ERP Sistemlerinde Lisans Aşımı ve Kurumsal Sorumluluk

by Avukat Erdal Ersoy
ERP Sistemlerinde Lisans Aşımı ve Kurumsal Sorumluluk

ERP Lisans Aşımı ve Fikri Mülkiyet Boyutu

Kurumsal kaynak planlaması sistemlerinde lisans aşımı, taraflar arasında akdedilen sözleşmede belirlenen kullanım sınırlarının geçilmesini ifade eder. Bu sınırlar sözleşmelerde kullanıcı sayısı, modül kapsamı, şirket veya şube bazlı kullanım alanı, test ve üretim ortamı ayrımı veya entegrasyon ve erişim modelleri üzerinden yapılandırılmaktadır.

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca bilgisayar programları ilim ve edebiyat eseri sayılmakta; programın yüklenmesi, görüntülenmesi, çalıştırılması, iletilmesi ve depolanması da eser sahibinin çoğaltma hakkı kapsamında değerlendirilmektedir. Bu kapsamdaki yetkisiz fiiller fikri hak ihlali çerçevesinde sorumluluk doğurur.

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Kapsamındaki Hukuki Talepler

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 68. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, eseri hak sahiplerinden kanuna uygun yazılı izin almadan işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya umuma ileten kişilerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması hâlinde isteyebileceği bedelin veya rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını talep edebilir. İzinsiz çoğaltılan kopyalar satışa çıkarılmamışsa hak sahibi; kopyaların ve çoğaltmaya yarayan araçların imhasını, üretim maliyet fiyatını geçmeyecek bedelle kendisine verilmesini veya sözleşme olması hâlinde isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını isteyebilir. Bu seçimlik hakların kullanılması izinsiz çoğaltanın hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kopyalar satışa çıkarılmışsa hak sahibi tecavüz edenin elindeki nüshalar için de bu hakları kullanabilir. Kanun gereğince bedel talebinde bulunan kişi, tecavüz edene karşı aralarında bir sözleşme kurulmuş olması durumunda sahip olacağı bütün hak ve yetkileri ileri sürebilir.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 68Kaynağı aç
Madde 68 – (Değişik: 23/1/2008-5728/137 md.) Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya hertürlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir. İzinsiz çoğaltılan kopyalar satışa çıkarılmamışsa hak sahibi çoğaltılmış kopyaların, çoğaltmaya yarayan film, kalıp ve benzeri araçların imhasını veya üretim maliyet fiyatını geçmeyecek uygun bir bedel karşılığında kendisine verilmesini ya da sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir. Bu husus, izinsiz çoğaltanın hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. İzinsiz çoğaltılan kopyalar satışa çıkarılmışsa hak sahibi, tecavüz edenin elinde bulunan nüshalar hakkında ikinci fıkradaki şıklardan birini kullanabilir. İkinci ve üçüncü fıkraların eser sahibinden başka hak sahiplerince uygulanabilmesi için eser sahibinin bu Kanunun 52 nci maddesine uygun yazılı çoğaltma izni aranır. Hak sahiplerinden biri, ikinci ve üçüncü fıkralar uyarınca talepte bulunduklarında Ceza Muhakemesi Kanununun el koymaya ilişkin hükümleri delil elde etmek amacı dışında uygulanmaz. Bedel talebinde bulunan kişi, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması halinde haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilir. II – Tecavüzün men'i davası:

5846 sayılı Kanun'un 68. maddesinin dördüncü fıkrasına göre, anılan seçimlik hakların eser sahibinden başka hak sahiplerince kullanılabilmesi için eser sahibinin Kanun'un 52. maddesine uygun yazılı çoğaltma izninin bulunması zorunludur. Ayrıca hak sahiplerinin bu kapsamdaki taleplerinde Ceza Muhakemesi Kanunu'nun el koymaya ilişkin hükümleri yalnızca delil elde etme amacıyla sınırlı olarak uygulanabilir.

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 66. maddesi uyarınca manevi ve mali hakları tecavüze uğrayan kimse tecavüzün ref'i davası açabilir. Tecavüz, hizmetlerini ifa ettikleri sırada bir işletmenin temsilcisi veya çalışanları tarafından yapılmışsa işletme sahibi hakkında da dava açılabilir; bu hâlde tecavüz edenin ya da çalışanların kusuru şart değildir. Mahkeme, tecavüzün ref'i tedbirlerini takdir ederken eser sahibinin manevi ve mali haklarını, tecavüzün kapsamını, kusurun bulunup bulunmadığını, varsa ağırlığını ve ref hâlinde tecavüz edenin uğrayabileceği muhtemel zararları gözetir. Eser sahibi tecavüzün ref'i ve men'i davasını kendi ikametgâhının bulunduğu yer mahkemesinde de açabilir.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 66Kaynağı aç
Madde 66 – Manevi ve mali hakları tecavüze uğrıyan kimse tecavüz edene karşı  tecavüzün ref'ini dava edebilir. Tecavüz, hizmetlerini ifa ettikleri sırada bir işletmenin temsilcisi veya müstahdemleri tarafından yapılmışsa işletme sahibi hakkında da dava açılabilir. Tecavüz edenin veya ikinci fıkrada yazılı kimselerin kusuru şart değildir. Mahkeme, eser sahibinin manevi ve mali haklarını, tecavüzün şümulünu, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını ve tecavüzün ref'i halinde tecavüz edenin düçar olması muhtemel zararları takdir ederek halin icabına göre tecavüzün ref'i için lüzumlu göreceği tedbirlerin tatbikına karar verir. (Ek: 7/6/1995 – 4110/19 md.) Eser sahibi, ikamet ettiği yerde de tecavüzün ref'i ve men davası açabilir. 2. Manevi haklara tecavüz halinde:

Borçlar Hukuku Kapsamında Sözleşmesel ve Haksız Fiil Sorumluluğu

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 112. maddesi uyarınca borcun hiç yahut gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde borçlu, kusursuz olduğunu kanıtlamadıkça alacaklının maruz kaldığı zararı tazmin etmekle yükümlü tutulur. Kanun'un 49. maddesi çerçevesinde ise kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesi durumunda söz konusu zararın giderilmesi zorunludur.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 112Kaynağı aç
MADDE 112- Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. 2. Yapma ve yapmama borçlarında
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 49Kaynağı aç
MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. II. Zararın ve kusurun ispatı

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 116. maddesi gereğince borçlu; borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa dahi, yardımcı kişilerin işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermek zorundadır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 116Kaynağı aç
MADDE 116- Borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür. Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk, önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir. Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. B. Borçlunun temerrüdü I. Koşulları

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 66. maddesi uyarınca adam çalıştıran; istihdam ettiği kişiyi seçerken, talimat verirken ve gözetim görevini yaparken zararı önleyecek özeni ortaya koyduğunu kanıtladığı takdirde sorumluluktan kurtulabilir. Bir ticari işletmede adam çalıştıran yönünden ise faaliyetlerin sebep olduğu zararları giderme borcu, işletmedeki çalışma düzeninin zararın doğumunu engellemeye elverişli olduğunun kanıtlanamaması hâlinde doğar. Buna karşılık Kanun'un 396. maddesi uyarınca işçi, işverene ait teknik donanımları, araç ve gereçleri gereği gibi kullanmak ve işin yürütülmesi için kendisine bırakılan sistem ve malzemeye özen göstermek mecburiyetindedir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 396Kaynağı aç
MADDE 396- İşçi, yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmak zorundadır. İşçi, işverene ait makineleri, araç ve gereçleri, teknik sistemleri, tesisleri ve taşıtları usulüne uygun olarak kullanmak ve bunlarla birlikte işin görülmesi için kendisine teslim edilmiş olan malzemeye özen göstermekle yükümlüdür. İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunamaz ve özellikle kendi işvereni ile rekabete girişemez. İşçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz. İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür. III. Teslim ve hesap verme borcu
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 66Kaynağı aç
MADDE 66- Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz. Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir. 2. Hayvan bulunduranın sorumluluğu a. Giderim yükümlülüğü

Ticaret Kanunu ve Veri Koruma Hükümleri Açısından Yükümlülükler

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64. maddesi uyarınca her tacir, ticari defterlerini tutmak ve bu kayıtlarda ticari işlemlerini, işletmesinin iktisadi ve mali vaziyeti ile borç ve alacak ilişkilerini ve dönem sonuçlarını açık biçimde göstermekle yükümlüdür. Tacir ayrıca işletmesiyle ilgili gönderilmiş bulunan her türlü belgenin bilgisayar kaydı veya benzer kopyalarını yazılı, görsel ya da elektronik vasıtalarla saklamak mecburiyetindedir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 64Kaynağı aç
MADDE 64- (1) (Değişik: 26/6/2012-6335/8 md.) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir. (2) Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür. (3) (Değişik: 26/6/2012-6335/8 md.) Fiziki ortamda tutulan yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteri ile dördüncü fıkrada sayılan defterlerin açılış onayları, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce noter tarafından yapılır. Bu defterlerin izleyen faaliyet dönemlerindeki açılış onayları, defterlerin kullanılacağı faaliyet döneminin ilk ayından önceki ayın sonuna kadar notere yaptırılır. Pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defteri yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla izleyen faaliyet dönemlerinde de açılış onayı yaptırılmaksızın kullanılmaya devam edilebilir. (Değişik dördüncü cümle: 28/3/2013-6455/78 md.) Yevmiye defterinin kapanış onayı, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar, yönetim kurulu karar defterinin kapanış onayı ise izleyen faaliyet döneminin birinci ayının sonuna kadar notere yaptırılır. (Mülga beşinci cümle: 15/2/2018-7099/22 md.) (…) Açılış onayının noter tarafından yapıldığı hâllerde noter, ticaret sicili tasdiknamesini aramak zorundadır. (Ek cümle: 15/2/2018-7099/22 md.) Ancak anonim ve limited şirketlerin ticaret siciline tescili sırasında defterlerin açılış onayları ticaret sicili müdürlükleri tarafından yapılır. Ticari defterlerin elektronik ortamda tutulması hâlinde bu defterlerin açılışlarında ve yevmiye defteri ile yönetim kurulu karar defterinin kapanışında noter veya ticaret sicili müdürlüğü onayı aranmaz. Fiziki ortamda veya elektronik ortamda tutulan ticari defterlerin nasıl tutulacağı, defterlere kayıt zamanı, onay yenileme ile açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığınca müştereken çıkarılan tebliğle belirlenir.[22] (4) Pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ve genel kurul toplantı ve müzakere defteri gibi işletmenin muhasebesiyle ilgili olmayan defterler de ticari defterlerdir. (Ek cümleler:27/12/2020-7262/27 md.) Ticaret Bakanlığı, pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defterinin elektronik ortamda tutulmasını zorunlu kılabilir. Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri saklıdır. (5) (Değişik: 26/6/2012-6335/8 md.) Bu Kanuna tabi gerçek ve tüzel kişiler, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun defter tutma ve kayıt zamanıyla ilgili hükümleri ile aynı Kanunun 175 inci ve mükerrer 257 nci maddelerinde yer alan yetkiye istinaden yapılan düzenlemelere uymak zorundadır. Bu Kanunun defter tutma, envanter, mali tabloların düzenlenmesi, aktifleştirme, karşılıklar, hesaplar, değerleme, saklama ve ibraz hükümleri 213 sayılı Kanun ile diğer vergi kanunlarının aynı hususları düzenleyen hükümlerinin uygulanmasına, vergi kanunlarına uygun olarak vergi matrahının tespit edilmesine ve buna yönelik mali tabloların hazırlanmasına engel teşkil etmez. II – Defterlerin tutulması

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 369. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri ile yönetim yetkisi tanınan üçüncü şahıslar, üstlendikleri vazifeleri tedbirli bir yöneticinin göstereceği dikkatle yürütmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde korumakla yükümlüdür. Kanun'un anılan maddesinde şirketler topluluğuna dair 203 ilâ 205. madde hükümleri saklı tutulmuştur.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 369Kaynağı aç
MADDE 369- (1) Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar. (2) 203 ilâ 205 inci madde hükümleri saklıdır. II. Temsil yetkisi 1. Genel olarak

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 553. maddesinin birinci fıkrası uyarınca yöneticiler ve yönetim kurulu üyeleri, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludur. Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi ya da yetkiyi kanuna dayanarak başkasına devreden organlar veya kişiler, bu kişilerin seçiminde makul özen göstermediklerinin ispatı haricinde onların fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar. Ayrıca hiç kimse kontrolü dışında kalan kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu muafiyet gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 553Kaynağı aç
MADDE 553- (1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…)[75] hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.[76] (2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar. (3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz. VI – Denetçinin sorumluluğu[77]

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 10. maddesi veri sorumlusuna aydınlatma yükümlülüğü getirirken, 12. maddesi kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesini ve yetkisiz erişilmesini önlemek amacıyla gerekli teknik ve idari tedbirlerin alınmasını zorunlu kılmaktadır.

İspat Hukuku ve Elektronik Deliller

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 199. maddesi uyarınca, uyuşmazlığa dair vakıaların ispatında elverişlilik taşıyan elektronik veriler ve bilişim sistemlerindeki her türlü bilgi taşıyıcısı yargılamada belge vasfı taşır. Lisans sözleşmelerindeki sınırların aşılıp aşılmadığına dair sunucu logları, kullanıcı erişim verileri ve sistem kayıtları da usul hukuku bakımından bu belge tanımı içerisinde ele alınır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 199Kaynağı aç
MADDE 199- (1) Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir. Senetle ispat zorunluluğu

Ceza Hukuku Sorumluluğu ve Şahsîlik İlkesi

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 71. maddesi, hak sahibinin yazılı izni olmaksızın eseri işleyen, çoğaltan, dağıtan, yayımlayan, ticari amaçla elinde bulunduran veya depolayan failler hakkında ceza yaptırımı öngörmektedir. Kanun'un 72. maddesi ise bilgisayar programının hukuka aykırı çoğaltılmasını önlemek amacıyla oluşturulmuş koruyucu programları etkisiz kılmaya yönelik yazılım veya donanımları kullananlar bakımından ceza tehdidi getirmektedir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca ceza sorumluluğu şahsidir ve kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz. Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz; ancak suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 20Kaynağı aç
Madde 20- (1) Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz. (2) Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak, suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır. Kast
ERP lisans aşımında hak sahibi üç kat tazminat talep edebilir mi?

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 68. maddesi uyarınca hak sahipleri, yazılı izin alınmaksızın eserin işlenmesi, çoğaltılması veya yayılması hâlinde sözleşme yapılmış olması durumunda isteyebileceği bedelin veya rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını talep edebilir.

Çalışanların lisans aşımından işletme sahibi kusursuz sorumlu tutulabilir mi?

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 66. maddesi uyarınca hizmet ifası sırasında işletmenin temsilcisi veya çalışanları tarafından gerçekleştirilen tecavüzlerde işletme sahibine karşı tecavüzün ref'i davası açılabilir ve bu davada kusur şartı aranmaz.

Lisans ihlali nedeniyle şirket tüzel kişiliğine ceza yaptırımı uygulanır mı?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca ceza sorumluluğu şahsi olduğundan tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz; kanunda öngörülen güvenlik tedbirleri saklıdır.

Şirket yöneticileri lisans aşımından kişisel olarak sorumlu tutulabilir mi?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 553. maddesi uyarınca yöneticiler ve yönetim kurulu üyeleri kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara karşı sorumlu olabilir; ancak kontrolü dışında kalan aykırılıklardan sorumlu tutulamazlar.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu