6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 167 uyarınca mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına davanın her aşamasında karar verebilir. Ayrılma kararı taraflardan birinin talebi üzerine verilebileceği gibi mahkemece kendiliğinden de alınabilir ve mahkeme ayrılmasına karar verilen davalara bakmaya devam eder.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/8763, K. 2024/10645Kaynağı aç
Davaların Ayrılmasının Hukuki Niteliği ve Mahkemenin Görevi
Davaların ayrılması kararı verildiğinde, usul ekonomisi gereğince mahkeme davaları başka bir mahkemeye göndermeyip davalara bizzat kendisi bakmayı sürdürür. Bu düzenleme ile yargılamanın daha sağlıklı yürütülmesi hedeflenir.
Davalar arasında hukuki veya fiilî bağlantı bulunsa dahi, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla davanın her safhasında davaların ayrılmasına karar verilebilir.
Davaların Ayrılmasını Gerektiren Haller
Mahkemelerin görev alanına ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu kapsamda genel mahkemenin görevine giren elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası ile tüketici mahkemesinin görev alanına giren birleştirilmiş davaların kamu düzenine ilişkin görev kuralı gözetilerek ayrılması ve yargılamanın bundan sonra sürdürülmesi gerekir.
Farklı yargılama usullerine tabi olan ve hüküm sonuçları birbirinden farklılaşan taleplerin birlikte görülmesi usule aykırıdır. Nitekim İcra ve İflas Kanunu m. 235/3 uyarınca basit yargılama usulüne tabi kayıt kabul istemi ile yazılı yargılama usulüne tabi itirazın iptali istemli davaların tefrik edilerek tabi oldukları yargılama usulüne göre ayrı yürütülmesi zorunludur.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/210, K. 2024/577Kaynağı aç
Tabi oldukları kanun yolu ve denetim rejimleri farklı olan davaların birlikte görülmesi usule aykırıdır. Arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali davasının temyiz kanun yoluna tabi olması, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 8/1-a uyarınca işe iade davasının ise bölge adliye mahkemesi aşamasında kesinleşmesi nedeniyle bu davalar ayrı açılmışsa birleştirilmemeli; tefrik edilerek arabuluculuğun iptali davası 6100 sayılı Kanun m. 165 uyarınca bekletici mesele yapılmalıdır.
İş kazası sonucu manevi tazminat istemi ile işçilik alacağı isteminin tabi olduğu inceleme yöntemleri ve esas alınacak değerlendirme kıstasları birbirinden tamamen farklıdır. Yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için bu taleplerin ayrılarak görülmesi gerekir.
Farklı işyerlerine sahip işverenlere karşı açılan hizmet tespiti davasında davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmadığından, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi amacıyla davanın her bir işveren yönünden tefrik edilmesi gerekir.
Tasarrufun iptali davalarında tasarrufların bağımsız olması, taraf ve taşınmaz sayısının çokluğu halinde, yargılamanın sağlıklı yürütülmesi amacıyla davalıların veya taşınmazların belirli gruplar halinde ayrılmasına karar verilmesi gerekir.
Mal rejiminin tasfiyesi davasında, eşten kazandırma veya devralan üçüncü kişi aleyhindeki alacak talebi hakkında 6100 sayılı Kanun m. 167 uyarınca ayırma kararı verilerek davanın ayrı bir esasa kaydedilmesi ve borçlu eski eşten katılma alacağının tahsil edilebilme durumunun m. 165/1 gereğince bekletici sorun yapılması gerekir.
Davaların Ayrılmasının Mümkün Olmadığı Haller
Aralarında fiili ve hukuki irtibat bulunan ve birlikte çözümlenmesi gereken istemlerde yasal koşullar oluşmadan tefrik kararı verilemez.
Dönemsel hizmet tespiti davası kapsamında yer alan tek bir çalışma gününün tespiti talebi asıl istemin içerisinde zaten yer aldığından, bu talebin tefrik edilmesinde 6100 sayılı Kanun m. 167 ile elde edilmek istenen amaç gerçekleşmez; benzer olgulara dayalı bu istemler ayrılamaz.
Davaların Ayrılması Kararına Karşı Kanun Yolu
Bölge Adliye Mahkemesince verilen davaların ayrılması kararları, 6100 sayılı Kanun m. 353/1-a-5 bendi kapsamında kesin niteliktedir. Bu kararlara karşı temyiz yoluna başvurulamaz ve yapılan temyiz istemleri reddedilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/7878, K. 2024/4388Kaynağı aç
Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme ve ayırma hususundaki ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna, bölge adliye mahkemesi kararları hakkında ise temyiz yoluna ancak asıl hükümle birlikte gidilebilir. Bu husus tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenmesi ya da Yargıtayda bozma sebebi teşkil etmez.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 168Kaynağı aç
Sıkça Sorulan Sorular
Davaların ayrılması davanın hangi aşamasında kararlaştırılabilir?
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 167 uyarınca mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına davanın her aşamasında talep üzerine veya kendiliğinden karar verebilir.
Davaların ayrılması halinde dava dosyası başka bir mahkemeye gönderilir mi?
Hayır, ayrılmasına karar verilen davalar başka bir mahkemeye gönderilmez; usul ekonomisi gereğince ayırma kararını veren mahkeme ayrılan davalara bizzat bakmayı sürdürür.
Aralarında bağlantı bulunan davalar ayrılabilir mi?
Evet, aralarında hukuki veya fiilî bağlantı bulunsa dahi yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini temin etmek amacıyla davanın her safhasında davaların ayrılmasına karar verilebilir.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen tefrik kararına karşı temyize başvurulabilir mi?
Hayır, Bölge Adliye Mahkemesince verilen davaların ayrılması kararları 6100 sayılı Kanun m. 353/1-a-5 uyarınca kesin nitelikte olduğundan bu kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurulamaz.
İş kazası tazminatı ile işçilik alacağı aynı davada birlikte görülebilir mi?
Hayır, iş kazası sonucu manevi tazminat istemi ile işçilik alacağı isteminin tabi olduğu inceleme yöntemleri ve esas alınacak değerlendirme kıstasları birbirinden tamamen farklı olduğundan bu davaların ayrılarak görülmesi gerekir.
Farklı yargılama usullerine tabi talepler birlikte açılabilir mi?
Basit yargılama usulüne tabi bir talep ile yazılı yargılama usulüne tabi bir istemin birlikte görülmesi usule aykırı olduğundan, mahkemece davaların tefrik edilerek her birinin tabi olduğu usule göre ayrı yürütülmesi gerekir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

