İhbar Süresinde Yıllık İzin Kullandırılması ve Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
İhbar Süresinde Yıllık İzin Kullandırılması ve Sonuçları

İş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesi durumunda, bildirim öneli ile yıllık ücretli izin sürelerinin aynı döneme denk getirilmesi hukuken geçerli değildir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesi gereğince, işveren feshinde bildirim süresi ile işçiye verilmesi zorunlu yeni iş arama izinleri yıllık ücretli izin süreleri ile iç içe giremez. Bu nedenle işverenin bildirim öneli içinde yıllık izin kullandırması ihbar süresini geçersiz kılar.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2011/15046, K. 2012/15521Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2011/15046 E.  ,  2012/15521 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA :Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, hafta tatili, dini ve resmi tatil, yıllık ücretli izin, asgari geçim indirimi ile fazla çalışma ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile asgari geçim indirimi, fazla çalışma, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil ve hafta tatili alacaklarını istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davacının belirli süreli iş sözleşmesiyle çalıştığını bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatı alamayacağını, fazla çalışmasının, bayram çalışmasının ve hafta tatil çalışmasının olmadığını, davacının yıllık iznini kullandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı avukatı temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı avukatının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir. İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. 4857 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. (Yargıtay 9.HD. 23.9.2008 gün 2007/27217 E, 2008/24515 K.). Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Somut olayda davacı kendisinin kalıpçı ustası olarak günlük 40 TL ücretle çalıştığını iddia etmiştir. Davalı ise davacının asgari ücretle çalıştığını savunmuş ve buna ilişkin imzalı bordro sunmuştur. Yargılama sırasında dinlenen davacı tanığı …… beyanında … …, davacı … ve … …ın düz işçi olarak çalıştığını, … … … ve …’in kalıpçı ustası olarak çalıştıklarını, kendisiyle birlikte düz işçi olarak çalışanların 25 TL, ustaların 40 TL ücret aldığını açıklamış olup, ücretin buna ve yukarıdaki ilkelere göre belirlenmesi gerekirken kalıpçı ustalarına göre tespit edilen emsal ücrete göre alacakların belirlenmesi hatalıdır. 3- Taraflar arasında uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır. İşçinin işe iade davası açması durumunda, izin ücretinin talep edilip edilemeyeceği davanın sonucuna göre belirlenmelidir. Gerçekten işçinin dava sonucu işe başlatılması durumunda, önceki fesih ortadan kalkmış olmakla ve iş ilişkisi devam ettiğinde 4857 sayılı Yasanın 59 uncu maddesi uyarınca izin ücreti istenemez. İşçinin işe başvurusuna rağmen yasal bir aylık işe başlatma süresi içinde işe alınmaması halinde ise, işe başlatmama anı fesih tarihi olarak kabul edildiğinden, izin alacağı bu tarihte muaccel olur. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar. 4857 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinde, yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında, işçinin aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştığı sürelerin birleştirilerek göz önüne alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda, işçinin daha önce aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerinde geçen hizmetlerinin yıllık izne hak kazanma ve izin süreleri hesabı yönlerinden dikkate alınması gerekir. Kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmetlerin de aynı gerekçeyle izin hesabı yönünden birleştirilmesi zorunludur. Bununla birlikte, işçiye önceki feshe bağlı olarak kullanmadığı izin ücretleri tam olarak ödenmişse, bu dönemin sonraki çalışma sürelerine eklenerek izin hesabı mümkün değildir. Önceki çalışma döneminde izin kullandırılmak veya fesihte karşılığı ödenmek suretiyle tasfiye edilmeyen çalışma süreleri, aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerindeki çalışmalara eklenir. İşçinin aralıklı olarak aynı işverene ait işyerinde çalışması halinde, önceki dönemin kıdem tazminatı ödenerek feshedilmiş olması, izin yönünden sürelerin birleştirilmesine engel oluşturmaz. Yine, önceki çalışılan sürede bir yılı doldurmadığı için izne hak kazanılmayan süreler de, işçinin aynı işverene ait işyeri ya da işyerlerindeki sonraki çalışmalarına eklenerek yıllık izin hakkı belirlenmelidir. Yıllık izin, özde bir dinlenme hakkı olup, aralıklı çalışmalarda önceki dönem zamanaşımına uğramaz. İş sözleşmesinin işverence feshedilmesi halinde, 4857 sayılı Kanunun 17 nci maddesinde belirtilen yasal ya da arttırılmış bildirim önelleri ile 27 nci madde uyarınca işçiye verilmesi gereken iş arama izinleri, yıllık ücretli izin süreleri ile iç içe giremez. Kanundaki bu düzenleme karşısında, işçi tarafından ihbar önelli fesih halinde bildirim öneli ile yıllık izin süresinin iç içe girebileceği kabul edilmelidir. Kanunda, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti için kesin bir ödeme günü belirlenmiş değildir. Yasada, sözleşmenin feshi anı yıllık ücretli izin hakkının ücrete dönüşmesi, bir başka anlatımla izin ücretine hak kazanma zamanı olarak kabul edilmiştir. İş sözleşmesinin feshedildiği tarihte izin ücreti muaccel olur, ancak faiz başlangıcı bakımından işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekir. Dairemizce, iş sözleşmesinin feshinde ödenmesi gereken izin ücreti, geniş anlamda ücret içinde değerlendirilmemiş ve İş Kanununun 34 üncü maddesinde sözü edilen bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilemeyeceği kabul edilmiştir (Yargıtay 9.HD. 24.10.2008 gün 2007/30158 E, 2008/28418 K.). Bu itibarla, izin ücreti için yasal faiz uygulanmalıdır. Sözleşmenin feshi üzerine ödenmesi gereken izin ücretinden taktiri indirim yapılması doğru değildir. İşe iade davası sonunda işçinin işe başlatılmadığı tarihte iş sözleşmesi feshedilmiş sayıldığından, izin ücreti hesabında işçinin işe başlatılmadığı tarihte alması gereken ücret dikkate alınmalıdır. İşverenin işçiyi işe başlatması durumunda, iş ilişkisi kesintisiz devam ettiğinden, kullandırılmayan izin ücretine de hak kazanılması söz konusu olmaz. Daha önce işçiye kullandırılmayan izinler karşılığı olarak ödenmiş olan izin ücretleri de işverence geri istenebilir. 4857 sayılı Yasanın 53 üncü maddesinde işçinin yıllık ücretli izin hakkından vazgeçemeyeceği kurala bağlandığına göre, işçinin daha önce ödenen izin ücretinin, işe iade sonunda işçinin işe başlaması halinde işçinin kullanmadığı izin hakkına sayılması da doğru olmaz. Yıllık izin hakkı Anayasal temeli olan bir dinlenme hakkı olup, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında ücrete dönüşmez ve bu haktan vazgeçilemez. İşçinin iş sözleşmesinin devamı süresinde kullanmadığı yıllık izinlere ait ücreti istemesi mümkün değildir. Bu nedenle, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında izin hakkının bulunduğunun tespitini istemesinde hukuki menfaati vardır. Somut olayda, davacı yıllık iznini kullanmadığını iddia ederek bu süreye ait ücreti talep etmiştir. Davalı kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının ödendiğine ilişkin bordroyla birlikte davacının 02.06.2008-15.06.2008 tarihleri arasında senelik ücretli izinden 14 gün kullandığına ilişkin belgeyi sunmuştur. Davacı bu belgelerin işe girişi sırasında boş olarak alındığını daha sonra doldurulduğunu belirtmiştir. Mahkemece kıdem ve ihbar tazminatı bordrolarında yazan miktarlar bu alacak kalemlerinden mahsup edilerek bakiyeye karar verilmiştir. Mahkemece bu belgelerin dikkate alınıp yıllık iznin kullanıldığına ilişkin belgenin dikkate alınmaması çelişkilidir. Bu belgeye değer verilerek yıllık izin ücreti konusunda ek rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozma nedenidir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 03.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2016/17771, K. 2016/17890Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2016/17771 E.  ,  2016/17890 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine 2-Davacı, 01/03/2007 – 30/10/2009, 01/09/2010 – 23/02/2011, 06/09/2011 – 30/11/2013 tarihleri arasında davalı yanında çalıştığını, 2012 yılının mart ayı ile 2013 yılının ocak, şubat, mart ayları haricinde haftanın 6 günü sabah 07:30'dan akşam 21:30'a kadar mesai yaptığını, ancak kendisine fazla mesai olarak bir ödeme yapılmadığını, yıllık izinlerini kullanmadığı halde davalının kendisinden yıllık izinlerini kullanmış gibi imza alarak bu haklarından yoksun bırakılmaya çalışıldığını, 2010-2011 yılları arasında çalıştığı dönemde şubat ayı maaşının yatırılmadığını, 2011 yılında aldığı net maaşın 1.900,00 TL olduğunu, 31/11/2013 tarihinde işten çıkışının yapıldığı gün kendisine kıdem tazminatı ve kısmi ihbar tazminatı ödenerek ibraname imzalatıldığını ve karşılığında …bank 28/02/2014 keşide tarihli 11.319,50-TL bedelli çek verildiğini iddia ederek ihbar tazminatı, ücret, yıllık izin, fazla mesai ücretleri alacağını talep etmiştir. Davalı, davacının iş akdinin müvekkili şirketçe bildirimli olarak feshedildiğini, kıdem tazminatının ödendiğini ve davacının ibraname imzaladığını beyanla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunun 59.maddesinin 2.fıkrasına göre işveren tarafından iş sözleşmesinin feshedilmesi halinde 17 nci maddede belirtilen bildirim süresiyle, 27 nci madde gereğince işçiye verilmesi zorunlu yeni iş arama izinleri yıllık ücretli izin süreleri ile iç içe giremez. Davacıya işverence 19/09/2013 tarihinde ihbar öneli verilerek sözleşmesinin 30/11/2013 tarihinde sona ereceği bildirilmiştir. Ancak işveren diğer taraftan davacıya ihbar önelinin son kısmına denk gelecek şekilde 15/11/2013-30/11/2013 tarihleri arasında yıllık izin kullandırmıştır. Yıllık izin ile ihbar öneli içiçe geçemeyeceğinden yıllık izinin ihbar önelinden önce kullandırılması asıl olup hiçbir şekilde ihbar öneli ile yıllık izin içiçe girmemelidir. Davalının ihbar önelinin son iki haftalık kısmında yıllık izin kullandırması nedeniyle ihbar önelinin bölünmezliği ilkesi ihlal edildiğinden ihbar tazminatı talebinin kabulü yerindedir. Ancak bilirkişi ihbar öneli ve yıllık izin içiçe geçemeyeceğinden 14 günlük yıllık izin süresini kullanılmamış sayarak hesaplamaya dahil etmiştir. Yıllık izin ile ihbar önelinin içiçe girmesi yıllık izini değil ihbar önelini geçersiz kılar. Yıllık izin hesabında 15/11/2013-30/11/2013 tarihleri arasında kullanılan süre düşülmeden yapılan hesaplamaya itibarla fazla yıllık izin alacağına hükmedilmesi hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 31/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 59Kaynağı aç
Madde 59 – İş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Bu ücrete ilişkin zamanaşımı iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren başlar. İşveren tarafından iş sözleşmesinin feshedilmesi halinde 17 nci maddede belirtilen bildirim süresiyle, 27 nci madde gereğince işçiye verilmesi zorunlu yeni iş arama izinleri yıllık ücretli izin süreleri ile iç içe giremez. İzinlere ilişkin düzenlemeler

Yıllık Ücretli İzin Hakkının Hukuki Niteliği ve Koşulları

Yıllık ücretli izin hakkı, Anayasa temelli bir dinlenme hakkıdır ve bu haktan vazgeçilmesi mümkün değildir. 4857 sayılı Kanun'un 53. maddesi uyarınca, deneme süresi de dahil olmak üzere işyerinde işe başladığı günden itibaren en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir. İş sözleşmesi fiilen sürerken işçinin kullanmadığı izin günlerinin ücrete dönüştürülmesi veya bu haktan feragat edilmesi hukuken geçersizdir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 53Kaynağı aç
Madde 53 – İşyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir. Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez. Niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren mevsimlik veya kampanya işlerinde çalışanlara bu Kanunun yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümleri uygulanmaz. İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresi; a) Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara ondört günden, b) Beş yıldan fazla onbeş yıldan az olanlara yirmi günden, c) Onbeş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara yirmialtı günden, Az olamaz. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/5 md.) Yer altı işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin süreleri dörder gün arttırılarak uygulanır. Ancak onsekiz ve daha küçük yaştaki işçilerle elli ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi yirmi günden az olamaz. Yıllık izin süreleri iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleri ile artırılabilir. Yıllık ücretli izne hak kazanma ve izni kullanma dönemi

4857 sayılı İş Kanunu'nun 53. maddesinde öngörülen yıllık ücretli izin süreleri işçinin kıdemine göre kademelendirilmiştir. Buna göre işyerindeki çalışma süresi bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) süren çalışanlar için izin en az 14 gün, beş yıldan fazla olup on beş yıldan az sürenler için en az 20 gün, on beş yıl ve üzeri olanlar için ise en az 26 gün olarak kullandırılmalıdır. Maden ve yer altı işlerinde yürütülen faaliyetlerde bu sürelere dörder gün eklenir. Bunun yanı sıra, henüz 18 yaşını doldurmamış genç çalışanlar ile 50 ve daha yukarı yaştaki çalışanlara tanınacak dinlenme süresi 20 günün altına indirilemez.

İşverence Yapılan Fesihte İhbar Öneli ile Yıllık İznin Çakışması

İş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesi durumunda, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesinde işçinin kıdemine göre iki ila sekiz hafta arasında belirlenen yasal veya artırılmış bildirim önelleri ile yıllık izin süreleri iç içe geçemez. Bildirim öneli işçinin iş ilişkisinin sona ermesine hazırlanmasını ve yeni bir iş bulmasını amaçlarken, yıllık izin dinlenme hakkını korur. İki hakkın hukuki gayesi farklı olduğundan, yıllık iznin ihbar önelinden önce kullandırılmış olması asıldır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 17Kaynağı aç
Madde 17 – Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. İş sözleşmeleri; a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra, b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra, c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra, d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra, feshedilmiş sayılır. Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır. İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. 18 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için bildirim şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat ödenmesini gerektirir. Bu maddeye göre ödenecek tazminatlar ile bildirim sürelerine ait peşin ödenecek ücretin hesabında 32 nci maddenin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve Kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur. Feshin geçerli sebebe dayandırılması

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2016/17771 Esas ve 2016/17890 Karar sayılı ilamı uyarınca, yıllık izin ile ihbar önelinin iç içe geçmesi yıllık izni değil, ihbar önelini geçersiz kılar. İhbar önelinin bölünmezliği ilkesi gereğince, işverence ihbar önelinin bir kısmında yıllık izin kullandırılması bu ilkeyi ihlal eder ve işçiye ihbar tazminatı talep etme hakkı kazandırır.

İhbar öneli geçersiz sayılsa da işçinin fiilen kullandığı izin günleri hesapsız bırakılmaz. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin aynı ilamında belirtildiği üzere, ihbar öneli süresiyle çakışan ve işçinin fiilen yararlandığı izin süresi, fesih sonrasındaki yıllık izin hesabı yapılırken mahsup edilmeli ve izin alacağından düşülmelidir.

Yeni İş Arama İzninin Düzenlenişi ve İhlalinin Yaptırımı

4857 sayılı İş Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca işveren, bildirim süreleri boyunca işçiye mesai saatleri dahilinde ve ücretinden herhangi bir indirim yapmaksızın yeni bir iş arama imkânı tanımakla yükümlüdür. Bu iznin günlük süresi en az iki saat olarak uygulanır. Çalışan arzu ettiği takdirde bu izin saatlerini bir arada kullanma hakkına sahiptir; ancak toplu kullanımı tercih eden işçinin bu zaman dilimini işten ayrılış tarihinden önceki günlere denk getirmesi ve durumu işverene önceden iletmesi zorunludur.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27- Bildirim süreleri içinde işveren, işçiye yeni bir iş bulması için gerekli olan iş arama iznini iş saatleri içinde ve ücret kesintisi yapmadan vermeye mecburdur. İş arama izninin süresi günde iki saatten az olamaz ve işçi isterse iş arama izin saatlerini birleştirerek toplu kullanabilir. Ancak iş arama iznini toplu kullanmak isteyen işçi, bunu işten ayrılacağı günden evvelki günlere rastlatmak ve bu durumu işverene bildirmek zorundadır. İşveren yeni iş arama iznini vermez veya eksik kullandırırsa o süreye ilişkin ücret işçiye ödenir. İşveren, iş arama izni esnasında işçiyi çalıştırır ise işçinin izin kullanarak bir çalışma karşılığı olmaksızın alacağı ücrete ilaveten, çalıştırdığı sürenin ücretini yüzde yüz zamlı öder. Çalışma belgesi

İşveren yeni iş arama iznini vermez veya eksik kullandırırsa o süreye ilişkin ücreti işçiye ödemek zorundadır. İş Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca işveren, iş arama izni esnasında işçiyi çalıştırırsa işçinin izin kullanarak bir çalışma karşılığı olmaksızın alacağı ücrete ilaveten, çalıştırdığı sürenin ücretini yüzde yüz zamlı öder. Ayrıca 59. madde uyarınca iş arama izinleri yıllık ücretli izin süreleri ile iç içe geçirilemez.

İşçi Tarafından Yapılan Fesihte Sürelerin İç İçe Geçmesi

İş sözleşmesinin işçi tarafından bildirim öneli verilerek feshedilmesi halinde farklı bir değerlendirme söz konusu olmaktadır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2011/15046 Esas ve 2012/15521 Karar sayılı kararı uyarınca, işçi tarafından ihbar önelli fesih halinde bildirim öneli ile yıllık izin süresinin iç içe girebileceği kabul edilmektedir. Bu halde işçi kendi bildirdiği ihbar süresi zarfında bakiye yıllık izin hakkını kullanabilir.

Sözleşmenin Sona Ermesinde İzin Ücreti, İspat Yükü ve Zamanaşımı

4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesi uyarınca iş ilişkisinin herhangi bir sebeple nihayete ermesi halinde, işçinin hak ettiği halde fiilen kullanamadığı yıllık izin günlerine tekabül eden ücret alacağı, fesih günündeki son ücret matrahı esas alınarak kendisine veya kanuni hak sahiplerine ödenir. Bu hakkın parasal talebe dönüşebilmesi bakımından ayrılığın haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı ya da sözleşmeyi hangi tarafın feshettiği önem taşımaz. İzin ücreti alacağına dair zamanaşımı süresi de sözleşmenin sona erdiği tarih itibarıyla işlemeye başlar.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2011/15046 Esas ve 2012/15521 Karar sayılı ilamına göre, yıllık izinlerin kullandırıldığını kanıtlama yükü işverene aittir. İşveren bu durumu imzalı izin defteri veya eşdeğer bir yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır; yazılı belgeyle ispatlayamayan işveren işçiye yemin teklifinde bulunabilir.

İşveren feshinde ihbar süresinde yıllık izin kullandırılırsa ne olur?

İşveren feshinde ihbar süresi ile yıllık izin iç içe geçemez; bu durum ihbar önelini geçersiz kılarak işçiye ihbar tazminatı hakkı verir, fiilen kullanılan izin süresi ise yıllık izin alacağından düşülür.

İşçi istifa ettiğinde ihbar süresi içinde yıllık izin kullanabilir mi?

İş sözleşmesinin işçi tarafından ihbar öneli verilerek feshedildiği durumlarda, bildirim öneli ile yıllık izin süresinin iç içe girebileceği kabul edilmektedir.

Kullandırılmayan yeni iş arama izninin hukuki yaptırımı nedir?

Yeni iş arama izni verilmezse ücreti ödenir; işveren iş arama izninde işçiyi çalıştırırsa izin karşılığı ücrete ilaveten çalıştırılan sürenin ücretini yüzde yüz zamlı öder.

Kullanılmayan yıllık izin ücretinde zamanaşımı ne zaman başlar?

Kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret alacağında zamanaşımı, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu