Derdestlik, aynı dava hâlen başka bir mahkemede görülürken bu uyuşmazlık için yeni bir davanın açılmasıdır. Aynı davanın daha önce açılmış ve görülmekte olmaması ile daha önce kesin hükme bağlanmamış olması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesinin birinci fıkrasında dava şartı olarak düzenlenmiştir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 114Kaynağı aç
Dava şartlarının araştırılması ve sonucu
Mahkeme, dava şartı bulunup bulunmadığını yargılamanın bütün aşamalarında kendiliğinden inceler. Taraflar da noksanlığı istedikleri zaman ileri sürebilir. Derdestlik ve kesin hüküm itirazı bu nedenle yalnız dava açılırken değil, yargılama devam ederken de gündeme gelebilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 115Kaynağı aç
Mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Noksanlığın giderilmesi mümkünse tamamlanması için kesin süre verir; bu süre içinde noksanlık giderilmezse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. Hangi dava şartı noksanlığının giderilebilir sayılacağı bu hükümde ayrıca açıklanmaz.
Dava şartı noksanlığı esasa girilmeden önce fark edilmemiş ve taraflarca ileri sürülmemiş, fakat hüküm anında giderilmişse dava, başlangıçtaki bu noksanlık nedeniyle usulden reddedilemez. Bu sonuç, noksanlığın hüküm anında giderilmiş olmasına bağlıdır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesinin ikinci fıkrası, diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümleri saklı tutar. Saklı tutulan hükümlerin içeriği ayrıca değerlendirilmelidir.
Derdestliğin unsurları
Derdestlik; aynı taraflar arasında, aynı talep sonucuna ve aynı maddi vakıalardan oluşan dava sebebine dayanan bir davanın daha önce açılmış ve hâlen görülmekte olması hâlinde, sonradan açılan davadaki dava şartı eksikliğidir. En az iki dava bulunması gerekir ve derdestlik genellikle ikinci davada ileri sürülür. Kanun, derdestlik yönünden “aynı dava” ifadesini kullanır; taraf, konu ve sebebin nasıl belirleneceğini bu fıkrada ayrıca tanımlamaz.
Önceki dava henüz karara bağlanmamışsa derdest sayılabilir. Karar verilmiş olsa bile kesinleşmemiş olması, ayrıca davanın açılmamış sayılmasına veya feragat nedeniyle sona ermesine karar verilmemiş olması da bu değerlendirmede aranır.
Önce açılan dava tarafların yenilememesi nedeniyle açılmamış sayılmışsa artık derdestlik doğurmaz. Aynı konuda sonradan açılan dava bakımından da derdestlikten söz edilemez. Yenilemenin süresi ve şartları bu açıklamanın dışındadır.
Taraf aynılığında davacı ve davalı sıfatı esas alınır. İsimler farklı olsa bile hukuki sıfat aynıysa derdestlik mümkün olabilir; mirasçıların taraf sıfatına geçmesi bunun sınırlı örneğidir. Dava sebebinde hukuki nitelendirme değil maddi vakıalar önemlidir. Aynı olayların anlatılması ve bu vakıaların aynı talebi doğurması derdestlik ihtimalini artırır. Taraf, konu ve sebebin aynılığı, davanın özdeşliği olarak anılır.
Derdestlik itirazının ileri sürülmesi
Derdestlik itirazını genellikle ikinci davanın davalısı yapar. Davacı da, özellikle yanlış mahkemede açılan ikinci dava bakımından derdestlik hâlini hatırlatabilir. İtiraz cevap dilekçesinde, ön incelemede veya sonraki aşamada yazılı ya da sözlü olarak ileri sürülebilir.
Derdestlik çoğu zaman hukuki yararın yokluğuyla iç içe değerlendirilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu ise aynı davanın hâlen görülmekte olmamasını ayrı bir dava şartı olarak düzenlemiştir. Eski usul sisteminde derdestlik, belirli sürede ileri sürülmezse dinlenmeyen bir ilk itiraz olarak anlatılır; yeni sistemde dava şartı hâline getirilmiştir.
Derdestlik koşulları oluştuğunda ikinci davada dava şartı noksanlığı doğar. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115. maddesinin ikinci fıkrası noksanlıkta usulden ret öngörür; noksanlığın giderilmesi mümkünse önce tamamlanması için kesin süre verilir ve süre içinde giderilmezse dava şartı yokluğu sebebiyle usulden ret kararı verilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2017/18574 esas ve 2018/23442 karar sayılı kararında da dava şartı noksanlığının aynı fıkra uyarınca usulden ret sonucu doğuracağı belirtilmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/18574, K. 2018/23442Kaynağı aç
Şeklî kesinlik ve maddi kesin hüküm
Şeklî kesinleşme, kararın olağan kanun yollarına artık götürülememesi, yani istinaf ve temyiz imkânının kalmamasıdır. Maddi kesin hüküm ise aynı uyuşmazlığın yeniden dava edilmesini engelleyen bağlayıcı etkidir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2019/595 esas ve 2019/7299 karar sayılı kararında hüküm, uyuşmazlığı esastan çözümleyen ve sona erdiren nihai karar olarak açıklanmış; kesinleşince aynı uyuşmazlık hakkında yeni dava açılamayacağı belirtilmiştir.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E. 2019/595, K. 2019/7299Kaynağı aç
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 303. maddesinin birinci fıkrası, şeklen kesinleşmiş bir hükmün sonraki davada maddi kesin hüküm oluşturması için iki davanın tarafları ile dava sebeplerinin ve ilk hüküm fıkrası ile sonraki talep sonucunun aynı olmasını birlikte arar. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi de koşulları tarafların aynı kişiler olması, müddeabihin aynı olması ve dava sebebinin aynı olması şeklinde sıralamıştır.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 303Kaynağı aç
Müddeabih, dava konusu yapılmış hak ve dava ile elde edilmek istenen sonuçtur. Önceki ve sonraki davanın konusunun aynı olup olmadığını anlamak için hâkim, eski karardaki hüküm fıkrasını yeni davadaki talep sonucuyla karşılaştırır. Maddi şeyler fiziken aynı olsa bile üzerlerinde talep edilen haklar farklıysa müddeabih aynı değildir.
Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden yalnızca hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm oluşturur. Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir.
Kesin hüküm, hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini taraflardan birinden devralan veya şey üzerinde sınırlı ayni hak ya da fer’î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Türk Medenî Kanunu’nun iyiniyetle mal edinmeye ilişkin hükümleri saklıdır. Buna karşılık müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında ya da müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli değildir.
Kesin hüküm itirazının zamanı ve etkisi
Taraflar kesin hüküm itirazını yargılamanın her aşamasında ileri sürebilir. Hâkim de aynı uyuşmazlık hakkında daha önce verilmiş ve kesinleşmiş bir karar bulunup bulunmadığını re’sen araştırabilir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, mahkemenin ve Yargıtayın kesin hükmü kendiliğinden gözeterek davayı dava şartı yokluğundan reddetmesi gerektiğini belirtmiştir. İtirazın ilk kez temyiz veya karar düzeltme aşamasında ve bozmadan sonra da ileri sürülebileceğini, bunun usulî kazanılmış hakkın istisnası olduğunu ve tarafların iradesine bağlı olmayan mutlak bir etki taşıdığını ifade etmiştir.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, kesin hüküm itirazını görev, hak düşürücü süre, harç ve maddi hataya dayanan bozma gibi kamu düzenine ilişkin konular arasında saymış; bu konularda usulî kazanılmış haktan söz edilemeyeceğini belirtmiştir. Bu açıklama, ilgili dosyada kesin hüküm bulunduğu sonucuna varıldığı anlamına gelmez; hüküm başka nedenlerle bozulmuştur.
Kesin hükmün bulunmaması dava şartıdır. Noksanlık saptandığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115. maddesinin ikinci fıkrası usulden ret sonucunu düzenler; noksanlığın giderilmesi mümkünse önce kesin süre verilir ve süre içinde giderilmezse dava şartı yokluğu sebebiyle usulden ret kararı verilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, somut uyuşmazlıkta karar tarihi itibarıyla derdestlik ve inceleme tarihi itibarıyla kesin hüküm nedeniyle davanın usulden reddi gerekirken esas yönünden kabul edilmesini bozma sebebi saymıştır.
Derece ve kademe tespiti örneği
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 17/12/2018 tarihli, 2017/18574 esas ve 2018/23442 karar sayılı kararında, eldeki davadaki derece ve kademe tespit isteminin dava açıldığında başka bir iş mahkemesi dosyasında derdest olduğu kabul edilmiştir. Yerel mahkemenin derdestlik nedeniyle usulden ret yerine işin esasına girerek davayı kabul etmesi hatalı bulunmuştur.
Daire, daha sonra kesinleşen önceki kararda aynı derece ve kademe tespiti hakkında hüküm kurulduğunu gözeterek bu kararı eldeki dava yönünden maddi anlamda kesin hüküm niteliğinde kabul etmiştir. Sonuç, davalı belediyeye karşı açılan davanın usulden reddi gerekirken esas yönünden kabul edilmesinin bozmayı gerektirdiği yönündedir. Temyiz edilen karar oybirliğiyle bozulmuş; usulden ret kararı daire tarafından kurulmamıştır. Değerlendirme bu dosyadaki istemle sınırlıdır.
Hüküm sonucunun açık yazılması
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesine göre hüküm sonucunda, gerekçeye ait sözler tekrar edilmeden, taleplerden her biri hakkında verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde gösterilir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi bu hükmü uygulamış ve somut dosyada hizmet sürelerinin hükümde açık yazılmamasını bozma nedeni saymıştır. Bu kural kararın biçimine ilişkindir; derdestliğin veya kesin hükmün kapsamını kendiliğinden belirlemez.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 297Kaynağı aç
Sık sorulan sorular
Derdestlik nedir?
Derdestlik, aynı taraflar, aynı talep sonucu ve aynı maddi vakıalar için açılmış önceki dava hâlen görülürken yeni dava açılmasıdır. Sonraki davada dava şartı eksikliği olarak ele alınır.
Kesin hüküm itirazı ne zaman yapılır?
Kesin hüküm itirazı yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Mahkeme de daha önce kesinleşmiş bir karar bulunup bulunmadığını kendiliğinden araştırabilir.
Açılmamış sayılan dava derdestlik yaratır mı?
Hayır. Önceki dava yenilenmediği için açılmamış sayılmışsa artık derdestlik doğurmaz ve aynı konudaki yeni dava bakımından derdestlikten söz edilemez.
Fiziken aynı şey kesin hüküm için yeterli midir?
Hayır. Şeyler fiziken aynı olsa bile üzerlerinde talep edilen haklar farklıysa müddeabih aynı sayılmaz. Karşılaştırma, önceki hüküm fıkrası ile sonraki talep sonucu arasında yapılır.
Kesin hüküm halefler hakkında geçerli midir?
Kesin hüküm tarafların küllî halefleri hakkında geçerlidir. Hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyi devralan veya üzerinde sınırlı ayni hak ya da fer’î zilyetlik kazanan kişiler bakımından da geçerlilik öngörülmüş; iyiniyetle mal edinmeye ilişkin hükümler saklı tutulmuştur.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

