Yargı kararları; borçlar hukuku, ticaret hukuku, icra iflas ve usul hukuku alanlarındaki uyuşmazlıkların çözümünde kanun hükümlerinin somut olaylara nasıl uygulanacağını gösteren temel ilkeleri ortaya koyar. İfa zamanından önce açılan davalardan şirketlerin tüzel kişilik sınırlarına, ticari temsilcinin yetkilerinden icra takibi sırasındaki kısmi ödemelere kadar pek çok alanda içtihatlar uygulama birliğini sağlar.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/118, K. 2022/47Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/258, K. 2022/138Kaynağı aç
Dava Şartları ve Usul Hukukuna İlişkin Temel İlkeler
Bir alacağın dava yoluyla talep edilebilmesi için kural olarak muaccel hale gelmiş olması gerekir. İfa zamanı henüz gelmemiş, diğer bir anlatımla vadesi dolmamış bir alacak için dava ikame edilmesi durumunda dava şartı niteliğindeki hukuki yarar bulunmaz. Hukuki yararın yokluğu halinde davanın esastan reddine gidilmeyip davanın usulden reddine karar verilir.
Yargılama aşamasında ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararının usulüne uygun biçimde taraflara tebliğ edilmesi zorunludur. İstinaf kanun yoluna başvuru süresi, gerekçeli kararın taraflara yöntemince tebliğiyle işlemeye başlar. İlamın icra takibine konu edilmesi veya kararın bilişim sistemleri üzerinden haricen öğrenilmiş olması usulüne uygun tebligatın hukuki sonucunu doğurmaz.
Tebligat işlemlerinde tebliğ memurunun muhatabı adreste bulamaması halinde, kişinin adreste geçici mi yoksa sürekli mi bulunmadığını usulünce araştırması ve bu durumu kimden soruşturduğunu mazbatada açıkça belgelendirmesi şarttır. Bu araştırmanın yapılmaması tebligatı usulsüz kılarak savunma hakkını sınırlar. Tüzel kişilerin ticaret sicilindeki kayıtlı adresine yapılan tebligatlarda ise adreste bulunmama sebebinin araştırılması zorunlu olmamakla birlikte, en yakın komşuya, bina yöneticisine veya kapıcıya haber verme yükümlülüğü devam eder; bu bildirimin ihmal edilmesi tebligatı geçersiz kılar.
Temyiz incelemesi neticesinde verilen bozma kararına duruşmada her iki tarafın da uyulmasını talep etmesi halinde usuli kazanılmış hak doğar. Bozma kararına uyulması yönünde tarafların iradelerinin birleştiği bu durumda, mahkemenin direnme kararı verme yetkisi ortadan kalkar.
Aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan davalılar bakımından bağımsız dava ilişkisi geçerlidir. Aleyhine hüküm kurulan ve süresi içinde istinaf yoluna başvurmayan davalı bakımından karar şekli anlamda kesinleşir; diğer davalının başvurusu üzerine verilen kaldırma veya bozma kararı istinaf yoluna gitmeyen tarafa sirayet etmez.
İcra Takipleri ve İtirazın İptali Davalarında Yargısal Yaklaşımlar
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu uyarınca elektronik ortamda açık artırma suretiyle yapılacak satışlar, ulusal yargı ağı bilişim sistemine entegre Elektronik Satış Portalı üzerinden yürütülür.
İcra takibi başlatıldıktan sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması halinde alacaklının davayı yapılan ödemeyi mahsup ederek kalan bakiye üzerinden açması gerekir. Takipten sonra fakat dava açılmadan önce ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptali davası açılmasında alacaklının hukuki yararı bulunmaz. Bu sebeple davanın reddedilmesi veya söz konusu kısım yönünden dava açılmamış olması durumunda dahi icra takibi kendi kanuni seyrinde devam eder; asıl borç ortadan kalksa dahi takip faiz ve fer'iler yönünden sürdürülür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 84 uyarınca borcun tamamı belirli ve muaccel olduğunda alacaklı kısmen ifayı reddetme hakkına sahip olmakla birlikte, kısmen ifayı kabul ederse borçlu ikrar ettiği kısmı ifa etmekten kaçınamaz.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 84Kaynağı aç
Dava açılmadan önce asıl alacağın borçlu tarafından tamamen ödenmesi ve fer'iler ile icra giderleri haricinde bakiye bir asıl borcun kalmaması halinde, asıl alacak için açılan davada hukuki yarar kalmadığından alacaklı yararına icra inkar tazminatına esas alınabilecek bir matrah bulunmaz. Buna karşılık borçlunun itirazı üzerine duran takibin devamını sağlamak amacıyla itirazın iptalini talep eden alacaklının meşru hukuki yararı bulunduğundan, alacaklı aleyhine disiplin para cezasına hükmedilemez.
İcra dairesinin işlemlerindeki bir hata sebebiyle haksız takibe veya hacze maruz kalındığı iddiasıyla borçlu lehine manevi tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının bilerek, ağır kusurlu ve kötü niyetli hareket ettiğinin ispatlanması gerekir. Alacaklının kastı veya ağır kusuru kanıtlanmadıkça salt işlemin hatalı uygulanması manevi tazminat sorumluluğu doğurmaz.
Üçüncü bir kişinin kendi borcu olmadığı halde fiili haciz ve icra tehdidi altında ihtirazi kayıt belirterek icra dosyasına ödeme yapması halinde, malvarlığında zenginleşme meydana gelen taraf asıl borçlu değil alacaklıdır. Borçtan kurtulma kastı taşımaksızın sırf haciz baskısını bertaraf etmek amacıyla tutanağa şerh düşülerek yapılan bu ödeme sonrasında sebepsiz zenginleşme davasının muhatabı alacaklı olmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 25.01.2022 tarihli ve E. 2019/118, K. 2022/47 sayılı kararında icra mahkemelerinin dar yetkili yargı yerleri olduğuna işaret etmiştir. Bu mahkemeler uyuşmazlıkları biçimsel kurallar çerçevesinde incelediğinden kararları kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez; mahkemenin takip hukukuna ilişkin kararları yalnızca yürütülen takip bakımından bağlayıcılık taşır.
Şirketler Hukuku, Taraf Ehliyeti ve Perdenin Aralanması
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 25.01.2022 tarihli ve E. 2019/118, K. 2022/47 sayılı kararında anonim şirketlerin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü için hem tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması hem de ticaret sicilinden unvanın silinmesi şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Malvarlığı bulunmayan veya tasfiyesi tamamlanan bir anonim şirket ticaret sicilinden terkin edilmedikçe tüzel kişiliğini korur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 547 uyarınca genel olarak tasfiyenin kapanmasından sonra ek işlemlerin yapılmasının zorunlu olması durumunda ilgililer asliye ticaret mahkemesinden şirketin ek tasfiye amacıyla yeniden tescilini talep edebilmektedir. Buna karşın 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m. 134/9 uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tasfiyesine karar verilen şirketler infisah etmiş olsa dahi tasfiye işlemleri tamamlanıp terkin edilinceye kadar tüzel kişiliğini korur ve taraf ehliyeti sürer; ancak bu usulle tasfiye edilip sicilden silinen şirketlerin anılan Türk Ticaret Kanunu m. 547 kapsamında ihyası istenemez ve derdest davalara kanuni halef sıfatıyla Fon tarafından devam edilir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 547Kaynağı aç
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 50 uyarınca tüzel kişinin iradesi organları aracılığıyla açıklanır; organlar hukuki işlem ve fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokar ve kusurlarından ötürü kişisel olarak sorumludur. Bununla birlikte tüzel kişilik kavramının kötüye kullanıldığı durumlarda tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi gündeme gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 13.06.2022 tarihli ve E. 2019/149, K. 2022/894 sayılı kararında perdenin aralanması teorisinin istisnai nitelikte olduğunu ve son derece dar yorumlanması gerektiğini vurgulamıştır. Bu teoriye ancak tüzel kişilik kavramının arkasına sığınılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, hakkın kötüye kullanılmasıyla üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı ve zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için başka bir yasal dayanağın bulunmadığı hallerde başvurulabilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 50Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/149, K. 2022/894Kaynağı aç
Kardeş şirketler arasında tüzel kişilik perdesinin aralanabilmesi için tek bir iktisadi işletmenin faaliyetleri doğrultusunda birbirinden bağımsız tüzel kişiliklerin kurulmuş olması ve bu yapıların alacaklılardan mal kaçırmak ya da sorumluluktan kurtulmak amacıyla muvazaalı şekilde oluşturulması gerekir. Şirket ortaklarının akraba olması veya şirketlerin aynı alanda faaliyet göstermesi tek başına organik bağın veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasının varlığı için yeterli değildir. Şirketler arasında organik bağ tespit edilse dahi perdenin aralanabilmesi için alacaklıdan mal kaçırma ve zarara uğratma amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının somut verilerle ispatı zorunludur. Dahası perdenin aralanması teorisine ancak zarara uğradığını ileri süren üçüncü kişiler başvurabilir; borçlu şirkette yönetim kurulu üyesi ve ortağı konumunda bulunan kefil üçüncü kişi sayılmadığından bu teoriye dayanarak kardeş şirkete rücu talebinde bulunamaz.
Ticari Temsil ve Kambiyo Taahhüdünde Bulunma Yetkisi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 547 uyarınca ticari temsilci, işletme sahibinin ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında kendisini temsil etmek üzere açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir. İşletme sahibi bu yetkiyi ticaret siciline tescil ettirmekle yükümlüdür; ancak ticari işletme sahibinin temsilcinin fiillerinden doğan hukuki sorumluluğu tescilin yapılmış olmasına bağlı kılınmamıştır. Temsilcinin ticari vekil mi yoksa ticari mümessil mi olduğu belirlenirken yetkilerin kapsamı esas alınır. Şayet verilen yetkiler işletmenin hem olağan hem de olağanüstü işlerini idare etmeye olanak tanıyan genişlikte ise ticari mümessillik; yalnızca olağan işlerle sınırlandırılmışsa ticari vekillik söz konusudur.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 547Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 14.02.2022 tarihli ve E. 2019/258, K. 2022/138 sayılı kararında ticari mümessilin işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunma ehliyetini değerlendirmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 548 uyarınca ticari temsilci, işletmenin faaliyet gayesi kapsamındaki işlemleri ifa etmenin yanında iyiniyetli üçüncü şahıslara karşı ticari işletme namına kambiyo taahhüdü altına girmeye de kanunen mezundur; buna karşılık taşınmaz devri ya da taşınmazın ayni hakla sınırlandırılması için temsilciye özel yetki tanınması zorunludur. İşletmenin idaresini kapsayan geniş yetkiler doğrultusunda ticari mümessil sıfatını haiz vekilin düzenlediği bonolar bakımından işletme sahibi şahsen borçtan sorumlu tutulur ve üçüncü kişilere karşı borçsuzluk savunmasında bulunamaz.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 548Kaynağı aç
Sözleşmeler ve Borçlar Hukuku Uygulamaları
Sözleşme metninin kapsam ve terimler bakımından muğlak olduğu durumlarda, hukuki nitelendirme yapılırken sözleşme öncesi müzakereler ve sözleşme sonrası uygulama aşamasındaki olgular incelenerek tarafların gerçek iradeleri tespit edilir. Nitekim bir holding bünyesindeki grup şirketinin borcunun diğer şirket tarafından üstlenilmesinde, tarafların iradeleri doğrultusunda borcun değişmediği, yalnızca borçlunun değiştiği borcun üstlenilmesi ilişkisinin kurulduğu kabul edilir.
Sözleşmenin akdedildiği sırada süregelen bir iç savaş basiretli tacir bakımından öngörülebilir nitelikte olduğundan mücbir sebep ve kusursuz imkânsızlık sayılamaz. Taraflar arasındaki sözleşmede teslim yeri açıkça belirlenmemişse kural olarak teslim satıcının adresinde yerine getirilir.
Sözleşmede tek taraflı fesih yetkisi tanınmış olsa dahi bu hak dürüstlük kuralına uygun kullanılmalıdır. Özellikle acentelik sözleşmelerinde fesih hakkının sebepsiz kullanılmayacağı veya ilişkinin devam edeceği yönünde karşı tarafta haklı bir güven oluşturulup oluşturulmadığı değerlendirilir.
Cezai şart isteme hakkının saklı tutulması yenilik doğuran bir irade beyanı niteliğinde olup edimin ifası anında açıkça ileri sürülmelidir. Sözleşme süresince doğan ihlallerden sonra edimin ifası çekince konulmaksızın kabul edilmeye devam edildiği takdirde geçmişe dönük cezai şart talep edilemez.
Enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanmalar, serbest piyasa faiz oranlarının yüksekliği ve paranın satın alma gücündeki düşüş gibi genel ekonomik olumsuzluklar munzam zararın ispatı için tek başına yeterli kabul edilemez ve alacaklı lehine bir karine oluşturmaz. Munzam zarar talep eden alacaklı, durumuna özgü somut vakıalarla zararını kanıtlamakla yükümlüdür.
Tüketiciye maket ve proje üzerinden taahhüt edilen sosyal donatı alanlarının sitenin mülkiyet sınırları dışındaki kamu arazisi üzerine inşa edilmiş olması eksik ifa niteliğindedir. Eksik ifa iddiasına dayalı talepler açık ayıp ihbar sürelerine tabi olmaksızın genel zamanaşımı süresi olan on yıl içinde dava edilebilir.
Harici araç satış sözleşmesine istinaden verilen kambiyo senedinin iadesi yalnızca dayanak sözleşmenin tarafı olan şirketten istenebilir. Şirket yöneticisiyle akrabalık bağı bulunsa dahi sözleşmede taraf veya imza sahibi sıfatı taşımayan üçüncü kişilere husumet yöneltilemez.
İş Hukuku ve Fikri Mülkiyet İlkeleri
İş hukukunda iş sözleşmesinin belirli ya da belirsiz süreli olduğuna ilişkin normlar işçinin korunması amacını taşır. Sözleşmenin belirsiz süreli olduğunu ileri sürme hakkı sadece korunan işçiye aittir; işçi ileri sürmedikçe işverenin sözleşmenin belirsiz süreli olduğunu savunması hakkın kötüye kullanılması teşkil eder ve işçide uyandırılan güven korunur.
4857 sayılı İş Kanunu m. 32/1 kapsamında ücret; yerine getirilen bir işin karşılığı olarak işverence veya üçüncü şahıslarca işçiye nakdi biçimde sağlanan parasal edimi ifade eder. İş Kanunu m. 32/8 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 147/1 gereğince ücret ile ücrete bağlı fark işçilik hakları beş yıllık zamanaşımına tabidir. Borçlunun ya da kamu idaresinin intibak ve derece farklarının ödeneceğini bildiren bağlayıcı yazısı zamanaşımını kesen bir borç ikrarı niteliğindedir. Türk Borçlar Kanunu m. 156 doğrultusunda kesilen zamanaşımının ardından yeni bir süre işlemeye başlar; talep konusu alacaklar adi veya resmi bir senede bağlanmadığı veya mahkeme kararıyla hüküm altına alınmadığı sürece bu kesilmeden itibaren yeniden beş yıllık zamanaşımı süresi geçerlidir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 156Kaynağı aç
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 32Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 147Kaynağı aç
Markalar arasındaki benzerlik ve iltibas tehlikesi incelenirken işaretlerin ortalama tüketiciler nezdinde bıraktığı görsel, işitsel ve anlamsal genel izlenim esas alınır. Markanın ayırt edici asıl unsurunun aynen devralınarak sonuna ayırt ediciliği bulunmayan tali ekler getirilmesi iltibas tehlikesini ortadan kaldırmaz.
Kefalet Sözleşmesi ve Kefilin Halefiyeti
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 581 uyarınca kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir. Kanunun 583/1. maddesi gereğince kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi ve müteselsil kefil olunması durumunda bu sıfat kefilin kendi el yazısıyla belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin sorumluluğu fer'i nitelik taşır; asıl borcun geçerliliğine ve devamına bağlıdır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 581Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 583Kaynağı aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 596 uyarınca kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde kanun gereği kendiliğinden alacaklının haklarına halef olur ve bu halefiyet kuralından önceden feragat edilemez. Kefil, halefiyet yoluyla kazandığı hakları asıl borç muaccel olunca kullanabilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 596Kaynağı aç
Vadesi gelmemiş bir alacak için açılan dava nasıl sonuçlanır?
İfa zamanı gelmemiş muaccel olmayan bir alacak için açılan dava, dava şartı olan hukuki yararın yokluğu nedeniyle esastan değil usulden reddedilir.
İstinaf başvuru süresi kararın icraya konulması veya sistemden öğrenilmesiyle başlar mı?
Hayır, istinaf başvuru süresi ancak gerekçeli kararın taraflara usulüne uygun şekilde tebliği ile başlar; ilamın icraya konulması veya sistemden haricen öğrenilmesi tebligat yerine geçmez.
Enflasyon ve kur artışı munzam zararın ispatı için karine sayılır mı?
Enflasyon ve kur dalgalanması gibi genel ekonomik göstergeler munzam zararın varlığı için tek başına karine oluşturmaz; alacaklının kendi durumuna özgü somut vakıalarla zararını ispatlaması zorunludur.
Tasfiyesine karar verilen şirketin tüzel kişiliği hangi anda sona erer?
Şirketin tüzel kişiliği, tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması ve ticaret sicilinden unvanın silinmesi şartlarının birlikte gerçekleştiği anda sona erer; terkinden önce şirketin taraf ehliyeti devam eder.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

