Davayı Kabul Hak Düşürücü Süreden Önce Gelir Mi?

by Avukat Erdal Ersoy
Davayı Kabul Hak Düşürücü Süreden Önce Gelir Mi?

Davayı Kabulün Hukuki Niteliği ve Hüküm Doğurma Şartları

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 308/1 uyarınca kabul, davacının talep sonucuna davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre kabul beyanı, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 309/2 gereğince kabulün hüküm ifade etmesi karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı tutulmamış olup m. 311 uyarınca kabul kesin hüküm gibi hukuki sonuç meydana getirir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 308Kaynağı aç
MADDE 308- (1) Kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. (2) Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur. Feragat ve kabulün şekli

Hak Düşürücü Süre Karşısında Kabul Beyanının Etkisi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/8821, K. 2013/8911 sayılı ilamında kabul beyanının hak düşürücü süreden önce geldiğini ve davayı kabul edenlerin beyanlarına değer verilmesi gerektiğini açıkça belirtmiştir. Dava, hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olsa dahi, davanın kamu düzeniyle ilgili olmadığı ve dava dışı üçüncü kişilerin haklarını etkilemeye yönelik bulunmadığı hallerde davalının kabul beyanına değer verilir; mahkemece hak düşürücü süre kendiliğinden gözetilerek dava bu gerekçeyle reddedilemez.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/8821, K. 2013/8911Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2013/8821 E.  ,  2013/8911 K.TAPU İPTAL VE TESCİLHARİCİ SATIN ALMA VE MİRAS PAYININ DEVRİZAMANAŞIMITÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 677KADASTRO KANUNU (3402) Madde 12 "İçtihat Metni" H.. K.. ve müşterekleri ile G.. Ü.. ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Develi Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 23.02.2012 gün ve 690/149 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili, dava konusu imar 1204 ada 1 ve 6 ile 1237 ada 1 sayılı parsellerin vekil edenlerinin miras bırakanı tarafından kardeşleri Arife, Zehra, Merzuka ve Hikmet’ten satın aldığını, karşılığında mal ve para verdiğini açıklayarak anılan parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile vekil edenleri adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılardan İsmail, Mehmet, A.. Y.., S.. K.. ve F.. Ö..’ın verdikleri dilekçeleriyle davayı kabul ettiklerini beyan etmişler, diğer davalılardan N.. Ö.., P.. Ö.., Y.. Ö.., H.. V.., P..T.. ve M.. S..(A..) ise paylarına düşecek kısmı almak istediklerini bu nedenle davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Bunlar dışında kalan davalılara duruşma günü tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamışlardır. Mahkemece, “…bir kısım mirasçılar tarafından davacılar yararına verilen vekaletname örneklerinin incelenmesinde bu kişilerin H.. K..’na yetki verdikleri, daha sonra taşınmazın satışıyla ilgili olarak H.. K..’nu yetkili kıldıklarını, bu vekaletnamelerin kullanılması halinde tapuda kayıtlı olan ve dava konusu edilen taşınmazların üzerindeki payların satışının mümkün olacağı, daha doğrusu kendisine yetki verilen H.. K..’nun bu yetkiye dayanarak kendisini yetkilendiren kişiler adına satışı gerçekleştireceği gibi, bu vekaletnamenin tek başına miras paylarının devredildiği anlamına gelmediğinin açık olduğu, satın alma olgusunun doğrulanmadığı ve kanıtlanamadığı, tapulu taşınmazların satışının Tapu Sicil Müdürlüğü'nde yapılacak resmi satış ile geçerli olabileceği, harici satışın geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine” karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, harici satın alma ve miras payının devri hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK’nun 677 maddesi gereğince açılan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, Mahkemenin bu görüşüne kısmen katılma olanağı bulunmamaktadır. Her ne kadar, davacılar vekili dava dilekçesinde dava konusu 1204 ada 1, 6 ve 1237 ada 2 sayılı parsellerde malik görünen ortak miras bırakan Mehmet H.. K..’nun mirasçılarından Arife, Zehra, Merzuka ve Hikmet’ten miras paylarının vekil edenlerinin babaları ve miras bırakanı M.. K..tarafından satın alındığını ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuş ise de, bu satışların kadastro tespitlerinin yapıldığı tarihten önce olduğu, anılan imar parsellerinin esası olan 597 ada 89 ve 90 sayılı parsellerin kadastro tutanaklarının 1983 yılında kesinleştiği, o tarihten davanın açıldığı 30.10.2010 tarihine kadar kadastrodan önceki hukuki sebepler bakımından 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. fıkrasındaki 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığından, bu hukuki sebep bakımından davanın reddi doğrudur. Ne var ki, muris Mehmet H.. K..’nun mirasçılarından İsmail, Mehmet, Ahmet, Yalçın ile S.. K.. ve F.. Ö..’ın dosyaya sundukları dilekçeler ile davayı kabul ettiklerini, satılan taşınmazların bedelini daha önce aldıklarını açıkladıklarından Mahkemece, bu husus üzerinde durulması gerekirdi. Kabul; hak düşürücü süreden önce gelir. Bu nedenle davayı kabul edenlerin beyanlarına değer vermek gerekir. Ancak, davayı kabul edenlerin sundukları dilekçeler Mahkemece, kendilerine ait olduklarına ilişkin herhangi bir onay yapmamıştır. Bu bakımdan adı geçenlerin yargılama oturumuna çağırılması, dosyaya sunulan dilekçelerin kendilerine ait olup olmadığının sorulması, kabul beyanını içeren dilekçelerin kendilerine ait olduğunun belirlenmesi halinde, beyanlarının altına imzalarının alınması ve kabul beyanları doğrultusunda miras payları oranında iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek hüküm kurulmuş bulunması doğru değildir. Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle Yerel Mahkeme hükmünün sadece davayı kabul eden mirasçılar yönünden 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine 11.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tasarruf Yetkisi, Taleple Bağlılık ve Kabulün Sınırları

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 26/1 uyarınca hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez, duruma göre talep sonucundan daha azına hükmedebilir. Tarafların dava konusu üzerinde tasarruf yetkilerinin bulunduğu uyuşmazlıklarda davanın açılmasından hükmün kesinleşmesine kadar kabul mümkündür ve bu işlem karşı tarafın rızasına tabi olmaksızın tek yönlü irade beyanıyla hüküm doğurur. Buna karşın, davalı davayı kabul etse dahi 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8. maddesinde yer alan hisse devri yasakları ve bölünemezlik kuralları gibi özel mevzuat engellerinin bulunduğu taşınmazlarda tescil talebinin reddi gerekir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 26Kaynağı aç
MADDE 26- (1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır. Hukuki dinlenilme hakkı

Onaysız Kabul Dilekçelerinde Mahkemenin İzleyeceği Usul

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/8821, K. 2013/8911 sayılı kararında dilekçesinde onay bulunmayan ilgililerin usulüne uygun şekilde duruşmaya çağrılması gerektiğini ifade etmiştir. Mahkeme, dosyaya sunulan dilekçelerin ilgililere ait olup olmadığını sorgulamalı, kabul beyanının ilgililerce verildiğinin tespit edilmesi halinde beyanların altına imzalarını alarak bu kabul beyanları doğrultusunda miras payları oranında iptal ve tescil hükmü kurmalıdır.

Hak düşürücü süre dolduktan sonra yapılan kabul geçerli midir?

Evet, kamu düzenine ilişkin olmayan ve üçüncü kişilerin haklarını etkilemeyen uyuşmazlıklarda kabul beyanı hak düşürücü süreden önce gelir ve mahkeme sürenin geçtiğini kendiliğinden gözeterek davayı reddedemez.

Davanın kabulü davacının veya hâkimin onayına bağlı mıdır?

Hayır, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 309/2 gereğince kabulün hüküm ifade etmesi karşı tarafın ya da mahkemenin muvafakatine bağlı olmayıp tek taraflı irade beyanıyla kesin hüküm gibi sonuç doğurur.

Davalı davayı kabul etse de mahkemenin davayı reddetmesi mümkün müdür?

Evet, tarafların serbestçe tasarruf edemeyeceği davalarda veya 5403 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca tarım arazilerinde hisse devrinin yasaklandığı hallerde davalının kabulüne rağmen talep reddedilir.

İmzası tasdik edilmemiş kabul dilekçesi verildiğinde hâkim ne yapmalıdır?

Hâkim, ilgilileri duruşmaya davet ederek dilekçenin kendilerine ait olup olmadığını sormalı, beyan doğrulanırsa imzalarını alıp kabul doğrultusunda karar vermelidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu