Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Yargıtay Uygulaması

by Avukat Erdal Ersoy
Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Yargıtay Uygulaması

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin yargılamalarda; uzlaştırma usulü, iddia ile bağlılık kuralı, suç vasfının tayini ve soruşturma aşamasında delillerin eksiksiz toplanması yargısal denetimin temel başlıklarını oluşturmaktadır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 253Kaynağı aç
Madde 253 – (Değişik: 6/12/2006-5560/24 md.)
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek
veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer
alan;[102]
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit
(madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
(madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık
(madde 141),
7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),[103]
8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık
(madde 157),
9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın
alınması veya kabul edilmesi (madde 165),
10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi
veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun
veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla,
suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis
veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak
üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna
gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel
dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret
suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek
cümle: 26/6/2009 – 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu
kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması
hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.)
Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına
giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma
kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.[104][105][106][107]
(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya
tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli
şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro
tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan
zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar
görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat
veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören,
kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını
bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. 106[108]
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve
uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan
adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura,
suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması
halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.
(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet
veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya
suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi,
soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin
uygulanmasına engel değildir.
(9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.)
(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi
sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde
bulundurulur.
(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve
Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın
gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.[109]
(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine
verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır.
Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında
yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.
(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma
müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve
vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya
kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi
halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle
ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı,
uzlaştırmacıya talimat verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak
kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma
bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını
da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (Ek
cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu
soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına
gönderir.
(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya
suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin
düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan
edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine
dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi
mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna
gidilemez.
(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin
edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı
kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside
bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar
aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı
verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının
ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde,
171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. (…)[110] Uzlaşmanın sağlanması
halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan
zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış
olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi
halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden
sayılır.[111]
(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir
soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar
görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren,
uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu
düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği
tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
(22) (Değişik birinci cümle:
24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya Adalet
Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı
ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır.
Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından
karşılanır.
(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda
öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
(24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı
bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile
personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer
aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden
görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı
anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları,
uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.[112]
(25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri,
eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum
ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili,
uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet
başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve
esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve
raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
Mahkeme tarafından uzlaştırma

Uzlaştırma Usulü ve Muhakeme Kuralları

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 7 numaralı alt bendi uyarınca, Türk Ceza Kanunu'nun 155. maddesindeki güveni kötüye kullanma suçu, üçüncü fıkra hariç olmak üzere şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamındadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunda da Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemlerinin yapılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi zorunludur. Nitekim Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2021/18126 Esas ve 2021/13600 Karar sayılı ilamında, uzlaştırma usulü tamamlanmadan sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı belirtilmiştir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/18126, K. 2021/13600Kaynağı aç
11. Ceza Dairesi         2021/18126 E.  ,  2021/13600 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik
A)"Özel belgede sahtecilik" suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün ONANMASINA,
B)"Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığa yüklenen ve 5237 sayılı TCK'nin 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle, 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında kaldığının anlaşılması durumunda dosya, 5271 sayılı Kanun'un 254. maddesinin birinci fıkrası uyarınca uzlaştırma bürosuna gönderilir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde sanığın edimini defaten ifa etmesiyle davanın düşmesine karar verilir; edimin takside bağlanması, ileri bir tarihe bırakılması veya süreklilik göstermesi hallerinde ise durma kararı tesis edilir ve durma süresince zamanaşımı işlemez. Uzlaşmanın gerekleri yerine getirilmediğinde ise mahkemece yargılamaya kaldığı yerden devam olunur. 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, uzlaştırma kapsamına giren bir suçun bu kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmesi hâlinde uzlaşma hükümleri uygulanmaz; ancak bu suçlardan birinin önödeme kapsamında bulunması durumunda uzlaştırma kapsamındaki suç yönünden uzlaşma hükümleri uygulanır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 254Kaynağı aç
Madde 254 –
(Değişik: 6/12/2006-5560/25 md.)
(1) Kamu davası açıldıktan sonra
kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü
maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine
getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.[113]
(2) (Değişik:7/11/2024-7531/17 md.)
Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın
edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar
verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside
bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde durma kararı verilir.
Durma süresince zamanaşımı işlemez. Uzlaşmanın gereklerinin yerine
getirilmemesi halinde, mahkemece yargılamaya kaldığı yerden devam olunur.
Birden çok fail bulunması hâlinde uzlaşma

Türk Ceza Kanunu'nun 155/1. maddesinde düzenlenen ve ceza üst sınırı itibarıyla basit yargılama usulüne konu olabilen basit güveni kötüye kullanma isnatlarında, 5271 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinin (d) bendine ilişkin Anayasa Mahkemesi iptal kararı doğrultusunda sanık hakkında basit yargılama usulü hükümlerinin uygulanması gerekip gerekmediği değerlendirilmelidir.

İddianame ile Bağlılık ve Hırsızlık Suçundan Ayrım

Ceza yargılamasında hükmün konusu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 225/1. maddesi uyarınca iddianamede gösterilen fiilden ibarettir. İddianamede sanık hakkında yalnızca Türk Ceza Kanunu'nun 155/1. maddesi tatbiki talebiyle güveni kötüye kullanma suçundan kamu davası ikame edilmişse, fiil hırsızlık suçuna dönüştürülemez ve hırsızlık suçundan ayrıca bir kamu davası açılması sağlanmadan yalnızca ek savunma hakkı verilmek suretiyle Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesi kapsamında mahkûmiyet hükmü kurulamaz.

Sanığın zilyetliği kendisine bırakılan tırın yanı sıra kullanımı ve zilyetliği verilmeyen diğer tırdan da mazot alması hâlinde, eylemin bir bütün halinde tek hırsızlık suçu kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup, ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulamaz.

Sözleşme İlişkisi, İhtarname ve Zamanaşımı

Finansal kiralama sözleşmesine konu malın ticari bir işletmenin faaliyetleri çerçevesinde kiralanmamış olması ve yürürlükteki mevzuatta ticari dava karinesinin bulunmaması hâlinde eylem, Türk Ceza Kanunu'nun 155/2. maddesi kapsamında değil, aynı Kanun'un 155/1. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilir. Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2017/34996 Esas ve 2019/12231 Karar sayılı ilamında, takibi şikâyete bağlı olan bu suçta ihtarnamenin tebliğ edildiği somut olayda yasal şikâyet süresi aşıldıktan sonra yapılan başvuru karşısında kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2017/34996, K. 2019/12231Kaynağı aç
15. Ceza Dairesi         2017/34996 E.  ,  2019/12231 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : TCK.nın 155/2, 62, 52, 51, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet
Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, katılan şirketten finansal kiralama sözleşmeleri ile 17/12/2004 tarihinde traktör kiraladığı ancak borçlarını süresinde ödememesi üzerine, altmış gün içerisinde borcun ödenmesi, aksi takdirde üç gün içerisinde traktör ve ekipmanların teslim edilmesi gerektiğine dair ihtarnamenin sanığa tebliğ edildiği, sanığın ihtarnameye rağmen borcun tamamını ödemediği gibi traktör ve ekipmanlarını da teslim etmediği, bu suretle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Suç tarihinde yürürlükte bulunan mülga 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu'ndaki sözleşmeden doğan davaların ticari dava niteliğinde bulunduğu yönündeki 31. madde hükmüne benzer bir düzenlemenin inceleme tarihinde yürürlükte bulunan 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nda yer almaması ve finansal kiralama sözleşmesinin tarafı konumunda bulunan sanığın kira konusu aracı ticari bir işletmenin faaliyetleri çerçevesinde kiralamamış olduğunun anlaşılması karşısında; eylemin, uzlaştırma kapsamında bulunan 5237 sayılı TCK’nın 155/1. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu, bu suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete tabi olduğu, sözleşmeye ilişkin borca dair 09/10/2007 tarihli ihtarnamenin sanığa tebliğ tarihinin 18/10/2007 olduğu ve katılanın 17/07/2009 tarihinde sanığı şikayet ettiği gözetilerek, davanın şikayet süresi geçirildiğinden düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19/11/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İhtarnamede iade için muhataba belirli bir süre tanınan olaylarda, verilen sürenin sona erdiği tarihin suç tarihi kabul edilip altı aylık yasal şikâyet süresinin bu tarihten başlatıldığı değerlendirmeler bulunurken; kimi kararlarda ise ihtarnamenin tebliğ tarihi ile şikâyet tarihi arasındaki süre dikkate alınmaktadır. Diğer taraftan, bir işletmenin faaliyetleri çerçevesinde kiralanmayan iş makinesinin ihtarnameye rağmen iade edilmemesi nedeniyle Türk Ceza Kanunu'nun 155/1. maddesi kapsamında görülen dosyalarda, uzlaştırma süresince duran zamanaşımı da hesaba katılarak olağanüstü dava zamanaşımının dolup dolmadığının denetlenmesi ve sürenin gerçekleşmesi hâlinde davanın düşürülmesi gerekir.

Soruşturmanın Genişletilmesi ve Delillerin Toplanması Zorunluluğu

Şirket alacaklarını tahsil etmekle görevlendirilen çalışanın tahsilatı uhdesinde tuttuğu iddiasına dayanan dosyalarda; sigorta kayıtları getirtilerek sanığın resmi görevi ve maaşı belirlenmeli, makbuz karşılığı ödeme aldığı ileri sürülen çalışanların beyanları alınmalı, işyerinde resmi kayıt dışı elden ödeme yapılıp yapılmadığı ve taraflar arasında devam eden işçi alacağı davasının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

Benzer biçimde taşıma görevlisinin sevk ettiği akaryakıtı usulsüz boşaltmaya teşebbüs ettiği iddialarında, nakil aracına ait GPS takip verileri incelenmeli, araçta müdahale aleti bulan tutanak tanıkları ile kolluk görevlilerinin ifadelerine başvurulmalıdır. Şoförün işyeri bilgisi dışında ürün satarak bedelini mal edindiği isnatlarında ise uyuşmazlığın salt ticari nitelikte olduğu gerekçesiyle işlem yapılamaz; fatura isteyen müşteri ve işyeri çalışanları dinlenmeli, tarafların defter ve belgeleri üzerinden denetime elverişli inceleme yapılarak soruşturma genişletilmelidir.

Duygusal ilişki ve kişisel yakınlık yoluyla güven sağlanarak para ve ziynet eşyası alındığı iddiasına dayanan soruşturmalarda; şüphelilerin savunmaları, banka havale kayıtları ve devir olgusu etraflıca araştırılmadan doğrudan kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi eksik inceleme olarak değerlendirilmekte ve etkin soruşturma yürütülmesi aranmaktadır.

Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunda uzlaştırma zorunlu mudur?

Evet, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunda, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemlerinin yapılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi zorunludur.

Uzlaştırma kapsamındaki güveni kötüye kullanma suçu başka bir suçla birlikte işlenirse uzlaşma uygulanır mı?

Kural olarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince uzlaştırma kapsamındaki bir suçun, bu kapsama girmeyen başka bir suçla aynı mağdura karşı birlikte işlenmesi hâlinde uzlaşma hükümleri uygulanmaz. Ancak birlikte işlenen diğer suç önödeme kapsamında ise uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.

İddianamede güveni kötüye kullanma olarak açılan dava ek savunmayla hırsızlığa dönüştürülebilir mi?

Hayır, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 225/1. maddesi gereğince yalnızca iddianamede gösterilen fiil hakkında hüküm kurulabileceğinden, hırsızlık suçundan ayrı bir dava açılmadıkça salt ek savunma ile hırsızlık suçundan mahkûmiyet kurulamaz.

İhtarname ile süre verilen güveni kötüye kullanma isnadında şikayet süresi ne zaman başlar?

Yargı kararlarında farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Kimi kararlarda ihtarnamede verilen sürenin sona erdiği gün suç tarihi kabul edilerek altı aylık yasal şikâyet süresinin bu tarihten başladığı kabul edilirken, kimi kararlarda ise ihtarnamenin muhataba tebliğ tarihi esas alınarak şikâyet süresinin geçip geçmediği denetlenmektedir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu