Hangi Durumlarda Velayet Babaya Verilir? Hukuki Şartlar

by Avukat Erdal Ersoy
Hangi Durumlarda Velayet Babaya Verilir? Hukuki Şartlar

Velayetin Belirlenmesinde Temel Ölçüt ve Yasal Çerçeve

Boşanma veya ayrılık durumunda velayetin kime bırakılacağı belirlenirken temel şart ve belirleyici ölçüt çocuğun üstün yararı ile menfaatidir. Kanun koyucu, velayetin hangi hallerde kesin olarak anneye veya babaya verileceğine dair sınırlayıcı bir kural koymamıştır. Velayete ilişkin davalarda görevli mahkeme aile mahkemesidir ve hâkim tüm değerlendirmelerinde tarafların isteklerinden ziyade çocuğun fiziksel, ahlaki ve zihinsel gelişimini gözetir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 182. maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkeme, boşanma veya ayrılığa karar verirken olanak bulundukça ana ve babayı dinler; çocuk vesayet altındaysa vasi ve vesayet makamının düşüncesini alarak ana ve babanın haklarını ve çocukla olan kişisel ilişkilerini düzenler. Velayet düzenlemesi kamu düzenine ilişkin olduğundan, ana ve babanın salt kendi istekleri değil, çocuğun menfaatleri ve geleceği kararın merkezinde yer alır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 182Kaynağı aç
Madde 182 – Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. (Ek ikinci fıkra:24/11/2021-7343/37 md.) Mahkeme, kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder. Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. 2. Durumun değişmesi
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2446, K. 2019/80Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2017/2446 E.  ,  2019/80 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Taraflar arasında birleştirilerek görülen “boşanma” davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İstanbul Anadolu 9. Aile Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kabulüne dair verilen 26.06.2014 tarih ve 2013/344 E., 2014/538 K. sayılı karar davalı -birleşen davacı (kadın) vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 08.09.2015 tarih ve 2014/27370 E., 2015/15096 K. sayılı kararı ile: "…Toplanan delillerden; davacı-davalı erkeğin yurt dışında çalıştığı, müşterek çocuklar 2007 doğumlu ….. ile 2008 doğumlu….ve …..'nin, yargılama sırasında babanın ailesi ile birlikte yaşadıkları, velayetin babaya verilmesi durumunda da, çocukların babanın ailesi tarafından bakım ve gözetimlerinin sağlanacağı anlaşılmaktadır. Velayet kamu düzenine ilişkin olup, velayete ilişkin düzenleme yapılırken asıl olan küçüğün menfaatlerinin gözetilmesidir. Velayetin anneye verilmesinin çocukların bedeni, fikri, ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünde ciddi ve inandırıcı deliller bulunmadığı ve hemen meydana gelecek tehlikelerin varlığı da ispat edilmediği halde çocukların velayetinin davacı-davalı babaya verilmesi doğru görülmemiştir…." gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava ve birleşen dava, evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı boşanma istemine ilişkindir. Davacı -birleşen davalı (erkek), eşinin evlendikten sonra tavırlarının değiştiğini, sadakatsiz davranışlar içine girdiğini, evi terk ederek sığınma evine gittiğini, çocukların ise kendi yanında olduğunu ileri sürerek boşanma kararı ile ortak çocukların velayet hakkının kendisine verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı -birleşen davacı (kadın) vekili, erkek eşin evliliğin başlangıcından beri müvekkiline şiddet uyguladığını, tecavüz ettiğini, bunlara dayanamayan müvekkilinin sığınma evine yerleştiğini ileri sürerek tarafların boşanmalarına karar verilmesini, velayetin müvekkiline tevdiini, çocuklar için 250,00'şer TL iştirak nafakasına, müvekkili için 500,00TL yoksulluk nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Yerel Mahkemece, kadın eşin telefon ve internet üzerinden başka erkeklerle görüştüğü ve mesajlaştığı, eşine karşı senden boşanacağım dediği, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, erkek eşin de maddi ve manevi şiddet uyguladığı, eşiyle zorla cinsel ilişkiye girdiği, bu suretle tarafların eşit kusurlu olduğu belirtilerek tarafların boşanmalarına, çocukların menfaatinin de kamu düzeni ile ilgili olduğu ve çocuklarının babalarının yanında kalmasının onların yararına olduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı gerekçesiyle küçüklerin velayet haklarının babaya verilmesine karar verilmiştir. Davalı -birleşen davacı (kadın) vekilinin "velayet" yönünden temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık kısmında açıklanan gerekçe ile bozulmuştur. Yerel mahkemece, kadın eşin çalışma süreçleri nazara alındığında çocukların okula gidiş ve dönüşlerine nezaret edecek ve çocukların ders çalışmasını, yeme, içmesini devamlı sağlıklı ve sürekli bir şekilde sağlayacak herhangi birinin evde olmadığı, her ne kadar davacı baba yurt dışında zaman zaman çalışıyorsa da evde çocuklara sürekli nezaret eden babaanneleri, büyükbaba ve diğer aile fertlerinin bulunduğu, annenin müşterek aile konutundan ayrılması sonrası ayrı yaşadığı süreçte çocukları çoğu kez yalnız başına eve kilitleyip dışarı çıkarak sorumsuz davranışlar sergilediği, biyolojik hiçbir bağı bulunmayan üvey annesinin önceki evliliğinden olan oğlu ile ortak çocukların yanında canım, aşkım diyerek birbirlerine hitap ettikleri, bu kişinin zaman zaman aynı evde yatılı kaldığı, annenin internet üzerinden erkeklerle mesajlaşması nazara alındığında çocukların fiziki, ahlaki, sosyal ve güvenli gelişimi yönünden velayet haklarının babaya verilmesinin yüksek menfaatlerine olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme kararı davalı -birleşen davacı (kadın) vekili tarafından temyiz edilmiştir. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, 10.11.2007 doğumlu ….. ile 15.10.2008 doğumlu….ve …..'nin velayet haklarının davalı-birleşen davacı anneye verilmesi koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Bilindiği üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 339-347. maddeleri uyarınca velâyet, çocukların bakım, eğitim, öğretim ve korunması ile temsil görevlerini kapsar. Velayet, aynı zamanda ana babanın velayeti altındaki çocukların kişiliklerine ve mallarına ilişkin hakları, ödevleri, yetkileri ve yükümlülükleri de içerir. Ana ve babanın çocukların kişiliklerine ilişkin hak ve ödevleri, özellikle çocuklara bakmak, onları görüp gözetmek, geçimlerini sağlamak, yetiştirilmelerini ve eğitimlerini gerçekleştirmektir. Bu bağlamda sağlayacağı eğitim ile çocuğu istenilen ölçüde dürüst, kötü alışkanlıklardan uzak, iyi ahlâk sahibi, çalışkan ve bilgili bir insan olarak yetiştirmek hak ve yükümlülüğü bulunmaktadır. Ayrılık ve boşanma durumunda velayetin düzenlenmesindeki amaç, küçüğün ileriye dönük yararlarıdır. Buna göre, velayetin düzenlenmesinde asıl olan, küçüğün yararını korumak ve geleceğini güvence altına almaktır. Velayet, kamu düzenine ilişkin olup, bu hususta anne ile babanın istek ve beyanlarından ziyade çocuğun menfaatlerinin dikkate alınması zorunludur. Bu kapsamda, velayetin belirlenmesi ve düzenlenmesinde, çocuğun cinsiyeti, doğum tarihi, eğitim durumu, kimin yanında okumakta olduğu, talepte bulunanın çocuğun eğitim durumu ile ilgilenip ilgilenmediği, sağlığı, sağlık durumuna göre tedavi olanaklarının kimin tarafından sağlanabileceği gibi özel durumuna ilişkin hususlar ile ana babadan kaynaklanan özelliklerin de dikkate alınması kaçınılmazdır. Bu nedenle, mahkemece çocuğu başkasına bırakma, ihmal etme, kaçırma, iradi olarak terk etme, yönlendirme hususları ile tarafın velayet talebinin olup olmaması, şiddet uygulaması, sadakatsizliği, ekonomik durumu, mesleği, yaşadığı ortam, kötü davranışı, alkol bağımlılığı, sağlığı, dengesiz davranışları dikkate alınmalıdır. Mahkemece, açıklanan özellikler yanında mümkün oldukça çocuğun alıştığı ortamın değiştirilmemesine, kardeşlerin ayrılmamasına özen gösterilmeli, velayetin verileceği taraf yanında kalmasının çocuğun bedeni, fikri, ahlaki gelişmesine engel olup olmayacağı yönünde ciddi ve inandırıcı delil olup olmadığı veya hemen meydana gelecek tehlikenin varlığının ispat edilip edilemediği ve maddi durumun iyiliğinin tek başına velayetin değiştirilmesini gerektirmeyeceği hususu da mutlaka değerlendirilmelidir. Nitekim açıklanan ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.10.2010 tarih ve 2010/2-501 E. 2010/492 K.; 23.11.2011 tarih ve 2011/2-547 E., 2011/695 K.; 16.03.2012 tarih ve 2011/2-884 E. 2012/197 K. ile 06.03.2013 tarih ve 2012/2-794 E. 2013/310 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; velayete konu erkek çocuklar, 10.11.2007 doğumlu ….. ile 15.10.2008 doğumlu….ve 15.10.2008 doğumlu ….. adında ikizlerdir. Davalı -birleşen davacı annenin, müşterek evden son ayrılışında çocuklarını yanına alıp sığınma evine yerleştiği, akabinde babanın Türkmenistan'dan Türkiye'ye gelerek çocukları görmek amacıyla anneden aldığı, sonrasında çocukların anneye gönderilmediği, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacı -birleşen davalı babanın halen yurtdışında çalıştığı, çocukların bakımını ailesine bıraktığı anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut 22.05.2014 tarihli uzman raporunda, çocukların anne yokluğunu yoğun bir biçimde hissettikleri, çok genç bir yenge ve o tarihte 59 yaşında olan bir dedenin üç çocukla uzun yıllar aynı yoğunlukta ilgilenmesini beklemenin gerçekçi bir beklenti olmadığı ifade edildiği gibi çocukların bakımını üstlenen yengenin "çocukların anne özlemi çektiğini, onların bu durumuna üzüldüğünü, annenin evden ayrılana kadar çocuklarıyla ilgili bir anne olduğunu" beyan ettiği görülmektedir. Öte yandan, davalı -birleşen davacı annenin ayrılık sonrası işe girdiği, çocuklarının da ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde bir eve taşınıp, evi ona göre düzenlediği, çocuklarının velayetini almaya istekli olduğu, velayetin kendisine verilmesi durumunda çalışma gün ve saatlerinin değişeceğini beyan ettiği anlaşılmaktadır. Diğer taraftan davacı -birleşen davalı baba yurt dışında çalıştığından velayet görevini fiilen hiçbir zaman yerine getirmemiş, esasen anne ya da babaya ait olan velayet görevini kendi babasına devretmiştir. Fiilen yerine getirmediği hâlde velayet hakkını elde ettiğinde de çocukların bakımı ile eşi vefat etmiş olan dedenin ilgilenmeye devam edeceği tüm dosya içeriği ile anlaşılmaktadır. Bu nedenledir ki, dosya kapsamı itibariyle çocukların anne yanında kalmasının onların bedeni, fikri ve ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünde ciddi sebep ve deliller de bulunmadığı gibi küçük yaşta evlendirilip üst üste dünyaya gelen üç çocuğuna kavuşmak için mücadele eden bir annenin varlığı yadsınarak sırf ortak çocukların davalı babanın ailesi tarafından bakım, eğitim ve sağlık ihtiyaçlarının yeteri kadar karşılanıyor olması sebebiyle fiilen velayet hakkını kullanmayan babaya velayetin tevdi edilmesi doğru görülmemiştir. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, davalı -birleşen davacı annenin uzmana verdiği ifadeye göre çalışma saatlerinin haftanın 7 günü 11.00-24.00 saatleri arası olduğu, yine annenin fiili ayrılık sırasında çocukların okuluna giderek öğretmenleriyle dahi görüşmediği, öğretmenlerin yengeyi anne sandığı, annenin çocuklar kendisinde iken zaman zaman çocukları evde kilitlemek suretiyle yalnız bıraktığı, bu durumda annenin velayet görevini yerine getirecek yeterliliğe sahip olmadığı, davacı -birleşen davalı babanın ailesinin çocukların yetiştirilmesi noktasında özenli davrandıkları, çocukların güvenliği ve menfaatinin korunması düşüncesiyle velayet haklarının babaya verilmesi gerektiği, bu sebeple direnme kararının yerinde olduğu ve onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüşse de bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. Diğer taraftan, her ne kadar gerekçeli karar başlığında dava tarihi 22.04.2013 yerine 10.11.2015 olarak gösterilmiş ise de bu yanlışlık mahallinde düzeltilebilir bir hata olduğundan ayrıca bozma nedeni yapılmamıştır. O hâlde, aynı hususlara işaret eden ve Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. S O N U Ç : Davalı – birleşen davacı (kadın) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, aynı Kanun'un 440. maddesi uyarınca tebliğden itibaren on beş günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 07.02.2019 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, 10.11.2007 doğumlu ….. ile 15.10.2008 doğumlu….ve …..'nin velayet haklarının davalı-birleşen davacı anneye verilmesi koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Somut olayda tarafların 06.07.2006 tarihinde evlendiği, bu evlilikten 10.11.2007 doğumlu ….., 15.10.2008 doğumlu….ve 15.10.2008 doğumlu …..’nin dünyaya geldiği, davalı–birleşen davacı annenin 2013 yılı Mart ayında evden ayrılarak sığınma evine yerleştiği, davacı-birleşen davalı erkeğin 22.04.2013 tarihinde bu davayı açtığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamı itibariyle; müşterek çocukların davalı babanın babası ile yaşadıkları, çocukların bakımına babanın erkek kardeşi ve yengenin de yardım ettiği, dosyaya ibraz edilen uzman raporuna göre, çocukların yaşadığı ortamın genel görünümünün temiz ve düzenli fiziksel şartların yeterli olduğu, çocukların öğretmenlerinin anneyi hiç görmedikleri, çocukların anneden ayrı olduklarını uzun süre sonra fark ettikleri, hatta yengeyi anne sandıkları şeklinde beyanlarda bulunduğu belirtilmiştir. Duruşmada dinlenen tanık … “çocukları en az 10 kez evde kilitli vaziyette gördüğünü, bu durumu davalı-birleşen davacı anneye sorduğunda annenin bankaya kredi kartı ve taksit borcu ödemeye gittiğini söyleyerek cevap verdiğini” beyan etmiştir. Öte yandan, uzman raporunda davalı-birleşen davacı anne haftanın 7 günü 11.00- 24.00 saatleri arası çalıştığını belirtmiştir. Psikolog uzman, yapılan görüşmeler neticesinde annenin velayeti almakta istekli olduğunu, annenin çocukların duygusal ihtiyaçlarını karşılayacak yeterlilikte olsa da yaşam biçimi ve gelir düzeyi hakkında beyanlarını sık sık değiştirmesi nedeniyle çocukların bakım ve eğitim ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağı konusunda tereddütler oluştuğunu ifade etmiştir. Velayetin düzenlenmesinde asıl olan, küçüğün yararını korumak ve geleceğini güvence altına almaktır. Bu nedenle, çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimini engelleyen ve süreklilik arz edeceği anlaşılan her olay, tehlikenin büyüklüğü, doğurabileceği onarılması güç sonuçlar değerlendirilerek sonuca varılmalı; velayetin belirlenmesi ve düzenlenmesinde öncelikle çocuğun yararı göz önünde tutulmalıdır. O hâlde tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davalı-birleşen davacı annenin sorumluluk duygusunun tam gelişmediği, bu suretle velayet görevini yerine getirirken yetersiz kalacağı, velayet hakkının davacı-birleşen davalı babaya verilmesinin küçüklerin yüksek menfaatine olacağı düşüncesiyle yerel mahkeme kararının onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.

Boşanma Sürecinde Geçici Velayet ve Kurulu Düzenin Etkisi

Boşanma davası açıldığında mahkemece dava süresince geçerli olmak üzere taraflardan birine geçici velayet verilebilir. Bu geçici nitelikteki tedbir, boşanma davasının son aşamasında verilecek nihai hükümle değişebilir. Ancak geçici velayet tedbiriyle kurulan düzenin çocuk lehine olumlu ve istikrarlı biçimde işlemesi halinde, nihai velayetin de geçici velayeti fiilen elinde bulunduran ebeveyne verilme olasılığı kuvvetlenmektedir.

Çocuğun Yaşı, Gelişim Dönemi ve Anne Bakımına Muhtaçlık

Süt çağında olan ve henüz anne bakım ve şefkatine muhtaç bulunan küçük çocukların velayeti kural olarak anneye verilmekte olup babaya bırakılmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2012/4907 E., 2012/24341 K. sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, ortak çocuğun yaşı itibarıyla anne şefkat, ilgi ve bakımına muhtaç çağda olması halinde velayetin anneye tevdii esastır. Bu dönemdeki bebeklerde velayet anneye verildiğinde, anne sütü alma gereksinimi nedeniyle baba ile yatılı kişisel ilişki kurulmaz; genellikle hafta sonları birkaç saatlik görüşme düzenlenir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/4907, K. 2012/24341Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2012/4907 E.  ,  2012/24341 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından nafakalar ve tazminatların miktarı yönünden; davalı koca tarafından ise kusur belirlemesi, nafakalar, tazminatlar ve velayet yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle ortak çocuğun yaşı dikkate alındığında, anne şefkat, ilgi ve bakımına muhtaç çağda olması sebebiyle velayetinin anneye verilmiş olduğunun anlaşılmasına göre tarafların yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine peşin alınan harcın mahsubuna ve 103.50'şer TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 11.10.2012 (Per.)

Bununla birlikte olağanüstü durumlarda ve çocuğun üstün yararının zorunlu kıldığı çok istisnai hallerde 0-3 yaş grubundaki küçüklerin velayeti babaya verilebilir. Çocuk yaşça çok küçük olsa dahi annenin velayeti istememesi, akıl hastası olması, düşünme yetisinin bulunmaması, çocuğa şiddet uygulaması, uyuşturucu madde kullanması ya da çocuğun eğitimine engel teşkil edecek durumların varlığı halinde velayet babaya bırakılabilmektedir.

Okul çağına gelmiş olan ve 7 yaşını tamamlamış çocuklarda ise annenin biyolojik bakım önceliği ortadan kalkar. Bu yaştan itibaren her iki ebeveynin yaşam şartları, barınma imkanları ve sağlayacakları olanaklar mahkemece kapsamlı şekilde incelenir; çocuk için hangi ebeveynin yanında yaşamanın daha avantajlı olacağına göre karar verilir.

İdrak Çağındaki Çocuğun Görüşü ve Uzman İncelemesi

Çocuğun idrak edebilecek olgunluğa ulaştığı hallerde davaya uzman pedagoglar dahil edilir. Uzmanlar tarafından çocuk dinlenerek tercihi alınır, ebeveynlerle görüşmeler yapılır ve gerek görülmesi halinde çocuğun yaşayacağı ev ve oda ortamı yerinde incelenir. Bu süreçte çocuğun beyanında herhangi bir ebeveyn yönlendirmesi bulunup bulunmadığı titizlikle denetlenir.

Velayetin babaya verilebilmesi için babanın yaşam ve barınma şartlarının da hukuken denetlenmesi zorunludur. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2013/10399 E., 2013/23890 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, 4787 sayılı Kanun kapsamında babanın sosyal ve ekonomik yaşam koşulları hakkında uzman incelemesi yaptırılmadan eksik araştırmayla velayetin babaya bırakılması hukuka aykırıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/10399, K. 2013/23890Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2013/10399 E.  ,  2013/23890 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Osmaniye Aile Mahkemesi TARİHİ :07.02.2013 NUMARASI :Esas no:2011/652 Karar no:2013/100 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Tarafların ortak çocuğu 15.09.2009 doğum tarihli İ. velayet hakkı annenin yaşam tarzındaki olumsuzluk gerekçesiyle davacıya bırakılmıştır. Velayet düzenlemesinde asıl olan küçüğün üstün yararıdır. Mahkemece yaptırılan sosyal inceleme raporunda tarafların farklı şehirlerde bulunmaları nedeniyle davacı hakkında inceleme yapılamadığı, anne ile çoçuğun olumlu duygusal ilişki kurdukları, çocuğun anne bakımına muhtaç olduğu, velayet düzenlemesi konusunda davalı kadın davacı eşinin uyuşturucu kullandığını iddia ettiğinden, davacı ile ilgili de araştırma yapılması gerektiği rapor edilmiştir. O halde; davacı ve yaşam koşulları hakkında da 4787 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca görevlendirilecek uzman vasıtasıyla inceleme yapılması ile tüm deliller birlikte değerlendirilip, gerçekleşecek sonucununa göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 23.10.2013 (Çrş.)

Kardeşlerin Ayrılmaması İlkesi ve Çocuğun Alıştığı Ortam

Yargıtay uygulamasında kardeşlerin ruhsal ve bedensel gelişimleri açısından birbirlerinden koparılmaması temel bir ilkedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2013/5330 E., 2013/25081 K. sayılı ilamında açıklandığı üzere, haklı ve zorunlu sebepler bulunmadıkça kardeşler birbirinden ayrılmamalıdır. Kardeşlerden birinin velayeti babada bulunuyorsa ve babanın yanında kalmanın gelişime engel teşkil ettiği ispatlanamamışsa, diğer kardeşin velayeti de babaya bırakılmalıdır. Benzer şekilde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2446 E., 2019/80 K. sayılı kararında da çocuğun alıştığı ortamın korunması ve kardeşlerin ayrılmaması gerekliliği kamu düzeni ölçütleri arasında sayılmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/5330, K. 2013/25081Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2013/5330 E.  ,  2013/25081 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ümraniye 1. Aile Mahkemesi TARİHİ :13.9.2012 NUMARASI :Esas no:2012/152 Karar no:2012/1095 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından; müşterek çocuk Yağmur'un velayetinin değiştirilmesine yönelik isteğin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Mahkemece; tarafların müşterek çocukları 2004 doğumlu H.un velayeti anneden alınarak babaya verilmiş, 2005 doğumlu Y.un velayeti ise davalı annede bırakılmıştır. Kardeşlerin birbirinden ayrılması onların ruhi ve bedeni gelişmelerini olumsuz şekilde etkiler. Bu sebeple mümkün olduğunca ve haklı sebepler bulunmadıkça kardeşlerin birbirinden ayrılmaması gerekir. Toplanan delillerden davalı annenin yeniden evlendiği,doğum yaptığı, müşterek çocuk Y. ile daha çok teyzesinin ilgilendiği, çocuğun teyzesinde kaldığı, öte yandan mahkeme kararından sonra davalı annenin, davacı babaya çocuk Y.’la ilgili tüm konularda noter belgesi ile yetki verdiği anlaşılmaktadır.Bu nedenlerle tarafların müşterek çocuğu Y.'un baba yanında kalmasının çocuğun bedeni, fikri, ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünde ciddi ve inandırıcı deliller bulunmadığı ve hemen meydana gelecek tehlikenin varlığı da ispat edilmediği halde müşterek çocuk Y.un velayetinin de babaya bırakılmaması usul ve kanuna aykırıdır. SONUÇ : Davacının temyiz itirazının kabulü ile hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 04.11.2013 (Pzt.)

Babanın Velayeti Bizzat Üstlenmesi Şartı ve Maddi Durum Kriteri

Velayetin babaya verilmesinde salt maddi durumun daha iyi olması tek başına yeterli bir ölçüt teşkil etmez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2446 E., 2019/80 K. sayılı ilamına göre, taraflardan birinin maddi durumunun iyiliği tek başına velayetin belirlenmesi veya değiştirilmesi sonucunu doğurmaz. Ayrıca babanın yurt dışında çalışması sebebiyle velayet görevini bizzat yerine getirmeyip bakım işlerini kendi ailesine devrettiği hallerde, sırf babanın ailesinin imkanları yeterli görülerek velayet fiilen üstlenmeyen babaya bırakılamaz.

Velayetin Değiştirilmesi Halleri ve Kişisel İlişkinin Engellenmesi

Anlaşmalı boşanma protokolü ile velayet kurulmuş olsa dahi bu durum kesin ve değişmez bir kural teşkil etmez; şartların değişmesi halinde velayetin değiştirilmesi davası açılarak velayetin babaya geçmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 183. maddesi gereğince ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması halinde hâkim, re'sen veya taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 183Kaynağı aç
Madde 183- Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re'sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır. D. Boşanmada yargılama usulü

Bununla birlikte, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/14265 E., 2016/15460 K. sayılı kararında işaret edildiği üzere, velayeti anlaşmalı boşanma ile babaya verilmiş bir çocuğun velayetinin değiştirilebilmesi için babanın velayet görevini ihmal ettiği, hakkını kötüye kullandığı veya koşulların esaslı surette değiştiği kanıtlanmalıdır. İspat edilemeyen durumlarda kardeşlerin ayrılmaması ilkesi de gözetilerek mevcut velayet korunur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/14265, K. 2016/15460Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2016/14265 E.  ,  2016/15460 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Velayetin Değiştirilmesi Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı baba tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Taraflar 29.09.2014 tarihinde kesinleşen kararla anlaşmalı olarak (TMK m. 166/3) boşanmışlar ortak çocukların velayetleri ise tarafların anlaşmaları doğrultusunda davalı babaya verilmiştir. Bu dava ise anne tarafından boşanma tarihinden yaklaşık sekiz ay sonra 26.05.2015 tarihinde açılmış, anne velayet kendisinde olan babanın velayet görevlerini yerine getirmediğinden bahisle ortak çocukların velayetinin kendisine verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda tarafların ortak çocukları 04.02.2009 doğumlu …. velayeti babadan alınarak anneye verilmiş, 2000 doğumlu…. velayeti ise davalı babada bırakılmıştır. Toplanan delillere göre, boşanma kararının verilmesi ile eldeki davanın açıldığı tarih arasında geçen süre içerisinde velayetin değiştirilmesini gerektiren bir durum, olay, hal ve şartlarda değişiklik veya davalı babanın velayet görevini yerine getirmediği ve kötüye kullandığı hususları ispatlanamamıştır. Diğer yandan kardeşlerin birbirinden ayrılması onların ruhi ve bedeni gelişmelerini olumsuz şekilde etkiyebileceğinden, mümkün olduğunca ve haklı sebepler bulunmadıkça kardeşlerin birbirinden ayrılmaması gerekir. Bu nedenlerle tarafların ortak çocuğu…. baba yanında kalmasının çocuğun bedeni, fikri, ahlaki gelişmesine engel olacağı yönünde ciddi ve inandırıcı deliller bulunmadığı ve hemen meydana gelecek tehlikenin varlığı da ispat edilmediği halde ortak çocuk …. velayetinin anneye verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 01.12.2016 (Per.) ….

Velayet hakkını elinde bulunduran annenin, babanın mahkemece belirlenen günlerde çocukla kişisel ilişki kurmasını haksız yere engellemesi velayet hakkının kötüye kullanılması sayılır. Türk Medeni Kanunu'nun 182. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mahkeme, kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi halinde çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder. Kişisel ilişkinin engellenmesi durumunda baba velayetin değiştirilmesi davası açarak velayetin kendisine verilmesini isteyebilir.

Anne ve baba velayetin babada kalması konusunda anlaşırlarsa mahkeme bunu onaylar mı?

Boşanma sürecinde tarafların çocuğun velayetinin babaya verilmesi hususunda anlaşmaları durumunda mahkeme kural olarak bu iradeyi onaylar; ancak nihai karar çocuğun güvenliği, sağlığı ve üstün yararı esas alınarak verilir.

Velayet davalarında hangi mahkeme görevlidir?

Velayetin düzenlenmesi, tedbiren verilmesi veya değiştirilmesine ilişkin davalarda görevli mahkeme aile mahkemesidir.

Bebek yaştaki çocuğun velayeti hangi istisnai durumlarda babaya verilebilir?

Süt çağındaki bebeklerin velayeti kural olarak anneye verilmekle birlikte, annenin velayeti istememesi, akıl hastası olması, ayırt etme yetisinin bulunmaması, çocuğa şiddet uygulaması veya ağır madde bağımlılığı gibi olağanüstü koşullarda velayet babaya bırakılabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu