İş Davalarında Kanunda Belirlenen Başvuru Süreleri

by Avukat Erdal Ersoy
İş Davalarında Kanunda Belirlenen Başvuru Süreleri

İş uyuşmazlıklarında tabi olunan süreler sürecin aşamasına göre farklılık gösterir. Bireysel yahut toplu iş sözleşmesi ile kanundan kaynaklanan işçi veya işveren alacakları, tazminatlar ve işe iade istemlerinde mahkemeye gitmeden önce arabuluculuk sürecinin tüketilmesi bir dava şartıdır. Arabulucu, başvuruyu görevlendirildiği andan itibaren üç hafta içerisinde karara bağlar; zorunlu hâllerde bu zaman dilimi arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. İşe iade uyuşmazlıkları ise ivedilikle sonuçlandırılmakta olup kanun metninde gün, ay veya yıl bazında ayrı bir bitirme süresi tayin edilmemiştir.

7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
MADDE 3- (1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/41 md.) Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (3) İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz. (4) Arabuluculuk Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan bu madde uyarınca arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderir. (5) Başvuru karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. (6) Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir. (7) Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna verir. Büro, tarafların resmi kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. (8) Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder.  Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. (9) Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim eder. Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı büroya iade eder. Mahkeme kararı büro tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca taraflara tebliğ edilir. Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve onuncu fıkrada belirtilen süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar. Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili büro, altıncı fıkra uyarınca arabulucu görevlendirir. (10) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. (11) Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması yahut yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması veya varılamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir. (12) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/28 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.[1] (13) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. İşe iade talebiyle yapılan görüşmelerde tarafların anlaşmaları durumunda, arabulucuya ödenecek ücretin belirlenmesinde işçiye işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer haklarının toplamı, Tarifenin İkinci Kısmı uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilir. (14) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (15)  (İptal : Anayasa Mahkemesinin 3/6/2025 tarihli ve E.:2024/157; K.:2025/121 sayılı Kararı ile.) (16) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. (17) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. (18) Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. İşverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir. (19) Arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür. (20) 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunda düzenlenen gazeteci ile 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununda düzenlenen gemiadamı, bu madde kapsamında işçi sayılır. (21) Bu maddede hüküm bulunmayan hâllerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uygulanır. (22) Arabuluculuğa başvuru usulü, arabulucunun görevlendirilmesi ve arabuluculuk görüşmelerine ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuru zorunluluğu
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 20Kaynağı aç
Madde 20 – (Değişik birinci fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir. Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. (Değişik üçüncü fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) Dava ivedilikle sonuçlandırılır. Mahkemece verilen karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde, bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir. (İptal dördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesinin 19/10/2005 tarihli ve E.:2003/66, K.:2005/72 sayılı Kararı ile.) Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları

Arabuluculuğun dava şartı olduğu talepler

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrası, arabuluculuğu kanunda sayılan uyuşmazlıklar yönünden dava şartı kabul eder. Kanundan ya da bireysel veya toplu iş sözleşmesinden doğan işçi yahut işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade istemleri bu kapsamdadır. Söz konusu fıkra uyarınca bu alacak ve tazminatlara ilişkin itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında da arabuluculuk dava şartı olarak tatbik edilir; bu kural anılan maddede belirtilmeyen taleplere kendiliğinden teşmil edilemez.

Üçüncü fıkra sınırlı bir istisna getirir. İş kazasından veya meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat davalarında birinci fıkra uygulanmaz. Bu tazminatlarla bağlantılı tespit, itiraz ve rücu davaları da istisnanın içindedir. İstisna bu tazminatlar ve bunlarla birlikte sayılan davalarla sınırlıdır. Düzenleme, iş davalarının tamamını arabuluculuk şartının dışında bırakmaz.

Arabuluculuk süresinin başlaması ve faaliyetin bitmesi

Üç hafta, arabuluculuk faaliyetinin sonuçlandırma süresidir ve görevlendirme tarihinde işlemeye başlar. Uzatma her başvuruda kendiliğinden doğmaz. Uzatmayı arabulucu, zorunlu hâl bulunduğunda yapabilir ve süre en fazla bir haftadır. Arabuluculuk bürosuna başvuru anından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur. Bu ara dönemde hak düşürücü süre de işlemez. Hüküm, durma ve işlemezlik sonucunu bu zaman aralığı için kurar; hangi zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin etkileneceğini madde içinde ayrıca sıralamaz.

Arabulucu, faaliyeti birkaç hâlde sona erdirir. Taraflara ulaşılamaması bunlardan biridir. Taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması da yeterlidir. Görüşme yapılmışsa anlaşmaya varılması veya varılamaması faaliyetin bitiş sebebidir. Arabulucu son tutanağı düzenler ve durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir.

Son tutanak, kesin süre ve usulden ret

Anlaşmaya varılamamışsa davacı, buna ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucunun onayladığı bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Eklenmemişse mahkeme davacıya ihtarlı davetiye gönderir. İhtarda, tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması istenir. Süreye uyulmamasının sonucu olarak davanın usulden reddedileceği de bildirilir. İhtarın gereği yapılmazsa dilekçe karşı tarafa tebliğe çıkarılmaz ve dava usulden reddedilir. Bu bir hafta, yargılamanın toplam uzunluğu değil, tutanağın mahkemeye verilmesi için tanınan kesin süredir.

Arabulucuya hiç başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa mahkeme başka bir işlem yapmaksızın davayı, dava şartının yokluğu sebebiyle usulden reddeder. İşe iade talebinde bu ret ayrıca düzenlenmiştir. Arabulucuya başvurulmadan açıldığı için dava usulden reddedilirse ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir. İki haftalık bu imkân işe iade başvurusuna ilişkindir.

Başvuru yeri, arabulucunun belirlenmesi ve yetki

Başvuru, karşı tarafın yerleşim yerindeki arabuluculuk bürosuna yapılabilir. İşin yapıldığı yerdeki büro da başvuru yeridir. Karşı taraf birden fazlaysa bunlardan birinin yerleşim yeri esas alınabilir. Büronun kurulmadığı yerlerde başvuru, görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır.

Arabulucu kural olarak komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Taraflar, listede bulunan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşırsa görevlendirilen kişi bu arabulucu olur.

Karşı taraf, büronun yetkisine en geç ilk toplantıda itiraz edebilir. İtiraz, yerleşim yerine ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerin sunulmasıyla yapılır. İtiraz reddedilirse aynı arabulucu yeniden görevlendirilir. Üç haftalık sonuçlandırma süresi ve en fazla bir haftalık uzatma, yeni görevlendirme tarihinden itibaren yeniden işlemeye başlar. İtiraz kabul edilirse, kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu durumda yetkisiz büroya başvurma tarihi, yetkili büroya başvurma tarihi kabul edilir.

Görüşmeye katılma, yer ve işçi sayılanlar

Görüşmeye taraf kendisi katılabilir. Kanuni temsilci aracılığıyla katılmak da mümkündür. Avukat aracılığıyla katılma da düzenlenmiştir. İşveren, yazılı belgeyle yetki verdiği çalışanı eliyle temsil edilebilir. Bu çalışan son tutanağı imzalayabilir. Yazılı belge şartı, çalışanın işveren adına temsiline bağlıdır.

Taraflar aksini kararlaştırmamışsa görüşmeler belirli bir alanla sınırlıdır. Bu alan, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanıdır.

13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Kanunda düzenlenen gazeteci, bu madde kapsamında işçi sayılır. 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununda düzenlenen gemiadamı da aynı kapsamda işçi sayılır. Bu sayılma, maddenin arabuluculuk dava şartına ilişkindir.

Üçüncü maddede hüküm bulunmayan bir konuda, niteliğine uygun düştüğü ölçüde 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uygulanır. Başvuru usulü, arabulucunun görevlendirilmesi ve görüşmelere dair diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Aynı maddenin on beşinci fıkrası iptal edilmiştir.

İşe iade talebinde bir ay ve iki hafta

4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesi, iş sözleşmesi feshedilen işçiye süreyle birlikte belirli bir iddia şartı da koyar. İşçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediğini ileri sürebilir. Gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığını da ileri sürebilir. Bu iddialardan biriyle, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorundadır. Bir ay, bildirimin tebliğ edildiği tarihten işlemeye başlar.

Arabuluculuk faaliyeti anlaşmayla kapanmazsa dava yolu iki haftayla sınırlıdır. Süre, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren işler ve dava iş mahkemesinde açılabilir. Taraflar anlaşırsa uyuşmazlık aynı iki hafta içinde iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Özel hakem, tarafların anlaşmasına bağlı bir yoldur.

Feshin geçerli bir sebebe dayandığının ispatı işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ederse bu iddiayı kendisi ispatlamakla yükümlüdür.

İşe iade davasının görülmesi ve istinaf

İşe iade davası ivedilikle sonuçlandırılır. Karara karşı istinaf yoluna başvurulursa bölge adliye mahkemesi ivedilikle karar verir. Bu karar kesin olarak verilir. Kesin karar, hükümde bölge adliye mahkemesinin kararına ilişkindir. Hüküm, ilk derece veya istinaf incelemesinin biteceği gün, ay ya da yılı ayrıca yazmaz. Yirminci maddenin dördüncü fıkrası iptal edilmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesine göre istinaf başvuru süresi iki haftadır. Süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. İstinaf süresini düzenleyen özel kanun hükümleri saklıdır. İş Kanunu'nun 20. maddesi, işe iade davası için bu iki haftadan ayrı bir istinaf başvuru süresi koymaz.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 345Kaynağı aç
MADDE 345- (1) İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır. İstinaf dilekçesinin reddi

Geçersiz fesih, işe başlatma ve tazminat

İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkeme ya da özel hakemce tespit edilip feshin geçersizliğine karar verilmesi durumunda, işverenin işçiyi bir ay içinde işe başlatması zorunludur. Kanundaki bu bir aylık süre, uyuşmazlığın mahkemece karara bağlanma süresini göstermez. İlgili cümlenin kendisi bir aylık sürenin hangi andan başladığını ayrıca belirtmez. Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verirken, işçinin işe başlatılmaması ihtimalinde ödenecek tazminat miktarını da hüküm altına alır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 21Kaynağı aç
Madde 21 – İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Mahkeme veya özel hakem, ikinci fıkrada düzenlenen tazminat ile üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler. İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir. İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların, işçinin işe başlatılması konusunda anlaşmaları hâlinde; a) İşe başlatma tarihini, b) Üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakların parasal miktarını, c) İşçinin işe başlatılmaması durumunda ikinci fıkrada düzenlenen tazminatın parasal miktarını, belirlemeleri zorunludur. Aksi takdirde anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir. İşçinin kararlaştırılan tarihte işe başlamaması hâlinde fesih geçerli hâle gelir ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir. Çalışma koşullarında değişiklik ve iş sözleşmesinin feshi

İşçinin başvurusuna bağlanan süre ayrıca düzenlenmiştir. Kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararı tebliğ edilince işçi, on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvurmak zorundadır. On işgünü, davayı açmak veya yargılamayı bitirmek için öngörülmüş bir süre değildir. İşçi bu süre içinde başvurmazsa işverenin yaptığı fesih geçerli bir fesih sayılır. İşveren yalnız bu feshin hukuki sonuçlarından sorumlu olur.

İşçi başvurmasına rağmen işveren onu bir ay içinde işe başlatmazsa tazminat öder. Tutar, en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücretle sınırlıdır. Hüküm tek bir ay sayısı seçmez; alt ve üst sınırı birlikte koyar. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmayan süre için doğmuş ücret ve diğer haklar da ödenir. Bu ödeme en çok dört aya kadardır. Üst sınır, çalıştırılmayan sürenin dört ay kabul edileceğini veya davanın dört ay sürdüğünü göstermez.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca mahkeme veya özel hakem, işe başlatılmama hâlinde ödenecek tazminat ile çalıştırılmayan süreye ait ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal miktar biçiminde tespit eder.

İşçi işe başlatılırsa peşin ödenen iki kalem mahsup edilir. Bunlar, bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatıdır. Mahsup, maddede belirtilen yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden gerçekleştirilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemişse bu süreye ait ücret ayrıca ödenir. Bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse de aynı sonuç doğar. Maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları sözleşme ile hiçbir suretle değiştirilemez. Aksi yöndeki sözleşme hükümleri geçersizdir.

İşe başlatma konusunda arabuluculuk anlaşması

Arabuluculuk, işçinin işe başlatılması konusunda anlaşmayla biterse tarafların üç noktayı belirlemesi zorunludur. İlki işe başlatma tarihidir. İkincisi, çalıştırılmayan süreye ait ücret ve diğer hakların parasal miktarıdır. Üçüncüsü, işe başlatılmama hâlinde ödenecek tazminatın parasal miktarıdır. Bu belirleme yapılmazsa anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir. İşçi, kararlaştırılan tarihte işe başlamazsa fesih geçerli hâle gelir. İşveren yalnız bunun hukuki sonuçlarından sorumlu olur. Bu sonuç, işe başlatma konusunda anlaşılmış olması hâline bağlanmıştır.

Ücret alacağında zamanaşımı

4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesine göre ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır. Beş yıl, iş davasının kaç ayda veya yılda görüleceğini düzenlemez. Hüküm, ücret alacağının hangi süre içinde talep edilebileceğini gösterir. Kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları, bu fıkradaki beş yıllık sürenin içine bu hükümle alınmış değildir. Arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. (Değişik ikinci fıkra : 17/4/2008-5754/85 md.) Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak kural olarak, Türk parası ile işyerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödenir. Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak, yabancı para olarak kararlaştırılmış ise ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödeme yapılabilir. Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler. (Ek fıkra : 17/4/2008-5754/85 md.) İşçinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesaplarına yatırılmak suretiyle ödenmesine ilişkin diğer usûl ve esaslar anılan bakanlıklarca müştereken çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Emre muharrer senetle (bono ile), kuponla veya yurtta geçerli parayı temsil ettiği iddia olunan bir senetle veya diğer herhangi bir şekilde ücret ödemesi yapılamaz. Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir. İş sözleşmelerinin sona ermesinde, işçinin ücreti ile sözleşme ve Kanundan doğan para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerinin tam olarak ödenmesi zorunludur. Meyhane ve benzeri eğlence yerleri ve perakende mal satan dükkan ve mağazalarda, buralarda çalışanlar hariç, ücret ödemesi yapılamaz. Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır. İşverenin ödeme aczine düşmesi

İlamlı icrada ödeme süresi

Para borcuna veya teminat verilmesine ilişkin bir ilam icra dairesine verildiğinde icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. İcra emrinde hükmolunan şeyin cinsi ve miktarı gösterilerek nihayet yedi gün içinde ödenmesi borçluya bildirilir. Bu süre içinde borç ödenmez veya hükmolunan teminat verilmezse ve icra mahkemesinden, istinaftan, temyizden ya da yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulan mahkemeden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmezse cebri icraya başvurulacağı ihtar edilir. Buradaki yedi günlük vade, yargılamanın karara bağlanma süresi değildir; ilamlı takip aşamasına mahsus kanuni bir bildirim süresidir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – (Değişik: 18/2/1965-538/16 md.) Para borcuna veya teminat verilmesine dair olan ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. Bu emirde 24 üncü maddede yazılanlardan başka hükmolunan şeyin cinsi ve miktarı gösterilir ve nihayet yedi gün içinde ödenmesi ve bu müddet içinde borç ödenmez veya hükmolunan teminat verilmezse icra mahkemesinden veya istinaf veya temyiz yahut iadei muhakeme yolu ile ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmedikçe cebri icra yapılacağı ve bu müddet içinde 74 üncü madde mucibince mal beyanında bulunması ve bulunmazsa hapis ile tazyik olunacağı, mal beyanında bulunmaz veya hakikata muhalif beyanda bulunursa hapis ile cezalandırılacağı ihtar edilir.[18][19] (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/7 md.) Yabancı devlet aleyhine başlatılan ilamlı icra takiplerine ilişkin icra emrinde uluslararası andlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borçlu devlete ait olan mallar hakkında cebri icra yapılabileceği hususu ayrıca ihtar edilir. İcranın geri bırakılması:

Sürelerin birbirinden ayrılması

Bu süreler aynı işleve sahip değildir. Üç hafta ve en fazla bir haftalık uzatma, arabuluculuk faaliyetini sonuçlandırmaya ilişkindir. Bir haftalık kesin süre, anlaşmazlık tutanağının mahkemeye sunulması içindir. İşe iade yönünden bir ay, ancak fesih bildiriminde sebep gösterilmemesi veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmaması iddiasında ve bildirimin tebliğinden itibaren arabulucuya başvuru süresidir. Anlaşmazlıktan sonraki iki hafta, son tutanaktan itibaren iş mahkemesinde dava açma süresidir. Taraflar anlaşırsa aynı süre özel hakeme başvuru süresidir. İstinaftaki iki hafta, ilamın usulen tebliğiyle başlar. Ücret alacağındaki beş yıl zamanaşımı süresidir. Mahkeme veya özel hakemce feshin geçersizliğine karar verilmesi üzerine işverenin işçiyi işe başlatma yükümlülüğü bir ay içinde yerine getirilir; ilk cümle bu sürenin başlangıç anını ayrıca tanımlamaz. İşçinin kesinleşen kararın tebliğinden sonraki başvurusu ise on işgünüdür ve başvuruya rağmen işe başlatmama hâli ayrı bir bir aylık süreye bağlanmıştır. İlamlı icradaki yedi gün ise para borcuna veya teminat verilmesine ilişkin ilamın icraya intikalinden sonraki ihtar süresidir.

Sık sorulan sorular

İş alacağı ve işe iade davasından önce arabuluculuk gerekir mi?

Evet, sayılan taleplerde arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Kapsam, kanuna veya bireysel ya da toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebidir. Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da aynı hükme girer. İş kazası veya meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat ile bunlara bağlı tespit, itiraz ve rücu davalarında bu şart uygulanmaz.

Arabuluculuk kaç haftada sonuçlanır?

Arabulucu, başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Zorunlu hâllerde süreyi en fazla bir hafta uzatabilir. Büroya başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.

Son tutanak dilekçeye eklenmezse ne olur?

Mahkeme, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde sunulmasını ihtar eder. Süre kaçırılırsa dilekçe karşı tarafa tebliğe çıkarılmadan dava usulden reddedilir. Arabulucuya hiç başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa da dava, işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilir.

İşe iade için arabulucuya ne kadar sürede başvurulur?

İşçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiasıyla, bildirimin tebliğinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorundadır. Anlaşma sağlanamazsa son tutanaktan itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırsa aynı sürede özel hakeme gidilebilir. Arabulucusuz açılan davanın usulden reddi kesinleşip karar resen tebliğ edilirse, tebliğden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir.

İşe iade davasında istinaf nasıl sonuçlanır?

İşe iade davası ivedilikle sonuçlandırılır. İstinaf hâlinde bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir. İstinaf başvuru süresi iki haftadır ve ilamın usulen her bir tarafa tebliğiyle başlar. Bu süreye ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.

Kesinleşen karardan sonra işçi ne zaman başvurur?

İşçi, kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvurmak zorundadır. Bu sürede başvurmazsa fesih geçerli sayılır ve işveren yalnız bunun hukuki sonuçlarından sorumlu olur. Başvuruya rağmen işveren bir ay içinde işe başlatmazsa tazminat, en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücret tutarındadır.

Ücret alacağı kaç yılda zamanaşımına uğrar?

Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır. Bu süre, davanın görülme süresini göstermez. Arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur.

İlamlı icrada borçluya kaç gün verilir?

Para borcuna veya teminat verilmesine dair ilam icraya verilince borçluya, hükmolunan şeyin nihayet yedi gün içinde ödenmesi ihtar edilir. Borç ödenmez, teminat verilmez ve icranın geri bırakılması kararı getirilmezse cebri icra yapılır. Yedi gün, yargılama süresi değildir.

Arabuluculuk bürosunun yetkisine ne zaman itiraz edilir?

Karşı taraf, büronun yetkisine en geç ilk toplantıda itiraz edebilir. İtirazda yerleşim yerine ve işin yapıldığı yere ilişkin belgeler sunulur. Ret hâlinde sonuçlandırma süreleri yeni görevlendirmeden başlar. Kabul hâlinde kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu