Dosya Alacağına Haciz Varken Haricen Tahsil Yapılabilir Mi?

by Avukat Erdal Ersoy
Dosya Alacağına Haciz Varken Haricen Tahsil Yapılabilir Mi?

Borçlunun başka bir icra dosyasında bulunan alacağı üzerine haciz konulduğunda, dosya alacaklısının bu alacak üzerindeki tasarruf yetkisi sınırlandırılır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2022/8458 esas ve 2023/1183 karar sayılı ilamına göre, takip alacağı haczedilen alacaklı veya vekili, haciz altındaki takip dosyasına haricen tahsil, feragat ya da vazgeçme beyanında bulunamaz. İcra dairesinden yetki belgesi alınarak takip dosyasında işlem yapılması durumunda ise Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2013/21141 esas ve 2014/13149 karar sayılı ilamı uyarınca tahsil hakkı ve yetkisi ile alacak üzerindeki tasarruf hakkı haciz koyduran alacaklıya geçeceğinden, eski alacaklının harici tahsil bildirimiyle dosya infazen işlemden kaldırılamaz ve hacizler fek edilemez. Haczedilen alacağın tahsiline ve yetki devrine ilişkin esaslar 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 120. maddesinde düzenlenmiştir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/8458, K. 2023/1183Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2022/8458 E.  ,  2023/1183 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki icra memur muamelesini şikayetten dolayı yapılan inceleme sonunda, İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir. Kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle şikayetin kabulüne, icra müdürlük kararının kaldırılmasına, davacı borçlu hakkında uygulanan hacizlerin fekkine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı dahili davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Borçlu dava dilekçesinde; dava dışı … tarafından başlatılan takipte, alacağın tamamının davalı …'a temlik edildiğini, alacak hakkının temlikle birlikte TBK'nın 183-194. maddeleri gereğince devralan kişiye geçtiğini, alacaklı görünen …'ın alacağını …'a temlik etmeden önce 08.06.2016 tarihinde … ile borcunun olmadığı hususunda anlaştığını, aynı gün …'ın İcra Müdürlüğüne giderek taşınmaz hacizlerinin fekkini talep ettiğini, ancak hacizlerin kaldırılması talebinin alacağın haricen tahsiline karine teşkil ettiği gerekçesi ile İcra Müdürlüğünce reddedildiğini, hacizlerin İİK'nın 106-110. maddeleri uyarınca düşmesini beklerken üçüncü şahsın olacağı için 07.02.2017 tarihinde dosya alacağına haciz konulduğunu, daha sonra menfi tespit davası öncesinde arabulucuya başvurduğunu ve anlaşma belgesi düzenlendiğini, … … 19. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/813 Esas sayılı dosyasıyla icra edilebilirlik şerhi verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, anılan kararı dosyaya sunarak İcra Müdürlüğüne müracaat ettiğini ve hacizlerin kaldırılması talebinde bulunduğunu, ancak talebin reddedildiğini, red kararının hukuka aykırı olduğunu, diğer taraftan takip dosyasında uygulanan hacizlerin İİK'nın 85. maddesine aykırı ve taşkın olduğunu ileri sürerek İcra Müdürlüğünün 18.10.2019 tarihli işleminin iptaline, aksi takdirde taşkın hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı temlik alan/alacaklı … vekili cevap dilekçesinde; işlemde kusurları olmadığından aleyhe yargılama gideri ve avukatlık ücretine hükmedilmemesini istemiştir. 2.Dahili davalı haciz alacaklısı … vekili müdahale dilekçesinde; müvekkilinin alacaklı olduğu takip dosyasından, borçlunun alacaklı olduğu icra dosyasına haciz yazısı gönderildiğini, ayrıca İİK'nın 120. maddesi uyarınca yetki belgesi alındığını, davacı ile davalının aralarında anlaşarak, arabuluculuk anlaşma belgesine dayalı tüm hacizlerin fekki talebinin reddine dair kararının mevcut haciz karşısında usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1.Takip alacaklısı tarafından alacağın devredildiği ancak dahili davalı vekilinin … … 2. İcra Müdürlüğünün 2012/8019 esas sayılı dosyasından dava konusu takip dosyasındaki alacağa 07.02.2017 tarihinde haciz konulduğu, bu haliyle alacağın temlikinin dosya alacağı üzerinde haciz varken yapıldığının kabulü ile her ne kadar davalı alacaklı ile davacı borçlu arasında anlaşma yapılmış ise de davalı alacaklı …'ın dosya alacağını hacizli temlik aldığı, alacak üzerindeki hacizden haberdar olması gerektiği, davacı borçlu ile şifaen anlaşarak dosya alacağından ivazsız olarak ve kesin surette vazgeçemeyeceği zira haczin devam ettiği gerekçesiyle İcra Müdürlük işleminin usul ve yasaya uygun olduğunun kabulü ile müdürlük işleminin iptali şikayetinin reddine, 2.Davacının terditli olarak talep ettiği taşkın haciz şikayetinin incelenmesinde ise; takipte haczedilen ve kıymet takdiri yapılan taşınmazlar üzerindeki hacizlerin devam ettiği, her ne kadar kıymet takdiri yapılmış olsa dahi taşınmazların satışa yarı oranında çıkartılacağı ve ne kadara satılacağının tespit edilemeyeceği ve yarı oranından satılsa dahi dosya borcunun tamamını karşılamaya yetmeyeceği gerekçesiyle taşkın haciz talebinin de reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Borçlu vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Mahkemenin arabuluculuğa dayalı kararı yanlış değerlendirildiğini, somut olayda, takip dosyasından ve alacaktan feragat durumu olmayıp, borçlu olmadığının tespitine dair bir karar bulunduğunu, alacaklılara karşı arabuluculuk yoluyla alınmış menfi tespit kararının icra edilebilirlik şerhinin kesinleşmesi ile birlikte 6325 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerine … bu kararın ilam niteliğinde ve bağlayıcı olduğunu, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini, ayrıca haciz konulan malların bir kısmının dahi değerinin dosya borcunu fazlasıyla karşıladığı, haczin İİK'nın 85. maddesine aykırı şekilde taşkın uygulandığı aşikar iken kaldırılması yönündeki taleplerinin reddine dair kararın da usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Borçlu tarafından dosyaya sunulan arabulucuk anlaşma belgesinin 6325 sayılı Kanun'un 18/2 ve 4. maddelerinde belirtilen kanuni unsurları içerdiğinden, ilam niteliğinde olduğu, yapılan müzakere sonucunda borçlu …'nın anılan takip dosyasında borçlu olmadığı yönünde tarafların anlaşmaya vardıkları ve son tutanağın bu şekilde düzenlendiği, bu ilam ortadan kalkmadığına ve ilamda borçlunun alacaklılara borcunun bulunmadığı tespit edildiğine, takip dosyasında alacaklının alacağına konulan haczin varlığı ve geçerliliğinin alacağın mevcut olmasına bağlı olmasına …, İcra Müdürlüğünce borçlunun 16.10.2019 tarihli talebinin kabulü gerekirken, ilam hükmündeki menfi tespite ilişkin arabuluculuk anlaşma tutanağı gözardı edilerek, yasal olmayan gerekçelerle talebin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin kabulüne, İcra Müdürlüğünün 18.10.2019 tarihli kararının ve borçlunun malvarlığına konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde … vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Temyiz başvuru dilekçesinde; sırf alacaklı ve borçlu ve hatta alacağı temlik alan yeni alacaklının arabuluculuk yolu ile borcun aslında olmadığı hususunda anlaşmış olması ve bu arabuluculuk tutanağının mahkeme ilamı ile aynı kuvvette kabul edilerek olaydaki diğer birçok unsuru yok kabul ederek verilen kaldırma kararının bozmayı gerektirdiği ileri sürülmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, takip borçlusu ile temlik eden ve temlik alan takip alacaklısının taraf olduğu 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu gereğince sulh ile sonuçlanan borçlu olmadığının tespitine ilişkin olup, icra edilebilirlik şerhi verilerek kesinleşen anlaşma belgesinin, takibe ve alacak üzerindeki üçüncü kişi tarafından konulan hacze etkisi, takibin ve hacizlerin borçlu olunmadığının tespitine ilişkin karar gereğince ortadan kaldırılıp kaldırılamayacağına yöneliktir. 2. İlgili Hukuk 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı TBK madde 183. vd maddeleri, 3. Değerlendirme Alacağın temliki, 6098 sayılı TBK'nın madde 183. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. … temliki düzenleyen TBK’nın 183. maddesi; “Kanun, sözleşme ve işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını almaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir.” hükmünü içermektedir. Bu hükümden de açıkça anlaşılacağı üzere; alacağın temliki, bir alacağın alacaklı tarafından bir başka kimseye devredilmesidir. Bu suretle borç münasebetinde alacaklının şahsında bir değişiklik vuku bulmakta, eski alacaklının (temlik edenin) yerini yeni alacaklı (temellük eden) almaktadır. Aynı zamanda, temlik edilen alacak eski alacaklının malvarlığından çıkarak yeni alacaklının mamelekine dâhil olmakta, alacağı talep etmek hakkı da yeni alacaklıya intikâl etmektedir (Y.3. HD. 30/06/2020 tarih, 2020/1 Esas, 2020/3730 Karar sayılı ilamı). Takip başladıktan sonra, takip konusu olan alacağın bir başkasına devredilmesi (temlik edilmesi) mümkündür. Dosya alacaklısının alacağı üzerine haciz konulmuş olması halinde, üzerine haciz konulan dosyada alacaklının tasarruf yetkisi sınırlanmış olduğundan; alacaklı yahut vekilince üzerine haciz konulan dosyaya haricen tahsil, feragat ve vazgeçme taleplerinde bulunulamayacaktır. Somut olayda, takip alacaklısı tarafından alacağın 28.03.2017 ve 01.06.2017 tarihlerinde iki ayrı işlemle devredildiği ancak … … 2. İcra Müdürlüğü'nün 2012/8019 esas sayılı dosyasından dava konusu takip dosyasındaki alacağa 07.02.2017 tarihinde haciz konulduğu, bu haliyle alacağın temlikinin dosya alacağı üzerinde haciz varken yapıldığı görülmekle her ne kadar davalı alacaklı ile davacı borçlu arasında anlaşma yapılmış ise de davalı alacaklı … tarafından dosya alacağının hacizli temlik alındığı, alacak üzerindeki hacizden haberdar olması gerektiği, davacı borçlu ile şifaen anlaşarak dosya alacağından ivazsız olarak ve kesin surette vazgeçemeyeceği, haczin devam ettiği anlaşılmaktadır. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/21141, K. 2014/13149Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2013/21141 E.  ,  2014/13149 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : KDZ.Ereğli 1. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 23/05/2013 NUMARASI : 2013/31-2013/264 Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: KARAR Alacaklı vekili tarafından, borçlu aleyhine başlatılan takibin kesinleşmesinden sonra, borçlunun alacaklı olduğu Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2012/1047 sayılı dosyasındaki hak ve alacaklarına haciz konulduğu, alacaklı vekilinin talebiyle, İcra Müdürlüğü'nce haciz konulan dosyayı takip için, İİK'nun 120. maddesine göre yetki belgesi verildiği, yetki belgesine göre işlemler yapıldığı aşamadan sonra, borçlunun alacaklı olduğu dosyadaki alacaklarını haricen tahsil ettiği, takipten feragat ettiği beyanı üzerine İcra Dairesi'nce harici tahsil harcı alınarak, hacizlerin fekedildiği, işlemin iptali için alacaklı vekilinin İcra Mahkemesi'ne başvurduğu, Mahkemece, konuya BK'nun 186. maddesinin kıyasen uygulanacağı, buna göre, alacağın devredildiği iyi niyetli borçluya bildirilmediğinden, borçlunun önceki alacaklıya yaptığı ödeme ile borçtan kurtulacağı haczin kaldırılması işlemi yerinde olduğundan şikayetin reddine karar verilmiş, hüküm şikayetçi vekilince temyiz edilmiştir. İİK'nun 120. maddesinde; “Hacze iştirak eden bütün alacaklılar muvafakat ederlerse borçlunun borsada ve piyasada fiyatı olmayan alacakları, ödeme yerine geçmek üzere itibari kıymetleriyle kendilerine veya hesaplarına olarak içlerinden birine devredilir. Bu halde alacaklılar, alacakları nispetinde borçlunun haklarına halef olurlar. Aynı suretle hacze iştirak edenlerin hepsi veya içlerinden birisi borçlunun üçüncü bir şahıstaki alacağının tahsilini veya böyle bir şahsa karşı haiz olduğu dava hakkının kullanılmasını, masraf kendilerine ait olmak ve fakat haklarına halel gelmemek şartıyle üzerlerine alabilirler. Bu suretle elde edilecek para ilk önce üzerlerine alanların alacak ve masraflarının ödenmesine karşılık tutulur.” düzenlemesi mevcuttur. Somut olayda, T.. O.. Süt Ürünleri Besicilik Tic. San. A.Ş. aleyhine Karadeniz-Ereğlisi 1. İcra Müdürlüğü'nün 2012/2847 Esas sayılı dosyasında takip başlatan şikayetçi Y.. Yem San. ve Tavukçuluk Tic. Ltd. Şti. vekilinin talebiyle, borçlunun alacaklı olduğu Karadeniz 1. İcra Müdürlüğü'nün 2012/1047 Esas sayılı dosyasındaki alacağı üzerine haciz konulduğu, alacaklı vekilinin İİK'nun 120/2 maddesi çerçevesinde, borçlunun alacaklı olduğu dosyayı takip için İcra Dairesi'nden yetki belgesi aldığı, takibe devam ile hacizli gayrimenkulün satışı amacıyla kıymet takdirini yaptırdığı, bu aşamadan sonra 03.12.2012 tarihinde, borçlunun alacaklı olduğu dosyadaki alacağını haricen tahsil ettiğini bildirerek, tüm hacizlerin kaldırılmasını talep ettiği, İcra Dairesi'nce talebi gibi işlem yapıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan yasal düzenleme karşısında; borçlunun alacaklı olduğu dosyadaki hak ve alacaklarına haciz konulup, alacaklının, İcra Dairesi'nden aldığı tahsil yetki belgesini sunarak takip dosyasında işlemler yapması üzerine, borçlunun alacaklı olduğu dosyada tahsil hakkı ve yetkisi ile bu alacak üzerindeki tasarruf hakkı ortadan kalkmış ve haciz koyduran alacaklıya geçmiştir. Bu nedenle takibi devam ettirme yetkisi de bulunan haciz koyduran alacaklının iradesi dışında, eski alacaklının harici tahsil beyanı nazara alınarak dosyanın infazen işlemden kaldırılması ve hacizlerin fekkine karar verilmesi isabetsizdir. Bu durumda, Mahkemece, açıklanan nedenlerle şikayetin kabulü ile İcra Dairesi işleminin iptaline karar verilmesi yerine, yazılı gerekçeyle reddi yönünde hüküm kurulması yerinde değildir. SONUÇ: Şikayetçi veklinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenle İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK M.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 23.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 120Kaynağı aç
Madde 120 – Hacze iştirak eden bütün alacaklılar muvafakat ederlerse borçlunun borsada ve piyasada fiyatı olmıyan alacakları, ödeme yerine geçmek üzere itibari kıymetleriyle kendilerine veya hesaplarına olarak içlerinden birine devredilir. Bu halde alacaklılar, alacakları nispetinde borçlunun haklarına halef olurlar. Aynı suretle hacze iştirak edenlerin hepsi veya içlerinden birisi borçlunun üçüncü bir şahıstaki alacağının tahsilini veya böyle bir şahsa karşı haiz olduğu dava hakkının kullanılmasını, masraf kendilerine ait olmak ve fakat haklarına halel gelmemek şartiyle üzerlerine alabilirler. Bu suretle elde edilecek para ilk önce üzerlerine alanların alacak ve masraflarının ödenmesine karşılık tutulur. Paraya çevirmenin diğer tarzı. İştirak halinde mülkiyet hisseleri:

Dosya alacağına haciz konulmasının tasarruf yetkisine etkisi

İcra takibinde alacaklının hak ve alacakları üzerine haciz tatbik edildiğinde, haciz konulan dosyada alacaklının tasarruf yetkisi sınırlanır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2022/8458 esas ve 2023/1183 karar sayılı ilamı uyarınca, haciz altına alınan takip dosyasında alacaklı yahut vekilince haricen tahsil, feragat ve vazgeçme taleplerinde bulunulamaz. Bölge adliye mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz bulunmuş ve karar 27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle bozulmuştur.

Söz konusu uyuşmazlık, takip borçlusu ile alacağı temlik eden ve temlik alan takip alacaklılarının taraf olduğu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında sulh ile sonuçlanarak icra edilebilirlik şerhi verilen borçlu olunmadığının tespitine ilişkin anlaşma belgesinin takibe ve alacak üzerindeki üçüncü kişi haczine etkisine, takibin ve hacizlerin bu belge gereğince ortadan kaldırılıp kaldırılamayacağına ilişkindir.

Hacizli alacağın temliki ve vazgeçme yasağı

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2022/8458 esas ve 2023/1183 karar sayılı ilamına konu somut olayda, takip alacağı 28.03.2017 ve 01.06.2017 tarihlerinde iki işlemle devredilmiş; alacağa ise bu işlemlerden önce 07.02.2017 tarihinde haciz konulmuştur. Bu haliyle alacağın temlikinin dosya alacağı üzerinde haciz varken yapıldığı kabul edilmiştir.

Dairece, alacaklı ile borçlu arasında anlaşma bulunmasına rağmen dosya alacağını hacizli devralan alacaklının alacak üzerindeki hacizden haberdar olması gerektiği, borçlu ile şifahen anlaşarak dosya alacağından ivazsız ve kesin surette vazgeçemeyeceği ve haczin devam ettiği belirlenmiştir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 183. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış üçüncü kişiye karşı devir yasağı savunmasında bulunamaz. Alacağın devriyle borç münasebetinde alacaklı değişir; alacak devredenin malvarlığından çıkarak devralanın malvarlığına dahil olur ve alacağı talep hakkı devralana geçer. Ancak hacizli olarak devralınan takip alacağında, alacaklının borçluyla anlaşarak alacaktan ivazsız ve kesin surette vazgeçemeyeceği ve haczin sürdüğü kabul edilmiştir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 183Kaynağı aç
MADDE 183- Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez. 2. Şekli

Tahsil yetki belgesi ve eski alacaklının harici tahsil beyanı

Borçlunun alacaklı konumunda olduğu bir icra dosyasındaki hak ve alacaklara haciz konulup, haciz koyduran alacaklının icra dairesinden İcra ve İflas Kanunu’nun 120. maddesi kapsamında tahsil yetki belgesi alarak dosyaya sunması özel bir hukuki durum doğurur. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2013/21141 esas ve 2014/13149 karar sayılı ilamına göre, yetki belgesi sunularak dosyada takip işlemleri yapıldığında, dosyadaki tahsil hakkı ve alacak üzerindeki tasarruf yetkisi eski alacaklıdan çıkarak haciz koyduran alacaklıya intikal eder.

Takibi sürdürme yetkisi de bulunan haciz koyduran alacaklının iradesi dışında, eski alacaklının harici tahsil beyanı nazara alınarak icra müdürlüğünce dosyanın infazen işlemden kaldırılması ve hacizlerin fekkine karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.

İlk derece mahkemesinin, Borçlar Kanunu’nun alacağın devrine ilişkin hükümlerini kıyasen uygulayarak devrin borçluya bildirilmediği ve iyi niyetle önceki alacaklıya yapılan ödemeyle borçtan kurtulunacağı gerekçesiyle şikayeti reddetmesi Yargıtay 8. Hukuk Dairesince benimsenmemiştir. Mahkemenin ret kararı 23.06.2014 tarihinde oy birliğiyle bozulmuştur.

Alacağın ödeme yerine devri ve tahsilin üzerine alınması

İcra ve İflas Kanunu’nun 120. maddesinin birinci fıkrasına göre, hacze iştirak eden bütün alacaklıların muvafakat etmesi şartıyla, borçlunun borsada ve piyasada belirli bir fiyatı bulunmayan alacakları, ödeme yerine geçmek üzere itibari değerleriyle kendilerine veya hesaplarına olarak içlerinden birine devredilebilir. Devir halinde alacaklılar, alacakları oranında borçlunun haklarına halef olurlar. Bu yöntemde iştirak eden tüm alacaklıların oybirliğiyle rıza göstermesi aranır.

Buna karşılık aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen tahsil veya dava hakkının üzerine alınması kurumunda tüm alacaklıların muvafakati zorunlu değildir. Hacze iştirak edenlerin tamamı veya içlerinden biri, masrafları kendilerine ait olmak ve mevcut haklarına zarar gelmemek kaydıyla borçlunun üçüncü kişideki alacağının tahsilini veya bu kişiye karşı dava açma hakkını üzerlerine alabilirler.

Tahsil veya dava yetkisini üzerine alma yoluyla icra edilen işlemler sonucunda tahsil edilecek tutar, öncelikle bu yetkiyi üzerine alan alacaklıların alacaklarının ve yaptıkları masrafların karşılanmasına tahsis edilir. Öncelik kuralı gereğince tahsilat tutarından ilk olarak yetkiyi kullanan alacaklıların hakları tasfiye edilir.

Satış isteme süresi ve dosya alacağında haczin düşmesi

İcra ve İflas Kanunu’nun 24/11/2021 tarihli ve 7343 sayılı Kanun’la değişik 106. maddesi uyarınca alacaklı veya borçlu, hacizden itibaren bir yıl içinde haczolunan malın satışını isteyebilir; borçlunun üçüncü şahıslardaki alacağı da bu hükme tabidir. Satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamının peşin yatırılması zorunlu olup bu giderler yatırılmazsa talep yapılmamış sayılır. Bir yıllık süre içinde satışı istenip de artırma sonucu satışı gerçekleştirilemeyen mahcuz hakkındaki satış isteme süresi, satışı isteyen alacaklı bakımından ilk sürenin sona ermesinden itibaren bir yıl daha uzar.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 106Kaynağı aç
Madde 106 – (Başlığı ile Birlikte Değişik:24/11/2021-7343/9 md.) Alacaklı veya borçlu, hacizden itibaren bir yıl içinde haczolunan malın satışını isteyebilir. Borçlunun üçüncü şahıslardaki alacağı da bu hükme tabidir. Bir yıllık süre içinde satışı istenip de artırma sonucu satışı gerçekleştirilemeyen mahcuz hakkındaki satış isteme süresi, satış isteyen alacaklı bakımından birinci fıkrada belirtilen sürenin sona ermesinden itibaren bir yıl daha uzar. Satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamının peşin olarak yatırılması zorunludur. Sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından muhafaza, kıymet takdiri ve satış talebinin birlikte yapılması ve bunlara ilişkin giderlerin tamamının birlikte ve peşin olarak yatırılması zorunludur. Kıymet takdiri ve satış giderlerinin, sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından ilaveten muhafaza giderinin tamamı, satış talebiyle birlikte peşin olarak yatırılmazsa satış talebi vaki olmamış sayılır. Yukarıdaki fıkralar uyarınca satış talebiyle birlikte peşin olarak yatırılan miktarın satış işlemleri sırasında yetersiz kaldığı anlaşılırsa icra müdürü tarafından satış isteyene on beş günlük süre verilir ve bu sürede eksik miktar tamamlanmazsa satış talebi vaki olmamış sayılır. Bu maddede belirtilen giderler Adalet Bakanlığınca her yıl yürürlüğe konulan tarifede belirlenir. Talep hakkı:

İcra ve İflas Kanunu’nun 110. maddesi gereğince, bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıp da kanuni müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Hacizli malın satılması yönündeki talep icra takibinde bir defa geri alınabilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 110Kaynağı aç
Madde 110 – (Değişik: 2/7/2012-6352/22 md.) Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya (…)[44] talep geri alınıp da kanuni müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Hacizli malın satılması yönündeki talep bir defa geri alınabilir. Haczedilen resmi sicile kayıtlı malların, icra dairesiyle yapılacak yazışmalar sonucunda haczinin kalktığının tespit edilmesi hâlinde, sicili tutan idare tarafından haciz şerhi terkin edilir ve işlem ilgili icra dairesine bildirilir. Birinci fıkra gereğince haczin kalkmasına sebebiyet veren alacaklı o mala yönelik olarak, haczin konulması ve muhafazası gibi tüm giderlerden sorumlu olur. Taksitle ödeme:

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2015/12762 esas ve 2015/25154 karar sayılı ilamında, 17.04.2013 tarihli haciz işlemi bakımından o dönemde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri çerçevesinde üçüncü kişilerdeki alacak taşınır hükmünde kabul edilmiştir. Daire, üçüncü kişilerdeki alacakların haczinde satış isteme talebinden anlaşılması gerekenin İcra ve İflas Kanunu’nun 120. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca icra dairesinden yetki belgesi talebinde bulunmak olduğunu, ilgili dönemdeki yasal sürede yetki istenmemesi halinde 110. madde uyarınca haczin düşeceğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararını 20/10/2015 tarihinde oy birliğiyle bozmuştur.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/12762, K. 2015/25154Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2015/12762 E.  ,  2015/25154 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi …. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından, genel haciz yolu ile başlatılan takibin kesinleşmesi üzerine, takip borçlusunun alacaklı olduğu 17 adet dosyadaki alacakları üzerine 17.04.2013 tarihli talep doğrultusunda haciz konulduğu, borçlunun, borçlu olduğu dosyanın işlemden kaldırılması ile süre aşımı nedeniyle alacaklı olduğu icra dosyalarındaki alacağı üzerine konulan haczin kaldırılması yönündeki 05.02.2015 tarihli talebinin icra müdürlüğünce reddedildiği, bu kararın şikayet konusu yapıldığı, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İİK'nun "paraya çevirme" başlığını taşıyan 106 ve devamı maddelerinde, taşınır ve taşınmaz malların satış usulü düzenlenmiştir. 02/07/2012 tarih ve 6352 sayılı Kanun'un 21. maddesi ile 2004 sayılı İİK.nun 106. maddesinde yapılan değişikliğin, anılan Kanun'un 106. maddesi gereğince, Kanun'un yayım tarihi olan 05/07/2012 tarihinden itibaren 6 ay sonra yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. 17.04.2013 günlü haciz tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 6352 sayılı Yasa ile değişik İİK'nun 106. maddesine göre; "Alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden itibaren altı ay, taşınmaz ise hacizden itibaren bir yıl içinde satılmasını isteyebilir. Borçlunun üçüncü kişilerdeki alacağı taşınır hükmündedir." Aynı Kanun'un 110. maddesinde ise; "Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıp da, bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar" hükmü yer almaktadır. Haczin, satılarak paraya çevrilmesi zorunlu mala değil, borçlunun 3. kişilerdeki alacakları nedeni ile başlattığı takip dosya alacaklarına, bir diğer anlatımla 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine konulduğu anlaşılmıştır. Borçlunun üçüncü kişilerdeki alacakları İİK.nun 106. maddesinin 2. fıkrası uyarınca menkul hükmündedir. Bu nedenle haciz hakkında İİK.nun 106 ve 110. maddeleri uygulanır. Fakat borçlunun hak ve alacağının taşınır satışı gibi satışı söz konusu olmaz. İcra ve İflas Kanununda satışın dışında, özel paraya çevrilme usulleri düzenlenmiştir. Bunlardan birisi de İİK.nun 120/2. maddesidir. Bu maddeye göre, borçlunun üçüncü kişideki hak ve alacaklarının haczi halinde, alacaklı, icra müdüründen takip yetkisi alarak haczedilen hak ve alacağın tahsilini sağlamalıdır. Bir diğer anlatımla haczedilen hak ve alacağı paraya çevirmelidir. İşte borçlunun üçüncü kişilerdeki hak ve alacağının haczinde, satış talebinden anlaşılması gereken, İİK.nun 120/2. maddesi uyarınca yetki talebinde bulunmaktır. Buna göre, alacaklı, hak ve alacağın haczinden itibaren İİK.nun 106. maddesinde öngörülen 6 aylık sürede icra müdürlüğüne başvurarak İİK.nun 120/2. maddesine göre kendisine yetki verilmesini talep etmelidir. Aksi halde İİK.nun 110. maddesi uyarınca haciz düşecektir. Somut olayda, alacaklı tarafından haciz tarihinden itibaren 6 aylık süre içinde icra müdürlüğüne başvurularak İİK.nun 120/2. maddesine göre yetki talep edilmediği görülmekte olup, bu durumda İİK.nun 110. maddesi uyarınca haciz düşmüş bulunmaktadır. O halde mahkemece, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Buna karşılık Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2022/574 esas ve 2022/7298 karar sayılı ilamında dosya alacaklarının haczi farklı bir hukuki esasa bağlanmıştır. Kararda, dosya alacağı menkul hükmünde kabul edilse dahi, haciz konulan dosyaya henüz fiilen intikal etmiş bir para bulunmadığı sürece alacaklının bu parayı kendi takip dosyasına aktarmasını talep etmesinin fiilen imkânsız olduğu ve bu nedenle haczin korunması gerektiği belirtilmiştir. Haciz koydurulan takip dosyasına fiilen para girmediği aşamada haciz düşme süresinin işlemeye başlamayacağı ve yetki belgesi isteminin kanunda belirli bir süreye bağlanmadığı kabul edilmiştir. İcra ve İflas Kanunu’nun 106 ve 110. maddelerinin kıyasen uygulanarak süresinde yetki belgesi talep edilmediği gerekçesiyle haczin düştüğünün kabul edilmesi isabetsiz bulunmuş, ilk derece mahkemesi kararı 15/06/2022 tarihinde oy birliğiyle bozulmuştur.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/574, K. 2022/7298Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2022/574 E.  ,  2022/7298 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından borçlu … hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibinde, borçlu … ile üçüncü kişi …’ın icra mahkemesine başvurusunda; borçlu …’ın alacaklı olduğu takip dosyasındaki alacağının tamamını 28.03.2017 ve 01.06.2017 tarihlerinde …’a temlik ettiğini, temlik nedeni ile borçlunun borç ilişkisinden çıktığını, bu nedenle alacaklı …’a İİK’nun 120. maddesi uyarınca verilen 23.11.2017 tarihli yetki belgesinin iptalinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince, borçlunun alacaklı olduğu takip dosyasına 07.02.2017 tarihinde haciz konulduğunu, İİK’nun 120/2. maddesi kapsamında talebin ise 26.10.2017 tarihinde yapıldığı bu nedenle İİK’nun 106-110. maddesindeki 6 aylık sürenin geçtiği ve haciz konan dosyadaki alacağın üçüncü kişi tarafından temlik alındığı, artık İİK’nun 120/2. maddesine göre işlem yapılmasının talep edilemeyeceği, dosya alacağının tamamını temlik eden borçlu …’ın ise hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile 23.11.2017 tarihli yetki belgesinin iptaline, şikayetçi … yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verildiği, alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, benzer gerekçe ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmüştür. İİK'nun "paraya çevirme" başlığını taşıyan 106. ve devamı maddelerinde taşınır ve taşınmaz malların satış usulü düzenlenmiştir. Borçlunun üçüncü kişilerdeki alacağı, taşınır hükmündedir. Aynı Kanun'un 110. maddesinde ise; “Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıp da, bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar” hükmü yer almaktadır. Somut olayda; haciz 07.02.2017 tarihinde, satılarak paraya çevrilmesi zorunlu mala değil, borçlunun alacaklı konumunda olduğu … … 11. İcra Dairesi'nin 2015/20495 Esas sayılı dosyası üzerine konulmuş olup İİK'nun 106. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre borçlunun bu takip dosyasındaki alacağı menkul hükmünde ise de Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre dosya alacağına haciz konulması durumunda, alacaklı ancak fiili olarak o dosyaya para girdiği tarihten itibaren kendisinin alacaklı olduğu dosyaya paranın gönderilmesini isteyebileceği, öncesinde fiili imkansızlık olduğu göz önüne alındığında alacağı için bir başka takip dosyasına haciz koyduran alacaklının haczinin korunmasının gerektiği, somut olayda da haciz koydurulan dosyaya henüz tahsil edilip giren bir paranın mevcut olmadığı, bu durumda da alacaklının herhangi bir parayı kendi dosyasına isteyemeyeceği ve 6 aylık haciz düşme süresinin de başlamayacağı, dolayısı ile İİK’nun 120/2. maddesi uyarınca verilen yetki belgesi isteme süresinin de 6 aylık süreye bağlanmasının yerinde olmadığı, zira İİK’da yetki belgesi talep etmek için belirli bir sürenin öngörülmediği, İİK’nu 106-110. maddelerinin kıyasen uygulanarak haciz tarihinden itibaren 6 ay içinde yetki belgesi istenmemesi nedeni ile haczin düşmüş olması kabul edilerek yetki belgesinin iptal edilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Alacaklının temyiz isteminin kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca, … Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 10.11.2021 tarih ve 2021/3397 E. – 2021/2940 K. sayılı kararının (KALDIRILMASINA), … … 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 21.09.2021 tarih ve 2021/176 E. – 2021/459 K. sayılı kararının (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 15/06/2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.

İcra ve İflas Kanunu’nun 7343 sayılı Kanun’la değişik 106. maddesi üçüncü şahıslardaki alacaklar için bir yıllık genel satış isteme süresi öngörmektedir. Buna karşılık 17.04.2013 tarihli hacze ilişkin kararda o tarihteki taşınır rejimine dayanılarak altı aylık sürede yetki belgesi istenmesi aranmış; haczedilen takip dosyasına henüz para girmediği tespit edilen 2022 tarihli kararda ise para girmedikçe düşme süresinin işlemeyeceği ve yetki belgesi talebinin belirli bir süreye bağlanamayacağı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle dosya alacağında satış ve haczin düşmesi kuralları, yürürlükteki kanun maddesi ile somut dosyadaki fiilî para girişi durumuna göre farklı hukuki sonuçlar doğurabilmektedir.

Haciz isteme süreleri ve üçüncü kişilere bildirim usulü

İcra takibinde borçlunun malvarlığına yönelik işlemler genel takip sürelerine tabidir. İcra ve İflas Kanunu’nun 78. maddesi gereğince haciz isteme hakkı, ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren bir yılın geçmesiyle düşer. Takibe itiraz edilmesi veya dava açılması halinde bu işlemlerin vukuundan hükmün kesinleşmesine kadar olan süre ile tarafların icra dairesinde taksit sözleşmesi yapmaları halinde sözleşmenin ihlaline kadar geçen süre bir yıllık hesaba dahil edilmez. Haciz talebi kanuni müddet içinde yapılmaz veya geri alındıktan sonra bu süre içinde yenilenmezse dosya muameleden kaldırılır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 78Kaynağı aç
Madde 78 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) (Değişik birinci fıkra:22/7/2020-7251/49 md.) Ödeme emrindeki müddet geçtikten ve borçlu itiraz etmiş ise itirazı kaldırıldıktan sonra mal beyanını beklemeksizin alacaklı, haciz konmasını isteyebilir. Ancak, alacaklı dilerse haciz talebinde bulunmaksızın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden, bu sisteme entegre bilişim sistemleri vasıtasıyla borçlunun mal, hak veya alacağını sorgulayabilir. Sorgulama sonunda Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi, varsa borçlunun mal, hak veya alacağının mahiyeti ve detayı hakkında bilgi verir ve bu durumda sistem üzerinden de haciz talep edilebilir. Bu takdirde icra dairesi, tespit edilen mal, hak veya alacağı elektronik ortamda haczeder. Sorgulama sonunda edinilen bilgiler hukuka aykırı olarak paylaşılamaz. Sorgulama ve haciz işlemlerinin yürütülebilmesi için kamu kurum veya kuruluşları ile 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesinde tanımlanan kredi kuruluşları ve finansal kuruluşlar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi ile kendi sistemleri arasında entegrasyonu sağlar. Sorgulamanın tür, kapsam ve sınırı ile diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. (Değişik:6/6/1985-3222/9 md.) Haciz istemek hakkı, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren bir sene geçmekle düşer. İtiraz veya dava halinde bunların vukuundan hükmün katileşmesine kadar veya alacaklıyla borçlunun icra dairesinde taksit sözleşmeleri yapmaları halinde taksit sözleşmesinin ihlaline kadar geçen zaman hesaba katılmaz. Alacaklı isterse, haciz talebinin vukuuna dair bir vesika verilir. Bu vesika hiç bir harç ve resme tabi değildir. Haciz talebi kanuni müddet içinde yapılmaz veya geri alındıktan sonra bu müddet içinde yenilenmezse dosya muameleden kaldırılır. Yeniden haciz istemek, alacaklı tarafından vukubulan yenileme talebinin borçluya tebliğine mütevakkıftır. İlama müstenit olmayan takiplerde yenileme talebi üzerine yeniden harc alınır. Yenileme masraf ve harcları borçluya tahmil edilmez. 2 – Hacze başlama müddeti:

Yine İcra ve İflas Kanunu’nun 78. maddesi çerçevesinde icra dairesince yapılan sorgulamalar sonucunda borçlunun mal, hak veya alacağının bulunması durumunda sistem üzerinden haciz talep edilebilir ve icra dairesi tespit edilen malvarlığını elektronik ortamda haczeder.

Üçüncü kişilerdeki alacakların haczi bakımından İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesi genel bir bildirim usulü öngörür. Hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil bir senede dayanmayan hak ve alacaklar haczedildiğinde icra müdürü, üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi gönderir. İhbarnamede, üçüncü kişinin borcunu artık yalnızca icra dairesine ödeyebileceği, takip borçlusuna yapacağı ödemelerin geçerli sayılmayacağı bildirilir. Taşınır mallar bakımından ise malın ancak icra dairesine tevdi edilebileceği, borçluya teslim edilmesi halinde bedelin icra dairesine ödenmek zorunda kalınacağı ihtar olunur.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 89Kaynağı aç
Madde 89 – (Değişik: 18/2/1965-538/49 md.) Hamiline ait olmıyan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmıyan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödiyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir (Haciz ihbarnamesi).Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4 üncü fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir. Üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur. (Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/22 md.) Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir. Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci ihbarnameye süresi   içinde    itiraz etmeyen    ve zimmetinde sayılan   borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa   onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106 ncı maddede belirtilen süreler işlemez. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü şahıs açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir.[40] Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın 338 inci maddenin 1 inci fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahküm edilmesini istiyebilir. İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder. Üçüncü şahıs, kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde haciz ihbarnamesine itiraz etmediği takdirde 65 inci madde hükmü uygulanır. (Değişik son cümle: 17/7/2003-4949/22 md.) Her hâlde üçüncü şahıs, borçlu ile kötü niyetli alacaklıya karşı dava açarak ödemek zorunda kaldığı paranın veya teslim ettiği malın iadesini isteyebilir. Malın teslimi mümkün olmazsa, alacaklı icra mahkemesine müracaatla değerini üçüncü şahsa ödetmek hakkını haizdir. (Değişik yedinci fıkra: 2/7/2012-6352/18 md.) Haciz ihbarnamesi, borçlunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bir tüzel kişinin veya müessesenin şubesine veya tüm şubelerini kapsayacak şekilde merkezine tebliğ edilir. Haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği merkez, tüm şubeleri veya birimlerini kapsayacak şekilde beyanda bulunmakla yükümlüdür. Üçüncü şahsın beyanı hiçbir harc ve resme tabi değildir. Bu madde hükmü, memuriyeti hasebiyle hakikate muhalif beyanda bulunan memurlar hakkında da uygulanır. (Ek fıkra:6/12/2018-7155/12 md.) Bu madde uyarınca haciz ihbarnamelerinin bildirimi ve bu ihbarnamelere verilecek cevaplar, güvenli elektronik imza kullanılmak suretiyle Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi ve bu sisteme entegre bilişim sistemleri üzerinden de yapılabilir. Bu usulle yapılan bildirim tebliğ yerine geçer. 3 – Diğer haklar için:

Sık sorulan sorular

Dosya alacağına haciz konulduktan sonra alacaklı haricen tahsilat yapabilir mi?

Hayır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2022/8458 esas ve 2023/1183 karar sayılı ilamına göre, dosya alacağına haciz tatbik edildiğinde alacaklının tasarruf yetkisi sınırlandığından, alacaklı veya vekili takip dosyasına haricen tahsil veya feragat talebinde bulunamaz.

Tahsil yetki belgesi alındıktan sonra eski alacaklının harici tahsil bildirimi geçerli midir?

Geçerli değildir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2013/21141 esas ve 2014/13149 karar sayılı ilamı uyarınca, icra dairesinden alınan yetki belgesi sunularak takip işlemleri yapıldığında tahsil hakkı ve tasarruf yetkisi haciz koyduran alacaklıya geçer; bu yetki hilafına eski alacaklının harici tahsil beyanıyla dosya kapatılamaz ve hacizler kaldırılamaz.

Haciz koyduran alacaklı borçlunun üçüncü kişideki alacağını kendi adına tahsil edebilir mi?

Evet. İcra ve İflas Kanunu’nun 120. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hacze iştirak eden alacaklılar, masrafları kendilerine ait olmak üzere borçlunun üçüncü kişideki alacağının tahsilini veya dava hakkının kullanılmasını üzerlerine alabilirler. Elde edilen para öncelikle bu yetkiyi üstlenenlerin alacak ve masraflarına tahsis edilir.

Hacizli dosya alacağının temlik edilmesi haczi hükümsüz kılar mı?

Hayır. Alacağın temliki geçerli olsa dahi devir hacizli olarak gerçekleşir; Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2022/8458 esas ve 2023/1183 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, hacizli alacağı temlik alan kişi borçlu ile anlaşarak alacaktan kesin ve ivazsız olarak feragat edemez ve takipteki haciz geçerliliğini sürdürür.

Dosya alacağı üzerindeki haciz satış istenmemesi sebebiyle düşer mi?

İcra ve İflas Kanunu’nun 106 ve 110. maddelerine göre yasal sürede satış istenmezse kural olarak haciz kalkar. Ancak Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2022/574 esas ve 2022/7298 karar sayılı ilamına göre, haciz konulan takip dosyasına henüz fiilen para girişi gerçekleşmemişse alacaklının parayı talep etmesi fiilen imkânsız olduğundan haciz düşme süresi işlemeye başlamaz ve yetki talebi belirli bir süreye bağlanamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu