Özel hukuk yargılamasında usul, yargılama sürecinin başlangıcından sonuçlanmasına kadar belirli bir düzen ve tertip içinde yürütülmesini sağlayan, süreci biçimlendiren ve yönlendiren işlev ile işlemlerin bütününü ifade eder. Yargılamanın hangi adımlarla ilerleyeceği, tarafların ve mahkemenin hangi usuli hak ve yükümlülüklere sahip olduğu bu kurallar çerçevesinde belirlenir.
Usuli İşlemlerin Niteliği ve Amacı
Usuli işlemlerin temel amacı yeni bir maddi hukuki ilişki tesis etmek değildir. Bu işlemler, tarafların bir hakkı kullanmasını veya yargılama sürecinde hâlihazırda var olan hukuki durumun korunmasını amaçlar. Yargılamayı yürütmeye, yönlendirmeye ve sonuçlandırmaya hizmet eden usuli faaliyetler bu nitelikleriyle maddi hukuk işlemlerinden ayrılır.
Tasarruf İlkesi ve Mahkemenin Kendiliğinden Yaptığı İşlemler
Hukuk yargılamasında hâkim, taraflardan birinin talebi bulunmadıkça kendiliğinden bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 24/1 hükmünde yer alan bu esas uyarınca, kanunda açık bir hüküm bulunmadıkça hiç kimse kendi lehine olan bir davayı açmaya veya hakkını talep etmeye zorlanamaz. Taraflar, dava konusu üzerinde serbestçe tasarruf edebilme yetkilerini davanın açılmasından sonra da sürdürürler. Çekişmesiz yargı işleri gibi kamu düzenini ilgilendiren özel durumlarda ise mahkemenin kendiliğinden harekete geçmesi mümkündür.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Davanın açılması kural olarak taraf talebine bağlı olmakla birlikte, mahkeme yargılama süreci içerisinde bazı usuli işlemleri tarafların talebi olmaksızın re'sen yerine getirebilir. Hâkimin re'sen isticvaba, re'sen keşfe ve bilirkişi incelemesine karar vermesi bu tür kendiliğinden yapılan usuli işlemlere dahildir.
Taraflarca Yapılan Usul İşlemleri
Özel hukuk yargılamasındaki usuli işlemler, taraflarca yapılan işlemler ve mahkemece yapılan işlemler olarak iki temel gruba ayrılır. Taraflara ait başlıca işlemler; talep, iddia, savunma, delil ve karşı savların usulüne uygun biçimde mahkemeye sunulmasıdır. Bu faaliyetler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 25 hükmünde düzenlenen taraflarca getirilme ilkesinin yerine getirilmesini oluşturur.
Tek taraflı usuli işlemler, davacı veya davalı tarafın yargılama sürecine ilişkin olarak yaptığı, yargılamanın yürütülmesine yönelik işlemlerdir. Davacının dava açması, davalının savunması, davanın ihbarı ve ikrar beyanı bu işlemlere örnek gösterilebilir.
İki taraflı usuli işlemler ise yargılamanın seyrine veya sonuçlarına ilişkin olarak tarafların irade uyuşmasıyla kurdukları usul sözleşmeleridir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 17 kapsamındaki yetki sözleşmeleri, m. 193 uyarınca düzenlenen delil sözleşmeleri, m. 412 ve devamında yer alan tahkim sözleşmeleri ile m. 326 doğrultusunda yargılama giderlerine ilişkin yapılan sözleşmeler bu gruptadır.
İddia ve Savunma Vasıtaları
Yargılama sırasında iddia araçları, taraflardan birinin karara etkili olmak üzere hukuksal vakıa ve olgulara ilişkin bilgi ve görüşlerini mahkemeye sunduğu usuli adımlardır. Savunma araçları ise davalı tarafın davacının iddialarını çürütmek ve geçersiz kılmak amacıyla ileri sürdüğü inkâr, ret, def'i ve itirazları içerir.
İddia veya savunma vasıtası niteliğinde olmamakla birlikte, mahkemece verilecek karara etkili olabilecek bir durum meydana getiren başkaca taraf işlemleri de mevcuttur. Yemin teklifi, ıslah ve davaya müdahale gibi işlemler bu gruba örnek oluşturur.
Davayı Sona Erdiren Taraf İşlemleri
Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıklarda, davanın esası hakkında mahkeme hükmü kurulmadan yargılamayı sona erdiren taraf usul işlemleri bulunmaktadır. Davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 307/1 uyarınca feragat niteliğindedir. Davalının davacının talep sonucunu kabul etmesi m. 308 kapsamında davayı sonlandırır. Tarafların karşılıklı anlaşmayla uyuşmazlığa son vermeleri ise m. 313 hükmünde düzenlenen sulh işlemidir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 307Kaynağı aç
Mahkemenin Usul İşlemleri ve Karar Türleri
Mahkemenin usuli işlem yapabilmesi yalnızca derdest bir davanın görülmekte olmasına bağlı değildir. Henüz açılmış bir dava bulunmasa dahi, delil tespiti veya ihtiyati tedbir başvurularında mahkeme usul işlemleri icra edebilir.
Hâkim, davaları seri biçimde ve makul süre içinde sonlandırmak için gerekli tedbirleri alır (HMK m. 30). Gerektiğinde davaları tefrik ederek inceleyip karara bağlar (HMK m. 167), gerektiğinde de birbiriyle bağlantılı davaları birleştirerek inceleyip sonuçlandırır (HMK m. 166).
Yargılama sürecinde verilen ara kararları kural olarak mahkemeyi bağlamaz; mahkeme hukuka aykırı veya hatalı ara kararlarından gerekçesini göstermek suretiyle dönebilir. Yargılama sürecini sonlandıran kararlar ise nihai karardır. Nihai kararlardan kanun yolu bozması süreci hariç olmak üzere dönülmesi mümkün değildir.
Mahkeme kararları usulden ve esastan sonlandıran kararlar olmak üzere ayrılır. Görevsizlik ve yetkisizlik gibi kararlar uyuşmazlığın esasına girmeksizin davayı usulden sonlandırır. Uyuşmazlığı esastan çözen kararlar ise hükümdür ve bu kararlar kesinleştiğinde kesin hüküm vasfını kazanır.
Duruşma Düzeni ve Zabıt Kâtibi Zorunluluğu
Duruşmanın düzen içinde yürütülmesini sağlamak hâkime aittir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 151/1 uyarınca duruşma disiplinini bozan taraf hakkında dört güne kadar disiplin hapsi kararı verilebilir.
Gerek mahkeme salonunda gerekse mahkeme dışında hâkim huzurunda yapılacak her türlü usuli işlemde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 157/1 gereğince zabıt kâtibinin hazır bulunması zorunludur. Ancak hukuki veya fiili engeller sebebiyle zabıt kâtibinin görev yapamaması ve gecikmesinde sakınca bulunması hâlinde, Kanunun 157/2 maddesi uyarınca görevin niteliğine uygun yemin ettirilerek başka bir kişi zabıt kâtibi olarak görevlendirilebilir.
Şekil Kuralları ve Tutanak Düzeni
Usul hukukunda işlemler genel kural olarak belirli şekil şartlarına bağlanmıştır. Mahkeme huzurunda yapılan her türlü işlemin varlığı, kapsamı ve içeriği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 156 uyarınca ancak tutanakla ispatlanabilir.
Usul işlemlerinde öngörülen şekil şartları kamu düzenindendir. Dava dilekçesinin unsurları 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 119'da, cevap dilekçesinin düzenlenme usulü ve içeriği ise m. 129'da kanun koyucu tarafından emredici şekilde düzenlenmiştir.
Usul Hukukunda Süreler ve Nitelikleri
Yargılamada geçerli sürelerin bir kısmı yasa koyucu tarafından belirlenmiş, bir kısmı ise hâkimin takdirine bırakılmıştır. Kanuni sürelere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 126, m. 366 ve m. 371; hâkimin takdirine bırakılan sürelere ise m. 146 ve m. 325 örnek oluşturur. Kanunda öngörülen usuli süreler kesindir. Hâkimin takdir ederek belirlediği sürenin de kesin olduğuna mahkemece karar verilebilir.
Mahkemeler ve hâkimler için kanunda öngörülen işlem ve karar süreleri hak düşürücü nitelikte değildir. Bu kural, taraflar bakımından hak kaybettirici nitelikte olan kesin süreler ile yargı organlarına tanınan sürelerin ayrışmasını sağlar.
Şarta Bağlılık Yasağı ve Terditli Talepler
Usul işlemlerinde temel kural, işlemlerin şarta bağlanamamasıdır. Davaya son veren usul işlemlerinden kabul şarta bağlanamaz (HMK m. 309/4). Buna karşılık sulh sözleşmesi şarta bağlı olarak da düzenlenebilir (HMK m. 313/4).
Terditli usuli işlemler geçerli kabul edilir. Örneğin bir davada öncelikle görevsizlik itirazının ileri sürülmesi, bu itirazın kabul edilmemesi ihtimaline binaen kademeli olarak yetkisizlik nedeniyle davanın reddinin talep edilmesi terditli usul işlemine örnektir.
Bildirim Usulleri: Tefhim ve Tebligat
Usuli işlemlerin hukuken bağlayıcı sonuç doğurabilmesi için muhatabına bildirilmesi zorunludur. İşlemin ilgilisine duruşmada sözlü olarak bildirilmesine tefhim, yazılı ve usulüne uygun şekilde iletilmesine tebliğ denir. Bildirimi yapılmayan bir usul işlemi karşı taraf bakımından yok hükmündedir.
Kanuna aykırı biçimde yapılan tebligatlar kural olarak geçersizdir. Ancak 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 32 uyarınca, tebligat usulüne aykırı yapılmış olsa dahi muhatap tebliğden haberdar olmuş ve tebliğe muttali bulunmuş ise tebliğ geçerli sayılır. Usulsüz tebligatta muhatabın işlemi öğrendiğini beyan ettiği tarih kanunen geçerli tebliğ tarihi olarak kabul edilir.
7201 sayılı TEBLİGAT KANUNU m. 32Kaynağı aç
Sık Sorulan Sorular
Hukukta usul ne anlama gelir?
Özel hukuk yargılamasında usul, davanın açılmasından karara bağlanmasına kadar tüm yargılama sürecini düzenleyen, yönlendiren ve biçimlendiren kurallar ile işlemlerin tamamını ifade eder.
Hâkim talep olmadan bir davayı inceleyebilir mi?
Hâkim, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 24 uyarınca taraflardan birinin talebi olmaksızın kendiliğinden bir davayı açamaz, inceleyemez ve karara bağlayamaz; çekişmesiz yargı gibi kamu düzenine ilişkin istisnalar saklıdır.
Mahkeme verdiği ara karardan dönebilir mi?
Mahkemeler yargılama sırasında verdikleri ara kararlarla kural olarak bağlı değildir; hatalı veya değiştirilmesi gereken ara kararlarından gerekçesini açıklayarak dönebilirler.
Usulsüz yapılan tebligat ne zaman geçerli olur?
Tebligat usulsüz yapılmış olsa bile muhatap tebligattan haberdar olmuşsa tebliğ geçerli hale gelir; bu durumda muhatabın öğrendiğini beyan ettiği tarih tebliğ tarihi sayılır.
Usul işlemleri şarta bağlı olarak yapılabilir mi?
Usul işlemlerinde kural olarak şarta bağlılık geçerli değildir; örneğin kabul şarta bağlanamaz ancak sulh sözleşmesi kanunen şarta bağlı olarak yapılabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

