Ev hizmetlerinde çalışanlar, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca Kanun'un uygulama alanı dışında bırakılmıştır. Bu çalışanların iş sözleşmelerinden doğan hak, borç ve tazminat talepleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir. Dolayısıyla ev sahibi ile ev hizmetlisi arasındaki iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde değil, genel mahkemelerde karara bağlanır. İş hukukunda istisnai nitelikteki hükümlerin genişletilerek değil dar yorumlanması ve işçiler yararına getirilen yasal düzenlemelerin işçi lehine uygulanması esastır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/3384, K. 2018/1281Kaynağı aç
Ev Hizmeti Sayılan ve Sayılmayan Faaliyetler
Ev hizmeti kavramı, doğrudan yaşanan konuta ve ev yaşamının olağan, gündelik gereksinimlerini karşılamaya yönelik faaliyetleri ifade eder. Yemek, temizlik, çamaşır ve benzeri konut içi işlerde çalışanların yanı sıra aile bireylerini evden alarak alışverişe veya şehir içinde ulaşıma götüren, boş zamanlarında da evde ve evin eklentilerinde bulunan şoförlerin yürüttüğü işler ev hizmeti kapsamında değerlendirilir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/9967, K. 2024/9395Kaynağı aç
Buna karşılık konutun içine girmeksizin yalnızca bahçe bakımı, hayvan bakımı ve bahçıvanlık yapan ya da bekçilik üstlenen çalışanların faaliyetleri ev hizmeti sayılmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2015/3384 Esas ve 2018/1281 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere hayvan bakımı ve bahçıvanlık ev içinde görülen işlerden olmadığından bu çalışanlar 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabidir ve davalarına iş mahkemeleri bakar. Aynı şekilde evde hasta bakan hemşireler ile çocuk eğiticileri de gördükleri işin mesleki ve eğitsel niteliği sebebiyle ev hizmeti kapsamı dışında tutularak 4857 sayılı İş Kanunu'na bağlı kabul edilir.
Kıdem Tazminatı ve İşe İade Güvencesi
Kıdem tazminatına hak kazanabilmenin öncelikli şartı 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işçi niteliğini taşımaktır. Ev hizmetlerinde çalışanlar anılan Kanun'un 4. maddesi uyarınca kapsam dışında bırakıldıklarından, hizmet sözleşmesi sona erdiğinde kural olarak kıdem tazminatı talep etme hakları bulunmamaktadır.
Ev çalışanları bakımından iş güvencesi hükümleri de geçerli değildir. 4857 sayılı İş Kanunu kapsamına girmeyen ev hizmetlileri, hizmet sözleşmesinin feshedilmesi durumunda işverene karşı işe iade davası açamaz. İşe iade davası açılamaması sebebiyle bu davanın yasal sonuçları niteliğindeki işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti alacakları da talep edilemez.
Sosyal Güvenlik Statüsü ve Süreklilik Ölçütü
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun ek 9. maddesi uyarınca ev hizmetlerinde ay içinde on gün ve üzeri süreyle çalışanlar 4/a kapsamında tam sigortalı sayılır ve işveren tarafından SGK'ya bildirilmek zorundadır. Ayda on günden az çalışanlar için ise yalnızca yüzde iki oranında iş kazası ve meslek hastalığı primi yatırılır; bu kişileri çalıştıranlar ilgili kanun uygulamasında işveren dahi sayılmaz.
Sigortalılık statüsü ile İş Kanunu'na tabi olma durumu birbirinden bağımsızdır. Ayda on gün ve üzerinde çalışarak 4/a statüsünde tam sigortalı tescil edilen ev hizmetlisi de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na tabi kalmayı sürdürür. Bu doğrultuda tam sigortalılık bildirimi yapılmış olması tek başına kıdem tazminatına hak kazandırmaz.
Sosyal güvenlik mevzuatı yönünden ev hizmetlisinin sigortalı sayılabilmesi için çalışmanın ücret karşılığı yapılması ve süreklilik taşıması zorunludur. Süreklilik ölçütü yapılan işin türüne göre değil, çalışanın fiilen devamlılığına göre belirlenir; iş belirsiz aralıklarla geçici veya çağrı üzerine yapılıyorsa süreksiz kabul edilir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2024/9967 Esas ve 2024/9395 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere ev hizmetlerinde geçen sigortalılık sürelerinin tespiti davaları kamu düzenine ilişkin olup mahkemeler tarafların sunduğu delillerle bağlı kalmaksızın resen araştırma yapmakla yükümlüdür.
Fesih Bildirim Süreleri ve İş Arama İzni
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 432. maddesi gereğince belirsiz süreli hizmet sözleşmelerinin feshinden önce durumun karşı tarafa bildirilmesi şarttır. Sözleşme; bildirimin karşı tarafa ulaşmasından itibaren hizmet süresi bir yıla kadar sürmüş işçi için iki hafta, bir yıldan beş yıla kadar sürmüş işçi için dört hafta, beş yıldan fazla sürmüş işçi için altı hafta sonra sona erer. Yasa gereği bu bildirim süreleri sözleşmeyle kısaltılamaz; ancak taraflarca artırılabilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 432Kaynağı aç
Fesih bildirim sürelerinin her iki taraf için de eşit belirlenmesi zorunludur. Hizmet sözleşmesinde taraflar için farklı süreler öngörülmüşse her iki tarafa da en uzun olan fesih bildirim süresi uygulanır. İşveren dilerse fesih bildirim süresine ait ücreti peşin ödemek suretiyle sözleşmeyi derhâl sona erdirebilir. Hizmet sözleşmesinin askıya alındığı durumlarda ise fesih bildirim süreleri işlemez.
Belirsiz süreli hizmet sözleşmesinin feshinde işveren, Türk Borçlar Kanunu'nun 421. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bildirim süresi boyunca işçiye ücretinde herhangi bir kesinti yapmaksızın günde iki saat yeni iş arama izni vermekle yükümlüdür.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 421Kaynağı aç
Haksız Fesih ve Kötüniyet Tazminatı
İşverenin haklı bir neden bulunmaksızın hizmet sözleşmesini derhâl feshetmesi hâlinde Türk Borçlar Kanunu'nun 438. maddesi devreye girer. Bu düzenlemeye göre işçi, belirsiz süreli sözleşmelerde fesih bildirim süresine, belirli süreli sözleşmelerde ise sözleşme süresine uyulmuş olsaydı elde edeceği geliri tazminat olarak talep edebilir. Belirli süreli sözleşmelerde işçinin sözleşmenin sona ermesi sebebiyle tasarruf ettiği miktar ile başka bir işten kazandığı veya bilerek kazanmaktan kaçındığı tutarlar tazminattan indirilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 438Kaynağı aç
Haklı sebep olmaksızın derhâl fesih durumunda hâkim, olayın bütün durum ve koşullarını değerlendirerek miktarını serbestçe belirleyeceği ek bir tazminatın işçiye ödenmesine hükmedebilir. Ancak kanun uyarınca hükmedilecek bu tazminat işçinin altı aylık ücretinden fazla olamaz.
Hizmet sözleşmesinin fesih hakkı kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda ise Türk Borçlar Kanunu'nun 434. maddesi uyarınca işveren, işçiye fesih bildirim süresine ait ücretin üç katı tutarında kötüniyet tazminatı ödemekle yükümlüdür.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 434Kaynağı aç
Çalışma Şartları, Ücret ve İzin Hakları
Türk Borçlar Kanunu'nun 401. maddesi gereğince işveren işçiye sözleşmede kararlaştırılan, sözleşmede hüküm bulunmayan hâllerde ise asgari ücretten az olmamak kaydıyla emsal ücreti ödemek zorundadır. Kanunun 402. maddesi kapsamında fazla çalışma yaptırıldığında işverenin normal çalışma ücretini en az yüzde elli fazlasıyla ödemesi gerekir; işçinin rızası varsa bu ücret yerine orantılı serbest zaman izni verilebilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 401Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 402Kaynağı aç
Ev çalışanının haftalık dinlenme hakkı Türk Borçlar Kanunu'nun 421. maddesinin birinci fıkrasında korunmuştur; işveren işçiye her hafta kural olarak pazar günü veya koşullar elvermiyorsa bir tam çalışma günü tatil vermelidir. Resmi ve dini bayram tatillerinde çalışma yürütülmesi hâlinde ise çalışana bu günlerin karşılığı olarak ilave bir yevmiye ödenmesi, yani günün çift yevmiye ile karşılanması gerekir.
Yıllık ücretli izin hakkı Türk Borçlar Kanunu'nun 422. maddesiyle düzenlenmiştir. En az bir yıl çalışmış olan işçilere yılda en az iki hafta, on sekiz yaşından küçük ve elli yaşından büyük çalışanlara ise en az üç hafta ücretli izin verilmesi zorunludur. Kanunun 424. maddesi uyarınca yıllık izinler kural olarak aralıksız kullandırılır; tarafların anlaşmasıyla ikiye bölünerek uygulanması mümkündür.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 422Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 424Kaynağı aç
İşverenin Bakım, Barınma ve Koruma Yükümlülükleri
Ev hizmetleri, özel konutlarda yerine getirilmesi ve denetimlerin yürütülmesindeki güçlükler nedeniyle 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun kapsamı dışında tutulmuştur. Buna karşın Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi uyarınca işveren, işçinin kişiliğini korumak, saygı göstermek, psikolojik ve cinsel tacize uğramasını engellemek ve iş sağlığı ile güvenliği önlemlerini eksiksiz almakla yükümlüdür. Bu borçların ihlali sebebiyle işçinin bedensel veya kişilik haklarının zarar görmesi durumunda tazminat sorumluluğu sözleşmeye aykırılık hükümlerine göre belirlenir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 417Kaynağı aç
İşçi işverenle birlikte aynı ev düzeninde yaşıyorsa Türk Borçlar Kanunu'nun 418. maddesi gereğince işveren yeterli gıda ve uygun bir barınak temin etmekle yükümlüdür. İşçi kusuru olmaksızın hastalık veya kaza sebebiyle işgörme edimini yerine getiremezse, sosyal sigortadan yararlanamayan ve bir yıla kadar çalışmış işçinin bakım ve tedavisini işveren iki hafta süreyle karşılar. Bir yılı aşan her çalışma yılı için bu süre, dört haftayı aşmamak üzere ikişer gün artırılır. Aynı edimler işçinin gebeliği ve doğum yapması hâllerinde de yerine getirilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 418Kaynağı aç
Ev hizmetlerinde çalışanlar kıdem tazminatı talep edebilir mi?
Ev hizmetlerinde çalışanlar 4857 sayılı İş Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca kanun kapsamı dışında bırakıldığından kural olarak kıdem tazminatı alma hakkına sahip değildir.
Ev hizmetlisi haksız fesih durumunda hangi tazminatları isteyebilir?
İşverenin haklı sebep olmaksızın feshi hâlinde işçi fesih bildirim süresine veya sözleşme süresine ait kazanımlarını talep edebilir; ayrıca hâkim koşullara göre işçinin altı aylık ücretini aşmamak üzere serbestçe bir tazminata hükmedebilir.
Ev çalışanlarının ihbar bildirim süreleri ne kadardır?
Türk Borçlar Kanunu'nun 432. maddesi uyarınca bildirim süresi bir yıla kadar çalışmada iki hafta, bir yıldan beş yıla kadar dört hafta, beş yıldan fazla sürmüş çalışmalarda ise altı haftadır.
Ev hizmetlisi işe iade davası açabilir mi?
Ev hizmetlileri 4857 sayılı İş Kanunu'na tabi olmadığından işe iade davası açamaz; işe başlatmama tazminatı veya boşta geçen süre ücreti talep edemez.
Evde hasta bakanlar ve çocuk eğiticileri ev hizmetlisi sayılır mı?
Evde hasta bakan hemşireler ile çocuk eğiticileri yürüttükleri faaliyetin niteliği gereği ev hizmetlisi sayılmaz; bu kişiler 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabidir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

