Emlakçı Tarafından Yanıltılan Alıcının Hukuki Hakları

by Avukat Erdal Ersoy
Emlakçı Tarafından Yanıltılan Alıcının Hukuki Hakları

Yanıltıcı Bilgilendirme Halinde İrade Bozukluğu ve Sözleşmenin İptali

Sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen taraf 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 30 uyarınca sözleşme ile bağlı sayılmaz. Emlakçının veya satıcının verdiği bilgilerin gerçeği yansıtmadığı ve taşınmazın niteliklerinin vaat edilenden farklı çıktığı durumlarda alıcı; yanılma ya da aldatma nedenlerine dayanarak sözleşmeyi iptal edebilir, ödediği kapora, peşinat ve masrafların faiziyle iadesini talep edebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 30Kaynağı aç
MADDE 30- Sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen taraf, sözleşme ile bağlı olmaz. 2. Yanılma hâlleri a. Açıklamada yanılma

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 39 f. 1 gereğince yanılma veya aldatma sebebiyle sözleşme yapan taraf, bu durumu öğrendiği andan başlayarak bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmez veya verdiğini geri istemezse sözleşmeyi onamış kabul edilir. Yanıltıcı beyanlar sebebiyle sözleşmeden dönmek isteyen alıcının durumu öğrendiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde fesih bildiriminde bulunması şarttır. Haklı sebeple feshedilen sözleşmelerde ödenen kapora, peşinat ve komisyon bedelleri sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde faiziyle geri ödenir ve sözleşmede yer alan cezai şart hükümleri geçersiz kalır. Ayrıca aynı kanunun 39. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, aldatma sebebiyle bağlayıcılığı bulunmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması tazminat talep etme hakkını ortadan kaldırmaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 39Kaynağı aç
MADDE 39- Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır. Aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. H. Temsil I. Yetkili temsil 1. Genel olarak a. Temsilin hükmü

Emlakçının hileli yönlendirmeleri veya yanıltıcı beyanları sebebiyle sözleşmenin iptali ve tazminat taleplerinde, hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde işlem yapılması gerekir.

Fiziksel ve Hukuki Kusurlarda Satıcı ile Emlakçının Müteselsil Sorumluluğu

Emlak komisyoncuları mesleki özen yükümlülükleri gereğince pazarladıkları gayrimenkulün hukuki ve fiziksel durumunu araştırmak ve bildikleri kusurları alıcıya aktarmakla yükümlüdür. Emlakçının bildiği bir gizli ayıbı bilerek gizlemesi veya gerçeğe aykırı yönlendirmede bulunması halinde satıcıyla birlikte alıcıya karşı müteselsilen sorumluluğu doğar.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca satıcı taşınmazdaki ayıplardan sorumludur ve gizli ayıbın bilerek gizlenmesi aldatma teşkil eder. Gizli ayıp ortaya çıktığında gecikmeksizin satıcıya bildirimde bulunulmalı; durumun mahkeme veya bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi uyuşmazlıklarda ispat açısından önem taşır.

Satıcının ayıptan sorumlu olduğu durumlarda alıcı; sözleşmeden dönme, satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde satılanın ücretsiz onarılmasını isteme veya imkân varsa satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. Ancak alıcının dönme hakkını kullandığı hallerde durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Ayıp çok büyükse veya binada onarılamaz yapısal sorunlar bulunuyorsa sözleşmeden dönülerek ödenen bedelin faiziyle iadesi talep edilebilir; buna karşılık değer eksikliği satış bedeline çok yakın ise alıcı ancak sözleşmeden dönme veya benzeriyle değiştirme haklarından birini ileri sürebilir. Satıcı ayıpsız bir benzerini derhâl vererek ve uğranılan zararın tamamını gidererek seçimlik hakların kullanılmasını önleyebilir; alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı ise saklıdır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 227Kaynağı aç
MADDE 227- Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. b. Satılanın yok olması veya ağır biçimde zarara uğraması

Gösterilenden Farklı Taşınmaz Devredilmesinde Tapu İptal ve Tescil Davası

Fiiliyatta gösterilen yerden farklı bir taşınmazın tapusunun devredilmesi halinde aldatma sebebiyle sözleşmenin iptali talep edilebilir. Alıcı, farklı bir taşınmazın devredildiğini öğrendiği andan itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptal ve tescil davası açarak tescilin iptalini ve ödediği bedelin iadesini isteyebilir.

Haksız Komisyon ve Kapora Bedellerinin İadesi Usulü

Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik gereğince emlakçılık faaliyetlerinin yazılı bir sözleşmeye dayanması zorunludur. Yazılı sözleşme olmaksızın komisyon talep edilemeyeceği gibi satışın tapuda gerçekleşmediği veya iptal edildiği durumlarda da emlakçı hizmet bedeli hakkı kazanamaz. Haksız tahsil edilen komisyon bedelleri Tüketici Hakem Heyeti veya Tüketici Mahkemesi aracılığıyla geri istenebilir.

Haksız alınan komisyonların iadesi amacıyla yasal parasal sınırlar dahilinde Tüketici Hakem Heyetine başvuru yapılabilir. Hakem heyeti parasal sınırını aşan tutarlar bakımından dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk yoluna gidilmeli, anlaşma sağlanamaması durumunda Tüketici Mahkemesinde dava açılmalıdır. Bunun yanı sıra elinde banka dekontu veya emlakçının kaşesini taşıyan tahsilat makbuzu bulunan alıcılar, icra dairesi aracılığıyla ilamsız icra takibi başlatarak tahsil edilen parayı yasal faiziyle talep edebilirler.

Yetki belgesi bulunmayan işletmelerin komisyon isteme hakkı bulunmamakta olup bu kişilere yapılan haksız ödemelerin iadesi talep edilebilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 82 f. 1 gereğince sebepsiz zenginleşmeden doğan geri isteme hakkı, hak sahibinin hakkını öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar; borç bir alacak hakkı kazanılması suretiyle doğmuşsa diğer taraf zamanaşımı geçse bile ifadan kaçınabilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 82Kaynağı aç
MADDE 82- Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Zenginleşme, zenginleşenin bir alacak hakkı kazanması suretiyle gerçekleşmişse diğer taraf, istem hakkı zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcunu ifadan kaçınabilir. İKİNCİ BÖLÜM Borç İlişkisinin Hükümleri BİRİNCİ AYIRIM Borçların İfası A. Genel olarak I. Şahsen ifa zorunluluğunun olmaması

Yer Gösterme Belgelerindeki Hükümsüzlük ve Fahiş Cezai Şartlar

Kasten yanıltma veya aldatma suretiyle iradesi fesada uğratılarak ya da içeriği gizlenerek imzalatılan yer gösterme sözleşmelerinde alıcı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 39 uyarınca aldatmayı öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirebilir veya verdiğini geri isteyebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 36Kaynağı aç
MADDE 36- Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir. Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı değildir. III. Korkutma 1. Hükmü

Standart sözleşme formlarına sonradan tek taraflı olarak ilave edilen ve başka yollarla işlem yapılmasına bağlanan fahiş cezai şart içeren maddelerin tüketici aleyhine haksız şart niteliğinde olduğu kabul edilmektedir. Emlakçının dürüstlük kuralına aykırı ve yanıltıcı yollarla imza temin ettiği hallerde bu sözleşme hükümlerine dayanılarak ücret veya cezai şart istenemez.

Yanıltıcı İlanlar Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davaları

İlanda taşınmazın büyüklüğünün gerçeğe aykırı gösterilmesi, risk durumunun ya da yapısal kusurlarının bilinçli olarak saklanması aldatma ve haksız fiil teşkil edebilir. Emlakçının kusurlu eylemleri sebebiyle zarara uğrayan alıcı emlak ofisine ve şartların varlığı halinde aldatmayı bilen veya bilecek durumda olan mülk sahibine karşı maddi tazminat davası açabilir; şartları oluştuğunda manevi tazminat da istenebilir.

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 73/A uyarınca tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; ancak tüketici hakem heyetinin görev alanına giren talepler ile taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar bu şartın istisnasını oluşturur. Tüketici işlemi niteliğindeki uyuşmazlıklarda görevli merci Tüketici Mahkemesi olup tüketici mahkemesi kurulmamış yerlerde dava Asliye Hukuk Mahkemesinde tüketici mahkemesi sıfatıyla görülür.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 73/AKaynağı aç
MADDE 73/A- (Ek:22/7/2020-7251/59 md.) (1) Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Şu kadar ki, aşağıda belirtilen hususlarda dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz: a) Tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar b) Tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar c) 73 üncü maddenin altıncı fıkrasında belirtilen davalar ç) 74 üncü maddede belirtilen davalar d) Tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar (2) 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin onbirinci fıkrası tüketici aleyhine uygulanmaz. (3) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya tarafların anlaşmaları ya da anlaşamamaları hâlinde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücreti, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Ancak belirtilen hâllerde arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin Birinci Kısmına göre iki saatlik ücret tutarını geçemez. (4) Arabuluculuk faaliyeti sonunda açılan davanın tüketici lehine sonuçlanması hâlinde arabuluculuk ücreti, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilir. Üretimin veya satışın durdurulması ve malın toplatılması

İdari Şikayet Yolları ve Nitelikli Dolandırıcılık İddiası

Yetki belgesi olmadan faaliyet yürüten veya meslek kurallarına aykırı davranan emlak işletmeleri hakkında idari para cezası uygulanması amacıyla Ticaret İl Müdürlüklerine ve ilgili esnaf veya ticaret odalarına şikayette bulunulabilir.

Emlakçının bilerek ve kasten sahte evrak düzenlemesi, var olmayan taşınmazları satması veya hileli hareketlerle menfaat temin etmesi Türk Ceza Kanunu kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur. Bu tür fiillere maruz kalınması durumunda Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulabilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 158Kaynağı aç
Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun; a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle, b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle, c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle, d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle, e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak, f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle, h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında, i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle, j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, k) Sigorta bedelini almak maksadıyla, l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle, İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.[71] (2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır. (3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır. Daha az cezayı gerektiren hal
Emlakçıya haksız ödenen komisyon bedeli nasıl geri alınır?

Satış tapuda gerçekleşmediğinde veya aracılık faaliyeti usulüne uygun yazılı sözleşmeye dayanmadığında tahsil edilen bedeller; parasal sınırlara göre Tüketici Hakem Heyetine başvurularak, sınırı aşan uyuşmazlıklarda arabuluculuk şartı sonrasında Tüketici Mahkemesinde alacak davası açılarak ya da dekont veya makbuz dayanağıyla ilamsız icra takibi yoluyla geri istenebilir.

Yanıltıcı ilan veren emlakçıya tazminat davası açılabilir mi?

Gayrimenkulün niteliklerini gerçeğe aykırı yansıtan emlakçıya ve koşulları varsa satıcıya karşı haksız fiil ve aldatma hükümlerine dayanılarak arabuluculuk sürecinin ardından tüketici sıfatı taşındığı hallerde Tüketici Mahkemesinde maddi ve şartları varsa manevi tazminat davası açılabilir.

Yanıltma gerekçesiyle sözleşmeyi feshetme süresi ne kadardır?

Alıcı, yanılma veya aldatmayı öğrendiği tarihten başlayarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 39 uyarınca bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmeli veya verdiğini geri istemelidir; aksi takdirde sözleşme onanmış sayılır.

Satın alınan konutta gizli ayıp çıkarsa hangi haklar kullanılabilir?

Gizli ayıbın süresinde satıcıya ihbar edilmesi şartıyla alıcı bedelden indirim, aşırı masraf gerektirmiyorsa ücretsiz onarım veya imkân varsa ayıpsız benzeriyle değişim isteyebilir; durum haklı gösterdiğinde sözleşmeden dönme hakkı kullanılabilir ancak koşullar elvermediğinde hâkim onarım ya da bedel indirimine karar verebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu