İş Gücü Piyasalarında Rekabet İhlalleri ve Kılavuz İlkeleri

by Avukat Erdal Ersoy
İş Gücü Piyasalarında Rekabet İhlalleri ve Kılavuz İlkeleri

İş Gücü Piyasalarında Rekabet Hukuku Düzenlemeleri

Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin kararları 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesi gereğince hukuka aykırı ve yasaktır. İş gücü piyasalarındaki rekabet ihlallerine yönelik çerçeve ise Rekabet Kurulu'nun 21.11.2024 tarih ve 24-49/1087-RM(4) sayılı kararıyla kabul edilen ve Kurum internet sitesinde 03.12.2024 tarihinde yayımlanan İş Gücü Piyasalarındaki Rekabet İhlallerine Yönelik Kılavuz ile açıklanmıştır.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 4Kaynağı aç
Madde 4 – Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır. Bu haller, özellikle şunlardır: a) Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tesbit edilmesi, b) Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü, c) Mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların piyasa dışında belirlenmesi, d) Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi, e) Münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması, f) Anlaşmanın niteliği veya ticari teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya aracı teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir mal veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi, Bir anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin veya arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder. Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Muafiyet

Ücret Tespiti Anlaşmaları ve Kartel Niteliği

Ücret tespiti anlaşmaları; teşebbüslerin çalışanların ücretleri, zam oranları, çalışma süreleri, yan hakları, tazminatları, izin hakları ve rekabet etmeme yükümlülükleri gibi çalışma koşullarını birlikte belirledikleri anlaşmalardır. 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ikinci fıkrası alım veya satım fiyatı ile fiyatı oluşturan maliyet ve her türlü alım ya da satım şartlarının tespitini yasaklamaktadır. Bu kapsamda çalışanların ücret ve diğer çalışma koşullarının maliyet veya alım şartı sayılması sebebiyle, bunların tespitine yönelik teşebbüsler arası anlaşmalar amaç bakımından rekabet ihlali ve kartel olarak nitelendirilir.

Çalışan Ayartmama Anlaşmaları ve Üçüncü Tarafların Konumu

Çalışan ayartmama anlaşmaları; bir teşebbüsün bir başka teşebbüsün çalışanlarına iş teklif etmemesine veya bu çalışanları işe almamasına yönelik doğrudan yahut dolaylı mutabakatları ifade eder. Bu mutabakatlar arz edilen emeğin teşebbüsler arasında yapay olarak paylaşılması amacını taşır. 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinde düzenlenen piyasa unsurlarının paylaşılması ve kontrolü yasağı çerçevesinde ele alınan söz konusu anlaşmalar, sağlayıcı veya müşteri paylaşımıyla aynı doğrultuda değerlendirilerek amaç bakımından rekabet ihlali ve kartel kabul edilir.

Ücret tespiti veya çalışan ayartmama anlaşmalarının doğrudan teşebbüsler arasında kurulmayıp üçüncü bir tarafın aracılığıyla gerçekleştirilmesi de mümkündür. Böyle bir durumda somut olayın özellikleri incelenir ve anlaşmaya aracılık eden ilgili üçüncü taraf da ihlal tarafı olarak kabul edilebilir.

İş Gücü Piyasasında Bilgi Değişimi ve Güvenli Raporlama

Teşebbüsler arasında açık bir ücret tespiti veya ayartmama anlaşması bulunmasa dahi iş gücüne ilişkin bilgilerin paylaşılması rekabet ihlali teşkil edebilir. 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca bir anlaşmanın varlığı ispatlanamadığında piyasadaki fiyat değişmelerinin, arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin rekabetin engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi uyumlu eylem karinesi oluşturur; taraflar ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanarak uyumlu eylemde bulunmadıklarını ispatlayabilir. Toplulaştırılmamış, güncel veya geleceğe dönük, veri kaynağının ya da içeriğinin tekil olarak anlaşılmasına imkân tanıyan ve kamuya açık olmayan iş gücü verilerinin teşebbüsler arasında paylaşılması rekabet karşıtı etkiler doğurabilir.

Sektörel raporlar yoluyla yapılan bilgi değişimlerinin kural olarak rekabeti sınırlayıcı etki doğurmaması için belirli kriterlerin bir arada bulunması şarttır. Bu doğrultuda bilgi değişiminin bağımsız bir üçüncü tarafça yürütülmesi, verinin kaynağının veya bireysel içeriğinin anlaşılmasının mümkün olmaması, bilgilerin en az üç ay öncesine dayanması, en az on katılımcı verisi içermesi ve hiçbir katılımcı verisinin toplam veri içinde yüzde 25'ten fazla ağırlığa sahip olmaması gerekir.

Yan Sınırlama Kriterleri ve İspat Yükü

Ana sözleşmenin temel gayesini oluşturmamakla birlikte, bu sözleşmenin uygulanması ve sürdürülebilmesi için doğrudan bağlantılı, zorunlu ve ölçülü görülen kayıtlar yan sınırlama sayılır. Bu nitelikte olduğu belirlenen sınırlamalar 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamındaki yasak çerçevesinde değerlendirilmez. Bir kısıtlamanın yan sınırlama kabul edilebilmesi için doğrudan ilgililik, gereklilik ve orantılılık koşullarının bir arada bulunması şart olup bu unsurların karşılandığını ispatlama yükü tarafların üzerindedir.

Gereklilik unsuru, tarafların sübjektif değerlendirmelerine göre değil, o sınırlamanın bulunmadığı durumda asıl anlaşmanın hayata geçirilmesinin veya sürdürülmesinin mümkün olup olmayacağına dair objektif koşullara göre incelenir. Benzer durumdaki teşebbüslerin ilgili kısıtlama olmaksızın asıl anlaşmaya taraf olmayacağı durumlarda gereklilikten söz edilebilir. Orantılılık unsuru ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaca rekabeti daha az sınırlayan başka bir araçla ulaşılamamasını zorunlu kılar.

Kısıtlamanın süresinin belirtilmemesi veya amacın gerçekleştirilmesi için gerekenden uzun tutulması, kilit önem taşıyan çalışanlar dışındaki kişilere getirilmesi ya da hangi çalışanları kapsadığının açık olmaması orantılılık koşulunu zedeler. Bunun yanı sıra asıl anlaşmanın coğrafi bölgesinin aşılması veya kısıtlamanın asıl anlaşma taraflarının tamamını kapsaması hallerinde de sınırlamanın orantılılık şartını karşılamadığı kabul edilir.

Çalışan ayartmama anlaşmaları rekabet hukuku kapsamında neden kartel sayılır?

Çalışan ayartmama anlaşmaları, arz edilen emeğin teşebbüsler arasında yapay olarak paylaşılması amacını taşıdığından 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca sağlayıcı veya müşteri paylaşımı anlaşmalarıyla aynı çerçevede değerlendirilir ve amaç bakımından kartel niteliğindedir.

Sektörel ücret ve yan hak raporları hangi koşullarda rekabeti kısıtlayıcı sayılmaz?

Bilgi değişiminin bağımsız bir üçüncü tarafça yapılması, bireysel verinin anlaşılmaması, verilerin en az üç ay öncesine ait olması, en az on katılımcı içermesi ve hiçbir katılımcının toplam veri içinde yüzde 25'ten fazla paya sahip olmaması durumunda bu raporlar kural olarak rekabeti sınırlayıcı etki doğurmaz.

İş gücüne yönelik bir kısıtlamanın yan sınırlama olduğunu kim ispatlamalıdır?

İş gücüne ilişkin bir kısıtlamanın doğrudan ilgili, gerekli ve orantılı olduğunu kümülatif biçimde ispatlama yükümlülüğü tarafların üzerindedir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu