Hâkimiyet Sözleşmesi ve Şirketler Topluluğundaki Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
Hâkimiyet Sözleşmesi ve Şirketler Topluluğundaki Sonuçları

Hâkimiyet Sözleşmesinin Tanımı ve Kurulması

Hâkimiyet sözleşmesi, aralarında doğrudan veya dolaylı iştirak bağı bulunmayan ya da böyle bir bağ bulunsa dahi bundan bağımsız ve soyutlanmış şekilde, taraflardan birinin sermaye şirketi niteliğindeki diğer şirketin yönetim organına hiçbir şarta bağlı olmaksızın talimat verme yetkisi tanıdığı sözleşmedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 195. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca bir ticaret şirketinin diğer bir ticaret şirketini bir sözleşme gereğince veya başka bir yolla hâkimiyeti altında tutabilmesi durumunda ilk şirket hâkim, diğeri bağlı şirket kabul edilir. Bu şirketlerden en az birinin merkezinin Türkiye'de bulunması hâlinde Kanun'un şirketler topluluğuna ilişkin hükümleri uygulama alanı bulur.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 195Kaynağı aç
MADDE 195- (1) a) Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketinin, doğrudan veya dolaylı olarak; 1. Oy haklarının çoğunluğuna sahipse veya 2. Şirket sözleşmesi uyarınca, yönetim organında karar alabilecek çoğunluğu oluşturan sayıda üyenin seçimini sağlayabilmek hakkını haizse veya 3. Kendi oy hakları yanında, bir sözleşmeye dayanarak, tek başına veya diğer pay sahipleri ya da ortaklarla birlikte, oy haklarının çoğunluğunu oluşturuyorsa, b) Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketini, bir sözleşme gereğince veya başka bir yolla hâkimiyeti altında tutabiliyorsa, birinci şirket hâkim, diğeri bağlı şirkettir. Bu şirketlerden en az birinin merkezi Türkiye’de ise, bu Kanundaki şirketler topluluğuna ilişkin hükümler uygulanır. (2) Birinci fıkrada öngörülen hâller dışında, bir ticaret şirketinin başka bir ticaret şirketinin paylarının çoğunluğuna veya onu yönetebilecek kararları alabilecek miktarda paylarına sahip bulunması, birinci şirketin hâkimiyetinin varlığına karinedir. (3) Bir hâkim şirketin, bir veya birkaç bağlı şirket aracılığıyla bir diğer şirkete hâkim olması, dolaylı hâkimiyettir. (4) Hâkim şirkete doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunan şirketler, onunla birlikte şirketler topluluğunu oluşturur. Hâkim şirketler ana, bağlı şirketler yavru şirket konumundadır. (5) Şirketler topluluğunun hâkiminin, merkezi veya yerleşim yeri yurt içinde veya dışında bulunan, bir teşebbüs olması hâlinde de, 195 ilâ 209 uncu maddeler ile bu Kanundaki şirketler topluluğuna ilişkin hükümler uygulanır. Hâkim teşebbüs tacir sayılır. Konsolide tablolar hakkındaki hükümler saklıdır. (6) Şirketler topluluğuna ilişkin hükümlerin uygulanmasında “yönetim kurulu” terimi limited şirketlerde müdürleri, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler ile şahıs şirketlerinde yöneticileri, diğer tüzel kişilerde yönetim organını ve gerçek kişilerde gerçek kişinin kendisini ifade eder. II – Pay ve oy oranlarının hesaplanması

Sözleşmeye dayalı hâkimiyet ilişkisinde hâkim şirket; stratejik hedeflerin belirlenmesi, işletme faaliyetlerinin koordinasyonu ve üst düzey yönetimin saptanması gibi idareye ilişkin temel konularda talimat verir; bağlı şirketin günlük faaliyetlerine ve olağan işleyişine müdahalede bulunmaz. Hâkimiyet ilişkisinin doğması için bağlı şirketin bütün yönetim yetkilerinin hâkim şirkete aktarılması zorunlu olmayıp idarenin bir veya birkaç alanındaki faaliyetine ilişkin sevk ve idare yetkisinin kullanılması da hâkimiyetin varlığı için yeterlidir.

Türk Ticaret Kanunu'nun 195. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin üçüncü alt bendi gereğince, bir ticaret şirketinin kendi sahip olduğu oy hakları yanında bir sözleşmeye dayanarak tek başına veya diğer ortaklarla birlikte oy çoğunluğunu meydana getirmesi de şirket üzerinde hâkimiyet tesis edilmesini sağlar.

Geçerlilik Şartları, Genel Kurul Kararı ve Tescil

Hâkimiyet sözleşmeleri, bağlı şirketin kendi organları eliyle bağımsız idare edilme serbestisini sınırlandırdığı ve şirketi topluluk menfaatleri doğrultusunda faaliyete yönelttiği için bağlı şirketin genel kurulunun onayına tabidir. Hâkim şirketin aynı zamanda bağlı şirkette pay sahibi olması durumunda, Türk Ticaret Kanunu'nun 436. maddesi gereğince kendi hâkimiyeti altındaki sermaye şirketleriyle şirket arasındaki kişisel nitelikteki iş ve işlemlere ilişkin genel kurul müzakerelerinde oy hakkı bulunmaz; bu pay sahibi yalnızca özel menfaat sağlama amacı taşımayan konulara dair müzakerelerde oy kullanabilir.

Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 106. maddesinin ikinci fıkrası ile Türk Ticaret Kanunu'nun 198. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, hâkimiyet sözleşmesinin hukuken geçerlilik kazanabilmesi için bağlı şirket genel kurulunca onaylanmasının ardından ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi zorunludur. Tescil ve ilan şartı yerine getirilmedikçe sözleşme geçerli olmaz.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 198Kaynağı aç
MADDE 198- (1) Bir teşebbüs, bir sermaye şirketinin sermayesinin, doğrudan veya dolaylı olarak, yüzde beşini, onunu, yirmisini, yirmibeşini, otuzüçünü, ellisini, altmışyedisini veya yüzde yüzünü temsil eden miktarda paylarına sahip olduğu veya payları bu yüzdelerin altına düştüğü takdirde; teşebbüs, durumu söz konusu işlemlerin tamamlanmasını izleyen on gün içinde, sermaye şirketine ve bu Kanun ile diğer kanunlarda gösterilen yetkili makamlara bildirir. Payların yukarıda belirtilen oranlarda kazanılması veya elden çıkarılması, yıllık faaliyet ve denetleme raporlarında ayrı bir başlık altında açıklanır ve sermaye şirketinin internet sitesinde ilan edilir. Payların yüzdelerinin hesaplanmasında 196 ncı madde uygulanır. Teşebbüsün ve sermaye şirketinin yönetim kurulu üyeleriyle yöneticileri de, kendilerinin, eşlerinin, velayetleri altındaki çocuklarının ve bunların, sermayelerinin en az yüzde yirmisine sahip bulundukları ticaret şirketlerinin o sermaye şirketindeki payları ile ilgili olarak bildirimde bulunurlar. Bildirimler yazılı şekilde yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan olunur. (2) Birinci fıkrada öngörülen bildirim ile tescil ve ilan yükümlülüğü yerine getirilmediği sürece, ilgili paylara ait oy hakkı dâhil, diğer haklar donar. Bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesine dair diğer hukuki sonuçlara ilişkin hükümler saklıdır. (3) Hâkimiyet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için bu sözleşmenin ticaret siciline tescil ve ilanı şarttır. Sözleşmenin geçersizliği, bu Kanun ile diğer kanunlardaki şirketler topluluğuna dair yükümlülüklere ve sorumluluklara ilişkin hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. V – Bağlı ve hâkim şirketlerin raporları

Hâkimiyet sözleşmesinin tescil ve ilan edilmemesi sebebiyle geçersiz sayılması, mevzuatta düzenlenen şirketler topluluğuna dair yükümlülüklerin ve sorumluluk hükümlerinin uygulanmasını engellemez. Sözleşme geçersiz olsa dahi hâkim teşebbüs ile onun yöneticilerine yönelik topluluk sorumluluğuna başvurulabilir.

Yönetim Organının Talimatlara Uyma Yükümlülüğü ve Tam Hâkimiyet

Hâkimiyet sözleşmesi yürürlüğe girdiğinde bağlı şirketin yönetim organı, kendi bağımsız takdiriyle hareket etmek yerine hâkim şirketin talimatlarına uyma borcu altına girer ve talimatlara uyulmaması yöneticilerin sorumluluğunu doğurur. Buna karşılık, hâkim şirketin bağlı şirkete mevzuata aykırı nitelikte talimatlar vermesi hâlinde bağlı şirketin yönetim organı bu talimatları yerine getirmekle yükümlü değildir.

Hâkim şirketin bağlı şirketin paylarının ve oy haklarının doğrudan veya dolaylı olarak tamamına sahip olduğu tam hâkimiyet durumunda Türk Ticaret Kanunu'nun 203. maddesi uygulanır. Bu kapsamda hâkim şirketin yönetim kurulu, topluluğun belirlenmiş somut politikalarının gerektirmesi kaydıyla bağlı şirketin kaybına sebep olabilecek nitelikte talimatlar dahi verebilir. Bağlı şirket organları bu talimatlara uymakla yükümlüdür ve kanuna uygun talimatları uygulayan yöneticiler şirkete veya pay sahiplerine karşı sorumlu tutulamaz.

Bağlı Şirketin Kayba Uğratılması Yasağı ve Hukuki Sorumluluk

Türk Ticaret Kanunu'nun 202. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hâkim şirket, hâkimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde kullanamaz. Bağlı şirketin kârını aktarması, malvarlığını ayni veya kişisel haklarla kısıtlaması, kefalet ve garanti gibi riskler üstlenmesi veya verimliliğini düşürücü kararlar alması bu kapsamdadır. Kayba yol açan yönlendirmeler, ancak kaybın ilgili faaliyet yılı içinde fiilen denkleştirilmesi veya faaliyet yılı bitimine kadar kaybın ne şekilde ve ne zaman telafi edileceği belirtilerek bağlı şirkete denk değerde bir istem hakkı verilmesi hâlinde hukuka uygun sayılır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 202Kaynağı aç
MADDE 202- (1) a) Hâkim şirket, hâkimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde kullanamaz. Özellikle bağlı şirketi, iş, varlık, fon, personel, alacak ve borç devri gibi hukuki işlemler yapmaya; kârını azaltmaya ya da aktarmaya; malvarlığını ayni veya kişisel nitelikte haklarla sınırlandırmaya; kefalet, garanti ve aval vermek gibi sorumluluklar yüklenmeye; ödemelerde bulunmaya; haklı bir sebep olmaksızın tesislerini yenilememek, yatırımlarını kısıtlamak, durdurmak gibi verimliliğini ya da faaliyetini olumsuz etkileyen kararlar veya önlemler almaya yahut gelişmesini sağlayacak önlemleri almaktan kaçınmaya yöneltemez; meğerki, kayıp, o faaliyet yılı içinde fiilen denkleştirilsin veya kaybın nasıl ve ne zaman denkleştirileceği belirtilmek suretiyle en geç o faaliyet yılı sonuna kadar, bağlı şirkete denk değerde bir istem hakkı tanınsın. b) Denkleştirme, faaliyet yılı içinde fiilen yerine getirilmez veya süresi içinde denk bir istem hakkı tanınmazsa, bağlı şirketin her pay sahibi, hâkim şirketten ve onun, kayba sebep olan, yönetim kurulu üyelerinden, şirketin zararını tazmin etmelerini isteyebilir. Hâkim istem üzerine veya resen somut olayda hakkaniyete uygun düşecekse, tazminat yerine bu maddenin ikinci fıkrası hükümlerine göre, davacı pay sahiplerinin paylarının hâkim şirket tarafından satın alınmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözüme karar verebilir. c) Alacaklılar da, (b) bendi uyarınca, şirket iflas etmemiş olsa bile, şirketin zararının şirkete ödenmesini isteyebilirler. d) Kayba sebebiyet veren işlemin, aynı veya benzer koşullar altında, şirket menfaatlerini dürüstlük kuralına uygun olarak gözeten ve tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket eden, bağımsız bir şirketin yönetim kurulu üyeleri tarafından da yapılabileceği veya yapılmasından kaçınılabileceğinin ispatı hâlinde tazminata hükmedilemez. e) Pay sahiplerinin ve alacaklıların açacağı davaya, kıyas yoluyla 553, 555 ilâ 557, 560 ve 561 inci maddeler uygulanır. Hâkim teşebbüsün merkezinin yurt dışında bulunması hâlinde tazminat davası bağlı şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde açılır. (2) Hâkimiyetin uygulanması ile gerçekleştirilen ve bağlı şirket bakımından açıkça anlaşılabilir haklı bir sebebi bulunmayan, birleşme, bölünme, tür değiştirme, fesih, menkul kıymet çıkarılması ve önemli esas sözleşme değişikliği gibi işlemlerde, genel kurul kararına red oyu verip tutanağa geçirten veya yönetim kurulunun bu ve benzeri konulardaki kararlarına yazılı olarak itiraz eden pay sahipleri; hâkim teşebbüsten, zararlarının tazminini veya paylarının varsa en az borsa değeriyle, böyle bir değer bulunmuyorsa veya borsa değeri hakkaniyete uygun düşmüyorsa, gerçek değerle veya genel kabul gören bir yönteme göre belirlenecek bir değerle satın alınmasını mahkemeden isteyebilirler. Değer belirlenirken mahkeme kararına en yakın tarihteki veriler esas alınır. Tazminat veya payların satın alınmasını istem davası, genel kurul kararının verildiği veya yönetim kurulu kararının ilan edildiği tarihten başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. (3) İkinci fıkrada öngörülen dava açılınca, davacıların muhtemel zararlarını veya payların satın alma değerini karşılayan tutardaki paranın teminat olarak, mahkemece belirlenecek bir bankaya mahkeme adına yatırılmasına karar verilir. Teminat yatırılmadığı sürece genel kurul veya yönetim kurulu kararına ilişkin hiçbir işlem yapılamaz. Bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında öngörülen davaların kötüniyetle açılması hâlinde davalı, uğradığı zararın müteselsilen tazmin edilmesini ve mahkemeye teminat yatırılmasını davacılardan isteyebilir. (4) Birleşme, bölünme ve tür değiştirmede, pay sahiplerine ve ortaklara tanınmış bulunan diğer haklar saklıdır. (5) Bağlı şirketin yöneticileri, bu madde hükümleri dolayısıyla pay sahiplerine ve alacaklılara karşı doğabilecek sorumluluklarının tüm hukuki sonuçlarının, bir sözleşme ile üstlenmesini hâkim teşebbüsten isteyebilir. 2. Tam hâkimiyet hâlinde a) Talimat

Kayıp faaliyet dönemi içinde fiilen denkleştirilmez veya denk bir istem hakkı tanınmazsa, bağlı şirketin her pay sahibi hâkim şirketten ve bu kayba sebebiyet veren yönetim kurulu üyelerinden zararın şirkete tazmin edilmesini isteyebilir. Denkleştirmenin gerçekleşmemesi hâlinde pay sahipleri ile birlikte şirket alacaklılarına da dava hakkı tanınmıştır.

Kayba sebep olan tasarrufun, dürüstlük kuralı çerçevesinde şirket menfaatlerini gözeten ve tedbirli bir idarecinin özeniyle hareket eden bağımsız bir şirketin yönetimince de yapılabileceğinin veya yapılmasından kaçınılabileceğinin ispatı durumunda, Türk Ticaret Kanunu'nun 202. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca tazminat sorumluluğu doğmaz.

Hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılmasıyla gerçekleştirilen işlemlere karşı pay sahiplerinin açabileceği tazminat veya payların satın alınması istemine ilişkin dava, Türk Ticaret Kanunu'nun 202. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca genel kurul kararının alındığı ya da yönetim kurulu kararının ilan edildiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresine tabidir.

Bağlı şirketin yöneticileri, kanunun bu düzenlemeleri uyarınca alacaklılara ve pay sahiplerine karşı üstlenebilecekleri sorumlulukların hukuki neticelerinin bir sözleşmeyle hâkim teşebbüs tarafından üstlenilmesini isteyebilirler.

Gerçek Kişilerin Hâkim Teşebbüs Niteliği

Şirketler topluluğu ilişkisinde hâkim teşebbüsün yurt içinde veya yurt dışında yerleşik bir gerçek kişi olması durumunda da Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2023/733 Esas ve 2023/1560 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, Kanun'un 195. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca şirketler topluluğunun hâkim teşebbüsü konumundaki gerçek kişi tacir kabul edilir ve iflas hükümlerine tabi olur.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/733, K. 2023/1560Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2023/733 E.  ,  2023/1560 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1266 E., 2022/1327 K. DAVACILAR : Müteveffa …'nün Mirasçıları; 1-… 2-… 3-… 4-… 5-… 6-… DAVALILAR :1- …Holdıngs Inc Yetkilisi … 2- … Internatıonal Limited Yetkilisi … 3-… vekili Avukat … DAVA İHBAR OLUNAN : … DAVA TARİHİ : 27.07.2016 HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/339 E., 2022/431 K. Taraflar arasındaki iflas davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı müteveffa davacı mirasçısı … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan …’ün diğer davalı iki şirketin de tek ortağı olduğunu, her iki şirketin adresi yurt dışında olmasına rağmen İstanbul’da işlerinin yürütüldüğünü, …'ün TTK 195/5 uyarınca tacir olduğunu, davacı ile … arasında imzalanan 01.02.2010 tarihli sözleşmenin adi ortaklık sözleşmesi niteliğinde olduğunu, ancak davalının sözleşme yükümlülüklerine uymadığını, adi ortaklık adına tahsil edilen paraların diğer davalı Off-Shore şirketlerine aktarıldığını, davalar aleyhine başlatılan iflas yolu ile takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın kaldırılmasına ve davaların iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalılardan …’ün tacir olmadığını, diğer davalıların da şirket merkezlerinin yurt dışında olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin de adi ortaklık sözleşmesi değil kazanca katılmalı işgörme sözleşmesi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketlerin şirket merkezlerinin yurt dışında bulunduğu iflas davalarında İİK’nın 154. maddesi gereğince kesin yetki kuralı olduğu gerekçesi ile bu şirketler yönünden davanın usulden reddine karar verilmiş, davalı … yönünden ise taraflar arasındaki sözleşmenin adi ortaklık olarak nitelendirilemeyeceği, tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkesi uyarınca davalı şirketlerin kuruluş tarihleri de dikkate alındığında bu şirketlere para aktarıldığına dair delil bulunmadığı, TTK 195 uyarınca …’ün hakim teşebbüs sayılarak iflasa tabi olamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin adi ortaklık olduğuna dair mahkeme kararı olduğunu, 5 şirketin birden hakim ortağı olan …’ün tacir sayılması gerektiği, diğer davalı şirketlerin paravan şirket olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketlerin davalı gerçek kişi tarafından TTK’nın 195 vd. maddeleri uyarınca bir topluluk menfaati doğrultusunda yönetildiklerine dair delil bulunmadığı, davalı şirketlerin merkezlerinin yurt dışı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/166 Esas sayılı dosyasında yer alan Vergi Denetim Raporunda davalı gerçek kişilerin diğer davalı şirketleri bir nevi paravan şirket olarak kullandığı ve yapılan ticari işlerden elde edilen kârı bu şirketlere aktardığı, şirket merkezlerinin yurt dışı olmadığı nedeni ile denetlenemediği tespitnin yapıldığı, ancak bu dosyanın incelenmediği, davalı …’ün iş bu dosya davacı aleyhine kendi adı ile alacak davası açtığını, bu davada da diğer davalı şirketler tarafından …’ye gönderilen paraların tahsilini talep ettiğini, yine 01.09.2010 tarihli sözleşmeye dayalı olarak Malatya Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/352 Esas sayılı dosyası üzerinden iflas davası ikame edildiğini, bu dosyalar incelenmeden karar verilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK’nın 174. maddesi uyarında itirazın kaldırılması ve iflas istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, İİK’nın 174. maddesi, TTK’nın 195. maddesi. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı … vekilinin davalı şirketler yönünden temyiz itirazlar yerinde görülmemiştir. 2.Davalı … yönünden temyiz itirazlarına gelince, davacı tarafından …’ün de iflası istenilmiş olup, mahkemece ilgili kurumların cevabi yazılarına göre kişi ticari kaydının olmadığı gibi birden fazla şirket ortaklığı, yönetim kurulu başkanlığı ve temsilciliğinin olmasının tek başına tacir olduğunu göstermeye yeterli olmadığı, …’ün iflasa tabi şahıslardan olmadığı gerekçesi ile … hakkındaki iflas talebinin de reddine karar verilmiştir. 3.Davacı vekili davalı …’ün TTK’nın 195/2 maddesi uyarınca tacir sayılması gerektiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. 4.Davalı …’ün iflasa tabii kişilerden olup olmadığı ve hakkında iflas kararı verilip verilemeyeceğinin belirlenmesi öncelikle tacir sayılmasına bağlıdır. Bu kapsamda öncelikle anılan borçlunun gerçek kişi tacir sayılıp sayılmayacağı hususunun şirketler topluluğuna ilişkin 6102 sayılı TTK’nın 195. maddesindeki düzenlemeler göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir. 5.Bu kapsamda 6762 sayılı eski Ticaret Kanununda şirketler topluluğu düzenlenmemiş olmasına karşılık Avrupa Birliğinde ‘’Konzern’’ kavramı ve Amerika Birleşik Devletlerinde ise "affiiliated company/affiiliated group" kavramlarından hareketle Yeni Türk Ticaret Kanunu tasarısında hem hukuki olması hem de kavramı tanıtma gücünün bulunması ve toplumdaki yaygınlık kazanmasından hareketle ‘’şirketler topluluğu’’ kavramı kullanılmış ve hukukumuza pozitif düzenleme olarak girmiştir. 6-Şirketler topluluğu kavramı; Türk Ticaret Kanunu'nun gerekçesinde genel olarak "bir şirket diğer bir şirketi (şirketleri) oy çoğunluğu veya diğer hakimiyet araçları ile kontrol ediyor ise, şirketler topluluğundan söz edilir" şeklinde tanımlanmıştır. (Gerekçeli Türk Ticaret Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı, Ankara, Eylül 2022) 7-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 195. maddesinde ise, doğrudan bir şirketler topluluğu tanımı yapılmadan şirketler topluluğunun varlığından bahsedebilmek ve şirketler topluluğuna ilişkin kuralların uygulanmasına ilişkin kriterler belirlenmiştir. TTK’nın 195.‘’(1) a) Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketinin, doğrudan veya dolaylı olarak; 1. Oy haklarının çoğunluğuna sahipse veya 2. Şirket sözleşmesi uyarınca, yönetim organında karar alabilecek çoğunluğu oluşturan sayıda üyenin seçimini sağlayabilmek hakkına haizse veya 3. Kendi oy hakları yanında, bir sözleşmeye dayanarak, tek başına veya diğer pay sahipleri ya da ortaklarla birlikte, oy haklarının çoğunluğunu oluşturuyorsa, b) Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketini, bir sözleşme gereğince veya başka bir yolla hâkimiyeti altında tutabiliyorsa, birinci şirket hâkim, diğeri bağlı şirkettir. c)Bu şirketlerden en az birinin merkezi Türkiye’de ise, bu Kanundaki şirketler topluluğuna ilişkin hükümler uygulanır‘’ düzenlemesiyle şirketler topluluğunun varlığından bahsedebilmek için hangi koşulların varlığının gerektiği sayılmıştır. d)Aynı maddenin 2. fıkrasında ise ‘’1. fıkrada öngörülen haller dışında, bir ticaret şirketinin başka bir ticaret şirketinin paylarının çoğunluğuna veya onu yönetebilecek kararları alabilecek miktarda paylarına sahip bulunması, birinci şirketin hakimiyetinin varlığına karinedir’’ denilmek suretiyle bir ticaret şirketinin başka bir ticaret şirketinin paylarının çoğunluğuna veya onu yönetebilecek kararları alacak miktarda bir pay çoğunluğuna sahip olması hakimiyetin varlığına karine kabul edildikten sonra aynı maddenin 4. bendinde ‘’hakim şirkete doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunan şirketler onunla birlikte şirketler topluluğunu oluşturur hükmüne yer verilmiştir. e)Aynı maddenin 5. bendinde ise ‘’şirketler topluluğunun hakiminin, merkezi veya yerleşim yeri yurt içinde veya yurt dışında bulunan, bir teşebbüs içinde olması halinde de, 195 ila 209. maddeler ile bu Kanundaki şirketler topluluğuna ilişkin hükümler uygulanır‘’ denildikten sonra son cümlede ‘’hakim teşebbüs tacir sayılır’’ hükmüne yer verilmiştir. f) TTK’nın 195. maddesinin 6.fıkrasında ise ‘’Şirketler topluluğuna ilişkin hükümlerin uygulanmasında “yönetim kurulu” terimi limited şirketlerde müdürleri, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler ile şahıs şirketlerinde yöneticileri, diğer tüzel kişilerde yönetim organını ve gerçek kişilerde gerçek kişinin kendisini ifade eder‘’ denilmek suretiyle bir gerçek kişinin şirketler topluluğu hükümlerine göre hakim teşebbüs olması halinde aynı maddenin 5. maddesine göre tacir sayılacağı hususu açık bir şekilde ifade edilmiştir. 8. Hakim teşebbüsün gerçek kişi olması halinde de tacir sayılacağına ilişkin hükmün konulmasının amacı kanunun gerekçesinde başta Almanya olmak üzere diğer Avrupa Birliği üyelerinden farklı olarak şirketler topluluğunun sadece sermaye şirketlerinden oluşmasının benimsenmediği şirket sıfatı taşımayan kişi topluluklarının şahıs şirketlerinin, tek kişinin, dernek veya ihtisati devlet teşekkülleriyle gerçek kişilerin teşebbüs kavramına dahil olmasının kabul edildiği bir şirketler topluluğunun tepesinde sermaye şirketi olmayan herhangi bir özel veya kamu tüzel kişisi, gerçek kişi bulunması halinde de bu topluluğunun şirketler topluluğu olarak kabul edilmesinin benimsendiği, topluluğun sadece şirketlerden oluşmasına ilişkin dar yorumun bazı sakıncalar doğurabileceği düşünülerek TTK’nın 195. maddesindeki geniş bir yorumun tercih edildiği, gerçek kişinin hakim teşebbüs olması halinde tacir sayılacağı benimsenmiştir. (Gerekçeli Türk Ticaret Kanunu, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı, Ankara Eylül 2022, sayfa 247) 9.Yukarıda yer verilen yasal düzenleme ve gerekçesi göz önünde bulundurulduğunda kanun koyucu TTK'nın 195. maddesinde şirket topluluklarına ilişkin hükümlerin uygulanmasında gerçek kişilerin "kendisinin" esas alınacağını ve bu gerçek kişinin hakim teşebbüs olması halinde anılan maddenin 5. bendine göre "tacir" sayılacağını açıkça düzenlemiş bulunmaktadır. 10.Bu açıklamalardan sonra somut olay göz önünde bulundurulduğunda; bazı şirket ve teşebbüsler dosyada mevcut 23.10.2021 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda davalı …’ün … Dış Tic. A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanı olduğu ve %100 hisse sahibi olduğu, T.H. … Turizm ve Yat. İşl. Tic. A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanı ve %96 hisse sahibi olduğu, …İnş. Gıda ve Tarım Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti’nin genel müdürü ve şirket müdürü olduğu ve %70 hisse sahibi olduğu, T.H. … Int. İnş. Dış Tic. ve San. Ltd. Şti.’nin genel müdürü ve şirket müdürü olduğu ve %100 hisse sahibi olduğu, … Alm. San A.Ş. ve …Holding A.Ş.’nin yönetim kurulu üyesi iken daha sonra ayrıldığı, … Madencilik A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanı ve %100 hisse sahibi olduğu tespitlerine yer verilmiştir. 11.Yukarıdaki bentte bahsedilen hisse durumları gözönünde bulundurulduğunda bazı şirket ve teşebbüsle merkezi veya yerleşim yeri yurt dışında olsa dahi davalı …’ün tek başına karar alabilecek oy hakkı veya oy çokluğuna sahip olduğu ve yönetim yetkisi nedeniyle topluluk içindeki diğer şirketleri doğrudan ve dolaylı olarak kontrol edebildiği, bazı şirketlerin tek ortağı ve %100 payına sahip olduğu, diğer bir kısım şirketlerde ise rahatlıkla istediği kararı alabilecek oy çoğunluğuna sahip olduğu, dolayısıyla davalının tek başına veya çoğunluk pay sahibi olduğu şirketler hakkında TTK’nın 195/2. maddesi gereğince hakimiyetin varlığına ilişkin yasal karinenin mevcut olduğu aynı maddenin 5. fıkrasına göre şirketler topluğuna ilişkin kurallar uygulanacağı, hakim teşebbüs konumunda olan davalı …’ün aynı maddenin 6. maddesi kapsamında hem yönetim kurulu, hem şirket müdürü, hem de gerçek kişi sıfatıyla şirketler topluluğunun hakim teşebbüsü olması nedeniyle TTK’nın 195/5. bendindeki ‘’Hakim teşebbüs tacir sayılır’’ hükmü gereğince tacir sayılacağı aynı maddenin 6. fıkrasına göre gerçek kişi olmasının tacir sayılmasına engel teşkil etmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece …’ün tacir ve iflasa tabi şahıslardan olduğunun kabulü ile gerekli inceleme ve araştırma yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde … yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Hâkimiyet sözleşmesi tescil edilmezse şirketler topluluğu sorumluluğu ortadan kalkar mı?

Hayır, sözleşmenin ticaret siciline tescil ve ilan edilmemesi sözleşmeyi geçersiz kılsa bile Türk Ticaret Kanunu ve diğer mevzuatta düzenlenen şirketler topluluğu sorumluluklarının uygulanmasını engellemez.

Bağlı şirket yönetimi hâkim şirketin hukuka aykırı talimatına uymak zorunda mıdır?

Bağlı şirket yönetim kurulu kural olarak hâkim şirketin talimatlarına uymakla yükümlü olmakla birlikte, hukuka aykırı nitelikteki talimatları yerine getirmek zorunda değildir.

Kayba uğratılan bağlı şirkette pay sahipleri hangi süre içinde dava açabilir?

Hâkimiyetin hukuka aykırı kullanımına karşı pay sahiplerinin açacağı tazminat veya payların satın alınması davası, genel kurul kararının verildiği veya yönetim kurulu kararının ilan edildiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresine tabidir.

Tam hâkimiyet durumunda kayba yol açan talimat verilebilir mi?

Paylarının ve oy haklarının tamamına sahip olunan tam hâkimiyet hâlinde hâkim şirket, belirlenmiş somut topluluk politikalarının gerektirmesi koşuluyla bağlı şirketin kaybına sebep olabilecek talimatlar verebilir ve bağlı şirket yöneticileri bu talimatlara uymakla yükümlüdür.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu