Deniz Altı Kablolarının Hukuki Statüsü ve Sorumluluk Rejimi

by Avukat Erdal Ersoy
Deniz Altı Kablolarının Hukuki Statüsü ve Sorumluluk Rejimi

Deniz altı kabloları deniz yatağına yerleştirilmiş teknik bir altyapı niteliğinde olup deniz yatağının doğal bir parçası sayılmaz. Kablonun mülkiyeti onu inşa eden veya işleten gerçek ya da tüzel kişiye ait kalır; kıyı devletinin deniz yatağı üzerindeki egemenliği veya egemen hakları kablonun mülkiyetinin kendiliğinden devlete geçmesi sonucunu doğurmaz.

Deniz Altı Kablolarının Mülkiyeti ve İdari Yetkilendirme

Kablo tesislerinin mülkiyet hakkı kurucu ya da işleticiye ait olmakla birlikte, Türkiye sınırları dahilinde elektronik haberleşme altyapısının kurulması ve işletilmesi kural olarak 5809 sayılı Kanun kapsamında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun idari yetkilendirme ve denetim mekanizmasına tabidir.

Deniz Yetki Alanlarına Göre Kablo Döşeme Rejimi

İç sular ve karasuları kıyı devletinin egemenliği altındadır. Yabancı devletlerin veya özel kuruluşların kıyı devletinden izin almaksızın bu sahalarda deniz altı kablosu tesis etmesi mümkün değildir. Yabancı bayraklı gemilerin karasularından zararsız geçiş hakkına sahip olması bu durumu değiştirmez; çünkü kablo döşeme faaliyeti deniz yatağında kalıcı bir altyapı meydana getirdiğinden yalnızca bir geçiş faaliyeti olarak değerlendirilemez ve kıyı devletinin açık iznini ve ilgili idari işlemlerin tamamlanmasını gerektirir.

Karasularının ötesindeki deniz alanlarına ilişkin uluslararası sözleşme kurallarında farklı esaslar yer almaktadır. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi m. 58 çerçevesinde, münhasır ekonomik bölgede diğer devletlerin kablo döşeme serbestisi açık deniz serbestileriyle bağlantılı olarak korunur ve kıyı devleti bu alandaki yabancı kablo projelerini mutlak ve gerekçesiz biçimde yasaklayamaz. Sözleşmenin 79. maddesi gereğince bütün devletler kıta sahanlığı üzerinde deniz altı kablosu tesis etme hakkına sahiptir; kıyı devleti kıta sahanlığının incelenmesi, doğal kaynakların işletilmesi ya da boru hatlarından kaynaklanan kirliliğin önüne geçilmesi maksadıyla makul tedbirler alabilse de kablo döşenmesini veya bakım işlemlerini engelleyemez. Kıta sahanlığı güzergâhında boru hatları için kıyı devletinin rızası öngörülmüşken kablolar bakımından açık bir rıza koşulu aranmamıştır. Sözleşmenin 112. maddesi ise coğrafi konumu ne olursa olsun tüm devletlerin kıta sahanlığının ötesindeki açık deniz yatağına deniz altı kablosu döşeyebileceğini düzenlemektedir. Bununla birlikte Türkiye, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne taraf değildir ve bu statüsünü 2026 yılında Birleşmiş Milletler nezdinde açıkça teyit etmiştir.

Deniz Altı Kablolarına Zarar Verilmesinden Doğan Hukuki Sorumluluk

Bir geminin işletilmesinden kaynaklanan nedenlerle deniz altı kablosuna hasar verilmesi halinde doğacak alacak istemi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1352 kapsamında geminin işletilmesinin sebep olduğu zıya veya hasar niteliğinde bir deniz alacağı oluşturabilir. Kanundaki şartların gerçekleşmesi halinde zarara sebebiyet veren geminin ihtiyati haczi talep edilebilir. Donatan, 6102 sayılı Kanun m. 1328 çerçevesinde 1976 tarihli Deniz Alacaklarına Karşı Sorumluluğun Sınırlandırılması Sözleşmesi ve 1996 Protokolü kapsamında sorumluluğunu sınırlandırma imkânına sahip olabilir; ancak zarara donatanın kişisel olarak, zararı meydana getirme kastıyla veya meydana geleceğini bilerek pervasızca gerçekleştirdiği davranış sebep olmuşsa sınırlama hakkının kaybedilmesi gündeme gelebilir. Diğer taraftan, kablo işletmecisinin kabloyu yeterli derinliğe gömmemesi, güzergâhı güncel deniz haritalarına işletmemesi, hasarlı veya yer değiştirmiş kablo hakkında denizcilere uyarı yapmaması ya da koruyucu tedbirleri almaması zararın meydana gelmesine katkıda bulunabilir.

Uluslararası metinlerde kablo altyapıları arasındaki zararlar ve fedakârlık durumları da düzenlenmiştir. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi m. 114 kapsamında, yeni kablo sahibi başka bir kablonun veya boru hattının zarar görmesine sebep olursa onarım masraflarından sorumlu tutulabilir. Buna karşılık m. 115 uyarınca, kabloya zarar vermekten kaçınmak amacıyla çapasını, ağını veya diğer ekipmanını feda eden gemi maliki, önceden bütün makul tedbirleri almış olması koşuluyla uğradığı zararın tazminini kablo sahibinden isteyebilir.

Kabloların Korunması ve Cezai Hükümler

Tarihsel düzeyde 1884 tarihli Deniz Altı Kablolarının Korunmasına Dair Paris Sözleşmesi, karasuları dışındaki telgraf kablolarını koruma hedefiyle kablonun kasten veya kusurla kırılmasının cezalandırılmasını ve fedakârlık tazminatını düzenlemiştir. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi m. 113 ise devletlere, kendi bayrağını taşıyan gemiler veya yargı yetkisine tabi kişilerce açık denizde kablolara kasten ya da kusurlu ihmal sonucu zarar verilmesinin cezalandırılmasını sağlayacak mevzuat oluşturma yükümlülüğü getirmektedir. Açık denizde deniz altı kablosuna zarar verilmesi fiili, deniz haydutluğundan farklı olarak genel bir evrensel yargı yetkisi doğurmaz ve bu eylemlerde temel yargı yetkisi bayrak devletine aittir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 124 uyarınca, kişiler arasındaki haberleşmenin hukuka aykırı şekilde önlenmesi durumunda altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası tayin edilirken kamu kurumları arasındaki haberleşmenin engellenmesinde bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Ayrıca her türlü basın ve yayın organının yayınının hukuka aykırı biçimde engellenmesi hâlinde de kamu kurumlarına yönelik engelleme yaptırımı uygulanır. Kanunun 152. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, mala zarar verme fiili sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanındaki kamu hizmetinin geçici de olsa kesintiye uğraması durumunda hükmolunacak ceza yarısından iki katına kadar artırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 124Kaynağı aç
Madde 124- (1) Kişiler arasındaki haberleşmenin hukuka aykırı olarak engellenmesi halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. (2) Kamu kurumları arasındaki haberleşmeyi hukuka aykırı olarak engelleyen kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Her türlü basın ve yayın organının yayınının hukuka aykırı bir şekilde engellenmesi halinde, ikinci fıkra hükmüne göre cezaya hükmolunur. SEKİZİNCİ BÖLÜM Şerefe Karşı Suçlar Hakaret
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 152Kaynağı aç
Madde 152- (1) Mala zarar verme suçunun; a) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşya hakkında, b) Yangına, sel ve taşkına, kazaya ve diğer felaketlere karşı korunmaya tahsis edilmiş her türlü eşya veya tesis hakkında, c) Devlet ormanı statüsündeki yerler hariç, nerede olursa olsun, her türlü dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğu hakkında, d) Sulamaya, içme sularının sağlanmasına veya afetlerden korumaya yarayan tesisler hakkında, e) Grev veya lokavt hallerinde işverenlerin veya işçilerin veya işveren veya işçi sendika veya konfederasyonlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında, f) Siyasi partilerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve üst kuruluşlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında, g) Sona ermiş olsa bile, görevinden ötürü öç almak amacıyla bir kamu görevlisinin zararına olarak, İşlenmesi halinde, fail hakkında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (2) Mala zarar verme suçunun; a) Yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanarak, b) Toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olmak suretiyle, c) Radyasyona maruz bırakarak, nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanarak, işlenmesi halinde, verilecek ceza bir katına kadar artırılır. (3) (Ek: 18/6/2014-6545/65 md.) Mala zarar verme suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır. İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme
Açık denizde kabloya hasar verilmesi halinde hangi devlet yargı yetkisine sahiptir?

Açık denizde kabloya zarar verilmesi durumunda temel yargı yetkisi bayrak devletindedir; bu fiil deniz haydutluğu gibi evrensel yargı yetkisi doğurmaz.

Kabloya zarar vermemek için çapasını feda eden gemi maliki tazminat alabilir mi?

Evet, kabloya zarar vermemek amacıyla çapasını veya diğer teçhizatını feda eden gemi maliki, önceden bütün makul tedbirleri almış olması şartıyla kablo sahibinden tazminat isteyebilir.

Haberleşmenin hukuka aykırı şekilde engellenmesinin cezası nedir?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 124 uyarınca kişiler arasındaki haberleşmenin engellenmesi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası, kamu kurumları arasındaki haberleşmenin engellenmesi ise bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; ayrıca kamu hizmetinin aksaması m. 152/3 gereğince mala zarar verme suçunda cezanın artırılması sebebidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu