İdari eylem nedeniyle tam yargı davası açılmadan önce, eylemin yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurularak hakkın yerine getirilmesi istenmelidir. İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlamasına ilişkin kuralın idari eylemlere aynen uygulanması anlamına gelmez.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 125Kaynağı aç
İdarenin zarar ödeme yükümlülüğü
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesi, idareyi kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü kılar. Hüküm, bu yükümlülüğü kusur ya da kusursuz sorumluluk esasına, belirli bir zarar kalemine veya belirli bir süreye bağlamaz. Aynı maddede, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağı düzenlenir. Bu ifade idari işlemlere özgüdür. İdari eylemden doğan başvurunun bir ve beş yıllık süreleri ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde ayrıca gösterilmiştir.
Dava açmadan önceki başvuru
2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasına göre, idari eylemlerden hakları ihlal edilenlerin idari dava açmadan önce ilgili idareye başvurması gereklidir. Başvuruda haklarının yerine getirilmesi istenir. Süre, eylemin yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrenildiği tarihten işlemeye başlar. Fıkra, öğrenme anını olay türlerine göre ayrıca tanımlamaz.
Bir yıllık ve beş yıllık süre
Başvuru, öğrenme tarihinden itibaren bir yıl içinde yapılmalıdır. Bunun yanında her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıllık süre vardır. Bir yıllık süre öğrenmeye, beş yıllık süre ise eylem tarihine bağlanmıştır. Madde, eylemin bütün unsurları ve zarar ortaya çıkmadan bu sürelerin nasıl hesaplanacağını ayrıca düzenlemez. Danıştay 10. Dairesinin E. 2019/7168, K. 2022/6426 sayılı kararında, eylemin bütün unsurlarıyla öğrenildiği ve zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan yapılan hesaplamanın bazı hâllerde dava açma hakkının kullanılamaması sonucunu doğurabileceği ve bunun hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı belirtilmiştir. Bu değerlendirme, sürenin her olayda kendiliğinden durduğu veya uzadığı biçiminde genelleştirilemez.
Danıştay 10. Daire, E. 2019/7168, K. 2022/6426Kaynağı aç
İdarenin cevabı üzerine dava
İstek kısmen veya tamamen reddedilirse, dava ret işleminin tebliğini izleyen günden itibaren dava süresi içinde açılabilir. 13. maddenin metninde, istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmemesi hâlinde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava açılabileceği düzenlenmiştir. Danıştay 10. Dairesinin E. 2019/7168, K. 2022/6426 sayılı kararında ise ön karar başvurusunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan metinde aynı sürenin altmış gün olduğu aktarılmıştır. Otuz ve altmış gün, aynı anda uygulanacak iki süre değildir; belirli bir başvuruda hangisinin geçerli olduğu, o başvurunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan metne bağlıdır. Her iki anlatımda da dava süresinin kaç gün olduğu gösterilmez. Sessiz kalma süresi, dava süresinin kendisi değil, bu sürenin hangi tarihten işlemeye başlayacağını belirleyen süredir.
Görev yönünden ret hâlinde istisna
13. maddenin ikinci fıkrasındaki istisna, görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddedilmesine bağlıdır. Bu durumda sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda birinci fıkradaki idareye başvurma şartı aranmaz. Görev yönünden ret kararı bulunmayan başvurular bu istisnanın kapsamına girmez.
Tam yargı davasının ön koşulları
Danıştay 10. Dairesi, idari eylemden doğan zararın tazmini için açılacak tam yargı davasında üç noktanın kesin biçimde ortaya konulmasını gerekli görmüştür: maddi olay, zarara yol açan eylemin idareye ait olup olmadığı ve doğan zarar. Bu gereklilik kararın gerekçesinde yer alır. Daire tazminat isteminin esası hakkında hüküm kurmamış, dosyayı yeniden karar verilmek üzere göndermiştir.
Ceza soruşturmasının sürdüğü somut olay
Danıştay 10. Dairesinin incelediği uyuşmazlıkta 01/02/2017 tarihli başvuru sırasında ilgili ceza soruşturması devam ediyordu. Daire, davacıların yaralanmasında idareye ait bir eylemin veya eylemsizliğin ya da idarenin sorumluluk sebebinin bulunup bulunmadığının bu nedenle henüz ortaya konulamadığını kabul etmiştir. Sürenin 24/11/2015 tarihli hastane çıkış tarihinden başlatılmasını hukuken olanaklı görmemiştir. Sonuç, bu olayda sürmekte olan soruşturmaya ve öğrenme iddiasına bağlıdır. Karar, devam eden her soruşturmanın süreyi kendiliğinden durdurduğunu veya beş yıllık süreyi kaldırdığını belirtmez. Beş yıllık sürenin soruşturma devam ederken işleyip işlemediği de ayrıca karara bağlanmış değildir.
Süre aşımı ret kararının bozulması
Daire, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin bölge idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varmıştır. Ret, yalnızca süre aşımı nedeniyle ret olarak nitelenmiştir. Sonuç bölümünde temyiz istemi kabul edilmiş, bu istinafın reddi kararı bozulmuş ve dosya yeniden bir karar verilmek üzere ilgili bölge idare mahkemesine gönderilmiştir. Karar 22/12/2022 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir. Bozma, tazminat isteminin kabul edildiği anlamına gelmez.
Tam yargı davasından önce idareye başvurmak gerekir mi?
İdari eylem nedeniyle hakları ihlal edilenlerin, dava açmadan önce ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrası uyarınca gereklidir. Görevli olmayan adli yargı mercilerinde açılan tam yargı davası görev yönünden reddedilirse, sonradan idari yargıda açılacak davada bu şart aranmaz.
Bir ve beş yıllık süreler hangi tarihten başlar?
Bir yıllık süre, eylemin yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrenildiği tarihten başlar. Beş yıllık süre ise her hâlde eylem tarihinden itibaren işler. Madde, öğrenme anını olay türlerine göre ayrıca tanımlamaz.
İdare süresinde cevap vermezse dava ne zaman açılır?
İsteğin kısmen veya tamamen reddinde dava süresi, ret işleminin tebliğini izleyen günden işlemeye başlar. Cevap verilmemesinde 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinin metni otuz günü esas alır. Danıştay 10. Dairesinin E. 2019/7168, K. 2022/6426 sayılı kararında ise ön karar başvurusunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan metinde aynı sürenin altmış gün olduğu belirtilmiştir. Otuz ve altmış gün aynı başvuruda birlikte uygulanmaz.
Yazılı bildirim kuralı idari eyleme uygulanır mı?
Anayasa'nın 125. maddesindeki yazılı bildirimden başlama kuralı, idari işlemlere karşı açılacak davalara ilişkindir. İdari eylemden doğan başvuruda öğrenmeden itibaren bir yıl ve eylem tarihinden itibaren beş yıl öngören 13. madde düzenlemesinin yerine geçmez.
Süren ceza soruşturması her olayda süreyi durdurur mu?
Hayır. Danıştay 10. Dairesi, eylemin bütün unsurlarıyla öğrenilmesi ve zararın tam ortaya çıkması dikkate alınmadan yapılan hesaplamanın bazı hâllerde dava hakkını kullanılamaz hâle getirebileceğini belirtmiştir. İncelenen olayda başvuru tarihinde soruşturma sürdüğü için eylemin idareye ait olup olmadığı veya sorumluluk sebebi henüz ortaya konulamamış ve süre hastane çıkış tarihinden başlatılmamıştır. Bu sonuç her soruşturmaya genellenemez.
Süre aşımı kararının bozulması tazminatın kabulü müdür?
Hayır. Danıştay 10. Dairesi temyiz istemini kabul etmiş, süre aşımı yönünden verilen ret kararına karşı istinafın reddi kararını bozmuş ve dosyayı yeniden karar verilmek üzere göndermiştir. Daire tazminat isteminin esası hakkında karar vermemiştir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

