İmar Planının İptali Davası ve İdareye İtiraz Yolu

by Avukat Erdal Ersoy
İmar Planının İptali Davası ve İdareye İtiraz Yolu

İmar planına karşı iki ayrı yol bulunmaktadır: plan ilan süresi içinde ilgili idareye itiraz ve idare mahkemesinde iptal davası. Bu iki yol birbirinin zorunlu ön koşulu değildir; itiraz yoluna başvurulmadan da iptal davası açılabilir. Anayasa'nın 125/1. maddesi uyarınca idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açık olduğundan, idari işlem niteliğindeki imar planları da idari yargı denetimine tabidir.

İmar Planının İlanı ve Aleniyet Yükümlülüğü

Belediye ve mücavir alan içindeki imar planları belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Planlar, onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Belediye ve mücavir alan dışındaki yerlerde yapılacak planlar ise valilikçe uygun görüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğe girer. İmar planları alenidir; bu aleniyeti sağlamak ilgili idarelerin görevidir (3194 sayılı İmar Kanunu m. 8/b).

3194 sayılı İMAR KANUNU m. 8Kaynağı aç
Madde 8 – Planların hazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasında aşağıda belirtilen esaslara uyulur. a) Bölge planları; sosyo – ekonomik gelişme eğilimlerini, yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri, faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımını belirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını, gerekli gördüğü hallerde Devlet Planlama Teşkilatı yapar veya yaptırır. b) İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. (Ek cümle:14/2/2020-7221/6 md.) Planlar, plan değişiklikleri ve plan revizyonları; kayıt altına alınmak ve arşivlenmek üzere Bakanlıkça oluşturulan elektronik ortama yüklenmek ve aynı sistem üzerinden Plan İşlem Numarası almak zorundadır. Planlar, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. (Yeniden düzenleme dördüncü cümle: 12/7/2013-6495/73 md.) Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.[6] Belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacak planlar valilik veya ilgilisince yapılır veya yaptırılır. Valilikçe uygun görüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğe girer. (Yeniden düzenleme üçüncü cümle: 12/7/2013-6495/73 md.) Onay tarihinden itibaren valilikçe tespit edilen ilan yerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar valiliğe yapılır, valilik itirazları ve planları onbeş gün içerisinde inceleyerek kesin karara bağlar. (Ek paragraf:14/2/2020-7221/6 md.) İmar planları ve bu planlardaki değişikliklerin nerede askıya çıktığına dair bilgilendirme ilanı, askı süresi ile eş zamanlı olarak ilgili muhtarlıkların panosunda duyurulur. Ayrıca plan değişikliği hakkında, değişikliğe konu alanda görülebilir bir şekilde en az 2 adet tabela ile 30 gün süreyle bilgilendirme yapılır. (Ek paragraf:14/2/2020-7221/6 md.) Kentsel tasarım projeleri uygulama imar planlarıyla birlikte hazırlanabilir. Bu kentsel tasarım projelerinin uygulamasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir. Onaylanmış planlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usullere tabidir. Kesinleşen imar planlarının bir kopyası, Bakanlıkça oluşturulan elektronik ortamdaki Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi Altyapısı üzerinden, ilgili idaresi tarafından, arşivlenmek üzere Bakanlığa gönderilir.[7] İmar planları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idarelerin görevidir. Belediye Başkanlığı ve mülki amirlikler, imar planının tamamını veya bir kısmını kopyalar veya kitapçıklar haline getirip çoğaltarak tespit edilecek ücret karşılığında isteyenlere verir. (Ek paragraf:14/2/2020-7221/6 md.) Kesinleşen imar planları veya parselasyon planlarına karşı kesinleşme tarihinden itibaren her halde beş yıl içinde dava açılabilir. (Ek paragraf:14/2/2020-7221/6 md.) Sanayi alanları, ileri atıksu arıtma tesisleri, ibadethane alanları ve tarımsal amaçlı silo yapıları hariç olmak üzere imar planlarında bina yükseklikleri yençok: serbest olarak belirlenemez.[8] (Ek paragraf:14/2/2020-7221/6 md.) Sanayi alanları, ibadethane alanları ve tarımsal amaçlı silo yapıları hariç olmak üzere mer’i imar planlarında yençok: serbest olarak belirlenmiş yükseklikler; emsal değerde değişiklik yapılmaksızın çevredeki mevcut teşekküller ve siluet dikkate alınarak, imar planı değişiklikleri ve revizyonları yapılmak suretiyle ilgili idare meclis kararı ile belirlenir. Bu şekilde ilgili idare tarafından belirlenmeyen yükseklikler, maliyetleri döner sermaye işletmesi gelirlerinden karşılanmak üzere Bakanlıkça belirlenir. Oluşacak maliyetlerin %100 fazlası ilgili idaresinden tahsil edilir. Bu şekilde tahsil edilememesi halinde ilgili idarenin 2/7/2008 tarihli ve 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun gereğince aktarılan paylarından kesilerek tahsil olunur. Tahsil olunan tutarlar, Bakanlığın döner sermaye işletmesi hesabına gelir olarak kaydedilir. c) (Ek: 3/7/2005 – 5403/25 md.) (Değişik:4/7/2019-7181/6 md.) Tarım arazileri, 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan; tarımsal amaç dışında kullanılamaz, planlanamaz, köy ve/veya mezraların yerleşik alanı ve civarı veya yerleşik alan olarak tespit edilemez. ç) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) (Değişik:14/2/2020-7221/6 md.) Bakanlıkça belirlenen tanım ve esaslara göre hazırlanıp onaylanan plan, plan değişikliği ve revizyonlarının, parselasyon planlarının, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgelerinin, imar mevzuatına konu edilen orto-görüntüler ile diğer coğrafi veri ve bilgilerin, ilgili idareler ile kurum ve kuruluşlarca; Cumhurbaşkanınca belirlenen usul, esas ve ilgili standartlara uygun şekilde ve sayısal olarak; üretilmesi, elektronik ortamda ilan edilmesi, Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi Altyapısı ile entegrasyonunun sağlanması ve bedelsiz olarak Bakanlığa gönderilmesi, Bakanlıkça tesis edilecek elektronik ortam üzerinden paylaşılması, arşivlenmesi ve güncellenmesi zorunludur. Yapı ruhsatına ilişkin işlemlerde bu veriler esas alınır. d) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) Arazi kullanımı ve yapılaşmada sadece mekânsal strateji planları, çevre düzeni planları ve imar planları kararlarına uyulur. (Mülga ikinci cümle: 27/3/2015-6637/23 md.) (…) (Ek cümle: 18/6/2017-7033/29 md.) Mekânsal strateji planları, çevre düzeni planları ve 1/25.000 ölçekli nazım imar planlarında; organize sanayi bölgesi, endüstri bölgesi, sanayi sitesi ve teknoloji geliştirme bölgesine ilişkin kararların alınması ve bu kararlarda değişiklik yapılması Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının uygun görüşüne tabidir. Alt kademe planların, üst kademe planların kesinleştiği tarihten itibaren en geç bir yıl içinde ilgili idarece üst kademe planlara uygun hale getirilmesi zorunludur. Aksi halde, üst kademe planları onaylayan kurum ve kuruluşlar alt kademe planları en geç altı ay içinde uygun hale getirir ve resen onaylar. Bu süre içinde ruhsat işlemleri, yürürlükte olan uygulama imar planına göre gerçekleştirilir. Bu bent uyarınca yapılacak işlemlerde bu maddenin (c) bendi hükümlerine uyulur. e) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) Kamu kurum ve kuruluşları veya plan müellifleri; ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından plana ilişkin görüşlerini alır. Kurum ve kuruluşlar, görüşlerini en geç otuz gün içerisinde bildirmek zorundadır. Görüş bildirilmesi için etüt ve analiz gibi uzun süreli çalışma yapılması gereken hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının talebi üzerine otuz günü geçmemek üzere ilave süre verilir. Bu süre içerisinde görüş bildirilmediği takdirde plan hakkında olumsuz bir görüşün bulunmadığı kabul edilir. f) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) Kentsel asgari standartlar, Bakanlıkça belirlenen esaslar doğrultusunda çevre düzeni planı ile belirlenebilir. Uygulamaya ilişkin kararlar, yörenin koşulları, parselin bulunduğu bölgenin genel özellikleri, yapının niteliği ve ihtiyacı, erişilebilirlik, sürdürülebilirlik, çevreye etkisi dikkate alınarak ve ölçüleri verilerek Bakanlıkça belirlenen esaslara göre uygulama imar planında belirlenir. g) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) Bakanlık; ilgili idareler, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılan mekansal planlamaya, harita ve parselasyona, etüt ve projelendirmeye, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni düzenlemeye, enerji kimlik belgesi hazırlanmasına ilişkin iş ve işlemler ile yapı malzemelerini; denetlemeye, aykırılıklar hakkında işlem tesis etmeye, aykırılıkları gidererek mevzuata uygun hale getirmeye yönelik değişiklik yapmaya ve onaylamaya, yapı tatil tutanağı tanzim etmeye, mühürlemeye, yıkım kararı almaya ve yıkımı gerçekleştirmeye, ilgililer hakkında idari yaptırım kararı vermeye yetkilidir. Bu görevlerden, yapı tatil tutanağı tanzim etmeye, mühürlemeye ve yıkım kararına ilişkin rapor düzenleme işi ile denetlemeye ilişkin görevler, Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatında, denetçi belgesini haiz personel tarafından gerçekleştirilir. İlgililer Bakanlık denetçileri tarafından istenilen her türlü bilgi ve belgeyi, istenilen süre içerisinde vermek zorundadırlar. Bakanlık denetçilerinin seçimi, eğitimleri, görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esasları Bakanlıkça belirlenir. ğ) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) (Değişik cümle:14/2/2020-7221/6 md.) Büyükşehir belediyesi sınırının il sınırı olması nedeniyle mahalleye dönüşen ve nüfusu 5.000’in altında kalan yerlerin, kırsal yerleşim özelliğinin devam edip etmediğine büyükşehir belediye meclisince karar verilir. (Ek cümleler:14/2/2020-7221/6 md.) Büyükşehir belediye meclisince aksine bir karar alınmadıkça, uygulama imar planı yapılıncaya kadar bu alanlardaki uygulamalar 27 nci madde hükümlerine göre yürütülür. 27 nci maddede belirtilen projeler, ilçe belediyesince onaylanır ve muhtarlığa bildirilir. Kırsal alanlarda iş yeri açma ve çalışma izni; kadimden kalan veya yapıldığı tarihteki mevzuat kapsamında yola cephesi olmaksızın inşa edilen yapılar ile köy yerleşik alanlarda kalan yapılara kırsal yapı belgesine, yerleşik alan sınırı dışındaki diğer yapılara ise yapı kullanma izin belgesine göre verilir. Köylerde bulunan konutlarda, iş yeri açma ve çalışma izni alınarak ev pansiyonculuğu yapılabilir. Kamuya ait bir yaya veya taşıt yoluna cephe sağlanmadan yapı inşa edilemez, parsel oluşturulamaz. Yerleşme ve yapılaşma özellikleri, mimari doku ve karakteri, gelişme düzey ve potansiyeli açısından önem arz eden köylerde bu özellikleri korumak, geliştirmek ve yaşatmak amacıyla muhtarlık katılımı ile ilgili idarelerce köy tasarım rehberleri hazırlanabilir. Köy tasarım rehberleri ilgili idare meclisi kararı ile onaylanır ve uygulanır. h) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) Köylerde ve kırsal özellik gösteren diğer yerleşmelerde yapıların etüt ve projeleri ilgili idarenin veya Bakanlığın taşra teşkilatının mimar ve mühendisleri tarafından hazırlanabilir. Bakanlıkça; bu Kanun kapsamındaki yerleşmelere ilişkin enerji verimli, iklim duyarlı ve ekolojik özellikli plan ve projeler hazırlanabilir veya hazırlattırılabilir, bu nitelikli yapılar inşa edilebilir veya uzun vadeli kredilendirilmek suretiyle desteklenebilir. ı) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) Harita, plan, etüt ve projeler; idare ve ilgili kanunlarında açıkça belirtilen yetkili kuruluşlar dışında meslek odaları dahil başka bir kurum veya kuruluşun vize veya onayına tabi tutulamaz, tutulması istenemez. Vize veya onay yaptırılmaması ve benzeri nedenlerle müellifler veya bunlara ait kuruluşların büro tescilleri iptal edilemez veya yenilenmesi hiçbir şekilde geciktirilemez. Müelliflerden bu hükmü ortadan kaldıracak şekilde taahhütname talep edilemez. i) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) İdarelerce onaylanmış; mevcut durumu gösteren halihazır haritalar, parselasyon planları ile teknik ve idari düzenlemeleri içeren bu Kanun kapsamındaki planların değişiklik ve revizyonlarında ilk müellifin görüşü veya izni aranmaz. j) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) İlgili idareler, Bakanlıkça belirlenen esaslara göre mimari estetik komisyonu kurar. Komisyon, yapıların ve onaylı mimari projelerinin özgün fikir ifade edip etmediğine karar vermeye yetkilidir. Özgün fikir ifade etmeyenlerde yapılacak değişikliklerde ilk müellifin görüşü aranmaz. Özgün fikir ifade eden mimarlık eser ve projelerinde; (…)[9] eserin bütünlüğünü bozmadığına, estetik görünümünü değiştirmediğine, teknik, yönetsel amaçlar ve kullanım amacı nedeniyle zorunlu olduğuna karar verilen değişiklikler müellifinin izni alınmaksızın yapılabilir. Bu durumda ilk müellif tarafından talep edilebilecek telif ücreti; ilgili meslek odasınca belirlenen mimari proje asgari hizmet bedelinin, tamamlanan yapılarda yüzde yirmisini, inşaatı süren yapılarda yüzde on beşini geçemez. İmar planlarında Bakanlığın yetkisi:

14 Şubat 2020 tarihli 7221 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle imar planları ve değişikliklerine ilişkin bilgilendirme ilanının, askı süresiyle eş zamanlı olarak ilgili muhtarlıkların panosunda duyurulması zorunlu kılınmıştır. Ayrıca plan değişikliği hakkında değişikliğe konu alanda görülebilir biçimde en az iki adet tabela ile otuz gün süreyle bilgilendirme yapılması da aynı hükümle öngörülmüştür. Tüm planlar, plan değişiklikleri ve plan revizyonları Bakanlıkça oluşturulan elektronik ortama yüklenmek ve Plan İşlem Numarası almak zorundadır (3194 sayılı İmar Kanunu m. 8/b).

İdareye İtiraz Usulü ve Süresi

Bir aylık ilan süresi içinde imar planına itiraz edilebilir. Belediye ve mücavir alan içinde itirazlar belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilir; meclis on beş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar. Belediye ve mücavir alan dışındaki planlara yönelik itirazlar ise valiliğe yapılır; valilik itirazları ve planları on beş gün içerisinde inceleyerek kesin karara bağlar. Onaylanmış planlarda yapılacak değişiklikler de aynı usule tabidir (3194 sayılı İmar Kanunu m. 8/b).

İdari İtiraz ile İptal Davası Arasındaki İlişki

İmar planına idari itiraz, iptal davası açılabilmesinin zorunlu ön koşulu değildir; itiraz edilmemiş olsa dahi idare mahkemesinde dava açılabilir. Öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) 11. maddesi kapsamında ilgili idareye başvurulması, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur; idarenin başvuruyu reddetmesi ya da yanıt vermeyerek zımnen reddetmesi hâlinde durmuş olan süre kaldığı yerden devam eder. Ancak ivedi yargılama usulüne tabi işlemlerde bu maddenin uygulanmayacağı aynı düzenlemede hüküm altına alınmıştır.

Danıştay 6. Daire, E. 2021/7307, K. 2022/7603Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2021/7307 E.  ,  2022/7603 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2021/7307 Karar No : 2022/7603 DAVACI : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı)/… VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1) … /… 2) … İdaresi Başkanlığı/… VEKİLİ : Av. … DAVANIN ÖZETİ : Muğla ili, Bodrum ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak … tarihli, … sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının imar mevzuatına, planlama ilkelerine, şehircilik esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu ileri sürülmektedir. DAVALILARIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, davacının dava açmada hukuki menfaatinin bulunmadığı, davanın süresinde açılmadığı, esas, plan değişikliklerinin imar mevzuatına, planlama ilkelerine, şehircilik esaslarına ve kamu yararına uygun olduğu savunulmuştur. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakimi … 'nin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14. maddesi uyarınca incelendiktin sonra işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Özelleştirme kapsam ve programındaki, mülkiyeti Hazineye ait Muğla ili, Bodrum ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanıp Cumhurbaşkanlığının 03.02.2021 tarihli ve 3500 sayılı kararıyla onaylanarak 04.02.2021 tarih ve 31385 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 17.02.2021 – 19.03.2021 tarihleri arasında askıya çıkarılan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine, askı süresinden sonra 22.03.2021 tarihinde, davacı idare tarafından itiraz edilmiştir. Anılan imar planı değişikliğine yapılan itirazlar 22.06.2021 tarih ve 31519 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığının 21.06.2021 tarihli, 4097 sayılı kararıyla reddedilmiş olup bu kararın … tarihli, … sayılı Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı yazısıyla davacı idareye bildirilmesi üzerine söz konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle 13.07.2021 tarihinde bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında, Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu hükme bağlanmış, 125. maddesinin üçüncü fıkrasında 40. maddedeki düzenlemenin devamı niteliğinde, "İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar." hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; yine aynı Kanun'un işlem tarihi itibariyle yürürlükte olan "Üst Makamlara Başvurma" başlıklı 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, işlem tarihinde yürürlükte olan halinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş hükme bağlanmıştır. Aynı Kanun'un 20/A maddesinde ise Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarına karşı açılacak davaların ivedi yargılama usulüne tabi olduğu, bu usulde dava açma süresinin 30 gün olduğu ve bu usule tabi işlemler bakımından Kanun'un 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür. 09.07.2018 tarih ve 30473 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 85. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ile 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 3. maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunun hukuki varlığına son verilmişse de aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 85. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ile aynı Kanun'a eklenen Geçici 29. madde ile bu Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Özelleştirme Yüksek Kurulunca görülmekte olan işlerin Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağı hükmü yer almıştır. Mevcut yasal durum itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca görülmekte olan işler Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağına göre, Cumhurbaşkanı tarafından bu kapsamda tesis edilen dava konusu imar planlarının onaylanması yolundaki karara karşı açılacak davanın da ivedi yargılama usulünde görülmesi gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasanın temel hak ve hürriyetlerin korunması başlıklı 40. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan hüküm ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanmasının amaçlandığı, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline geldiği maddenin gerekçesinde belirtilmiştir. İdari işlemden hak ve menfaati etkilenen kişilere, bu işleme karşı başvurulabilecek tüm idari ve yargısal yolların ve merciilerin gösterilmesi mahkemeye erişim hakkının etkin kullanımı dolayısıyla hak arama hürriyetinin sağlanması bakımından önem arz etmektedir. Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 7. maddesinde genel dava açma süresi düzenlenmiş, 11. maddesinde ise dava açmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem tesis edilmesinin üst makamdan üst makam yoksa işlemi tesis eden makamdan istenilmesine izin veren idari başvuru yolu öngörülmüş, söz konusu idari başvurunun ise dava açma süresini durduracağı ve kalan sürede dava açabileceği belirtilmiştir. Ancak nitelikleri gereği bazı idari işlemlere karşı yasalarla özel dava açma süreleri getirilmiş ve söz konusu 11. madde kapsamında yapılacak başvurunun dava açma süresini etkilemeyeceği düzenlenmiştir. 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinde öngörülen ivedi yargılama usulü de bu kapsamda yer almaktadır. Anılan maddede ivedi yargılama usulüne tabi işlemlere karşı dava açma süresinin genel dava açma süresinden farklı olarak 30(otuz) gün olduğu ve Kanun'un 11. maddesinin uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla ivedi yargılama usulüne tabi işlemlerin ilgililere bildirilmesi sırasında, söz konusu işleme karşı 30 gün içinde dava açılması gerektiğinin ve dava açmadan önce 11. madde kapsamında yapılacak başvurunun işlemeye başlayan dava açma süresini etkilemeyeceğinin işlemde açıkça belirtilmesi yukarıda aktırıldığı üzere anayasal bir zorunluluktur. Bu bağlamda, davacıların, kendilerine bir bildirim yapılmadığı sürece, ivedi yargılama usulüne tâbi olan bir işlemi öğrendiklerinde, kaç gün içinde dava açılacağını, anılan Kanun'un 11. maddesi uyarınca idari merciye başvurulup başvurulamayacağını, başvuruya verilen cevap ya da zımni ret işlemi üzerine kalan sürede dava açıp açılamayacağını bilmeleri mümkün değildir Başka bir ifadeyle, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, ivedi yargılama usulüne tabi işlemin iptali istemiyle 30 gün olan özel dava açma süresi içinde dava açılabileceğinin ve anılan usulde 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesinin uygulanmayacağı hususunun idari işlemde açıklanması durumunda, idari işlemin tebliğ tarihinden itibaren, anılan özel dava açma süresi içerisinde dava açılması gerektiği kabul edilmelidir. Uyuşmazlık bu çerçevede ele alındığında, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanıp 03.02.2021 tarihli ve 3500 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesi uyarınca ivedi yargılama usulüne tabi olup bu işlemlere karşı 30 gün içerisinde dava açılabileceğinin ve 2577 sayılı Kanunun 11. maddesinin uygulanmayacağının Anayasanın 40. maddesi gereğince, ilgililere açıkça bildirilmesi gerekmektedir. Dava dosyasında bulunan, davalı Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından davacı idareye gönderilen … tarihli ve … sayılı yazıda, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin 3194 sayılı İmar Kanununun 8.maddesi gereğince tespit edilen ilan yerlerinde ilan edilmesi, ilan süresi içinde yapılan itirazların ilan tutanağı ile birlikte taraflarına iletilmesi, ayrıca ilan tutanağı içerisinde sözkonusu imar planlarına yönelik açılabilecek davaların 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A maddesinde yer alan "İvedi yargılama usulünde dava açma süresi otuz gündür." hükmüne tabi olduğunun belirtilmesi istenilmiştir. Bu doğrultuda anılan yazı ile davacı idarenin dava konusu planların özel dava açma süresine tabi olduğu yönünde bilgi sahibi olduğu, ancak 11. maddesinin uygulanmayacağı yönünde bir bildirimde bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda bakılan davada, dava açma süresi değerlendirilirken ivedi yargılama usulünde öngörülen 30 günlük özel dava açma süresinin gözetilmesi gerektiği açık olmakla birlikte, 11. madde hükümlerinin uygulanmayacağı yönünde bir bildirimde bulunmadığından, Anayasa'nın 40. maddesi gereğince, davacının dava açma süresi içerisinde 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi uyarınca yaptığı itirazın dava açma süresini durduracağının kabulü gerekmektedir. Bu bağlamda, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin büyükşehir belediyesince ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin ilçe belediyesince 17.02.2021 – 19.03.2021 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, davacı tarafından askı süresinden sonra, ancak dava açma süresi içinde 22.03.2021 tarihinde 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi uyarınca planlara itiraz edildiğinden 19.03.2021 tarihini izleyen gün işlemeye başlayan 30 günlük dava açma süresinin 22.03.2021 tarihinde durduğu, itirazın zımnen reddedilmiş sayıldığı 20.05.2021 tarihinden itibaren ise kalan 28 günlük dava açma süresinin yeniden işlemeye başladığı anlaşıldığından en geç 17.06.2021 tarihinde dava açılması gerekirken, yeni bir dava açma süresi başlatmayan itirazın reddi yolunda tesis edilen ve 22.06.2021 tarih ve 31519 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 21.06.2021 tarihli, 4097 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı üzerine 13.07.2021 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın süreaşımı yönünden reddine, aşağıda ayrıntısı yer alan … -TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … -TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, görüşülmeyen yürütmenin durdurulması istemine ait … -TL'lik harcın ve artan posta gideri avansının kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinin 2. fıkrasının (g) bendi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 05/07/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İptal Davası: Hukuki Dayanak ve Hukuka Aykırılık Gerekçeleri

İmar planı idari işlem niteliğinde olduğundan, Anayasa'nın 125/1. maddesi kapsamında idari yargı denetimine tabidir. İmar planları yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönünden hukuka aykırılık gerekçesiyle iptal davasına konu edilebilir. İptal davası, 2577 sayılı İYUK'un 2/1(a) maddesi çerçevesinde menfaatleri ihlal edilen kişiler tarafından açılan bir dava türüdür.

Danıştay 6. Daire, E. 2018/5124, K. 2022/1166Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2018/5124 E.  ,  2022/1166 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2018/5124 Karar No : 2022/1166 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR: I- (DAVACILAR) – …, – …, – …, – …, – … VEKİLİ : Av. … II- (DAVALI) … Belediye Başkanlığı/… VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF : I- (DAVALI) … Belediye Başkanlığı II- (DAVACILAR) – …, – …, – …, – …, – … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Zonguldak ili, … ilçesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında revizyon yapılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı belediye meclisi kararı ile bu karara yapılan itirazın reddi yolundaki … tarih ve … sayılı belediye meclisi kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; idare mahkemesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporun ve dosyanın birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu nazım ve uygulama imar planlarında merkez ve ticaret alanlarına yönelik yer seçimi kararlarına ilişkin herhangi bir analiz, değerlendirme, projeksiyon ve yer seçimi gerekçesinin tanımlanmadığı, arazi kullanım kararlarını yönlendirecek doğal ve yapay sınırlayıcıların belirlenmediği, dolayısıyla kullanım kararlarının neye göre ve hangi büyüklükte bir alana yönelik olarak verildiğinin bilimsel ve nesnel veri ve değerlendirmelerle açıklanamadığı, bu durumun da şehircilik ilkeleri ile planlama esaslarına aykırı plan kararlarının oluşmasına neden olduğu, uyuşmazlık konusu taşınmazda getirilen kullanım kararları 2013 yılında onaylanan önceki imar planları ile aynı olmakla birlikte anılan taşınmazın çevresindeki kullanım kararlarında değişikliğe gidildiği, ayrıca davacı parselinin içerisinde yer aldığı yapı adasıyla aynı yoldan cephe alan çevredeki tüm yapı adalarında farklı yapılaşma koşulları, yapı yoğunluğu ve kullanım kararları getirildiğinin görüldüğü, ancak bu farklılıkların gerekçelerinin anlaşılamadığı, hangi kentsel fonksiyonun nerede, hangi etkilerden dolayı ve ne kadar büyüklükte oluşturulduğuna yönelik irdeleme, açıklama ve araştırma olmadan planlanmasının şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kentsel tasarım ölçütleri ve dolayısıyla da kamu yararına aykırı olduğu, davaya konu taşınmaz ve çevredeki imar adalarının yapılaşma koşullarına ilişkin kararların, önceki imar planlarına kıyasla nedensiz ve gereksiz şekilde değiştirilmesinin imar planlarının güvenilirliğini ve nesnelliğini zayıflattığı, tanımlanan yapılaşma koşullarının bilimsel ve nesnel verilerle değerlendirilmeden tanımlandığı kaygısını güçlendirdiği, taşınmazın üzerinde mevcutta yapılaşmış olan konut yapıları teşekkül kabul edilmeksizin planla öngörülen yaya yolunun konutlar üzerinden geçirilmesinin planın eşitlik ve nesnellik ilkesine aykırı olduğu, bir bölgeye sağlanan teknik altyapının taşınmaz sahiplerine fayda ve külfet ilişkisi içinde eşit olması gerekirken davaya konu taşınmazın batısında bulunan yapı adasının bu durumda avantaj sağladığı ve planın eşitlik ilkesinin tek taraflı bozulduğu, söz konusu yaya yolunun her iki yöndeki parsellerden eşit olarak geçirilmesinin daha uygun olacağı, itirazların reddine ilişkin belediye meclisi kararında yeterli bir açıklamanın yapılmadığı, bu nedenle dava konusu işlemlerin … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlemler hukuka aykırı bulunarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından: İdare mahkemesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda ve bu rapor esas alınarak verilen idare mahkemesi kararında planların genel gerekçelerle hukuka aykırı olduğu tespitlerine yer verildiğinden davaya konu imar planlarının tümünün iptaline karar verilmesi gerektiği, zira, … ada, … parsel sayılı taşınmaz bazında verilen iptal kararının davacılardan bu parselde malik olmayan … açısından bir etkisi olmayacağı ileri sürülmektedir. Davalı tarafından: Bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, dava konusu parselin 7 metrelik yoldan cephe alması dolayısıyla diğer parsellerle kıyaslanmasının uygun olmadığı, davacıların parselinde yer alan binanın aplikasyon krokisinin bulunmadığı ve bina oturumunun hatalı değerlendirildiği, bölgede yer alan parsel büyüklükleri, oturumları gibi etkenler incelenmeden değerlendirme yapıldığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından: Davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. Davalı tarafından: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Uyuşmazlıta, öncelikle dava konusu parsellerin hangileri olduğu netleştirilmek, 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planlarının tümünün iptaline karar verilmesi isteminin bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmak, davacılardan Meral Çolak'ın dava konusu imar planlarının sınırları içerisinde taşınmaz maliki olmadığı hususu dikkate alınmak ve iptali istenen parseller veya imar planları yönünden davacıların dava açmakta kişisel, meşru ve güncel bir menfaati olup olmadığı konusunda bir araştırma yapılmak suretiyle dava ehliyetleri değerlendirilmek, yapılacak değerlendirme neticesinde dava konusu edildiği anlaşılan parseller veya imar planları yönünden yeniden bir değerlendirme yapılmak üzere gerekirse ek bilirkişi raporu alınmak veya yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava, Zonguldak ili, … ilçesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında revizyon yapılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı belediye meclisi kararı ile bu karara yapılan itirazın reddi yolundaki … tarih ve … sayılı belediye meclisi kararının iptali istenilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar, iptal davası olarak tanımlanmaktadır. 2577 sayılı Kanunun 3. maddesinde; dilekçelerde gösterilmesi gerekli hususlar belirlenmiş, 14'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasında; dilekçelerin sırayla a) görev ve yetki, b) idari merci tecavüzü, c) ehliyet, d) idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) süre aşımı, f) husumet, g) 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden inceleneceği belirtilmiş, 15. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, dilekçelerde 14. maddenin 3/c bendine aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği, hükme bağlanmıştır. 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan halinde, nazım imar planı; varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak hali hazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları gösteren ve uygulama imar planının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile beraber bir bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava dilekçesinde, davacı tarafından, 1. derece deprem kuşağında yer alan Zonguldak ilinde taşkömürü havzası içinde bulunan dava konusu taşınmazın yer aldığı alanın, madencilik faaliyetleri nedeniyle yıkılma riski altında olduğu, bu nedenle davacının maliki olduğu … parsel sayılı taşınmazın da içinde bulunduğu alanda 9 kat yapılaşma kararı getirilmesinin uygun olmadığı, ayrıca adadaki parsellerin önceki imar planları uyarınca 4 katlı konut alanı olarak yapılaşmasını tamamladığı, bu nedenle adada ticaret alanı kullanım kararı getirilmesinin ve kat sayısında artış yapılmasının hukuka uygun olmadığı, … tarih ve … sayılı Zonguldak Belediye Meclisi kararı ile kabul edilen 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının uygulanmadığı, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı notlarının 15. ve 16. maddelerinin hukuka aykırı olduğuna yönelik iddialar ileri sürülerek görülmekte olan dava açılmıştır. Davacı tarafından sunulan temyiz dilekçesinde de İdare Mahkemesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda ve bu rapor esas alınarak verilen idare mahkemesi kararında uyuşmazlık konusu imar planlarının genel gerekçelerle hukuka aykırı olduğu tespitlerine yer verildiğinden davaya konu imar planlarının tümünün iptaline karar verilmesi gerektiği, zira, … ada, … parsel sayılı taşınmaz bazında verilen iptal kararının davacılardan bu parselde malik olmayan … açısından bir etkisi olmayacağı ileri sürülmektedir. Yargısal denetim amacıyla her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması koşuluna ihtiyaç vardır. Her olay ve davada, dava açan kişinin menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri yargı mercilerince yapılmaktadır. İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi; kişisel, meşru ve güncel olması halinde gerçekleşecektir. Başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, davacının menfaatlerini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir. Bu ilişki, uyuşmazlığın niteliğine göre bazen mülkiyet hakkından, bazen de komşuluk hukukundan doğabilmektedir. Sonuç olarak; idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesi için ön koşullardan olan "dava açma ehliyeti" iptal davasına konu idari işlemin niteliğine ve dava açanın hukuken korunması gereken menfaatlerine göre idari yargı yerince değerlendirilmektedir. Çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması amacıyla kamu yararını yakından ilgilendiren konularda Danıştay içtihatları ile belde sakini olmak dava açmak için yeterli görülmüş ise de, bu kapsamda bulunmayan bir alanda imar planının iptali istemiyle dava açabilmek için davacının dava açmakta menfaati olduğunu somut olarak ortaya koyması gerekmektedir. Bu durumda, uyuşmazlıkta öncelikle dava konusu parsellerin hangileri olduğu netleştirilmek, 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planlarının tümünün iptaline karar verilmesi isteminin bulunup bulunmadığı hususu açıklığa kavuşturulmak, davacılardan Meral Çolak'ın dava konusu imar planlarının sınırları içerisinde taşınmaz maliki olmadığı hususu dikkate alınmak ve iptali istenen parseller veya imar planları yönünden davacıların dava açmakta kişisel, meşru ve güncel bir menfaati olup olmadığı konusunda bir araştırma yapılmak suretiyle dava ehliyetlerinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava konusu edilen parseller veya imar planları netleştirildikten sonra davacıların dava konusu işlem ile menfaat bağlarının bulunduğu neticesine varılması halinde; davacılardan …, …, … ve …'nin de aralarında bulunduğu şahıslar tarafından … tarih ve … sayılı Zonguldak Belediye Meclisi kararı ile kabul edilen 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının dava konusu parsellerin de içinde bulunduğu parseller yönünden iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına ilişkin Dairemizin 26/09/2019 tarih ve E:2018/8361, K:2019/8188 sayılı kararı üzerine verilecek karar dikkate alınmak, uyuşmazlık konusu imar planlarının tümünün iptali istemiyle açılmış bir dava bulunup bulunmadığı veya anılan imar planlarının davalı idarece iptal edilip edilmediği araştırılmak ve dava konusu edildiği ortaya koyulan tüm parseller yönünden ek rapor alınmak veya gerekirse yerinde yeniden yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenecek rapor göz önünde bulundurulmak suretiyle uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 08/02/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 6. Daire, E. 2018/6620, K. 2022/2684 sayılı kararında ilk derece mahkemesinin bilirkişi değerlendirmesi olarak şu tespit aktarılmaktadır: yan yana bulunan ve aynı yoldan cephe alan imar adalarında hiçbir açıklama ve dayanak gösterilmeden farklı arazi kullanım kararı getirilmesi planlama esasları ve ilkeleri açısından uygun değildir. Danıştay bu davada yeniden inceleme yapılması için bozma kararı vermiş olup söz konusu tespit ilk derece değerlendirmesini yansıtmaktadır.

Danıştay 6. Daire, E. 2018/6620, K. 2022/2684Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2018/6620 E.  ,  2022/2684 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2018/6620 Karar No : 2022/2684 TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACILAR) 1- … (Kendi Adına Asaleten) 2- …, -…, -… VEKİLİ : Av. … II- (DAVALI) … Belediye Başkanlığı/… VEKİLİ : Av. … III- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) … Yapı ve İşletmeciliği San. ve Tic. A.Ş VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF : I- (DAVALI) … Belediye Başkanlığı II- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) … Yapı ve İşletmeciliği San. ve Tic. A.Ş II- (DAVACILAR) -…, – … -…, -… İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Zonguldak ili, … İlçesi, … ada, … parsel (eski … ada, … parsel) sayılı taşınmazın bulunduğu alanda 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında revizyon yapılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı belediye meclisi kararı ile bu karara yapılan itirazların reddine dair … tarih ve …, … sayılı meclis kararlarının ve bu kararlara dayalı olarak … ada, … parsel için verilen yapı ruhsatının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporun ve dosyanın birlikte değerlendirilmesinden; … ada, … sayılı parsele ilişkin imar planlarına yönelik olarak; imar planlarında yan yana bulunan ve aynı yoldan cephe alan imar adalarında hiçbir açıklama ve dayanak gösterilmeden farklı arazi kullanım kararı getirilmesinin planlama esasları ve planlama ilkeleri açısından uygun olmayacağı, parselin kuzeyindeki yapı adalarında öngörülen Bitişik Nizam TİCK-Ticaret ve Konut Alanı 6 kat yapılaşma kararları ile uyum içerisinde olduğu, planın eşitlik ve nesnellik ilkesi açısından bu planlama kararının planlama esaslarına, tekniğine ve kamu yararına uygun olduğu, dava dilekçesine yansıtılan davacıların mülkiyetindeki taşınmazların kazanılmış hakları dikkate alınmadan B-6'ya indirilerek, kat irtifakı ve kat mülkiyeti kurulmuş binada kazanılmış hakların ve mülkiyet hakkının ihlal edilmek suretiyle yoğunluğun azaltılmış gibi gösterilmeye çalışıldığı iddiasının hukuki dayanağının bulunmadığı, dolayısıyla söz konusu taşınmaz yönünden dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle anılan taşınmaz yönünden davanın reddine, … ada, … sayılı parsele ilişkin imar planlarına yönelik olarak; dava konusu taşınmazın fonksiyonunun sosyal tesis alanı olarak planlanmasında sakınca bulunmadığı, ancak bu alanın temel zemininin yapay dolgu malzemesinden oluşması sebebiyle alanın ticaret+konut kullanımı ile 8 katlı yapılaşmaya açılmasının şehircilik esasları ve planlama ilkeleri açısından uygun bir yaklaşım olmadığı, kaldı ki aralarında davacıların da bulunduğu şahıslar tarafından uyuşmazlık konusu plan kararıyla benzer nitelikte kullanım kararları getiren … tarih ve … sayılı belediye meclisi kararıyla kabul edilen 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı revziyonlarının iptali istemiyle açılan davada, taşınmazın park alanı kullanımının değiştirilerek 8 katlı yapılaşmaya açılması yönündeki plan karında kamu yararı bulunmadığı gerekçesiyle … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla iptaline karar verildiği, taşınmazın yer aldığı yapı adalarının tamamında yapı yüksekliği bitişik nizam 6 kat olarak öngörülmüş iken, davaya konu parselde yapı yüksekliğinin 8 kat olarak belirlenmesinin nedeninin gerek planlarda gerekse plan raporunda açıklığa kavuşturulmadığı, bu durumun imar planlarında yan yana bulunan ve aynı yoldan cephe alan imar adalarında hiçbir açıklama ve dayanak gösterilmeden farklı arazi kullanım kararı getirilmesinin planlama esasları ve planlama ilkeleri açısından uygun görülmediği sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle anılan taşınmaz yönünden dava konusu nazım ve uygulama imar planlarının iptaline … ada, … sayılı parsele ilişkin olarak düzenlenen yapı ruhsatına yönelik olarak ise; Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği kurallarına göre, uygulama imar planında herhangi bir TAKS ve KAKS değeri belirtilmediğinden bu değerlerin anılan Yönetmeliğe göre belirlenmesi gerektiği, buna göre yapılaşma yüksekliği en çok 8 kat olarak verilen imar adasında yapı taban alanının en fazla %40 olması gerektiği halde uyuşmazlık konusu yapı ruhsatının, bu kurala aykırı olacak biçimde, dava konusu parselin tamamında yapılaşmaya olanak sağlayacak şekilde düzenlendiği görüldüğünden davaya konu yapı ruhsatında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından: İdare mahkemesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda ve bu rapor esas alınarak verilen idare mahkemesi kararında planların genel gerekçelerle hukuka aykırı olduğu tespitlerine yer verildiğinden davaya konu imar planlarının tümünün iptaline karar verilmesi gerektiği, zira taşınmaz bazında yapılan inceleme neticesinde verilen iptal kararının davacılardan bu parselde malik olmayan … açısından bir etkisi olmayacağı ileri sürülmektedir. Davalı tarafından: Bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, dava konusu … ada, … parsel sayılı taşınmazın sosyal tesis alanı kullanımında olması nedeniyle nüfus yoğunluğunu arttırıcı nitelikte olmadığı, yapı ruhsatının ve imar planlarının hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından: Davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. Davalı tarafından: Savunma verilmemiştir. Davalı yanında müdahil … Yapı ve İşletmeciliği San. ve Tic. A.Ş tarafından: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava, Zonguldak ili, … İlçesi, … ada, … sayılı parselin bulunduğu alanda 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında revizyon yapılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı belediye meclisi kararı ile bu karara yapılan itirazların reddine dair … tarih ve …, … sayılı meclis kararlarının ve bu kararlara dayalı olarak … ada … sayılı parsel için verilen yapı ruhsatının iptali istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar, iptal davası olarak tanımlanmaktadır. 2577 sayılı Kanunun 3. maddesinde; dilekçelerde gösterilmesi gerekli hususlar belirlenmiş, 14'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasında; dilekçelerin sırayla a) görev ve yetki, b) idari merci tecavüzü, c) ehliyet, d) idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) süre aşımı, f) husumet, g) 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden inceleneceği belirtilmiş, 15. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, dilekçelerde 14. maddenin 3/c bendine aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği, hükme bağlanmıştır. 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan halinde, nazım imar planı; varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak hali hazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları gösteren ve uygulama imar planının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile beraber bir bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava dilekçesinde, davacı tarafından, 1. derece deprem kuşağında yer alan Zonguldak ilinde taşkömürü havzası içinde bulunan dava konusu taşınmazın yer aldığı alanın, madencilik faaliyetleri nedeniyle yıkılma riski altında olduğu, bu nedenle … ada, … parsel sayılı taşınmazda kat sayısında artış yapılarak 8 kat yapılaşma kararı getirilmesinin ve ticaret alanı kullanım kararının hukuka uygun olmadığı, … tarih ve … sayılı Zonguldak Belediye Meclisi kararı ile kabul edilen 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının uygulanmadığı, benzer kullanım kararlarının ve kat yüksekliklerinin dava konusu imar planlarında da öngörüldüğü ve uyuşmazlık konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı notlarının 15. ve 16. maddelerinin hukuka aykırı olduğuna yönelik iddialar ileri sürülerek görülmekte olan dava açılmıştır. Davacı tarafından sunulan temyiz dilekçesinde de İdare Mahkemesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda ve bu rapor esas alınarak verilen idare mahkemesi kararında uyuşmazlık konusu imar planlarının genel gerekçelerle hukuka aykırı olduğu tespitlerine yer verildiğinden davaya konu imar planlarının tümünün iptaline karar verilmesi gerektiği, zira … ada, … ve … parsel sayılı taşınmaz bazında verilen iptal kararının davacılardan bu parsellerde malik olmayan … açısından bir etkisi olmayacağı ileri sürülmektedir. Yargısal denetim amacıyla her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması koşuluna ihtiyaç vardır. Her olay ve davada, dava açan kişinin menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri yargı mercilerince yapılmaktadır. İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi; kişisel, meşru ve güncel olması halinde gerçekleşecektir. Başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, davacının menfaatlerini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir. Bu ilişki, uyuşmazlığın niteliğine göre bazen mülkiyet hakkından, bazen de komşuluk hukukundan doğabilmektedir. Sonuç olarak; idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesi için ön koşullardan olan "dava açma ehliyeti" iptal davasına konu idari işlemin niteliğine ve dava açanın hukuken korunması gereken menfaatlerine göre idari yargı yerince değerlendirilmektedir. Çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması amacıyla kamu yararını yakından ilgilendiren konularda Danıştay içtihatları ile belde sakini olmak dava açmak için yeterli görülmüş ise de, bu kapsamda bulunmayan bir alanda imar planının iptali istemiyle dava açabilmek için davacının dava açmakta menfaati olduğunu somut olarak ortaya koyması gerekmektedir. Bu durumda, uyuşmazlıkta öncelikle dava konusu parsellerin hangileri olduğu netleştirilmek, 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planlarının tümünün iptaline karar verilmesi isteminin bulunup bulunmadığı hususu açıklığa kavuşturulmak, davacılardan …'ın dava konusu imar planlarının sınırları içerisinde taşınmaz maliki olmadığı hususu dikkate alınmak ve iptali istenen parseller veya imar planları yönünden davacıların dava açmakta kişisel, meşru ve güncel bir menfaati olup olmadığı konusunda bir araştırma yapılmak suretiyle davacıların dava açma ehliyetlerinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava konusu edilen parseller veya imar planları netleştirildikten sonra davacıların dava konusu işlem ile menfaat bağlarının bulunduğu neticesine varılması halinde; davacılardan …, … ve …'in de aralarında bulunduğu şahıslar tarafından … tarih ve … sayılı Zonguldak Belediye Meclisi kararı ile kabul edilen 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının dava konusu parsellerin de içinde bulunduğu parseller yönünden iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına ilişkin Dairemizin 26/09/2019 tarih ve E:2018/8361, K:2019/8188 sayılı kararı üzerine verilecek karar dikkate alınmak, uyuşmazlık konusu imar planlarının tümünün iptali istemiyle açılmış bir dava bulunup bulunmadığı veya anılan imar planlarının davalı idarece iptal edilip edilmediği araştırılmak, yapı ruhsatının dava konusu imar planlarına uygunluğu incelenmek ve dava konusu edildiği ortaya koyulan tüm parseller yönünden ek rapor alınmak veya gerekirse yerinde yeniden yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenecek rapor göz önünde bulundurulmak suretiyle uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kabulüne, 2. Dava konusu işlemlerin yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen iptaline, kısmen reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 07/03/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.

Dava Açma Ehliyeti: Menfaat Koşulu

İptal davası açılabilmesi için gerekli menfaat ilişkisinin kişisel, meşru ve güncel olması gerekir. Davacının imar planından etkilenmesi, menfaatinin ihlal edilmesi ve işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması aranmaktadır. Bu menfaat ilişkisi uyuşmazlığın niteliğine göre mülkiyet hakkından ya da komşuluk hukukundan doğabilir (2577 sayılı İYUK m. 2/1(a), m. 14/3(c), m. 15/1(b)). Dilekçede ehliyet şartının karşılanmadığı görülmesi hâlinde davanın reddine karar verilir.

Çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda Danıştay içtihatlarıyla belde sakini olmak dava açmak için yeterli görülmüştür. Bu kapsamın dışındaki imar planı davalarında ise davacının menfaatini somut olarak ortaya koyması gerekmektedir. Paylı mülkiyete tabi bir taşınmazda paydaşların her biri ayrı ayrı dava açabilir; bir paydaşın davasının reddedilmesi diğer paydaşların dava açma hakkını ortadan kaldırmaz.

Davanın Kime Karşı Açılacağı

İmar planının iptali davası, işlemi tesis eden organa değil ilgili idarenin tüzel kişiliğine karşı açılmalıdır. Bu nedenle belediye meclisi veya il genel meclisi gibi organlara husumet yöneltilmesi mümkün değildir; dava doğrudan ilgili idareye karşı açılır. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ilgili idare; belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediye, bu sınırlar dışında ise valiliktir.

3194 sayılı İMAR KANUNU m. 5Kaynağı aç
Madde 5 – Bu Kanunda geçen terimlerden bazıları aşağıda tanımlanmıştır. Nazım İmar Planı; (Değişik:29/11/2018-7153/10 md.) varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plandır. Uygulama İmar Planı; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plandır. Yerleşme Alanı; imar planı sınırı içindeki yerleşik ve gelişme alanlarının tümüdür. İmar Adası; imar planındaki esaslara göre meydana gelen adadır. (Ek tanım:5/12/2024-7534/4 md.) İmar Hakkı Aktarımı; 1/1000 ölçekli uygulama imar planının bulunduğu, arazi ve arsa düzenlemesi yapılmış ya da yapılması mümkün olmayan alanlarda, parselin tamamının ya da bir kısmının umumi ve kamu hizmet alanlarında kalması sebebiyle parsel üzerinde özel mülkiyete konu yapılaşma hakkının verilememesi durumunda, verilemeyen emsale esas inşaat hakkının başka parsel ya da parsellere imar planı kararı ile taşınması işlemidir. İmar Parseli; İmar adaları içerisindeki kadastro parsellerinin İmar Kanunu, İmar Planı ve yönetmelik esaslarına göre düzenlenmiş şeklidir. Kadastro Adası; kadastro yapıldığı zaman var olan adadır. Kadastro Parseli; kadastro yapıldığı zaman kadastro adaları içinde bulunan mülkiyeti tescilli parseldir. Yapı; karada ve suda, daimi veya muvakkat, resmi ve hususi yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve müteharrik tesislerdir. Bina; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarıyan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır. (Ek: 14/4/2016-6704/7 md.) Su yolu; imar planı kararıyla yapay olarak oluşturulan ve deniz araçlarıyla ulaşımın sağlandığı su geçididir. İlgili idare; belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediye, dışında valiliktir. Bakanlık; Bayındırlık ve İskan Bakanlığıdır. Mücavir Alan; imar mevzuatı bakımından belediyelerin kontrol ve mesuliyeti altına verilmiş olan alanlardır. Çevre düzeni planı; (Değişik:29/11/2018-7153/10 md.) varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve stratejilerine uygun olarak yerleşim, gelişme alanları ve sektörlere ilişkin alt ölçek planlarını yönlendiren genel arazi kullanım kararları çerçevesinde ilke ve kriterleri belirleyen, bölge, havza veya il bütününde hazırlanan, plan hükümleri ve raporuyla bir bütün olan plandır. (Ek : 26/4/1989 – 3542/1 md.) Fen adamları; yapı, elektrik tesisatı, sıhhi tesisat ve ısıtma, makine, harita-kadastro ve benzeri alanlarda mesleki ve teknik öğrenim veren en az lise dengi okullardan mezun olmuş veya lise mezunu olup, bir öğretim yılı süreyle bakanlıkların açmış olduğu kursları başarıyla tamamlamış olanlar ile 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununa göre ustalık belgesine sahip olan elemanlardır. (Ek:29/11/2018-7153/10 md.) Mekânsal Strateji Planı; ekonomik, sosyal politikalar ve çevre politikaları ile stratejilerini mekânla ilişkilendirerek fiziki gelişmeyi ve sektörel kararları yönlendiren, ülke bütününde ve gerekli görülen bölgelerde hazırlanan, raporu ile bütün olan plandır. Ayrıca, bu Kanunda adı geçen diğer tanımlar Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikte tarif edilir. İKİNCİ BÖLÜM İmar Planları ile İlgili Esaslar Mekânsal planlama kademeleri:

Dava Açma Süreleri

İdare mahkemelerinde genel dava açma süresi, özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hâllerde altmış gündür. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde bu süre, ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar (2577 sayılı İYUK m. 7). İmar planları ilan yoluyla duyurulan düzenleyici işlem niteliğinde olduğundan dava açma süresi kural olarak bu şekilde başlar. Sürenin askı bitimiyle mi, planın kesinleşme tarihiyle mi yoksa başka bir anda mı işlemeye başladığı, somut uyuşmazlığın koşullarına göre belirlenmesi gereken bir meseledir; bu ayrım somut olaylarda dikkatle değerlendirilmelidir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar

3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesine 14 Şubat 2020 tarihli 7221 sayılı Kanun'la eklenen hükümle, kesinleşen imar planları veya parselasyon planlarına karşı kesinleşme tarihinden itibaren her hâlde beş yıl içinde dava açılabileceği düzenlenmiştir. Bu beş yıllık sürenin genel altmış günlük dava açma süresiyle birlikte nasıl uygulanacağı ve 14 Şubat 2020 öncesinde kesinleşmiş planlar bakımından ne anlam taşıdığı söz konusu hükümden açıkça anlaşılamamaktadır; bu nokta dikkat gerektirmektedir.

Dava Açma Süresi Geçtikten Sonra İptal Talep Edilebilecek Hâller

2577 sayılı İYUK'un 7/4. maddesi uyarınca düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması, bu düzenlemeye dayalı uygulama işleminin iptaline engel oluşturmaz. İmar uygulamaları kapsamında yıkım ve tahliye bildirimi gibi bir uygulama işlemi gerçekleştirildiğinde, imar planına ilişkin dava açma süresi geçmiş olsa bile bu uygulama işlemi ile birlikte düzenleyici işlem niteliğindeki imar planının iptali de talep edilebilir (2577 sayılı İYUK m. 7/4).

Alt ölçekli imar planının iptali istemiyle açılan davada, üst ölçekli imar planına yönelik dava açma süresi geçmiş olsa dahi üst ölçekli planın iptali de talep edilebilir.

Yetkili Mahkeme

İmar planının iptali davasında yetkili mahkeme kural olarak imar planından menfaati etkilenen taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. 2577 sayılı İYUK'un 32. maddesi, özel kanunda yetkili mahkeme gösterilmeyen hâllerde yetkili idare mahkemesinin idari işlemi yapan idarenin bulunduğu yerdeki mahkeme olduğunu hüküm altına almaktadır; yetki kamu düzenine ilişkindir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – 1. Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. 2. Bu Kanunun uygulanmasında yetki kamu düzenindendir. (Mülga ikinci cümle: 10/6/1994-4001/15 md.) (…) Kamu görevlileri ile ilgili davalarda yetki:

Yürütmenin Durdurulması

İdare mahkemesinde dava açılması, dava edilen imar planının yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz (2577 sayılı İYUK m. 27/1). Yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için imar planının uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğacak olması ile idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Kural olarak davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir; ancak uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere savunma alınmaksızın da durdurulabilir (2577 sayılı İYUK m. 27/2). Mahkemece yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi hâlinde ilgili idare, Anayasa'nın 138/4. maddesi ve 2577 sayılı İYUK'un 28/1. maddesi uyarınca gecikmeksizin bu karara uymak durumundadır.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994-4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.[20] 3. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. 4. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir. (Ek cümle: 19/1/2022-7351/2 md.) (İptal cümle:Anayasa Mahkemesi’nin 1/6/2022 tarihli ve E.: 2022/14, K.: 2022/70 sayılı Kararı ile.) 5. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir. 6. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. 7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine (…)[21] kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. 8. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. 9. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır. 10. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Kararların sonuçları:[22]

Yürütmenin durdurulması kararında, işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Dava dilekçesi ve eklerinden istemin yerinde olmadığı anlaşılırsa davalı idarenin savunması alınmaksızın da istem reddedilebilir. Yürütmenin durdurulması kararlarına, tebliği izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir; itiraz merci dosyayı aldığından itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır ve itiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz (2577 sayılı İYUK m. 27).

Bilirkişi İncelemesi ve İptal Kararının Kapsamı

İmar planı iptal davalarında mahkemelerce yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılabilir. Danıştay 6. Daire, E. 2018/5124, K. 2022/1166 sayılı kararında; ilk derece mahkemesince yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda imar planlarının genel gerekçelerle hukuka aykırı bulunduğu tespit edilmesine rağmen planların parsel bazında mı yoksa tümü kapsamında mı iptal edileceğine ilişkin ayrı bir değerlendirme yapılmadığından bozma kararı verilmiştir. Bu karar, parsel bazında ya da plan bütünü kapsamında iptal kararı verilebilmesi için ayrı bir irdeleme yapılmasının zorunlu olduğunu ortaya koymaktadır.

Planların Ölçek Hiyerarşisi ve İptalin Sonuçları

3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca nazım imar planı; bölge ve çevre düzeni planlarına uygun biçimde arazi parçalarının genel kullanış biçimlerini, nüfus yoğunluklarını, yerleşme yön ve büyüklüklerini ile ulaşım sistemlerini gösteren, detaylı raporu ile birlikte bir bütün olan plandır. Uygulama imar planı ise nazım imar planı esaslarına göre çizilen, yapı adalarını, yoğunluk ve düzeni, yolları ve uygulama etaplarını ayrıntılarıyla gösteren plandır. Bu tanımlara ilişkin yasal metnin önceki yıllardaki imar uyuşmazlıklarında o tarihteki yürürlükte olan hâliyle esas alındığı göz önünde bulundurulmalıdır.

Üst ölçekli planın iptal edilmesi hâlinde alt ölçekli imar planları kendiliğinden yürürlükten kalkmaz. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8/d maddesi uyarınca alt kademe planların, üst kademe planların kesinleştiği tarihten itibaren en geç bir yıl içinde ilgili idarece üst kademe planlara uygun hâle getirilmesi zorunludur. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde üst kademe planları onaylayan kurum ve kuruluşlar alt kademe planları en geç altı ay içinde uygun hâle getirir ve resen onaylar. Bu uygunlaştırma süresi içinde ruhsat işlemleri yürürlükte olan uygulama imar planına göre gerçekleştirilir.

Özelleştirme Kapsamındaki Planlarda İvedi Yargılama

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanıp Cumhurbaşkanlığı kararıyla onaylanan imar planlarına karşı açılacak davalar ivedi yargılama usulüne tabidir ve bu usulde dava açma süresi otuz gündür (2577 sayılı İYUK m. 20/A). Bu usulde kural olarak 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uygulanmaz; dolayısıyla üst makama başvuru dava açma süresini durdurmaz. Ancak Danıştay 6. Daire, E. 2021/7307, K. 2022/7603 sayılı kararında, idari işlemde Anayasa'nın 40. maddesi uyarınca 11. maddenin uygulanmayacağına dair bildirim yapılmamışsa ilgilinin bu madde kapsamında yaptığı başvurunun dava açma süresini durduracağı kabul edilmiştir. Anayasa'nın 40/2. maddesi, devletin işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yollarına ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmesini zorunlu kılmaktadır. Söz konusu kararda ayrıca, Cumhurbaşkanlığı kararıyla yapılan itirazın reddi yeni bir dava açma süresi başlatmamakta; süre ilk planın askıdan indiği tarihten itibaren işlemektedir. Bu kural ve sonuçlar özelleştirme kapsamındaki Cumhurbaşkanlığı onaylı planlara özgüdür; genel belediye imar planlarına doğrudan uygulanamaz.

Sık Sorulan Sorular

İmar planına itiraz etmeden dava açılabilir mi?

Evet. İmar planına idari itiraz, iptal davası açılabilmesinin zorunlu ön koşulu değildir. İtiraz edilmemiş olsa dahi imar planının iptali talebiyle idare mahkemesinde dava açılabilir.

İmar planı itirazı için süre ne kadar?

İmar planlarının bir aylık askı ilan süresi içinde ilgili idareye itiraz edilebilir. Belediye ve mücavir alan içinde itirazlar belediye meclisinde, belediye ve mücavir alan dışında ise valilikte on beş gün içinde kesin karara bağlanır (3194 sayılı İmar Kanunu m. 8/b).

İmar planının iptali davası kim tarafından açılabilir?

İmar planından menfaati ihlal edilen herkes bu davayı açabilir. Menfaat ilişkisinin kişisel, meşru ve güncel olması gerekir; bu ilişki mülkiyet hakkından ya da komşuluk hukukundan doğabilir. Çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda belde sakini olmak yeterli görülmekle birlikte, bu kapsam dışındaki davalarda menfaatin somut olarak ortaya konulması gerekir.

İmar planı iptali için dava açma süresi kaç gündür?

İdare mahkemelerinde genel dava açma süresi altmış gündür; ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar (2577 sayılı İYUK m. 7). 3194 sayılı İmar Kanunu'na 2020 yılında eklenen hükümle, kesinleşen imar ve parselasyon planlarına karşı kesinleşme tarihinden itibaren her hâlde beş yıl içinde dava açılabileceği de öngörülmüştür. Bu iki sürenin birlikte nasıl uygulanacağı ve 14 Şubat 2020 öncesinde kesinleşmiş planlara etkisi dikkatle değerlendirilmelidir.

Dava açma süresi geçtikten sonra imar planına karşı ne yapılabilir?

Dava açma süresi dolmuş olsa dahi; yıkım, tahliye bildirimi gibi bir uygulama işlemi gerçekleştirildiğinde bu uygulama işlemi ile birlikte imar planının iptali de talep edilebilir. Ayrıca alt ölçekli planın iptali davasında, dava açma süresi geçmiş üst ölçekli planın iptali de istenebilir (2577 sayılı İYUK m. 7/4).

İmar planının iptali hangi gerekçeyle istenebilir?

İmar planları yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönünden hukuka aykırılık gerekçesiyle iptal davasına konu edilebilir. Bu gerekçeler sınırlı sayıda değildir; somut olayın niteliğine göre farklı hukuka aykırılık iddiaları ileri sürülebilir.

İmar planı iptali davası kime karşı açılmalıdır?

Dava belediye meclisi veya il genel meclisi gibi organlara değil, doğrudan ilgili idarenin tüzel kişiliğine karşı açılmalıdır. Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ilgili idare belediye, bu sınırların dışında ise valilik olarak belirlenmiştir (3194 sayılı İmar Kanunu m. 5).

Üst ölçekli plan iptal edilirse alt ölçekli plan geçersiz olur mu?

Hayır. Üst ölçekli planın iptal edilmesi hâlinde alt ölçekli imar planları kendiliğinden yürürlükten kalkmaz. Alt kademe planların üst kademe planlara uygunlaştırılması ayrı bir usule tabidir; bu süreçte ruhsat işlemleri yürürlükte olan uygulama imar planına göre sürdürülür (3194 sayılı İmar Kanunu m. 8/d).

İmar planı değişikliklerinde itiraz usulü nasıl işler?

Onaylanmış planlarda yapılacak değişiklikler, planların hazırlanması ve yürürlüğe konulmasına ilişkin usullere tabidir; bu kapsamda aynı ilan ve itiraz usulü uygulanır (3194 sayılı İmar Kanunu m. 8/b).

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu