Belli bir zamanda ve belirli bir yerde yürürlükte bulunan kurallara pozitif hukuk denir. Pozitivist anlayışa göre hukuk, yasa koyucunun iradesinden ibarettir ve kanun koyucu kuralı usulüne uygun şekilde çıkardığında hukuk tamamlanmış olur. Bu yaklaşımda kuralın adil olmaması veya somut içeriği, onun bir hukuk sistemi teşkil etmesini engellemez.
Doğal hukuk yaklaşımında ise hukukun temel ve evrensel değerlere uygun olması zorunlu kabul edilir. Düzenlemelerin adaletsiz olması, insan onuruna aykırı bulunması veya hakları ihlal etmesi halinde hukuk sayılamayacağı savunulur. Doğal hukukçular pozitif hukuku inkâr etmez; ancak zamansız, mekânsız ve kendiliğinden var olan apriori ilkelere dayandığı için doğal hukuku pozitif hukukun üstünde tutar. Bu söylem 18. yüzyılda yerini insan haklarına bırakmıştır.
Hukuk felsefesinde doğal hukuk akımı, pozitif hukuk ile üstün ilkeleri birlikte değerlendirerek düalist bir nitelik taşır. Doğal hukuk dışındaki diğer tüm akımlar ise doğal hukuka karşı durur ve monist kabul edilir.
Hukukun Temel Boyutları ve Sosyal Kurallardan Ayrımı
Hukukun etik, norm ve toplumsal olmak üzere üç boyutu bulunur. Etik boyutunu doğal hukukçular, norm boyutunu pozitivistler benimser. Toplumsal boyut ise hukukun toplum için olduğu anlayışına dayanır; bu boyut faydacı akım, Marksist kuram, sosyolojik pozitivizm ve tarihçi hukuk okulunu kapsar.
Hukuk kurallarını diğer toplumsal kurallardan ayıran temel nitelikler; ne zaman ve kim tarafından konulduklarının belli olması ile kaynağının yasa koyucu olmasıdır. Hukuk kuralları geneldir ve kolayca değiştirilebilir. Yaptırımları açık, öngörülebilir ve örgütlüdür; diğer toplumsal kuralların yaptırımları ise soyut, değişken ve yayılmıştır.
Tarihsel Gelişim Sürecinde Doğal Hukuk
İlk Çağ doğal hukukunda doğa ile tanrılar bir kabul edilir ve doğadan gelen ilkeler bireysel erdem ya da toplumsal düzeni konu edinir. Bu çağda doğal düzen adil sayılmaz çünkü güçlünün güçsüzü ezdiği bir düzendir. Erekselcilik veya teleolojik yaklaşım çerçevesinde pozitif hukukun ulaşması arzulanan son erek doğal hukuk olarak görülür. Aristoteles ise insanı doğası gereği toplumsal kabul ederek pozitif hukukun ortak iyiyi gerçekleştirmesi gerektiğini savunur.
Orta Çağ döneminde düşünürler İlk Çağ metinlerini Katolik mezhebi bakış açısıyla yeniden yorumlamış ve rahipler dinsel kaynaklı bir doğal hukuk tasarlamıştır. Bu dönemde doğal hukukun kaynağını Hristiyanlık dini ve ilahi kurallar oluşturur; hukukun doğal iyiyi gerçekleştirmesi beklenir. St. Augustin, ideal devleti temsil eden tanrı devleti ile pozitif hukuku temsil eden dünya devleti ayrımı yapmıştır. Dünya devletinin tanrı devletine yaklaşması gerektiğini belirten düşünür, kişinin tanrı devletine ya da doğal hukuka yaklaşmayan hukuka uymama hakkının bulunduğunu savunur.
Thomas Aquinas yasaları ebedi yasa, ilahi yasa, doğal yasa ve insan yasası olmak üzere dörde ayırır. Mülkiyeti doğal hukuktan kaynaklanan bir hak sayarak doğal hak kavramını ileri sürer. Aquinas, adalete açıkça aykırı ya da tiranvari yasalara karşı halka uymama hakkı tanır.
Hugo Grotius, doğal hukuk ilkelerini aklın ilkeleri olarak tanımlar ve akıl sahibi insanların bu ilkeleri akılları yardımıyla bulabileceğini belirtir. Bu ilkeler tanrının bile değiştiremeyeceği mutlak niteliktedir; Grotius bu yaklaşımla tanrının rolünü azaltmayı değil, doğal hukuku yüceltmeyi amaçlar. Sistemin en önemli ilkesi ahde vefa olarak kabul edilirken, devlet siyasal sözleşmenin tarafı sayılmaz.
Toplum Sözleşmesi Kuramları: Hobbes ve Locke
Thomas Hobbes, ampirist temelde her şeyin duyularla test edilmesi gerektiğini öne sürer ve sözleşme öncesi durumu kaos olarak tanımlar. Güvenliği tek vazgeçilmez doğal hak sayan Hobbes'a göre, güvenlik dışında bırakılan başka bir hak yoktur ve bireyler güvenlik karşılığında diğer haklarını sözleşmeye taraf olmayan devlete devreder. Erkler birliğini savunan Hobbes, güvenliğini sağlayamayan devlete itaat edilmesini savunur ve bireylere ihtilal hakkı tanımaz.
John Locke'a göre insanlar doğuştan yaşama, özgürlük ve mülkiyet haklarına sahiptir. Bu temel haklar korunurken, devletle yapılan siyasal sözleşmeyle yalnızca cezalandırma yetkisi devlete devredilir. Hakların ihlal edilmesi durumunda insanlara ihtilal hakkı doğar. Locke bu yapı içerisinde erkler ayrılığını savunur.
Hukuki Pozitivizm ve Kuramsal Yaklaşımlar
Jeremy Bentham faydacı kuram doğrultusunda hukuku, yasa koyucunun yaptırıma bağlanmış buyrukları olarak tanımlar. Düzenlemelerde kamu yararını ve en fazla sayıda insanın en yüksek faydasını esas alır; doğal hakları ise bir yanılsama sayar.
John Austin, emredici hukuk teorisinde hukuku egemenin yaptırımla desteklenen emirleri olarak tanımlar. Hukuk biliminin, hukukun ahlaki değerlere uygunluğu veya ne olması gerektiğiyle değil, egemen tarafından konulmuş haliyle ne olduğuyla ilgilenmesi gerektiğini savunur.
Hans Kelsen, Saf Hukuk Kuramı ile hukuku her türlü ahlaki, siyasi, sosyolojik ve psikolojik unsurdan arındırarak inceler ve hukukun ne olduğuna odaklanır. Kelsen'in kurduğu normlar hiyerarşisinde en tepede temel norm (Grundnorm) yer alır; bunu anayasa, kanun, tüzük ile yönetmelik ve son basamakta bireysel idari işlemler ile mahkeme kararları takip eder.
H.L.A. Hart, hukukun yalnızca emirlerden ibaret olmadığını belirterek sistemi ikiye ayırır. Bunlar bireylere yükümlülük yükleyen birincil kurallar ile bu kuralların oluşturulmasını, değiştirilmesini ve uygulanmasını düzenleyen ikincil kurallardır. Hart, hukuk ile ahlak arasında kavramsal bir özdeşlik kurmamakla birlikte, hukuk sistemlerinin hayatta kalabilmesi bakımından asgari bir ahlaki içerik taşıması gerektiğini savunur.
Çağdaş Hukuk Teorileri
Ronald Dworkin hukukun yalnızca kurallardan oluşmadığını, sistemin prensipler ve politikalar da içerdiğini ileri sürer. Bireylerin pozitif hukuktan önce gelen ahlaki hakları bulunduğunu savunan Dworkin, temel ilkenin herkesin eşit saygı ve ilgi görme hakkı olduğunu belirtir.
Çağdaş hukuk yaklaşımlarından Feminist Hukuk Teorisi, hukukun erkek merkezli yapısını ve tarafsızlık iddiasını eleştirir. Eleştirel Hukuk Çalışmaları, hukukun tarafsızlığı savını ve mevcut güç ilişkilerini meşrulaştırmasını konu edinir. Hukuk ve Ekonomi Teorisi ise hukuki kurum ve kuralları verimlilik ile refah maksimizasyonu çerçevesinde analiz eder.
Pozitif hukuk ile doğal hukuk arasındaki fark nedir?
Pozitif hukuk yasa koyucunun usulüne uygun çıkardığı yürürlükteki kuralları ifade eder ve adil olmasa da sistem sayılır; doğal hukuk ise zamansız, mekânsız ve apriori olup pozitif hukukun temel evrensel değerlere uygunluğunu zorunlu ve üstün tutar.
Hukuk kurallarını diğer toplumsal kurallardan ayıran nitelikler nelerdir?
Hukuk kurallarının koyucusu ve zamanı bellidir, kaynağı yasa koyucu dur, geneldir, kolayca değiştirilebilir ve yaptırımları açık, öngörülebilir ve örgütlüdür.
John Locke'a göre siyasal sözleşmeyle devlete hangi yetki devredilir?
Bireyler doğuştan sahip oldukları yaşama, özgürlük ve mülkiyet haklarını korurlar; devletle yapılan siyasal sözleşmeyle devlete yalnızca hak ihlallerini cezalandırma yetkisi devredilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

