İkale Sözleşmesi Nedir ve Geçerlilik Şartları Nelerdir?

by Avukat Erdal Ersoy
İkale Sözleşmesi Nedir ve Geçerlilik Şartları Nelerdir?

İkale Sözleşmesinin Tanımı ve Hukuki Niteliği

İkale diğer adıyla bozma sözleşmesi, işçi ve işveren arasındaki iş ilişkisinin tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile anlaşma sağlanarak sona erdirilmesidir. Bozma sözleşmesi kanunlarda müstakil bir kurum olarak özel biçimde düzenlenmemiştir. Bununla birlikte sözleşme özgürlüğü ilkesinin bir sonucu olarak tarafların aralarındaki bağı yeni bir anlaşmayla sonlandırmaları hukuken mümkün kabul edilmektedir.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/33187, K. 2020/4662Kaynağı aç
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi         2016/33187 E.  ,  2020/4662 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 21/06/2002-14/01/2015 tarihleri arasında garson olarak 1.847,19 TL net ücretle çalıştığı, iki öğün yemek verildiği, fazla çalışma, hafta ve genel tatil çalışması yaptığı, kısmen kıdem tazminatı ödendiği, yıllık izin kullandırılmadığı iddiası ile kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz: Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. Gerekçe : 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacının kıdem tazminatı alacağının bulunup bulunmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. Bozma sözleşmesi (ikale) yasalarımızda düzenlenmiş değildir. Öğreti ve uygulamada sözleşme özgürlüğünün bir sonucu olarak taraflarınca sözleşmenin sona erdirilmesinin mümkün olduğu kabul edilmektedir (ÇELİK, Nuri: İş Hukuku Dersleri, Ekim 2014, İstanbul, s.250 vd; ALP, Mustafa: İş Hukukunda İkalenin (Bozma Sözleşmesi) Geçerlilik Koşulları, Legal, İHD, 2008/17,27-46; GEREK, Nüvit: İş Sözleşmesinin İkale Sözleşmesi ile Sona Ermesi, Çalışma ve Toplum, 2011/4, 43-56; ASTARLI, Muhittin; İş Hukukunda İkale (Bozma Sözleşmesi), Ankara 2013; Yargıtay 9.HD. 21.04.2008, 2007/31287-2008/9600: Yargıtay 22.Hukuk Dairesi 22.01.2013, 2012/10506-2013/253). İkale, tarafların ortak iradeleriyle sözleşmenin sona erdirilmesidir. Taraflardan birinin sözleşmenin sona erdirilmesi için karşı tarafa yaptığı icap, ardından diğer tarafın da bunu kabulü ile bozma sözleşmesi (ikale) kurulmuş olur. Bozma sözleşmesinde icap, karşı tarafın uygun irade beyanı ile anlaşmak suretiyle iş ilişkisini sona erdirmeye yönelmiştir. Bu sebeple, ikale akdetmeye yönelik icap, fesih olarak değerlendirilip, feshe tahvil edilemez. İkale, niteliği itibariyle bir sözleşme olduğundan tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Diğer yandan, bozma sözleşmesi yoluyla iş sözleşmesi sona eren işçi, iş güvencesinden yoksun kaldığı gibi, kural olarak feshe bağlı haklar olan ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanamayacaktır. Yine 4447 sayılı Yasa kapsamında işsizlik sigortasından da yararlanamayacaktır. Bu itibarla irade fesadı denetimi dışında, tarafların bozma sözleşmesi yapması konusunda makul yararının olup olmadığının da irdelenmesi gerekir. Makul yarar ölçütü, bozma sözleşmesi yapma konusundaki icabın işçiden gelmesi ile işverenden gelmesi ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak ele alınmaktadır. Buna göre ikale icabı işverenden gelmişse kanuni tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatın sağlanması (makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez. Buna karşılık ikale icabı işçiden gelmişse işçiye ihbar ve kıdem tazminatının ödenip ödenmemesi tarafların anlaşmasına bağlıdır. Somut uyuşmazlıkta; Davacı iş akdinin işverence feshedildiğini iddia etmiş, davalı ise taraflar arasında imzalanan ikale sözleşmesi ile iş akdinin sona ermesi konusunda anlaşıldığını, davacıya ikale sözleşmesi ile kıdem tazminatına ek ikale bedeli, fazla çalışma ücreti ve izin ücreti ödendiğini iddia etmiştir. Davacının çalışma süresinin 12 yıl 6 ay 23 gün olduğu hususu uyuşmazlık konusu değildir. Davacının 2.200,00 TL brüt ücretle çalıştığı da davalının kabulündedir. Sunulan ikale sözleşmesine göre davacıya 23.533,32 TL net kıdem tazminatı ödemesinin yanında 3.350,00 TL ek ödeme yapıldığı görülmüştür. Davacıya ödenen kıdem tazminatının, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan çalışma süresi ve davalının kabul ettiği çıplak brüt ücret üzerinden ödenmesi gereken kıdem tazminatını dahi karşılamadığı anlaşıldığından, davacının bilirkişi raporu ile hesaplanan bakiye kıdem tazminatının hüküm altına alınması gerekir. Zira kıdem tazminatını tam karşılamayan ikale sözleşmesi geçersizdir. Mahkemece belirtilen husus gözetilmeksizin verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine 10/03/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bozma sözleşmesi yapılmasına ilişkin icap, iş sözleşmesini tek taraflı iradeyle değil, karşı tarafın mutabakatı doğrultusunda sonlandırmayı amaçlar. Bu hukuki niteliği dolayısıyla ikale yapma yönündeki icap fesih sayılmayacağı gibi tek yanlı bir feshe de dönüştürülemez.

İkale Sözleşmesinin Şekil Şartları ve İleri Tarihli Sona Erme

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 12 düzenlemesine göre sözleşmeler, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça herhangi bir şekil şartına tabi tutulmamıştır; mevzuatta bir biçim tayin edilmişse bu şekil geçerlilik koşulu niteliği taşır ve öngörülen biçime uyulmaksızın yapılan sözleşmeler hüküm doğurmaz. Bununla birlikte taraflar, iş ilişkisi sürerken ya da en geç ikale kurulmadan evvel anlaşmanın belirli bir biçimde yapılmasını kararlaştırmışlarsa, ikale sözleşmesi kural olarak mutabık kalınan bu iradi şekle uygun kurulmadıkça geçerlilik kazanamaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 12Kaynağı aç
MADDE 12- Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir. Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz. II. Yazılı şekil 1. Yasal şekil a. Kapsamı

İşçi ve işveren ikale sözleşmesi ile iş sözleşmesinin gelecek bir tarihte sona ermesini kararlaştırabilirler. Bu durumda iş ilişkisi kararlaştırılan tarihe kadar olağan şekilde devam ettiğinden kural olarak işçinin iş görme ve işverenin de ücret ödeme borçları sözleşmenin sonlanacağı tarihe kadar devam eder.

İş Güvencesi, Kıdem Tazminatı ve Makul Yarar Ölçütü

İş sözleşmesi ikale ile sona erdirildiğinde fesih söz konusu olmadığından, işçi kural olarak 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18 ve devamı maddelerindeki iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğini ve işe iadeyi talep edemez. Feshe bağlı haklar olan ihbar ve kıdem tazminatlarına da kural olarak hak kazanılamayacağı gibi 4447 sayılı Kanun kapsamındaki işsizlik sigortasından da yararlanılamaz.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2011/9219, K. 2012/628Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2011/9219 E.  ,  2012/628 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kartal 1. İş Mahkemesi TARİHİ : 11/08/2010 NUMARASI : 2010/58-2010/614 Davacı vekili; iş sözleşmesinin  04/12/2009 tarihinde davalı tarafından haksız ve geçersiz bir şekilde sona erdirildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir. Davalı işveren davacının işten çıkarılmadığını, iş sözleşmesinin 04/12/2009 ikale sözleşmesi imzalamak suretiyle davacının kendisinin iş akdini feshettiğini, işe iade davası açma hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece ikale sözleşmesinde esas olan tarafların iradelerinin uyuşması olduğu, iş sözleşmesinin önce feshedilip sonra ikale sözleşmesi adı altında belge imzalatılması nedeniyle ikale sözleşmesinin geçersiz olduğundan feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine, işe başlatma tazminatının 4 aylık ücret tutarı olarak ve çalıştırılmadığı süre için en çok altı aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesine karar verilmiştir. Hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. İş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunun 18 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir nedenle sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir. İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması nedeniyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse yasal tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatın sağlanması(makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez. Dosya içeriğine göre davacının   davalı işyerinde  çalıştığı  sırada    04.12.2009    günlü ikale  sözleşmesi ile  brüt  38821,47 TL  kıdem tazminatı,    brüt  6.397,14  TL ihbar tazminatı ve kıdem ve ihbar tazminatına ilaveten   4  aylık ücretine  karşılık  brüt: 9.153,00  TL   ödenmesi  karşılığında ikale  sözleşmesi imzalandığı  ve davacının  ödenecek  haklar  karşılığında işgüvencesi  hükümlerinden yararlanmayacağının kararlaştırıldığı  anlaşılmaktadır. Davacı  ikale   sözleşmesinin matbu olarak  önceden hazırlandığını, davacıya sözleşmeyi okuma  fırsatı  verilmediğini, 4  aylık ücretine  karşılık  brüt 8.802,00 TL   ödemenin  işveren tarafından  fesih  öncesi  verildiği iddia edilen ücret avanslarından mahsup  edildiğini,   sözleşmenin geçersiz olduğunu iddia etmiştir. Davalı işveren ise yasal haklarına ilaveten    4  aylık ücretine  karşılık  brüt 9.153,00    TL   ödeme yapıldığını, hiçbir baskı altında kalmadan  sözleşmeyi imzaladığını belirterek davanın reddini  savunmuştur. Dosya içeriğinden    ikale  sözleşmesinde davacıya   yasal haklarına ilaveten ödenmesi kararlaştırılan 4  aylık ücreti  tutarında bir ek  ödeme  yapılıp yapılmadığı  anlaşılamamaktadır. Bu durumda   mahkemece ikale  sözleşmesinde  davacıya yasal haklarına ilaveten  ödenmesi  kararlaştırılan  4  aylık ücreti  tutarında bir   ödeme  yapılıp  yapılmadığı, yapılmış  ise  bu  ödemenin  davacının   çalışma  sırasında   aldığı  bir  avans  varsa  bu avans  borcuna  mahsup  yapılıp   yapılmadığı  kuşkuya  yer  vermeyecek  şekilde  açıklığa  kavuşturulmalı,  ikale  sözleşmesinde  kararlaştırılan  ek  ödemenin  yapıldığının  saptanması halinde davacının  ikale  sözleşmesi  imzalamasında  makul yararın  bulunduğu  kabulü gerektiğinden davanın reddine karar verilmelidir. Böyle bir ödemenin  yapılmadığının tespiti  halinde ise  şimdiki  gibi karar  verilmelidir. Eksik  inceleme  ile yazılı  şekilde  karar verilmesi  hatalı olup  bozmayı  gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26/01/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İşçinin bu yasal korumalardan yoksun kalması sebebiyle Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/33187, K. 2020/4662 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ikale sözleşmelerinde irade fesadı denetimi yanında tarafların bozma sözleşmesi yapması konusunda makul yararının bulunup bulunmadığı irdelenir. İkale icabı işçiden gelmişse işçiye ihbar ve kıdem tazminatının ödenip ödenmemesi tarafların anlaşmasına bağlıdır.

Buna karşılık ikale sözleşmesinde teklifi hangi tarafın yaptığını ispat yükü işveren üzerindedir. İşveren teklifin işçiden geldiğini ispatlayamazsa teklif işverence yapılmış sayılır ve ek menfaat ödemesi aranır. İkale sözleşmesinde ödenen miktar, işçinin hak kazandığı kıdem tazminatını dahi tam olarak karşılamıyorsa sözleşme geçersiz sayılır ve bakiye kıdem tazminatı hüküm altına alınır.

Ek Menfaatin Fiilen Ödenmesi ve İşe İade Davasına Etkisi

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin E. 2011/9219, K. 2012/628 sayılı kararında belirtildiği üzere, ikale sözleşmesinde kararlaştırılan ek ödemenin fiilen yapılıp yapılmadığı ve daha önce alınan bir avans varsa bu avans borcuna mahsup edilip edilmediği kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. İkale sözleşmesinde kararlaştırılan ek ödemenin yapıldığının saptanması halinde işçinin ikale sözleşmesi imzalamasında makul yararın bulunduğu kabul edilerek işe iade davası reddedilir; böyle bir ödemenin yapılmadığının tespiti halinde ise geçersizlik nedeniyle dava kabul edilir.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin E. 2014/22359, K. 2014/25557 sayılı kararında, işverenin teklifiyle yapılan ikale sözleşmesinde yasal tazminatlara ilaveten altı aylık ücret tutarında ek menfaat sağlanması ve belgenin irade fesadı iddiası bulunmaksızın serbest iradeyle ihtirazi kayıtsız imzalanması halinde sözleşmenin ortak iradeyle kurulduğu ve işe iade davasının reddi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2014/22359, K. 2014/25557Kaynağı aç
22. Hukuk Dairesi         2014/22359 E.  ,  2014/25557 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara 19. İş Mahkemesi TARİHİ : 19/06/2014 NUMARASI : 2013/1166-2014/640 Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin geçerli ve haklı sebebe dayanmaksızın feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin karşılıklı ikale yapılarak feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davalı işverenliğin ekonomik sebepler ve kalifiye elemanla çalışma arzusu ile, davacı dahil bir kısım iş yeri çalışanı ile aralarında ikale sözleşmesi düzenlendiği; ikale sözleşmesi uyarınca davacıya fazladan ödenen 6 aylık ücretin de davacının mahrum kalacağı hakları tam olarak karşılamadığı, bu bağlamda ikale sözleşmesinin davacının serbest iradesi ile düzenlendiğinden bahsedilmeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin kim tarafından ve ne şekilde sona erdirildiği uyuşmazlık konusudur. Taraflar arasındaki iş ilişkinin ikale ( bozma sözleşmesi ) yoluyla sona erip ermediği hususu temel uyuşmazlığı oluşturmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. ve devamı maddelerinde öngörülen iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak için iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesi gerekir. İkale, kanunlarımızda düzenlenmiş değildir. Sözleşme özgürlüğünün bir sonucu olarak daha önce kabul edilen bir hukuki ilişkinin, sözleşmenin taraflarınca sona erdirilmesi de mümkündür. Sözleşmenin doğal yollar dışında tarafların ortak iradesiyle sona erdirilmesi yönündeki işlem ikale olarak değerlendirilmelidir. İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması nedeniyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse kanuni tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatin sağlanması (makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez. Somut olayda, mahkemece taraflar arasındaki ikale sözleşmesinde davalının diğer işçilerle de ikale sözleşmesi yaptığı, sebebinin ekonomik ve daha kalifiye işçilerle çalışmak olduğu, ayrıca yapılan ek ödemenin az olduğu gözetilerek feshin geçerli sebebe dayanmadığı kabul edilip dava konusu istekler hüküm altına alınmış ise de, dosya kapsamında bulunan ikale sözleşmesi ile davacıya yasal tazminatlarına ilaveten 6 aylık maaşı tutarında 29.400,00 TL ek ödeme yapılmış ve davacı bu belgeyi ihtirazi kayıtsız imzalamıştır. Dosya içerisinde ikale sözleşmesini geçersiz kılacak bir olgu mevcut değildir. Zira davacının, ikale sözleşmesinin baskı altında, iradesi sakatlanarak imzalatıldığı yönünde bir iddiası yoktur ve davalı kurumun da sözleşmenin kendi iradesi dışında hazırlandığı yönünde bir beyanı yoktur. Dosya kapsamından sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle; 1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 120,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.500,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 25.09.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

İrade Fesadı, Baskı ve Geçersizliğin Hukuki Sonuçları

İşveren gerçek olmayan bir haklı fesih isnadı ve tazminat ödememe baskısıyla ikaleyi sağlamışsa işçinin özgür iradesinden söz edilemez. İş güvencesi hükümlerini dolanmaya yönelik durumlarda iş akdinin anlaşmayla değil işverenin feshiyle sona erdiği kabul edilir ve ikalenin geçerliliğinde tereddüt halinde işçi lehine değerlendirme yapılır. Aldatma veya korkutma sebebiyle iradesi sakatlanan işçi, aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin kalktığı andan itibaren bir yıl içinde ikale sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürebilir; sözleşmenin iptaliyle ikale geçmişe etkili olarak ortadan kalkar.

İkale sözleşmesinde bulunması gereken geçerlilik şartlarının bulunmaması veya geçersizlik hallerinin varlığı durumunda ikale hukuki sonuç doğurmaz. Bu durumda ikale geçerli olmayacağından işçi feshin geçersizliği ve işe iade davası açabileceği gibi ödenmeyen işçilik alacaklarını da talep edebilir.

İkale sözleşmesi imzalayan işçi kıdem tazminatı alabilir mi?

İş sözleşmesi ikale ile sona erdiğinde feshe bağlı kıdem tazminatına kural olarak hak kazanılamaz; ancak taraflar sözleşmede bu tazminatın ödeneceğini kararlaştırabilirler. Öte yandan ikale sözleşmesinde ödenen miktar işçinin hak kazandığı kıdem tazminatını tam karşılamıyorsa ikale sözleşmesi geçersiz sayılır ve bakiye kıdem tazminatının hüküm altına alınması gerekir.

İkale sözleşmesinde makul yarar ne anlama gelir?

Makul yarar, ikale ile iş güvencesinden ve işsizlik sigortasından yoksun kalan işçiye bu kaybını telafi etmek üzere yasal haklarına ilaveten ek menfaat veya ek ödeme sağlanmasıdır.

İkale sözleşmesine karşı hangi sürede itiraz edilebilir?

Aldatma veya korkutma sebebiyle iradesi sakatlanan işçi, aldatmayı öğrendiği veya korkutmanın etkisinin kalktığı andan itibaren bir yıl içinde ikale sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürebilir.

İkale sözleşmesi yazılı yapılmak zorunda mıdır?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 12 uyarınca ikale sözleşmesi kanunen bir geçerlilik şekline bağlı değildir; ancak taraflar önceden sözleşmenin belirli bir şekilde yapılmasını kararlaştırmışlarsa bu iradi şekle uyulması gerekir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu