Dikey Anlaşmalar Kılavuz Taslağı ve Rekabet Kurumu Çalıştayı

by Avukat Erdal Ersoy
Dikey Anlaşmalar Kılavuz Taslağı ve Rekabet Kurumu Çalıştayı

Taslağın Hazırlanması ve Çalıştay Süreci

Rekabet Kurumu, Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz Taslağını kamuoyunun görüşüne sundu; ardından Aralık 2017'de Kurum bünyesinde sektör temsilcilerinin de katılımıyla bir çalıştay düzenlendi. Çalıştay kapsamında acentelik sözleşmeleri, internet satışları ve en çok kayrılan müşteri koşulu olmak üzere üç ana başlıkta düzenleme yapılması gerektiği kanaatine varıldığı aktarılmaktadır.

Acentelik Sözleşmelerinde Rekabet Etmeme Yükümlülüğü

Kılavuzun 14. paragrafı, sözleşme sonrası rekabet yasağı dahil rekabet etmeme yükümlülüğünü markalar arası rekabet bağlamında değerlendirir. Söz konusu paragrafta, ilgili pazarda kapama etkisine yol açılması halinde bu tür yükümlülüğün rekabeti sınırlayıcı nitelik taşıyabileceği ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesi kapsamına girebileceği belirtilmektedir. 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi; belirli bir mal veya hizmet piyasasında rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacı taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikteki teşebbüsler arası anlaşmaları, uyumlu eylemleri ve teşebbüs birliklerinin karar ve eylemlerini hukuka aykırı ve yasak saymaktadır.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 4Kaynağı aç
Madde 4 – Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır. Bu haller, özellikle şunlardır: a) Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tesbit edilmesi, b) Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü, c) Mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların piyasa dışında belirlenmesi, d) Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi, e) Münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması, f) Anlaşmanın niteliği veya ticari teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya aracı teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir mal veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi, Bir anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin veya arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder. Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Muafiyet

Kurum, kılavuzun 14. paragrafındaki pazar kapama etkisi ölçütünün mehaz mevzuattan farklı bir yaklaşım benimsediğini saptadı. Bu çerçevede Kurum, 14. paragraftaki anlayışın 4054 sayılı Kanun'da, 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nde ve kılavuzun genel anlayışıyla çeliştiği ve bu nedenle uyumlaştırılması gerektiği kanaatine vardı. Öngörülen yeni ifadede kapama etkisi koşuluna yer verilmeksizin, sözleşme sonrası rekabet yasağı dahil rekabet etmeme yükümlülüğünün Kanun'un 4. maddesi kapsamında olduğunun açıkça belirtilmesi planlandı.

Çalıştayda bu konuda görüş ayrılığı yaşandı. Bir kesim, önerilen yeni düzenlemenin Avrupa Komisyonu yaklaşımıyla uyumlu olduğunu ve bu haliyle yürürlüğe girmesi gerektiğini savunurken; diğer bir kesim, kapama etkisine bakılmaksızın rekabet etmeme yükümlülüğü içeren her acentelik sözleşmesinin 4. madde kapsamında sayılmasının teşebbüsler açısından ciddi endişelere yol açacağını dile getirdi. Bu görüşe göre söz konusu düzenleme Kurum'a çok sayıda muafiyet başvurusunun yapılmasına zemin hazırlayacak ve iş yükünü artıracaktı; bu nedenle mevcut düzenlemenin değiştirilmeden korunması gerektiği öne sürüldü. Aynı çalıştayda yeni düzenlemeyi eleştiren bazı katılımcılar, acentelik sözleşmelerindeki rekabet etmeme yükümlülüğünün nasıl ele alınacağının Rekabet Kurulu kararları ışığında ortaya konulmasının daha uygun olacağını da belirtti.

Dikey Kılavuzun 14. paragrafının, AB düzenlemesindeki yaklaşımdan farklılık gösterdiği aktarılmaktadır. AB düzenlemesinde kapama etkisi doğuran rekabet etmeme yükümlülüklerinin TFEU'nun 101(1). maddesini ihlal edebileceği ifade edilmekte olup bu yaklaşımda kapama etkisi belirleyici bir ölçüt olarak yer almaktadır. Türk kılavuzunun mevcut 14. paragrafı benzer bir ölçüt benimsemişken, Kurum'un öngördüğü taslak düzenleme kapama etkisi koşulunu kaldırarak yükümlülüğü 4. madde kapsamına sokmaktadır. Çalıştayda tartışmanın odağını oluşturan bu iki yaklaşım arasındaki fark, kaynakta çelişki olarak aktarılmakta olup çözüme kavuşturulmuş değildir.

İnternet Satışlarına İlişkin Düzenleme Önerileri

Türk rekabet mevzuatındaki mevcut düzenlemenin internet satışlarını pasif satış yöntemi olarak nitelendirmekle sınırlı kaldığı ve Komisyon'un yaklaşımıyla karşılaştırıldığında önemli eksiklikler barındırdığı değerlendirildi. Bu tespit doğrultusunda Kılavuz Taslağı, internet satışlarını pasif satış kapsamında ele alarak belirli sınırlamaların dikey anlaşmayı grup muafiyeti dışına çıkaracağını öngördü. Grup muafiyeti kapsamından çıkarmaya yol açacak bu sınırlamalar; alıcıların sözleşme konusu ürünleri satacağı bölge ve müşterilere ilişkin kısıtlamalar, internet kanalıyla yapılan satışların oranına yönelik kısıtlamalar ile alıcının internet üzerinden satışa sunulan ürünler için fiziki satış noktasına kıyasla daha yüksek fiyat ödenmesinin kararlaştırılmasına yönelik sınırlamalar olarak belirlendi.

Öte yandan Kılavuz Taslağı, sağlayıcılara internet kanalının kullanımına yönelik bazı koşullar öngörme imkânı tanıdı. Örneklenen koşullar arasında web sitesine ilişkin kalite standartları, çevrimiçi alışveriş yapan tüketicilere belirli hizmetlerin sunulmasının şart koşulması ve fiziki satış noktasına sahip olma yükümlülüğü yer almaktadır. Bunlara ek olarak, internet satışlarını engellemeksizin sağlayıcının, alıcının belirli standart ve koşulları karşılayan satış platformları üzerinden satış yapmasını isteyebileceği de düzenlendi. Seçici dağıtım sistemine ilişkin kılavuzun 31. maddesinin internet satışları açısından güncellenmesi amacıyla bu maddeye ekleme yapılması da taslakta öngörüldü.

Çalıştayda e-ticaretin gelişmesi ve hacminin büyümesi konusunda katılımcılar arasında genel bir fikir birliği oluştu. Bununla birlikte, rekabeti engellememek koşuluyla çevrimiçi platformlara bazı sınırlamaların getirilip getirilmemesi meselesinde farklı görüşler ileri sürüldü. Bir kesim, Taslağın AB Adalet Divanı'nın Coty kararı (C-230/16) ile AB Kılavuzu'nun 54. paragrafının son hükmüyle uyumlu biçimde düzenlenmesi gerektiğini savunurken; bir kesim çevrimiçi platformlara herhangi bir kısıtlama getirilmemesi gerektiğini öne sürdü. Çalıştayda Coty kararının lüks markaların ürün imajlarının zedelenmemesi amacıyla internet satışlarını sınırlayabilmesine ilişkin bir emsal olarak değerlendirildiği aktarılmaktadır.

En Çok Kayrılan Müşteri Koşulu

En çok kayrılan müşteri koşulunun (MFN) rekabet hukuku bakımından ihlal oluşturup oluşturmadığına kolaylıkla karar verilemeyeceği belirtildi. Türk rekabet mevzuatında MFN koşullarına dair açıklayıcı bir hükmün bulunmadığı değerlendirmesi, uygulamada belirsizliklere neden olduğuna işaret etmektedir. Bu boşluğu gidermek amacıyla Kılavuz Taslağı, MFN incelemelerinde koşuldan yararlanan tarafın ve rakiplerin pazardaki konumuna, koşulun sözleşmeye konulma amacına, pazarın ve koşulun kendi özelliklerine ayrıntılı biçimde bakılmasını öngördü.

Çalıştayda, MFN uygulamasına ilişkin yerleşik bir içtihadın bulunmaması nedeniyle taslağa bu konuda düzenleme getirilmesinin isabetli olup olmadığı sorgulandı. Pazar gücü incelemelerinin nasıl yürütüleceğinin belirsizliği dikkat çekilen bir başka nokta oldu; bazı sektör temsilcileri inceleme eşiğini netleştirmek amacıyla belirli bir pazar payı eşiği belirlenmesini önerdi. Bu öneri çalıştayda dile getirilmiş bir görüş olup benimsenerek kural hâline getirildiğine dair herhangi bir kanıt bulunmamaktadır. Ayrıca kılavuzun 19. maddesine eklenmesi öngörülen düzenlemenin MFN koşulunu yeniden satış fiyatının sürdürülmesini kolaylaştırıcı bir örnek olarak anması, bu koşulun yeniden satış fiyatı belirlenmesiyle özdeşleştirilmesi endişesini beraberinde getirdi.

4054 Sayılı Kanun'un 4. Maddesi Çerçevesi

Taslak tartışmalarının temel hukuki zeminini oluşturan 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi; fiyat tespiti, piyasa bölüşümü, arz veya talep miktarının kontrolü, rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması ya da piyasa dışına çıkarılması, münhasır bayilik hariç olmak üzere eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması ve anlaşmanın niteliği ile ticari teamüllere aykırı bağlı satış uygulamalarını yasaklanan eylemler arasında özellikle saymaktadır. Bu liste sınırlı sayıda değil örnekleme niteliğindedir.

Anlaşmanın varlığının kanıtlanamaması durumunda piyasadaki fiyat değişmelerinin, arz-talep dengesinin veya teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin rekabeti kısıtlayan piyasalardakine benzerlik göstermesi uyumlu eylem karinesi doğurur. Bu karineye karşı taraflardan her biri, ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanarak uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.

Sık Sorulan Sorular

Acentelik sözleşmesindeki rekabet etmeme yükümlülüğü her durumda Kanun'un 4. maddesi kapsamına girer mi?

Kılavuzun mevcut 14. paragrafında bu sorunun yanıtı pazar kapama etkisinin varlığına bağlanmış; kapama etkisi görülmesi halinde yükümlülüğün 4. madde kapsamına girebileceği belirtilmiştir. Kurum ise taslak kapsamında bu yaklaşımı değiştirerek rekabet etmeme yükümlülüğünün kapama etkisinden bağımsız olarak 4. madde kapsamında sayılmasını öngördü. Çalıştayda bu konuda görüş birliği sağlanamadı; iki yaklaşım arasındaki fark tartışmalı olmaya devam etmektedir.

Sağlayıcı alıcının internet üzerinden satış yapmasını kısıtlayabilir mi?

Kılavuz Taslağına göre bölge ve müşteri kısıtlamaları, internet satış oranına yönelik sınırlamalar ve fiziki satış noktasına kıyasla daha yüksek fiyat ödenmesini zorunlu kılan düzenlemeler gibi belirli sınırlamalar dikey anlaşmayı grup muafiyeti kapsamı dışına çıkarır. Bununla birlikte taslak, sağlayıcının internet satışlarını yasaklamaksızın web sitesi kalite koşulları, belirli hizmet sunma yükümlülüğü veya fiziki satış noktasına sahip olma şartı gibi koşullar öngörebileceğini de düzenlemektedir.

MFN koşulu Türk rekabet hukukunda yasak mıdır?

MFN koşulunun rekabet hukuku bakımından ihlal oluşturup oluşturmadığına kolaylıkla karar verilemeyeceği belirtilmektedir. Kılavuz Taslağı, MFN koşulunu mutlak yasak kapsamına almak yerine somut koşullara göre değerlendirme yapılmasını esas almakta; pazardaki konum, koşulun amacı ve piyasanın özellikleri gibi ölçütlerin dikkate alınmasını öngörmektedir.

Uyumlu eylem karinesi nasıl çürütülebilir?

4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca, bir anlaşmanın varlığının ispatlanamaması durumunda piyasadaki fiyat değişmeleri, arz-talep dengesi veya faaliyet bölgelerinin rekabeti kısıtlayan piyasalardakine benzemesi uyumlu eylem karinesi doğurur. Bu karineye karşı taraflardan her biri, ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanarak uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu