Gayrimenkul Dolandırıcılığı ve Sahtecilik Suçları

by Avukat Erdal Ersoy
Gayrimenkul Dolandırıcılığı ve Sahtecilik Suçları

Nitelikli Dolandırıcılık Suçunun Unsurları ve Cezai Sorumluluk

Taşınmaz devirleri sırasında kamu görevlileriyle ilişkisi bulunduğundan veya onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle belirli bir işin gördürüleceği vaadiyle kişilerin aldatılması ve menfaat temin edilmesi, Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca nitelikli dolandırıcılık kapsamında cezalandırılır. Benzer şekilde, kişinin kendisini kamu görevlisi ya da banka, sigorta veya kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması ya da bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık yapması da Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendi gereğince nitelikli dolandırıcılık teşkil eder. Bu düzenleme uyarınca hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezası ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 158Kaynağı aç
Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun;
a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak
suretiyle,
c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi
parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması
suretiyle,
e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
f) Bilişim sistemlerinin, banka veya
kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak
suretiyle,
h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden
kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin
kooperatifin faaliyeti kapsamında,
i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı
kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir
kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin,
kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı
olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi
suretiyle,
İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar
adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik:
3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan
hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan
elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.[71]
(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı
sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak,
başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre
cezalandırılır.
(3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.)
Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından
birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için
teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek
ceza bir kat artırılır.
Daha az cezayı gerektiren hal

Nitelikli dolandırıcılık suçunun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi durumunda verilecek ceza yarı oranında artırılır. Eylemin suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ise Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca verilecek ceza bir kat artırılmaktadır.

Aynı mağdura karşı aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda suçun birden fazla işlenmesi durumunda, Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesinin birinci fıkrası uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanır. İşlenen tek bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet verilmesi hâlinde ise Türk Ceza Kanunu'nun 44. maddesi uyarınca fail, bu suçlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2017/1616, K. 2018/2428Kaynağı aç
15. Ceza Dairesi         2017/1616 E.  ,  2018/2428 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan TCK 158/1-i, 62, 52 ve 53. maddeleri gereğince, resmi belgede sahtecilik suçundan 204/1, 43/1, 62 ve 53. maddeleri gereğince ayrı ayrı mahkumiyetlerine
Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından, sanıkların mahkûmiyetlerine ilişkin hükümler, sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü,
…Sigorta – … unvanlı sigorta firmasını isleten ve akraba olan sanıkların, katılan … A.Ş'nin acentesi olmadığı ya da bu şirket adına sigorta işlemleri yapması için verilmiş her hangi bir vekalet bulunmadığı halde, katılan… Gümrük Müşavirliği şirketine kendilerini yetkili … A.Ş acentesi olarak tanıtıp, katılan … Gümrük Müşavirliği şirketinin taşıma sigortasını yapmaya başladıkları ve suç tarihleri arasında toplam 1005 adet sahte taşımacılık sigorta poliçesi düzenleyip vererek, karşılığında 76.000 TL poliçe sigorta ücretini aldıkları, daha sonra sigortalanan bir malda bir sorun çıkması üzerine sigorta poliçesinin … A.Ş'ne gönderilmesi üzerine hazırlanan tüm sigorta poliçelerinin sahte olduğunun anlaşıldığı, bu surette sanıkların “serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle” nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddia ve kabul olunan somut olayda,
1)Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan temyiz başvurusunun incelenmesinde,
Sanık …’ın ikrar içeren, diğer sanık …’ın tevil yollu ikrar içeren savunmaları, tanık anlatımları, kriminal rapor, sigorta poliçeleri ve tahsilat makbuzları karşısında, sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinde her hangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanıkların sigorta poliçesi düzenlemeye yetkili, sigorta acentesi olarak vergi dairesine kayıtlı bir işletmelerinin olduğunun vergi levhasından ve Ticaret Sicil Gazete’sinden anlaşılması karşısında, sanıkların eyleminin TCK’nın 158/1-h, son maddesi kapsamında “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında” işlediği nitelikli dolandırıcılık suçu olduğu gözetilmeden, TCK’nın 158/1-i, son maddesi gereğince hüküm kurulmuş ise de, her iki fıkranın yaptırım miktarlarının aynı olması ve söz konusu yanlışlığın sonuca bir etkisinin bulunmaması ve ayrıca sanıkların bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda katılan … Gümrük Müşavirliği şirketine karşı aynı suçun birden fazla kez işlemeleri nedeniyle TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Suça konu “trafik sigorta poliçeleri”nin sahte olarak düzenlenmesi ve katılan … Gümrük Müşavirliği şirketine karşı kullanılarak menfaat edilmesi eyleminde, suçundan doğrudan doğruya zarar görmeyen … A.Ş’nin davaya katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeden, katılma kararı verilerek lehine vekalet ücretine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılanmayı gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasında … A.Ş lehine hükmedilen vekalet ücretine ilişkin kısımın çıkartılarak sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2)Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan temyiz başvurusunun incelenmesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sahte sigorta poliçelerinin iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığı hususunda, her hangi bir incelenme yapılmaması karşısında, yapılan sahtecilikte aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin hakime ait olduğu da dikkate alınarak, söz konusu poliçelerin mahkeme heyeti tarafından incelenip, özellikleri zapta geçirilerek, iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespiti ve iğfal kabiliyetinin varlığının kabulü halinde, iktisadi devlet teşekkülü ya da kamu kuruluşu niteliğinde olmayıp, özel hukuk tüzel kişisi olan … A.Ş'ye ait sahte sigorta poliçelerinin, TCK’nın 210. maddesi kapsamında “emtiayı temsil eden belge” ya da “kambiyo senedi” niteliğine haiz olmaması nedeniyle “özel belge” vasfında olduğu gözetilmeden, sanıkların özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet yerine yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde poliçelerin resmi belge olduğunun kabulüyle “resmi belgede sahtecilik” suçundan mahkumiyet hükmü verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 44Kaynağı aç
Madde 44- (1) İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun
oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan
dolayı cezalandırılır.
ÜÇÜNCÜ
KISIM
Yaptırımlar
BİRİNCİ
BÖLÜM
Cezalar
Cezalar

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu ve Cezası

Bir resmi belgenin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir resmi belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte resmi belgenin kullanılması, Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinin birinci fıkrası uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası gerektirir. Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi ise Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 204Kaynağı aç
Madde 204- (1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek
bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi
belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak
düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren,
gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu
görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar
geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında
artırılır.
Resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek

Sahteciliğe konu resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde bulunması durumunda, Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca verilecek ceza yarısı oranında artırılır.

Sahte Belge ve Poliçelerde Aldatma Yeteneği

Sahte sigorta poliçesi düzenlenmesi fiillerinde belgede sahtecilik suçunun vücut bulabilmesi için belgenin aldatma (iğfal) kabiliyetinin bulunup bulunmadığı mahkeme tarafından incelenerek tespit edilir; aldatma yeteneğinin takdiri hâkime aittir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2017/1616 Esas, 2018/2428 Karar sayılı ilamında, sahte sigorta poliçelerinin iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığının mahkemece bizzat incelenip zapta geçirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2017/12797 Esas, 2020/1129 Karar sayılı ilamında ise suçun sübutu hâlinde sigorta poliçesindeki eylemin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturabileceğinin de gözetilmesi gerektiğine işaret edilmiştir.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2017/12797, K. 2020/1129Kaynağı aç
15. Ceza Dairesi         2017/12797 E.  ,  2020/1129 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Sanıklar hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat hükümleri katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık …’in gerçekte yetkili olmadığı halde …nin acentesi olan … Sigorta Aracılık Hiz. Ltd şirketi yetkilisi sanık … ile iştirak halinde müşteki …’un eşi …adına tescilli… plakalı araca başlangıç tarihi 09.10.2008, bitiş tarihi 09.10.2009 olan zorunlu mali sorumluluk poliçesini sahte olarak düzenledikleri ve para aldıkları, ancak müştekinin sigorta kaydının görünmediğini söyleyerek tekrar başvurması üzerine sanık …’in , sanık …’nın şirketi aracılığıyla başlangıç tarihi 25.02.2009 olan Euro sigorta şirketinden gerçek bir poliçe düzenlediği, daha sonra …vekilleri tarafından yapılan şikayet üzerine sanık …'in evinde ve işyerinde yapılan aramalar neticesinde, 28 adet … serisi ile başlayıp 7453484'e kadar devem eden, 3 çift … seri ile başlayan …. e kadar devam eden, 8 çift … seri ile başlayan 3632349'a kadar devam eden seri nolu sigorta pulları ile … Sigorta Aracılık Hiz. Ltd. Şirketi kaşesi basılı 40 adet boş Aviva Sigorta kağıdı, yine…sigorda Aracılık Hiz. Ltd. Şirketi kaşeli ve imzalı 2 adet boş sigorta kağıdı, yine … Sigorta Ltd. Şirketi kaşeli ve imzalı 16 adet boş Euro sigorta belgesi,…Sigorta Aracılık Hiz. Ltd. Şriketi kaşeli ve imzalı 5 adet Dask açıklama klavuzu ile 5 adet Deprem Sigorta poliçesi ele geçirildiği, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
1- Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik incelemede,
Sanıklara atılı dolandırıcılık suçundan doğrudan zarar görmeyen katılan …nin davaya katılma ve hükmü temyiz hakkının bulunmadığı, dolandırıcılık suçu yönünden usulsüz olarak verilen ve hukuken geçerli olmayan katılma kararının hükmü temyiz yetkisi vermeyeceği anlaşılmakla, şikayetçi vekilinin vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik incelemede,
Sanık … ilk alınan savunmalarında suça konu poliçeyi düzenlemediğini beyan etmişse de, yargılama aşamasında alınan savunmasında, 2004 yılında sanık ……’ya ait … sigortacılık şirketi ile tali acentelik sözleşmesi yaptıklarını, sanık …… adına müşteri bulup, yüzde aldığını, poliçeleri bizzat düzenleme yetkisi olmadığını, sanık ……’ya ait acenteye bilgileri gönderip, oradan gelen poliçeleri müşteriye verdiğini, aldığı paraları sanık ……’nın posta çeki hesabına gönderdiğini veya kredi kartından ödemek suretiyle şirket hesabına yatırdığını, suça konu poliçeyi de aynı şekilde düzenlediğini, daha sonra mağdur …’un kendisine poliçenin sistemde kaydının bulunmadığını söylemesi üzerine durumu sanık ……’ya ilettiğini, sanık …’in aynı gün kendisine 25.02.2009 tarihli Euro sigorta şirketinden düzenlenmiş gerçek bir poliçe gönderdiğini, bu poliçeyi mağdura verdiğini belirttiği, sanık ……’nın alınan beyanlarında,sanık …’in 2007 yılına kadar tali acente olarak çalıştığını,2007 yılının haziran ayında tali acenteliğin kalktığını, bu tarihten itibaren sanık … ile bir çalışmasının bulunmadığını, poliçelerin düzenlendiği tarihte kendisinin …ile acentelik sözleşmesinin de sona ermiş olduğunu, ancak başlangıç tarihi 25.02.2009 olan Euro sigorta adına düzenlenen ve mağdura verilen gerçek sigorta poliçesinin sanığın şirketlerinin çağrı merkezini arayarak mağdur durumda olduğunu söylemesi üzerine kendisine ait şirket çalışanları tarafından gönderildiğini beyan etmesi, ancak dosya içerisinde, 2007-2008 ve 2009 yıllarına ait göndericisi …, alıcısı … olan PTT kanalıyla gönderilen 7 adet ödeme makbuzu, 2 adet göndericisi … alıcısı … olan ödeme makbuzu, göndericisi… alıcısı … olan 1 adet ödeme makbuzu, göndericisi …, alıcısı … olan bir adet ödeme makbuzu asıllarının bulunması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, …den sanık …… ile acentelik sözleşmelerinin hangi tarihte sona erdiğinin sorulması, yine sanık …’in alına savunmasında, suça konu poliçeyi ve aramada ele geçirilen poliçelerde yer alan imzaları kendisinin atmadığını, bu belgelerin kendisine sanık …… tarafından gönderildiğine yönelik beyanı karşısında, sanık ……’nın yetkilisi olduğu şirkete bağlı tali acente sıfatıyla düzenlediği poliçeler, sanık …’in evinde gerçekleştirilen aramada ele geçirilen belgeler ile suça konu başlangıç tarihi 09.10.2008, bitiş tarihi 09.10.2009 olan zorunlu mali sorumluluk poliçesi ve daha sonra düzenlenerek mağdura verilen ve sanık …… tarafından kendi şirketlerinden gönderildiği kabul edilen 25.02.2009 tarihli Euro sigorta şirketinden düzenlenmiş sigorta poliçesinde yer alan imzaların sanık … ve sanık … ‘ya ait olup olmadığı, ayrıca aynı el ürünü olup olmadığı hususunda bilirkişi raporu aldırılması ve suçun sübutu halinde eylemin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı da gözetilerek sanıkların hukuki durumunun tayin ve tespiti gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca, hükümlerin BOZULMASINA, 29/01/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Araç tescil plakalarında tescil kuruluşu ile plaka basım kuruluşunun mührünün bulunması resmi belge niteliğinin ön koşuludur; mühür bulunmadığı takdirde plaka resmi belge niteliği kazanamaz. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2016/10237 Esas, 2018/5225 Karar sayılı ilamında, plaka, tescil belgesi ve sigorta poliçesinde sahtecilik eylemlerinin bir bütün teşkil etmesi ve aldatma yeteneğinin varlığı durumunda eylemin kül hâlinde Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinin birinci fıkrasındaki resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı kabul edilmiştir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2016/10237, K. 2018/5225Kaynağı aç
11. Ceza Dairesi         2016/10237 E.  ,  2018/5225 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
1-Resmi belgede sahtecilik suçlarının konusunu oluşturan belgenin, taşınabilen bir şey üzerine yazılıp da hukuki hüküm ifade eden bir olayı kanıtlamaya yarayan yazı olduğu, 5237 sayılı TCK'nın 204. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, belgenin varlığının kabulü için yazılı kağıdın bulunmasının zorunlu olmadığı, bir metal levha üzerine yazı yazılması halinde de diğer unsurların varlığı durumunda, belgeden söz edilebileceği, bu bakımdan araç plakalarının da resmi belge olarak kabulü gerekeceği cihetle, Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarının 27.04.2010 tarihli ekspertiz raporunda, suça konu sahte plakada herhangi bir soğuk mühür izinin bulunmadığının belirtilmesi, suç tarihinde yürürlükte bulunan 18.07.1997 tarih ve 23053 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 30. maddesine göre; tescil plakalarında, işlemi yapan tescil kuruluşu ile plaka basım işlemini gerçekleştiren kuruluşun mühürlerinin bulunmasının zorunlu olduğunun hüküm altına alınması, bu şekilde suça konu plakanın resmi belge niteliğini kazanabilmesi için üzerinde mührün varlığının zorunlu olduğunun anlaşılması karşısında, belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin hakime ait olduğu göz önüne alınıp, sahte olduğu iddia edilen plakanın ve suça konu diğer belge asıllarının duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, aldatma yeteneği olup olmadığının kararda tartışılması, denetime imkan verecek şekilde dosya içine konulması, aldatma yeteneğinin bulunduğunun anlaşılması halinde ise sanığın plaka, motorlu araç trafik ve tescil belgeleri ile sigorta poliçesinde sahtecilik şeklinde gerçekleşen eyleminin kül halinde 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddesindeki resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden eylem ve suç vasfı ikiye bölünerek resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik suçlarından iki ayrı mahkumiyet hükmü kurulması,
2-Kabule göre de;
a)Adli emanetin 2010/185 sırasına kayıtlı suça konu plaka ve belgeler hakkında herhangi bir karar verilmemesi,
b)Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin TCK'nın 63. maddesi gereğince sanığın cezasından mahsup edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
c)Kısa karar ve gerekçeli kararın hüküm kısımlarına; "…yargılama giderinin sanıktan eşit olarak tahsili…." yerine "…yargılama giderinin sanıklardan eşit olarak tahsili.." şeklinde yanlış yazılması,
d)5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 31.05.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

İhtiyati Haciz Talebi ve Şartları

Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun elinde veya üçüncü kişide bulunan taşınır ve taşınmaz malları ile alacaklarını ve diğer haklarını İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ihtiyaten haczettirebilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 257Kaynağı aç
Madde
257 – Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para
borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve
taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
Vadesi
gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:
1
– Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;
2
– Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa
veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının
haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;
Bu
suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet
kesbeder.
(Ek
fıkra: 29/6/1956-6763/42 md.; Mülga dördüncü fıkra: 14/1/2011-6103/41 md.) (Ek
fıkra: 29/6/1956-6763/42 md.; Mülga beşinci fıkra: 14/1/2011-6103/41 md.)
İhtiyati
haciz kararı:

Vadesi gelmemiş borçlar bakımından ise borçlunun muayyen bir yerleşim yerinin bulunmaması ya da borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemesi, kaçırması, kaçmaya hazırlanması veya kaçması yahut alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması hâllerinde ihtiyati haciz talep edilebilir. İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca bu şekilde ihtiyati haciz konulması hâlinde borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.

İhtiyati Tedbir Yoluyla Taşınmazın Korunması

Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle sakınca yahut ciddi bir zarar doğacağından endişe edilen hâllerde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesi uyarınca uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Gayrimenkul uyuşmazlıklarında tapu üzerindeki tasarrufların durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talepleri, dava konusu taşınmazın devrinin önlenmesi amacıyla bu yasal çerçeveye dayanır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 389Kaynağı aç
MADDE 389- (1) Mevcut durumda meydana gelebilecek
bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da
tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi
bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında
ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
(2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun
düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.
İhtiyati tedbir talebi

Suç Duyurusu Sürecinde Sunulabilecek Deliller

Dolandırıcılık ve sahtecilik iddialarına dayalı suç duyurularında sahte poliçe kopyaları, hologram ve karekod görüntüleri, tapu kayıtları, tapuda imzaya ilişkin belgeler, mağdur ifadeleri ve olayda kullanılan telefon numaraları delil olarak sunulabilir. Soruşturma makamlarından iletişimde kullanılan telefon numaralarının tespiti yönünde teknik işlem yapılması istenebilir.

Kamu görevlisi olduğunu veya tanıdığı bulunduğunu söyleyen kişinin cezası nedir?

Kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan bahisle iş gördürme vaadinde bulunup menfaat sağlayan kişi Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca nitelikli dolandırıcılıktan cezalandırılır. Kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumu çalışanı olarak tanıtan kişi hakkında ise Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendi gereğince hapis cezasının alt sınırı dört yıldan az olamaz.

Suç birden fazla kişiyle birlikte işlenirse ceza ne kadar artar?

Nitelikli dolandırıcılık suçunun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Suçun bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ise Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ceza bir kat artırılır.

Resmi belgede sahtecilik suçunun cezası ne kadardır?

Resmi belgeyi sahte düzenleyen, değiştiren veya kullanan kişiye Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinin birinci fıkrası uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. Belge kanun gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan nitelikte ise ceza yarı oranında artırılır.

Vadesi gelmemiş alacak için taşınmaza ihtiyati haciz konulabilir mi?

Borçlunun belirli bir yerleşim yeri yoksa ya da borçlu mallarını gizleme, kaçırma veya hileli işlemlerde bulunma girişiminde bulunuyorsa İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca vadesi gelmemiş borç için de ihtiyati haciz talep edilebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu