Medeni usul hukukunda ispat, tarafların iddia ve savunmalarına dayanak yaptıkları vakıaların doğruluğu konusunda hâkimi ikna etme çabasıdır. Bir uyuşmazlık konusunun ispatsız kalması, hâkimin karar verme ve hüküm kurma zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 27 uyarınca davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptir. Bu hak; yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin yapılan açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık gerekçelendirilmesini içerir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 27Kaynağı aç
İspatın Konusu ve İspat Gerektirmeyen Haller
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 187/1 kapsamında taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünü etkileyen ve üzerinde uzlaşma sağlanamamış çekişmeli olaylar ispatın konusunu teşkil eder ve bu olaylar bakımından delil ileri sürülür. Yargılamada hâkim kural gereği tarafların getirmediği vakıaları kendiliğinden araştıramayacağı gibi bunların ispatını da taraflardan isteyemez; davanın esasına etkisi bulunmayan iddialara dair delilleri ise incelemeye dahil etmez.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 187Kaynağı aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 187/2 hükmüne göre herkesçe bilinen vakıalarla ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz. Çekişmesiz vakıalar, ikrar edilmiş vakıalar, herkesçe bilinen ve ünlü olan olaylar ile yabancı hukuk kuralları istisnası saklı kalmak üzere hukuk kuralları ispata gerek olmayan haller arasında yer alır. Tek taraflı bir usul işlemi niteliğindeki ikrar, delil ikame faaliyetini ve ispat ihtiyacını ortadan kaldıran bir taraf beyanıdır.
İspat Yükü ve Temel Kurallar
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190/1 gereğince mevzuatta aksine bir kural öngörülmedikçe, ileri sürülen vakıanın hukuki neticesinden yararlanan taraf ispat yükümlülüğünü taşır. Bir kanuni karineden faydalanan taraf yalnızca o karinenin dayandığı temel olguyu kanıtlamakla mükelleftir. Karşı delil sunarak savunmasını ortaya koyan taraf ise ispat yükünü devralmış olmaz.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 190Kaynağı aç
Olağan hayat akışının aksini ileri süren taraf bu savını kanıtlamakla yükümlüdür; nitekim fiil ehliyetinin bulunmadığını iddia eden kimsenin bu durumu ispat etmesi bu kapsamdadır. Benzer biçimde sözleşmeye aykırı davranan borçlunun sorumluluktan kurtulmak amacıyla kusursuz olduğunu bizzat kanıtlaması bu duruma örnek teşkil eder. Ayrıca taraflar, uyuşmazlıklarda ispat yükümlülüğünün kime ait olacağına ilişkin olarak aralarında özel sözleşme akdedebilirler.
Kanunda Düzenlenen Özel İspat Yükümlülükleri
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 130 hükmü uyarınca, yeniden evlenmek isteyen kişi önceki evliliğinin sona erdiğini kanıtlamak zorundadır. Kanunun 145/1. maddesinde ise eşlerden birinin evlenme akdi kurulurken hâlen evli bulunması hali, evliliği mutlak butlanla batıl kılan sebepler arasında sayılmıştır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 130Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 145Kaynağı aç
İspat Faaliyetinin Türleri
Uyuşmazlık konusu iddia veya savunmalara temel oluşturan vakıaların bizzat ilgili delillerle kanıtlanması doğrudan ispatı ifade eder. Çekişmeli vakıayı doğrudan aydınlatan vasıtalar yerine komşu vakıalara dayanılarak ve bu delillerin değerlendirilmesi yoluyla hâkimin bir sonuca ulaşmasını amaçlayan süreç ise dolaylı ispattır. Bu doğrultuda emare ispatı ile ilk görünüş ispatı dolaylı ispat türleri içerisinde değerlendirilir.
Asıl ispat, yükümlülüğü üzerinde bulunduran tarafın çekişmeli vakıanın varlığına dair hâkimde kanaat oluşturmak için giriştiği temel faaliyettir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 191/1 kapsamında karşı taraf, hasmının ileri sürdüğü iddianın gerçeği yansıtmadığını ortaya koymak üzere delil getirebilir. Bu çerçevede yürütülen karşı ispat faaliyeti delil sunan kişiye ispat külfeti yüklemez ve ispat yükünün taraflar arasında yer değiştirmesi sonucunu doğurmaz.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 191Kaynağı aç
Aksini ispat faaliyeti kural olarak adi kanuni karinelerin sonucunu çürütmek amacıyla yapılır; zira 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190/2 gereğince kanunda öngörülen istisnalar dışında karşı taraf kanuni karinenin aksini ispat edebilir. Kesin kanuni karinelerin sonuçları kanunen kesin kabul edildiğinden aksinin ispatı yapılamaz; bunlarda yalnızca karinenin temeline yönelik karşı ispat faaliyeti yürütülebilir.
İspat Ölçüsü Olarak Tam İspat ve Yaklaşık İspat
Yaklaşık ispat, esas olarak kanunun açıkça öngördüğü hususlarda aranan istisnai bir ispat ölçüsüdür; kanunun yaklaşık ispat aramadığı hâllerde tam ispat aranır. Yaklaşık ispat ölçüsü hâkimin acele karar vermesi gereken durumlar ya da delil elde etmenin oldukça zor olduğu ve tam ispatın beklenemeyeceği hallerde uygulanır. Bu ölçüde hedeflenen durum, hâkimin tamamen ikna edilmesi olmayıp, vakıanın doğru olma ihtimalinin yanlış olma ihtimalinden yüksek bulunmasıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 390/3 gereğince ihtiyati tedbir talebinde bulunan kimse, başvurusunda dayandığı sebebi, talep ettiği tedbir şeklini açıkça göstermeli ve davanın esasına ilişkin haklı bulunduğunu yaklaşık olarak ortaya koymalıdır. Kanunun 390/1. fıkrasına göre bu talep, dava açılmasından önce uyuşmazlığın esası bakımından görevli ve yetkili mahkemeye, dava açıldıktan sonra ise asıl davaya bakan mahkemeye iletilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca hakkın derhal muhafaza altına alınmasını gerektiren hallerde hâkim diğer tarafın beyanını almadan da tedbir kararı oluşturabilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 390Kaynağı aç
Deliller ve İspat Hakkının Kanuni Çerçevesi
Medeni yargılama usulünde deliller kesin ve takdiri nitelikte olanlar şeklinde sınıflandırılmaktadır. Yemin, senet ile kesin hüküm teşkil eden haller kesin delil kategorisinde değerlendirilir. Buna karşılık tanık beyanı, keşif incelemesi, bilirkişi mütalaası, senet vasfı taşımayan belgeler ve mevzuatta açıkça sayılmamış diğer ispat vasıtaları takdiri delil niteliğindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 189/1 uyarınca tarafların ispat hakkı yasal süre ve usul kurallarıyla sınırlıdır. Maddenin devam eden fıkraları gereğince hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller vakıaların ispatında mahkemece değerlendirmeye alınamaz, kanunun özel delille kanıtlanmasını emrettiği hususlar başka vasıtalarla ispat edilemez ve sunulan delilin caiz olup olmadığı mahkeme tarafından karara bağlanır. Yargılamada hâkim ayrıca delillerin hukuka aykırılık taşıyıp taşımadığını kendiliğinden inceler.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 189Kaynağı aç
Hukuk yargılamasında hangi vakıalar için ispat gerekmez?
Herkesçe bilinen vakıalar, ikrar edilmiş vakıalar, çekişmesiz vakıalar ile yabancı hukuk kuralları hariç olmak üzere hukuk kuralları ispata gerek olmayan hallerdir.
Karşı ispat faaliyeti yürüten taraf ispat yükünü üstlenmiş sayılır mı?
Hayır, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığını göstermek için karşı delil sunan taraf ispat yükünü üzerine almış sayılmaz ve ispat yükü yer değiştirmez.
Hukuk yargılamasında delil türleri nelerdir?
Yemin, senet ve kesin hüküm kesin deliller arasında yer alırken; tanık, keşif, bilirkişi incelemesi, senet dışındaki belgeler ile kanunda açıkça yer almayan deliller takdiri delil sayılır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

