Evlilik birliğinde edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan katılma alacağı niteliği gereği bir alacak hakkıdır. Bu alacak türü, tasfiye sürecinde devredilen taşınmazın doğrudan talepte bulunan eş adına tescil edilmesi hakkını vermez; mal rejiminin tasfiyesinde parasal nitelikte bir alacak hesaplaması yapılır.
Eşler arasındaki mal rejimi, eşlerden birinin vefatı ya da taraflarca başka bir mal rejiminin belirlenmesi durumunda son bulur. Evliliğin mahkeme kararıyla iptali, boşanma nedeniyle sona erdirilmesi veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi durumlarında ise mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona ermektedir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 225Kaynağı aç
Edinilmiş Mallara Eklenecek Değerler ve TMK m. 229 Sınırları
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 229. maddesi gereğince, eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızasını almadan gerçekleştirdiği olağan hediyeler dışındaki karşılıksız kazandırmalar edinilmiş mallara değer olarak eklenir. Benzer şekilde, bir eşin mal rejiminin devam ettiği dönemde diğer eşin katılma alacağını azaltma kastıyla gerçekleştirdiği devirler de tasfiyede hesaba katılır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 229Kaynağı aç
Yapılan devrin diğer eşin katılma alacağını azaltma kastı taşıdığı hallerde dahi, Türk Medeni Kanunu'nun 229. maddesi kapsamında devredilen taşınmazın değerinin tasfiyede hesaba katılması gerektiği ve sırf bu maddeye dayanılarak tapu iptal ve tesciline karar verilemeyeceği yönünde yargı değerlendirmeleri bulunmaktadır. Bu tür kazandırma veya devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararının üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi ise davanın kendilerine ihbar edilmiş olması şartına bağlı tutulmuştur.
Tasfiyede Katılma Alacağının Karşılanamaması ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu
Tasfiye aşamasında borçlu eşin mevcut malvarlığı veya terekesi katılma alacağını karşılamaya yetmezse, alacaklı eş ya da mirasçıları, edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bu kazandırmalardan faydalanan üçüncü kişilerden talep edebilir. Bu imkan üçüncü kişi üzerindeki mülkiyet kaydının tamamen iptal edilerek taşınmazın tescilini sağlamaz; borçlu eşten karşılanamayan eksik miktarla sınırlı bir parasal istem hakkı tanır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 241Kaynağı aç
Türk Medeni Kanunu'nun 241. maddesi uyarınca alacaklı eş veya mirasçılarının üçüncü kişilere karşı dava hakkı, haklarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Bu süreler ve yetki kuralları haricinde mirastaki tenkis davasına ilişkin hükümler kıyasen tatbik edilir.
Muvazaa İddiası, Aile Konutu ve Tapu İptali Talepleri
Eşten mal kaçırma iddiasına konu devir işlemi aynı zamanda muvazaalıysa, aile konutu kurallarına riayet edilmeksizin devredilmişse ya da tasarrufu sakatlayan bağımsız başka bir hukuki neden bulunmaktaysa tapu iptali talepleri ayrıca gündeme gelebilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca bir sözleşmenin türü ve içeriğinin tayininde, tarafların gerçek amaçlarını gizlemek için seçtikleri sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradeleri dikkate alınır. Yazılı borç tanımasına güvenen üçüncü kişilere karşı ise borçlu tarafından muvazaa savunması ileri sürülemez.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 19Kaynağı aç
Üçüncü bir kişinin danışıklı işlem sebebiyle hakkının zarara uğradığının kabulü için, işlem yapandan bir alacağının bulunması ve bu alacağın tahsilinin engellenmesi maksadıyla muvazaalı işlem yapılmış olması gerekir. Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesine dayalı genel muvazaa iddiasında davacının icra takibi başlatmasına veya aciz belgesi ibraz etmesine gerek bulunmamaktadır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/19449, K. 2018/5336Kaynağı aç
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesi doğrultusunda, eşlerden biri diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutunu devredemez, konut üzerindeki hakları sınırlandıramaz ve aile konutuna dair kira sözleşmesini feshedemez. Haklı bir neden olmaksızın rızası verilmeyen veya rızayı temin edemeyen eş hâkim müdahalesi talep edebilir. Malik sıfatı taşımayan eş ise tapu müdürlüğüne başvurarak aile konutu şerhi konulmasını isteyebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 194Kaynağı aç
Tapu kütüğünde aile konutu şerhinin bulunmaması taşınmazın aile konutu niteliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz; bununla birlikte üçüncü kişinin iyiniyetinin değerlendirilmesinde tapu sicilindeki durum önem taşıyabilir.
Muvazaanın Tespiti ve İİK m. 283 Hükümlerinin Kıyasen Uygulanması
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 283. maddesinin birinci fıkrası uyarınca iptal davası sabit olduğu takdirde davacı, davaya konu mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını alma yetkisi kazanır ve dava konusu taşınmaz ise üçüncü kişi üzerindeki tapu kaydının düzeltilmesine gerek olmaksızın haciz ve satış isteyebilir. Eşten mal kaçırma iddiasıyla açılan muvazaa davalarında da talebin taşınmazın mülkiyetine değil alacağın tahsiline yönelik şahsi hak niteliğinde olduğu gözetilerek, muvazaanın tespiti hâlinde tapu kaydının iptal ve tesciline gidilmeksizin İcra ve İflas Kanunu'nun 283/1. maddesinin kıyasen uygulanması ve davacıya hükmedilen alacakla sınırlı biçimde haciz ve satış yetkisi tanınması gerektiği kabul edilmektedir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 283Kaynağı aç
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/811, K. 2016/11515Kaynağı aç
İptal davası üçüncü kişinin elinden çıkardığı mallar yerine geçen değere ilişkin bulunmaktaysa, üçüncü kişi davacının alacağını aşmayacak şekilde bu değerler oranında nakden tazmine mahkûm edilir. Kendisine bağışlama yapılan kimse iyi niyetli olduğu takdirde yalnızca davanın açıldığı tarihte malvarlığında kalan miktarı geri vermekle yükümlüdür. Batıl bir tasarruf neticesinde kendisine ödenen şeyi iade eden alacaklı ise önceki haklarını korur.
İptal davası ile karşılaşan üçüncü kişi, mamelekinde oluşacak eksilmenin borçludan tahsilini aynı davada talep edebilir. Bu talep iptal davasının tefrik edilerek önce karara bağlanmasına engel teşkil etmez. Davayı kaybeden üçüncü kişi, devir karşılığı olarak verdiği şeyi ya da bedelini borçludan veya iflas masasından geri isteme hakkına sahiptir.
Yargılama Usulü, Görev Kuralları ve Alacağın Kesinleşmesi
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi gereğince hâkim Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlüdür; olayları bildirmek taraflara, hukuki nitelendirme ise hâkime aittir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınır. Mal rejiminin tasfiyesine dayalı talepler ile üçüncü kişiye devredilen taşınmaza yönelik genel muvazaa taleplerinin birlikte açıldığı durumlarda, mal rejimine ilişkin davanın tefrik edilerek görevli Aile Mahkemesine gönderilmesi; bu mahkemece alacağa hükmedilmesi hâlinde, belirlenen alacak miktarı üzerinden işlemin Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca iptale tabi olup olmadığının değerlendirilmesi ve iptal şartlarının gerçekleştiği tespit edilirse hükmedilen alacak ve ferileriyle sınırlı biçimde İcra ve İflas Kanunu'nun 283/1. maddesinin kıyasen uygulanarak haciz ve satış yetkisi verilmesi yönünde hüküm kurulması gerektiği belirtilmektedir.
Eşten mal kaçırma kastıyla yapılan taşınmaz devrinde doğrudan tapu iptali istenebilir mi?
Sırf Türk Medeni Kanunu'nun 229. maddesi kapsamındaki katılma alacağını azaltma kastı tapunun doğrudan iptalini ve tescilini sağlamaz; taşınmazın değeri tasfiyede hesaba katılır. Ancak işlem Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi anlamında muvazaalıysa, açık rıza alınmadan devredilen aile konutuna ilişkinse veya bağımsız bir sakatlık sebebi mevcutsa tapu iptali gündeme gelebilir.
Borçlu eşin malvarlığı katılma alacağını karşılamazsa üçüncü kişiye karşı hangi talep ileri sürülebilir?
Tasfiye sırasında borçlu eşin malvarlığı alacağı karşılamadığı takdirde, alacaklı eş edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmalardan faydalanan üçüncü kişilerden yalnızca eksik kalan miktarla sınırlı olarak parasal istemde bulunabilir.
Üçüncü kişiye karşı açılacak davada hak düşürücü süreler nasıldır?
Türk Medeni Kanunu'nun 241. maddesi uyarınca alacaklı eşin haklarının zedelendiğini öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinden başlayarak beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.
Muvazaa davasında tapu iptali yerine haciz yetkisi verilmesi ne anlama gelir?
İcra ve İflas Kanunu'nun 283/1. maddesi tasarrufun iptali davasında taşınmaz mülkiyetinin kayden düzeltilmesine gerek olmaksızın alacaklıya haciz ve satış yetkisi vermektedir. Eşten mal kaçırma iddiasına dayalı muvazaa davalarında da talebin taşınmazın aynına değil alacağın tahsiline yönelik olduğu durumlarda, tapunun iptal ve tescili yerine bu kuralın kıyasen uygulanması ve hükmedilen alacakla sınırlı olarak davacıya haciz ve satış yetkisi tanınması yönünde kararlar verilmektedir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

