığın meslek hastalığı sayılıp sayılmaması konusunda çıkan uyuşmazlık, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır. Bu yol, yönetmelikte belirlenmiş hastalıkların dışındaki uyuşmazlıklar içindir.

Meslek hastalığına yakalanan işçi, iş mahkemesinde maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Bu imkân, dava şartını, süreyi ve ispat yükünü ayrıca belirlemez.

İş kazasının bildirimi

4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5. madde kapsamındaki sigortalılar bakımından iş kazasını, onları çalıştıran işveren bildirir. Bildirim o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, Kuruma ise en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde yapılır. Kuruma bildirim, iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesiyle doğrudan ya da taahhütlü posta ile zorunludur. Kaza işverenin kontrolü dışındaki yerde olmuşsa, (a) bendinde belirtilen süre kazanın öğrenildiği tarihten başlar.

4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalı, iş kazasını kendisi bildirir. Süre, bir ayı geçmemek şartıyla, rahatsızlığın bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonraki üç iş günüdür.

Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılamayacağı hakkında karar verilebilmesi için gerektiğinde soruşturma yapılabilir. Soruşturma, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirdiği memurlarca veya Bakanlık iş müfettişlerince yürütülebilir. Yazılı bildirimin gerçeğe uymadığı ve olayın iş kazası olmadığı anlaşılırsa, bu olay için yersiz yapılmış ödemeler ödeme tarihinden itibaren, gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan 96. madde hükmüne göre tahsil edilir. Hüküm Kurum ödemelerine ilişkindir.

İş kazası ve meslek hastalığı bildirgesinin şekli ve içeriği, verilme usulü ile 13. maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Meslek hastalığının bildirimi ve rücu

Meslek hastalığında bildirimi yapacak kişi sigortalının kapsamına göre değişir. 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5. madde kapsamındaki sigortalılarda, hastalığa tutulduğunu öğrenen veya bu durum kendisine bildirilen işveren bildirir. (b) bendi kapsamındaki sigortalı bildirimi kendisi yapar. Her iki hâlde bildirim, durumun öğrenildiği günden başlayarak üç iş günü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesiyle Kuruma yapılır.

Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen işverene veya 4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıya, Kurumun bu durum için yaptığı masraflar ve ödenmişse geçici iş göremezlik ödenekleri rücu edilir. Yazılı olarak bildirilen hususları kasten eksik ya da yanlış bildirenler hakkında da aynı sonuç yazılmıştır. Eksik veya yanlış bildirimde rücu, kasıt şartına bağlıdır. Hüküm, Kurumun masrafı ve geçici iş göremezlik ödeneği hakkındadır.

Meslek hastalığı bildirimleri üzerine gerekli soruşturmalar, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirdiği memurlar veya Bakanlık iş müfettişleri aracılığıyla yaptırılabilir. Hüküm soruşturmayı her bildirimde zorunlu kılmaz. Hangi hâllerin meslek hastalığı sayılacağı, bildirgenin şekli ve içeriği, verilme usulü ile 14. maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Kurum yönetmeliğine bırakılmıştır.

Ölüm hâlindeki zarar ve hesap sınırı

Ölüm hâlinde uğranılan zararlar arasında özellikle cenaze giderleri vardır. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar da bu kapsamdadır. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradığı kayıplar ayrıca sayılır. Madde bu kalemleri özellikle gösterir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 53Kaynağı aç
MADDE 53- Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar. b. Bedensel zarar

Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen de olsa tamamen da olsa rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemesi bu hesabın dışında bırakılır. İfa amacını taşımayan ödeme de böyledir. Bu ödemeler ne zararın belirlenmesinde gözetilir ne de zarar veya tazminattan indirilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 55Kaynağı aç
MADDE 55- Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz. Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır. d. Manevi tazminat

Bu hükme göre hesaplanan tazminat, bulunan miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz.

Türk Borçlar Kanunu'nun bu hükümleri, idarenin sorumlu olduğu hâllere de uygulanır. Kapsam, her türlü idari eylem ve işlemi ve idarenin sorumlu olduğu diğer sebepleri içerir. Zarar, vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesinden ya da kişinin ölümünden doğmuş olmalıdır.

Manevi tazminat

Bir kimsenin bedensel bütünlüğü zedelenirse hâkim, olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Hüküm, her bedensel zararda manevi tazminat ödenmesini zorunlu kılmaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 56Kaynağı aç
MADDE 56- Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. 2. Haksız rekabet

Yakınlara manevi tazminat, ağır bedensel zarar veya ölüm hâliyle sınırlıdır. Bu hâllerden birinde hâkim, zarar görenin veya ölenin yakınları bakımından da uygun bir ödemeye karar verebilir. Hüküm takdirîdir.

İş kazası geçiren işçinin veya ölümü hâlinde desteğinden yoksun kalanların manevi zararına karşılık Sosyal Güvenlik Kurumu ödeme yapmaz. Kurum maddi zararı tam karşılamış olsa bile, iş kazası ve meslek hastalığında manevi tazminat talebi gündeme gelebilir. Talebin gündeme gelmesi, hâkimin her olayda manevi tazminata hükmetmesi anlamına gelmez.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin E. 2016/115, K. 2017/2948 sayılı kararında manevi tazminatın tutarı hâkimin takdirine bırakılmıştır. Takdirde ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, kusur durumu, olayın ağırlığı ve olay tarihi gözetilir. Kararda, olayın işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığının da gözetilmesi ve tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu gerekçe bir hesap formülü kurmaz.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2016/115, K. 2017/2948Kaynağı aç
21. Hukuk Dairesi         2016/115 E.  ,  2017/2948 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün davacı ve davalılardan …. Sigorta A.Ş. vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. K A R A R 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici nedenlere göre, Davacıların ve Davalı …Ş. nin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, 2- Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahibi yakınları olan eş, anne ve babasının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davacı eş lehine 18.870,33 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın, davacı anne ve baba lehine ise 7.500 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16.01.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ve sigorta şirketi yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, davacı anne ve babanın maddi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiştir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacıların desteği sigortalı …..ın davalı …..Ür. San İhr. A.Ş.’de kamyon şoförü olarak çalışırken, 16.01.2007 tarihinde ….’dan yüklediği kumaşları ….’a götürdüğü esnada bölünmüş karayolunda hareket halinde iken, sol ön lastiğin patlaması neticesinde meydana gelen tek taraflı trafik kazası neticesinde vefat ettiği, olayın Kurum tarafından iş kazası olarak kabul edildiği, itibar olunan kusur raporuna göre olayın gerçekleşmesinde %100 oranında kaçınılmazlığın etkili olduğu, mahkemece %100 kusur üzerinden ve davacı eş ve anne için bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri davacıların maddi tazminat istemlerinden tenzil edilmek suretiyle yapılan hesabın hükme esas alındığı ve gerekçede işaret olunduğu şekilde tazminat alacaklarından %50 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak maddi tazminatlar hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır. Kaçınılmazlık, hukuksal ve teknik anlamda, fennen önlenmesi mümkün bulunmayan başka bir anlatımla, işverence mevzuatın öngördüğü tüm önlemlerin alınmış olduğu koşullarda dahi önlenmesi mümkün bulunmayan durum ve sonuçları ifade eder. Bir olayın tamamen kaçınılmazlık sonucu meydana geldiğinin saptanması halinde hakim, işverenin sorumluluğunu, Borçlar Kanunu'nun 43. maddesini gözönünde tutarak hakkaniyet ölçüsünde saptamalıdır. Her iki taraf yönünden % 50'şer sorumluluğun paylaştırılması ilk bakışta uygun görünebilirse de, işçi-işveren arasındaki bu tür davalarda tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının göz önünde bulundurulması halinde; işverene biraz daha fazla sorumluluk verilmesi; sosyal hukuk devleti ilkesi gereği düşünülebilir. Yargıtay’ın yerleşik uygulaması da bu yöndedir. Somut olayda iş kazasının gerçekleşmesinde % 100 oranında kaçınılmazlığın etkili olduğu tesbit edildiğine göre yukarıda söz edilen ilkeler göz önünde bulundurularak, özellikle nimet ve külfet dengesinin sağlanması açısından kaçınılmazlığın % 60’ı davalı işverene yüklenmek suretiyle davalı işverenin sorumluluğu belirlenmesi gerekirken, davalının kaçınılmazlığın %50’si oranında sorumluluğunu doğuracak şekilde ve olayda uygulanma ihtimali bulunmayan hakkaniyet indirimine yönelik hukuki düzenlemeye atıfla, davalı işverenin sorumluluğu hafifletilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 2. maddesine göre “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır” Dairemizin ve giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici işgöremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanunun 55. maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır. Bu açıklamalara göre 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55.maddesinde yer alan “kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemelerin zarar veya tazminattan indirilemeyeceği” düzenlemesi dikkate alındığında iş kazasının gerçekleşmesinde %100 oranında kaçınılmazlık faktörünün etkili olması nedeniyle davacı eş ve anneye bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya kabil olmaması nedeniyle tazminat alacağından indirilmesinin mümkün olmadığı gözetilmeden, bağlanan gelirin tazminat alacağından indirilmek suretiyle karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. 3- Manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, Gerek mülga B.K'nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56. maddesi hükmüne göre Hakim, ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir. Hakimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin Duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de; hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370) Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı eş için takdir edilen 10.000 TL manevi tazminat ile davacı anne ve babanın her biri için takdir edilen 7.500 TL manevi tazminatın az olduğu açıktır. 4-Gerek olay tarihinde yürürlükte bulunan Mülga 818 sayılı BK'nun 101.maddesinde gerekse karar tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 117.maddesindeki düzenlemeye göre ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer'' şeklindeki düzenlenme karşısında iş kazası nedeniyle takdir edilen tazminat alacakları için davalı … şirketinin daha önce temerrüde düşürüldüğünün ispat edilememiş olması nedeniyle sigorta şirketinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu tutulması gerekirken; kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu tutulması sonucunu doğuracak şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, Davacıların ve Davalı …Ş’nin bu yöne ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacı ve davalı …Ş'ne iadesine 10.04.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Aynı kararda eş için takdir edilen manevi tazminat ile anne ve babanın her biri için takdir edilen manevi tazminat az bulunmuştur. Değerlendirme bu dosyadaki takdire ilişkindir ve genel bir manevi tazminat tarifesi oluşturmaz.

Kaçınılmazlık ve bağlanan gelir

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2016/115, K. 2017/2948 kararında kaçınılmazlık, hukuksal ve teknik anlamda önlenmesi mümkün bulunmayan durum ve sonuçlar olarak açıklanmıştır. İşveren, mevzuatın öngördüğü bütün önlemleri almış olsa bile önlenemeyen sonuçlar bu kapsamdadır.

Bu dosyada iş kazasının gerçekleşmesinde yüzde 100 oranında kaçınılmazlık bulunduğu tespiti esas alınmıştır. Daire, nimet ve külfet dengesini gözeterek kaçınılmazlığın yüzde 60'ının davalı işverene yüklenmesi gerektiğini belirtmiştir. Kaçınılmazlığın yüzde 50'si oranında sorumluluk kurulması ve olayda uygulanma ihtimali bulunmayan hakkaniyet indirimiyle sorumluluğun hafifletilmesi bozma nedeni sayılmıştır. Yüzde 60 paylaşımı, yüzde 100 kaçınılmazlık tespit edilen bu dosyanın bozma gerekçesidir. Kanunda yazılı genel bir oran değildir. Yerel mahkemenin yüzde 50 uygulaması, dairece benimsenen sonuç değildir. Yerel mahkeme hükmü açıklanan nedenlerle bozulmuştur.

Aynı kararda, yüzde 100 kaçınılmazlık nedeniyle davacı eşe ve anneye bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya elverişli olmadığı kabul edilmiştir. Bu değerin tazminattan indirilmesi de bozma nedenidir. İndirilemezlik, o dosyada rücuya elverişli olmama gerekçesine bağlıdır. Her sosyal güvenlik ödemesinin her olayda tazminattan indirilemeyeceği sonucu bu gerekçeden çıkmaz.

Daire, 6098 sayılı Kanun'un 55. maddesini emredici kabul etmiş ve gerçekleşme tarihine bakılmaksızın uygulanması gerektiğini gerekçesine yazmıştır. Hükmün bozulması, yerel mahkeme sonucunun dairece benimsendiği anlamına gelmez.

Geçici ödeme

Geçici ödeme kararı, zarar görenin istemine bağlıdır. Hâkim ancak haklılığı inandırıcı kanıtlarla ortaya konmuş bir iddiada ve ekonomik durum ödemeyi gerektiriyorsa, davalının böyle bir ödeme yapmasına hükmedebilir. İstem, inandırıcı kanıt ve ekonomik durum birlikte aranır. Hüküm, iş kazası veya meslek hastalığı davasına özgü zorunlu bir uygulama kurmaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 76Kaynağı aç
MADDE 76- Zarar gören, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunduğu ve ekonomik durumu da gerektirdiği takdirde hâkim, istem üzerine davalının zarar görene geçici ödeme yapmasına karar verebilir. Davalının yaptığı geçici ödemeler, hükmedilen tazminata mahsup edilir; tazminata hükmedilmezse hâkim, davacının aldığı geçici ödemeleri, yasal faizi ile birlikte geri vermesine karar verir. ÜÇÜNCÜ AYIRIM Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Borç İlişkileri A. Koşulları I. Genel olarak

Davalının yaptığı geçici ödemeler, hükmedilen tazminata mahsup edilir. Tazminata hükmedilmezse hâkim, davacının aldığı geçici ödemeleri yasal faiziyle birlikte geri vermesine karar verir.

Sigorta şirketinin faiz başlangıcı

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2016/115, K. 2017/2948 kararında sigorta şirketinin daha önce temerrüde düşürüldüğü ispatlanamadığından, takdir edilen tazminat için şirketin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir. Kaza tarihinden itibaren yasal faize yol açacak biçimde karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Gerekçe, temerrüdü ispatlanamayan sigorta şirketine ilişkindir. İşverenin faiz başlangıcı bu değerlendirmede ayrıca kurulmamıştır.

Zamanaşımı hükümlerinin sınırı

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesine göre, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Madde, iş kazası veya meslek hastalığı tazminatı için ayrı bir süre yazmaz. Aksine hüküm bulunup bulunmadığı ve sürenin hangi olayla başlayacağı bu maddenin metninden çıkarılmaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
MADDE 146- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. II. Beş yıllık zamanaşımı

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesi, kanunda başka türlü yazılmış hâller dışında kamu davasının düşme sürelerini düzenler. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçta süre otuz yıl, müebbet hapis cezasını gerektiren suçta yirmibeş yıl, alt sınırı yirmi yıldan az olmayan hapiste yirmi yıl, beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapiste onbeş yıl, beş yıldan fazla olmayan hapis veya adlî para cezasında sekiz yıldır. Hüküm, iş kazası veya meslek hastalığı tazminat davasının bu sürelere tabi olduğunu söylemez.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
Madde 66- (1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası; a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl, b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl, c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl, d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl, e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl, geçmesiyle düşer. (2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer. (3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur. (4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır. (5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8 md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar. (6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar. (7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz. Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi

İş mahkemesinde yetkili yer

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 6. maddesine göre, iş mahkemesinde açılacak davada iki genel yetkili yer vardır. Bunlar, davalı gerçek veya tüzel kişinin dava tarihindeki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir. Davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.

7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 6Kaynağı aç
MADDE 6- (1) İş mahkemelerinde açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir. (2) Davalı birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. (3) İş kazasından doğan tazminat davalarında, iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. (4) İş mahkemelerinin yetkilerine ilişkin olarak diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır. (5) Bu madde hükümlerine aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir. Yargılama usulü ve kanun yolları

İş kazasından doğan tazminat davasında yetki genişler. Kazanın meydana geldiği yer, zararın meydana geldiği yer ve zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Ek yetki, iş kazasından doğan tazminat davaları için yazılmıştır. Meslek hastalığından doğan tazminat davası bu fıkrada ayrıca sayılmaz.

İş mahkemelerinin yetkilerine ilişkin olarak diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır. 6. madde hükümlerine aykırı yetki sözleşmesi geçersizdir.

Sık sorulan sorular

İş kazası hangi olaylarda oluşur?

Sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren ve 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde sayılan hâllerden birinde meydana gelen olay iş kazasıdır. Bu hâller işyerinde bulunmayı, yürütülen işi, bağımsız çalışmada yürütülen işi, görevle başka yere gönderilme nedeniyle asıl iş yapılmadan geçen zamanı ve işverence sağlanan taşıtla gidiş gelişi kapsar. Süt verme zamanı ise yalnızca Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanları kapsar.

Meslek hastalığı nasıl tespit edilir?

Sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğunun Kurum Sağlık Kurulu tarafından tespit edilmesi zorunludur. Tespit, yetkilendirilen sağlık hizmet sunucusunun usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbi belgeler ile, Kurumca gerekli görülen hâllerde denetim raporları ve diğer belgelere dayanır.

İş kazası bildirimi hangi sürede yapılır?

4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5. madde kapsamındaki sigortalılarda işveren, yetkili kolluğa derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirir. Kaza işverenin kontrolü dışındaki yerde olmuşsa, (a) bendinde belirtilen süre kazanın öğrenildiği tarihten başlar. (b) bendi kapsamındaki sigortalı bildirimi kendisi yapar; süre, bir ayı geçmemek şartıyla rahatsızlığın bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonraki üç iş günüdür.

Meslek hastalığı bildirimi ne zaman yapılır?

Meslek hastalığı, durumun öğrenildiği günden başlayarak üç iş günü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesiyle Kuruma bildirilir. (a) bendi ile 5. madde kapsamındaki sigortalılarda bildirim, hastalığı öğrenen veya kendisine bildirilen işverene aittir. (b) bendi kapsamındaki sigortalı bildirimi kendisi yapar.

Manevi tazminat her bedensel zararda zorunlu mudur?

Hayır. Hâkim, bedensel bütünlüğün zedelenmesinde olayın özelliklerini gözeterek uygun bir manevi tazminata karar verebilir. Yakınlar için bu imkân ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde ve yine takdiren söz konusudur.

Hesaplanan maddi tazminat hakkaniyetle değiştirilebilir mi?

Hayır. 6098 sayılı Kanun'un 55. maddesine göre hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz. Destekten yoksun kalma ve bedensel zarar hesabında, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler de indirilemez.

Geçici ödeme hangi şartlarda istenebilir?

Zarar gören istemde bulunmuş, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıt sunmuş ve ekonomik durumu da gerektiriyorsa hâkim, davalının geçici ödeme yapmasına karar verebilir. Yapılan ödemeler hükmedilen tazminata mahsup edilir. Tazminata hükmedilmezse alınan tutar yasal faiziyle geri verilir.

İş kazası tazminat davasında hangi yer yetkilidir?

İş mahkemesinde açılacak davada davalının dava tarihindeki yerleşim yeri ile işin veya işlemin yapıldığı yer yetkilidir. İş kazasından doğan tazminat davasında kazanın veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri de yetkilidir.

İşten ayrıldıktan sonra meslek hastalığında süre şartı nedir?

Hastalık işten ayrıldıktan sonra ortaya çıkmış ve sigortalı olarak çalışılan işten kaynaklanmışsa, bu Kanunla sağlanan haklar için eski işten fiilen ayrılma ile hastalığın ortaya çıkması arasında yönetmelikte o hastalık için belirtilen süreden daha uzun zaman geçmemiş olmalıdır. Klinik ve laboratuvar bulgularıyla belirlenen ve hastalığa yol açan etkeni işyerindeki incelemede tespit edilen hastalık ise, meslek hastalıkları listesindeki yükümlülük süresi aşılmış olsa bile, Kurumun veya ilgilinin başvurusu üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayıyla meslek hastalığı sayılabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu