Doğum Sırasında Doktor ve Hastane Hatası Tazminat Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Doğum Sırasında Doktor ve Hastane Hatası Tazminat Davası

Doğum Sürecinde Tıbbi Hata ve Komplikasyon Değerlendirmesi

Doğum sırasında doktor veya hastane hatası; gebelik takibi, doğum eylemi, sezaryen kararı, normal doğum yönetimi, anne ve bebek takibi, doğum sonrası müdahale veya yenidoğan bakım sürecinde tıp kurallarına aykırı davranılması neticesinde anne veya bebeğin zarar görmesidir.

Meydana gelen bir sonucun komplikasyon sayılabilmesi için öncelikle doğum sürecinin tıbbi standartlara uygun şekilde yönetilmiş olması gerekir. Anne ve bebeğin takibinin yapılmaması, riskli bulguların dikkate alınmaması, doğum eyleminin gereğinden uzun sürmesi, sezaryene geçilmesinde gecikme yaşanması, NST veya çocuk kalp sesi takibinin aksatılması, annedeki kanamanın geç fark edilmesi yahut bebeğin doğumunun ardından lüzumlu yenidoğan müdahalesinin gerçekleştirilmemesi hallerinde komplikasyon değil, kusurlu sağlık hizmeti gündeme gelir.

Doğum Eyleminde Gecikmeler ve Organizasyon Kusurları

Sezaryen kararı verilirken veya uygulanırken ortaya çıkan gecikmeler yalnızca doğumu gerçekleştiren hekimin eylemlerinden ileri gelmeyebilir. Anestezi ekibinin hazır bulunmaması, ameliyathane planlamasındaki eksiklikler, nöbetçi hekim sayısının yetersizliği, hastanenin acil cerrahi ve sezaryen kapasitesinin bulunmaması veya kayıt mekanizmalarındaki aksaklıklar gibi hususlar hastanenin organizasyon kusuru olarak ileri sürülebilir.

Normal doğum esnasında bebeğin omzunun doğum kanalına takılması şeklinde gelişen omuz distosisi durumunda hızlı ve doğru tıbbi müdahalede bulunulması gerekir. Bu aşamada yapılacak hatalı çekmeler veya uygunsuz manevralar bebekte brakiyal pleksus hasarına, kol felcine yahut kemik kırıklarına sebebiyet verebilir.

Tıbbi Müdahalelerde Hasta Rızası ve Acil Durumlar

Hasta Hakları Yönetmeliği hükümleri uyarınca tıbbi müdahalelerde hastanın rızasının bulunması aranır. Hastanın küçük veya kısıtlı olması durumunda veli ya da vasisinin izni gereklidir. Acil durumlar haricinde verilen rızanın geri alınması mümkün olup, rızanın geri alınması tedaviyi reddetme sonucunu doğurur. Öte yandan, kanuni temsilciye ya da mahkemeye ulaşmanın vakit alacağı ve derhal müdahalede bulunulmadığı takdirde hastanın hayatının veya hayati organlarından birinin tehdit altında kalacağı durumlarda izin şartı aranmaz.

Özel Sağlık Kuruluşlarının Kurumsal Sorumluluğu

Özel hastanelerin sorumluluk alanı yalnızca müdahaleyi icra eden kadın hastalıkları ve doğum uzmanının şahsi hatasıyla sınırlı değildir. Sağlık kuruluşu; doğumhanenin idari ve operasyonel organizasyonundan, ebe ve hemşirelerin gerçekleştirdiği takiplerden, ameliyathanenin hazır tutulmasından, anestezi ekibinin koordinasyonundan, yenidoğan bakım hizmetlerinden, gereken hallerde yoğun bakım ünitesine sevkten, kayıt mekanizmasının işletilmesinden ve hastanın bilgilendirilmesinden de sorumludur.

Hasta Kayıtlarının İncelenmesi ve Suret Alma Hakkı

Hasta Hakları Yönetmeliği kapsamında hasta, sağlık durumu ile ilgili dosya ve kayıtları inceleme ve suret alabilme imkânına sahiptir. Söz konusu inceleme ve suret alma hakkı hasta tarafından bizzat kullanılabileceği gibi vekili veya kanuni temsilcisi aracılığıyla da kullanılabilir.

Kamu Sağlık Hizmetlerinde Başvuru Usulü ve Tam Yargı Davası

Devlet hastanesinde gerçekleştirilen doğumlardan kaynaklanan zararlarda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi gereğince doğrudan tam yargı davası açılamaz; öncelikle idareye müracaat edilmesi zorunludur. Hak ihlaline uğrayanların eylemi öğrendikleri günden başlayarak bir yıl ve her durumda eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvuruda bulunması aranır. Yapılan bu talebin idarece kısmen veya tamamen geri çevrilmesi durumunda bildirimi izleyen günden itibaren, başvuruya otuz gün boyunca herhangi bir cevap verilmemesi halindeyse bu sürenin dolmasından sonra kanuni dava açma süresi içerisinde tam yargı davası açılabilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 13Kaynağı aç
Madde 13 – 1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.[9] 2. Görevli olmayan adli (…)[10] yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz. Dilekçeler üzerine ilk inceleme:

Doğum Hatalarından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat Talepleri

Doğum esnasındaki tıbbi uygulama hatası sonucunda bebekte bir zarar meydana geldiği takdirde çocuk adına çeşitli maddi tazminat kalemleri istenebilir. Bu çerçevede tedavi giderleri, sürekli bakım ve bakıcı masrafları, fizik tedavi ile rehabilitasyon harcamaları, özel eğitim giderleri, ilaç ve medikal cihaz bedelleri, sürekli iş göremezlik zararı, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar ve yaşam boyu bakım ihtiyacı talep edilebilir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi uyarınca, bedensel bütünlüğü zedelenen kimseye hâkim olayın özelliklerini göz önünde tutarak uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde ise hâkim tarafından zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir tutarın verilmesine hükmedilebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 56Kaynağı aç
MADDE 56- Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. 2. Haksız rekabet

Sağlık Mensuplarının Ceza Sorumluluğu ve Soruşturma İzni Usulü

3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 18. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesindeki soruşturma usulüne tabi olanlar hariç tutulmak üzere kamu veya özel sağlık kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve sağlık meslek mensuplarının tıbbi işlem ve uygulamaları hakkındaki soruşturmalarda 4483 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Soruşturma izni Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir. Bu süreçte soruşturma iznine ilişkin yasal süreler iki kat olarak işletilir ve kurul kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir.

3359 sayılı SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KANUNU m. Ek Madde 18Kaynağı aç
Ek Madde 18- (Ek:12/5/2022-7406/14 md.) Yükseköğretim Kanununun 53 üncü maddesinde yer alan soruşturma usulüne tabi olanlar hariç olmak üzere, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılan soruşturmalar hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Soruşturma izni, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir. Mesleki Sorumluluk Kurulu, özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensupları bakımından il sağlık müdürlüklerinde görevli başkan veya yardımcılarını da ön inceleme yapmak üzere görevlendirebilir. Soruşturma izni verilmesine ilişkin 4483 sayılı Kanunun 7 nci maddesindeki süreler, iki kat olarak uygulanır. Mesleki Sorumluluk Kurulunun kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı ilgilisine rücu edilip edilmeyeceğine ve rücu miktarına, ilgilinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanıp kullanmadığı ve kusur durumu gözetilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından bir yıl içinde karar verilir. (Ek cümle:21/2/2024-7496/21 md.) Devlet üniversitelerinde görev yapanlar bakımından, ilgili üniversite tarafından Mesleki Sorumluluk Kurulu kararı ve varsa ilgili hakkında görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullandığına dair kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı dikkate alınarak altı ay içinde nihai karar verilir. (Ek fıkra:21/2/2024-7496/21 md.) İdare, kesinleşen mahkeme kararında hüküm altına alınan tazminatı ödedikten sonra hukuken sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle tazminatın ödenmesine sebep olan ve zorunlu meslekî malî sorumluluk sigortası bulunan kamu kurum ve kuruluşları ile devlet üniversitelerinde görev yapan sağlık meslek mensuplarının yerine geçer. Bu sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle her türlü kusuru ve görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek verdikleri zararlardan dolayı idare tarafından ödenen avukatlık vekâlet ücreti ve yargılama masrafları dâhil tazminat sağlık meslek mensubunun kusuru oranında ve sigorta teminatı dâhilinde tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu malî sorumluluk sigortası yaptırdığı sigorta şirketinden talep edilir. Mesleki Sorumluluk Kurulu, Sağlık Bakanı tarafından belirlenen;[15] a) Bakan yardımcısı, b) Sağlık Hizmetleri, Kamu Hastaneleri, Hukuk Hizmetleri, Yönetim Hizmetleri genel müdürleri veya yardımcıları, c) Profesör veya doçent unvanlı biri dâhilî, diğeri cerrahi branştan iki hekim, olmak üzere yedi üyeden oluşur. Mesleki Sorumluluk Kurulunun başkanı Bakan yardımcısıdır. (c) bendi uyarınca belirlenen üyelerin görev süresi iki yıldır. Mesleki Sorumluluk Kurulu, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve üye tam sayısının salt çoğunluğuyla karar alır. Oylamalarda çekimser oy kullanılamaz. Sağlık Bakanı gelen işin niteliği ve sayısına göre, başka bir Bakan yardımcısının başkanlığında dördüncü fıkrada gösterilenlerden, yeni kurullar oluşturabilir.[16] Mesleki Sorumluluk Kurulu üyeleri, ikinci fıkra kapsamında verdikleri kararlar sebebiyle görevinin gereklerine aykırı hareket ettiklerinin kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararıyla tespit edilmesi dışında mali ve idari yönden sorumlu tutulamaz. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Bilgi toplama, işleme ve paylaşma yetkisi

Doğum esnasındaki taksirli fiiller neticesinde ölüm gerçekleştiğinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesi uygulanır. Bu hükme göre taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiilin birden fazla insanın ölümüne yol açması yahut bir veya birden fazla kişinin ölümü ile beraber başka kişilerin yaralanmasına sebebiyet vermesi durumunda iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 85Kaynağı aç
Madde 85- (1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[35] İKİNCİ BÖLÜM Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar Kasten yaralama[36][37]

Kamu Görevlilerine Rücu Usulü ve Kurul Güvencesi

Kamu kurumları ve Devlet üniversitelerinde görevli sağlık meslek mensuplarının tıbbi müdahaleleri nedeniyle idarece ödenen tazminatın personele rücu edilip edilmeyeceği ve rücu tutarı, ilgilinin görevin gereklerine aykırı hareketle görevini kötüye kullanıp kullanmadığı ve kusur durumu gözetilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından bir yıl içinde kararlaştırılır. İdare, kesinleşen yargı kararıyla hükmedilen tazminatı ödedikten sonra personelin yerine geçer ve bu tazminatı personelin kusuru oranında ve sigorta teminatı dahilinde ilgili zorunlu mali sorumluluk sigortacısından talep eder. Kurul üyeleri ise verdikleri rücu kararları sebebiyle görevin gereklerine aykırı hareket ettikleri kesinleşmiş ceza mahkemesi kararıyla sabit olmadıkça idari ve mali yönden sorumlu tutulamaz.

Doğumda bebekte kalıcı hasar oluştuğunda hangi maddi tazminatlar istenebilir?

Bebekte zarar meydana gelmesi halinde çocuk adına tedavi, sürekli bakım, fizik tedavi, rehabilitasyon masrafları, özel eğitim, ilaç ve medikal cihaz giderleri, bakıcı masrafları ile sürekli iş göremezlik ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar talep edilebilir.

Kamu hastanesindeki doğum hatasında dava açmadan önce idareye başvuru şart mıdır?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi gereğince dava açılmadan önce, eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurulması gereklidir. Talebin reddi veya idarece otuz gün içinde cevap verilmemesi durumunda dava süresi içinde tam yargı davası açılabilir.

Sağlık personeli hakkında ceza soruşturması açılması hangi izne tabidir?

3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 18. maddesi uyarınca, Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesine tabi olanlar hariç, hekim ve sağlık meslek mensuplarının tıbbi işlem ve uygulamalarına ilişkin soruşturmalarda 4483 sayılı Kanun uygulanır ve soruşturma izni Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir.

Doğum sürecinde vefat gerçekleştiğinde sağlık mensubuna hangi ceza verilebilir?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesi uyarınca taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiilin birden fazla insanın ölümüne veya ölümle birlikte yaralanmaya yol açması durumunda ise ceza iki yıldan on beş yıla kadardır.

Doğum hatası sebebiyle bebeğin yakınları manevi tazminat talep edebilir mi?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi uyarınca, ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin ya da vefat edenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir tutarın ödenmesine karar verilebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu