Darp Raporunun Tanımı ve Hukuki Niteliği
Darp raporu, yaşanan fiziki şiddet olayları nedeniyle yetkili mercilerden alınan ve kişinin vücudundaki darp izlerinin nitelik ve niceliğine dair tıbbi betimlemeleri içeren muayene raporudur.
Darp raporu olayın gerçekleşmesinin hemen ardından geçici rapor olarak tanzim edilebileceği gibi, yaralanmanın suç tipini ve nitelikli hallerini değiştirebilecek sonuçlarını belirlemek adına savcılık iddianamesi öncesinde kesin rapor tanzimi de gerekebilir.
Hastanelerden alınan adli muayene raporlarındaki yaralanma bulgularının basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilemeyeceği ve yüzde sabit iz bırakıp bırakmadığı hususunda tereddüt bulunması halinde ilgili adli tıp biriminden kesin rapor alınması yoluna gidilir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2016/2755, K. 2016/18589Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM :Mahkumiyete dair
Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü.
a) Dava dosyasının adli tıp incelemesine gönderilmesinden sonra kaybolduğunun anlaşıldığı, … Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün 27/03/2014 tarih ve 2014/810 sayılı raporunda; … Devlet Hastanesi'nin 02/01/2010 tarih ve 27 sayılı raporu, aynı hastanenin 02/01/2010 tarih ve 35 sayılı raporu, aynı hastanenin 03/01/2010 tarih ve 40 sayılı raporu ve yine aynı hastanenin 26/01/2010 tarih ve 64 sayılı raporlarının tetkikinde, "darp nedeni ile şahsın yapılan muayenesinde; baş üst kısmında 7 cm uzunluğunda kesi, alın bölgesinde 5 cm uzunluğunda kesi olduğunun kayıtlı olduğu", dosyaya bozma sonrası yapılan yargılamada mahkemece getirtilen… Devlet Hastanesi'nin 04/12/2010 tarih ve 7688 sayılı genel adli muayane raporunda; "sağ kaş üzerinde göz kapağında doku kaybı olan 3×3 cm'lik yaralanmasından" bahsedildiği, mağdurun duruşmada ehliyetini Ürgüp'ten aldığını ve 2005 yılı öncesine ait fotoğrafının bulunduğunu beyan ettiği anlaşıldığından, öncelikle mağdurun … Devlet Hastanesi'nden alınan tüm raporları ile kollukta alınan ifadelerinin bulunduğu tüm hazırlık dosyası belgelerin dosyasına getirtilerek dosyanın yeniden ihya edilmesi, ayrıca mağdurun bahsi geçen 2005 yılı öncesine fotoğrafının ilgili yerden getirtilmesinden sonra, dosyaya sunulan fotoğraflar ve olay tarihinden sonra mağdurun yaralanmasına ilişkin 04/12/2010 tarihli raporda nazara alınarak dosyanın kül halinde incelenmek üzere mağdurla birlikte ilgili adli tıp ihtisas dairesine gönderilerek, mağdurdaki yüzde sabit iz niteliğindeki yaralanmanın yargılama konusu suç nedeniyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilerek, mağdurun yaralamasının basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilemeyeceği ve yüzde sabit iz niteliğinde olup olmadığı yönünde duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin raporunun alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayininde zorunluluk bulunması,
b) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesi uyarınca tahrikin en üst seviyede (¾) oranında uygulanmasına rağmen, sanığa fazla ceza tayini,
c) Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas – 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerle 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Yasanın 8/1 maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 01/11/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.
Darp Raporu Nereden ve Nasıl Alınır?
Vücudunda darp izi bulunan kişi, doğrudan devlet hastanesine veya özel hastaneye giderek darp raporu alma talebinde bulunabilir. Bunun yanı sıra polis veya jandarma birimlerine ya da doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunularak hastaneye adli sevk yoluyla rapor tanzim ettirilmesi de mümkündür.
Darp raporunun düzenlenmesi için mevzuatta belirlenmiş belirli bir geçerlilik süresi bulunmamaktadır. Ancak darp raporuna konu şiddet olayının hukuki yollara taşınmasında şikayete tabi suçlar bakımından şikayet süreleri ile genel dava zamanaşımı süreleri dikkate alınmalıdır.
Vücutta bulunan yaralanmaların ve izlerin zamanla iyileşip ortadan kalkmaması ve ispat zaafı doğmaması amacıyla darp raporunun olayın gerçekleşmesinden sonra gecikmeksizin, mümkün olan en kısa sürede alınması gerekir.
Beden Muayenesinde Yasal Usuller ve Çekinme Hakkı
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 75/5 uyarınca, üst sınırı iki yıldan daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda kişi üzerinde iç beden muayenesi yapılamaz ve kişiden kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınamaz.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 75Kaynağı aç
(1) Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç
beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik
örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet
savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde
sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir.
Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin
onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir.
Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.
(2) İç beden muayenesi yapılabilmesi
veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler alınabilmesi için
müdahalenin, kişinin sağlığına zarar verme tehlikesinin bulunmaması gerekir.
(3) İç beden muayenesi veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler
alınması, ancak tabip veya sağlık mesleği mensubu diğer bir kişi tarafından
yapılabilir.
(4) Cinsel organlar veya anüs
bölgesinde yapılan muayene de iç beden muayenesi sayılır.
(5) Üst sınırı iki yıldan daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda,
kişi üzerinde iç beden muayenesi yapılamaz; kişiden kan veya benzeri biyolojik
örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınamaz.
(6) Bu madde gereğince alınacak hâkim veya mahkeme kararlarına itiraz
edilebilir.
(7) Özel kanunlardaki alkol muayenesine ve kan örneği alınmasına ilişkin
hükümler saklıdır.
Diğer kişilerin beden muayenesi ve vücuttan örnek alınması[8]
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 76/2 uyarınca, mağdurun rızasının bulunması halinde beden muayenesi yapılması veya biyolojik örnek alınması için ayrıca hâkim veya savcı kararı alınmasına gerek bulunmamaktadır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 76Kaynağı aç
(1) Bir suça ilişkin delil elde etmek amacıyla, mağdurun vücudu üzerinde
dış veya iç beden muayenesi yapılabilmesine veya vücudundan kan veya benzeri
biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine;
sağlığını tehlikeye düşürmemek ve cerrahî bir müdahalede bulunmamak koşuluyla;
Cumhuriyet savcısının istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde
sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir.
Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin
onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir.
Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.
(2) Mağdurun rızasının varlığı halinde, bu işlemlerin yapılabilmesi için
birinci fıkra hükmüne göre karar alınmasına gerek yoktur.
(3) Çocuğun soy bağının
araştırılmasına gerek duyulması halinde; bu araştırmanın yapılabilmesi
için birinci fıkra hükmüne göre karar alınması gerekir.
(4) Tanıklıktan çekinme sebepleri ile muayeneden veya vücuttan örnek
alınmasından kaçınılabilir. Çocuk ve akıl hastasının çekinmesi konusunda kanunî
temsilcisi karar verir. Çocuk veya akıl hastasının, tanıklığın hukukî anlam ve sonuçlarını
algılayabilecek durumda olması hâlinde, görüşü de alınır. Kanunî temsilci de
şüpheli veya sanık ise bu konuda hâkim tarafından
karar verilir. Ancak, bu hâlde elde edilen deliller davanın ileri aşamalarında
şüpheli veya sanık olmayan kanunî temsilcinin izni olmadıkça kullanılamaz.
(5) Bu madde gereğince verilen hâkim veya mahkeme kararlarına itiraz
edilebilir.
Kadının muayenesi
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 76/4 gereğince mağdur, tanıklıktan çekinme sebeplerine dayanarak beden muayenesinden veya vücudundan örnek alınmasından kaçınabilir. Çocuk ve akıl hastasının çekinmesi hakkında kural olarak kanuni temsilcisi karar verir; çocuk veya akıl hastası tanıklığın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilecek durumda ise görüşü de alınır.
Ceza Yargılamasında Kasten Yaralama ve Darp Bulguları
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 86/2 uyarınca, kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde soruşturma ve kovuşturma kural olarak mağdurun şikayetine bağlıdır; ancak bu fiilin kadına karşı işlenmesi durumunda cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 86Kaynağı aç
sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin
kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde
hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aydan
bir yıl altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle:12/5/2022-7406/3 md.) Suçun kadına
karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan
az olamaz.
(3) Kasten yaralama suçunun;
a) Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı,[38]
b) Beden veya ruh bakımından kendisini
savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
e) Silahla,
f) (Ek:14/4/2020-7242/11 md.) Canavarca hisle,
İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında,
(f) bendi bakımından ise bir kat artırılır.[39]
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama[40]
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 86/3 uyarınca kasten yaralama suçunun üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe, kardeşe, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak kişiye karşı, yerine getirilen kamu görevi nedeniyle, kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, silahla veya canavarca hisle işlenmesi halinde şikâyet aranmaksızın resen soruşturma yürütülür ve verilecek ceza artırılır.
Adli muayene raporunda kemik kırığı tespit edilmesi halinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 87/3 hükmü uyarınca cezanın artırılması gerekir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2017/14501, K. 2018/9412Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyetlerine dair
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık hakkında hakaret ve tehdit suçlarından suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık hakkında hakaret suçundan doğrudan hükmedilen adli para cezasına 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki hak yoksunlukları uygulandığı ve sanık aleyhine mükellefiyet yüklendiği anlaşılmakla; mahkemenin anılan kararının temyizi kabil olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK'nin 53/1. maddesinde belirtilen hak yoksunluklarının hapis cezasına mahkumiyet halinde uygulanabileceği gözetilmeden, adli para cezası ile cezalandırılan sanık hakkında TCK'nin 53/1. maddesinin uygulanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenle 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesi gereğince, TCK'nin 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarının uygulanmasına ilişkin fıkraların hükümlerden çıkartılması suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2) Sanık hakkında kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) 5237 sayılı TCK.nun 86/1. maddesinde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis
cezası öngörülmüş olması karşısında, sanık hakkında kurulan hükümde temel cezanın hapis cezası yerine, ''1 yıl karşılığı 365 gün adli para cezası'' olarak hatalı tayini,
b) Katılan … hakkında düzenlenen, Denizli Adli Tıp Şubesinin 27.03.2015 tarihli raporunda '' sol el 3. parmak distal falanksta fraktür, hayati fonksiyonlarına etkisi hafif (1.) derecede etkileyeceği'' belirtilmiş olması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 86/1. maddesinden verilen cezanın, TCK'nin 87/3. maddesi uyarınca arttırılmaması,
c) Sanığın, çıkan kavgada kendisinin de katılan tarafından darp edildiği yönündeki beyanlarının, sanığa ait adli muayene raporu ile doğrulanmış olması karşısında; karşılıklı kavga şeklinde gerçekleştiği anlaşılan olayda, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 Karar sayılı kararı ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren içtihatlarında benimsendiği üzere, sanık lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari (1/4) oranında uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
d) 5237 sayılı TCK'nin 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarının kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyet halinde uygulanacağı gözetilmeden yazılı şekilde adli para cezasından kurulan hükümde uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK 326/son maddesi gereğince ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 22.05.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Katılanın darp edildiğine dair anlatımının devlet hastanesi veya adli birimlerce tanzim edilen rapordaki yüzeysel sıyrık gibi bulgularla örtüşmesi halinde bu tespitler delil takdirinde değerlendirilir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2019/12913, K. 2019/21055Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Beraat
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin katılanların beyanları ile alınan adli raporların örtüştüğü, böylece katılanların beyanları ile uyumlu doktor raporlarının varlığı karşısında katılanların beyanlarına itibar edilmesi gerektiğini belirtmesi karşısında sanıklar …, …, …, …, …, … hakkında kasten yaralama suçundan verilen beraat kararlarına ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1)Sanık … hakkında katılan …'a karşı kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Oluşa, tüm dosya kapsamına, katılanın soruşturma aşamasında sanığın kendisini darp ettiğine dair beyanı, beyanını destekleyen Mudurnu İlçe Devlet Hastanesinin 30.07.2014 tarihli raporunda "Hastanın yüzünde, boynunda ve sırtında yüzeyel sıyrıklar mevcut olduğu, gözlem altında kaldığı sürede herhangi bir patoloji gözlenmediği, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir, hayati tehlikesinin bulunmadığı" tespit edilmesine göre sanığın üzerine atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA,
2)Sanık … hakkında katılanlar … ve …'e karşı kasten yaralama suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Oluşa, tüm dosya kapsamına, katılanların soruşturma aşamasında sanığın kendilerini darp ettiğine dair beyanları, beyanlarını destekleyen … yaralanmasıyla ilgili alınan Mudurnu İlçe Devlet Hastanesinin 30.07.2014 tarihli raporunda "Hastanın sağ ve sol kollarında yüzünün sağ tarafında ve alnında yüzeysel sıyrıklar mevcut olduğu, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir, hayati tehlikesinin bulunmadığı'' ve … yaralanmasıyla ilgili alınan Bolu İzzet Baysal Devlet Hastanesinin 16.09.2014 tarihli raporunda ''1,5 ay önce yüzüne darbe almış, burun kanaması olmuş fakat cerrahi müdahale yapılmamış, hastanın yapılan muayenesinde mevcut durumu gözönün de bulundurulduğunda hayati tehlikesinin olmadığı, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir" tespit edilmesine göre sanığın üzerine atılı suçlardan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA,
3)Sanık … hakkında katılanlar … ve …'e karşı kasten yaralama suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Oluşa, tüm dosya kapsamına, katılanların soruşturma aşamasında sanığın kendilerini darp ettiğine dair beyanları, beyanlarını destekleyen … yaralanmasıyla ilgili alınan Bakırköy Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 26.09.2014 tarihli raporunda ''Kafa sağ periorbital bölgede 5-6 cm scalp kesisi olduğu, yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilir, kişinin vucudunda ki kemik kırığı tarif edilmediği" ve …'in yaralanmasıyla ilgili alınan Mudurnu İlçe Devlet Hastanesinin 30.07.2014 tarihli raporunda "Hastanın sağ ve sol kollarında yüzünün sağ tarafında ve alnında yüzeysel sıyrıklar mevcut olduğu, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir, hayati tehlikesinin bulunmadığı'' tespit edilmesine göre sanığın üzerine atılı suçlardan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA,
4)Sanık … hakkında katılan …'a karşı kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Oluşa, tüm dosya kapsamına, katılanın soruşturma aşamasında sanığın kendisini darp ettiğine dair beyanı, beyanını destekleyen Mudurnu İlçe Devlet Hastanesinin 30.07.2014 tarihli raporunda "Hastanın yüzünde, boynunda ve sırtında yüzeyel sıyrıklar mevcut olduğu, gözlem altında kaldığı sürede herhangi bir patoloji gözlenmediği, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir, hayati tehlikesinin bulunmadığı" tespit edilmesine göre sanığın üzerine atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA,
5)Sanık … hakkında katılan …'e karşı kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Oluşa, tüm dosya kapsamına, katılanın soruşturma aşamasında sanığın kendisini darp ettiğine dair beyanı, beyanını destekleyen … yaralanmasıyla ilgili alınan Bolu İzzet Baysal Devlet Hastanesinin 16.09.2014 tarihli raporunda ''1,5 ay önce yüzüne darbe almış, burun kanaması olmuş fakat cerrahi müdahale yapılmamış, hastanın yapılan muayenesinde mevcut durumu gözönün de bulundurulduğunda hayati tehlikesinin olmadığı, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir" tespit edilmesine göre sanığın üzerine atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA,
6)Sanık … hakkında mağdur … ve katılan …'ye karşı kasten yaralama suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Oluşa, tüm dosya kapsamına, mağdurun ve katılanın soruşturma aşamasında sanığın kendilerini darp ettiğine dair beyanları, beyanlarını destekleyen mağdurun yaralanmasına ilişkin alınan Mudurnu İlçe Devlet Hastanesinin 30.07.2014 tarihli raporunda "Hastanın göbek bölgesinde yüzeyel sıyrık ve sağ omuz ağrısı mevcut olduğu, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir, hayati tehlikesinin bulunmadığı" ve katılanın yaralanmasıyla ilgili Mudurnu İlçe Devlet Hastanesinin 30.07.2014 tarihli raporunda "Hastanın hastanın yüzünde, boynunda ve sırtında yüzeyel sıyrıklar ve ağrı mevcut olduğu, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir, hayati tehlikesinin bulunmadığı" tespit edilmesine göre sanığın üzerine atılı suçlardan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 19.11.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Yaralanmanın düşme neticesinde mi yoksa darp neticesinde mi oluştuğu hususunda doktor raporu tanzim ettirilerek olayın oluş şekli ve kişilerin cezai sorumluluğu belirlenebilir.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2011/18992, K. 2015/38206Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 6 – 2009/75024
MAHKEMESİ : Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 25/12/2008
NUMARASI : 2008/124 (E) ve 2008/545 (K)
SUÇ : Yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanıkların, yakınan S.. İ..’ı vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde darp ederek kasten yaralama suçunu da işledikleri, 5237 sayılı TCK'nın 149/2.maddesi uyarınca yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağının anlaşılması karşısında; haklarında 5237 sayılı TCK’nun 86/1 ve 87/3.maddeleri uyarınca zamanaşımı içerisinde Cumhuriyet Başsavcılığınca işlem yapılması olanaklı görülmüştür.
Oluş ve dosya içeriğine göre; yakınanın olay tarihinde gece saat 04.00 sıralarına kadar sanıklarla birlikte eğlendikten sonra, dönüş yoluna koyuldukları ancak yakınandan işlettiği kahvehaneyi zorla devralmak niyetinde olan sanıkların yakınanı evine bırakmak yerine alıkoyarak dağa götürdükleri, burada yakınanı 02.08.2007 tarihli doktor raporunda belirtildiği üzere burnunda ve sağ ayağında kemik kırığı oluşacak şekilde darp ederek aynı günün sabahında kahvehanenin işletmeciliğinin kendilerine devrini sağladıkları, kahvehanenin asıl sahibi olan B.. D..’in kovuşturma aşamasındaki beyanında yakınanla iki yıllık kira sözleşmeleri olduğunu henüz bir yılının dahi dolmadığını aralarında kira nedeniyle bir anlaşmazlık bulunmadığını olay tarihine kadar yakınanın kahvehaneyi devredeceğinden hiç bahsetmediğini belirttiği, olay gecesi darp edilen yakınanın kahvehaneye sanıkların kolunda getirildiği ve darp edildiğinin dışarıdan da rahatça gözlemlenebildiğinin tanık beyanlarınca doğrulandığı, olay tarihinde devriye görevi yapan ve sabaha karşı araç içerisinde sanıklar ile yakınana rastlayan polis memurlarının tanık sıfatıyla alınan beyanlarında özetle sanıklardan Davut ve Yılmaz’ı görevleri gereği tanıdıklarını, olay günü sabaha doğru çeşme başında bir aracın durduğunu fark ettiklerini, yanlarına gittiklerinde, sanıklardan Davut ve Yılmaz’ın ellerini yıkadıklarını ve kendilerini görmeleri üzerine telaşlandıklarını belirttikleri, sanıklar olay gecesi yakınanın tepeden düşerek yaralandığını iddia etmiş iseler de; mahkemece yakınandaki yaralanmanın düşme neticesinde mi darp neticesinde mi olup olmadığının tespiti amacıyla doktor raporu aldırıldığı ve söz konusu rapora göre yakınandaki yaralanmaların daha çok darp neticesinde oluşabileceğinin belirtildiğinin anlaşılması karşısında; sanıkların yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediklerinin kanıtlandığı gözetilerek hükümlülüğü yerine, kanıtların takdirinde yanılgıya düşülerek yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 09.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Darp Raporunun İspat Değeri ve Delil Sınırları
Darp iddiası her türlü delille ispat edilebilir; dolayısıyla olay sonrasında darp raporunun alınmamış olması, darp fiilinin gerçekleşmediği anlamına gelmez.
Ceza yargılamasında katılan hakkında düzenlenen adli raporda yaralanma veya parmakta kırık tespiti bulunsa dahi, katılanın kendi içinde çelişen beyanları, olayın hemen ardından polise darp edilmediğini beyan etmesi ve iddianın başka delillerle desteklenmemesi durumunda yaralanmanın sanık tarafından meydana getirildiği sübut bulmuş sayılmayabilir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2020/9738, K. 2020/12822Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten Yaralama
HÜKÜM : Beraat
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın aşamalarda, kiracısı olan katılanla evi boşaltma konusunda tartıştıklarına, katılana vurmadığına, polislerin ikisine de şikayetçi olup olmadıklarını sorduklarına, şikayetçi olmadıklarını söyledikleri için gittiklerini söyleyerek istikrarlı inkar içeren savunmada bulunması, katılanın polisler gelmeden önce sanığın kendisini darp ederken …'nin sanığı tuttuğuna ilişkin beyanı üzerine dinlenen tanık …'nin tarafların tartıştıklarına ama sanığın katılana vurduğunu görmediğine dair beyanı, 21.12.2015 tarihli saat:12:15'te olayla ilgili tutulan ilk tutanakta, taraflarda darp cebir izinin olmadığının ve tarafların şikayetçi olmadığının tespitlenmesi, katılanın sanığın kendisini darp ettiği için çağırdığını söylediği tutanak mümzilerinin ifadelerinde özetle; katılana sorduklarında darp cebir olmadığını kendilerine söylediğine, sanığın katılana darp eylemini görmediklerine, anons üzerine hacı uğurlamasına tedbir için gittiklerine, sanığın 10 dakika sonra hacı uğurlamasına geldiğine, saat 18:00 civarında katılanın karakola şikayeti üzerine kendisine neden darp cebir var mı sorusuna yok dediğini sorduklarında onlar gittikten sonra ayağının şiştiğini söylediğine dair beyanları, katılanın soruşturmada sanığın iteklemesi üzerine yere düştüğüne, yerde yatarken kendisine tekme ile vurduğuna, elleriyle boğazına sarılarak boğazını sıktığına dair beyanları, yargılamada sanığın kendisini silkelediğine, yere düşerken sol ayağının iki parmağının kırıldığına, sıcaklığı ile farketmediğine, sanığın yerdeyken tekme ile vurduğuna, sanığın kendisini darp edince polisleri çağırdığına, polisler sorunca darp cebir izi olmadığını söylemiş ise de olayın sıcaklığı ile parmaklarının kırıldığını anlamadığına dair beyanlarına rağmen katılanın adli raporunda sol ayak 1. ve 2. parmakta fraktür bulgusu mevcut olup boğazında herhangi bir yaralanmasının bulunmayışı ve darp edildiği için polis çağıran kişinin yaralanma bulgusu henüz meydana gelmemiş olsa bile kendisine yönelik bir saldırı olup olmadığını soran polis memuruna hayatın olağan akışında bu durumu söylemesinin uygun düşeceği düşünüldüğünde katılanın kendi içinde çelişen ve diğer delillerle de desteklenmeyen beyanı ile yaralanma bulgusunun, sanık tarafından meydana getirildiğinin sübut bulmadığı düşünülmekle tebliğnamenin bozma istemli görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılanın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün ONANMASINA, 06.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Aile Hukuku ve Koruma Tedbirlerinde Darp Raporu
6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir kararlarında delil aranmayacağına ilişkin kural koruyucu tedbirlere özgü olup müşterek konutun tahsisi gibi önleyici tedbir kararlarına hükmedilebilmesi için delil gösterilmesi zorunludur ve darp raporu bu aşamada delil niteliği taşır.
Boşanma davasında dayanılan darp raporunun dava tarihinden aylar öncesine ait olması, olay sonrasında evlilik birliğinin sürdürülmüş bulunması ve darp izinin eş tarafından meydana getirildiğinin başkaca delillerle kanıtlanamaması durumunda fiziksel şiddet vakıasının affedildiği veya hoşgörü ile karşılandığı kabul edilerek kusur yüklemesi yapılamaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/5403, K. 2022/6977Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından kusur belirlemesi, nafakaların miktarı ve tazminatların reddi yönünden; davalı erkek tarafından ise katılma yoluyla kusur belirlemesi, manevi tazminat talebinin reddi ve vekâlet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı erkeğin tüm, davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı (TMK m. 166/1) olarak açılan boşanma davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda, erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle boşanma davasının kabulüne ve ferilerine karar verilmiştir. Hükme karşı, davacı kadın tarafından nafakaların ve manevi tazminatın miktarı yönünden; davalı erkek tarafından ise kusur belirlemesi, nafakalar, tazminatlar vekalet ücreti yönünden istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, istinaf incelemesini yapan bölge adliye mahkemesince, kadın tanıklarının şiddete ilişkin görgülerinin 4-5 yıl öncesine ait olup kadının 2017 yılının başında müşterek konuta geri döndüğü, kadının geçmiş olayları affettiği en azından hoşgörü ile karşıladığı, erkeğin kadını aşağıladığına ilişkin tanık beyanlarının somut olaya dayanmadığı, genel ve soyut nitelikte olduğu, hakaret ve sövmeye ilişkin tanık beyanının bulunmadığı, bu durumda erkeğe, hakaret, sövme, fiziksel şiddet kusurlarının yüklenmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bu kusurların erkekten çıkarılmasına, darp raporuna göre erkeğin omuzunda ısırık izi olduğu, kadın tarafından ısırıldığı, kadının birlik görevlerini yerine getirmediği, bu durumda tarafların eşit kusurlu olduğuna ve kadının maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca yukarıda sınırlandırıldığı şekilde temyiz edilmiştir. Bölge adliye mahkemesince davacı kadına birlik görevlerini yerine getirmediği vakıası kusur olarak yüklenmişse de, bu konudaki tanık beyanları davalı erkekten duyuma dayalı, sebep ve saiki açıklanmayan, inandırıcı olmaktan uzak, soyut izahlardan ibaret ibaret olduğu, kadına yüklenen fiziksel şiddet vakıasına ilişkin darp raporu tarihinin davacı kadının açtığı boşanma davası tarihinden yaklaşık 5 ay öncesine ait olduğu ve evlilik birliğinin bu olaydan sonra devam ettiği, bu eylemin davalı erkek tarafından af edildiği, en azından hoşgörü ile karşılandığı, kaldı ki kadın tarafından bu vakıanın inkar edildiği gibi darp izinin kadın tarafından gerçekleştirildiğinin dosyadaki başkaca delillerle de desteklenmediği, bu konudaki tanık beyanının da davalı erkekten duyuma dayalı olduğu ve fiziksel şiddet vakıasının ispatlanamadığı, bu itibarla da kadına kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. Davacı kadının bir kusuru ispatlanamamıştır. Evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda, evi ve eşi ile ilgilenmeyerek psikolojik ve ekonomik şiddet uygulayan davalı erkek tam kusurludur. Hal böyleyken, tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların, kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde mahkemece, tarafların, sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4, TBK m. 50. 51) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddî (TMK 174/1) ve manevî (TMK 174/2) tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın …'e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 397.80 TL temyiz başvuru harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Ayfer'e geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi. 13.09.2022 (Salı)
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 174/1 uyarınca, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat talep edebilir; m. 174/2 gereğince ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf manevi tazminat isteyebilir. Bu doğrultuda evlilik birliğinin sarsılmasında ağır ya da eşit kusurlu bulunmayan ve diğer eşin maddi desteğini yitiren taraf lehine hakkaniyet kuralları gereğince tazminata karar verilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
174- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz
veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat
isteyebilir.
Boşanmaya
sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan
diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini
isteyebilir.
2.
Yoksulluk nafakası
İş Yerinde Darp ve Haklı Fesih
İş yerinde müşteri tarafından darp edilen ve elinde darp raporu bulunan işçinin, işverenin işçiyi gözetim borcunu yerine getirmemesi sebebiyle istifa etmesi haklı fesih kapsamında değerlendirilir. Bu durumda iş sözleşmesini haklı nedenle fesheden işçi kıdem tazminatına hak kazanırken, sözleşmeyi kendisi feshettiği için ihbar tazminatı talep edemez.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2016/25456, K. 2016/20998Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, davalı iş yerinde erkek reyon bölümünde yönetici olarak çalıştığını, 19.02.2013 tarihinde iş yerinde çalışırken iki müşteri tarafından darp edildiğini ve rapor aldığını, yaşadığı olay nedeniyle ilk başta işverenin yanında durup şikayetçi olmasını söylese de daha sonraları şikayetçi olmamasını aksi takdirde mağazanın imajının zedeleneceğini söylediğini bunun üzerine şikayetçi olacağını söylediğinde dışlandığını ve 28.02.2013 tarihinde iş akdinin haksız nedenle feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve yıllık izin ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacının iş sözleşmesinin kendi istifası nedeni ile son bulduğunu, işten ayrılırken tüm alacaklar yönünden işvereni ibra ettiğini, istifasının hemen ardından başka bir iş yerinde işe başladığını ve ödenmeyen ücret alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre iş yerinde uzun zamandır çalışan davacının istifa ederek iş akdini feshetmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının iş yerinde meydana gelen tartışma nedeni ile fiziken ve psikolojik olarak yıprandığı, davacı tanık beyanlarında belirtildiği gibi YKM adının lekelenmemesi için davacının yaptığı şikayetten vazgeçmesi yolunda davacıya baskı yapıldığı ve davacıdan zorla istifa dilekçesi alındığı gerekçesiyle fazla mesai ücret talebinin reddi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacı işçinin iş akdinin feshi konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda, davacı iş yerinde 19.02.2013 tarihinde iki müşteri tarafından darp edildiğini iddia etmiş olup dosya içerisinde yer alan aynı tarihli darp raporuna göre davacının bir başka kişi tarafından darp, vurulma, tepilme, bükülme, ısırılma veya tırmalanmaya maruz kaldığı ve göz altında ödem ile kemiklerde deformasyon olması nedeni ile 2 gün istirahat verildiği görülmüştür. Davacı tarafından yazısı ve imzası inkar edilmeyen 28.02.2013 tarihli istifa dilekçesinde davacı "21.01.2005 tarihinde başladığım görevime 28.02.2013 tarihinde istifa ederek ayrılıyorum. İstifamın kabulü arz ederim." beyanında bulunmuştur. Davacı tanıkları … ve … iş akdinin kim tarafından sonlandırıldığını bilmediklerini, duyuma dayalı bilgilerine göre davacının bir müşteri ile yaşanan olay nedeni ile darp edildiğini, işverenin önce şikayetçi olmasını sonrasında ise şikayetten vazgeçmesi hususunda davacıya baskı yaptığını beyan etmişler, davalı tanıkları ise iş yerinde yaşan darp olayından sonra davacının izne ayrıldığını, izin dönüşü kendisinin istifa dilekçesi yazarak iş akdini sonlandırdığını beyan etmişlerdir. Dosya içeriğine göre davacının darp edildiğine ilişkin rapor bulunması ve davalı tanık beyanlarınca da darp edildiği hususunun beyan edilmesi karşısında davacının müşteri tarafından darp edildiğinin sabit olduğu ve bu olay nedeni ile işverenin işçiyi gözetim borcunu yerine getirmediğinden işçinin istifa dilekçesi yazarak iş akdini haklı nedenle kendisinin feshettiği anlaşıldığından mahkemece kıdem tazminatı talebinin kabulü doğru ise de ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile ihbar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir.
O halde davalı vekilin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 12/12/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Darp raporu almak için belirli bir hak düşürücü süre var mıdır?
Mevzuatta darp raporu düzenlenmesi için bağlayıcı bir süre öngörülmemiştir; ancak izlerin kaybolmaması, tıbbi tespitin yapılabilmesi ve şikayet ile dava zamanaşımı sürelerinin geçirilmemesi adına olayın hemen ardından gecikmeksizin sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Darp raporu bulunmaması durumunda şiddet iddiası ileri sürülebilir mi?
Darp iddiası her türlü delille ispatlanabilir; bu nedenle darp raporunun alınmamış olması darp eyleminin gerçekleşmediğini göstermez, tanık beyanları ve sair delillerle iddia kanıtlanabilir.
Özel hastanelerden darp raporu temin edilebilir mi?
Fiziksel şiddete maruz kalan kişi, doğrudan devlet hastanesine gidebileceği gibi özel hastanelere de başvurarak darp muayenesinin yapılmasını ve rapor tanzim edilmesini talep edebilir.
Darp raporunda kemik kırığı saptanması cezayı nasıl etkiler?
Muayene neticesinde mağdurda kemik kırığı tespit edilmesi halinde, kasten yaralama suçunun temel cezası 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 87/3 hükmü doğrultusunda artırılır.
Mağdurun beden muayenesinde hâkim kararı şart mıdır?
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 76/2 gereğince, mağdurun rızasının bulunması halinde beden muayenesi veya biyolojik örnek alınması için hâkim ya da savcı kararı aranmaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

