Evlilik birliği, eşlere birbirlerinin telefonlarını, yazışmalarını ve konum bilgilerini sınırsız biçimde izleme veya denetleme yetkisi vermez. Anayasa'nın 20. maddesi uyarınca herkes kişisel verilerinin korunmasını isteme hakkına sahiptir ve telefon içeriğinde yer alan arama, mesaj veya konum gibi veriler bu anayasal koruma kapsamında değerlendirilir. Eşler arasında da kişisel mahremiyet ve özel hayatın gizliliği devam ettiğinden, diğer eşin rızası bulunmaksızın cihaza doğrudan dokunularak veya uzaktan erişilerek yapılan müdahaleler mahremiyet ihlali niteliğini korur.
Casus Yazılım Yüklemenin Ceza Hukuku Bakımından Sonuçları
Eşin rızası olmaksızın kişisel verilerinin ele geçirilmesi, haberleşmesinin gizlice izlenmesi, kaydedilmesi veya başkalarına aktarılması ceza soruşturmasına konu olabilmektedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 132. maddesinin birinci fıkrasına göre kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırken, bu ihlalin haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşmesi durumunda ceza bir kat artırılmaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kişiye iki yıldan beş yıla kadar, üçüncü fıkrası uyarınca kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişiye ise bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 132Kaynağı aç
eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu
gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse,
verilecek ceza bir kat artırılır.
(2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa
eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası
olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar
hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 2/7/2012-6352/79 md.) İfşa
edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya
hükmolunur.
(4) (Mülga: 2/7/2012-6352/79 md.)
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması[58]
Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2020/1338 Esas, 2023/765 Karar sayılı ilamında; sanığın kendisine yönelen ve ani gelişen bir suç isnadı veya haksız saldırı bulunmadığı halde boşanma davasında delil elde etmek amacıyla eşinin telefonuna casus program yükleyerek haberleşme içeriklerini kaydetmesi Türk Ceza Kanunu'nun 132. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu sayılmıştır. Yine aynı kararda ve Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2022/7152 Esas, 2025/1913 Karar sayılı ilamında, hediye edilen veya kullanımda olan telefona casus uygulama yüklenerek kaydedilen konuşmaların rıza dışı üçüncü kişilere dinletilmesi eylemi haberleşmenin gizliliğini ifşa suçu olarak nitelendirilmiştir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2020/1338, K. 2023/765Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2016 tarihli ve 2015/1271 Esas, 2016/586 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18.06.2020 tarihli ve 2016/314467 sayılı, katılanın ile sanık arasındaki boşanma davasına konu dosyanın temin edilip, ses kaydının çözümün yaptırılıp, dinlemenin, kaydın hangi yöntemle yapıldığı konusunda bir bilişim uzmanın görüşüne başvurularak; eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 44 üncü maddesinin birinci fıkrasının göndermesiyle, aynı Kanun'un 243 üncü maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında kalıp kalmadığı tartışılarak; sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken süreçte toplanmış kanıt durumuna aykırı düşen gerekçeyle beraatine karar verildiği gerekçesi ile hükmün bozulması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanın temyiz isteği; eylemin sübut bulduğuna ve sanığın cezalandırılması gerektiğine, vesaire
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılanın, yapış olduğu telefon konuşmalarının boşanma aşamasında olduğu eşi sanık tarafından rızası dışında kaydedilip dinlendiği ve üçüncü kişilere dinlettirildiği yönünde şikayeti üzerine soruşturmanın başladığı, sanık hakkında katılanın yapmış olduğu telefon konuşmalarını kaydettiği ve tanık …'ya dinlettiği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 133 üncü maddesinin birinci fıkrasını sevk maddesi ile kamu davası açılmıştır.
2. Mahkemece sanığın eylemin 5237 sayılı Kanun'un 132 nci maddesinde düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında kaldığı ancak boşanma davasındaki iddiasını ispat amacı ile kayıt yaptığı ve söz konusu kayıtları açmış olduğu boşanma davasına sunması nedeniyle suç işleme kastının bulunmadığı kabul edilerek sanık hakkında haberleşmenin gizliğini ihlal suçundan beraat kararı verilmiştir.
3. Katılan 23.02.2016 tarihli duruşma da özetle; "… sanık … benim eşim olur kendisi ile aramızda 1 yıldır devam eden anlaşmazlık vardı olay tarihinde henüz boşanma davası açılmamıştı sadece ayrılma kararı almıştık, sanık benim bir bayanla yapmış olduğum telefon görüşmesini telefonuma uygulama indirerek kayıt altına almış daha sonra boşanma davasına delil olarak dosyaya sunmuştur…" şeklinde beyanda bulunmuştur.
4. Sanık 22.04.2016 tarihli istinabe ile alınan savunmasında özetle; "… eşim beni aldatıyordu. Tanığım olmadığı için emin olmak amacıyla bu şekilde davrandım. Sadece Sevda Y. ile olan telefon görüşmelerini kayıt olarak aldım. Boşanma davasında mahkemede delil olarak sundum. Olay bundan ibarettir…" şeklinde beyanda bulunmuştur.
5. Sanık 19.11.2015 tarihli hazırlık ifadesinde özetle; "…eşimin beni aldattığını düşünüyordum ve bunu ispat etmem gerekiyordu. …ses kayıt programının eşimin telefonunda 3 yada 4 gün kullandım. Bu ses kayıtlarının sadece eşim … A.'ya eşime dinletmesi için gönderdim…." şeklinde beyanda bulunmuştur.
6. Tanık … 15.06.2015 tarihli hazırlık ifadesinde özetle; "… evime … A. geldi ve biraz sohbet ettikten sonra bana eşinin kendisini aldattığını ve bunuda yakaladığını söyledi bende kendisine nasıl yakaladığını sorduğumda eşinin telefonuna ses kayıt proğramı indirdiğini ve bu şekilde eşini yakaladığını bana söyledi ve daha sonra … M. A. ın telefonundan bana kayıt edilen sesleri bana dinletti…" şeklinde beyanda bulunmuştur.
IV. GEREKÇE
Belirli veya belirlenebilir iki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmemeleri gerektiği yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, gizliliği sağlamaya özen gösterip, elverişli araçlar (internet, telefon, telsiz, faks, mektup, telgraf, kağıt vb.) ve ortak semboller (söz, yazı, işaret vb.) aracılığıyla paylaştıkları bilgi, düşünce, duygu ve tutumlarının; özel hayata ilişkin olsun ya da olmasın, başka kişi veya kişiler tarafından, özel bir çaba gösterilerek, doğrudan veya dolaylı şekilde (zarfı açılmadan ışığa tutulan mektupta olduğu gibi), okunmak veya dinlenmek suretiyle öğrenilmesi eylemi 5237 sayılı Kanun'un 132 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde;
Anlaşılabilir olsun ya da olmasın, başkalarının haberleşme içeriklerinin kaydı, yani; yazı, ses, görüntü, özel işaretler gibi ortak sembollerin, başka bir nesne üzerine taşınarak (örneğin; ses veya görüntünün, manyetik bant üzerine, yazının başka bir kağıt, defter vb. nesne üzerine geçirilmesi, kopyasının alınması, elektronik iletinin taşınabilir belleğe veya CD'ye aktarılması gibi işlemlerle) sabitlenmesi eylemi 5237 sayılı Kanun'un 132 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde;
Başkalarının haberleşme içeriklerinin, ilgilisi veya ilgililerinin rızası dışında ifşa edilmesi, yani; yayılması, açığa vurulması, afişe edilmesi, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması eylemi 5237 sayılı Kanun'un 132 nci maddesinin ikinci fıkrasında;
Haberleşme içeriklerinin, haberleşmenin muhatabı olan diğer kişi tarafından, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan aleni bir ortamda, ilgilisi veya ilgililerinin rızası dışında ifşa edilmesi eylemi 5237 sayılı Kanun'un 132 nci maddesinin üçüncü fıkrasında suç olarak düzenlenmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığıda;
Dosya kapsamına, sanık savunması, katılan beyanına göre; sanık ile katılanın evli oldukları, aralarında geçimsizlik olduğu, ayrılma kararı aldıkları dönemde sanığın, kendisine yönelen ve ani gelişen bir suç isnadı veya haksız bir saldırı da olmadığı halde açacağı boşanma davasında hukuki avantaj sağlamak amacıyla katılanın kullanımında olan cep telefonuna casus program yükleyip katılanın haberleşme içeriklerini kaydetmesine konu eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 132 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu, kaydedilen bu kayıtlarının katılanın rızası dışında tanık …'ya dinletilmesi eyleminin ise 5237 sayılı Kanun'un 132 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesinde hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2016 tarihli ve 2015/1271 Esas, 2016/586 Karar sayılı kararına yönelik katılanın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.03.2023 tarihinde karar verildi.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/7152, K. 2025/1913Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/2818 E., 2021/3229 K.
SUÇ : Haberleşmenin gizliliğini ihlal
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile; İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak kurulan beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan 5237 sayılı Türk CezaKanununun (5237 sayılı Kanun) 132/1-2, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, haberleşmenin gizliliğini ifşa etmek suretiyle ihlal suçundan 5237 sayılı Türk CezaKanununun (5237 sayılı Kanun) 132/2, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile sanığın beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz istemi, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken beraatine dair hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın evlenmeden önce katılana cep telefonu hediye ettiği, bu cep telefonuna casus uygulama yükleyerek katılanın yapmış olduğu cep telefonu konuşmalarını kaydettiği, konuşma kayıtlarını sanığın babası olan dosya dışı diğer sanığa dinleten sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 132/1-2 ve 132/1. maddelerindeki haberleşmenin gizliliğini ihlal ve haberleşmenin gizliliğini ifşa etmek suretiyle ihlal suçlarından mahkumiyet kararı verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince sanığın üzerine atılı fiillerin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu gerekçesiyle yerel mahkemenin sanığın mahkumiyetine yönelik kararı kaldırılarak, sanığın beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Belirli veya belirlenebilir iki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmemeleri gerektiği yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, gizliliği sağlamaya özen gösterip, elverişli araçlar (internet, telefon, telsiz, faks, mektup, telgraf, kağıt vb.) ve ortak semboller (söz, yazı, işaret vb.) aracılığıyla paylaştıkları bilgi, düşünce, duygu ve tutumlarının; özel hayata ilişkin olsun ya da olmasın, başka kişi veya kişiler tarafından, özel bir çaba gösterilerek, doğrudan veya dolaylı şekilde (zarfı açılmadan ışığa tutulan mektupta olduğu gibi), okunmak veya dinlenmek suretiyle öğrenilmesi eylemi 5237 sayılı Kanun'un 132 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde;
Anlaşılabilir olsun ya da olmasın, başkalarının haberleşme içeriklerinin kaydı, yani; yazı, ses, görüntü, özel işaretler gibi ortak sembollerin, başka bir nesne üzerine taşınarak (örneğin; ses veya görüntünün, manyetik bant üzerine, yazının başka bir kağıt, defter vb. nesne üzerine geçirilmesi, kopyasının alınması, elektronik iletinin taşınabilir belleğe veya CD'ye aktarılması gibi işlemlerle) sabitlenmesi eylemi 5237 sayılı Kanun'un 132 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde;
Başkalarının haberleşme içeriklerinin, ilgilisi veya ilgililerinin rızası dışında ifşa edilmesi, yani; yayılması, açığa vurulması, afişe edilmesi, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması eylemi 5237 sayılı Kanun'un 132 nci maddesinin ikinci fıkrasında;
Haberleşme içeriklerinin, haberleşmenin muhatabı olan diğer kişi tarafından, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan aleni bir ortamda, ilgilisi veya ilgililerinin rızası dışında ifşa edilmesi eylemi 5237 sayılı Kanun'un 132 nci maddesinin üçüncü fıkrasında suç olarak düzenlenmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığıda;
Dosya kapsamına, sanık savunması, katılan beyanına göre; sanığın evlenmeden önce katılana cep telefonu hediye ettiği, katılanın kullanımında olan cep telefonuna casus program yükleyip katılanın haberleşme içeriklerini kaydetmesine konu eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 132 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu, kaydedilen bu kayıtlarının katılanın rızası dışında dosya dışı diğer sanığa dinletilmesi eyleminin ise 5237 sayılı Kanun'un 132 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanunun 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kaunun 304/2-b maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Özel hayatın gizliliğinin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlali Türk Ceza Kanunu'nun 134. maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmakta, gizliliğin kayıtla ihlalinde ceza bir kat artırılmaktadır. Bu kapsamdaki görüntü veya seslerin hukuka aykırı ifşası ise aynı maddenin ikinci fıkrasında iki yıldan beş yıla kadar hapis yaptırımına bağlanmıştır. Ayrıca kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçiren, başkasına veren veya yayan kişilere Türk Ceza Kanunu'nun 136. maddesinin birinci fıkrası gereğince iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilmektedir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 134Kaynağı aç
kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin
görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek
ceza bir kat artırılır.[59]
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına
ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan
beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın
ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.
Kişisel verilerin kaydedilmesi
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 136Kaynağı aç
başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır.[62]
(2) (Ek:17/10/2019-7188/17 md.) Suçun konusunun, Ceza Muhakemesi
Kanununun 236 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan
beyan ve görüntüler olması durumunda verilecek ceza bir kat artırılır.
Nitelikli haller
Boşanma Davasında Casus Program Kayıtlarının Delil Değeri
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/6847 Esas, 2024/4473 Karar sayılı ilamına konu somut uyuşmazlıkta, eşin sosyal medya hesabına rızası dışında girilerek elde edilen ve temin ediliş şekli belirlenemeyen ses kaydına dayanılarak kusur yüklenemeyeceği ve bu kayda ilişkin tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır. Eşin telefonuna izinsiz yazılım yüklenmesine ilişkin uyuşmazlıklar kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği kapsamında ele alınarak boşanma bağlantılı süreçlerde aile mahkemelerinde görülmektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6847, K. 2024/4473Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/962 E., 2023/1538 K.
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm tesisi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 1. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/47 E., 2022/602 K.
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiştir.
Kararın davalı-davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen esastan reddi ve kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin ilgili hükümlerinin kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre ilk derece mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda bölge adliye mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı-davalı erkek vekili tarafından istinaf edilmediğinden, kadının karşı davasının kabulü hükmü kesinleşmiş olup, istinaf edilmeyerek kesinleşen bu yöne ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Erkeğin reddedilen yön dışında gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı-davalı erkek vekili dava dilekçesinde; kadının ev işlerini yapmadığını, epilepsi hastalığı olduğunu erketen gizlediğini, kadının her şeye çabuk sinirlenen agresif bir yapıda olduğunu, erkeğe sürekli "salak, geri zekalı" şeklinde hakaret ettiğini, kadının ailesinin de erkeğe hakaret edip kötü davranışlarda bulunduğunu, kadının aşırıya kaçan isteklerini maddî açıdan karşılayamayınca aşağıladığını, erkeğin ailesinin ortak konuta gelmelerini istemediğini, 4 ay önce erkeğin kadını sosyal medyada bir erkek ile konuşurken gördüğünü, bunun üzerine tartışma yaşandığını, erkeğin bundan sonra kadını izlemeye başladığını, kadının instagram şifresinin yazılı olduğu kağıdı bularak kadının instagram adresine girdiğini, burada kadının birçok erkek ile "aşkım" yazarak mesajlaştığını gördüğünü, belirterek davanın kabulü ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, 50.000,00 TL maddî, 75.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; iddiaların asılsız olduğunu, erkeğin kadına en ufak durumda "beyinsiz, dinsiz, imansız" şeklinde hakaret edip öfke nöbeti geçirdiğini, erkeğin ailesinin de kadına sinkaflı kelimeler kullandığını, erkeğin kadının ailesine saygı göstermediğini, evlilik yükümlülüklerini yerine getirmediğini, aşırı derecede cimri olduğunu, evlilik süresince kadının ve çocuğun ihtiyaçlarını karşılamadığını, çoğu zaman ekmek dahi almadığını, çocuğa sevgi göstermediğini, çoğu zaman bağırdığını, kadının ailesinden para istemesi için kadına fiziksel şiddet uyguladığını, kumar oynadığını, arkadaşının eşi ile samimi olduğunu, ailevi konuları ona anlattığını, kadının başkaları ile mesajlaştığı iddiasının doğru olmadığını, ses kaydı sunulmasına muvafakatlerinin bulunmadığını, hukuka aykırı delil olduğunu, erkeğin bir gün evden çıkıp gittiğini ve dönmediğini, üstelik evin doğalgazını ve elektriğini kestirdiğini belirterek karşı davanın kabulüne, 4721 sayılı Kanun'un 161inci maddesi ve 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, ortak çocuk yararına aylık 500,00TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 1.000,00TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 100.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminatıa karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin evini ihmal edici davranışları içinde bulunduğu, örneğin evine karşı ilgisiz tavırlarda olup çocuğu hastalandığında haberi bile olmadığı, evin temel ihtiyaçlarını yeterince karşılamadığı; kadının da evinin temizliğini ve işlerini ihmal edici davranışlar içinde olduğu, başka erkekle telefonda görüşerek sadakat yükümlülüğünü ihlal edici davranışlar içinde olduğu, bu kusurun dosyaya sunulan ve bilirkişi tarafından dökümü yapılan ses kayıtları ile ve de erkeğin dinlettiği ve ses kaydını bizzat dinleyen tanık beyanı ile sabit görüldüğü, sunulan ses kayıtlarına karşı kadın bu delilin hukuka aykırı yoldan elde edildiğini savunmuş ise de, erkeğin bu konuda ispatlama hususunda yaşayacağı zorluk ve ses kayıtlarını elde ederken ispat etmek için meşru amaç taşıdığı gözetildiğinde, kadının hukuka aykırı delil savunmasına itibar edilmediği, mevcut kusur durumuna göre kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl ve karşı davanın kabulü ile 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuk yararına aylık hükmedilen 350,00 TL tedbir nafakasının karar tarihi itibariyle 500,00TL'ye yükseltilmesine, iştirak nafakası olarak devamına, erkek yararına 5.000,00 TL maddî, 7.500,00 TL manevî tazminata, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, kadın yararına hükmedilen aylık 250,00 TL tedbir nafakasının kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı-davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde; ses kayıt cihazının hukuka aykırı delil olduğunu, kadının telefonuna casus program indirilerek ses kaydının yapıldığının anlaşıldığını belirterek asıl davanın kabulü ve karşı davanın reddi yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadına yüklenen güven sarsıcı kusurunun yasak delil kapsamında kalan ses kaydına dayalı olarak yüklendiği, bu ses kaydına ilişkin tanık beyanlarına da itibar edilemeyeceği, erkeğin dava dilekçesinde eşinin instagram şifresinin yazılı olduğu kağıdı bularak hesabına rızası dışında girdiğini kabul ettiği, ayrıca ses kaydının nasıl alındığının belli olmadığı, bu sebeplerle kadına yüklenen güven sarsıcı davranış vakıasının, hukuka uygun delillerle inandırıcı şekilde ispat edilemediği, bu kusurun kadının kusurlarının arasından çıkarılması gerektiği, öte yandan tanık beyanlarından erkeğin evin elektrik ve doğalgaz aboneliklerini iptal ettirdiğinin ve eve geç geldiğinin veya hiç gelmediğinin sabit olduğu, bu kusurların da erkeğe yüklenmesi gerektiği, bu durumda mevcut kusur durumuna göre erkeğin ağır kadının ise az kusurlu olduğu, ağır kusurlu erkeğin tazminat taleplerinin reddi gerektiği, kadın yararına hükmedilen tedbir nafakasının kaldırılmasının hatalı olduğunu, çalışmayan ve geliri olmayan kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiği, yoksulluk nafakasının toptan şekilde ödenmesinin tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına daha uygun olduğu gerekçesiyle kadının kusur belirlemesi, reddedilen nafakalar ve tazminatlara ilişkin istinaf taleplerinin kabulü ile kararın hüküm kısmının ilgili bentlerinin kaldırılmasına, yerlerine yeniden hüküm kurulmasına, kararın gerekçesinin açıklandığı şekilde düzeltilmesine, kadın yararına aylık 250,00 TL tedbir nafakasına, 10.000,00 TL toptan yoksulluk nafakasına, 10.000,00 TL maddî ve 10.000,00 TL manevî tazminata, sair istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-davalı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı-davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; kadının aldatmasının sabit olduğunu, ses kaydının hukuka uygun olduğunu, kadının ağır kusurlu olduğunu, hükmedilen nafaka ve tazminatların haksız olduğunu, asıl davanın tüm fer'ileri ile birlikte kabulü gerektiğini, erkeğin evin aboneliklerini kesmediğini belirterek karşı davanın kabulü, kusur belirlemesi, hükmedilen nafaka ve tazminatlar ile reddedilen tazminatlar yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, istinaf incelemesi ile kadından kusur çıkarılmasının ve erkeğe kusur yüklenmesinin doğru olup olmadığı, erkeğin ağır kusurlu olduğuna ilişkin tespitin dosya kapsamına uygun olup olmadığı, kadın yararına tazminat ve nafaka verilmesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, şartları var ise miktarlarının dosya kapsamı ve hakkaniyete uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi, 161 inci maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu maddesi,174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.
3.Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-davalı erkek vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı-davalı erkek vekilinin karşı davanın kabulüne yönelik temyiz itirazı yönünden temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2.Davacı-davalı erkek vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Hukuka aykırı yollarla elde edilen kayıtların her durumda geçerli delil sayılması beklenemez. Bu tür materyaller yargılamada tamamen dışlanabileceği gibi somut olayın özelliklerine göre sınırlı bir değerlendirmeye de tabi tutulabilir. Ayrıca dijital delillerin mahkemeye sunulmasında içeriğin bozulmamış olması, tarih ve kaynak bütünlüğünün korunması ve aktarım zincirinin gösterilmesi şarttır. Casus yazılımla alınan veriler üzerinde sonradan tahrifat yapıldığı veya oynandığı iddiası ileri sürüldüğünde delilin ispat gücü zayıflamaktadır.
Yargılamada Hukuka Uygun Delil Toplama Yolları
Boşanma ve aile hukuku süreçlerinde noter tespiti, bilirkişi incelemesi, resmi kayıtlar, tanık beyanı ve mahkeme kanalıyla veri istenmesi daha güvenli yöntemler olarak değerlendirilmektedir. Bu usule uygun yollar delilin reddedilme riskini azaltmaktadır.
Eşin telefonuna casus program yüklemek suç mudur?
Eşe yönelen ani ve haksız bir saldırı bulunmadığı halde casus program yükleyerek haberleşme içeriklerinin kaydedilmesi Türk Ceza Kanunu'nun 132. maddesi kapsamında haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturur ve hapis cezasını gerektirir.
Casus programla elde edilen ses kaydı boşanmada delil olur mu?
Casus programla ele geçirilen ses kayıtlarının her durumda geçerli delil sayılması beklenmemelidir; nitekim Yargıtay tarafından onanan bir kararda, hesaba rızasız girilerek elde edilen ve kaynağı belirsiz ses kaydı ile buna dayanan tanık beyanları kusur belirlemesinde dikkate alınmamıştır.
Casus yazılımın telefona fiziksel dokunularak yüklenmesi sonucu değiştirir mi?
Telefona doğrudan dokunularak yükleme yapılması veya uzaktan hesap ele geçirilmesi mahremiyet ihlalinin niteliğini değiştirmez; değerlendirmede kullanıcının rızası, erişimin kapsamı ve verilerin nasıl kullanıldığı belirleyicidir.
Boşanma davasında casus yazılım yerine hangi deliller toplanabilir?
İddiaların ispatında noter tespiti, bilirkişi incelemesi, resmi kurum kayıtları, tanık beyanları ve mahkeme kanalıyla celbedilen resmi veriler hukuka uygun delil olarak kullanılabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

