İdari Eylemden Doğan Tam Yargı Davasında Başvuru Süresi

by Avukat Erdal Ersoy
İdari Eylemden Doğan Tam Yargı Davasında Başvuru Süresi

İdari eylem nedeniyle tam yargı davası açılmadan önce, eylemin yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurularak hakkın yerine getirilmesi istenmelidir. İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlamasına ilişkin kuralın idari eylemlere aynen uygulanması anlamına gelmez.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Madde 13 – 1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.[9] 2. Görevli olmayan adli (…)[10] yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz. Dilekçeler üzerine ilk inceleme:
2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 125Kaynağı aç
Madde 125 – İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. (Ek hüküm: 13/8/1999-4446/2 md.) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir. (…) (Ek cümle: 7/5/2010-5982/11 md.) (…)[68] Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır. İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar. (Değişik birinci cümle: 7/5/2010-5982/11 md.) Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez. İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Kanun, olağanüstü hallerde, (…)[69] seferberlik ve savaş halinde ayrıca milli güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ile yürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabilir. İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. C. İdarenin kuruluşu 1. Merkezi idare

İdarenin zarar ödeme yükümlülüğü

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesi, idareyi kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü kılar. Hüküm, bu yükümlülüğü kusur ya da kusursuz sorumluluk esasına, belirli bir zarar kalemine veya belirli bir süreye bağlamaz. Aynı maddede, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağı düzenlenir. Bu ifade idari işlemlere özgüdür. İdari eylemden doğan başvurunun bir ve beş yıllık süreleri ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde ayrıca gösterilmiştir.

Dava açmadan önceki başvuru

2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasına göre, idari eylemlerden hakları ihlal edilenlerin idari dava açmadan önce ilgili idareye başvurması gereklidir. Başvuruda haklarının yerine getirilmesi istenir. Süre, eylemin yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrenildiği tarihten işlemeye başlar. Fıkra, öğrenme anını olay türlerine göre ayrıca tanımlamaz.

Bir yıllık ve beş yıllık süre

Başvuru, öğrenme tarihinden itibaren bir yıl içinde yapılmalıdır. Bunun yanında her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıllık süre vardır. Bir yıllık süre öğrenmeye, beş yıllık süre ise eylem tarihine bağlanmıştır. Madde, eylemin bütün unsurları ve zarar ortaya çıkmadan bu sürelerin nasıl hesaplanacağını ayrıca düzenlemez. Danıştay 10. Dairesinin E. 2019/7168, K. 2022/6426 sayılı kararında, eylemin bütün unsurlarıyla öğrenildiği ve zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan yapılan hesaplamanın bazı hâllerde dava açma hakkının kullanılamaması sonucunu doğurabileceği ve bunun hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı belirtilmiştir. Bu değerlendirme, sürenin her olayda kendiliğinden durduğu veya uzadığı biçiminde genelleştirilemez.

Danıştay 10. Daire, E. 2019/7168, K. 2022/6426Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/7168 E.  ,  2022/6426 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2019/7168 Karar No : 2022/6426 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …'ya velayeten anne … ve baba … 2- … VEKİLLERİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. … 2- … Valiliği İSTEMİN_KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davacılar tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Mardin ili, Nusaybin ilçesinde, sokağa çıkma yasağının ilan edildiği 14/11/2015 tarihinde, … ile babası …'nın, patlayıcı bir maddenin çevreye saçtığı şarapnel parçalarının isabet etmesi sonucu yaralanmalarında idarenin sorumluluğunun bulunduğundan bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık … için 1.100,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, … için 100,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 151.200,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacıların olayla ilgili olarak yürütülen ceza soruşturmasında vermiş oldukları ifadelerinde ve dava dilekçesindeki beyanlarında maddi olayı ve idarenin sorumluluk sebeplerini açık biçimde ortaya koydukları, bu nedenle eylemin idariliğinin olayın meydana geldiği tarihte öğrenildiğinin kabulünün gerekeceği, zararın öğrenilme tarihi olarak ise, davacıların mahkemeye erişim hakkının kısıtlanmaması açısından, çocuk …'nın dava ehliyetinin bulunmadığı da gözetilerek, davacı baba …'nın hastaneden çıkış tarihinin esas alınması gerektiği, dolayısıyla baba …'nın hastaneden çıktığı 24/11/2015 tarihinden itibaren bir yıllık süre içerisinde ve en geç 24/11/2016 tarihine kadar idareye başvuru yapılması gerekirken, bu sürenin geçirilmesinden sonra 01/02/2017 tarihinde yapılan başvurunun reddi üzerine açılan davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından; usule ilişkin olarak, kesin sağlık kurulu raporu alınmadığından dava açma süresinin işlemeye başlamayacağı, eylemin idariliğinin olayla ilgili olarak yürütülen ceza soruşturmasında tanıkların dinlendiği gün öğrenildiği, Nusaybin ilçesinde 14/03/2016 tarihine kadar aralıklarla sokağa çıkma yasağı tedbiri uygulandığından davanın açılması noktasında engellerle karşılaşıldığı; esasa ilişkin olarak, olayın meydana gelmesinde idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddialarıyla kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. Davalı Mardin Valiliği tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Mardin ili, Nusaybin ilçesinde, sokağa çıkma yasağının ilan edildiği 14/11/2015 tarihinde, … ile babası …, evlerinin sokağında bulundukları esnada, patlayıcı bir maddenin çevreye saçtığı şarapnel parçalarının isabet etmesi sonucu yaralanmışlardır. Davacılar tarafından, olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların karşılanması amacıyla 01/02/2017 tarihinde İçişleri Bakanlığı'na yapılan başvuru, Bakanlık tarafından, 22/02/2017 tarihli yazı ile Mardin Valiliği'ne yönlendirilmiştir. UYAP sisteminden yapılan incelemede, davacıların idareye başvuru yaptığı 01/02/2017 tarihinde, olayla ilgili olarak … Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen (Soruşturma No: …) ceza soruşturmasının halen derdest olduğu görülmektedir. Davacılar tarafından, başvurularının zımnen reddi üzerine, olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle, 12/04/2017 tarihinde bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdarenin kusura dayalı ya da kusursuz sorumluluğu yanında, Anayasanın öngördüğü sosyal hukuk devleti anlayışına uygun olarak ve bu temel üzerinden, kolektif sorumluluk anlayışı çerçevesinde bilimsel ve yargısal içtihatlar ile sosyal risk ilkesi geliştirilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ön karar başvurusu tarihinde yürürlükte olan haliyle "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmaları, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davası açılabilmesi için; maddi olayın, zarara sebep olan eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın kesin olarak ortaya konulması zorunludur. İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir. Dolayısıyla zarara sebep olan eylemin idariliği ve yol açtığı zarar bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme, ceza soruşturma ve kovuşturması veya kesin sağlık raporları sonucu ortaya çıkabilmektedir. Esasen, idari eylemin bütün unsurlarıyla öğrenildiği ve zararın tam olarak ortaya çıktığı tarih dikkate alınmadan 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde öngörülen bir ve beş yıllık sürenin hesaplanması, bazı hallerde dava açma hakkının kullanılamaması sonucunu doğuracaktır. Eylemin idariliğinin ve/veya zararın ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı açıktır. Uyuşmazlıkta, davacıların idareye başvuru yaptığı 01/02/2017 tarihinde, olayla ilgili olarak … Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen (Soruşturma No: …) ceza soruşturmasının halen derdest olduğu görülmektedir. Bu durumda, davacıların yaralanmasına neden olduğu belirtilen olaya ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla yürütülen ceza soruşturmasının devam ettiği dikkate alındığında, davacıların yaralanmasında idari bir eylem/eylemsizliğin (eylemin idariliğinin) ya da idarenin sorumluluk sebebinin bulunup bulunmadığının henüz ortaya konulamadığı, dolayısıyla idareye başvuru tarihi itibarıyla söz konusu olayın bütün unsurlarıyla birlikte davacılar tarafından öğrenilemediği anlaşıldığından, dava açma süresinin, davacı baba …'nın hastaneden çıktığı 24/11/2015 tarihinden itibaren başlayacağının kabulüne hukuki olanak bulunmamakta olup; İdare Mahkemesince, aksi yöndeki gerekçeyle davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Davanın süre aşımı yönünden reddi yolundaki … İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 22/12/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

İdarenin cevabı üzerine dava

İstek kısmen veya tamamen reddedilirse, dava ret işleminin tebliğini izleyen günden itibaren dava süresi içinde açılabilir. 13. maddenin metninde, istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmemesi hâlinde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava açılabileceği düzenlenmiştir. Danıştay 10. Dairesinin E. 2019/7168, K. 2022/6426 sayılı kararında ise ön karar başvurusunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan metinde aynı sürenin altmış gün olduğu aktarılmıştır. Otuz ve altmış gün, aynı anda uygulanacak iki süre değildir; belirli bir başvuruda hangisinin geçerli olduğu, o başvurunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan metne bağlıdır. Her iki anlatımda da dava süresinin kaç gün olduğu gösterilmez. Sessiz kalma süresi, dava süresinin kendisi değil, bu sürenin hangi tarihten işlemeye başlayacağını belirleyen süredir.

Görev yönünden ret hâlinde istisna

13. maddenin ikinci fıkrasındaki istisna, görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddedilmesine bağlıdır. Bu durumda sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda birinci fıkradaki idareye başvurma şartı aranmaz. Görev yönünden ret kararı bulunmayan başvurular bu istisnanın kapsamına girmez.

Tam yargı davasının ön koşulları

Danıştay 10. Dairesi, idari eylemden doğan zararın tazmini için açılacak tam yargı davasında üç noktanın kesin biçimde ortaya konulmasını gerekli görmüştür: maddi olay, zarara yol açan eylemin idareye ait olup olmadığı ve doğan zarar. Bu gereklilik kararın gerekçesinde yer alır. Daire tazminat isteminin esası hakkında hüküm kurmamış, dosyayı yeniden karar verilmek üzere göndermiştir.

Ceza soruşturmasının sürdüğü somut olay

Danıştay 10. Dairesinin incelediği uyuşmazlıkta 01/02/2017 tarihli başvuru sırasında ilgili ceza soruşturması devam ediyordu. Daire, davacıların yaralanmasında idareye ait bir eylemin veya eylemsizliğin ya da idarenin sorumluluk sebebinin bulunup bulunmadığının bu nedenle henüz ortaya konulamadığını kabul etmiştir. Sürenin 24/11/2015 tarihli hastane çıkış tarihinden başlatılmasını hukuken olanaklı görmemiştir. Sonuç, bu olayda sürmekte olan soruşturmaya ve öğrenme iddiasına bağlıdır. Karar, devam eden her soruşturmanın süreyi kendiliğinden durdurduğunu veya beş yıllık süreyi kaldırdığını belirtmez. Beş yıllık sürenin soruşturma devam ederken işleyip işlemediği de ayrıca karara bağlanmış değildir.

Süre aşımı ret kararının bozulması

Daire, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin bölge idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varmıştır. Ret, yalnızca süre aşımı nedeniyle ret olarak nitelenmiştir. Sonuç bölümünde temyiz istemi kabul edilmiş, bu istinafın reddi kararı bozulmuş ve dosya yeniden bir karar verilmek üzere ilgili bölge idare mahkemesine gönderilmiştir. Karar 22/12/2022 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir. Bozma, tazminat isteminin kabul edildiği anlamına gelmez.

Tam yargı davasından önce idareye başvurmak gerekir mi?

İdari eylem nedeniyle hakları ihlal edilenlerin, dava açmadan önce ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrası uyarınca gereklidir. Görevli olmayan adli yargı mercilerinde açılan tam yargı davası görev yönünden reddedilirse, sonradan idari yargıda açılacak davada bu şart aranmaz.

Bir ve beş yıllık süreler hangi tarihten başlar?

Bir yıllık süre, eylemin yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrenildiği tarihten başlar. Beş yıllık süre ise her hâlde eylem tarihinden itibaren işler. Madde, öğrenme anını olay türlerine göre ayrıca tanımlamaz.

İdare süresinde cevap vermezse dava ne zaman açılır?

İsteğin kısmen veya tamamen reddinde dava süresi, ret işleminin tebliğini izleyen günden işlemeye başlar. Cevap verilmemesinde 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinin metni otuz günü esas alır. Danıştay 10. Dairesinin E. 2019/7168, K. 2022/6426 sayılı kararında ise ön karar başvurusunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan metinde aynı sürenin altmış gün olduğu belirtilmiştir. Otuz ve altmış gün aynı başvuruda birlikte uygulanmaz.

Yazılı bildirim kuralı idari eyleme uygulanır mı?

Anayasa'nın 125. maddesindeki yazılı bildirimden başlama kuralı, idari işlemlere karşı açılacak davalara ilişkindir. İdari eylemden doğan başvuruda öğrenmeden itibaren bir yıl ve eylem tarihinden itibaren beş yıl öngören 13. madde düzenlemesinin yerine geçmez.

Süren ceza soruşturması her olayda süreyi durdurur mu?

Hayır. Danıştay 10. Dairesi, eylemin bütün unsurlarıyla öğrenilmesi ve zararın tam ortaya çıkması dikkate alınmadan yapılan hesaplamanın bazı hâllerde dava hakkını kullanılamaz hâle getirebileceğini belirtmiştir. İncelenen olayda başvuru tarihinde soruşturma sürdüğü için eylemin idareye ait olup olmadığı veya sorumluluk sebebi henüz ortaya konulamamış ve süre hastane çıkış tarihinden başlatılmamıştır. Bu sonuç her soruşturmaya genellenemez.

Süre aşımı kararının bozulması tazminatın kabulü müdür?

Hayır. Danıştay 10. Dairesi temyiz istemini kabul etmiş, süre aşımı yönünden verilen ret kararına karşı istinafın reddi kararını bozmuş ve dosyayı yeniden karar verilmek üzere göndermiştir. Daire tazminat isteminin esası hakkında karar vermemiştir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu