6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54. maddesi, haksız rekabet hükümlerinin amacını bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olarak tanımlar. Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. maddesinde ayrıca sıralanır. Mali veya manevi haklarında tecavüz tehlikesi bulunan eser sahibi ise 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 69. maddesi uyarınca muhtemel tecavüzün önlenmesini dava edebilir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 54Kaynağı aç
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU m. 29Kaynağı aç
5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 69Kaynağı aç
Haksız rekabetin amacı ve genel ölçüsü
Türk Ticaret Kanunu’nun 54. maddesinin birinci fıkrasına göre amaç, bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Korunan çerçeve bu amaç hükmünde rakip işletmeyle sınırlı biçimde kurulmamıştır.
Aynı maddenin ikinci fıkrası, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı davranışlar ile ticari uygulamaları haksız ve hukuka aykırı sayar. Dürüstlük kuralına diğer şekillerde aykırı davranışlar da bu kapsamdadır.
Başlıca haksız rekabet hâlleri
Türk Ticaret Kanunu’nun 55. maddesinin birinci fıkrası, saydığı hâlleri haksız rekabet hâllerinin başlıcaları olarak düzenler. Her hâl, ilgili bentte yazılı şartlarla değerlendirilir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 55Kaynağı aç
Başkasını veya onun malını, iş ürününü, fiyatını, faaliyetini ya da ticari işini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek bu hâllerdendir. Kişinin kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi veya iş ilişkileri hakkında gerçek dışı ya da yanıltıcı açıklama yapması ve aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmesi de düzenlenmiştir.
Alınmamış paye, diploma veya ödüle sahipmiş gibi davranarak müstesna yetenek zannı uyandırmak ve buna elverişli doğru olmayan meslek adı veya sembolü kullanmak ayrı bir örnektir. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleriyle karıştırılmaya yol açan önlemler almak da başlıca hâller arasındadır.
Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini veya fiyatlarını gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya onun tanınmışlığından gereksiz yararlanacak biçimde başkalarıyla karşılaştırmak haksız rekabet örneğidir. Üçüncü kişiyi benzer yollarla öne geçirmek de aynı bentte yer alır.
Seçilmiş malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin birden çok kez tedarik fiyatının altında sunulması, bunun reklamda vurgulanması ve müşterinin yetenek konusunda yanıltılması birlikte düzenlenir. Benzer hacimli alımda uygulanan tedarik fiyatının altındaki satışta yanıltma karine kabul edilir. Davalı gerçek tedarik fiyatını ispatlarsa değerlendirme o fiyata göre yapılır. Karine, bentteki şartlar tamamlanmadan her düşük fiyat için sonuç doğurmaz.
Müşteriyi ek edimlerle sunumun gerçek değeri hakkında yanıltmak ve özellikle saldırgan satış yöntemleriyle karar verme özgürlüğünü sınırlamak örnekler arasındadır. Malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin özellik, miktar, kullanım amacı, yarar ya da tehlikelerini gizleyerek müşteriyi yanıltmak da ayrıca sayılmıştır.
Taksitle satış ve benzeri işlemlere ilişkin ilanlarda unvanın, peşin veya toplam satış fiyatının ya da ek maliyetin Türk lirası ve yıllık oranlar üzerinden belirtilen biçimde açıklanmaması haksız rekabet örneğidir. Tüketici kredisi ilanları ile bu sözleşmelerdeki konu, fiyat, ödeme, süre, cayma, fesih veya erken ödeme bilgilerine ilişkin eksik ya da yanlış formüller için ilgili bentler ayrıca uygulanır.
Müşterilerle kendisinin sözleşme yapabilmesi için onları başkalarıyla yaptıkları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek haksız rekabet örneğidir. İşçi, vekil veya diğer yardımcı kişilere yükümlülüğe aykırılığı teşvik edecek yarar sağlamak veya önermek ile üretim ve iş sırlarını ifşa veya ele geçirmeye yöneltmek de aynı bent grubundadır.
Taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış alıcının ya da kredi alan kişinin, kendisiyle sözleşme yapılabilmesi için bu sözleşmeden caymaya yöneltilmesi ayrıca düzenlenmiştir. Peşin satış sözleşmesi yapmış alıcının bu sözleşmeyi feshetmeye yöneltilmesi de aynı benttedir. Bu hâl, bütün sözleşmeler için genel bir cayma veya fesih yasağı değildir.
Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak haksız rekabet örneğidir. Ürünün yetkisiz tevdi edildiğini bilmesi gereken kişi ile uygun katkı olmaksızın başkasının pazarlanmaya hazır çalışma ürününü teknik çoğaltmayla devralıp ondan yararlanan kişi bakımından da bentteki ayrı şartlar uygulanır.
Gizlice ve izinsiz olarak ele geçirilen veya başka hukuka aykırı bir yolla öğrenilen bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkasına bildiren kişi dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Kanun veya sözleşmeyle rakiplere de yüklenen ya da bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymamak da dürüstlüğe aykırı davranıştır.
Kim hangi talebi ileri sürebilir
Türk Ticaret Kanunu’nun 56. maddesinin birinci fıkrasına göre müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören ya da böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek kişi dava açabilir. Talepler; fiilin haksız olup olmadığının tespiti, haksız rekabetin men’i ve haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasını kapsar. Düzeltme, haksız rekabetin yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmasına bağlıdır. İmha da maddede öngörülen şart varsa istenebilir. Kusur varsa maddi tazminat, maddede gösterilen şartlar varsa manevi tazminat istenebilir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 56Kaynağı aç
Hâkim, davacı lehine tazminat olarak davalının haksız rekabet sonucunda elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. Hüküm hâkime takdir tanır; bu menfaat kendiliğinden tazminata eşit sayılmaz.
Ekonomik çıkarları zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek müşteriler birinci fıkradaki davaları açabilir. Araçların ve malların imhasını ise isteyemezler.
Maddede belirtilen odalar, borsalar, meslekî ve ekonomik birlikler, tüketici kuruluşları ile kamusal nitelikteki kurumlar birinci fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerindeki davaları açabilir. Bu kapsam, (c) bendindeki maddi durumun ortadan kaldırılması yanında, şartları varsa düzeltme ve imhayı da içerir. Bu fıkradan anılan kişi ve kurumların tazminat veya manevi tazminat isteyebileceği sonucu çıkmaz.
Men ve maddi durumun ortadan kaldırılmasına ilişkin hüküm, haksız rekabete konu malları doğrudan veya dolaylı biçimde ticari amaçla elde eden kişiler hakkında da uygulanır. Hüküm, birinci fıkranın (b) ve (c) bentleriyle sınırlıdır.
Para alacağı ve tazminatta arabuluculuk
Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesine göre, 4. madde ve diğer kanunlardaki ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Metin, konusu para olmayan tespit, men veya tedbir taleplerini açıkça bu kapsamda saymaz.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 5/AKaynağı aç
Arabulucu, başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Zorunlu hâllerde bu süreyi en fazla iki hafta uzatabilir. Süre, arabuluculuk sürecine ilişkindir.
Marka hakkına tecavüz
Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. maddesinin birinci fıkrası, izinsiz olarak markanın 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanılmasını marka hakkına tecavüz sayar.
Taklit edilmiş markayı taşıyan ürünün, taklidi bilen veya bilmesi gereken kişi tarafından satılması, dağıtılması, ticarete çıkarılması, ithali, ihracı, ticari amaçla elde tutulması ya da bu ürüne ilişkin sözleşme önerisine konu edilmesi tecavüz sayılır. Bent, bu sonucu kişinin bilmesine veya bilmesinin gerekmesine bağlar.
Marka sahibinin lisans yoluyla verdiği hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek de marka hakkına tecavüz sayılır.
Tecavüz davasında, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 19. maddesinin ikinci fıkrası bir def’i olarak ileri sürülebilir. Kullanıma bağlanan beş yıllık sürenin hesabında esas alınan tarih, davanın açıldığı tarihtir.
Sınai mülkiyette ihtiyati tedbir
Dava açma hakkı bulunan kişi, dava konusu kullanımın ülke içinde kendi sınai mülkiyet hakkına tecavüz edecek biçimde gerçekleştiğini veya bunun için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat ederse, verilecek hükmün etkinliğini sağlamak üzere ihtiyati tedbir isteyebilir. İspat şartı karşılanmadan tedbire hükmedileceği bu hükümden çıkmaz.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU m. 159Kaynağı aç
İhtiyati tedbirler özellikle tecavüz fiillerinin önlenmesi ve durdurulması ile zarar tazmini bakımından teminat verilmesini kapsar. Elkonulabilecek şeyler; tecavüz yoluyla üretilen veya ithal edilen ürünler, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalar ve patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalardır. Elkoyma, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde uygulanır.
İhtiyati tedbir konusunda Sınai Mülkiyet Kanunu’nda hüküm bulunmayan hususlarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uygulanır.
Telifte tecavüzün önlenmesi ve bedel
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 68. maddesine göre yazılı izin alınmadan eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı işleyen, çoğaltan, yayan, temsil eden ya da umuma ileten kişiden hak sahibi bedel isteyebilir. Bedel, sözleşme yapılmış olsaydı istenebilecek bedelin veya kanuna göre tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasıdır. Üç kat üst sınırdır; her olayda üç katın isteneceği veya hükmedileceği sonucu çıkmaz.
5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 68Kaynağı aç
İzinsiz çoğaltılan kopyalar satışa çıkarılmamışsa hak sahibi, çoğaltılmış kopyalar ile çoğaltmaya yarayan film, kalıp ve benzeri araçların imhasını isteyebilir. Üretim maliyet fiyatını geçmeyen uygun bir bedelle bunların kendisine verilmesini veya sözleşme varsa isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını da talep edebilir. Bu seçenekler hukuki sorumluluğu kaldırmaz.
İzinsiz kopyalar satışa çıkarılmışsa hak sahibi, tecavüz edenin elinde bulunan nüshalar hakkında satışa çıkarılmamış kopyalara ilişkin seçeneklerden birini kullanabilir.
İkinci ve üçüncü fıkraların eser sahibi dışındaki hak sahiplerince uygulanabilmesi, eser sahibinin 52. maddeye uygun yazılı çoğaltma izninin bulunmasına bağlıdır.
Hak sahiplerinden biri ikinci veya üçüncü fıkra uyarınca talepte bulunursa Ceza Muhakemesi Kanunu’nun elkoyma hükümleri, delil elde etmek amacı dışında uygulanmaz.
Bedel talebinde bulunan kişi, tecavüz edenle sözleşme yapmış olması hâlinde sahip olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilir.
Mali veya manevi haklarında tecavüz tehlikesi bulunan eser sahibi muhtemel tecavüzün önlenmesini dava edebilir. Gerçekleşmiş tecavüzün devamı veya tekrarı muhtemelse aynı hüküm uygulanır. 69. madde, 66. maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarının da uygulanacağını belirtir.
Telifte manevi zarar, kusur ve kâr
Manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat isteyebilir. Mahkeme, bu paranın yerine veya buna ek olarak başka bir manevi tazminat biçimine de hükmedebilir.
5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 70Kaynağı aç
Mali hakları haleldar edilen kişi, tecavüz edenin kusuru varsa haksız fiillere ilişkin hükümler çerçevesinde tazminat isteyebilir. Kusur şartı bu mali tazminat talebine bağlanmıştır.
Manevi veya mali hak ihlalinde tecavüze uğrayan kişi, tazminattan başka elde edilen kârın verilmesini de isteyebilir. Bu hâlde 68. madde uyarınca talep edilen bedel indirilir.
Tescilli sınai hak ile haksız rekabetin birlikte ileri sürülmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E. 2023/6939, K. 2024/9125; E. 2024/2667, K. 2025/1444 ve E. 2024/1191, K. 2024/9150 sayılı kararlarının çoğunluk gerekçelerinde, 6102 sayılı Kanun’un 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe girmesinden sonraki olaylara dayanan davalarda tescilli sınai haklar bakımından özel kanun hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmiştir. Bu gerekçelerde Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabet hükümlerinin anılan özel hükümlerle aynı anda uygulanamayacağı ve bu kapsamda kümülatif korumanın uygulanmayacağı belirtilmiştir. Kararlar oy çokluğuyladır; karşı oy bu sonuca katılmamaktadır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6939, K. 2024/9125Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2667, K. 2025/1444Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1191, K. 2024/9150Kaynağı aç
E. 2023/6939, K. 2024/9125 sayılı kararın çoğunluk gerekçesinde tescilsiz tasarımlar da 6102 sayılı Kanun’un yürürlüğünden sonraki olaylarda yalnız 6769 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmiştir. Bu gerekçe oy çokluğuyla verilmiş olup karşı oy bu sonuca katılmaz.
E. 2024/1191, K. 2024/9150 sayılı kararda tescilli haklarda ilke olarak ilgili özel düzenlemenin uygulanacağı, ancak özel düzenleme haksız rekabet hükümlerinin uygulanacağını açıkça öngörüyorsa bu hükümlerin de uygulanacağı açıklanmıştır. Somut olayda çoğunluk, tescilli markanın koruma alanıyla haksız rekabetin koruma alanının kesiştiğini ve özel hükmün yanında haksız rekabetin uygulanmasını gerektiren bir kanun hükmü bulunmadığını kabul etmiştir.
Aynı kararda çoğunluk, haksız rekabetin tespiti, men’i ve ref’i taleplerinin reddedilmesi gerekirken kabul yönünde hüküm kurulmasını bozma nedeni saymıştır. Yanlışlığın yeniden yargılamayı gerektirmediği belirtilerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca karar düzeltilmiştir. Sonuçta marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması ve önlenmesi kabul edilmiş; haksız rekabete ilişkin talepler reddedilmiştir.
E. 2024/2667, K. 2025/1444 sayılı kararda, davalının kullandığı alan adının davacı adına tescilli markayı içeren ibarelerden oluşması nedeniyle bu kullanımın markasal korumanın ihlali sayılması ve ihlale dayanak alan adının iptaline karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Aksi ret gerekçesi doğru bulunmayarak hüküm davacı yararına bozulmuştur. Bu bozma sebebiyle davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 55. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (4) numaralı alt bendi, başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleriyle karıştırılmaya yol açan önlemleri düzenler. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E. 2024/1191, K. 2024/9150 sayılı kararında bu hükümde ad, unvan, marka ve işaret gibi tanıtma vasıtaları ibaresine yer verilmediği açıklanmıştır.
Tasarım veya ürün formunun taklidi her zaman tescil kapsamında olmayabilir. Böyle bir durumda 55. maddedeki karıştırılmaya yol açan önlemler eksenindeki haksız rekabet iddiası önem kazanabilir. Bu anlatım, tescilsiz her taklidin haksız rekabet oluşturduğu genel sonucuna dönüştürülemez.
Haksız rekabet yalnız rakip işletmeyi mi korur?
Hayır. Türk Ticaret Kanunu’nun 54. maddesinin birinci fıkrası, amacı bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olarak tanımlar.
Müşteri haksız rekabette imha isteyebilir mi?
Hayır. Ekonomik çıkarları zarar gören veya tehlikeye düşebilecek müşteri 56. maddedeki diğer davaları açabilir; fakat araçların ve malların imhasını isteyemez.
Her ticari uyuşmazlıkta arabuluculuk dava şartı mıdır?
Hayır. 5/A maddesi, belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarını kapsar.
Rayiç bedelin üç katı her telif uyuşmazlığında zorunlu mudur?
Hayır. 68. madde en çok üç kat fazlasını öngörür. Bu bir üst sınırdır ve her olayda üç katın isteneceği veya hükmedileceği anlamına gelmez.
Sınai mülkiyet tedbiri ispat şartı olmadan istenebilir mi?
159. maddenin birinci fıkrasına göre kullanımın ülkede tecavüz oluşturduğunun veya bunun için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığının ispatı gerekir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

