Evde Paketleme Vaadiyle Dolandırıcılık Suçunun Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Evde Paketleme Vaadiyle Dolandırıcılık Suçunun Şartları

Evde sabun veya çorap paketleme vaadiyle bir kimseden menfaat sağlanması, hileli davranış, aldatma, zarar ve yarar birlikte gerçekleştiğinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157. maddesindeki dolandırıcılık suçunu oluşturur. Bu suçta hapis cezası bir yıldan beş yıla kadardır; ayrıca beş bin güne kadar adli para cezası öngörülmüştür. İşe başlamak için ön ödeme istenmesi, sayılan unsurların o olayda birlikte gerçekleştiğini kendiliğinden göstermez. Nitelikli hâl, 158. maddenin birinci fıkrasında sayılan hâllerden birinin gerçekleşmesine bağlıdır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 157Kaynağı aç
Madde 157- (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir. Nitelikli dolandırıcılık
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 158Kaynağı aç
Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun; a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle, b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle, c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle, d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle, e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak, f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle, h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında, i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle, j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, k) Sigorta bedelini almak maksadıyla, l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle, İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.[71] (2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır. (3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır. Daha az cezayı gerektiren hal

Dolandırıcılık suçunun unsurları

Sosyal medyada evde sabun paketleme veya çorap paketleme başlığıyla paylaşılan ilanlara başvuran kişilerden genellikle kapora, sigorta ücreti, vergi ödemesi, dosya masrafı ya da kargo ücreti adı altında ön ödeme istendiği anlatılır. Ödemeden sonra iletişimin kesilmesi ve vaat edilen işin verilmemesi de bu tabloda yer alır. İlanın başlığı ve ön ödeme istemi, hile, aldatma, zarar ve yarar tamamlanmadan her başvuruyu suç hâline getirmez.

157. madde, hileli davranışı, bu davranışla bir kimsenin aldatılmasını, aldatılanın veya bir başkasının zararını ve failin kendisine ya da başkasına sağladığı yararı birlikte arar. Zarar gören ile yarar sağlayan kişinin aynı olması gerekmez. Yarar fail dışında bir kişiye de yönelebilir. Zarar da aldatılan kişinin dışında bir başkasının zararı olabilir.

Nitelikli hâller ve ceza sınırları

158. maddenin birinci fıkrasında sayılan hâllerde dolandırıcılık işlenirse üç yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu hâllerde ayrıca beş bin güne kadar adli para cezası vardır. Genel aralık, fıkrada ayrıca sınırlanan bentler bakımından o bentlere özgü alt sınır cümlesine göre uygulanır.

(e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan az olamaz. Adli para cezasının miktarı da suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

Dört yıllık hapis alt sınırı ile menfaatin iki katına bağlanan adli para cezası, metinde (e), (f), (j), (k) ve (l) bentleri için yazılmıştır. (d) bendindeki kamu kurumu, kamu meslek kuruluşu, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliğinin araç olarak kullanılması ile (g) bendindeki basın ve yayın kolaylığı nitelikli hâldir. Bu iki bent, alt sınır cümlesinde sayılmamıştır.

Dolandırıcılık, kamu kurumu veya kuruluşu, kamu meslek kuruluşu, siyasi parti, vakıf ya da dernek tüzel kişiliği araç kılınarak işlenirse birinci fıkranın (d) bendi uygulanır. Madde metni, sahte belge veya logonun tek başına bu bendi gerçekleştirdiğini yazmaz.

Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık, birinci fıkranın (f) bendidir. Bent, bilişim sistemini de banka veya kredi kurumunu da araç olarak kullanmayı anar. Bu bent, dört yıllık hapis alt sınırı ile menfaatin iki katından az olamayan adli para cezasına tabidir.

Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenen dolandırıcılık, birinci fıkranın (g) bendinde ayrı bir nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. (g) bendi, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentleri için öngörülen dört yıl ve menfaatin iki katı alt sınırı cümlesinde geçmez.

Birlikte işleme ve zincirleme suç

158. maddenin üçüncü fıkrasına göre bu maddedeki ve 157. maddedeki suçlar üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenirse verilecek ceza yarı oranında artırılır. Suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenirse artırım bir kattır. Artırım, birlikte hareket eden en az üç kişi veya örgüt faaliyeti koşuluna bağlıdır. Birden fazla mağdur bulunması bu fıkrada yazılı bir artırım sebebi değildir.

43. maddenin birinci fıkrasına göre bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi hâlinde tek cezaya hükmedilir. Bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri aynı suç sayılır. Hüküm; aynı suç işleme kararı, değişik zamanlar ve aynı kişiye karşı işlenme şartlarına bağlıdır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 43Kaynağı aç
Madde 43- (1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır. (2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır. (3) Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.[5] Fikri içtima

Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da birinci fıkra hükmü uygulanır. Bu hüküm, dolandırıcılığın mağduru belli olmayan suçlardan olduğunu söylemez.

Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da birinci fıkra hükmü uygulanır. Şart, fiilin tek olmasıdır. Değişik zamanlarda ayrı kişilere karşı işlenen fiiller bu fıkrayla düzenlenmez. Üç veya daha fazla kişinin birlikte işlemesine bağlanan artırım ise 158. maddenin üçüncü fıkrasına aittir.

Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında 43. madde hükümleri uygulanmaz. İstisna, metinde bu dört suçla sınırlı yazılmıştır.

Etkin pişmanlık

Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflas ve taksirli iflas suçları tamamlandıktan sonra, kovuşturma başlamadan önce fail, azmettiren veya yardım eden bizzat pişmanlık göstererek mağdurun zararını aynen geri verme veya tazmin yoluyla tamamen giderirse verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Üçte iki üst sınırdır. Cezanın ortadan kalkacağı bu fıkrada yazmaz.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 168Kaynağı aç
Madde 168 – (Değişik: 29/6/2005 – 5377/20 md.) (1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…)[72] suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. (2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir. (3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde üçte birine kadarı indirilir. (4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır. (5) (Ek: 2/7/2012 – 6352/84 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz. Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması

Etkin pişmanlık kovuşturma başladıktan sonra ve hüküm verilmeden önce gösterilirse verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir. Bu oran da üst sınırdır ve cezanın tamamen kalkması anlamına gelmez. Birinci fıkradaki suçlar ile zararın tamamen giderilmesi bağlamı bu fıkrada da korunur.

Kısmen geri verme veya tazmin hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızası aranır. Tam giderme ile kısmi giderme bu nedenle farklı şartlara bağlanmıştır.

Karşılıksız yararlanma suçunda fail, azmettiren veya yardım eden pişmanlık gösterip mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin ederse kamu davası açılmaz. Zarar hüküm verilinceye kadar tamamen giderilirse verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Kişi bu fıkradan iki defadan fazla yararlanamaz. Fıkra yalnız karşılıksız yararlanma suçunu anar. Dolandırıcılıkta kamu davasının açılmaması veya üçte bir oranında indirim bu fıkraya dayanmaz.

Kişisel veriler ve idari para cezaları

Kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, Türk Ceza Kanunu'nun 136. maddesinin birinci fıkrası uyarınca iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Hukuka aykırılık ve bilginin kişisel veri niteliği, olayın kendi şartlarına göre değerlendirilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 136Kaynağı aç
Madde 136- (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[62] (2) (Ek:17/10/2019-7188/17 md.) Suçun konusunun, Ceza Muhakemesi Kanununun 236 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler olması durumunda verilecek ceza bir kat artırılır. Nitelikli haller

6698 sayılı Kanun'un 18. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 10. maddedeki aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeyenler hakkında 5.000 Türk lirasından 100.000 Türk lirasına kadar idari para cezası öngörür. Yaptırım, aydınlatma yükümlülüğünün ihlaline bağlıdır.

6698 sayılı KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU m. 18Kaynağı aç
MADDE 18- (1) Bu Kanunun; a) 10 uncu maddesinde öngörülen aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeyenler hakkında 5.000 Türk lirasından 100.000 Türk lirasına kadar, b) 12 nci maddesinde öngörülen veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmeyenler hakkında 15.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar, c) 15 inci maddesi uyarınca Kurul tarafından verilen kararları yerine getirmeyenler hakkında 25.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar, ç) 16 ncı maddesinde öngörülen Veri Sorumluları Siciline kayıt ve bildirim yükümlülüğüne aykırı hareket edenler hakkında 20.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar, d) (Ek:2/3/2024-7499/35 md.) 9 uncu maddenin beşinci fıkrasında öngörülen bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyenler hakkında 50.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar, idari para cezası verilir. (2) (Değişik:2/3/2024-7499/35 md.) Birinci fıkranın (a), (b), (c) ve (ç) bentlerinde öngörülen idari para cezaları veri sorumlusu, (d) bendinde öngörülen idari para cezası veri sorumlusu veya veri işleyen gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri hakkında uygulanır. (3) (Ek:2/3/2024-7499/35 md.) Kurulca verilen idari para cezalarına karşı, idare mahkemelerinde dava açılabilir. (4) Birinci fıkrada sayılan eylemlerin kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları bünyesinde işlenmesi hâlinde, Kurulun yapacağı bildirim üzerine, ilgili kamu kurum ve kuruluşunda görev yapan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında görev yapanlar hakkında disiplin hükümlerine göre işlem yapılır ve sonucu Kurula bildirilir. ALTINCI BÖLÜM Kişisel Verileri Koruma Kurumu ve Teşkilat Kişisel Verileri Koruma Kurumu

Aynı fıkranın (b) bendi, 12. maddedeki veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmeyenler için 15.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar idari para cezası öngörür. Aralık, veri güvenliği yükümlülüğüne bağlanmıştır.

Birinci fıkranın (c) bendi, 15. maddeye göre Kurulun verdiği kararın yerine getirilmemesi hâlinde 25.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar idari para cezası öngörür. Bent, Kurul kararının bulunmasını şart olarak yazar.

16. maddede öngörülen sicil kaydı ve bildirim yükümüne aykırı hareket edenler hakkında birinci fıkranın (ç) bendi, 20.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar idari para cezası öngörür.

(d) bendi, 9. maddenin beşinci fıkrasındaki bildirimi yapmayanlar hakkında 50.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar idari para cezası verileceğini düzenler.

(a), (b), (c) ve (ç) bentlerindeki idari para cezaları veri sorumlusuna uygulanır. (d) bendindeki idari para cezası ise veri sorumlusuna veya veri işleyen gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerine uygulanır. Cezanın muhatabı uygulanan bende göre değişir.

Kurul tarafından verilen idari para cezalarına karşı idare mahkemelerinde dava açılabilir. Dava yolu, Kurulun verdiği idari para cezasına ilişkindir.

Birinci fıkrada sayılan eylemler kamu kurumu veya kuruluşu ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu içinde işlenirse, Kurulun bildirimi üzerine disiplin işlemi yapılır. Memurlar, diğer kamu görevlileri ve meslek kuruluşunda görev yapanlar bu işlemin muhatabıdır; sonuç Kurula bildirilir. Fıkra, kamu kurumu ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu bünyesini düzenler.

Bu idari para cezaları aydınlatma, veri güvenliği, Kurul kararı, sicil kaydı ve bildirim yükümlülüklerine bağlanmıştır. Kişisel veriyi hukuka aykırı verme, yayma veya ele geçirme ise 136. maddedeki hapis cezasının konusudur. İki düzenleme aynı fiili ve aynı yaptırımı yazmaz.

Belirtiler ve suç duyurusu

Kapora veya sigorta ücreti istenmesi, cayılması hâlinde ceza ödeneceğine dair sözler, mesajlaşma üzerinden gönderilen sözde sözleşme ve sahte faturalar ile hesap açıklamasına özel kod yazdırılması, dolandırıcılık ihtimalini yükselten belirtiler arasında sayılır. Bu belirtiler, hile, aldatma, zarar ve yarar unsurlarının ve 158. maddedeki bentlerin yerine geçen ayrı bir hüküm değildir.

İşe başlamadan kapora, kargo bedeli veya sigorta gerekçesiyle ödeme istenmesi, nitelikli dolandırıcılık yapılıyor olabileceğine işaret eden bir belirtidir. Hangi bendin gerçekleştiği bu belirtiden kendiliğinden çıkmaz.

Yazışmalar ve ödeme dekontları saklanabilir; mesajlaşma numarası ekran görüntüsüyle belgelenebilir. Bu tür bir iddiada Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulabilir. Banka dekontu ve mesaj kayıtları varsa ödenen tutarın geri alınması için ceza yolunun yanında hukuk yolu da gündeme gelebilir. Sahte kimlik kullanılması her olayın sabit olgusu değildir.

Kimlik fotoğrafı, adres veya T.C. kimlik numarasının karşı tarafın eline geçmesi hâlinde, e-Devlet üzerinden kişi adına şirket açılıp açılmadığı kontrol edilebilir. Kişisel verinin hukuka aykırı verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi ayrı olarak 136. madde kapsamında değerlendirilir.

İnternet üzerinden ilan kararları

Yargıtay 23. Ceza Dairesinin 2016/12477 esas ve 2016/11077 karar sayılı, 26.12.2016 tarihli kararında olay, bir internet sitesinde araç satış ilanı verilmesi, satış için kapora istenmesi, aynı gün bildirilen posta hesabına havale yapılması ve paranın çekilmesi biçimindedir. Karar, bu olayı bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçlarının işlendiği iddia ve kabul edilen olay olarak tanımlar. Sanık müdafisinin temyiz itirazları yerinde görülmeyerek hüküm oyçokluğuyla onanmıştır. Onama, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan ve karar yerinde gösterilen deliller ile mahkemenin kovuşturma sonucuna uygun kanaatine dayandırılmıştır.

Yargıtay 23. Ceza Dairesi, E. 2016/12477, K. 2016/11077Kaynağı aç
23. Ceza Dairesi         2016/12477 E.  ,  2016/11077 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık HÜKÜM : TCK'nın 158/1-f, 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 3320 TL adli para cezası Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Olay tarihinde sanık …'in temyiz dışı sanık …. ile birlikte suç işleme iradesiyle hareket etmek suretiyle temyiz dışı sanık ….'in internette www.sahibinden.com isimli internet sitesinde …. plaka sayılı aracın satımına ilişkin ilan verdiği ve bu ilanı gören katılanın aracı satın almak istediği için ilanda belirtilen telefon numarası ile irtibata geçmek suretiyle temyiz dışı sanık …. ile görüştüğü, ….'ın aracın satımı için 2000 TL kapora istediği, aynı gün katılanın ….'ın belirttiği posta hesabına 2000 TL para havalesi yaptığı ve bu hesaptan sanık …'in parayı çektiği, bu şekilde sanığın bilişim sistemlerini araç olarak kullanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçlarını işledikleri iddia ve kabul olunan somut olayda, Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık …. müdafisinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 26.12.2016 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlığın konusu özetle; com. uzantılı bir internet sitesinde verilen satış ilanını gören mağdurun, ilanı veren sanık ile telefonda veya yüz yüze görüştükten sonra yapılan pazarlık sonucunda bir miktar parayı kaparo olarak sanığa bizzat vermesinden yahut banka hesabına göndermesinden ibaret olayda, eylemin TCK 158/1-f maddesinde düzenlenen bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suçunu mu; yoksa aynı maddenin “g” fıkrasında düzenlenen basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanma suçunu mu oluşturduğuna ilişkindir. Sayın çoğunluk, TCK'nın 158/1-g maddesinde düzenlenen basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik dairemizin istikrarlı uygulamasından ayrılarak eylemin, TCK'nın 158/1-f maddesinde tanımlanan bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir. Bu şekildeki bir kabule, aşağıda izah edilecek nedenlerle katılmamız mümkün değildir. 1- Kitle iletişimi için kurulan internet siteleri TCK'nın 6. maddesine göre basın ve yayın aracıdır. 5237 sayılı TCK'nın 6/5-g maddesinde "Basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar" ın anlaşılması gerektiği belirtilmiştir. Görüldüğü üzere elektronik kitle iletişim araçları da basın ve yayın olarak tanımlanmıştır. Öğretide ise; kitle iletişim araçları, "kitlesel bir boyutta ileti dağıtabilen araçlar" olarak kabul edilmiş, bu çerçevede internet, gazete, televizyon, radyo iletişim araçlarına örnek gösterilmiştir. (Doç.Dr. Ceyda Ilgaz Büyükbakkal İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Kitle İletişim Araçları ve Toplumsal Yaşam isimli makale). Dünyada olduğu üzere ülkemizde de, basılı kağıt ortamının yanında internet gazeteciliği de yaygın olarak kullanılmaktadır. “İnternet medyası” kavramı ile tanışalı uzun zaman olmuştur. Yazılı basın organlarının bir çoğunun aynı zamanda internet üzerinden de gazetecilik faaliyeti sürdürdüğü bilinmektedir. Peki internet medyası basın ve yayın aracı sayılır mı? Bu sorunun cevabını TCK'nın 6. maddesi vermektedir. TCK'nın 6/5-g maddesinde yer alan “Basın ve yayın yolu deyiminden her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim araçlarıyla yapılan yayınlar anlaşılır.” şeklindeki düzenleme karşısında halk arasında internet medyası olarak tanımlanan internet sitelerinin basın ve yayın aracı olduğu konusunda şüphe bulunmamaktadır. Hatta yasadaki düzenlemeye göre, sadece internet medyası değil; kitlesel iletişimde bulunulan elektronik, görsel ve işitsel her türlü internet sitesi basın ve yayın aracı olarak kabul edilmektedir. Nitekim, Yargıtay 14.CD. ile 18. Ceza Daireleri ilamlarında müstehcen görüntü, yazı veya sözlerin internetten kitlelere (çoğul kişilere) ulaşımının sağlanması amacıyla paylaşılmasında TCK226. Maddede düzenlenen müstehcenlik suçunun (14. CD.'nin 14.12.2012 gün 2011/5081 E.,2012/13057 K. sayılı ilamı ve 18. CD.nin 01.10.2015 gün 2015/24205 E., 6363 K. sayılı ilamı), 12. Ceza Dairesi de sanığın mağdura ait resimlerin facebooktan yayınlanmasında TCK'nun 134. maddesinde düzenlenmiş olan özel hayatın gizliliğinin ihlali suçunun (31.03.2014 gün 2013/15248 E., 2014/7892 K. sayılı ilam) basın ve yayın yolu ile işlendiğini kabul ederek TCK'nın 6/1-g maddesine atıfta bulunmuşlardır. Gerek doktrin, gerekse Yargıtay uygulamalarında çoğul kişilere (kitlelere) ulaşımda kullanılan internetin basın ve yayın aracı olduğu konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Çoğu kez aynı haberler, hem basılı hem de internet üzerinden elektronik kitle iletişim araçlarıyla duyurulmaktadır. Bu bağlamda bir gazetede yer alan ilanın, o gazetenin internet ortamında yayın yapan sitesinde de yer aldığı görülmektedir. Mağdurun hangi ilana bakarak fail ile irtibata geçtiğinin bir önemi bulunmamaktadır. Daha somut bir örnek verecek olursak; Ulusal düzeyde dağıtımı yapılan bir gazeteyi internetten okuyan mağdur ile kağıt baskısından okuyan başka bir mağduru aynı ilan ile dolandıran fail, mağdurların davranışına göre farklı suçlar mı işlemiş olacaktır? Dolandırıcılık suçunun mağdurunun, gazetedeki ilana bakması ile internet ortamındaki ilana bakması arasında hiç bir fark yoktur. Her ikisinde de mağdur, fail ile bizzat irtibata geçtiği için dolandırıcılık eylemine maruz kalmaktadır. Olayı fail açısından irdeleyecek olursak; failin gazete yetkilisine başvurması sonucu ilanın yazılması ile bizzat kendisi tarafından yazılmış olması arasında ne fark vardır. Üstelik failin bir siteye ilan yazması sırasında otomatik olarak işleme tabi tutulan bir veri de bulunmadığından bilişim sisteminin kullanılmasından söz edilemez. Bir ilanın aynı gazetenin dijital ve fiziksel sayfalarında yayınlanması arasında fark olmayacaksa herhangi bir internet sitesinde yayınlanması arasında neden fark olsun? Sonuç olarak, kitle iletişim aracı olması münasebetiyle TCK'nın 6. maddesinde basın ve yayın aracı olarak adlandırılan internet sitelerinde dolandırıcıların verdikleri ilanlar, mağdurlara ulaşmalarını sağlayarak suç işlemelerini kolaylaştırdığından bu şekilde işlenen dolandırıcılık suçları, basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmiş olmaktadır. Zaten 158/1-g maddesi suçun oluşumu için “kolaylıktan yararlanmayı yeterli gördüğünden araç olarak kullanma tabirine yer vermemiştir. 2- Olayda bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenebilmesi için gerekli koşullar gerçekleşmemiştir. Bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenebilmesi için; a) Sanık bilişim sisteminin birden fazla bileşenini kullanmalıdır. Bilişim alanında suçları düzenleyen TCK'nın 243. maddesinin gerekçesinde, bilişim sisteminden maksadın, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemler olduğu belirtilmiştir. Avrupa Konseyi Siber Suçluluk Sözleşmesinin "Tanımlar" başlıklı 1. maddesine göre bilişim sistemi; bir veya birçok unsuru, bir programın işleyişi aracığıyla verilerin otomatik olarak işleme tâbi tutulmasını sağlayan, birbirine bağlanmış veya benzeşen tek veya toplu tertibattır. Öğretide ise bilişim sistemi hakkında şunlar söylenmektedir: Bilişim sistemi denince akla önce bilgisayar ve internet gelmekte ise de, bilişim sisteminin kapsamı çok geniş olup, bilginin toplanmasında, işlenmesinde, depolanmasında, ağlar aracılığıyla bir yerden bir yere iletilip kullanıcıların hizmetine sunulmasında kullanılan iletişim ve bilgisayarlar dâhil bütün teknolojileri kapsar. O halde bilişim sistemi öncelikle bilişim teknolojisini kapsamalıdır. Bilişim teknolojisi nedir? Bilişim teknolojisi, iletişim ve bilgisayar sistemleriyle bağlanabilen bilgi hizmetlerinin tamamı için kullanılan bir kavramdır. Yani bu kavram sadece bilgisayar donanım ve yazılımlarıyla veya internet ile sınırlı tutulmamalıdır. Bilişim teknolojisi, yazılım, donanım, hizmetler ve ekipmanlar gibi 4 temel kategoriden oluşur. Öğretide yer alan bu bilgilere göre bilişim sitemi şöyle tanımlanabilir: Yazılım, donanım, hizmetler ve ekipmanlardan oluşan teknolojiyi içinde barındıran sisteme bilişim sistemi denir. Bu tanıma göre bilişim sistemi alet veya cihazdan ibaret olmayıp birden fazla bileşenden oluşur. Dikkat edilirse hem TCK'nın 243. maddesinin gerekçesinde hem de Avrupa Konseyi Siber Suçluluk sözleşmesinde yer alan tanımlarda bir alet, makine veya teçhizattan söz edilmeyip, sistem ve tertibat kavramlarına yer verilmektedir. Bu nedenle bilişim sisteminin kullanılması, bilişim sistemine dahil olan bileşenlerin bir kaçının kullanılmasından yahut bilişim teknolojisini barındıran bir aletin kullanılmasından ibaret olmayıp, sistemi oluşturan temel bileşenlerin kullanılmasıyla oluşur. Çünkü bir hizmet sektörü veya herhangi bir aletin kendisi bilişim sistemi olmadığı halde, içerisinde sistemi oluşturan temel bileşenlerden bulunabilir. Bu anlamda bir bilgisayarın kendisine bilişim sistemi denmez. Ama içerisinde bilişim teknolojisi barındırır. Keza bir haberleşme cihazı olan telefon kendisi bir bilişim sistemi değildir ama; içlerinde komplike bilişim sistemleri barındıran uydular, santraller, baz istasyonları gibi birçok bileşenle birlikte hizmet verir. Bu nedenle içerisinde bilgisayar veya bilişim teknolojisi bulunan akıllı cep telefonlarının haberleşmede kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık suçlarında, bilişim sistemi araç olarak kullanılmış olmaz.İnternete gelince; internetin çalışma sistemine baktığımızda bilgisayarlarda olduğu gibi bilişim sistemiyle çalışan bir hizmet sektörü olduğu görülür. Aynen bilişim teknolojisine sahip bir makine gibi… İnternet aynı zamanda bilişim sisteminin temel bileşenlerinden sadece birisi olduğundan bilgilerin bir yerden bir yere naklini sağlamaktadır. Bu nedenle tek başına internetin kullanılması ile Örneğin, internetten haber okunması, bir yazı yazılması ile bilişim sistemi araç olarak kullanılmış olmaz. Yine bilgisayar ve ağlar vasıtasıyla bir yazıcıdan çıktı alınması veya faks gönderilmesinden ibaret eylemler bilişim sisteminin araç olarak kullanılması değildir. Ancak bilişim sisteminin sağladığı kolaylıktan yararlanılmış olur. Bu nedenle TCK'nın 158/1-f maddesi uygulanmaz. b) Mağdur bilişim sistemine güvenerek tasarrufta bulunmalıdır. TCK'nın158/1-f maddesinin düzenlemesinin amacı bilişim sistemine olan güvenin ihlal edilmiş olmasıdır. Kişilerin bilişim sistemine olan güvenleri, onların bu sistemi kötüye kullananlar tarafından aldatılmalarını da kolaylaştırdığından yasa koyucu bu şekilde işlenen suçlara daha fazla ceza öngörmüştür. Bu nedenle zikredilen suçun işlenmesi, mağdurun dolandırılmasının bilişim sistemine olan güveninden kaynaklanmış olup olmadığı ile doğru orantılıdır. Yani mağdur bilişim sistemine olan güveninden dolayı, bu güveni kullanılarak aldatılmış olursa eylem TCK'nın 158/1-f maddesine uygun olur. Örneğin; internette alışveriş sitelerinden doğrudan yapılan alışverişler bilişim sistemine olan güvenden kaynaklanır. Yine sahte sitelerle dolandırılan mağdurlar bilişim sistemine güven duydukları için dolandırılmış olurlar. Uyuşmazlığa konu edilen internet sitesine ilan verme şeklindeki eylemlerde ise; internet sitelerine ilan verdikten sonra sanıkların sistemle ilişkileri kesilir. Bırakmış oldukları ilan, sadece mağdurlar tarafından faillerin telefonuna ulaşmasını sağlar. Bu aşamadan sonra mağdurlarla görüşen failler onları ikna ederek dolandırmış olurlar. Önceki paragrafta anlatılan örneklerden farklı olarak mağdurlar, bilişim sistemine güvendikleri için değil, bizzat görüştükleri faillere inandıkları için dolandırılmış olurlar. c) Sanık mağdurla karşı karşıya gelmemelidir. Bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık suçlarının en belirgin özelliği, online alışveriş sitelerinden yapılan alışverişlerde olduğu gibi failin mağdur ile hiç bir şekilde doğrudan muhatap olmaması, sistemi kendisine perde etmiş olmasıdır. Bunun tek istisnası başkasının sosyal paylaşım sitesi şifrelerini ele geçiren failin, mağdurla yazılı veya sesli olarak irtibata geçmesidir. Fakat bu halde dahi fail, bilişim sisteminin arkasına saklanarak başkasının kimliği ile görüşme yapmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya baktığımızda; İnternet sitesine yazı yazmakla bilişim sisteminin unsurlarından sadece birisi kullanılmıştır. Bu işlem sırasında otomatik işleme tabi tutulan bir veri bulunmadığından bilişim sistemi araç olarak kullanılmış olmaz. Kaldı ki, bilişim sistemi kullanılmış olsa bile failler, ilandan sonra kendisini arayan mağdurlarla görüşüp pazarlık yaptığından, hileli hareket; yani fiil haricen tamamlanmıştır. Fail menfaati de banka vasıtasıyla edinmiştir. İnternet sayfasına ilan vermek tek başına suç oluşturan bir eylem olmayıp hazırlık hareketi niteliğindedir. Hazırlık hareketini kanun cezalandırmadığından suç vasfı buna göre belirlenemez. Mağdur bilişim sistemine duyduğu güven gereği değil, sanıkla görüşmesi sonucu sanığa duyduğu güven sonucu sanığın menfaat edinmesine yönelik tasarrufta bulunmuştur. Sonuç olarak; yargılamaya konu eylemler, TCK'nın 157/1 maddesinde tanımlanan basit dolandırıcılık suçunu oluşturmaz. Ancak TCK'nın 158/1-f maddesinde yer alan bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu da oluşturmaz. Bunun yerine, TCK'nın 158/1-g maddesinde düzenlenen basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturur. Çünkü TCK'nın 6. maddesinde internet siteleri kitle iletişim araçları olduğu için basın ve yayın aracı olarak tanımlanmıştır. Açıklanan nedenlerle; TCK'nın 158/1-f maddesi gereğince verilen yerel mahkemeye ait mahkumiyet kararının bozulması gerekirken, onanmasına ilişkin sayın çoğunluğun kararına katılmıyoruz.

Yargıtay 23. Ceza Dairesinin 2016/11130 esas ve 2016/8256 karar sayılı, 22.09.2016 tarihli kararında iddia edilen olay, bir internet sitesinde satılık tekne motoru ilanı verilmesi ve bildirilen hesaba ödeme yapılmasına rağmen sanığa bir daha ulaşılamamasıdır. Daire, sabit görülen bu eylemlerin bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde isabetsizlik görmemiştir. Suç vasfı bu kararla yeniden kurulmamış; düzeltilen husus dışında kalan yönler usul ve yasaya uygun bulunarak hüküm oyçokluğuyla düzelterek onanmıştır.

Yargıtay 23. Ceza Dairesi, E. 2016/11130, K. 2016/8256Kaynağı aç
23. Ceza Dairesi         2016/11130 E.  ,  2016/8256 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : TCK'nın 158/1-f-son, 53, 52/2 maddeleri gereği 4 yıl hapis cezası, 1.320,00 TL adli para cezası ile mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanığın internetteki “sahibinden.com” isimli siteden satılık tekne motoru ilan verdiği, ilandaki 535 253 30 .. nolu telefondan ulaşan katılanın 660 TL bedeli bildirilen hesaba ödemesine rağmen sanığa bir daha ulaşamadığı, bu şekilde sanığın nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda; Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, bu şekilde gerçekleştirdikleri sabit görülen eylemlerinin bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak; 6352 sayılı Kanun'un 100. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 324. maddesinin 4. fıkrasına eklenen cümle uyarınca, devlete ait yargılama giderlerinin 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutar olan 20 TL'den az olması nedeniyle kamu üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasındaki yargılama gideri bölümünün “sanığın sebebiyet verdiği yargılama giderinin CMK’nın 324/4. maddesi uyarınca kamu üzerinde bırakılmasına” biçiminde düzeltilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.09.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY: Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlığın konusu özetle; com. uzantılı bir internet sitesinde verilen satış ilanını gören mağdurun, ilanı veren sanık ile telefonda veya yüz yüze görüştükten sonra yapılan pazarlık sonucunda bir miktar parayı kaparo olarak sanığa bizzat vermesinden yahut banka hesabına göndermesinden ibaret olayda, eylemin TCK 158/1-f maddesinde düzenlenen bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suçunu mu; yoksa aynı maddenin “g” fıkrasında düzenlenen basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanma suçunu mu oluşturduğuna ilişkindir. Sayın çoğunluk, TCK'nın 158/1-g maddesinde düzenlenen basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik dairemizin istikrarlı uygulamasından ayrılarak eylemin, TCK'nın 158/1-f maddesinde tanımlanan bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir. Bu şekildeki bir kabule, aşağıda izah edilecek nedenlerle katılmamız mümkün değildir. 1- Kitle iletişimi için kurulan internet siteleri TCK'nın 6. maddesine göre basın ve yayın aracıdır. 5237 sayılı TCK'nın 6/5-g maddesinde "Basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar" ın anlaşılması gerektiği belirtilmiştir. Görüldüğü üzere elektronik kitle iletişim araçları da basın ve yayın olarak tanımlanmıştır. Öğretide ise; kitle iletişim araçları, "kitlesel bir boyutta ileti dağıtabilen araçlar" olarak kabul edilmiş, bu çerçevede internet, gazete, televizyon, radyo iletişim araçlarına örnek gösterilmiştir. (Doç.Dr. Ceyda Ilgaz Büyükbakkal İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Kitle İletişim Araçları ve Toplumsal Yaşam isimli makale). Dünyada olduğu üzere ülkemizde de, basılı kağıt ortamının yanında internet gazeteciliği de yaygın olarak kullanılmaktadır. “İnternet medyası” kavramı ile tanışalı uzun zaman olmuştur. Yazılı basın organlarının bir çoğunun aynı zamanda internet üzerinden de gazetecilik faaliyeti sürdürdüğü bilinmektedir. Peki internet medyası basın ve yayın aracı sayılır mı? Bu sorunun cevabını TCK'nın 6. maddesi vermektedir. TCK'nın 6/5-g maddesinde yer alan “Basın ve yayın yolu deyiminden her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim araçlarıyla yapılan yayınlar anlaşılır.” şeklindeki düzenleme karşısında halk arasında internet medyası olarak tanımlanan internet sitelerinin basın ve yayın aracı olduğu konusunda şüphe bulunmamaktadır. Hatta yasadaki düzenlemeye göre, sadece internet medyası değil; kitlesel iletişimde bulunulan elektronik, görsel ve işitsel her türlü internet sitesi basın ve yayın aracı olarak kabul edilmektedir. Nitekim, Yargıtay 14.CD. ile 18. Ceza Daireleri ilamlarında müstehcen görüntü, yazı veya sözlerin internetten kitlelere (çoğul kişilere) ulaşımının sağlanması amacıyla paylaşılmasında TCK226. Maddede düzenlenen müstehcenlik suçunun (14. CD.'nin 14.12.2012 gün 2011/5081 E.,2012/13057 K. sayılı ilamı ve 18. CD.nin 01.10.2015 gün 2015/24205 E., 6363 K. sayılı ilamı), 12. Ceza Dairesi de sanığın mağdura ait resimlerin facebooktan yayınlanmasında TCK'nun 134. maddesinde düzenlenmiş olan özel hayatın gizliliğinin ihlali suçunun (31.03.2014 gün 2013/15248 E., 2014/7892 K. sayılı ilam) basın ve yayın yolu ile işlendiğini kabul ederek TCK'nın 6/1-g maddesine atıfta bulunmuşlardır. Gerek doktrin, gerekse Yargıtay uygulamalarında çoğul kişilere (kitlelere) ulaşımda kullanılan internetin basın ve yayın aracı olduğu konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Çoğu kez aynı haberler, hem basılı hem de internet üzerinden elektronik kitle iletişim araçlarıyla duyurulmaktadır. Bu bağlamda bir gazetede yer alan ilanın, o gazetenin internet ortamında yayın yapan sitesinde de yer aldığı görülmektedir. Mağdurun hangi ilana bakarak fail ile irtibata geçtiğinin bir önemi bulunmamaktadır. Daha somut bir örnek verecek olursak; Ulusal düzeyde dağıtımı yapılan bir gazeteyi internetten okuyan mağdur ile kağıt baskısından okuyan başka bir mağduru aynı ilan ile dolandıran fail, mağdurların davranışına göre farklı suçlar mı işlemiş olacaktır? Dolandırıcılık suçunun mağdurunun, gazetedeki ilana bakması ile internet ortamındaki ilana bakması arasında hiç bir fark yoktur. Her ikisinde de mağdur, fail ile bizzat irtibata geçtiği için dolandırıcılık eylemine maruz kalmaktadır. Olayı fail açısından irdeleyecek olursak; failin gazete yetkilisine başvurması sonucu ilanın yazılması ile bizzat kendisi tarafından yazılmış olması arasında ne fark vardır. Üstelik failin bir siteye ilan yazması sırasında otomatik olarak işleme tabi tutulan bir veri de bulunmadığından bilişim sisteminin kullanılmasından söz edilemez. Bir ilanın aynı gazetenin dijital ve fiziksel sayfalarında yayınlanması arasında fark olmayacaksa herhangi bir internet sitesinde yayınlanması arasında neden fark olsun? Sonuç olarak, kitle iletişim aracı olması münasebetiyle TCK'nın 6. maddesinde basın ve yayın aracı olarak adlandırılan internet sitelerinde dolandırıcıların verdikleri ilanlar, mağdurlara ulaşmalarını sağlayarak suç işlemelerini kolaylaştırdığından bu şekilde işlenen dolandırıcılık suçları, basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmiş olmaktadır. Zaten 158/1-g maddesi suçun oluşumu için “kolaylıktan yararlanmayı yeterli gördüğünden araç olarak kullanma tabirine yer vermemiştir. 2- Olayda bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenebilmesi için gerekli koşullar gerçekleşmemiştir. Bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenebilmesi için; a) Sanık bilişim sisteminin birden fazla bileşenini kullanmalıdır. Bilişim alanında suçları düzenleyen TCK'nın 243. maddesinin gerekçesinde, bilişim sisteminden maksadın, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemler olduğu belirtilmiştir. Avrupa Konseyi Siber Suçluluk Sözleşmesinin "Tanımlar" başlıklı 1. maddesine göre bilişim sistemi; bir veya birçok unsuru, bir programın işleyişi aracığıyla verilerin otomatik olarak işleme tâbi tutulmasını sağlayan, birbirine bağlanmış veya benzeşen tek veya toplu tertibattır. Öğretide ise bilişim sistemi hakkında şunlar söylenmektedir: Bilişim sistemi denince akla önce bilgisayar ve internet gelmekte ise de, bilişim sisteminin kapsamı çok geniş olup, bilginin toplanmasında, işlenmesinde, depolanmasında, ağlar aracılığıyla bir yerden bir yere iletilip kullanıcıların hizmetine sunulmasında kullanılan iletişim ve bilgisayarlar dâhil bütün teknolojileri kapsar. O halde bilişim sistemi öncelikle bilişim teknolojisini kapsamalıdır. Bilişim teknolojisi nedir? Bilişim teknolojisi, iletişim ve bilgisayar sistemleriyle bağlanabilen bilgi hizmetlerinin tamamı için kullanılan bir kavramdır. Yani bu kavram sadece bilgisayar donanım ve yazılımlarıyla veya internet ile sınırlı tutulmamalıdır. Bilişim teknolojisi, yazılım, donanım, hizmetler ve ekipmanlar gibi 4 temel kategoriden oluşur. Öğretide yer alan bu bilgilere göre bilişim sitemi şöyle tanımlanabilir: Yazılım, donanım, hizmetler ve ekipmanlardan oluşan teknolojiyi içinde barındıran sisteme bilişim sistemi denir. Bu tanıma göre bilişim sistemi alet veya cihazdan ibaret olmayıp birden fazla bileşenden oluşur. Dikkat edilirse hem TCK'nın 243. maddesinin gerekçesinde hem de Avrupa Konseyi Siber Suçluluk sözleşmesinde yer alan tanımlarda bir alet, makine veya teçhizattan söz edilmeyip, sistem ve tertibat kavramlarına yer verilmektedir. Bu nedenle bilişim sisteminin kullanılması, bilişim sistemine dahil olan bileşenlerin bir kaçının kullanılmasından yahut bilişim teknolojisini barındıran bir aletin kullanılmasından ibaret olmayıp, sistemi oluşturan temel bileşenlerin kullanılmasıyla oluşur. Çünkü bir hizmet sektörü veya herhangi bir aletin kendisi bilişim sistemi olmadığı halde, içerisinde sistemi oluşturan temel bileşenlerden bulunabilir. Bu anlamda bir bilgisayarın kendisine bilişim sistemi denmez. Ama içerisinde bilişim teknolojisi barındırır. Keza bir haberleşme cihazı olan telefon kendisi bir bilişim sistemi değildir ama; içlerinde komplike bilişim sistemleri barındıran uydular, santraller, baz istasyonları gibi birçok bileşenle birlikte hizmet verir. Bu nedenle içerisinde bilgisayar veya bilişim teknolojisi bulunan akıllı cep telefonlarının haberleşmede kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık suçlarında, bilişim sistemi araç olarak kullanılmış olmaz. İnternete gelince; internetin çalışma sistemine baktığımızda bilgisayarlarda olduğu gibi bilişim sistemiyle çalışan bir hizmet sektörü olduğu görülür. Aynen bilişim teknolojisine sahip bir makine gibi… İnternet aynı zamanda bilişim sisteminin temel bileşenlerinden sadece birisi olduğundan bilgilerin bir yerden bir yere naklini sağlamaktadır. Bu nedenle tek başına internetin kullanılması ile Örneğin, internetten haber okunması, bir yazı yazılması ile bilişim sistemi araç olarak kullanılmış olmaz. Yine bilgisayar ve ağlar vasıtasıyla bir yazıcıdan çıktı alınması veya faks gönderilmesinden ibaret eylemler bilişim sisteminin araç olarak kullanılması değildir. Ancak bilişim sisteminin sağladığı kolaylıktan yararlanılmış olur. Bu nedenle TCK'nın 158/1-f maddesi uygulanmaz. b) Mağdur bilişim sistemine güvenerek tasarrufta bulunmalıdır. TCK'nın158/1-f maddesinin düzenlemesinin amacı bilişim sistemine olan güvenin ihlal edilmiş olmasıdır. Kişilerin bilişim sistemine olan güvenleri, onların bu sistemi kötüye kullananlar tarafından aldatılmalarını da kolaylaştırdığından yasa koyucu bu şekilde işlenen suçlara daha fazla ceza öngörmüştür. Bu nedenle zikredilen suçun işlenmesi, mağdurun dolandırılmasının bilişim sistemine olan güveninden kaynaklanmış olup olmadığı ile doğru orantılıdır. Yani mağdur bilişim sistemine olan güveninden dolayı, bu güveni kullanılarak aldatılmış olursa eylem TCK'nın 158/1-f maddesine uygun olur. Örneğin; internette alışveriş sitelerinden doğrudan yapılan alışverişler bilişim sistemine olan güvenden kaynaklanır. Yine sahte sitelerle dolandırılan mağdurlar bilişim sistemine güven duydukları için dolandırılmış olurlar. Uyuşmazlığa konu edilen internet sitesine ilan verme şeklindeki eylemlerde ise; internet sitelerine ilan verdikten sonra sanıkların sistemle ilişkileri kesilir. Bırakmış oldukları ilan, sadece mağdurlar tarafından faillerin telefonuna ulaşmasını sağlar. Bu aşamadan sonra mağdurlarla görüşen failler onları ikna ederek dolandırmış olurlar. Önceki paragrafta anlatılan örneklerden farklı olarak mağdurlar, bilişim sistemine güvendikleri için değil, bizzat görüştükleri faillere inandıkları için dolandırılmış olurlar. c) Sanık mağdurla karşı karşıya gelmemelidir. Bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık suçlarının en belirgin özelliği, online alışveriş sitelerinden yapılan alışverişlerde olduğu gibi failin mağdur ile hiç bir şekilde doğrudan muhatap olmaması, sistemi kendisine perde etmiş olmasıdır. Bunun tek istisnası başkasının sosyal paylaşım sitesi şifrelerini ele geçiren failin, mağdurla yazılı veya sesli olarak irtibata geçmesidir. Fakat bu halde dahi fail, bilişim sisteminin arkasına saklanarak başkasının kimliği ile görüşme yapmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya baktığımızda; İnternet sitesine yazı yazmakla bilişim sisteminin unsurlarından sadece birisi kullanılmıştır. Bu işlem sırasında otomatik işleme tabi tutulan bir veri bulunmadığından bilişim sistemi araç olarak kullanılmış olmaz. Kaldı ki, bilişim sistemi kullanılmış olsa bile failler, ilandan sonra kendisini arayan mağdurlarla görüşüp pazarlık yaptığından, hileli hareket; yani fiil haricen tamamlanmıştır. Fail menfaati de banka vasıtasıyla edinmiştir. İnternet sayfasına ilan vermek tek başına suç oluşturan bir eylem olmayıp hazırlık hareketi niteliğindedir. Hazırlık hareketini kanun cezalandırmadığından suç vasfı buna göre belirlenemez. Mağdur bilişim sistemine duyduğu güven gereği değil, sanıkla görüşmesi sonucu sanığa duyduğu güven sonucu sanığın menfaat edinmesine yönelik tasarrufta bulunmuştur. Sonuç olarak; yargılamaya konu eylemler, TCK'nın 157/1 maddesinde tanımlanan basit dolandırıcılık suçunu oluşturmaz. Ancak TCK'nın 158/1-f maddesinde yer alan bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu da oluşturmaz. Bunun yerine, TCK'nın 158/1-g maddesinde düzenlenen basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturur. Çünkü TCK'nın 6. maddesinde internet siteleri kitle iletişim araçları olduğu için basın ve yayın aracı olarak tanımlanmıştır. Açıklanan nedenlerle; TCK'nın 158/1-f maddesi gereğince verilen yerel mahkemeye ait mahkumiyet kararının bozulması gerekirken, onanmasına ilişkin sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.

Yargıtay 23. Ceza Dairesinin 2015/9611 esas ve 2016/9157 karar sayılı, 27/10/2016 tarihli kararında iddia edilen olay, bir internet sitesindeki cep telefonu ilanı üzerine bildirilen banka hesabına para yatırılması, telefonun alınamaması ve sanığa ulaşılamamasıdır. Temyize konu hüküm, dolandırıcılık suçu için Türk Ceza Kanunu'nun 157. maddesinin birinci fıkrası ile 62, 52 ve 50. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52. madde uyarınca kurulan mahkûmiyet olarak gösterilmiştir. Sanığın banka kartını akrabasına verdiği ve ilanı bildirdiği kişilerin savunması karşısında, bu kişilerin varlığı araştırılıp usulünce celp edilip dinlenmeden mahkûmiyet kurulması eksik araştırma sayılmıştır. Kabule göre, sanığın ilanı verdiğinin anlaşılması hâlinde eylemin 158. maddenin birinci fıkrasının (f) bendindeki nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağının gözetilmemesi suç vasfında yanılgı kabul edilmiştir. Hüküm, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca bozulmuştur. Bozma oybirliğiyle, bozma gerekçesi oyçokluğuyladır. Aynı kararda bu Kanun'un 326. maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın gözetilmesine karar verilmiştir. Bu bozma, 158. maddenin birinci fıkrasının (f) bendinden yeni bir mahkûmiyet kurulduğu anlamına gelmez.

Yargıtay 23. Ceza Dairesi, E. 2015/9611, K. 2016/9157Kaynağı aç
23. Ceza Dairesi         2015/9611 E.  ,  2016/9157 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : TCK'nın 157/1, 62, 52, 50/1-a, 52. maddeleri uyarınca 80,00 TL ve 6.000,00 TL adli para cezası ile mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Katılanın, “www.sahibinden.com” adli internet sitesinde gördüğü cep telefonu ilanı üzerine sanığı aradığı, sanığın bildirdiği banka hesabına 250.TL para yatırmasına rağmen cep telefonunu alamadığı gibi sanığa da ulaşamadığı, bu şekilde sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda; 1-Sanığın banka kartını akrabası …'a verdiğini, cep telefonu ulanını internet'e… ve…. isimli kişilerin verdiğini savunması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tepiti bakımından, öncelikle sanığın ismini bildirdiği bu şahısların varlığı araştırılarak usulünce celp edilip dinlenmeden eksik araştırma ile sanığın mahkumiyetine karar verilmesi, 2-Kabule göre de; Sanığın, www.sahibinden.com isimli internet sitesinde satılık cep telefonu ilanı verdiğinin anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin, TCK'nun 158/1-f maddesindeki nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın gözetilmesine 27/10/2016 tarihinde bozma kararında oybirliğiyle bozma gerekçesinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlığın konusu özetle; bir internet sitesinde verilen satış ilanını gören mağdurun, ilanı veren sanıkla telefonda veya yüz yüze görüştükten sonra yapılan pazarlık sonucunda bir miktar parayı kaparo olarak sanığa bizzat vermesinden yahut banka hesabına göndermesinden ibaret olayda, eylemin TCK 158/1-f maddesinde düzenlenen bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suçunu mu; yoksa aynı maddenin “g” fıkrasında düzenlenen basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanma suçunu mu oluşturduğuna ilişkindir. Sayın çoğunluk, TCK'nın 158/1-g maddesinde düzenlenen basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik dairemizin istikrarlı uygulamasından ayrılarak eylemin, TCK'nın 158/1-f maddesinde tanımlanan bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir. Bu şekildeki bir kabule, aşağıda izah edilecek nedenlerle katılmamız mümkün değildir. 1- Kitle iletişimi için kurulan internet siteleri TCK'nın 6. maddesine göre basın ve yayın aracıdır. 5237 sayılı TCK'nın 6/5-g maddesinde "Basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar" ın anlaşılması gerektiği belirtilmiştir. Görüldüğü üzere elektronik kitle iletişim araçları da basın ve yayın olarak tanımlanmıştır. Öğretide ise; kitle iletişim araçları, "kitlesel bir boyutta ileti dağıtabilen araçlar" olarak kabul edilmiş, bu çerçevede internet, gazete, televizyon, radyo iletişim araçlarına örnek gösterilmiştir. …… İletişim Fakültesi Kitle İletişim Araçları ve Toplumsal Yaşam isimli makale). Dünyada olduğu üzere ülkemizde de, basılı kağıt ortamının yanında internet gazeteciliği de yaygın olarak kullanılmaktadır. “İnternet medyası” kavramı ile tanışalı uzun zaman olmuştur. Yazılı basın organlarının bir çoğunun aynı zamanda internet üzerinden de gazetecilik faaliyeti sürdürdüğü bilinmektedir. Peki internet medyası basın ve yayın aracı sayılır mı? Bu sorunun cevabını TCK'nın 6. maddesi vermektedir. TCK'nın 6/5-g maddesinde yer alan “Basın ve yayın yolu deyiminden her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim araçlarıyla yapılan yayınlar anlaşılır.” şeklindeki düzenleme karşısında halk arasında internet medyası olarak tanımlanan internet sitelerinin basın ve yayın aracı olduğu konusunda şüphe bulunmamaktadır. Hatta yasadaki düzenlemeye göre, sadece internet medyası değil; kitlesel iletişimde bulunulan elektronik, görsel ve işitsel her türlü internet sitesi basın ve yayın aracı olarak kabul edilmektedir. Nitekim, Yargıtay 14.CD. ile 18. Ceza Daireleri ilamlarında müstehcen görüntü, yazı veya sözlerin internetten kitlelere (çoğul kişilere) ulaşımının sağlanması amacıyla paylaşılmasında TCK226. Maddede düzenlenen müstehcenlik suçunun (14. CD.'nin 14.12.2012 gün 2011/5081 E.,2012/13057 K. sayılı ilamı ve 18. CD.nin 01.10.2015 gün 2015/24205 E., 6363 K. sayılı ilamı), 12. Ceza Dairesi de sanığın mağdura ait resimlerin facebooktan yayınlanmasında TCK'nun 134. maddesinde düzenlenmiş olan özel hayatın gizliliğinin ihlali suçunun (31.03.2014 gün 2013/15248 E., 2014/7892 K. sayılı ilam) basın ve yayın yolu ile işlendiğini kabul ederek TCK'nın 6/1-g maddesine atıfta bulunmuşlardır. Gerek doktrin, gerekse Yargıtay uygulamalarında çoğul kişilere (kitlelere) ulaşımda kullanılan internetin basın ve yayın aracı olduğu konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Çoğu kez aynı haberler, hem basılı hem de internet üzerinden elektronik kitle iletişim araçlarıyla duyurulmaktadır. Bu bağlamda bir gazetede yer alan ilanın, o gazetenin internet ortamında yayın yapan sitesinde de yer aldığı görülmektedir. Mağdurun hangi ilana bakarak fail ile irtibata geçtiğinin bir önemi bulunmamaktadır. Daha somut bir örnek verecek olursak; Ulusal düzeyde dağıtımı yapılan bir gazeteyi internetten okuyan mağdur ile kağıt baskısından okuyan başka bir mağduru aynı ilan ile dolandıran fail, mağdurların davranışına göre farklı suçlar mı işlemiş olacaktır? Dolandırıcılık suçunun mağdurunun, gazetedeki ilana bakması ile internet ortamındaki ilana bakması arasında hiç bir fark yoktur. Her ikisinde de mağdur, fail ile bizzat irtibata geçtiği için dolandırıcılık eylemine maruz kalmaktadır. Olayı fail açısından irdeleyecek olursak; failin gazete yetkilisine başvurması sonucu ilanın yazılması ile bizzat kendisi tarafından yazılmış olması arasında ne fark vardır. Üstelik failin bir siteye ilan yazması sırasında otomatik olarak işleme tabi tutulan bir veri de bulunmadığından bilişim sisteminin kullanılmasından söz edilemez. Bir ilanın aynı gazetenin dijital ve fiziksel sayfalarında yayınlanması arasında fark olmayacaksa herhangi bir internet sitesinde yayınlanması arasında neden fark olsun? Sonuç olarak, kitle iletişim aracı olması münasebetiyle TCK'nın 6. maddesinde basın ve yayın aracı olarak adlandırılan internet sitelerinde dolandırıcıların verdikleri ilanlar, mağdurlara ulaşmalarını sağlayarak suç işlemelerini kolaylaştırdığından bu şekilde işlenen dolandırıcılık suçları, basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmiş olmaktadır. Zaten 158/1-g maddesi suçun oluşumu için “kolaylıktan yararlanmayı yeterli gördüğünden araç olarak kullanma tabirine yer vermemiştir. 2- Olayda bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenebilmesi için gerekli koşullar gerçekleşmemiştir. Bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenebilmesi için; a) Sanık bilişim sisteminin birden fazla bileşenini kullanmalıdır. Bilişim alanında suçları düzenleyen TCK'nın 243. maddesinin gerekçesinde, bilişim sisteminden maksadın, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemler olduğu belirtilmiştir. Avrupa Konseyi … Sözleşmesinin "Tanımlar" başlıklı 1. maddesine göre bilişim sistemi; bir veya birçok unsuru, bir programın işleyişi aracığıyla verilerin otomatik olarak işleme tâbi tutulmasını sağlayan, birbirine bağlanmış veya benzeşen tek veya toplu tertibattır. Öğretide ise bilişim sistemi hakkında şunlar söylenmektedir: Bilişim sistemi denince akla önce bilgisayar ve internet gelmekte ise de, bilişim sisteminin kapsamı çok geniş olup, bilginin toplanmasında, işlenmesinde, depolanmasında, ağlar aracılığıyla bir yerden bir yere iletilip kullanıcıların hizmetine sunulmasında kullanılan iletişim ve bilgisayarlar dâhil bütün teknolojileri kapsar. O halde bilişim sistemi öncelikle bilişim teknolojisini kapsamalıdır. Bilişim teknolojisi nedir? Bilişim teknolojisi, iletişim ve bilgisayar sistemleriyle bağlanabilen bilgi hizmetlerinin tamamı için kullanılan bir kavramdır. Yani bu kavram sadece bilgisayar donanım ve yazılımlarıyla veya internet ile sınırlı tutulmamalıdır. Bilişim teknolojisi, yazılım, donanım, hizmetler ve ekipmanlar gibi 4 temel kategoriden oluşur. Öğretide yer alan bu bilgilere göre bilişim sitemi şöyle tanımlanabilir: Yazılım, donanım, hizmetler ve ekipmanlardan oluşan teknolojiyi içinde barındıran sisteme bilişim sistemi denir. Bu tanıma göre bilişim sistemi alet veya cihazdan ibaret olmayıp birden fazla bileşenden oluşur. Dikkat edilirse hem TCK'nın 243. maddesinin gerekçesinde hem de Avrupa Konseyi …k sözleşmesinde yer alan tanımlarda bir alet, makine veya teçhizattan söz edilmeyip, sistem ve tertibat kavramlarına yer verilmektedir. Bu nedenle bilişim sisteminin kullanılması, bilişim sistemine dahil olan bileşenlerin bir kaçının kullanılmasından yahut bilişim teknolojisini barındıran bir aletin kullanılmasından ibaret olmayıp, sistemi oluşturan temel bileşenlerin kullanılmasıyla oluşur. Çünkü bir hizmet sektörü veya herhangi bir aletin kendisi bilişim sistemi olmadığı halde, içerisinde sistemi oluşturan temel bileşenlerden bulunabilir. Bu anlamda bir bilgisayarın kendisine bilişim sistemi denmez. Ama içerisinde bilişim teknolojisi barındırır. Keza bir haberleşme cihazı olan telefon kendisi bir bilişim sistemi değildir ama; içlerinde komplike bilişim sistemleri barındıran uydular, santraller, baz istasyonları gibi birçok bileşenle birlikte hizmet verir. Bu nedenle içerisinde bilgisayar veya bilişim teknolojisi bulunan akıllı cep telefonlarının haberleşmede kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık suçlarında, bilişim sistemi araç olarak kullanılmış olmaz. İnternete gelince; internetin çalışma sistemine baktığımızda bilgisayarlarda olduğu gibi bilişim sistemiyle çalışan bir hizmet sektörü olduğu görülür. Aynen bilişim teknolojisine sahip bir makine gibi… İnternet aynı zamanda bilişim sisteminin temel bileşenlerinden sadece birisi olduğundan bilgilerin bir yerden bir yere naklini sağlamaktadır. Bu nedenle tek başına internetin kullanılması ile Örneğin, internetten haber okunması, bir yazı yazılması ile bilişim sistemi araç olarak kullanılmış olmaz. Yine bilgisayar ve ağlar vasıtasıyla bir yazıcıdan çıktı alınması veya faks gönderilmesinden ibaret eylemler bilişim sisteminin araç olarak kullanılması değildir. Ancak bilişim sisteminin sağladığı kolaylıktan yararlanılmış olur. Bu nedenle TCK'nın 158/1-f maddesi uygulanmaz. b) Mağdur bilişim sistemine güvenerek tasarrufta bulunmalıdır. TCK'nın158/1-f maddesinin düzenlemesinin amacı bilişim sistemine olan güvenin ihlal edilmiş olmasıdır. Kişilerin bilişim sistemine olan güvenleri, onların bu sistemi kötüye kullananlar tarafından aldatılmalarını da kolaylaştırdığından yasa koyucu bu şekilde işlenen suçlara daha fazla ceza öngörmüştür. Bu nedenle zikredilen suçun işlenmesi, mağdurun dolandırılmasının bilişim sistemine olan güveninden kaynaklanmış olup olmadığı ile doğru orantılıdır. Yani mağdur bilişim sistemine olan güveninden dolayı, bu güveni kullanılarak aldatılmış olursa eylem TCK'nın 158/1-f maddesine uygun olur. Örneğin; internette alışveriş sitelerinden doğrudan yapılan alışverişler bilişim sistemine olan güvenden kaynaklanır. Yine sahte sitelerle dolandırılan mağdurlar bilişim sistemine güven duydukları için dolandırılmış olurlar. Uyuşmazlığa konu edilen internet sitesine ilan verme şeklindeki eylemlerde ise; internet sitelerine ilan verdikten sonra sanıkların sistemle ilişkileri kesilir. Bırakmış oldukları ilan, sadece mağdurlar tarafından faillerin telefonuna ulaşmasını sağlar. Bu aşamadan sonra mağdurlarla görüşen failler onları ikna ederek dolandırmış olurlar. Önceki paragrafta anlatılan örneklerden farklı olarak mağdurlar, bilişim sistemine güvendikleri için değil, bizzat görüştükleri faillere inandıkları için dolandırılmış olurlar. c) Sanık mağdurla karşı karşıya gelmemelidir. Bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık suçlarının en belirgin özelliği, online alışveriş sitelerinden yapılan alışverişlerde olduğu gibi failin mağdur ile hiç bir şekilde doğrudan muhatap olmaması, sistemi kendisine perde etmiş olmasıdır. Bunun tek istisnası başkasının sosyal paylaşım sitesi şifrelerini ele geçiren failin, mağdurla yazılı veya sesli olarak irtibata geçmesidir. Fakat bu halde dahi fail, bilişim sisteminin arkasına saklanarak başkasının kimliği ile görüşme yapmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya baktığımızda; İnternet sitesine yazı yazmakla bilişim sisteminin unsurlarından sadece birisi kullanılmıştır. Bu işlem sırasında otomatik işleme tabi tutulan bir veri bulunmadığından bilişim sistemi araç olarak kullanılmış olmaz. Kaldı ki, bilişim sistemi kullanılmış olsa bile failler, ilandan sonra kendisini arayan mağdurlarla görüşüp pazarlık yaptığından, hileli hareket; yani fiil haricen tamamlanmıştır. Fail menfaati de banka vasıtasıyla edinmiştir. İnternet sayfasına ilan vermek tek başına suç oluşturan bir eylem olmayıp hazırlık hareketi niteliğindedir. Hazırlık hareketini kanun cezalandırmadığından suç vasfı buna göre belirlenemez. Mağdur bilişim sistemine duyduğu güven gereği değil, sanıkla görüşmesi sonucu sanığa duyduğu güven sonucu sanığın menfaat edinmesine yönelik tasarrufta bulunmuştur. Sonuç olarak; yargılamaya konu eylemler, TCK'nın 157/1 maddesinde tanımlanan basit dolandırıcılık suçunu oluşturmaz. Ancak TCK'nın 158/1-f maddesinde yer alan bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu da oluşturmaz. Bunun yerine, TCK'nın 158/1-g maddesinde düzenlenen basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturmaktadır. Çünkü TCK'nın 6. maddesinde internet siteleri kitle iletişim araçları olduğu için basın ve yayın aracı olarak tanımlanmıştır. Açıklanan nedenlerle; basit dolandırıcılık suçundan TCK'nın 157/1 maddesi gereğince verilen yerel mahkemeye ait mahkumiyet kararının suç vasfı yönünden TCK'nın 158/1-a maddesindeki suçu oluşturacağından 158/1-d oluşturacağına ilişkin bozulmasına dair sayın çoğunluğunun kararına gerekçe bakımından katılmıyoruz.

Yargıtay 23. Ceza Dairesinin 2015/9049 esas ve 2016/8158 karar sayılı, 23.06.2016 tarihli kararında iddia olunan olay, sanığın kendisine ait olmayan konut için internette ilan vermesi, bu yeri katılana kiralaması ve kaparo, kira bedeli ile depozito adı altında menfaat temin etmesidir. Bozma nedeni, eylemin internet üzerinden katılanla bağlantı kurularak gerçekleştirilmesi nedeniyle, fiilin 158. maddenin birinci fıkrasının (f) bendi kapsamına girip girmediğine ilişkin delillerin takdir ve tartışmasının ağır ceza mahkemesine ait olması ve görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı hüküm kurulmasıdır. Sair yönler incelenmemiştir. Hüküm, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca bozulmuştur. Karar, gerekçe bakımından oyçokluğu ve bozma bakımından oybirliğiyle verilmiştir. Bu gerekçe, suç vasfını kesin olarak (f) bendi kapsamında kabul etmez.

Yargıtay 23. Ceza Dairesi, E. 2015/9049, K. 2016/8158Kaynağı aç
23. Ceza Dairesi         2015/9049 E.  ,  2016/8158 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : 5237 sayılı TCK'nın 157/1, 52/4, 53/1 maddeleri gereğince 2 yıl hapis ve 1200 TL adli para cezası. Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanığın, kendisine ait olmayan eve yönelik internette ilan vererek kendisine aitmiş gibi katılana kiralayıp 1.250 TL kaparo, kira bedeli, depozito adı altında haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunan somut olayda; Sanığın eylemini internet üzerinden katılan ile bağlantı kurarak gerçekleştirmiş olması nedeniyle; TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.06.2016 tarihinde gerekçe bakımından oyçokluğu bozma da oybirliği ile karar verildi. (M) (M) KARŞI OY: Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlığın konusu özetle; com. uzantılı bir internet sitesinde verilen satış ilanını gören mağdurun, ilanı veren sanık ile telefonda veya yüz yüze görüştükten sonra yapılan pazarlık sonucunda bir miktar parayı kaparo olarak sanığa bizzat vermesinden yahut banka hesabına göndermesinden ibaret olayda, eylemin TCK 158/1-f maddesinde düzenlenen bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suçunu mu; yoksa aynı maddenin “g” fıkrasında düzenlenen basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanma suçunu mu oluşturduğuna ilişkindir. Sayın çoğunluk, TCK'nın 158/1-g maddesinde düzenlenen basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik dairemizin istikrarlı uygulamasından ayrılarak eylemin, TCK'nın 158/1-f maddesinde tanımlanan bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir. Bu şekildeki bir kabule, aşağıda izah edilecek nedenlerle katılmamız mümkün değildir. 1- Kitle iletişimi için kurulan internet siteleri TCK'nın 6. maddesine göre basın ve yayın aracıdır. 5237 sayılı TCK'nın 6/5-g maddesinde "Basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar" ın anlaşılması gerektiği belirtilmiştir. Görüldüğü üzere elektronik kitle iletişim araçları da basın ve yayın olarak tanımlanmıştır. Öğretide ise; kitle iletişim araçları, "kitlesel bir boyutta ileti dağıtabilen araçlar" olarak kabul edilmiş, bu çerçevede internet, gazete, televizyon, radyo iletişim araçlarına örnek gösterilmiştir. (Doç.Dr. Ceyda Ilgaz Büyükbakkal İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Kitle İletişim Araçları ve Toplumsal Yaşam isimli makale). Dünyada olduğu üzere ülkemizde de, basılı kağıt ortamının yanında internet gazeteciliği de yaygın olarak kullanılmaktadır. “İnternet medyası” kavramı ile tanışalı uzun zaman olmuştur. Yazılı basın organlarının bir çoğunun aynı zamanda internet üzerinden de gazetecilik faaliyeti sürdürdüğü bilinmektedir. Peki internet medyası basın ve yayın aracı sayılır mı? Bu sorunun cevabını TCK'nın 6. maddesi vermektedir. TCK'nın 6/5-g maddesinde yer alan “Basın ve yayın yolu deyiminden her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim araçlarıyla yapılan yayınlar anlaşılır.” şeklindeki düzenleme karşısında halk arasında internet medyası olarak tanımlanan internet sitelerinin basın ve yayın aracı olduğu konusunda şüphe bulunmamaktadır. Hatta yasadaki düzenlemeye göre, sadece internet medyası değil; kitlesel iletişimde bulunulan elektronik, görsel ve işitsel her türlü internet sitesi basın ve yayın aracı olarak kabul edilmektedir. Nitekim, Yargıtay 14.CD. ile 18. Ceza Daireleri ilamlarında müstehcen görüntü, yazı veya sözlerin internetten kitlelere (çoğul kişilere) ulaşımının sağlanması amacıyla paylaşılmasında TCK226. Maddede düzenlenen müstehcenlik suçunun (14. CD.'nin 14.12.2012 gün 2011/5081 E.,2012/13057 K. sayılı ilamı ve 18. CD.nin 01.10.2015 gün 2015/24205 E., 6363 K. sayılı ilamı), 12. Ceza Dairesi de sanığın mağdura ait resimlerin facebooktan yayınlanmasında TCK'nun 134. maddesinde düzenlenmiş olan özel hayatın gizliliğinin ihlali suçunun (31.03.2014 gün 2013/15248 E., 2014/7892 K. sayılı ilam) basın ve yayın yolu ile işlendiğini kabul ederek TCK'nın 6/1-g maddesine atıfta bulunmuşlardır. Gerek doktrin, gerekse Yargıtay uygulamalarında çoğul kişilere (kitlelere) ulaşımda kullanılan internetin basın ve yayın aracı olduğu konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Çoğu kez aynı haberler, hem basılı hem de internet üzerinden elektronik kitle iletişim araçlarıyla duyurulmaktadır. Bu bağlamda bir gazetede yer alan ilanın, o gazetenin internet ortamında yayın yapan sitesinde de yer aldığı görülmektedir. Mağdurun hangi ilana bakarak fail ile irtibata geçtiğinin bir önemi bulunmamaktadır. Daha somut bir örnek verecek olursak; Ulusal düzeyde dağıtımı yapılan bir gazeteyi internetten okuyan mağdur ile kağıt baskısından okuyan başka bir mağduru aynı ilan ile dolandıran fail, mağdurların davranışına göre farklı suçlar mı işlemiş olacaktır? Dolandırıcılık suçunun mağdurunun, gazetedeki ilana bakması ile internet ortamındaki ilana bakması arasında hiç bir fark yoktur. Her ikisinde de mağdur, fail ile bizzat irtibata geçtiği için dolandırıcılık eylemine maruz kalmaktadır. Olayı fail açısından irdeleyecek olursak; failin gazete yetkilisine başvurması sonucu ilanın yazılması ile bizzat kendisi tarafından yazılmış olması arasında ne fark vardır. Üstelik failin bir siteye ilan yazması sırasında otomatik olarak işleme tabi tutulan bir veri de bulunmadığından bilişim sisteminin kullanılmasından söz edilemez. Bir ilanın aynı gazetenin dijital ve fiziksel sayfalarında yayınlanması arasında fark olmayacaksa herhangi bir internet sitesinde yayınlanması arasında neden fark olsun? Sonuç olarak, kitle iletişim aracı olması münasebetiyle TCK'nın 6. maddesinde basın ve yayın aracı olarak adlandırılan internet sitelerinde dolandırıcıların verdikleri ilanlar, mağdurlara ulaşmalarını sağlayarak suç işlemelerini kolaylaştırdığından bu şekilde işlenen dolandırıcılık suçları, basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmiş olmaktadır. Zaten 158/1-g maddesi suçun oluşumu için “kolaylıktan yararlanmayı yeterli gördüğünden araç olarak kullanma tabirine yer vermemiştir. 2- Olayda bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenebilmesi için gerekli koşullar gerçekleşmemiştir. Bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenebilmesi için; a) Sanık bilişim sisteminin birden fazla bileşenini kullanmalıdır. Bilişim alanında suçları düzenleyen TCK'nın 243. maddesinin gerekçesinde, bilişim sisteminden maksadın, verileri toplayıp yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemler olduğu belirtilmiştir. Avrupa Konseyi Siber Suçluluk Sözleşmesinin "Tanımlar" başlıklı 1. maddesine göre bilişim sistemi; bir veya birçok unsuru, bir programın işleyişi aracığıyla verilerin otomatik olarak işleme tâbi tutulmasını sağlayan, birbirine bağlanmış veya benzeşen tek veya toplu tertibattır. Öğretide ise bilişim sistemi hakkında şunlar söylenmektedir: Bilişim sistemi denince akla önce bilgisayar ve internet gelmekte ise de, bilişim sisteminin kapsamı çok geniş olup, bilginin toplanmasında, işlenmesinde, depolanmasında, ağlar aracılığıyla bir yerden bir yere iletilip kullanıcıların hizmetine sunulmasında kullanılan iletişim ve bilgisayarlar dâhil bütün teknolojileri kapsar. O halde bilişim sistemi öncelikle bilişim teknolojisini kapsamalıdır. Bilişim teknolojisi nedir? Bilişim teknolojisi, iletişim ve bilgisayar sistemleriyle bağlanabilen bilgi hizmetlerinin tamamı için kullanılan bir kavramdır. Yani bu kavram sadece bilgisayar donanım ve yazılımlarıyla veya internet ile sınırlı tutulmamalıdır. Bilişim teknolojisi, yazılım, donanım, hizmetler ve ekipmanlar gibi 4 temel kategoriden oluşur. Öğretide yer alan bu bilgilere göre bilişim sitemi şöyle tanımlanabilir: Yazılım, donanım, hizmetler ve ekipmanlardan oluşan teknolojiyi içinde barındıran sisteme bilişim sistemi denir. Bu tanıma göre bilişim sistemi alet veya cihazdan ibaret olmayıp birden fazla bileşenden oluşur. Dikkat edilirse hem TCK'nın 243. maddesinin gerekçesinde hem de Avrupa Konseyi Siber Suçluluk sözleşmesinde yer alan tanımlarda bir alet, makine veya teçhizattan söz edilmeyip, sistem ve tertibat kavramlarına yer verilmektedir. Bu nedenle bilişim sisteminin kullanılması, bilişim sistemine dahil olan bileşenlerin bir kaçının kullanılmasından yahut bilişim teknolojisini barındıran bir aletin kullanılmasından ibaret olmayıp, sistemi oluşturan temel bileşenlerin kullanılmasıyla oluşur. Çünkü bir hizmet sektörü veya herhangi bir aletin kendisi bilişim sistemi olmadığı halde, içerisinde sistemi oluşturan temel bileşenlerden bulunabilir. Bu anlamda bir bilgisayarın kendisine bilişim sistemi denmez. Ama içerisinde bilişim teknolojisi barındırır. Keza bir haberleşme cihazı olan telefon kendisi bir bilişim sistemi değildir ama; içlerinde komplike bilişim sistemleri barındıran uydular, santraller, baz istasyonları gibi birçok bileşenle birlikte hizmet verir. Bu nedenle içerisinde bilgisayar veya bilişim teknolojisi bulunan akıllı cep telefonlarının haberleşmede kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık suçlarında, bilişim sistemi araç olarak kullanılmış olmaz. İnternete gelince; internetin çalışma sistemine baktığımızda bilgisayarlarda olduğu gibi bilişim sistemiyle çalışan bir hizmet sektörü olduğu görülür. Aynen bilişim teknolojisine sahip bir makine gibi… İnternet aynı zamanda bilişim sisteminin temel bileşenlerinden sadece birisi olduğundan bilgilerin bir yerden bir yere naklini sağlamaktadır. Bu nedenle tek başına internetin kullanılması ile Örneğin, internetten haber okunması, bir yazı yazılması ile bilişim sistemi araç olarak kullanılmış olmaz. Yine bilgisayar ve ağlar vasıtasıyla bir yazıcıdan çıktı alınması veya faks gönderilmesinden ibaret eylemler bilişim sisteminin araç olarak kullanılması değildir. Ancak bilişim sisteminin sağladığı kolaylıktan yararlanılmış olur. Bu nedenle TCK'nın 158/1-f maddesi uygulanmaz. b) Mağdur bilişim sistemine güvenerek tasarrufta bulunmalıdır. TCK'nın158/1-f maddesinin düzenlemesinin amacı bilişim sistemine olan güvenin ihlal edilmiş olmasıdır. Kişilerin bilişim sistemine olan güvenleri, onların bu sistemi kötüye kullananlar tarafından aldatılmalarını da kolaylaştırdığından yasa koyucu bu şekilde işlenen suçlara daha fazla ceza öngörmüştür. Bu nedenle zikredilen suçun işlenmesi, mağdurun dolandırılmasının bilişim sistemine olan güveninden kaynaklanmış olup olmadığı ile doğru orantılıdır. Yani mağdur bilişim sistemine olan güveninden dolayı, bu güveni kullanılarak aldatılmış olursa eylem TCK'nın 158/1-f maddesine uygun olur. Örneğin; internette alışveriş sitelerinden doğrudan yapılan alışverişler bilişim sistemine olan güvenden kaynaklanır. Yine sahte sitelerle dolandırılan mağdurlar bilişim sistemine güven duydukları için dolandırılmış olurlar. Uyuşmazlığa konu edilen internet sitesine ilan verme şeklindeki eylemlerde ise; internet sitelerine ilan verdikten sonra sanıkların sistemle ilişkileri kesilir. Bırakmış oldukları ilan, sadece mağdurlar tarafından faillerin telefonuna ulaşmasını sağlar. Bu aşamadan sonra mağdurlarla görüşen failler onları ikna ederek dolandırmış olurlar. Önceki paragrafta anlatılan örneklerden farklı olarak mağdurlar, bilişim sistemine güvendikleri için değil, bizzat görüştükleri faillere inandıkları için dolandırılmış olurlar. c) Sanık mağdurla karşı karşıya gelmemelidir. Bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık suçlarının en belirgin özelliği, online alışveriş sitelerinden yapılan alışverişlerde olduğu gibi failin mağdur ile hiç bir şekilde doğrudan muhatap olmaması, sistemi kendisine perde etmiş olmasıdır. Bunun tek istisnası başkasının sosyal paylaşım sitesi şifrelerini ele geçiren failin, mağdurla yazılı veya sesli olarak irtibata geçmesidir. Fakat bu halde dahi fail, bilişim sisteminin arkasına saklanarak başkasının kimliği ile görüşme yapmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya baktığımızda; İnternet sitesine yazı yazmakla bilişim sisteminin unsurlarından sadece birisi kullanılmıştır. Bu işlem sırasında otomatik işleme tabi tutulan bir veri bulunmadığından bilişim sistemi araç olarak kullanılmış olmaz. Kaldı ki, bilişim sistemi kullanılmış olsa bile failler, ilandan sonra kendisini arayan mağdurlarla görüşüp pazarlık yaptığından, hileli hareket; yani fiil haricen tamamlanmıştır. Fail menfaati de banka vasıtasıyla edinmiştir. İnternet sayfasına ilan vermek tek başına suç oluşturan bir eylem olmayıp hazırlık hareketi niteliğindedir. Hazırlık hareketini kanun cezalandırmadığından suç vasfı buna göre belirlenemez. Mağdur bilişim sistemine duyduğu güven gereği değil, sanıkla görüşmesi sonucu sanığa duyduğu güven sonucu sanığın menfaat edinmesine yönelik tasarrufta bulunmuştur. Sonuç olarak; yargılamaya konu eylemler, TCK'nın 157/1 maddesinde tanımlanan basit dolandırıcılık suçunu oluşturmaz. Ancak TCK'nın 158/1-f maddesinde yer alan bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu da oluşturmaz. Bunun yerine, TCK'nın 158/1-g maddesinde düzenlenen basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturmaktadır. Çünkü TCK'nın 6. maddesinde internet siteleri kitle iletişim araçları olduğu için basın ve yayın aracı olarak tanımlanmıştır. Açıklanan nedenlerle; basit dolandırıcılık suçundan TCK'nın 157/1 maddesi gereğince verilen yerel mahkemeye ait mahkumiyet kararının suç vasfı yönünden bozulmasına dair sayın çoğunluğun kararına gerekçe bakımından katılmıyoruz.

Bu kararların olayları araç satışı, tekne motoru satışı, cep telefonu satışı ve konut kiralama ilanlarıdır. Evde sabun veya çorap paketleme vaadi, bu vaat karşılığı ön ödeme ve sosyal medyadaki paketleme ilanı bu olayların konusu değildir. Araç ve tekne motoru ilanlarındaki kabul ile cep telefonu ilanındaki bozma gerekçesi, paketleme vaadinin 158. maddenin birinci fıkrasının (f) bendini gerçekleştirdiği biçiminde genel bir kural oluşturmaz. Konut ilanına ilişkin kararda (f) bendinin gerçekleşip gerçekleşmediği ağır ceza mahkemesinin takdirine bırakılmış, suç vasfı kesin kabul görmemiştir. Basın ve yayın araçlarına ilişkin (g) bendi, (f) bendinden ayrı bir nitelikli hâldir.

Sık sorulan sorular

Evde paketleme için istenen ön ödeme dolandırıcılık mıdır?

Hileli davranışla aldatma, zarar ve yarar birlikte gerçekleşirse Türk Ceza Kanunu'nun 157. maddesindeki dolandırıcılık suçu oluşur. Ön ödeme istemi bu unsurları kendiliğinden tamamlamaz. Sabun veya çorap paketleme başlıklı ilanda kapora, sigorta, vergi, dosya masrafı veya kargo ücreti istenmesi ve sonrasında işin verilmemesi bu değerlendirmenin konusu olabilir.

Evde paketleme vaadi nitelikli dolandırıcılık mıdır?

Nitelikli dolandırıcılık, ancak Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinde sayılan hâllerden biri gerçekleşirse gündeme gelir. Paketleme vaadinin kendisi bu bentlerden biri olarak yazılmamıştır. Bilişim sisteminin, banka veya kredi kurumunun araç olarak kullanılması (f) bendinin, basın ve yayın kolaylığı ise (g) bendinin konusudur.

Zarar geri ödenirse ceza ortadan kalkar mı?

Hayır. Dolandırıcılık tamamlandıktan sonra ve kovuşturma başlamadan önce fail, azmettiren veya yardım eden bizzat pişmanlık göstererek zararı aynen geri verme veya tazmin yoluyla tamamen giderirse verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Kovuşturma başladıktan sonra ve hüküm verilmeden önce gösterilen etkin pişmanlıkta indirim yarıya kadardır. Her iki hâl de üst sınırdır ve cezayı ortadan kaldırmaz.

Kısmi ödeme etkin pişmanlık için yeterli midir?

Kısmen geri verme veya tazminde etkin pişmanlık hükümleri, ayrıca mağdurun rızası varsa uygulanabilir. Tam giderme bu rıza şartına bağlanmamıştır.

Ödeme yapılırsa kamu davası açılmaz mı?

Dolandırıcılıkta kamu davasının bu nedenle açılmayacağı yazmaz. Kamu davasının açılmaması, soruşturma tamamlanmadan zararın tamamen tazmin edilmesi şartıyla ve iki defadan fazla yararlanılamaması kaydıyla yalnız karşılıksız yararlanma suçu için düzenlenmiştir.

Kimlik veya adres bilgisi istenirse hangi suç değerlendirilir?

Kişisel verilerin hukuka aykırı verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kimlik fotoğrafı, adres veya T.C. kimlik numarasının karşı tarafa geçmesi hâlinde e-Devlet üzerinden adınıza şirket açılıp açılmadığı ayrıca kontrol edilebilir.

Şikâyette hangi belgeler saklanabilir?

Yazışmalar, ödeme dekontları ve mesajlaşma numarasının ekran görüntüsü saklanarak Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulabilir. Banka dekontu ve mesaj kayıtları varsa ödenen tutar için ceza yolunun yanında hukuk yolu da gündeme gelebilir.

Birden fazla kişi birlikte işlerse ceza nasıl değişir?

Üç veya daha fazla kişi suçu birlikte işlerse verilecek ceza yarı oranında artırılır. Suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenirse artırım bir kattır. Artırım bu iki koşula bağlıdır.

İnternet ilanı paketleme vaadinde (f) bendini gerçekleştirir mi?

Hayır. (f) bendi, bilişim sisteminin, banka veya kredi kurumunun araç olarak kullanılmasını arar. Araç, tekne motoru, cep telefonu ve konut ilanına ilişkin kararlar evde paketleme vaadine ilişkin değildir ve bu vaat için (f) bendini gerçekleştiren genel bir kural kurmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu