Görevi ile İlgili Çıkar Sağlamak: Disiplin Suçunun Unsurları ve Zamanaşımı

by Avukat Erdal Ersoy
Görevi ile İlgili Çıkar Sağlamak: Disiplin Suçunun Unsurları ve Zamanaşımı

Çıkar Sağlamak Fiilinin Disiplin Hukukundaki Yeri

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin D fıkrasının (c) bendi, 'görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak' fiilini kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren disiplin suçları arasında saymaktadır. Bu ceza, fiilin ağırlık derecesine göre memurun bulunduğu kademede ilerlemesinin bir ila üç yıl süreyle durdurulması sonucunu doğurur. Suç tanımındaki 'her ne şekilde olursa olsun' ifadesi geniş bir kapsam öngörmekle birlikte, bir fiilin disiplin suçu oluşturabilmesi için kanundaki tanıma uyması, yani tipiklik şartını karşılaması gerekir.

Kanunsuz Suç ve Ceza Olmaz İlkesi

Anayasa'nın 38. maddesi, ceza yaptırımına bağlanan her fiilin tanımının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde kanunda yer alması gerektiğini güvence altına almaktadır. Bu anayasal ilke disiplin cezaları bakımından da geçerlidir. Bir memurun eyleminin m. 125/D-(c) kapsamındaki suç tanımına uymaması, tipiklik şartının gerçekleşmemesi sonucunu doğurur ve bu durumda verilen disiplin cezası hukuka aykırı olur.

Tipiklik Denetimi: Hangi Eylemler Bu Suçu Oluşturur?

Bir disiplin suçunun oluşabilmesi için kanundaki tanıma uygunluk yeterli değildir; maddi ve manevi unsurların da birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Her iki unsur da somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gereken denetim ölçütleridir.

Sağlanan menfaatin niteliği de tipiklik denetiminde belirleyici bir etkendir. Danıştay 12. Dairesi'nin oyçokluğuyla verilen bir kararında, m. 125/D-(c)'nin maddi çıkar dışındaki menfaatleri de kapsayabileceği sonucuna varılmış; siyasi kazanım veya çevre oluşturma gibi faydalar bu kapsamda değerlendirilmiştir. Karşı oy kullanan üyeler farklı görüştedir. Maddi olmayan bir menfaatin söz konusu suç tanımını karşılayıp karşılamadığı, her olayda delillere ve somut koşullara göre belirlenmesi gereken bir meseledir.

Öte yandan bazı eylemler, görünüşte çıkar sağlamayı andırsa da suç tanımına girmeyebilir. Danıştay 5. Dairesi'nin bir kararında, harcırahın fazla yatırılmasını fark eden ve idare olaydan haberdar olmadan önce tutarı iade eden memurun uhdesinde tutmakta kusuru bulunmadığı saptanarak çıkar sağlama ve gerçeğe aykırı rapor düzenleme iddialarının sübuta ermediği sonucuna ulaşılmıştır.

Disiplin Zamanaşımı: Soruşturmaya Başlama ve Ceza Verme Süreleri

Disiplin hukukunda iki ayrı zamanaşımı işler: soruşturmaya başlama zamanaşımı ve ceza verme zamanaşımı. 657 sayılı Kanun'un 127. maddesi uyarınca uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezaları için fiilin öğrenildiği tarihten itibaren bir ay, memurluktan çıkarma cezası için ise altı ay içinde disiplin kovuşturmasına başlanmaması hâlinde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Aynı madde ayrıca fiilin işlendiği tarihten itibaren her hâlükârda iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisinin düşeceğini öngörmektedir.

Danıştay 2. Daire, E. 2024/759, K. 2024/2648Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2024/759 E.  ,  2024/2648 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/759
Karar No : 2024/2648
KARARIN DÜZELTİLMESİNİ
İSTEYEN (DAVALI): … Bakanlığı
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri …
KARŞI TARAF (DAVACI): …
İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın onanmasına ilişkin Danıştay İkinci Dairesinin 05/10/2023 günlü, E:2021/3525, K:2023/4553 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava Konusu İstem : Dava; 3. sınıf emniyet müdürü olan davacı tarafından, … İl Emniyet Müdürlüğü Eğitim Şube Müdürlüğü emrinde eğitim şube müdürü olarak görev yaptığı dönemde, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesi uyarınca ''görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklama'' fiilini işlediğinden bahisle 12 ay uzun süreli durdurma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de, aynı Tüzük'ün 15. maddesi uygulanarak 4 ay kısa süreli durdurma cezasıyla cezalandırılmasına, öğrenim durumu nedeniyle yükselebileceği kadronun son kademesinde bulunduğundan brüt aylığının 1/4 oranında kesilmesine, ancak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığından "dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılmasına" ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : Danıştay Beşinci Dairesinin 29/05/2019 günlü, E:2016/21388, K:2019/4001 sayılı bozma kararına uyularak verilen … İdare Mahkemesinin …. günlü, E:… K:… sayılı kararıyla; davacı tarafından, görev yaptığı dönemde kapalı atış poligonunun eksiklikleri bilindiği kabul edilse dahi, söz konusu eksikliklerin kapalı atış poligonunun kapatılmasına ilişkin yetkisi bulunan il emniyet müdürü dahil olmak üzere üst amirlerinin bilgisinin bulunduğu ve bu bilgiye sahip olmalarına rağmen, poligonun bakım ve onarımı için gönderilen ödeneğin kullanılmasından davacının görev yaptığı dönemde vazgeçildiği, aynı zamanda özel güvenlik silah atışları yapılmasına da valilik makamı tarafından izin verildiği, görev yaptığı dönemde olumsuz bir olayın da yaşanmadığı göz önüne alındığında, davacının, söz konusu eksiklikler giderilinceye kadar poligonun faaliyetine ara verilmesi hususunda yetkili makamları harekete geçirmede gayret sarf etmediğinden söz edilemeyeceğinin açık olduğu, bu durumda; davacıya isnat edilen görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklama fiilinin sübut bulmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline hükmedilmiştir.
Daire Kararının Özeti : Davalı idarenin temyiz başvurusu üzerine, Danıştay İkinci Dairesinin 05/10/2023 günlü, E:2021/3525, K:2023/4553 sayılı kararıyla, İdare Mahkemesi kararı onanmıştır.
KARAR DÜZELTME TALEBİNDE
BULUNANIN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; dava konusu işlemin davacı hakkında herhangi bir hüküm ve sonuç doğurmayan nitelikte olduğu, davacının hak ve menfaatini etkileyen, idari davaya konu olabilecek bir işlem bulunmadığı ileri sürülerek, Danıştay İkinci Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davalı İdarenin karar düzeltme istemi kabul edilerek, İdare Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, davalı idarenin karar düzeltme isteminin kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının onanmasına ilişkin Danıştay İkinci Dairesinin 05/10/2023 günlü, E:2021/3525, K:2023/4553 sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
3. sınıf emniyet müdürü olan davacı tarafından, … İl Emniyet Müdürlüğü Eğitim Şube Müdürlüğü emrinde eğitim şube müdürü olarak görev yaptığı dönemde, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesi uyarınca ''görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklama'' fiilini işlediğinden bahisle 12 ay uzun süreli durdurma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de, aynı Tüzük'ün 15. maddesi uygulanarak 4 ay kısa süreli durdurma cezasıyla cezalandırılmasına, öğrenim durumu nedeniyle yükselebileceği kadronun son kademesinde bulunduğundan brüt aylığının 1/4 oranında kesilmesine, ancak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığından "dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılmasına" ilişkin 11/09/2014 günlü, 2014/83 sayılı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde, "Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;
a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,
b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." kuralına yer verilmiştir.
08/03/2018 günlü, 30354 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasında; "Kınama cezasını gerektiren fiiller şunlardır: (…) ı) Bu fıkrada disiplinsizlik olarak saptanan eylem, işlem, tutum ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha ve savsaklama göstermek." kuralına, aynı Kanun'un "Ağırlaştırıcı nedenler" başlıklı 10. maddesinin 10. fıkrasında da; "Görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha veya savsaklama fiili Devleti veya kişileri zarara uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına ya da aksamasına neden olmuşsa durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre daha ağır cezalardan birisi verilebilir." hükmüne yer verilmiştir, "Zamanaşımı" başlıklı 29. maddesinde ise, "(1) Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde, b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. (2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. (3) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği, zincirleme suçlarda ise son suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.(4) (Anayasa Mahkemesinin 09/03/2023 günlü, E:2023/5, K:2023/45 sayılı kararıyla bu fıkra iptal edilmiştir. Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra -20/03/2024- yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.) Fiilin hatalı olarak vasıflandırıldığı veya düzeltilebilir bir şekil noksanlığı bulunduğu gerekçeleriyle disiplin cezasının mahkeme tarafından iptal edilmesi durumunda, kararın kesinleştiği tarihteki yetkili disiplin kurulu veya disiplin amiri, kararın tebliğinden itibaren ceza verme yetki ve sorumluluğu kapsamında yeniden değerlendirme yapar." hükmü düzenlenmiştir.
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün "Görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklama" başlıklı 13. maddesinde, "Bu Tüzükte disiplin suçu olarak saptanan eylem, işlem, tutum ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklaması görülen memura kınama cezası verilir. Bu hoşgörü veya savsaklama Devleti veya kişileri zarara uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına ya da aksamasına neden olmuşsa, durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre, daha ağır bir ceza verilebilir." hükmü yer almış olup; aynı Tüzüğün 15. maddesinde, "Kararın verildiği güne kadar geçmiş hizmetleri olumlu ve sicilleri iyi olan memurlara Tüzükte gösterilen cezanın bir derece aşağısı uygulanabilir." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup; memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konuyla ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.
İlgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle disiplin soruşturmasını açmaya yetkili amirlerce uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, bu süreler geçirildikten sonra yapılan disiplin soruşturması esas alınarak verilen disiplin cezaları hukuka aykırı olacaktır.
Kural olarak, zamanaşımına uğrayan bir fiille ilgili yapılan soruşturmada ilk önce fiilin belirlenmesi ve akabinde zamanaşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi; zamanaşımı tespit edilmesi halinde ise, fiilin sübuta erip ermediği tartışılmadan zamanaşımına uğradığı saptanarak dosyanın işlemden kaldırılması gerekmektedir. Ancak zamanaşımına uğrayan fiile disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım (örneğin, 3201 sayılı Kanun'un Geçici 28. maddesi gereğince başka kuruma atanma gibi) öngörülmüş ise, bu halde fiilin sübuta erip ermediği değerlendirilmesi yapıldıktan sonra zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırma kararı verilmelidir.
Uyuşmazlık konusu olan ve davacı hakkında tesis edilen işlemde, davacıya isnat edilen fiile yönelik değerlendirmeler yapılarak ve eylemin sübuta erdiği kanaati belirtilerek, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. ve 15. maddeleri gereğince 4 ay kısa süreli durdurma cezasıyla cezalandırılması gerektiğine yer verildikten sonra, zamanaşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.
İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin kurulu kararının verildiği tarihte, ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacıya atfedilen soruşturma konusu eyleme yönelik ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğraması ve bu eylem nedeniyle verilen disiplin cezası (4 ay kısa süreli durdurma) için mevzuatımızda idari bir yaptırım belirlenmemesi karşısında, Mahkemece hukuki denetimin, fiilin işlendiği tarih dikkate alınarak ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespitiyle sınırlı olarak yapılması gerekmektedir.
Bu durumda; dava konusu olayda İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunca, davacının disiplin cezasını gerektirecek fiilinin sübuta erip ermediği konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın, sadece isnat edilen eylemler için zamanaşımı süresinin dolduğunun saptanması, salt bu saptamayla yetinilmesi, hukuki sonuç doğurabilecek başkaca bir karar alınmaması ve dosyanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerekirken, fiil hakkında değerlendirme yapılarak ve sübuta erdiği kanaati belirtilerek dosyanın işlemden kaldırılmasına yönelik tesis edilen işlemde hukuka uyarlık; dava konusu işlemin iptaline karar veren İdare Mahkemesi kararında ise, sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:…. sayılı kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3.Temyiz ve karar düzeltme giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 06/05/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Uyuşmazlıkta davacının; disiplin cezası verilmesini gerektiren bir eyleminin olmadığı ileri sürülerek, zamanaşımı bulunduğundan disiplin cezası verilmesiyle sonuçlanmayan ancak eylemleri sabit bulan işlemin iptalini istediği, bu bakımdan; "masumiyet karinesi" ile "lekelenmeme" ve "mahkemeye erişim" hakları çerçevesinde, disiplin işlemlerinde "soruşturma yapılması" ve “zamanaşımı” hususunun açıklığa kavuşturulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunduğu şekliyle 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’nun 3. maddesinde, “Umumi zabıta: Silahlı bir kuvvet olan (polis) ve (jandarma) dır.” hükmü yer almış; 82. maddesinde, Emniyet örgütü mensuplarına verilecek disiplin cezaları sayılmış, Devlet memurluğundan çıkarma cezasının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine göre ve bu Kanun'da gösterilen yetkili disiplin kurulunca uygulanacağı belirtilmiş; 83. maddesinde de, "Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re'sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyetten ihraç cezası müstesnadır." kuralına yer verilmiştir.
3201 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye istinaden, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü 24/04/1979 günlü, 16618 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış; Anayasa Mahkemesinin 29/01/2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla da; "4.6.1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine" karar verilmiştir. Diğer taraftan, 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kanunlaşarak, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun, 08/03/2018 günlü, 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
7068 sayılı Kanun’un 1. maddesinde, bu Kanun’un Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik hâllerini, disiplin cezalarını, disiplin amirlerini ve kurullarını, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususları düzenlediği belirtilmiş,"Yürürlükten kaldırılan hükümler" başlıklı 37. maddesinde, "(1) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 82 nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83 üncü, ek 4 üncü, ek 5 inci, ek 6 ncı, ek 7 nci, ek 8 inci ve ek 9 uncu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır." hükmüne;
"Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde ise, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur.
(2) (Değişik:18/10/2018-7148/45 md.) 2/1/2017 tarihli ve 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği 23/1/2017 tarihinde devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak;
a) Bu Kanunun usule, yetkili disiplin amiri ve yetkili disiplin kurullarına ilişkin hükümleri derhal uygulanır.
b) Bu Kanun yürürlüğe girmeden önce personelin tabi olduğu disiplin mevzuatının ceza hükümleri ile bu Kanunun ceza hükümlerinin farklı olması halinde personelin lehine olan hükümler uygulanır.
(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur." hükümlerine yer verilmiştir.
Aktarılan mevzuat uyarınca, 7068 sayılı Kanun kapsamında bulunan personele, bu Kanun’dan önceki mevzuat esas alınarak verilmiş disiplin cezalarının, 7068 sayılı Kanun hükümleri uyarınca verilmiş sayılacağı ancak ceza hükümlerinin farklı olması halinde personelin lehine olan hükümler uygulanacağı, söz konusu disiplin cezalarının iptali istemiyle açılan davaların, 7068 sayılı Kanun hükümleri uyarınca çözüleceği açıktır.
3201 sayılı Kanun’da ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nde ceza verme yetkisinde zamanaşımına ilişkin düzenleme yer almadığından, 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış ise de; 7068 sayılı Kanun'un 14. maddesinde, “Maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil eden bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirirse bizzat ya da yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla disiplin soruşturması yapar.”;29. maddesinde, “Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren;
1) a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde;
(b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
(2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar…” düzenlemeleri yapılmıştır.
3201 Kanun’a eklenen Geçici 28. madde de (Ek: 27/3/2015-6638/33 md.), “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki son beş yıl içinde disiplin kurullarınca meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği hâlde 657 sayılı Kanunun 127 nci maddesine göre ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan Emniyet Teşkilatı mensupları, bir ay içinde kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere İçişleri Bakanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. …” hükmüne yer verilmiş; bu düzenlemenin iptali istemiyle yapılan başvuru, Anayasa Mahkemesinin 04/05/2017 günlü, E:2015/41, K:2017/98 sayılı kararıyla, ”Memuriyetten veya meslekten atılmayı gerektirecek fiiller yönünden Kanun’da belirtilen zamanaşımı sürelerinin geçmiş olması, bu fiiller nedeniyle kişinin disiplin cezasıyla cezalandırılmaması yönünden kesin bir güvence sağlamakla birlikte bu sürelerin geçmiş olması, kanun koyucunun belli şartlar altında personel çalıştırma rejimiyle ilgili sahip olduğu takdir yetkisini kullanmasına engel teşkil edecek bir neden olarak yorumlanamaz. Bu bağlamda kanun koyucunun, anayasal sınırlar içinde kalmak, bu yönüyle hukuki belirsizliğe ve keyfîliğe neden olmamak kaydıyla ceza müeyyidesi uygulama dışında memuriyetten veya meslekten atılmayı gerektirecek nitelikteki fiilleri işleyenleri emniyet hizmetleri gibi kamu güvenliği ve kişi güvenliğini doğrudan ilgilendiren faaliyet alanlarında çalıştırmak istememesi takdir yetkisi kapsamında kalan bir husus olup bunun kişilerin hukuki güvenliğini ihlal eden bir yönünün olduğu söylenemez.” gerekçesine de yer verilerek reddedilmiştir.
Kamu hizmetlerini yürütenlere verilecek disiplin cezalarına ilişkin farklı düzenlemeler bulunmakla birlikte, genel bir usul kanunu ve 5271 sayılı CMK 158. maddesinde yer alan başlangıç şüphesinin dahi olmadığı durumlarda, lekelenmeme hakkı kapsamında soruşturma yapılmasını önleyen bir müesseseye ilişkin düzenleme de yapılmamıştır.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesi kararları incelendiğinde;
"- Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış; bu sınırların dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür (AYM, E.2017/33, K.2019/20, 10/4/2019, § 42).
– Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet karinesinin sağladığı güvencenin iki boyutu bulunmaktadır. Güvencenin ilk boyutu kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar. Buna göre hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).
– Bununla birlikte tüm idari ve adli makamların işlem ve kararlarında masumiyet karinesine aykırı bir yön olup olmadığı değerlendirilirken kullanılan ifadelerin bağlamının da nazara alınması gerekir. İdari ve adli makamların suç isnadı altındaki kişilerle ilgili verdiği kararlar bütün hâlinde dikkate alınmalı ve kişinin suçlu olduğuna dair bir yargıda ya da imada bulunulup bulunulmadığı bundan sonra değerlendirilmelidir. Diğer taraftan masumiyet karinesi, kişilere soruşturma yapılmamasını isteme yönünde bir güvence sağlamamaktadır (AYM, Murat Şanlı B. No:2018/4962, 21/10/2020).şeklindeki gerekçelere yer verildiği görülmektedir
Hakkaniyete uygun yargılamanın yapılması için elzem olan adil yargılanma hakkının alt ilkelerinden olan masumiyet karinesi ile sağlanan korumalardan biri de kişinin lekelenmeme hakkıdır. Kişi ile ilgili suçlayıcı bir durum söz konusu olduğunda kirlenmenin kolay aklanmanın ise zor olması dolayısıyla kişinin hakları korunmalıdır (Fatih AKINCI, Dergi Park TAAD, Yıl: 11, Sayı: 43,Temmuz 2020).
7068 sayılı Kanun özelinde, soruşturma yapılması için, fiilin disiplin amirince öğrenilmesi ve olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirilmesi gerekir. Bu aşamada verilecek kararın, şikayet edilen yönünden "lekelenmeme hakkı"; şikayetçi yönünden "şikayet hakkı"; disiplin amiri yönünden ise "görevin yerine getirilmesi" gibi husular açısından sonuçlar doğuracağı açıktır.
Olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirildiğinde, anılan Kanun uyarınca soruşturmasının yapılması zorunludur. Masumiyet karinesi, kişilere soruşturma yapılmamasını isteme yönünde bir güvence sağlamamaktadır. Soruşturma açılması (soruşturma açılmasının hak kaybı yarattığı haller dışında) ilgilinin aklanmasını da içerdiğinden, tek başına lekelenmeme hakkını ihlal etmeyebilir. Ancak hakkında soruşturmanın açılmasıyla, şüphe altında kalan ilgilinin, masumiyet karinesi sürmekle birlikte, kendisini aklama durumu ortaya çıkar.
Anılan Kanun'da sayılan fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlar. Disiplin soruşturması açılmasını engelleyen zamanaşımı süresi içinde; soruşturmacının belirlenmesi ve soruşturmanın açılması gerekir. Soruşturmacı olayı araştırmak ve değerlendirmek, yetkili kılınan birim de karar vermek durumundadır. Soruşturmanın açılmasını engelleyen "soruşturma zamanaşımı"dır. Zamanaşımı süresinde soruşturmanın açılması sonrası; soruşturmanın tamamlanmamasını öngören yasal bir kural bulunmamaktadır. Disiplin yönünden incelenen fiillerin, disiplin hukuku dışında da sonuçları olabileceği, eylemin sübut bulup bulmadığının tespitinin farklı sonuçlar yaratabileceği açıktır (AYM, E: 2015/41, K: 2017/98, 04/05/2017).
Öte yandan, yine Anayasa Mahkemesinin 10/04/2019 günlü, E:2017/33, K:2019/20 sayılı kararında da bahsedildiği üzere, ceza hukukunda olduğu gibi disiplin hukukunda da idarenin cezalandırma yetkisinin kullanılması belirli sürelerle sınırlandırılmıştır.
Bu aşamada; ceza zamanaşımının idarenin ceza verme yetkisini kaldırdığı, soruşturmayı yapma, sürdürme açısından etkisinin olmadığını, zira soruşturma zamanaşımının başka bir müessese olduğunu da vurgulamak gerekir. Kaldı ki; zamanaşımı, eylemin oluştuğu durumda devreye girdiğinden, eylemin sübut bulmadığının saptanması halinde, zamanaşımı değerlendirmesi yapılamayacaktır. Eylemin sübut bulduğu kanaatine varılarak ceza zamanaşımı nedeniyle işlem tesis edildiğinde ise, ilgilinin açtığı davada yargının bu hususun hukuka uygunluk denetimini yapacağı açıktır.
Yukarıda aktarılan gerekçeler uyarınca, davacının temyiz istemi hakkında, isnat edilen eylemlerin sübut bulup bulmadığı incelenmek suretiyle karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, Danıştay İkinci Dairesinin 05/10/2023 günlü, E:2021/3525, K:2023/4553 sayılı kararına yönelik karar düzeltme isteminin reddi gerektiği oyu ile aksi yolda oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY :
Dava konusu işlemde; idarece yapılan soruşturma sonucunda davacıya isnat edilen fiilin sübuta erdiğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. ve 15. maddeleri gereğince 4 ay kısa süreli durdurma cezasıyla cezalandırılması gerektiğine yer verildikten sonra, zamanaşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.
Bir kamu görevlisi hakkında disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespiti gerekmektedir. Kusurlu halin veya fiilin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması, böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesidir.
Öte yandan, 657 sayılı Kanun'un 127. maddesinde yer alan hükümle düzenlenen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, disiplin cezasını gerektiren fiil tespit edilip, söz konusu fiilin işlenip işlenmediğinin ortaya konulması ve fiilin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiğinin tespit edilmesi durumunda, ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrayacağından zamanaşımı nedeniyle disiplin cezası verilmemesi gerekmektedir.
Nitekim; soruşturma dosyasının, isnat edilen fiilin hiç işlenmediği gerekçesiyle işlemden kaldırılması ile zamanaşımı sebebiyle işlemden kaldırılmasının ilgili kamu görevlisi yönünden hukuki etki ve sonuçlarının birbirinden farklı olacağı kuşkusuzdur. Zira, hukuk âleminde var olmayan ve hiç gerçekleşmemiş bir fiil hakkında ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığından bahsetmek mümkün değildir.
Bu itibarla, söz konusu ilkelerin, bu kapsamdaki tüm işlemlere uygulanması gerekmekte olup; Danıştay İkinci Dairesinin 05/10/2023 günlü, E:2021/3525, K:2023/4553 sayılı kararına yönelik karar düzeltme isteminin reddi gerektiği düşüncesiyle, ancak zamanaşımına uğrayan fiile, disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörülmüş olması halinde fiilin sübuta erip ermediği tespit edildikten sonra zamanaşımı değerlendirmesi yapılarak işlemden kaldırma kararı verilmesi gerektiğine dayanan çoğunluk kararına katılmıyorum.
Danıştay 2. Daire, E. 2021/2254, K. 2024/1522Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/2254 E.  ,  2024/1522 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/2254
Karar No : 2024/1522
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; … İl Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yaptığı dönemde davacının, "Hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/B-1 maddesi uyarınca "16 ay uzun süreli durdurma" cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığından dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin … günlü, … sayılı Niğde Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesince, Danıştay Beşinci Dairesinin 19/04/2017 günlü, E:2016/25470, K:2017/10852 sayılı bozma kararına uymak suretiyle verilen temyize konu kararla; … Cumhuriyet Başsavcılığına polis memuru M.A. hakkında ceza yargılamasına sebebiyet verecek şekilde, davacı tarafından iki kez ifade verildiği, davacının, 31/05/2011 tarihinde verilen ifadesinde belirttiği "…13/04/2011 tarihinden yaklaşık tahminim 10 gün önce şubede iken Aşkın Müdür özel olarak daha önce bizim yaptığımız planlamada merkeze bağlı bir köye deşifre olmamaları için yazdığımız Ö.L., M.A.'yı yer değişikliği yaparak operasyon günü özel ekip kurmak suretiyle gönderdi…" şeklindeki iddiası ile 10/06/2011 tarihinde verilen ifadesinde "… Aşkın Müdür A.O.Ö olayından sonra kaçak petrol işinde bulunan petrolcülerle hiçbir zaman direkt telefon irtibatı kurmadığı, bazı kişiler üzerinden bağlantı kurduğunu, hatta internet üzerinden görüştüğünü adı geçen diğer polislerin de bu şekilde petrolcülerle irtibat kurduğunu duydum…" şeklinde iddiası olduğu ve bu iddiaların kanıtlanamadığı, buna göre yukarıda ifade edilen söylemlerle hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak nitelikte eylem ve davranışlarda bulunduğu, dolayısıyla üzerine atılı eylemin sübuta erdiği, ayrıca disiplin zamanaşımı yönünden yapılan değerlendirmede ise, fiil tarihinden itibaren iki yıllık sürenin geçtiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; savunma hakkının ihlal edildiği, disiplin cezasına konu ifadelerin doğru olması nedeniyle haksız soruşturma başlatıldığı, dolayısıyla hakkında tesis edilen disiplin cezasının hukuka aykırı olduğu belirtilerek, temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Davalı İdare tarafından; davacı hakkında tesis edilen disiplin cezasının, hukuka uygun olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Polis Memuru M.A tarafından, hakkında iftira niteliği taşıyan ifadelerde bulunan polis memurları hakkında gerekli işlemlerin yapılması yönünde verilen 02/12/2014 tarihli şikayet dilekçesi doğrultusunda, iftira attığı iddia edilen görevliler hakkında soruşturma başlatıldığı, davacı ve diğer polis memurları hakkında düzenlenen … günlü, … sayılı Disiplin Soruşturma Raporu sonucunda; … Cumhuriyet Başsavcılığına, davacı tarafından 31/05/2011 ve 10/06/2011 tarihinde verilen ifadelerde yer alan iddiaların, bilgisine başvurulanlar tarafından doğrulanmadığı ve polis memuru M.A.'nın meslek itibarını zedeleyici nitelikte olduğu, kesin ve inandırıcı, her türlü şüpheden uzak maddi bir delile dayanmadığı, mesleğin özelliği dikkate alındığında Emniyet personeline yakışmayacak bu davranış nedeniyle, davacının, hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak nitelikte eylem ve davranışlarda bulunduğundan bahisle 16 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de isnat edilen suçun suç tarihi itibariyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 127. maddesine göre ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığından "Dosyanın İşlemden Kaldırılmasına" ilişkin dava konusu işlemin tesis edilmesi üzerine, temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün "Uzun Süreli Durdurma" başlıklı 7/B-1 maddesinde "Hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiilinin 16 ay süreli durdurma cezası ile cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır.
08/03/2018 günlü, 30354 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/(5)-b-2 bendinde ise "Hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiilinin yine 16 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılacağı düzenlenmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde; "Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;
a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,
b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup; memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konuyla ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.
İlgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle disiplin soruşturmasını açmaya yetkili amirlerce uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, bu süreler geçirildikten sonra yapılan disiplin soruşturması esas alınarak verilen disiplin cezaları hukuka aykırı olacaktır.
Kural olarak, zamanaşımına uğrayan bir fiille ilgili yapılan soruşturmada ilk önce fiilin belirlenmesi ve akabinde zamanaşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi; zamanaşımı tespit edilmesi halinde ise, fiilin sübuta erip ermediği tartışılmadan zamanaşımına uğradığı saptanarak dosyanın işlemden kaldırılması gerekmektedir. Ancak zamanaşımına uğrayan fiile disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım (örneğin, 3201 sayılı Kanun'un Geçici 28. maddesi gereğince başka kuruma atanma gibi) öngörülmüş ise, bu halde fiilin sübuta erip ermediği değerlendirilmesi yapıldıktan sonra zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırma kararı verilmelidir.
Uyuşmazlık konusu olan ve davacı hakkında tesis edilen işlemde, davacıya isnat edilen fiile yönelik değerlendirmeler yapılarak ve eylemin sübuta erdiği kanaati belirtilerek, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/B-1 maddesi gereğince 16 ay uzun süreli durdurma cezasıyla cezalandırılması gerektiğine yer verildikten sonra, zamanaşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.
Disiplin kurulu kararının verildiği tarihte, ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacıya atfedilen soruşturma konusu eyleme yönelik ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğraması ve bu eylem nedeniyle verilen disiplin cezası (16 ay uzun süreli durdurma) için mevzuatımızda idari bir yaptırım belirlenmemesi karşısında, Mahkemece hukuki denetimin, fiilin işlendiği tarih dikkate alınarak ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespitiyle sınırlı olarak yapılması gerekmektedir.
Bu durumda; dava konusu olayda Disiplin Kurulunca, davacının disiplin cezasını gerektirecek fiilinin sübuta erip ermediği konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın, sadece isnat edilen eylemler için zamanaşımı süresinin dolduğunun saptanması, salt bu saptamayla yetinilmesi, hukuki sonuç doğurabilecek başkaca bir karar alınmaması ve dosyanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerekirken, fiil hakkında değerlendirme yapılarak ve sübuta erdiği kanaati belirtilerek dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına yönelik tesis edilen işlemde ve eylemin sübuta erip ermediğinin irdelenmesi suretiyle davanın reddine karar veren İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2. … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
3. Aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası uyarınca, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Yasa'nın (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Uyuşmazlıkta davacının; disiplin cezası verilmesini gerektiren bir eyleminin olmadığı ileri sürülerek, zamanaşımı bulunduğundan disiplin cezası verilmesiyle sonuçlanmayan ancak eylemleri sabit bulan işlemin iptalini istediği, bu bakımdan; "masumiyet karinesi" ile "lekelenmeme" ve "mahkemeye erişim" hakları çerçevesinde, disiplin işlemlerinde "soruşturma yapılması" ve “zamanaşımı” hususunun açıklığa kavuşturulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunduğu şekliyle 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’nun 3. maddesinde, “Umumi zabıta: Silahlı bir kuvvet olan (polis) ve (jandarma) dır.” hükmü yer almış; 82. maddesinde, Emniyet örgütü mensuplarına verilecek disiplin cezaları sayılmış, Devlet memurluğundan çıkarma cezasının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine göre ve bu Kanun'da gösterilen yetkili disiplin kurulunca uygulanacağı belirtilmiş; 83. maddesinde de, "Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re'sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyetten ihraç cezası müstesnadır." kuralına yer verilmiştir.
3201 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye istinaden, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü 24/04/1979 günlü, 16618 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış; Anayasa Mahkemesinin 29/01/2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla da; "4.6.1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine" karar verilmiştir. Diğer taraftan, 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kanunlaşarak, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun, 08/03/2018 günlü, 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
7068 sayılı Kanun’un 1. maddesinde, bu Kanun’un Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik hâllerini, disiplin cezalarını, disiplin amirlerini ve kurullarını, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususları düzenlediği belirtilmiş,"Yürürlükten kaldırılan hükümler" başlıklı 37. maddesinde, "(1) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 82 nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83 üncü, ek 4 üncü, ek 5 inci, ek 6 ncı, ek 7 nci, ek 8 inci ve ek 9 uncu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır." hükmüne;
"Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde ise, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur.
(2) (Değişik:18/10/2018-7148/45 md.) 2/1/2017 tarihli ve 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği 23/1/2017 tarihinde devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak;
a) Bu Kanunun usule, yetkili disiplin amiri ve yetkili disiplin kurullarına ilişkin hükümleri derhal uygulanır.
b) Bu Kanun yürürlüğe girmeden önce personelin tabi olduğu disiplin mevzuatının ceza hükümleri ile bu Kanunun ceza hükümlerinin farklı olması halinde personelin lehine olan hükümler uygulanır.
(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur." hükümlerine yer verilmiştir.
Aktarılan mevzuat uyarınca, 7068 sayılı Kanun kapsamında bulunan personele, bu Kanun’dan önceki mevzuat esas alınarak verilmiş disiplin cezalarının, 7068 sayılı Kanun hükümleri uyarınca verilmiş sayılacağı ancak ceza hükümlerinin farklı olması halinde personelin lehine olan hükümler uygulanacağı, söz konusu disiplin cezalarının iptali istemiyle açılan davaların, 7068 sayılı Kanun hükümleri uyarınca çözüleceği açıktır.
3201 sayılı Kanun’da ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nde ceza verme yetkisinde zamanaşımına ilişkin düzenleme yer almadığından, 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış ise de; 7068 sayılı Kanun'un 14. maddesinde, “Maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil eden bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirirse bizzat ya da yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla disiplin soruşturması yapar.”; 29. maddesinde, “Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren;
1) a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde;
(b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
(2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar…” düzenlemeleri yapılmıştır.
3201 Kanun’a eklenen Geçici 28. madde de (Ek: 27/3/2015-6638/33 md.), “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki son beş yıl içinde disiplin kurullarınca meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği hâlde 657 sayılı Kanunun 127 nci maddesine göre ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan Emniyet Teşkilatı mensupları, bir ay içinde kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere İçişleri Bakanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. …” hükmüne yer verilmiş; bu düzenlemenin iptali istemiyle yapılan başvuru, Anayasa Mahkemesinin 04/05/2017 günlü, E:2015/41, K:2017/98 sayılı kararıyla, ”Memuriyetten veya meslekten atılmayı gerektirecek fiiller yönünden Kanun’da belirtilen zamanaşımı sürelerinin geçmiş olması, bu fiiller nedeniyle kişinin disiplin cezasıyla cezalandırılmaması yönünden kesin bir güvence sağlamakla birlikte bu sürelerin geçmiş olması, kanun koyucunun belli şartlar altında personel çalıştırma rejimiyle ilgili sahip olduğu takdir yetkisini kullanmasına engel teşkil edecek bir neden olarak yorumlanamaz. Bu bağlamda kanun koyucunun, anayasal sınırlar içinde kalmak, bu yönüyle hukuki belirsizliğe ve keyfîliğe neden olmamak kaydıyla ceza müeyyidesi uygulama dışında memuriyetten veya meslekten atılmayı gerektirecek nitelikteki fiilleri işleyenleri emniyet hizmetleri gibi kamu güvenliği ve kişi güvenliğini doğrudan ilgilendiren faaliyet alanlarında çalıştırmak istememesi takdir yetkisi kapsamında kalan bir husus olup bunun kişilerin hukuki güvenliğini ihlal eden bir yönünün olduğu söylenemez.” gerekçesine de yer verilerek reddedilmiştir.
Kamu hizmetlerini yürütenlere verilecek disiplin cezalarına ilişkin farklı düzenlemeler bulunmakla birlikte, genel bir usul kanunu ve 5271 sayılı CMK 158. maddesinde yer alan başlangıç şüphesinin dahi olmadığı durumlarda, lekelenmeme hakkı kapsamında soruşturma yapılmasını önleyen bir müesseseye ilişkin düzenleme de yapılmamıştır.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesi kararları incelendiğinde;
"- Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış; bu sınırların dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür (AYM, E.2017/33, K.2019/20, 10/4/2019, § 42).
– Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet karinesinin sağladığı güvencenin iki boyutu bulunmaktadır. Güvencenin ilk boyutu kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar. Buna göre hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).
– Bununla birlikte tüm idari ve adli makamların işlem ve kararlarında masumiyet karinesine aykırı bir yön olup olmadığı değerlendirilirken kullanılan ifadelerin bağlamının da nazara alınması gerekir. İdari ve adli makamların suç isnadı altındaki kişilerle ilgili verdiği kararlar bütün hâlinde dikkate alınmalı ve kişinin suçlu olduğuna dair bir yargıda ya da imada bulunulup bulunulmadığı bundan sonra değerlendirilmelidir. Diğer taraftan masumiyet karinesi, kişilere soruşturma yapılmamasını isteme yönünde bir güvence sağlamamaktadır (AYM, Murat Şanlı B. No:2018/4962, 21/10/2020). şeklindeki gerekçelere yer verildiği görülmektedir
Hakkaniyete uygun yargılamanın yapılması için elzem olan adil yargılanma hakkının alt ilkelerinden olan masumiyet karinesi ile sağlanan korumalardan biri de kişinin lekelenmeme hakkıdır. Kişi ile ilgili suçlayıcı bir durum söz konusu olduğunda kirlenmenin kolay aklanmanın ise zor olması dolayısıyla kişinin hakları korunmalıdır (Fatih AKINCI, Dergi Park TAAD, Yıl: 11, Sayı: 43,Temmuz 2020).
7068 sayılı Kanun özelinde, soruşturma yapılması için, fiilin disiplin amirince öğrenilmesi ve olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirilmesi gerekir. Bu aşamada verilecek kararın, şikayet edilen yönünden "lekelenmeme hakkı"; şikayetçi yönünden "şikayet hakkı"; disiplin amiri yönünden ise "görevin yerine getirilmesi" gibi husular açısından sonuçlar doğuracağı açıktır.
Olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirildiğinde, anılan Kanun uyarınca soruşturmasının yapılması zorunludur. Masumiyet karinesi, kişilere soruşturma yapılmamasını isteme yönünde bir güvence sağlamamaktadır. Soruşturma açılması (soruşturma açılmasının hak kaybı yarattığı haller dışında) ilgilinin aklanmasını da içerdiğinden, tek başına lekelenmeme hakkını ihlal etmeyebilir. Ancak hakkında soruşturmanın açılmasıyla, şüphe altında kalan ilgilinin, masumiyet karinesi sürmekle birlikte, kendisini aklama durumu ortaya çıkar.
Anılan Kanun'da sayılan fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlar. Disiplin soruşturması açılmasını engelleyen zamanaşımı süresi içinde; soruşturmacının belirlenmesi ve soruşturmanın açılması gerekir. Soruşturmacı olayı araştırmak ve değerlendirmek, yetkili kılınan birim de karar vermek durumundadır. Soruşturmanın açılmasını engelleyen "soruşturma zamanaşımı"dır. Zamanaşımı süresinde soruşturmanın açılması sonrası; soruşturmanın tamamlanmamasını öngören yasal bir kural bulunmamaktadır. Disiplin yönünden incelenen fiillerin, disiplin hukuku dışında da sonuçları olabileceği, eylemin sübut bulup bulmadığının tespitinin farklı sonuçlar yaratabileceği açıktır (AYM, E: 2015/41, K: 2017/98, 04/05/2017).
Öte yandan, yine Anayasa Mahkemesinin 10/04/2019 günlü, E:2017/33, K:2019/20 sayılı kararında da bahsedildiği üzere, ceza hukukunda olduğu gibi disiplin hukukunda da idarenin cezalandırma yetkisinin kullanılması belirli sürelerle sınırlandırılmıştır.
Bu aşamada; ceza zamanaşımının idarenin ceza verme yetkisini kaldırdığı, soruşturmayı yapma, sürdürme açısından etkisinin olmadığını, zira soruşturma zamanaşımının başka bir müessese olduğunu da vurgulamak gerekir. Kaldı ki; zamanaşımı, eylemin oluştuğu durumda devreye girdiğinden, eylemin sübut bulmadığının saptanması halinde, zamanaşımı değerlendirmesi yapılamayacaktır. Eylemin sübut bulduğu kanaatine varılarak ceza zamanaşımı nedeniyle işlem tesis edildiğinde ise, ilgilinin açtığı davada yargının bu hususun hukuka uygunluk denetimini yapacağı açıktır.
Yukarıda aktarılan gerekçeler uyarınca, davacının temyiz istemi hakkında, isnat edilen eylemlerin sübut bulup bulmadığı incelenmek suretiyle karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, aksi yolda oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY :
Dava konusu işlemde; idarece yapılan soruşturma sonucunda davacıya isnat edilen fiillerin sübuta erdiğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 7/B-1. maddesi gereğince 16 ay uzun süreli durdurma cezasıyla cezalandırılması gerektiğine yer verildikten sonra, zamanaşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.
Bir kamu görevlisi hakkında disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespiti gerekmektedir. Kusurlu halin veya fiilin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması, böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesidir.
Öte yandan, 657 sayılı Kanun'un 127. maddesinde yer alan hükümle düzenlenen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, disiplin cezasını gerektiren fiil tespit edilip, söz konusu fiilin işlenip işlenmediğinin ortaya konulması ve fiilin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiğinin tespit edilmesi durumunda, ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrayacağından zamanaşımı nedeniyle disiplin cezası verilmemesi gerekmektedir.
Nitekim; soruşturma dosyasının, isnat edilen fiilin hiç işlenmediği gerekçesiyle işlemden kaldırılması ile zamanaşımı sebebiyle işlemden kaldırılmasının ilgili kamu görevlisi yönünden hukuki etki ve sonuçlarının birbirinden farklı olacağı kuşkusuzdur. Zira, hukuk âleminde var olmayan ve hiç gerçekleşmemiş bir fiil hakkında ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığından bahsetmek mümkün değildir.
Bu itibarla, söz konusu ilkelerin, bu kapsamdaki tüm işlemlere uygulanması gerekmekte olup; zamanaşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin dava konusu işlemde, davacıya isnat edilen fiillerin sübuta erip ermediği hususunda değerlendirme yapılarak verilen İdare Mahkemesi kararının esastan incelenmesi gerektiği düşüncesiyle, ancak zamanaşımına uğrayan fiile, disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörülmüş olması halinde fiilin sübuta erip ermediği tespit edildikten sonra zamanaşımı değerlendirmesi yapılarak işlemden kaldırma kararı verilmesi gerektiğine dayanan çoğunluk kararına katılmıyorum.

Genel kolluk personeli bakımından ise 7068 sayılı Kanun'un 29. maddesi uygulanmaktadır. Bu maddede uyarma, kınama, aylıktan kesme ile kısa ve uzun süreli durdurma cezaları için fiilin disiplin amirince öğrenildiği tarihten itibaren bir ay, meslekten çıkarma ve Devlet memurluğundan çıkarma cezaları için altı ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde ceza verilmediği takdirde ise yetki her durumda düşer. Tamamlanmış suçlarda zamanaşımı suçun işlendiği tarihten, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği tarihten, zincirleme suçlarda ise son suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Ayrıca 7068 sayılı Kanun'un 29. maddesinin dördüncü fıkrası Anayasa Mahkemesinin E. 2023/5, K. 2023/45 sayılı kararıyla iptal edilmiş; bu iptal hükmü 20.03.2024 tarihinde yürürlüğe girmiş, söz konusu fıkra 7533 sayılı Kanun ile 21.11.2024 tarihinde yeniden düzenlenmiştir.

Danıştay 2. Daire, E. 2021/6824, K. 2024/350Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/6824 E.  ,  2024/350 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/6824
Karar No : 2024/350
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Valiliği
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Dava; Amasya İl Emniyet Müdürlüğünde 4. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacı tarafından, Mardin İl Emniyet Müdürlüğünde görev yaptığı döneme ilişkin olarak Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/A-3. maddesi uyarınca ''Denetim görevini yerine getirmemek'' fiilini işlediğinden bahisle ''4 ay kısa süreli durdurma cezası'' ile tecziyesi gerekmekte ise de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığından dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin Mardin Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; olayda, Mardin İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğünde 2006-2008 yılları arasında bürolar amiri olarak görev yapan davacının, 8 farklı bürodan sorumlu olduğu, her birinin iş ve işlemlerini ayrı ayrı denetlediği, bununla birlikte trafik hizmetlerine yönelik kontrol görevini de yerine getirdiği, öte yandan; davacının, bürolar amiri olarak sürücü belgesinin alınması, düzenlenmesi ve verilmesi sırasında herhangi bir havalesinin veya onayının olmadığının bizzat davalı idarece kabul edildiği, … günlü, … sayılı soruşturma raporunda da bu yönde tespitlerde bulunulduğu görülmekte olup, davacının, görev yaptığı dönemde üzerine yüklenen sorumluluk alanının genişliği ve sorumlu olduğu büroların iş yoğunluğu da dikkate alındığında, on binlerce evrak arasından -doğrudan onay ve havalesi de gerekmeyen- bir kısım evraktaki eksikliklerden hareketle; denetim görevini yerine getirmediği sonucuna varılamayacağı, davacı hakkında denetim görevini yerine getirmediğiyle ilgili başkaca bir tespitte de bulunulmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle işlemin iptaline hükmedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek İdare Mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Onikinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 22/12/2014 günlü, K:2014/17 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca Danıştay (Kapatılan) Onaltıncı Dairesine; Danıştay (Kapatılan) Onaltıncı Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 01/08/2016 günlü, K:2016/32 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 1. fıkrası uyarınca ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Danıştay Beşinci Dairesine; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından ise Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
4. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacı tarafından, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/A-3. maddesi uyarınca ''Denetim görevini yerine getirmemek'' fiilini işlediğinden bahisle ''4 ay kısa süreli durdurma cezası'' ile tecziyesi gerekmekte ise de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığından dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin Mardin Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun … günlü, …sayılı kararının iptali istemiyle temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde, "Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;
a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,
b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." kuralına yer verilmiştir.
08/03/2018 günlü, 30354 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 4/a-2. maddesinde, ''Denetim görevini yerine getirmemek'', dört ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmış, "Zamanaşımı" başlıklı 29. maddesinde ise, "(1) Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde, b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. (2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. (3) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği, zincirleme suçlarda ise son suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.(4) (Anayasa Mahkemesinin 09/03/2023 günlü, E:2023/5, K:2023/45 sayılı kararıyla bu fıkra iptal edilmiştir. Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra -20/03/2024- yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.) Fiilin hatalı olarak vasıflandırıldığı veya düzeltilebilir bir şekil noksanlığı bulunduğu gerekçeleriyle disiplin cezasının mahkeme tarafından iptal edilmesi durumunda, kararın kesinleştiği tarihteki yetkili disiplin kurulu veya disiplin amiri, kararın tebliğinden itibaren ceza verme yetki ve sorumluluğu kapsamında yeniden değerlendirme yapar." hükmü düzenlenmiştir.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/A-3. maddesinde, "Denetim görevini yerine getirmemek'' fiili, 4 ay kısa süreli durdurma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup; memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.
Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konuyla ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır.
İlgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle disiplin soruşturmasını açmaya yetkili amirlerce uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, bu süreler geçirildikten sonra yapılan disiplin soruşturması esas alınarak verilen disiplin cezaları hukuka aykırı olacaktır.
Kural olarak, zamanaşımına uğrayan bir fiille ilgili yapılan soruşturmada ilk önce fiilin belirlenmesi ve akabinde zamanaşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi; zamanaşımı tespit edilmesi halinde ise, fiilin sübuta erip ermediği tartışılmadan zamanaşımına uğradığı saptanarak dosyanın işlemden kaldırılması gerekmektedir. Ancak zamanaşımına uğrayan fiile disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım (örneğin, 3201 sayılı Kanun'un Geçici 28. maddesi gereğince başka kuruma atanma gibi) öngörülmüş ise, bu halde fiilin sübuta erip ermediği değerlendirilmesi yapıldıktan sonra zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırma kararı verilmelidir.
Uyuşmazlık konusu olan ve davacı hakkında tesis edilen işlemde, davacıya isnat edilen fiile yönelik değerlendirmeler yapılarak ve eylemin sübuta erdiği kanaati belirtilerek, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/A-3. maddesi gereğince 4 ay kısa süreli durdurma cezasıyla cezalandırılması gerektiğine yer verildikten sonra, zamanaşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.
Disiplin kurulu kararının verildiği tarihte, ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacıya atfedilen soruşturma konusu eyleme yönelik ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğraması ve bu eylem nedeniyle verilen disiplin cezası (4 ay kısa süreli durdurma) için mevzuatımızda idari bir yaptırım belirlenmemesi karşısında, Mahkemece hukuki denetimin, fiilin işlendiği tarih dikkate alınarak ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespitiyle sınırlı olarak yapılması gerekmektedir.
Bu durumda; dava konusu olayda İl Polis Disiplin Kurulunca, davacının disiplin cezasını gerektirecek fiilinin sübuta erip ermediği konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın, sadece isnat edilen eylemler için zamanaşımı süresinin dolduğunun saptanması, salt bu saptamayla yetinilmesi, hukuki sonuç doğurabilecek başkaca bir karar alınmaması ve dosyanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerekirken, fiil hakkında değerlendirme yapılarak ve sübuta erdiği kanaati belirtilerek dosyanın işlemden kaldırılmasına yönelik tesis edilen işlemde hukuka uyarlık; eylemin sübuta erip ermediğinin irdelenmesi suretiyle dava konusu işlemin iptaline karar veren İdare Mahkemesi kararında ise, gerekçesi itibarıyla hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/01/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Uyuşmazlıkta davacı tarafından; disiplin cezası verilmesini gerektiren bir eyleminin olmadığı ileri sürülerek, zamanaşımı bulunduğundan disiplin cezası verilmesiyle sonuçlanmayan ancak eylemleri sabit bulan işlemin iptalinin istenildiği, bu bakımdan; "masumiyet karinesi" ile "lekelenmeme" ve "mahkemeye erişim" hakları çerçevesinde, disiplin işlemlerinde "soruşturma yapılması" ve “zamanaşımı” hususunun açıklığa kavuşturulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunduğu şekliyle 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’nun 3. maddesinde, “Umumi zabıta: Silahlı bir kuvvet olan (polis) ve (jandarma) dır.” hükmü yer almış; 82. maddesinde, Emniyet örgütü mensuplarına verilecek disiplin cezaları sayılmış, Devlet memurluğundan çıkarma cezasının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine göre ve bu Kanun'da gösterilen yetkili disiplin kurulunca uygulanacağı belirtilmiş; 83. maddesinde de, "Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re'sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyetten ihraç cezası müstesnadır." kuralına yer verilmiştir.
3201 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye istinaden, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü 24/04/1979 günlü, 16618 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış; Anayasa Mahkemesinin 29/01/2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla da; "4.6.1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine" karar verilmiştir.
Diğer taraftan, 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kanunlaşarak, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun, 08/03/2018 günlü, 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
7068 sayılı Kanun’un 1. maddesinde, bu Kanun’un Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik hâllerini, disiplin cezalarını, disiplin amirlerini ve kurullarını, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususları düzenlediği belirtilmiş,"Yürürlükten kaldırılan hükümler" başlıklı 37. maddesinde, "(1) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 82 nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83 üncü, ek 4 üncü, ek 5 inci, ek 6 ncı, ek 7 nci, ek 8 inci ve ek 9 uncu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır." hükmüne, "Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde ise, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur.
(2) (Değişik:18/10/2018-7148/45 md.) 2/1/2017 tarihli ve 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği 23/1/2017 tarihinde devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak;
a) Bu Kanunun usule, yetkili disiplin amiri ve yetkili disiplin kurullarına ilişkin hükümleri derhal uygulanır.
b) Bu Kanun yürürlüğe girmeden önce personelin tabi olduğu disiplin mevzuatının ceza hükümleri ile bu Kanunun ceza hükümlerinin farklı olması halinde personelin lehine olan hükümler uygulanır.
(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur." hükümlerine yer verilmiştir.
Aktarılan mevzuat uyarınca, 7068 sayılı Kanun kapsamında bulunan personele, bu Kanun’dan önceki mevzuat esas alınarak verilmiş disiplin cezalarının, 7068 sayılı Kanun hükümleri uyarınca verilmiş sayılacağı, söz konusu disiplin cezalarının iptali istemiyle açılan davaların, 7068 sayılı Kanun hükümleri uyarınca çözüleceği açıktır.
3201 sayılı Kanun’da ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nde ceza verme yetkisinde zamanaşımına ilişkin düzenleme yer almadığından, 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış ise de; 7068 sayılı Kanun'un 14. maddesinde, “Maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil eden bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirirse bizzat ya da yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla disiplin soruşturması yapar.”; 29. maddesinde, “Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren;
1) a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde;
(b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
(2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar…” düzenlemeleri yapılmıştır.
3201 Kanun’a eklenen Geçici 28. madde de (Ek: 27/3/2015-6638/33 md.), “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki son beş yıl içinde disiplin kurullarınca meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği hâlde 657 sayılı Kanunun 127 nci maddesine göre ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan Emniyet Teşkilatı mensupları, bir ay içinde kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere İçişleri Bakanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. …” hükmüne yer verilmiş; bu düzenlemenin iptali istemiyle yapılan başvuru, Anayasa Mahkemesinin 04/05/2017 günlü, E:2015/41, K:2017/98 sayılı kararıyla, ”Memuriyetten veya meslekten atılmayı gerektirecek fiiller yönünden Kanun’da belirtilen zamanaşımı sürelerinin geçmiş olması, bu fiiller nedeniyle kişinin disiplin cezasıyla cezalandırılmaması yönünden kesin bir güvence sağlamakla birlikte bu sürelerin geçmiş olması, kanun koyucunun belli şartlar altında personel çalıştırma rejimiyle ilgili sahip olduğu takdir yetkisini kullanmasına engel teşkil edecek bir neden olarak yorumlanamaz. Bu bağlamda kanun koyucunun, anayasal sınırlar içinde kalmak, bu yönüyle hukuki belirsizliğe ve keyfîliğe neden olmamak kaydıyla ceza müeyyidesi uygulama dışında memuriyetten veya meslekten atılmayı gerektirecek nitelikteki fiilleri işleyenleri emniyet hizmetleri gibi kamu güvenliği ve kişi güvenliğini doğrudan ilgilendiren faaliyet alanlarında çalıştırmak istememesi takdir yetkisi kapsamında kalan bir husus olup bunun kişilerin hukuki güvenliğini ihlal eden bir yönünün olduğu söylenemez.” gerekçesine de yer verilerek reddedilmiştir.
Kamu hizmetlerini yürütenlere verilecek disiplin cezalarına ilişkin farklı düzenlemeler bulunmakla birlikte, genel bir usul kanunu ve 5271 sayılı CMK 158. maddesinde yer alan başlangıç şüphesinin dahi olmadığı durumlarda, lekelenmeme hakkı kapsamında soruşturma yapılmasını önleyen bir müesseseye ilişkin düzenleme de yapılmamıştır.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesi kararları incelendiğinde;
"- Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış; bu sınırların dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür (AYM, E.2017/33, K.2019/20, 10/4/2019, § 42).
– Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet karinesinin sağladığı güvencenin iki boyutu bulunmaktadır. Güvencenin ilk boyutu kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar. Buna göre hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).
– Bununla birlikte tüm idari ve adli makamların işlem ve kararlarında masumiyet karinesine aykırı bir yön olup olmadığı değerlendirilirken kullanılan ifadelerin bağlamının da nazara alınması gerekir. İdari ve adli makamların suç isnadı altındaki kişilerle ilgili verdiği kararlar bütün hâlinde dikkate alınmalı ve kişinin suçlu olduğuna dair bir yargıda ya da imada bulunulup bulunulmadığı bundan sonra değerlendirilmelidir. Diğer taraftan masumiyet karinesi, kişilere soruşturma yapılmamasını isteme yönünde bir güvence sağlamamaktadır (AYM, Murat Şanlı B. No:2018/4962, 21/10/2020).şeklindeki gerekçelere yer verildiği görülmektedir
Hakkaniyete uygun yargılamanın yapılması için elzem olan adil yargılanma hakkının alt ilkelerinden olan masumiyet karinesi ile sağlanan korumalardan biri de kişinin lekelenmeme hakkıdır. Kişi ile ilgili suçlayıcı bir durum söz konusu olduğunda kirlenmenin kolay aklanmanın ise zor olması dolayısıyla kişinin hakları korunmalıdır (Fatih AKINCI, Dergi Park TAAD, Yıl: 11, Sayı: 43,Temmuz 2020).
7068 sayılı Kanun özelinde, soruşturma yapılması için, fiilin disiplin amirince öğrenilmesi ve olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirilmesi gerekir. Bu aşamada verilecek kararın, şikayet edilen yönünden "lekelenmeme hakkı"; şikayetçi yönünden "şikayet hakkı"; disiplin amiri yönünden ise "görevin yerine getirilmesi" gibi hususlar açısından sonuçlar doğuracağı açıktır.
Olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirildiğinde, anılan Kanun uyarınca soruşturmasının yapılması zorunludur. Masumiyet karinesi, kişilere soruşturma yapılmamasını isteme yönünde bir güvence sağlamamaktadır. Soruşturma açılması (soruşturma açılmasının hak kaybı yarattığı haller dışında) ilgilinin aklanmasını da içerdiğinden, tek başına lekelenmeme hakkını ihlal etmeyebilir. Ancak hakkında soruşturmanın açılmasıyla, şüphe altında kalan ilgilinin, masumiyet karinesi sürmekle birlikte, kendisini aklama durumu ortaya çıkar.
Anılan Kanun'da sayılan fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlar. Disiplin soruşturması açılmasını engelleyen zamanaşımı süresi içinde; soruşturmacının belirlenmesi ve soruşturmanın açılması gerekir. Soruşturmacı olayı araştırmak ve değerlendirmek, yetkili kılınan birim de karar vermek durumundadır. Soruşturmanın açılmasını engelleyen "soruşturma zamanaşımı"dır. Zamanaşımı süresinde soruşturmanın açılması sonrası; soruşturmanın tamamlanmamasını öngören yasal bir kural bulunmamaktadır. Disiplin yönünden incelenen fiillerin, disiplin hukuku dışında da sonuçları olabileceği, eylemin sübut bulup bulmadığının tespitinin farklı sonuçlar yaratabileceği açıktır (AYM, E: 2015/41, K: 2017/98, 04/05/2017).
Öte yandan, yine Anayasa Mahkemesinin 10/04/2019 günlü, E:2017/33, K:2019/20 sayılı kararında da bahsedildiği üzere, ceza hukukunda olduğu gibi disiplin hukukunda da idarenin cezalandırma yetkisinin kullanılması belirli sürelerle sınırlandırılmıştır.
Bu aşamada; ceza zamanaşımının idarenin ceza verme yetkisini kaldırdığı, soruşturmayı yapma, sürdürme açısından etkisinin olmadığını, zira soruşturma zamanaşımının başka bir müessese olduğunu da vurgulamak gerekir. Kaldı ki; zamanaşımı, eylemin oluştuğu durumda devreye girdiğinden, eylemin sübut bulmadığının saptanması halinde, zamanaşımı değerlendirmesi yapılamayacaktır. Eylemin sübut bulduğu kanaatine varılarak ceza zamanaşımı nedeniyle işlem tesis edildiğinde ise, ilgilinin açtığı davada yargının bu hususun hukuka uygunluk denetimini yapacağı açıktır.
Ayrıca, devam eden süreçte, aynı eylem nedeniyle adli yargıda yapılan yargılama neticesinde ''görevi ihmal'' suçundan davacı hakkında ''hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına'' karar verildiği ve anılan kararın itiraz edilmeden kesinleştiği de görülmektedir.
Yukarıda aktarılan gerekçeler uyarınca, davalı idarenin temyiz istemi hakkında, isnat edilen eylemlerin sübut bulup bulmadığı incelenmek suretiyle karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, aksi yoldaki oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY :
Dava konusu işlemde; idarece yapılan soruşturma sonucunda davacıya isnat edilen fiilin sübuta erdiğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 6/A-3. maddesi gereğince 4 ay kısa süreli durdurma cezasıyla cezalandırılması gerektiğine yer verildikten sonra, zamanaşımı nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.
Bir kamu görevlisi hakkında disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespiti gerekmektedir. Kusurlu halin veya fiilin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması, böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesidir.
Öte yandan, 657 sayılı Kanun'un 127. maddesinde yer alan hükümle düzenlenen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, disiplin cezasını gerektiren fiil tespit edilip, söz konusu fiilin işlenip işlenmediğinin ortaya konulması ve fiilin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıllık zaman aşımı süresinin geçirildiğinin tespit edilmesi durumunda, ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrayacağından zamanaşımı nedeniyle disiplin cezası verilmemesi gerekmektedir.
Nitekim; soruşturma dosyasının, isnat edilen fiilin hiç işlenmediği gerekçesiyle işlemden kaldırılması ile zamanaşımı sebebiyle işlemden kaldırılmasının ilgili kamu görevlisi yönünden hukuki etki ve sonuçlarının birbirinden farklı olacağı kuşkusuzdur. Zira, hukuk âleminde var olmayan ve hiç gerçekleşmemiş bir fiil hakkında ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığından bahsetmek mümkün değildir.
Bu itibarla, söz konusu ilkelerin, bu kapsamdaki tüm işlemlere uygulanması gerekmekte olup; zamanaşımı nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin dava konusu işlemde, davacıya isnat edilen fiilin sübuta erip ermediği hususunda değerlendirme yapılarak verilen İdare Mahkemesi kararının esastan incelenmesi gerektiği düşüncesiyle, ancak zamanaşımına uğrayan fiile, disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörülmüş olması halinde fiilin sübuta erip ermediği tespit edildikten sonra zamanaşımı değerlendirmesi yapılarak işlemden kaldırma kararı verilmesi gerektiğine dayanan çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.
7068 sayılı GENEL KOLLUK DİSİPLİN HÜKÜMLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN KABUL EDİLMESİNE DAİR KANUN m. 29Kaynağı aç
MADDE 29- (1) Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler
hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten
itibaren;
a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli
durdurma cezalarında bir ay içinde,
b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma
cezasında altı ay içinde,
disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin
cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
(2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten
itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi
zamanaşımına uğrar.
(3) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği, kesintisiz
suçlarda kesintinin gerçekleştiği, zincirleme suçlarda ise son suçun işlendiği tarihten
itibaren işlemeye başlar.
(4) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 9/3/2023
Tarihli ve E: 2023/5, K: 2023/45 Sayılı Kararı ile.) (Yeniden Düzenleme:21/11/2024-7533/40
md.) Fiilin hatalı olarak vasıflandırıldığı veya düzeltilebilir bir şekil
noksanlığı bulunduğu gerekçeleriyle disiplin cezasının mahkeme tarafından iptal
edilmesi durumunda, kararın kesinleştiği tarihteki yetkili disiplin kurulu veya
disiplin amiri, kararın tebliğinden itibaren altı ay içinde ceza verme yetki ve
sorumluluğu kapsamında yeniden değerlendirme yapar.
Cezalara itiraz ve cezanın kesinleşmesi

Zamanaşımı Sürelerinin Bağlayıcılığı

Zamanaşımı süreleri ilgililer bakımından bir güvence niteliği taşır ve kamu düzenine ilişkin nitelikleri nedeniyle soruşturmayı açmaya yetkili amirlerce uyulması zorunludur. Bu süreler geçirildikten sonra yürütülen bir soruşturmaya dayalı olarak verilen disiplin cezası hukuka aykırı olur. Disiplin suçunun usul boyutunun denetiminde, soruşturmaya başlama zamanı ile cezanın verilme zamanının zamanaşımına uğrayıp uğramadığının ayrıca incelenmesi gerekmektedir.

Zamanaşımı Tespit Edildiğinde Sübutun İrdelenmesi Meselesi

Ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı durumlarda soruşturmada önce fiilin belirlenmesi, ardından zamanaşımının tespiti yapılır; zamanaşımı saptandığında fiilin sübuta erip ermediği tartışılmadan dosyanın işlemden kaldırılması gerekir.

Bununla birlikte bir istisna söz konusudur: zamanaşımına uğrayan fiile disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörülmüşse, bu hâlde fiilin sübuta erip ermediği değerlendirildikten sonra zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırma kararı verilmesi gerekir. Bu istisnanın uygulanıp uygulanamayacağı, fiilin tabi olduğu mevzuatta ek idari yaptırım öngörülüp öngörülmediğine göre belirlenir.

Danıştay 2. Dairesi'nin E. 2021/2254, K. 2024/1522 sayılı oyçokluğuyla verilen kararında, ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı ve fiile disiplin cezasına ek idari yaptırım öngörülmediği durumlarda mahkemenin hukuki denetiminin yalnızca zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının tespiti ile sınırlı kalması gerektiği sonucuna varılmıştır. Aynı Daire'nin E. 2021/6824, K. 2024/350 sayılı oyçokluğuyla verilen kararında ise disiplin kurulunun zamanaşımı nedeniyle dosyayı işlemden kaldırırken aynı zamanda fiilin sübuta erdiği kanaatini belirtmesinin hukuka aykırı olduğu saptanmıştır. Her iki kararda da karşı oy mevcuttur.

Zamanaşımı Sonrasında Nakil ve Diğer İdari Sonuçlar

Disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğraması, idarenin personel rejimi üzerindeki takdir yetkisini her bakımdan ortadan kaldırmaz. Anayasa Mahkemesi, E. 2015/41, K. 2017/98 sayılı ve 04.05.2017 tarihli kararında, 3201 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 28. maddenin getirdiği nakil düzenlemesini bu çerçevede değerlendirmiştir. Bu düzenleme uyarınca, yürürlük tarihinden önceki son beş yıl içinde meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektirdiği hâlde zamanaşımı nedeniyle cezalandırılamayan emniyet mensuplarının başka kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere İçişleri Bakanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığına bir ay içinde bildirilmesi öngörülmektedir. Anayasa Mahkemesi, anayasal sınırlar içinde kalmak ve keyfîliğe yol açmamak kaydıyla kamu güvenliğini doğrudan ilgilendiren alanlarda çalışması uygun görülmeyen personelin başka kuruma naklinin kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olduğuna ve hukuki güvenliği ihlal etmediğine hükmetmiştir.

Disiplin Cezası Tebliğinde Başvuru Yolu Bildirimi

Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Devlet, işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yollarına ve mercilere başvurabileceğini ve başvuru sürelerini belirtmek zorundadır. Disiplin cezasının tebliğinde ceza alan memura hangi mercilere başvurması gerektiği ve hangi sürelerde dava açması gerektiği hususlarında bilgi verilmesi bu yükümlülüğün kapsamı içindedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin işlemi etkileyen bir usul eksikliği oluşturabileceği değerlendirilmektedir.

2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 40Kaynağı aç
Madde
40 – Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri
ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının
sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
(Ek fıkra:
3/10/2001-4709/16 md.) Devlet, işlemlerinde, ilgili
kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini
belirtmek zorundadır.
Kişinin, Resmî görevliler
tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe
tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Sosyal ve Ekonomik Haklar
ve Ödevler
I. Ailenin
korunması ve çocuk hakları[17]

Geçmiş Hizmetlerin Disiplin Cezasına Etkisi

657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanının uygulanması mümkündür.

Her menfaat sağlama fiili disiplin suçu sayılır mı?

Hayır. Bir eylemin 657 sayılı Kanun m. 125/D-(c) kapsamında disiplin suçu oluşturabilmesi için suç tanımına uyması, yani tipiklik şartını karşılaması gerekir. Belirli fiillerin bu tanıma uymadığı saptandığında verilen disiplin cezası hukuka aykırı olur. Tipiklik, her somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir denetim ölçütüdür.

Sağlanan çıkarın maddi olması şart mı?

Danıştay 12. Dairesi'nin oyçokluğuyla verilen bir kararında, m. 125/D-(c)'nin maddi çıkar dışındaki menfaatleri de kapsayabileceği sonucuna varılmış; siyasi kazanım veya çevre oluşturma gibi faydalar bu kapsamda değerlendirilmiştir. Karşı oy kullanan üyeler farklı görüştedir. Maddi olmayan bir menfaatin suç tanımını karşılayıp karşılamadığı her olayda delillere ve somut koşullara göre ayrıca belirlenmektedir.

Disiplin soruşturmasında zamanaşımı ne zaman işlemeye başlar?

Zamanaşımı başlangıcı fiilin türüne göre değişir: tamamlanmış fiillerde suçun işlendiği tarih, kesintisiz fiillerde kesintinin gerçekleştiği tarih, zincirleme fiillerde ise son eylemin işlendiği tarih esas alınır. Soruşturmaya başlama zamanaşımı ise 657 sayılı Kanun m. 127 ve genel kolluk personeli bakımından 7068 sayılı Kanun m. 29 kapsamında fiilin ilgili disiplin amirince öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Zamanaşımı geçtikten sonra verilen disiplin cezası geçerli midir?

Hayır. Zamanaşımı süreleri kamu düzenine ilişkin olduğundan soruşturmayı açmaya yetkili amirlerin bu sürelere uyması zorunludur. Süreler geçirildikten sonra yürütülen bir soruşturmaya dayalı olarak verilen disiplin cezaları hukuka aykırı olmaktadır.

Zamanaşımı dolunca soruşturma dosyasında sübut değerlendirmesi yapılabilir mi?

Kural olarak yapılmamalıdır. Zamanaşımı tespit edildiğinde fiilin sübuta erip ermediği tartışılmadan dosyanın işlemden kaldırılması gerekir. Ancak fiile disiplin cezasına ek ayrı bir idari yaptırım öngörülmüşse bu istisnai hâlde sübutun değerlendirilmesi zorunlu hale gelir; yine de sonuçta ceza verilmez, yalnızca diğer idari sonuçlar bakımından değerlendirme tamamlanır.

İyi sicil ve ödül disiplin cezasını etkiler mi?

657 sayılı Kanun m. 125'in üçüncü fıkrası uyarınca, geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlara verilecek cezalarda bir derece daha hafif yaptırımın uygulanması mümkündür. Bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağı her somut olayda ayrıca değerlendirilmektedir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu