Hafta Tatili Ücreti: Koşullar, Çalışma ve Alacak

by Avukat Erdal Ersoy
Hafta Tatili Ücreti: Koşullar, Çalışma ve Alacak

Hafta tatili ücreti, İş Kanunu kapsamındaki işçinin yedi günlük dönemde kesintisiz en az yirmi dört saat dinlenmesi ve çalışmadığı bu gün için ücretinin bir iş karşılığı olmaksızın tam ödenmesidir. Hak, tatil gününden önce 63. maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış olma koşuluna bağlıdır. Anayasa’nın 50. maddesi dinlenmeyi çalışanların hakkı sayar; ücretli hafta tatilinin şartlarını kanuna bırakır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 46Kaynağı aç
Madde 46 – Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde, işçilere tatil gününden önce 63 üncü maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmidört saat dinlenme (hafta tatili) verilir. (Ek cümleler:10/7/2025-7553/9 md.) Ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından turizm işletmesi belgesi verilen konaklama tesislerinde çalışan işçilerin bu fıkra kapsamında hak kazandığı hafta tatili, işçinin yazılı talebi veya onayı ile hak kazandığı günü takip eden dört gün içinde kullandırılabilir. Bu halde işçinin hak kazandığı hafta tatilinde yaptığı çalışmaların günlük normal çalışma süresi kadarlık kısmı fazla çalışmanın hesabında dikkate alınmaz. İşçi verdiği onayı otuz gün önceden işverene yazılı olarak bildirimde bulunmak kaydıyla geri alabilir. Çalışılmayan hafta tatili günü için işveren tarafından bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücreti tam olarak ödenir. Şu kadar ki; a) Çalışmadığı halde kanunen çalışma süresinden sayılan zamanlar ile günlük ücret ödenen veya ödenmeyen kanundan veya sözleşmeden doğan tatil günleri, b) (Değişik: 4/4/2015-6645/35 md.) Ek 2 nci maddede sayılan izin süreleri, c) Bir haftalık süre içinde kalmak üzere işveren tarafından verilen diğer izinlerle hekim raporuyla verilen hastalık ve dinlenme izinleri, Çalışılmış günler gibi hesaba katılır. Zorlayıcı ve ekonomik bir sebep olmadan işyerindeki çalışmanın haftanın bir veya birkaç gününde işveren tarafından tatil edilmesi halinde haftanın çalışılmayan günleri ücretli hafta tatiline hak kazanmak için çalışılmış sayılır. Bir işyerinde işin bir haftadan fazla bir süre ile tatil edilmesini gerektiren zorlayıcı sebepler ortaya çıktığı zaman, 24 ve 25 inci maddelerin (III) numaralı bentlerinde gösterilen zorlayıcı sebeplerden ötürü çalışılmayan günler için işçilere ödenen yarım ücret hafta tatili günü için de ödenir. Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde hafta tatili ücreti işverence işçiye ödenir. Genel tatil ücreti

Hakkın kapsamı ve süresi

4857 sayılı İş Kanunu’nun 46. maddesi, Kanun kapsamındaki işyerlerinde, tatil gününden önce 63. maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışılmış olması koşuluyla yedi günlük zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmi dört saat dinlenme verilmesini öngörür. Hafta tatili ücretinden yararlanmanın ilk koşulu, kişinin bu kapsamda işçi sayılmasıdır.

İş Kanunu’nun 63. maddesi genel çalışma süresini haftada en çok kırk beş saat olarak belirler. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, çalışılan günlere eşit bölünür. Kırk beş saat üst sınırdır; madde metni, bu sürenin tamamlanmamasını hafta tatili ücretini kendiliğinden ortadan kaldıran bir şart olarak kurmaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 63Kaynağı aç
Madde 63 – Genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok kırkbeş saattir. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/7 md.; Değişik cümle: 4/4/2015-6645/36 md.) Yer altı maden işlerinde çalışan işçilerin çalışma süresi; günde en çok yedi buçuk, haftada en çok otuz yedi buçuk saattir. Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde onbir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir. Bu halde, iki aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz. Denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar artırılabilir. (Ek cümle: 6/5/2016-6715/3 md.) Turizm sektöründe dört aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz; denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile altı aya kadar artırılabilir. Çalışma sürelerinin yukarıdaki esaslar çerçevesinde uygulama şekilleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir. (Mülga dördüncü fıkra: 20/6/2012-6331/37 md.) Telafi çalışması

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin E. 2014/35436, K. 2016/6883 sayılı kararının gerekçesinde, aynı koşulla yirmi dört saat dinlenme ve çalışılmayan hafta tatili için bir günlük ücret açıklanmıştır. Yirmi dört saatten kısa süre verilmesi usulüne uygun kullandırma sayılmaz; tatil bölünerek kullandırılamaz ve yirmi dört saatten az kullandırma, tatilin hiç kullandırılmaması sonucuna bağlanır. Aynı dairenin E. 2015/7890, K. 2017/1642 sayılı kararında da yirmi dört saatten kısa veya bölünmüş izin usulüne uygun sayılmamıştır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2014/35436, K. 2016/6883Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2014/35436 E.  ,  2016/6883 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, fazla mesai ücreti, hafta tatil ücreti, genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK.nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı Talebinin Özeti: Davacı vekili, davacının fazla çalışma yapmasına, genel tatil ve hafta tatili günlerinde çalışmasına rağmen bu çalışmaların karşılığının işveren tarafından ödenmediğini ileri sürerek, fazla çalışma ücreti, genel tatil ücreti ve hafta tatili ücreti alacaklarını talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, davacının fazla çalışma yapmadığını, genel tatil ve hafta tatili günlerinde çalışmadığını, fazla çalışma ücretinin ücrete dahil olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatili ücretlerinin ödenmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, talep edilen alacakların doğru olarak hesaplanıp hesaplanmadığı noktasında toplanmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 63 üncü maddesinde çalışma süresi haftada en çok 45 saat olarak belirtilmiştir. Ancak tarafların anlaşması ile bu normal çalışma süresinin, haftanın çalışılan günlerine günde onbir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabileceği ilkesi benimsenmiştir. Yasanın 41 inci maddesine göre fazla çalışma, kanunda yazılı koşullar çerçevesinde haftalık 45 saati aşan çalışmalar olup, 63 üncü madde hükmüne göre denkleştirme esasının uygulandığı hallerde, işçinin haftalık çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile bazı haftalarda toplam 45 saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, bir işçinin günde en fazla fiilen 14 saat çalışabileceğinin kabulü gerekir. Bu durumda 24 saat çalışıp 24 saat dinlenme usulüyle yapılan çalışmalarda bir hafta 3 gün diğer hafta ise 4 gün çalışma yapılacağından, yukarıda bahsedilen 63 üncü madde hükmü gereğince, haftalık normal çalışma süresi dolmamış olsa dahi günlük 11 saati aşan çalışmalar fazla çalışma sayılması nedeniyle, bu çalışma sisteminde işçi ilk bir hafta (3×3=) 9 saat takip eden hafta ise (4×3=) 12 saat fazla çalışma yapmış sayılmalıdır. Çalışma şeklinin 24 saat mesai 48 saat dinlenme şeklinde olduğu durumlarda ise, işçi birinci hafta 3 gün ikinci ve üçüncü haftalar 2 gün dördüncü hafta yine 3 gün çalışacağından, ilk hafta (3×3=) 9 saat, ikinci ve üçüncü haftalarda (2×3=) 6 saat, dördüncü hafta ise yine (3×3=) 9 saat fazla çalışmış sayılacaktır. 1475 sayılı önceki İş Yasasında günlük 11 saati aşan çalışmaların fazla çalışma sayılacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığından, söz konusu Yasanın yürürlükte olduğu dönemde gerçekleşen, 24 saat çalışıp 48 saat dinlenme usulüyle yapılan çalışmalarda, haftalık 45 saatlik normal çalışma süresinden fazla çalışma yapılması mümkün olmadığından, işçinin fazla çalışma yaptığının kabulü mümkün değildir. Ancak değinilen Yasa döneminde gerçekleşen 24 saat mesai 24 saat dinlenme usulüyle yapılan çalışmalarda, 4 gün çalışılan haftalarda (4×14=) 56 saat çalışma yapılacağından, sadece bu haftalarda işçinin haftalık (56‑45=) 11 saat fazla çalışma yaptığının kabulü gerekir. T.C. … nezdinde …'deki hastanelerde statü hukuku dışında hemşire, ebe, doktor, eczacı, anestezi uzmanı vs. olarak çalışanlar, haftalık normal mesailerinde fazla çalışma yapmadıklarından, sadece tuttukları nöbetlerle sınırlı olarak fazla çalışma yapmış olmaktadırlar. Nöbet çizelgeleri ile belirlenen bu tür çalışmalar hafta içi ve hafta sonu olarak gerçekleşmektedir. Hafta içi nöbetler 17:00-08:00 saatleri arasında 15 saat olarak yapılmaktadır. İşçinin yaptığı işin niteliğine göre zorunlu ihtiyaçlar nedeniyle 3 saat ara dinlenmesi indirilerek hafta içi nöbette 12 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilmektedir. Hafta sonu nöbetler 24 saat sürmekte, işin niteliğine göre zorunlu ihtiyaçlar nedeniyle 4 saat ara dinlenme indirildiğinde 20 saat fazla çalışma yapılmış olmaktadır. Ancak, bu durumlarda fazla çalışmalar, tutulan hafta içi ve sonu nöbet sayısına göre denetlemeye elverişli bilirkişi raporu ile belirlenmelidir. Nöbet tutan çalışanın çoğunlukla ertesi gün nöbet izni kullanarak çalışma yapmaması nedeniyle, normal mesai devam çizelgeleri de mutlaka getirtilmelidir. İşçi, nöbetin ertesi günü nöbet izni kullandığında, ertesi gün (8 saat normal mesai süresi kadar) çalışmadığından hafta içi nöbette (12-8=) 4 saat fazla çalışma yapmış sayılmalıdır. Hafta sonu nöbette ise, Cumartesi ve Pazar günü normal tatil olduğundan Cuma ve Cumartesi gecesi tutulan nöbetlerden, ertesi gün çalışılmadığı gerekçesi ile indirim yapılma olanağı yoktur. Öte yandan genel tatile denk gelen nöbet günlerinde de ayrıca genel tatil ücreti verildiğinden yukarıda anlatılan şekilde indirim yapılmalıdır. Dairemizin kökleşmiş uygulaması da bu doğrultudadır (Yargıtay 9. H.D. 2007/40834 E, 2009/7566 K sayılı ilamı). 4857 sayılı İş Kanununun 41 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, fazla çalışma saat ücreti, normal çalışma saat ücretinin yüzde elli fazlasıdır. İşçiye fazla çalışma yaptığı saatler için normal çalışma ücreti ödenmişse, sadece kalan yüzde elli kısmı ödenir. Kanunda öngörülen yüzde elli fazlasıyla ödeme kuralı nispi emredici niteliktedir. Tarafların sözleşmeyle bunun altında bir oran belirlemeleri mümkün değilse de, daha yüksek bir oran tespiti olanaklıdır. Fazla çalışma ücretinin son ücrete göre hesaplanması doğru olmayıp, ait olduğu dönem ücretiyle hesaplanması gerekir. Yargıtay kararları da bu yöndedir (Yargıtay 9.HD. 16.2.2006 gün 2006/20318 E, 2006/3820 K.). Bu durumda fazla çalışma ücretlerinin hesabı için işçinin son ücretinin bilinmesi yeterli olmaz. İstek konusu dönemler açısından da ücret miktarlarının tespit edilmesi gerekir. İşçinin geçmiş dönemlere ait ücretinin belirlenememesi halinde, bilinen ücretin asgari ücrete oranı yapılarak buna göre tespiti gerekir. Ancak işçinin işyerinde çalıştığı süre içinde terfi ederek çeşitli unvanlar alması veya son dönemlerde toplu iş sözleşmesinden yararlanılması gibi durumlarda, meslek kuruluşundan bilinmeyen dönemler için ücret araştırması yapılmalı ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirmeye tabi tutularak bir karar verilmelidir. İşçinin normal çalışma süresinin sözleşmelerle haftalık kırkbeş saatin altında belirlenmesi halinde, işçinin bu süreden fazla, ancak kırkbeş saate kadar olan çalışmaları “fazla sürelerle çalışma” olarak adlandırılır (İş Kanunu, Md. 41/3). Bu şekilde fazla saatlerde çalışma halinde ücret, normal çalışma saat ücretinin yüzde yirmibeş fazlasıdır. 4857 sayılı Yasanın 41 inci maddesinin dördüncü fıkrası, işçiye isterse ücreti yerine serbest zaman kullanma hakkı tanımıştır. Bu süre, fazla çalışma için her saat karşılığı bir saat otuz dakika, fazla süreli çalışmada ise bir saat onbeş dakika olarak belirlenmiştir. Bu sürelerin de sözleşmelerle attırılması mümkündür. Parça başına veya yapılan iş tutarına göre ücret ödenen işlerde, fazla çalışma süresince işçinin ürettiği parça veya iş tutarının hesaplanmasında zorluk çekilmeyen hallerde, her bir fazla saat içinde yapılan parçayı veya iş tutarını karşılayan ücret esas alınarak fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma ücreti hesaplanır. Bu usulün uygulanmasında zorluk çekilen durumlarda, parça başına veya yapılan iş tutarına ait ödeme döneminde meydana getirilen parça veya iş tutarları, o dönem içinde çalışılmış olan normal ve fazla çalışma saatleri sayısına bölünerek bir saate düşen parça veya iş tutarı bulunur. Bu şekilde bulunan bir saatlik parça veya iş tutarına düşecek bir saatlik normal ücretin yüzde elli fazlası fazla çalışma ücreti, yüzde yirmibeş fazlası ise fazla sürelerle çalışma ücretidir. İşçinin parça başı ücreti içinde zamsız kısmı ödenmiş olmakla, fazla çalışma ücreti sadece yüzde elli zam miktarına göre belirlenmelidir. Otel, lokanta, eğlence yerleri gibi işyerlerinde müşterilerin hesap pusulalarına belirli bir yüzde olarak eklenen paraların, işverence toplanarak işçilerin katkılarına göre belli bir oranda dağıtımı şeklinde uygulanan ücret sistemine “yüzde usulü ücret” denilmektedir. Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde fazla çalışma ücreti, 4857 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde öngörülen yönetmelik hükümlerine göre ödenir. İşveren, yüzde usulü toplanan paraları işyerinde çalışan işçiler arasında, Yüzdelerden Toplanan Paraların İşçilere Dağıtılması Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre eksiksiz olarak dağıtmak zorundadır. Fazla çalışma yapan işçilerin fazla çalışma saatlerine ait puanları normal çalışma puanlarına eklenir (Yönetmelik Md. 4/1.). Yüzdelerden ödenen fazla saatlerde, çalışmanın zamsız karşılığı ile zamlı olarak ödenmesi gereken ücret arasındaki fark ödenir. Zira yüzde usulü ödenen ücret içinde fazla çalışmaların zamsız tutarı ödenmiş olmaktadır. Yapılan bu açıklamalara göre; yüzde usulü ya da parça başı ücret ödemesinin öngörüldüğü çalışma biçiminde fazla çalışmalar, saat ücretinin % 150 zamlı miktarına göre değil, sadece % 50 zam nispetine göre hesaplanmalıdır. Hasılata bağlı günlük yevmiyeli olarak çalışan işçilerin yevmiyelerinin miktarı günlük çalışma süresine bağlı olup, ne kadar çok çalışırsa yevmiye artacağından çalışılan tüm saatlerin normal ücreti yevmiye içerisinde alındığından fazla çalışma ücretinin zamsız tutarının yevmiyenin içinde ödendiği kabul edilerek fazla çalışma ücretinin sadece %50 zamlı kısmı hesaplanıp hüküm altına alınmalıdır. Fazla çalışmaların aylık ücret içinde ödendiğinin öngörülmesi ve buna uygun ödeme yapılması halinde, yıllık 270 saatlik fazla çalışma süresinin ispatlanan fazla çalışmalardan indirilmesi gerekir. Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda taktiri indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır (Yargıtay 9.HD. 11.2.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K; Yargıtay, 9.HD. 18.7.2008 gün 2007/25857 E, 2008/20636 K.). Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre takdir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir(Yargıtay 9.HD. 21.03.2012 gün, 2009/48913 E, 2012/9400 K). Dairemizin önceki kararlarında; fazla çalışma ücretlerinden yapılan indirim, kabul edilen fazla çalışma süresinden indirim olmakla, davalı tarafın kendisini avukatla temsil ettirmesi durumunda reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmekteydi (Yargıtay 9.HD. 11.02.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K.). Ancak, işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusunu arttırdığı aşamada, mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı işçi tarafından bilenemeyeceğinden, Dairemizce maktu ve nispi vekâlet ücretlerinin yüksek oluşu da dikkate alınarak konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş, bu tür indirimden kaynaklanan ret sebebiyle davalı yararına avukatlık ücretine karar verilmesinin adaletsizliğe yol açtığı sonucuna varılmıştır. Özellikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarını da aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Yine daha önceki kararlarımızda, yukarıda değinildiği üzere fazla çalışma alacağından yapılan indirim sebebiyle ret vekâlet ücretine hükmedilmekle birlikte, Borçlar Kanununun 161/son, 325/son, 43 ve 44 üncü maddelerine göre, yine 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle reddine karar verilen miktar için avukatlık ücretine hükmedilmemekteydi. Bu durum uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlara neden olduğundan ve konuyla ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde de herhangi bir kurala yer verilmediğinden, Dairemizce eski görüşümüzden dönülmüş ve fazla çalışma alacağından yapılan indirim nedeniyle reddine karar verilen miktar bakımından, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. İşyerinde üst düzey yönetici konumda çalışan işçi, görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda, ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir başka yönetici ya da şirket ortağı bulunması halinde, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden, yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti talep hakkı doğar. O halde üst düzey yönetici bakımından şirketin yöneticisi veya yönetim kurulu üyesi tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediğinin de araştırılması gerekir. İşyerinde yüksek ücret alarak görev yapan üst düzey yöneticiye işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmemişse, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmelidir. Satış temsilcilerinin fazla çalışma yapıp yapmadıkları hususu, günlük faaliyet planları ile iş çizelgeleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Satış temsilcileri genelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışmaktadırlar. Prim, çalışanı özendirici ve ödüllendirici bir ücret ödemesi olup işverence işçiye garanti edilmiş bir temel ücretin üzerine belirli bir usule bağlı olarak ödenen ek bir ücrettir. İşverenin istek ve değerlendirmesine bağlı olabileceği gibi, sözleşme gereği olarak da verilebilir. Fazla mesai ise kural olarak 4857 sayılı İş Kanunu’na göre, kanunda yazılı şartlar çerçevesinde, haftalık 45 saati aşan çalışmalardır. İşçi fazla mesai yapsın yapmasın prim ödemesi var ise bu ek ücrete hak kazanır. Ancak ister gezerek, isterse işyerinde çalışsın satış temsilcisi mesaisi artıkça prim alacağı artacağından, bir anlamda yüzde usulü ile çalışması söz konusu olduğundan fazla çalışma ücretinin yüzde usulünde olduğu gibi sadece zamlı kısmının (% 50) hesaplanması gerekir. İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir. Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir. Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedi buçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir (Yargıtay 9.HD. 23.6.2009 gün 2007/40862 E, 2009/17766 K). Sağlık Kuralları Bakımından Günde Ancak Yedibuçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesine göre, günde yedibuçuk saat çalışılması gereken işlerde çalışan işçinin, yedibuçuk saati aşan çalışma süreleri ile yedibuçuk saatten az çalışılması gereken işler bakımından Yönetmeliğin 5 inci maddesinde sözü edilen günlük çalışma sürelerini aşan çalışmalar, doğrudan fazla çalışma niteliğindedir. Sözü edilen çalışmalarda haftalık kırkbeş saat olan yasal sürenin aşılmamış olmasının önemi yoktur. Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir (Yargıtay 9.HD. 18.11.2008 gün 2007/32717 E, 2008/31210 K.). Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir. Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda taktiri indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır (Yargıtay 9.HD. 11.2.2010 gün 2008/17722 E, 2010/3192 K; Yargıtay, 9.HD. 18.7.2008 gün 2007/25857 E, 2008/20636 K.). Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir(Yargıtay 9.HD. 21.03.2012 gün, 2009/48913 E, 2012/9400 K .). 4857 sayılı İş Kanununun 46 ncı maddesinde, işçinin tatil gününden önce aynı Yasanın 63 üncü maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla, yedi günlük zaman dilimi içinde yirmidört saat dinlenme hakkının bulunduğu belirtilmiş, işçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46 ncı maddenin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır. Hafta tatili izni kesintisiz en az yirmidört saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez. Hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin yirmidört saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır. 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 3 üncü maddesine göre, hafta tatili Pazar günüdür. Bu genel kural mutlak nitelikte olmayıp, hafta tatili izninin Pazar günü dışında da kullandırılması mümkündür. Hafta tatili gününde çalıştığını iddia eden işçi, norm kuramı uyarınca bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan hafta tatili ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde, işçi hafta tatilinde çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir. Hafta tatillerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. Hafta tatili çalışmalarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. İmzalı ücret bordrolarında hafta tatili ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin hafta tatili alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, hafta tatili çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin bordroda yazılı olanın dışında hafta tatillerinde çalışmaların yazılı delille kanıtlaması mümkündür. Hafta tatili ücretlerinin tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt yoksa ödenen tutarın dışında hafta tatili çalışması yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerekir. Hafta tatili çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Dairemizce son yıllarda taktiri indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak, hafta tatili çalışmasının taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda, böyle bir indirime gidilmemesi gerekir. 4857 sayılı İş Kanununun 47 nci maddesinde, Kanunun kapsamındaki işyerleri bakımından, ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışma karşılığı olmaksızın o günün ücretinin ödeneceği, tatil yapılmayarak çalışıldığında ise, ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücretin ödenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde ise, resmi ve dini bayram günleriyle yılbaşı gününün genel tatil günleri olduğu açıklanmıştır. Buna göre; genel tatil günleri, 1 Ocak, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos günleri ile Arife günü saat 13.00’da başlanan üçbuçuk günlük Ramazan Bayramı ve Arife günü saat 13.00’de başlayan dörtbuçuk günlük Kurban Bayramı günlerinden oluşur. Ulusal bayram günü 28 Ekim saat 13.00 ten itibaren başlayan 29 Ekim günü de devam eden birbuçuk gündür. 2429 sayılı Yasanın, 5892 sayılı Yasayla değişik 2 nci maddesi uyarınca da, 1 Mayıs genel tatil günüdür. İşçinin ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesiyle kararlaştırabilir Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan bayram ve genel tatil ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını her türlü delille ispat edebilir. Ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bununla birlikte, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. İmzalı ücret bordrolarından, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıt taşımaması durumunda dahi, işçinin bordroda yazılı olanın dışında ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının yapıldığını yazılı delille kanıtlaması imkân dahilindedir. Somut uyuşmazlıkta, her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda talep edilen her üç alacak davacı tanık beyanlarına göre hesaplanmışsa da, dinlenen tanıklardan birinin davacının resmi nikahlı eşi olduğu, diğer tanığın ise davacı ile aynı işyerinde çalışan ve işverene karşı bir kısım işçilik alacaklarının tahsili için dava açmış bir işçi olduğu anlaşılmakla bu tanıkların beyanlarına itibar edilerek alacakların hesaplanması isabetli değildir. Ancak, aynı gün temyiz incelemesi yapılan yerel mahkemenin 2013/34 E-2014/478 K sayılı dava dosyasında, davacı işçi tarafından işe giriş çıkış saatlerini gösterir kayıtların sunulduğu, işveren tarafından söz konusu belgelerin inkar gördüğü, kararın Dairemizce bu kayıtlara yönelik olarak bozulduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle, davacının çalışma sürelerini gösterir belgelerin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, dosyaya celbedilmeli, davacının çalışma şeklinin, günlük ve haftalık çalışma sürelerinin, işe giriş çıkışların kayıt altına alınıp alınmadığının ve bu bağlamda davacının fazla çalışma yapıp yapmadığının, genel tatil ve hafta tatili günlerinde çalışıp çalışmadığının tespiti için mahallinde uzman bilirkişiler eşliğinde keşif yapılmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. …
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2015/7890, K. 2017/1642Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2015/7890 E.  ,  2017/1642 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, davalıya ait yurt dışındaki işyerlerinde teknisyen olarak çalışırken iş sözleşmesinin işverence haksız şekilde fesh edildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının tahsilini, istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davacının istifası üzerine iş sözleşmesinin sona erdiğini, taleplerinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece "Davacı davalı işyerinde çalışırken, çok kötü şartlar altında çalıştığını, davalı tarafından bunun düzeltilmediği ve davacı iş akdini haklı olarak feshettiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığını, Davacı fazla mesai yaptığı, hafta sonu ve ulusal bayramlarda çalıştığı, ücretini alamadığı, davalı ise davacının fazla mesai ücreti, hafta sonu ve ulusal bayram ücretini ödediğini, banka dekontu, ödeme belgesi vs. belgeler ile ispat edemediğinden davacının fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve hafta sonu alacağına hak kazandığı, Davacı izin ücreti olduğunu beyan etmiş, davalı ise davacının izin ücretini ödediğini veya kullandığını izin defteri ya da ödeme belgesi ile ispat edemediğinden davacının izin ücretine hak kazandığı dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamıyla anlaşıldığından dosya bilirkişiye verilmiş bilirkişi tarafından verilen 26/05/2014 tarihli bilirkişi raporunun 2. şıkkı nazara alınarak, raporda belirtilen miktarlar üzerinden kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti alacağının kabulüne, fazla mesai, hafta sonu çalışma ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti yönünden %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak kalan miktar üzerinden kabulüne, fazlaya ait talebin reddine karar vermek gerekmiş mahkememizin kanaati bu yolda olmakla," şeklinde gerekçe yazılıp dava kısmen kabul edilmiş ve kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil alacakları hüküm altına alınmıştır. D) Temyiz: Kararı davalı taraf temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1- Kararın usul hükümleri açısından incelenmesi sonucu: Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır. Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir. HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece gerekçe olarak yukarıda belirtilen şekilde bir açıklama yapılmıştır. Bu gerekçe yetersiz olduğu gibi özellikle fesih şeklindeki kabul de açık olmayıp hükümle de çelişki içindedir. Öte yandan dosya içindeki deliller tartışılmamış, maddi olay/olaylar saptanmamıştır. Gerekçesiz karar yazılması, Anayasa’ nın 138 ve 141. maddeleri ile HMK. nun 297. Maddesine aykırı olup, adil yargılanma hakkının ihlalidir. Kararın salt bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir. 2- Kararın esası yönünden yapılan inceleme sonucu: a- Davacının dava dilekçesinde davalı işyerlerinde hangi tarihlerde hangi saatler arasında çalıştığını ayrı ayrı açıkladığı halde hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu açıklamaları aşar şekilde tanık beyanlarına göre hesaplama yapılması hatalıdır. 6100 sayılı HKM'nın 25. maddesine göre Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamayacağından dava dilekçesinde açıklanan çalışma süreleri ile bağlı kalınmalıdır. Ayrıca hesaplamada davacının izinli olduğu günler dışlanmalı ve fazla çalışmanın ücrete dahil olduğu yönündeki sözleşme hükmü dikkate alınarak sonuca gidilmelidir. b- Davacı işçinin hafta tatili ücretine hak kazanıp kazanmadığı ve kazandığı takdirde hesabı ile ilgili taraflar arasında uyuşmazlık vardır. 4857 sayılı İş Kanununun 46 ncı maddesinde, işçinin tatil gününden önce aynı Yasanın 63 üncü maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla, yedi günlük zaman dilimi içinde yirmidört saat dinlenme hakkının bulunduğu belirtilmiş, işçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46 ncı maddenin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır. Hafta tatili izni kesintisiz en az yirmidört saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez. Hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin yirmidört saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır. 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 3 üncü maddesine göre, hafta tatili Pazar günüdür. Bu genel kural mutlak nitelikte olmayıp, hafta tatili izninin Pazar günü dışında da kullandırılması mümkündür. Hafta tatili gününde çalıştığını iddia eden işçi, norm kuramı uyarınca bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan hafta tatili ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde, işçi hafta tatilinde çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir. 4857 sayılı İş Kanununun 46 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince, çalışılmayan hafta tatili günü için bir iş karşılığı olmaksızın işçinin ücreti tam olarak ödenir. Hafta tatilinde çalışan işçinin ücretinin nasıl hesaplanacağı yasalarda düzenlenmemiş ise de, Dairemizce hafta tatilinde yapılan çalışmanın fazla çalışma sayılacağı, buna göre ücretin yüzde elli zamlı ödenmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir (Yargıtay 9.H.D. 23.5.1996 gün 1995/37960 E, 1996/11745 K.). Buna göre hafta tatilinde çalışılmışsa, çalışma karşılığı olmaksızın ödenmesi gereken bir yevmiye yanında, çalışmanın karşılığı da bir buçuk yevmiye olarak ödenmelidir. Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece davacının hafta tatillerinde çalışma yaptığı kabul edilmiştir. Davacı taraf, davalı işyerinde yılda 5 gün izin yaptıklarını iddia ederken davacı tanıklarının bu yöndeki anlatımları net olmayıp biri 15 günde bir izinden bahsederken diğeri iş yoksa izin yaptıklarını açıklamıştır. Bu beyanlar karşısında davacının tüm sürelerde hafta tatili kullanmadan çalıştığının kabulü hatalıdır. Mahkemece gerekirse bu yönden yeniden tanık beyanlarına başvurulup hafta tatili çalışması olup olmadığı varsa ne sıklıkla olduğu ortaya konup hafta tatilinde çalışılmışsa, çalışma karşılığı olmaksızın ödenmesi gereken bir yevmiye yanında, çalışmanın karşılığı da bir buçuk yevmiye olarak hesap yaptırılarak sonuca gidilmelidir. Eksik inceleme ve araştırma ile alacağın yazılı şekilde hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 13/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hafta tatili, kamu düzenine ilişkin bir dinlenme hakkıdır. İş veya toplu iş sözleşmesiyle süre işçi lehine artırılabilir. Yirmi dört saatten az süre belirlenmesi veya haktan vazgeçilmesi geçerli değildir.

Çalışılmış sayılan süreler

İş Kanunu’nun 46. maddesine göre çalışılmadığı halde kanunen çalışma süresinden sayılan zamanlar ile kanundan veya sözleşmeden doğan, ücreti ödenen ya da ödenmeyen tatil günleri çalışılmış gün gibi hesaba katılır. Aynı hüküm ek 2. maddede sayılan izinleri, bir haftalık süre içinde kalmak üzere işverence verilen diğer izinleri ve hekim raporuyla verilen hastalık ya da dinlenme izinlerini de bu hesaba alır.

Evlenme veya evlat edinmede ya da ana, baba, eş, kardeş veya çocukların ölümünde verilecek üç günlük izin süreleri, ücretli hafta tatiline hak kazanmak bakımından çalışılmış sayılır.

Zorlayıcı ve ekonomik bir sebep olmaksızın işverenin haftanın bir veya birkaç gününde çalışmayı tatil etmesi halinde çalışılmayan günler, ücretli hafta tatiline hak kazanmak için çalışılmış sayılır. İşi bir haftadan uzun süre tatil ettiren zorlayıcı sebeplerde ise 24 ve 25. maddelerin (III) bentleri uyarınca çalışılmayan günler için ödenen yarım ücret, hafta tatili günü için de ödenir.

Çalışılmayan günün ücreti

İşçi hafta tatilinde çalışmasa da o günün ücretini hak eder. İş Kanunu’nun 46. maddesi, çalışılmayan hafta tatili gününün ücretinin işveren tarafından bir iş karşılığı olmaksızın tam ödenmesini düzenler. Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde de bu ücreti işveren öder.

Aylık ücretli işçi, çalışmadığı hafta tatilinin ücretini kural olarak maaşı içinde alır. Hafta tatilinde ayrıca çalıştırılırsa ilave hafta tatili ve fazla çalışma alacağı gündeme gelebilir. Somut sonuç, bordrodaki kayıt ve fiili çalışmaya göre belirlenir.

Tatilde çalışmanın karşılığı

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin E. 2015/1191, K. 2016/8346 sayılı kararının gerekçesinde, çalışılmayan günün ücretinin tam ödeneceği; tatilde yapılan çalışmanın karşılığının ise kanunlarda ayrıca düzenlenmediği belirtilmiştir. Daire, bu çalışmayı fazla çalışma sayıp yüzde elli zamlı ödeme yaklaşımını benimsemiş; iş karşılığı olmaksızın bir yevmiye ile çalışmanın karşılığı bir buçuk yevmiye olmak üzere toplam iki buçuk yevmiye ölçüsünü açıklamıştır.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2015/1191, K. 2016/8346Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2015/1191 E.  ,  2016/8346 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi Sıfatıyla) Dava Türü : Alacak Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine, 2- Davacı, iş sözleşmesinin emekli olarak sona erdiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ile fazla çalışma, genel tatil, hafta tatili, ilave tediye ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı, davacının kendi işçisi olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, hafta tatili ücretinin hesaplama şekli ve alacaklara uygulanan faizin başlangıç tarihi noktalarında toplanmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 46 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince, çalışılmayan hafta tatili günü için bir iş karşılığı olmaksızın işçinin ücreti tam olarak ödenir. Hafta tatilinde çalışan işçinin ücretinin nasıl hesaplanacağı yasalarda düzenlenmemiş ise de, Dairemizce hafta tatilinde yapılan çalışmanın fazla çalışma sayılacağı, buna göre ücretin yüzde elli zamlı ödenmesi gerektiği görüşü benimsenmiştir. Buna göre hafta tatilinde çalışılmışsa, çalışma karşılığı olmaksızın ödenmesi gereken bir yevmiye yanında, çalışmanın karşılığı da bir buçuk yevmiye olarak ödenmelidir. Şu hale göre çalışılan hafta tatilinin ücreti ikibuçuk yevmiye olmalıdır. Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının hafta tatili günlerinde yaptığı çalışmanın aynı zamanda fazla mesai çalışması olduğu, bu nedenle 8.5 saat çalışması karşılığının saat ücretinin %50 fazlası ile hesaplanacağı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda çalışılan hafta tatili ücretinin, bordrolarda hafta tatili ücreti ödenmemişse 2.5 yevmiye, ödenmişse 1.5 yevmiye üzerinden hesaplanması gerekirken yazılı şekilde saat bazında yapılan hesaplamaya değer verilerek hüküm kurulması isabetsizdir. 3- Davacı davalı Belediyeyi 10.12.2013 tarihli ihtarname ile kıdem tazminatı, fazla çalışma, ilave tediye, dini resmi tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının tebliğ tarihinden itibaren 3 gün içinde ödenmesini isteyerek bu alacaklar yönünden davalıyı temerrüde düşürmüştür. Mahkemece kıdem tazminatına fesih tarihinden, hafta tatili ücreti hariç diğer alacaklara temerrüt tarihi olan 17.12.2013 hafta tatili ücretine dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 14.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Aynı dosyada bordroda hafta tatili ücreti ödenmemişse iki buçuk, ödenmişse bir buçuk yevmiye hesabı gerekirken saat üzerinden hesap yapılması bozma nedeni sayılmıştır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin E. 2015/7890, K. 2017/1642 sayılı kararında da çalışılan hafta tatili için bir yevmiye yanında bir buçuk yevmiye açıklanmıştır. Bu ölçü kanun metninde yazılmış bir formül değildir; belirtilen daire gerekçelerinde yer alır.

İşçinin onayı olmadan hafta tatilinde çalıştırılamaz. Hafta tatilinde çalışmak istemeyen işçinin sözleşmesi, çalışmadığı için haklı nedenle feshedilemez.

Konaklama tesislerinde erteleme

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından turizm işletmesi belgesi verilen konaklama tesislerinde, işçinin yazılı talebi veya onayıyla hak kazanılan hafta tatili, hak kazanılan günü izleyen dört gün içinde kullandırılabilir. Bu halde hak kazanılan hafta tatilinde yapılan çalışmanın günlük normal çalışma süresi kadarlık kısmı fazla çalışma hesabına katılmaz.

Bu imkan bütün işyerlerine uygulanmaz; yazılı talep veya onaya bağlıdır. İşçi, verdiği onayı otuz gün önceden işverene yazılı bildirimde bulunarak geri alabilir.

Pazar, genel tatil ve fazla çalışma

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin E. 2014/35436, K. 2016/6883 sayılı kararında hafta tatilinin pazar günü olduğu, bu kuralın mutlak olmadığı ve tatilin başka günde de kullandırılabileceği açıklanmıştır. Pazar günü çalışma kendiliğinden hafta tatili çalışması değildir. İşyerinin tatil günü pazarsa bu alacak, başka bir günse koşullarına göre fazla çalışma gündeme gelebilir.

Hafta tatili yedi günlük dönemdeki dinlenmeyi, genel tatil resmî tatil günlerini, fazla çalışma ise haftalık kırk beş saati aşan çalışmayı ilgilendirir. Aynı çalışma, koşullarına göre birden fazla alacağa konu olabilir; bu nitelikler birbirinin yerine konmaz.

Genel tatil gününde çalışma için, çalışma süresi ne olursa olsun bir günlük ilave ücret ödenir ve toplam iki yevmiye olarak açıklanır. Bu sonuç, hafta tatilinde çalışma için daire gerekçelerinde açıklanan iki buçuk yevmiye yaklaşımından ayrıdır.

Ödeme zamanı ve ödenmemenin sonuçları

Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesiyle ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir. Hafta tatili ücreti de bir ücret alacağıdır.

Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu nedenle kişisel kararla iş görmemenin sayısal olarak toplu nitelik kazanması, grev sayılmaz. Ücretin zamanında ödenmemesi nedeniyle çalışmayan işçilerin sözleşmeleri bu nedenle feshedilemez; yerlerine yeni işçi alınamaz ve bu işler başkalarına yaptırılamaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 34Kaynağı aç
Madde 34 – Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez. Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır. Bu işçilerin bu nedenle iş akitleri çalışmadıkları için feshedilemez ve yerine yeni işçi alınamaz, bu işler başkalarına yaptırılamaz. Ücretin saklı kısmı

Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, İş Kanunu’nun 24. maddesinde yazılı hallerde sözleşmeyi sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir. İşveren ücreti kanun hükümlerine veya sözleşme şartlarına uygun hesap etmez ya da ödemezse bu hallerden biri doğar. Hafta tatili ücretinin kısmen ödenmesi veya hiç ödenmemesi, bu fesih hakkının kullanılmasına engel oluşturmaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I. Sağlık sebepleri: a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa. b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa. II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa. b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa. c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa. d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa. e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa. III. Zorlayıcı sebepler: İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa. İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı

Ücret parça başına veya iş tutarı üzerinden kararlaştırılmış ve işçiye yapabileceği sayı ya da tutardan az iş verilmişse, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek eksik ücret karşılanmadığında ya da çalışma şartları uygulanmadığında işçi sözleşmesini derhal feshedebilir.

İş Kanunu’nun 34. maddesine göre gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır. Bu hüküm hafta tatili ücretini de kapsar.

Zamanaşımı, görev ve yetki

Hafta tatili ücreti bir ücret alacağı olduğundan beş yıllık zamanaşımına tabidir. Süre, ücretin ödenmesi gereken tarihten başlar ve her hafta için ayrı işler. İş sözleşmesinin devam etmesi sürenin başlamasına engel değildir.

Dava açıldığında, açıldığı tarihten geriye doğru son beş yıl içindeki hafta tatili ücretleri hesaplanır. İşverenden hafta tatili ücretinin veya tatilde çalışma halinde zamlı ücretin talep edilmesi, zamanaşımı süresini kesen sebeplerden değildir.

Uyuşmazlıkta görevli mahkeme iş mahkemesidir. Dava öncesinde arabuluculuk gerekir; son tutanağın aslı veya onaylı örneği dava dilekçesine eklenir. Yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte davalı gerçek veya tüzel kişinin yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesidir.

İspat ve takdiri indirim

Hesapta puantaj kayıtları, giriş-çıkış çizelgeleri, vardiya listeleri, bordrolar ve yazılı talimatlar belirleyicidir. Yazılı kayıt yoksa tanık anlatımları değerlendirilebilir. İspatın şekli, ileri sürülen iddianın niteliğine göre belirlenir.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin E. 2014/35436, K. 2016/6883 sayılı kararının gerekçesine göre bordro imzalı ve ihtirazi kayıtsız olsa bile, bordroda yazılı olanın dışındaki hafta tatili çalışmaları yazılı delille kanıtlanabilir. Bu açıklama hafta tatili çalışmasına özgüdür.

Aynı kararda, dinlenen tanıklardan birinin davacının resmî nikâhlı eşi, diğerinin ise aynı işyerinde çalışıp işverene karşı işçilik alacağı davası açmış kişi olması nedeniyle beyanlarına itibar edilerek hesap yapılması isabetli görülmemiştir. E. 2015/7890, K. 2017/1642 sayılı kararda da çelişkili izin anlatımlarına rağmen tüm sürelerde tatilsiz çalışıldığının kabulü hatalı bulunmuş; çalışmanın bulunup bulunmadığı ve varsa sıklığının araştırılması gerektiği belirtilmiştir.

Hafta tatili alacağının uzun süreye ve yüksek miktara dayanması halinde, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin E. 2014/35436, K. 2016/6883 sayılı kararının gerekçesine göre takdiri indirim uygulanabilir. Çalışma yazılı belgelere veya işveren kayıtlarına dayanıyorsa böyle bir indirime gidilmemesi gerekir. İndirimin oranı bu kararda belirlenmemiştir.

Hafta tatili ücreti çalışılmadan da ödenir mi?

Evet. Koşulları bulunan işçi hafta tatilinde çalışmasa da o günün ücretini hak eder ve bu ücret bir iş karşılığı olmaksızın tam ödenir.

Hafta tatili en az ne kadar olmalıdır?

Hafta tatili, yedi günlük dönem içinde kesintisiz en az yirmi dört saattir. Daha kısa veya bölünmüş kullandırma usulüne uygun tatil sayılmaz.

Pazar çalışması her zaman hafta tatili midir?

Hayır. Hafta tatili kural olarak pazar günüdür ancak başka günde de kullandırılabilir. Pazar çalışmasının niteliği, işyerinde belirlenen tatil gününe göre anlaşılır.

Konaklama tesisinde hafta tatili ertelenebilir mi?

Turizm işletmesi belgeli konaklama tesislerinde, işçinin yazılı talebi veya onayıyla tatil hak kazanılan günü izleyen dört gün içinde kullandırılabilir. Onay, otuz gün önceden yazılı bildirimle geri alınabilir.

Hafta tatili alacağı kaç yılda zamanaşımına uğrar?

Hafta tatili ücreti beş yıllık zamanaşımına tabidir. Süre, ücretin ödenmesi gereken tarihten başlar; sözleşmenin sürmesi başlangıca engel değildir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu