HMK Madde 52 Uyarınca Davada Kanuni Temsil Usulü

by Avukat Erdal Ersoy
HMK Madde 52 Uyarınca Davada Kanuni Temsil Usulü

HMK Madde 52 Çerçevesinde Davada Kanuni Temsil İlkesi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 52. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, medenî hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanlar davada kanuni temsilcileri, tüzel kişiler ise yetkili organları tarafından temsil edilir. Kanuni temsilciler veya iradi temsilciler davanın bizzat tarafı olmayıp davanın tarafı olan gerçek veya tüzel kişiyi yargılamada temsil eder ve kanundan doğan yetkilerini davada kullanırlar. Bu çerçevede fiil ehliyeti bulunmayan kişilerin haklarını usul işlemlerine yansıtması kanuni temsilcileri vasıtasıyla gerçekleşir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 52Kaynağı aç
MADDE 52- (1) Medenî hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanlar davada kanuni temsilcileri, tüzel kişiler ise yetkili organları tarafından temsil edilir. Dava takip yetkisi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2020/2689, K. 2021/2401Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2020/2689 E.  ,  2021/2401 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Nüfus Kayıtlarındaki Doğum Tarihinin Düzeltimi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili tarafından adli yardım istemli olarak temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R … … 04.05.2007 tarihli davanamesinde, … hakkında yürütülen soruşturma kapsamında alınan rapora göre 18 yaş sonu ile uyumlu olduğu gerekçesi ile …'ın 1992 olan doğum yılının 1988 olarak düzeltilmesi talep edilmiş; mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar 08.08.2007 tarihi itibari ile kesinleştiği gerekçesi ile nüfus kayıtlarına işlenmiştir. Davalı … vekili, kesinleştirme işleminin usulsüz olduğu, davada taraf teşkili sağlanmadığı gibi davalının 1992 doğumlu olduğunu ileri sürürek adli yardım talepli olarak mahkeme kararını temyiz etmiştir. Dava, Cumhuriyet Savcısı tarafından açılan yaş düzeltimine ilişkindir. Kararı temyiz eden davalı vekili tarafından kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talep edildiğine göre, bu talep hakkında karar verme yetkisi kanun yolu incelemesini yapacak olan Yargıtay'a aittir (HMK.mad.336/3). Devletin mahkeme harcı almasındaki menfaati ile başvuranın mahkeme vasıtasıyla hakkını korumadaki çıkarları arasındaki adil denge, Anayasanın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ile bu kapsamda adalete ve mahkemeye erişim hakkı dikkate alınarak adli yardım talebi yerinde görüldüğünden, HMK’nin 334 ve devamı maddeleri gereğince adli yardım talebinin kabulüne, davalının maktu temyiz harç ve giderlerinden geçici olarak muaf tutulmasına karar verilerek, işin esasının incelenmesine geçildi. Velayete dair hükümler 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un 335 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, 335.madde gereği ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altında olup yasal sebep olmadıkça velâyet ana ve babadan alınamaz. Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velâyeti birlikte kullanırlar. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim, velâyeti eşlerden birine verebilir. Velâyet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir (336.md). Ana ve baba evli değilse velâyet anaya aittir(337.md). 7201 sayılı Tebligat Kanunun 11/son maddesinde "kanuni mümessilleri bulunanlara veya bulunması gerekenlere yapılacak tebligat kanunlara göre bizzat kendilerine yapılması icabetmedikçe bu mümessillere yapılır." hükmü yer almaktadır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, yaşı düzeltilmek istenen …'ın doğum tarihinin 29.07.1992 olduğu, davaname tarihi olan 04.05.2007 tarihi ve son olarak kararın kesinleştirildiği 08.08.2007 tarihi itibari ile ergin olmadığı, davada davalı olarak ergin olmayan …'ın gösterildiği, dava dilekçesi ve mahkeme kararının … adına tebliğe çıkartıldığı ve sonuç olarak kararın kesinleştirilmiş olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, her ne kadar temyiz edilmediğinden hüküm kesinleştirilmişse de hükmü temyize getiren davalı …'ın yasal temsilcilerine mahkemenin gerekçeli kararı usulüne uygun tebliğ edilmediğinden ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu 32. madde uyarınca da davalının muttali olduğu tarih kanıtlanamadığından kesinleşme yapılması doğru görülmemiş olup hüküm davalı vekilince süresinde temyiz edildiği kabul edilmiştir. 6100 sayılı HMK'nin 52.maddesi gereğince medenî hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanlar davada kanuni temsilcileri tarafından temsil edilir. Kanuni temsilci veya iradi temsilciler davanın tarafı olmadıklarından, davanın tarafı olan gerçek veya tüzel kişiyi yargılamada temsil eden kişiler olup kanundan doğan yetkililerini davada kullanırlar. HMK'nin 119/1-ç maddesi gereği kanuni temsilci, dava dilekçesinde gösterilmek zorunda olup, kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması aynı Kanunun 114/1-d maddesi gereği dava şartları arasında sayılmıştır. Dava dilekçesinin usulsüz tebliği ile davadan haberdar olamayan muhatabın savunma hakkını kısıtlanacağından, Anayasanın 90/son maddesi delaletiyle AİHS’nin 6. maddesi hükmü uyarınca "adil yargılanma hakkı"na, Anayasanın "Hak arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesine ve Tebligat Kanununun yukarıda bahsi geçen hükümlerine aykırı olacaktır. 6100 sayılı HMK'nın 27. maddesi uyarınca, davanın tarafları kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını da içermektedir. Taraf teşkili ve kanundan kaynaklanan yasal temsil kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmalıdır. Somut olayda; doğum tarihinin düzeltilmesi istenilen …'ın ergin olmadığı, bu sebeple küçüğün velayet hakkına dayanılarak anne ve babasına, çocuk vesayet altına alınmışsa vasisine karşı davanın yöneltilerek gösterdikleri deliller toplanıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, doğum tarihinin düzeltilmesi istenilen kayden 29.07.1992 doğumlu …'ın ana ve babasının, velayet hakkı kaldırılmış ise vasisinin davalı olarak davaya dahil edilmeden yargılamanın sürdürülerek davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, yaşı düzeltilmek istenilen …'ın ergin olduğu da dikkate alınarak usulüne uygun taraf teşkili sağlandıktan sonra yanların gösterecekleri kanıtların toplanması ve hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenle kabulüyle usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 17.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.Başka

Kanuni Temsilin Dava Şartı Niteliği ve Kamu Düzeni İlişkisi

Dava ehliyetinden yoksun kişilerin kanuni temsilcileriyle, tüzel kişilerin ise yetkili organlarıyla davada yer alması taraflara ilişkin bir dava şartı niteliği taşır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca kanuni temsilcinin dava dilekçesinde gösterilmesi zorunlu olup, kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması aynı Kanun'un 114. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince dava şartları arasında yer alır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 114Kaynağı aç
MADDE 114- (1) Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması. e) Dava takip yetkisine sahip olunması. f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması. g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması. ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi. h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması. ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması. i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır. Dava şartlarının incelenmesi

Taraf teşkili ve kanundan kaynaklanan yasal temsil kamu düzenine ilişkindir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2020/2689 Esas ve 2021/2401 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, taraf teşkili ve kanundan kaynaklanan yasal temsil kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınır.

Velayet Hükümleri ve Yaş Düzeltimi Davasında Taraf Teşkili

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 335. maddesi gereğince ergin olmayan çocuk ana ve babasının velayeti altında olup yasal bir neden bulunmadıkça velayet ana ve babadan alınamaz; ayrıca hakim vasi atanmasına gerek görmedikçe kısıtlanan ergin çocuklar da velayet altında kalmayı sürdürür. Aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca evlilik devam ettiği sürece velayet ana ve baba tarafından birlikte kullanılır. Ortak hayata son verilmesi veya ayrılık halinde velayet hakim tarafından eşlerden birine verilebilir; eşlerden birinin vefatında velayet sağ kalan eşe, boşanmada ise çocuğun bırakıldığı tarafa ait olur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 335Kaynağı aç
Madde 335- Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velâyet ana ve babadan alınamaz. Hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da ana ve babanın velâyeti altında kalırlar. II. Ana ve baba evli ise
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 336Kaynağı aç
Madde 336- Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velâyeti birlikte kullanırlar. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim, velâyeti eşlerden birine verebilir. Velâyet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir. III. Ana ve baba evli değilse

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2020/2689 Esas ve 2021/2401 Karar sayılı ilamına konu ergin olmayan kişinin yaş düzeltimi uyuşmazlığında, küçüğün velayet hakkına dayanılarak anne ve babasına, velayet hakkı kaldırılmış ise vasisine karşı davanın yöneltilmesi ve gösterdikleri deliller toplanarak karar verilmesi gerektiği; ana ve baba ya da vasi davaya dahil edilmeden hüküm kurulmasının bozma sebebi teşkil ettiği belirtilmiştir.

Vesayet Usulü ve Husumete İzin Alınması

Kısıtlanan davacı adına vasi tarafından dava açılabilmesi veya davanın yürütülebilmesi için Türk Medeni Kanunu'nun 462. maddesinin sekizinci bendi uyarınca vesayet makamından husumete izin kararı alınması gerekir. Vesayet makamınca verilmiş husumet izninin bulunmadığı durumlarda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 52. ve 54. maddeleri uyarınca davacı vasisine vesayet makamından izin alması amacıyla süre verilmesi, dava ehliyeti bu iznin alınmasıyla tamamlandıktan sonra davanın esasına girilmesi gerekir.

Vesayet altındaki kişiye karşı açılan davalarda dava dilekçesinin kanuni temsilci olan vasiye yöntemine uygun biçimde tebliği zorunludur; vasiye usulünce tebligat yapılmaksızın taraf teşkili sağlanamaz. Davalının cezaevinde hükümlü bulunması ve vesayet altına alınma ihtimalinin söz konusu olması durumunda da mahkemece kişinin vesayet altında bulunup bulunmadığı araştırılmalı; vasi atanmış ise dava dilekçesi ve duruşma günü kanuni temsilcisine tebliğ edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası incelenmelidir.

Hukuki Dinlenilme Hakkı ve Tebligat Kuralları

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptir. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 27Kaynağı aç
MADDE 27- (1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir. Aleniyet ilkesi

Kanuni temsil ilişkisi altındaki kişilerin yargılamadan haberdar edilmesi tebligat kurallarıyla doğrudan bağlantılıdır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesinin son fıkrası uyarınca, kanuni temsilcisi bulunanlara veya bulunması gerekenlere yapılacak tebligat, kanunlara göre bizzat kendilerine yapılması icap etmedikçe bu temsilcilere yapılır.

Tüzel Kişilerde Organ Temsili ve Özel Statüler

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 52. maddesi uyarınca tüzel kişiler davada yetkili organları tarafından temsil edilir. Tüzel kişiliği bulunmayan ve bir kamu kurumuna bağlı birime karşı dava yöneltilen somut uyuşmazlıklarda mahkemece hasımda yanılma değil temsilcide yanılma hali değerlendirilerek, davacı tarafa davanın bağlı bulunulan asıl tüzel kişiliğe yöneltilip dava dilekçesinin tebliğ ettirilmesi için süre tanınması gerektiği kabul edilmiştir.

Özel kanunlardaki düzenlemeler uyarınca, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu yürürlüğe girdikten sonra kooperatif eski yöneticileri aleyhine açılan sorumluluk davalarında denetçilerin dava açma yetkisi kaldırılmış olup davanın denetçi tarafından bizzat ya da vekalet vererek avukat aracılığıyla takip edilmesi zorunlu değildir.

Kanuni temsilcinin davada taraf sıfatı var mıdır?

Kanuni temsilciler veya iradi temsilciler davanın bizzat tarafı olmayıp davanın tarafı olan kişiyi yargılamada temsil eder ve kanundan doğan yetkilerini davada kullanırlar.

Kısıtlı adına dava açan vasinin mahkemeden ayrıca izin alması gerekir mi?

Kısıtlanan davacı adına vasi tarafından dava açılabilmesi veya davanın yürütülebilmesi için Türk Medeni Kanunu m. 462/8 uyarınca vesayet makamından husumete izin kararı alınması zorunludur; mahkemece HMK m. 52 ve 54 uyarınca vasisine bu izni alması için süre verilmelidir.

Cezaevindeki hükümlüye dava açıldığında tebligat kime yapılmalıdır?

Davalının vesayet altında bulunup bulunmadığı araştırılmalı, vasi atanmış ise Tebligat Kanunu m. 11/son ve HMK m. 52 uyarınca kanun bizzat kendisine tebligatı zorunlu kılmadıkça tebligat kanuni temsilciye yapılmalıdır.

Tüzel kişiliği bulunmayan birime dava açılırsa dava hemen reddedilir mi?

Tüzel kişiliği bulunmayan bir kamu birimine karşı dava açılması temsilcide yanılma sayıldığından davacıya davayı bağlı bulunulan gerçek hasma yöneltmesi ve dava dilekçesini tebliğ ettirmesi için süre verilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu