Yemin Delilinin Hukuki Niteliği ve Konusu
Yemin delili, davanın çözümü bakımından önemli ve çekişmeli konularda, iddiasını diğer delillerle ispatlayamayan tarafça son çare olarak başvurulan bir usul işlemidir. Taraflarca hazırlama ilkesinin uygulandığı davalarda geçerlilik kazanan yemin, niteliği itibarıyla bir taraf usul işlemidir. Bu hukuki niteliğin bir sonucu olarak, görevsiz mahkeme huzurunda yerine getirilmiş olan yemin de geçerliliğini korur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 225/1 hükmüne göre yeminin konusunu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, taraflar arasında çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar oluşturur. Kanun uyarınca bir kimsenin bir hususu bilmesi de kendisinden kaynaklanan vakıa kabul edilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 225Kaynağı aç
Resen araştırma ilkesinin tatbik edildiği uyuşmazlıklarda ve hukuki sebepler hakkında yemin deliline başvurulamaz; bu davalarda yerine getirilen yemin hakimi bağlamaz. Bunun yanında tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, işlemin geçerliliği için beyanda bulunmanın yeterli görülmediği durumlar ile yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek ya da kendisini bir ceza soruşturması yahut kovuşturması tehdidi altında bırakacak vakıalarda yemin teklif edilemez. Hakimin, zabıt katibinin ve bilirkişinin reddi taleplerinde de yemin deliline başvurulması mümkün değildir.
Yemin Teklif Etme Hakkı ve İspat Yükünün Etkisi
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 227/1 uyarınca, uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yemin dışında delili olduğunu bildirmiş bulunan taraf dahi yemin teklifinde bulunabilir. Buna karşılık anılan maddenin ikinci fıkrası gereğince, kendisine yemin teklif olunan kimse yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, yemin teklif eden taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil gösteremez.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 227Kaynağı aç
Mahkemenin tarafa yemin teklif etme hakkını hatırlatabilmesi, ispat yükü kendisine düşen tarafın bu delile usulüne uygun biçimde dayanmış bulunmasına bağlıdır. Tarafın delil listesinde açıkça yemin delilini göstermiş olması yahut dava veya cevap dilekçesinde yemin deliline ya da sair deliller ve diğer yasal deliller ifadesine yer vermesi aranır. İddiasını mevcut delillerle kanıtlayamayan ve delilleri arasında yasal ifadelere yer veren tarafa, mahkemece yemin teklif etme hakkı hatırlatılmalıdır.
İspat yükü kendisinde olmayan tarafın yemin teklif etmesi durumunda farklı usuli değerlendirmeler bulunmaktadır. Bir yaklaşıma göre ispat yükümlülüğü üzerinde bulunmayan tarafın karşı tarafa yönelttiği yemin hiçbir hukuki sonuç doğurmaz. Diğer bir yaklaşıma göre ise ispat külfeti taşımayan tarafın yemin önermesi halinde mahkemenin, ispat yükünün kendisinde olmadığını hatırlatarak bu yükümlülüğü devralıp almayacağını sorması ve tarafın kabulü halinde yemini eda ettirmesi gerekmektedir.
Yeminin Tarafları, Temsil ve İade Usulü
Yemin teklifi davanın taraflarınca yapılır; davaya katılan feri müdahilin yemin teklifinde bulunma yetkisi yoktur. Yemin davanın tarafına teklif edilir ve bizzat o kimse tarafından yerine getirilir. Teklif edilecek vakıanın yemin edecek kimseden kaynaklanması veya o kimsenin bu hususu bilmesi yahut bilebilecek durumda bulunması şarttır. Yemin teklif olunan kimse kısıtlı ise kanuni temsilcisi, tüzel kişi ise yetkili temsilcisi yemini gerçekleştirebilir veya iade edebilir. Tüzel kişilere yöneltilen yeminlerde dikkate alınacak organ, işlemin yapıldığı tarihteki değil, yeminin teklif edildiği andaki yetkili temsilcidir. Yemin teklif edilen gerçek kişi taraf yemin edemeden vefat ederse yemin hiç teklif edilmemiş sayılır.
Yeminin konusu olan vakıa her iki tarafın da dahil olduğu ortak bir olguyu içermiyorsa yemin karşı tarafa iade edilemez. Örneğin ödünç para ilişkisinde davalının para almadığı yönünde yemin teklif edilmesi halinde davalı, paranın ödünç verildiğine dair yemini teklif edene iade edebilir. Buna karşılık bir önalım davasında davalının davacıya satışı daha önce öğrenmediğine dair yemin teklif etmesi halinde davacı, satışı daha önce öğrendiği yönündeki yemini karşı tarafa iade edemez; zira öğrenme olgusu sadece o kimsenin kişisel alanında kalan bir vakıadır.
Hakimin teklif ettiği tamamlayıcı yemin bakımından, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m. 356 çerçevesindeki içtihatta iddia olunan hususun kesin delillerle ispat edilememesi ve gösterilen delillerin hüküm tesisine yetecek derecede hakimi ikna edememesi koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Yeminin Mahkeme Huzurunda İcrası ve Yalan Yere Yemin
Yemin mahkeme huzurunda yerine getirilir. Yemin teklif edilen taraf duruşmada hazır değilse meşruhatlı davetiye çıkarılır. Davetiyeye rağmen haklı bir mazeret bildirmeksizin duruşmaya katılmayan kimse, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Duruşmada mahkeme, yemin edecek kimseye yemin konusunu ve önemini anlatır, yalan yere yemin halinde cezalandırılacağını bildirir ve kanuni yemin formülünü yöneltir. Yemin eda edilirken hakim dahil olmak üzere salonda bulunan herkes ayağa kalkar. Kanunun öngördüğü sıraya uyulmaması ve yemin eden tarafa yemininde sebat edip etmediğinin sorulmaması halinde yapılan yemin usule aykırı sayılır ve bu yemine dayanılarak hüküm kurulamaz.
Okuma ve yazma bilen sağır veya dilsiz kimseler yemin beyanlarını yazıp imzalayarak usul işlemini yerine getirirler. Okuma ve yazma bilmeyenlerin yemini ise işaretlerinden anlayan bir bilirkişi aracılığıyla eda edilir. Hâkim gerekirse açık olmayan hususlarda soru yöneltebilir ve istinabe yoluyla da yemin icra ettirilebilir. Yalan yere yemin iddiasıyla ceza davası açılması esas dava bakımından bekletici sorun yapılmaz; bu durum yargılamanın yenilenmesi sebebi sayılır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 375/1-g hükmü uyarınca, lehine karar verilen tarafın karara dayanak yapılan yemini yalan yere ettiğinin ikrarla yahut yazılı delille sabit olması yargılamanın iadesi sebeplerindendir. Anılan maddenin ikinci fıkrası uyarınca bu gerekçeyle iade talep edilebilmesi, kural olarak durumun kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyeti hükmüyle belirlenmiş bulunmasına bağlıdır. Delil yetersizliği haricindeki bir sebeple ceza takibatına başlanamamış veya mahkûmiyet tesis edilememişse ayrıca ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde iadeye dayanak yapılan vakıanın, açılan yargılamanın iadesi davasında öncelikle kanıtlanması gerekir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 375Kaynağı aç
Feri müdahil davada yemin teklif edebilir mi?
Feri müdahil davada yemin teklifinde bulunamaz. Yemin teklifi yalnızca davanın asıl taraflarınca yapılabilir ve uyuşmazlığın tarafına teklif edilerek bizzat muhatap tarafından yerine getirilir.
Duruşmaya mazeretsiz gelmeyen taraf yemin etmiş sayılır mı?
Meşruhatlı davetiyeye rağmen haklı bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf yemin etmiş sayılmaz; yemin konusu yapılan vakıaları ikrar etmiş kabul edilir.
Yalan yere yemin gerekçesiyle yargılamanın iadesi istenebilir mi?
Yalan yere yemin ikrar veya yazılı delille kanıtlandığında ya da kural olarak kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyeti kararıyla belirlendiğinde yargılamanın iadesi talep edilebilir. Delil yokluğu dışındaki sebeplerle ceza kovuşturması yapılamamışsa veya ceza mahkûmiyeti kurulamamışsa, bu sebebin açılan yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispatlanması gerekir.
Şirketler adına yemini hangi yetkili eda eder?
Tüzel kişilere yöneltilen yemin tüzel kişinin yetkili organı veya temsilcisi tarafından eda edilir. Burada uyuşmazlığa konu işlemin yapıldığı tarihteki değil, yeminin mahkemede teklif edildiği andaki yetkili temsilci esas alınır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

