İhkak-ı Hak Yasağı Nedir ve İstisnaları Nelerdir?

by Avukat Erdal Ersoy
İhkak-ı Hak Yasağı Nedir ve İstisnaları Nelerdir?

İhkak-ı Hak Yasağının Kapsamı ve Devletin Yargı Tekeli

Modern hukuk düzeninde kişilerin kendi haklarını yetkili kamu organlarına başvurmaksızın bizzat kendi güçleriyle elde etmeye kalkışması yasaklanmıştır. Hukukta bu kural ihkak-ı hak yasağı olarak adlandırılır. Bireylerin kendi adaletini kendi imkânlarıyla tesis etmeye çalışması kamu barışını ve hukuki güvenlik zeminini sarsıcı kabul edilir.

Kamu düzenini korumak amacıyla devlet, yargı yetkisini tekeline almıştır. Bir alacağın veya hakkın tespiti ile bunun infazı yalnızca mahkemeler ve icra daireleri aracılığıyla gerçekleştirilebilir.

Hakkın Kendi Gücüyle Alınmasının Cezai ve Hukuki Sonuçları

Hakkını dava veya icra takibi gibi yasal yollar dışında kendi gücüyle almaya çalışan kişi ceza yargılamasıyla, muhataba verilen zararlar bakımından maddi ve manevi tazminat sorumluluğuyla ve alacağını ispatta güçlükle karşılaşabilir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150. maddesinin birinci fıkrası gereğince, kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak fiilin niteliğine göre tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 150Kaynağı aç
Madde 150- (1) Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. (2) Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.[68] Mala zarar verme

Borç-alacak ilişkilerinde ve sözleşmeden doğan hukuki uyuşmazlıklarda borcun ödenmemesi ihkak-ı hak için bir hukuka uygunluk sebebi oluşturmaz. Alacaklının hakkını zor kullanarak tahsil etmesi kanuni istisnalar kapsamında himaye görmez.

Borçlar Hukukunda Hukuka Uygunluk Halleri ve Hakkın Korunması

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 63. maddesi uyarınca bir eylemin kanuni bir yetkiye dayanması ve bu yetkinin çizdiği sınırlar dahilinde kalması durumunda, bir zarara sebebiyet verilse dahi fiil hukuka aykırı kabul edilmez.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 63Kaynağı aç
MADDE 63- Kanunun verdiği yetkiye dayanan ve bu yetkinin sınırları içinde kalan bir fiil, zarara yol açsa bile, hukuka aykırı sayılmaz. Zarar görenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar, zarar verenin davranışının haklı savunma niteliği taşıması, yetkili kamu makamlarının müdahalesinin zamanında sağlanamayacak olması durumunda kişinin hakkını kendi gücüyle koruması veya zorunluluk hâllerinde de fiil, hukuka aykırı sayılmaz. 2. Sorumluluk

Hukuk düzeni; zarar görenin rızasını, daha üstün nitelikteki kamusal veya özel menfaatleri, haklı savunma niteliğindeki tutumları, kamu organlarının zamanında müdahale edemeyeceği hallerde kişinin hakkını bizzat korumasını ve zorunluluk hallerini hukuka aykırılığı kaldıran durumlar arasında saymıştır.

6098 sayılı Kanun'un 64. maddesinin birinci fıkrası uyarınca haklı savunmada bulunan kişi, saldıranın şahsına veya mallarına verdiği zarardan sorumlu tutulamaz. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ise kendisini veya başkasını açık ya da yakın bir zarar tehlikesinden korumak için üçüncü bir kişinin mallarına zarar verenin bu zararı giderim yükümlülüğünü hâkim hakkaniyete göre belirler.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 64Kaynağı aç
MADDE 64- Haklı savunmada bulunan, saldıranın şahsına veya mallarına verdiği zarardan sorumlu tutulamaz. Kendisini veya başkasını açık ya da yakın bir zarar tehlikesinden korumak için diğer bir kişinin mallarına zarar verenin, bu zararı giderim yükümlülüğünü hâkim hakkaniyete göre belirler. Hakkını kendi gücüyle koruma durumunda kalan kişi, durum ve koşullara göre o sırada kolluk gücünün yardımını zamanında sağlayamayacak ise ve hakkının kayba uğramasını ya da kullanılmasının önemli ölçüde zorlaşmasını önleyecek başka bir yol da yoksa, verdiği zarardan sorumlu tutulamaz. B. Kusursuz sorumluluk I. Hakkaniyet sorumluluğu

Hakkını bizzat koruma mecburiyetinde kalan kimse; somut durumun koşullarına göre kolluk kuvvetlerinin desteğini vaktinde sağlayamayacaksa ve hakkın yitirilmesini veya kullanımının ciddi şekilde zorlaşmasını engelleyecek başka bir imkân yoksa, yol açtığı zarardan dolayı sorumlu tutulamaz.

Zilyetlik ve Komşuluk Hukukundaki Kanuni İstisnalar

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 981. maddesi uyarınca zilyet, yöneltilen her türlü gasp ve saldırıyı kuvvet kullanarak savuşturma hakkına sahiptir. Rızası hilafına elinden alınan eşya taşınmaz niteliğindeyse el koyanı uzaklaştırarak, taşınır niteliğindeyse eylem sırasında yahut kaçarken yakalanan kimseden geri alarak zilyetlik korunabilir; ancak durumun haklı kılmadığı ölçüde aşırı kuvvet tatbik edilmemesi esastır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 981Kaynağı aç
Madde 981- Zilyet, her türlü gasp veya saldırıyı kuvvet kullanarak defedebilir. Zilyet, rızası dışında kendisinden alınan şeyi taşınmazlarda el koyanı kovarak, taşınırlarda ise eylem sırasında veya kaçarken yakalananın elinden alarak zilyetliğini koruyabilir. Ancak, zilyet durumun haklı göstermediği derecede kuvvet kullanmaktan kaçınmak zorundadır. 2. Zilyetliğin gasbında dava hakkı

Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2013/30621 Esas ve 2015/39325 Karar sayılı ilamında, taşınmazda çalışma yapılmasını engellemek amacıyla müdahale ve tehdit iddiasıyla açılan davada, olayın meydana geldiği yerin mülkiyetinin ve zilyetliğinin araştırılarak sanığa ait olduğunun saptanması halinde eylemin Türk Medeni Kanunu'nun 981. maddesi ve Türk Ceza Kanunu'nun 25. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2013/30621, K. 2015/39325Kaynağı aç
4. Ceza Dairesi         2013/30621 E.  ,  2015/39325 K. "İçtihat Metni" Tebliğname No : 4 – 2013/290472 MAHKEMESİ : Alanya(Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesi TARİHİ : 04/02/2013 NUMARASI : 2012/393 (E) ve 2013/180 (K) SUÇ : Tehdit Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Katılanın kendisine ait olduğunu beyan ettiği taşınmazında çalışma yaptırmak üzere iş makinesi ve işçilerle birlikte geldiği, sanığın ise bu alanın kendisine ait olduğundan bahisle çalışmaya müdahale ettiği, bu sırada taraflar arasında tartışma yaşandığı ve sanığın katılanı tehdit ettiğinin kabul edilmesi, ayrıca 4721 sayılı Medeni Kanun’un 981. maddesindeki “Zilyet, her türlü gasp veya saldırıyı kuvvet kullanarak defedebilir. Zilyet, rızası dışında kendisinden alınan şeyi taşınmazlarda el koyanı kovarak, taşınırlarda ise eylem sırasında veya kaçarken yakalananın elinden alarak zilyetliğini koruyabilir. Ancak, zilyet durumun haklı göstermediği derecede kuvvet kullanmaktan kaçınmak zorundadır.” biçimindeki düzenleme karşısında, olayın meydana geldiği yerin mülkiyetinin ve zilyetliğinin kime ait olduğu araştırılarak, sanığa ait olduğunun belirlenmesi durumunda, eylemin Medeni Kanun’un 981 ve TCK’nın 25. maddeleri kapsamında kalacağı gözetilmeden, eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması, Kanuna aykırı ve sanık Y.. S..'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 07/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 740. maddesi uyarınca, komşunun arazisine taşarak zarar veren dal ve kökler, istem üzerine uygun bir süre içinde kaldırılmazsa, komşu bu dal ve kökleri kesip kendi mülkiyetine geçirebilir. Bu yetkinin kullanılması bakımından önceden uyarı yapılması ve süre tanınması aranır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 740Kaynağı aç
Madde 740- Komşunun arazisine taşarak zarar veren dal ve kökler, onun istemi üzerine uygun bir süre içinde kaldırılmazsa, komşu bu dal ve kökleri kesip kendi mülkiyetine geçirebilir. Ekilmiş veya üzerine yapı yapılmış arazisine dalların taşmasına katlanan komşu, bu dallarda yetişen meyvaları toplama hakkına sahip olur. Komşu ormanlar hakkında bu hükümler uygulanmaz. b. Özel kurallar

Ekilmiş veya üzerine yapı yapılmış arazisine dalların taşmasına katlanan komşu, bu dallarda yetişen meyveleri toplama hakkına sahiptir. Taşan dal ve köklerin kesilmesi ile meyvelerin toplanmasına ilişkin bu kurallar komşu ormanlar hakkında uygulanmaz.

İhkak-ı hak yasağı nedir?

İhkak-ı hak yasağı, kişilerin bir hakkı veya alacağı yetkili kamu organlarına başvurmaksızın kendi güçleriyle zorla elde etmelerinin modern hukuk düzeninde yasaklanmasıdır.

Alacağını zorla tahsil etmeye çalışan alacaklı cezalandırılır mı?

Evet, hukuki ilişkiye dayanan bir alacak olsa dahi tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanılması halinde Türk Ceza Kanunu'nun 150. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tehdit veya kasten yaralama suçlarına ilişkin hükümler uygulanır.

Zilyet gasp edilen eşyasını kuvvet kullanarak geri alabilir mi?

Türk Medeni Kanunu'nun 981. maddesi gereğince zilyet, durumun haklı göstermediği derecede kuvvet kullanmamak kaydıyla, taşınmazlarda el koyanı kovarak ve taşınırlarda eylem sırasında veya kaçarken yakaladığı kimsenin elinden alarak eşyasını koruyabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu