İrtikap ve rüşvet suçları arasındaki temel ayrım, tarafların irade serbestisi ile faillik niteliğinde ortaya çıkar. İrtikap suçunda kamu görevlisi nüfuzunu veya güvenini kötüye kullanarak muhatabın iradesini icbar, ikna veya hatadan yararlanma yöntemleriyle sakatlar. Rüşvet suçunda ise kamu görevlisi ile sivil şahıs arasında karşılıklı ve serbest irade uyuşmasına dayanan bir menfaat mutabakatı bulunmaktadır.
Fail Sıfatı ve İrade Uyuşması Bakımından Ayırıcı Unsurlar
Ceza hukuku sorumluluğu açısından irtikap suçu, yalnızca kamu görevlisi tarafından işlenebilen özgü bir suçtur; haksız menfaati sağlayan ya da taahhüt eden kişi fail değil mağdur kabul edilir. Rüşvet suçunda ise görevle bağlantılı işin yapılması veya yapılmaması amacıyla hareket eden her iki taraf da cezai yaptırıma tabidir. Dolayısıyla rüşvet fiilinde tek taraflı baskı veya aldatma yerine, tarafların bilinçli ve ortak bir amaç doğrultusunda anlaşmaya varması söz konusudur.
5237 Sayılı TCK Kapsamında İrtikap Suçunun Şekilleri ve Cezası
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 250/1 uyarınca, görevinin getirdiği nüfuzu kötüye kullanarak menfaat sağlanmasına veya vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi hakkında beş yıldan on yıla kadar hapis cezası uygulanır. Kamu görevlisinin sergilediği haksız tutum ve davranışlar neticesinde kişinin meşru bir işinin gereği gibi, hiç ya da zamanında görülmeyeceği endişesiyle kendisini mecbur hissederek menfaat temin etmesi durumunda icbar unsuru gerçekleşmiş sayılır. Bu kapsamda manevi baskının belirli bir ciddiyete ulaşması aranmakla birlikte, basit bir menfaat talebi tek başına her zaman icbar niteliği taşımayabilir; mağdurun baskıdan kolayca kurtulma imkanının bulunup bulunmadığı değerlendirmede göz önünde tutulur.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 250Kaynağı aç
sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar
sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu
görevlisi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kamu
görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin
gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini
mecbur hissederek, kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin
etmiş olması halinde, icbarın varlığı kabul edilir.
(2) Görevinin sağladığı güveni kötüye
kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği hileli davranışlarla, kendisine veya
başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi
ikna eden kamu görevlisi, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
(3) İkinci fıkrada tanımlanan suçun kişinin hatasından yararlanarak
işlenmiş olması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) (Ek: 2/7/2012-6352/86 md.) İrtikap edilen menfaatin değeri ve
mağdurun ekonomik durumu göz önünde bulundurularak, yukarıdaki fıkralara göre
verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.
Denetim görevinin ihmali
Kanunun 250/2 maddesi gereğince, görevin sağladığı güven kötüye kullanılarak sergilenen hileli hareketlerle kişinin menfaat sağlamaya veya vaatte bulunmaya ikna edilmesi halinde kamu görevlisine üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası tayin edilir. Fiilin muhatabın hatasından yararlanılarak gerçekleştirilmesi durumunda ise TCK m. 250/3 doğrultusunda faile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. TCK m. 250/4 uyarınca sağlanan menfaatin tutarı ile mağdurun iktisadi vaziyeti birlikte değerlendirilerek hükmolunacak ceza yarısına kadar indirilebilir.
5237 Sayılı TCK Kapsamında Rüşvet Suçu ve Yaptırımları
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 252/1 ve m. 252/2 uyarınca, görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması amacıyla doğrudan yahut aracılar vasıtasıyla kamu görevlisine veya işaret edeceği şahsa menfaat sağlayan kişi dört yıldan on iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; menfaati temin eden kamu görevlisi de aynı yaptırıma tabidir. TCK m. 252/3 hükmü gereğince, rüşvet hususunda tarafların anlaşmaya varmış olması halinde suç tamamlanmış gibi cezaya hükmedilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 252Kaynağı aç
(1) Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için,
doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, bir kamu görevlisine veya göstereceği bir
başka kişiye menfaat sağlayan kişi, dört yıldan oniki yıla kadar hapis cezası
ile cezalandırılır.
(2) Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için,
doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya göstereceği bir başka kişiye
menfaat sağlayan kamu görevlisi de birinci fıkrada belirtilen ceza ile
cezalandırılır.
(3) Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması halinde, suç tamamlanmış gibi
cezaya hükmolunur.
(4) Kamu görevlisinin rüşvet talebinde bulunması ve fakat bunun kişi
tarafından kabul edilmemesi ya da kişinin kamu görevlisine menfaat temini konusunda
teklif veya vaatte bulunması ve fakat bunun kamu görevlisi tarafından kabul
edilmemesi hâllerinde fail hakkında, birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre
verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(5) Rüşvet teklif veya talebinin karşı tarafa iletilmesi, rüşvet
anlaşmasının sağlanması veya rüşvetin temini hususlarında aracılık eden kişi,
kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, müşterek fail olarak
cezalandırılır.
(6) Rüşvet ilişkisinde dolaylı olarak
kendisine menfaat sağlanan üçüncü kişi veya tüzel kişinin menfaati kabul eden
yetkilisi, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, müşterek
fail olarak cezalandırılır.
(7) Rüşvet alan veya talebinde bulunan ya da bu konuda anlaşmaya varan
kişinin; yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir
olması halinde, verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
(8) Bu madde hükümleri;
a) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları,
b) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek
kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuş şirketler,
c) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek
kuruluşlarının bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar,
d) Kamu yararına çalışan dernekler,
e) Kooperatifler,
f) Halka açık anonim şirketler,
adına hareket eden kişilere, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp
taşımadıklarına bakılmaksızın, görevlerinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya
yapılmaması amacıyla doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, menfaat temin, teklif
veya vaat edilmesi; bu kişiler tarafından talep veya kabul edilmesi; bunlara
aracılık edilmesi; bu ilişki dolayısıyla bir başkasına menfaat temin edilmesi
halinde de uygulanır.
(9) Bu madde hükümleri;
a) Yabancı bir devlette seçilmiş veya atanmış olan kamu görevlilerine,
b) Uluslararası veya uluslarüstü mahkemelerde ya da yabancı devlet
mahkemelerinde görev yapan hâkimlere, jüri üyelerine veya diğer görevlilere,
c) Uluslararası veya uluslarüstü parlamento üyelerine,
d) Kamu kurumu ya da kamu işletmeleri de dahil olmak üzere, yabancı bir
ülke için kamusal bir faaliyet yürüten kişilere,
e) Bir hukuki uyuşmazlığın çözümü amacıyla başvurulan tahkim usulü
çerçevesinde görevlendirilen vatandaş veya yabancı hakemlere,
f) Uluslararası bir anlaşmaya dayalı
olarak kurulan uluslararası veya uluslarüstüörgütlerin görevlilerine veya
temsilcilerine,
görevlerinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması ya da
uluslararası ticari işlemler nedeniyle bir işin veya haksız bir yararın elde
edilmesi yahut muhafazası amacıyla; doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, menfaat
temin, teklif veya vaat edilmesi ya da bunlar tarafından talep veya kabul
edilmesi halinde de uygulanır.
(10) Dokuzuncu fıkra kapsamına giren rüşvet suçunun yurt dışında yabancı
tarafından işlenmekle birlikte;
a) Türkiye’nin,
b) Türkiye’deki bir kamu kurumunun,
c) Türk kanunlarına göre kurulmuş bir özel hukuk tüzel kişisinin,
d) Türk vatandaşının,
tarafı olduğu bir uyuşmazlık ya da bu kurum veya kişilerle ilgili bir
işlemin yapılması veya yapılmaması için işlenmesi halinde, rüşvet veren, teklif
veya vaat eden; rüşvet alan, talep eden, teklif veya vaadini kabul eden;
bunlara aracılık eden; rüşvet ilişkisi dolayısıyla kendisine menfaat temin
edilen kişiler hakkında, Türkiye’de bulundukları takdirde, resen soruşturma ve
kovuşturma yapılır.
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması
TCK m. 252/4 uyarınca kamu görevlisinin menfaat talebinin kişi tarafından kabul görmemesi ya da kişinin kamu görevlisine ilettiği teklif veya vaadin kamu görevlisince reddedilmesi hallerinde, belirlenecek temel ceza yarı oranında indirilir. Ayrıca TCK m. 252/7 gereğince; rüşvet alan, talep eden ya da bu konuda anlaşan kimsenin yargı görevi icra eden kişi, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir olması durumunda verilecek ceza üçte birden yarıya kadar artırılır.
İrtikap ve rüşvet suçları fail sayısı bakımından nasıl ayrılır?
İrtikap suçunun faili yalnızca menfaati temin eden kamu görevlisi olabilirken menfaati veren sivil kişi mağdur konumundadır; rüşvet suçunda ise hem menfaat sağlayan sivil şahıs hem de kamu görevlisi fail sıfatıyla cezalandırılır.
İcbar suretiyle irtikap suçunda basit menfaat talebi yeterli midir?
Basit bir menfaat talebi tek başına her zaman icbar anlamına gelmez; manevi baskının belli bir ağırlığa ulaşması ve mağdurun bundan kolayca kurtulma olanağının bulunmaması değerlendirmede önem taşır. Bunun yanında kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya zamanında yapılmayacağı endişesiyle kendisini mecbur hissederek menfaat temin etmesi halinde de icbarın varlığı kabul edilir.
Rüşvet teklifinin karşı tarafça reddedilmesi durumunda ceza verilir mi?
Rüşvet teklifi reddedilse dahi sorumluluk devam eder; 5237 sayılı TCK m. 252/4 gereğince kamu görevlisinin rüşvet talebinin veya kişinin teklif ya da vaadinin kabul edilmemesi halinde fail hakkında tayin edilecek ceza yarı oranında indirilir.
Rüşvet suçunun temel hapis cezası ne kadardır?
5237 sayılı TCK m. 252/1-2 uyarınca, görevinin ifasıyla bağlantılı bir işin yapılması veya yapılmaması amacıyla menfaat temin eden şahıs ile menfaati kabul eden kamu görevlisine dört yıldan on iki yıla kadar hapis cezası uygulanır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

