CMK Madde 75 Beden Muayenesi ve Vücuttan Örnek Alınması

by Avukat Erdal Ersoy
CMK Madde 75 Beden Muayenesi ve Vücuttan Örnek Alınması

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 75. maddesi kapsamında, suç delillerine ulaşılması amacıyla şüpheli veya sanığın iç beden muayenesine tabi tutulması ya da kişiden kan, benzeri biyolojik materyaller ile saç, tükürük ve tırnak örnekleri alınması kural olarak hâkim veya mahkemenin yetkisindedir. İlgili karar talep üzerine ya da re'sen verilebilir; gecikmesinde sakınca bulunan koşullarda ise Cumhuriyet savcısının karar alma yetkisi tanınmıştır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 75Kaynağı aç
Madde 75 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/2 md.)
(1) Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç
beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik
örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet
savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde
sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir.
Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin
onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir.
Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.
(2) İç beden muayenesi yapılabilmesi
veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler alınabilmesi için
müdahalenin, kişinin sağlığına zarar verme tehlikesinin bulunmaması gerekir.
(3) İç beden muayenesi veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler
alınması, ancak tabip veya sağlık mesleği mensubu diğer bir kişi tarafından
yapılabilir.
(4) Cinsel organlar veya anüs
bölgesinde yapılan muayene de iç beden muayenesi sayılır.
(5) Üst sınırı iki yıldan daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda,
kişi üzerinde iç beden muayenesi yapılamaz; kişiden kan veya benzeri biyolojik
örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınamaz.
(6) Bu madde gereğince alınacak hâkim veya mahkeme kararlarına itiraz
edilebilir.
(7) Özel kanunlardaki alkol muayenesine ve kan örneği alınmasına ilişkin
hükümler saklıdır.
Diğer kişilerin beden muayenesi ve vücuttan örnek alınması[8]
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2024/12954, K. 2024/8522Kaynağı aç
8. Ceza Dairesi         2024/12954 E.  ,  2024/8522 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1179 E., 2023/1032 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 21.02.2022 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanunu’nun 191 inci maddesinin birinci fıkrası,58 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Samsun 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.05.2022 tarihli ve 2022/160 Esas, 2022/390 Karar sayılı kararı ile sanığın beraatine karar verilmiştir.
C. Kararın Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi ile Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 12.04.2023 tarihli ve 2022/1179 Esas, 2023/1032 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesinin beraat hükmü kaldırılarak, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile 62 nci maddesi, 58 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilmiştir.
D. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanğın temyiz sebepleri özetle; amcasının oğlunun kendisine tuzak kurarak alkol alırken içerisine uyuşturucu madde kattığından mahkumiyet kararını temyiz ettiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, ihbar üzerine yapılan ev aramasında yakalanan şahsın uyuşturucu maddelerin sanığa ait olduğunu söylemesi üzerine, sanıktan alınan örnekten uyuşturucu madde tespit edilmesi ile sanığın uyuşturucu madde kullanma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mesai saatlerinde yapılacak arama ve şüphelinin vücudundan örnek alma işlemlerinin asıl olarak sulh ceza hakimliğinin kararı ile yapılması gerektiği (CMK 119 ve CMK 75), dosyada bu işlemlerin, dolaysıyla sanıktan idrar alma işleminin gecikmesinde sakınca bulunduğu hal iddiasıyla Cumhuriyet savcısı kararı ile yapıldığı, Cumhuriyet savcısının bu talimatı kolluk ile yapılan telefon görüşmesinde verdiğinin anlaşıldığı ancak idrar alım işlemi saat11:00 olmasına rağmen Cumhuriyet savcısı ile görüşme saatinin 12:45 olduğu, yine mesai saatlerinde yapılan bu işlemle ilgili neden gecikmesinde sakınca bulunduğuna dair bir açıklama olmadığı, sonuç olarak CMK'nın 75. maddesi kapsamında usulsüz olarak yapılan idrar alım işleminden elde edilen delilin hükme esas alınamayacağı, bu kapsamda sanığın da uyuşturucu madde kullandığını beyan etmesinin yeterli olmayacağı dikkate alınarak beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Cumhuriyet savcısının sanık aleyhine istinafı üzerine ilk derece mahkemesince beraat kararının kaldırılarak; gecikmesinde sakınca bulunan halin varlığının somut olayın özelliklerine göre tayin ve taktirinin gerektiği, sulh ceza hâkimliklerinin mesai saatleri dışında ve hafta sonları nöbet esaslarına göre görevlerine devam ettikleri hususu dikkate alındığında, gecikmesinde sakınca bulunan hal kavramının sırf hafta sonu ve mesai saatleri dışında kalan zaman dilimiyle sınırlandırılmasının doğru bir çıkarım olmayacağı, CMK'nın 75/1 maddesinde belirtilen "Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine, Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz" şeklindeki düzenleme ile olayın oluş şekli ve suçun niteliğine göre kan ve idrardaki uyuşturucu madde miktarının geçecek süre içerisinde azalacağı, sanık hakkında kan ve idrar tahlilinin alınmasında delillerin kaybolması ihtimalinin her zaman bulunduğu, bu nedenle sanık hakkında Cumhuriyet Savcısının gecikmesinde sakınca hal olarak vermiş olduğu kan ve idrar tahlilinin alınması yönündeki talimatında herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, ayrıca Cumhuriyet Savcısı tarafından verilen kararın yasada belirtilen süre içerisinde hakim onayına sunulduğu ve Sulh Ceza Hakimliği tarafından da onaylanmasına karar verildiği, bu şekilde sanığın uyuşturucu madde ticareti suçundan yürütülen soruşturma sırasında yaptırılan kan/idrar tahlil sonuçlarına göre uyuşturucu madde kullandığının tespit edilmesi üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğinin dosya kapsamında mevcut tüm delillerle sabit olduğu anlaşılmakla sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna yönelik olarak yapılan çalışmalarda, sanığın 19.01.2022 tarihinde saat 00:55'te yapılan teşhis işlemi ile teşhis edildiği olayla ilgili sanık hakkında aynı gün sabah saat 09:00 da arama kararı verildiği, yine aynı gün saat 11:06'da sanığın idrar tahlili için idrarının alındığı bilahere, arama ve idrar alım işlemlerinin gecikmesinde sakınca bulunduğu hal iddiasıyla Cumhuriyet savcısından karar alındığı ancak Cumhuriyet savcısı ile kolluk arasındaki görüşme tutanağının aynı gün saat 12:45 saatinde yapıldığı anlaşılan olayda; 5271 sayılı Kanun'un 75 inci maddesi uyarınca sanığın vücudundan örnek alınmasına dair Cumhuriyet savcısının kararının, sanıktan örnek alındıktan yaklaşık bir saat kırk beş dakika sonra verilmiş olması hukuka uygun olmayan delil niteliğinde olduğundan tahlil sonucunun 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükme esas alınamayacağı dikkate alınarak, mahkûmiyetine yeterli başkaca da delil bulunmayan sanığın beraati yerine atılı suçu işlediği sabit kabul edilerek mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Kabule göre de;
İddianame içeriğinde, sanık hakkında daha önce işlediği aynı suçtan dolayı açılan kamu davasının olduğundan bahisle,19.01.2022 tarihli inceleme konusu eylemi nedeniyle doğrudan kamu davası açıldığının belirtildiği ancak, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) sorgulamasında sanık hakkında, daha önce verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği, tebliği ya da kesinleşme tarihine ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmediği, bu evrakın incelenen dosya arasında bulunmadığı ya da kamu davasının ertelenmesi kararına ilişkin inceleme tutanağının da dosya arasında yer almadığı anlaşılmakla,
Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 6545 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının ihlali üzerine açılan kamu davasında verilen hüküm, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava açma koşulunun oluşup oluşmadığı yönünden yapılacak değerlendirmede inceleme konusu davada verilecek kararı da etkileyeceğinden, söz konusu dosyanın/dosyaların aslı veya onaylı örneğinin getirtilip denetime imkan verecek şekilde dosya içine konulup, incelenen 19.01.2022 tarihli eylemi yönünden 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası gereği doğrudan dava açma koşulunun bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 12.04.2023 tarihli ve 2022/1179 Esas, 2023/1032 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîre Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2024 tarihinde karar verildi.

Karar Yetkisi ve Onay Usulü

Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının verdiği karar, yirmi dört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmi dört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2024/12954 Esas ve 2024/8522 Karar sayılı ilamında, sanığın vücudundan örnek alınmasına ilişkin Cumhuriyet savcısı kararının, örnek alma işlemi fiilen yapıldıktan sonra verilmiş olması hâlinde hukuka aykırılık oluştuğu ve bu suretle elde edilen tahlil sonucunun Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 217. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükme esas alınamayacağı değerlendirilmiştir.

Müdahalenin Sağlık ve Meslek Koşulları

Şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi uygulanabilmesi veya kan ya da benzeri biyolojik örneklerin alınabilmesi, yapılacak tıbbi müdahalenin kişinin sıhhatine zarar verme tehlikesi taşımaması şartına bağlıdır.

Söz konusu iç beden muayenesi ile kan ve benzeri biyolojik materyallerin alınması işlemlerinin yalnızca hekim veya sağlık mesleği mensubu olan yetkili şahıslar marifetiyle icra edilmesi zorunludur.

Beden Muayenesinin Kapsamı ve Vücut Bölgeleri

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 75. maddesinin dördüncü fıkrasına göre cinsel organlar veya anüs bölgesinde yapılan muayene de iç beden muayenesi sayılır. Madde gerekçesinde ise ağız, burun veya kulak gibi vücut boşluklarında yapılan muayenenin iç beden muayenesi olarak kabul edilemeyeceği ve dış beden muayenesi için ayrı bir yargı kararına gerek bulunmaksızın soruşturma ve kovuşturma makamlarınca bu işlemin yapılabileceği ifade edilmiştir.

İlgili kanun gerekçesinde; vücuttan örnek temini ve iç muayenenin yalnızca isnat edilen fiile ilişkin ispat vasıtası elde etme gayesiyle yürütülebileceği, veri tabanı kurma ya da bilimsel amaçlarla uygulanamayacağı ve şüphelinin müdafi huzurunda rıza bildirmesi durumunda ilave bir yargı kararı aranmayacağı açıklanmıştır.

Ceza Üst Sınırı Engeli

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 75. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, kanunda öngörülen cezasının tavanı iki seneden az hapis cezasını gerektiren suç tiplerinde iç beden muayenesi uygulanamaz; failden kan, biyolojik örnek, saç, tükürük veya tırnak benzeri inceleme materyalleri temin edilemez.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2014/1869, K. 2014/1563Kaynağı aç
10. Ceza Dairesi         2014/1869 E.  ,  2014/1563 K.
"İçtihat Metni"
Esas No : 2014/1869
Karar No : 2014/1563
Tebliğname No : K.Y.B./ 2014/35615
Yüksek Adalet Bakanlığı'nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan şüpheli Ç.. Ş.. hakkında İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 02.01.2014 tarihli ve 2013/659 değişik iş sayılı itirazın reddi kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca dava dosyasının 31.01.2014 tarihli ihbar yazısı ekinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İncelenen dosyadan;
a) Şüpheli Ç.. Ş.. hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sırasında, Cumhuriyet savcısının 20.12.2013 tarihinde 2013/118988 soruşturma sayılı yazı ile, atılı suça ilişkin delil elde edebilmek amacıyla şüpheliden gerekli kan ve idrar örneklerinin alınmasına karar verilmesini talep etmesi üzerine, İzmir 14. Sulh Ceza Mahkemesi'nce 20.12.2013 tarihinde 2013/747 değişik iş sayı ile “şüpheliye isnat olunan suçun cezasının üst sınırının 2 yıl olduğu, CMK'nın 75/5 maddesi gereğince üst sınırı 2 yıldan daha az hapis cezası gerektiren suçlarda iç beden muayenesinin yapılamayacağı, kişiden kan veya biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örneklerin alınamayacağının belirtilmesi karşısında koşulları oluşmadığı” gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği,
b) Cumhuriyet savcısının bu karara yönelik itirazının, İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nce 02.01.2014 tarihinde 2013/659 değişik iş sayı ile reddedildiği
Anlaşılmıştır.
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, «Dosya kapsamına göre; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek veya Bulundurmak" başlıklı 191/1. maddesinde yer alan, "Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Şüpheli veya Sanığın Beden Muayenesi ve Vücudundan Örnek Alınması" başlıklı 75/5. maddesinde yer alan “Üst sınırı iki yıldan daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda, kişi üzerinde iç beden muayenesi yapılamaz; kişiden kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınamaz.” şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında, şüphelilerin üzerlerine atılı eylemin üst sınırının iki yıldan daha az hapis cezasını gerektiren suç olmayıp, iki yıla kadar hapis cezası gerektirmesi karşısında, şüphelinin kan ve idrar örneklerinin alınabileceği cihetle, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.» denilerek, İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 02.01.2014 tarihli kararının bozulması istenmiştir.
Kanun yararına bozma isteği yerinde görüldüğünden; İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 02.01.2014 tarihli ve 2013/659 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA; aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için, dosyanın adı geçen Mahkemeye iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 10.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2012/20312 Esas, 2013/63 Karar ve 2014/1869 Esas, 2014/1563 Karar sayılı kararlarında, kanundaki üst sınırı iki yıldan daha az hapis cezasını gerektiren suçlar ifadesinin, üst sınırı tam iki yıl hapis cezası olan eylemleri kapsamadığı ve üst sınırı iki yıla kadar hapis cezasını gerektiren suçlarda örnek alınabileceği belirtilmiştir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2012/20312, K. 2013/63Kaynağı aç
10. Ceza Dairesi         2012/20312 E.  ,  2013/63 K.ŞÜPHELİ VEYA SANIĞIN BEDEN MUAYENESİ VE VÜCUDUNDAN ÖRNEK ALINMASI KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU BULUNDURMAK ŞÜPHELİDEN KAN ÖRNEĞİ ALINMASI CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 75TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 191
"İçtihat Metni"
YARGITAY KARARI
Yüksek Adalet Bakanlığı'nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan şüpheliler H.. K.. ve E.. K.. hakkında KAYNARCA Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 09.05.2012 tarihli ve 2012/12 değişik iş sayılı itirazın reddi kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca dava dosyasının 31.07.2012 tarihli ihbar yazısı ekinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Şüpheliler H.. K.. ve E.. K.. hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sırasında, Cumhuriyet savcısının 03.05.2012 tarihinde 2012/161 soruşturma sayılı yazı ile, atılı suça ilişkin delil elde edebilmek amacıyla şüphelilerin vücudundan 5271 sayılı CMK'nın 75. maddesi gereğince kan örneklerinin alınmasına karar verilmesini talep etmesi üzerine, Kaynarca Sulh Ceza Mahkemesi'nce 07.05.2012 tarihinde 2012/50 değişik iş sayı ile “şüphelilere atılı suçun cezasının üst sınırının 2 yıl olduğu, CMK'nın 75/5 maddesinde üst sınırı 2 yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda kan örneğinin alınamayacağının belirtildiği” gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği, Cumhuriyet savcısının bu karara yönelik itirazının Kaynarca Asliye Ceza Mahkemesi'nce 09.05.2012 tarihinde 2012/12 değişik iş sayı ile reddedildiği anlaşılmıştır.
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, «Dosya kapsamına göre; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek veya Bulundurmak" başlıklı 191/1. maddesinde yer alan, "Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Şüpheli veya Sanığın Beden Muayenesi ve Vücudundan Örnek Alınması" başlıklı 75/5. maddesinde yer alan "Üst sınırı iki yıldan daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda, kişi üzerinde iç beden muayenesi yapılamaz; kişiden kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınamaz."şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında, şüphelilerin üzerlerine atılı eylemin üst sınırının iki yıldan daha az hapis cezasını gerektiren suç olmayıp, iki yıla kadar hapis cezası gerektirmesi karşısında, şüphelilerin kan örneklerinin alınabileceği cihetle, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.» denilerek, Kaynarca Asliye Ceza Mahkemesi'nin 09.05.2012 tarihli kararının bozulması istenmiştir.
Kanun yararına bozma talebine dayanan ihbar yazısında ileri sürülen düşünce yerinde olduğundan; Kaynarca Asliye Ceza Mahkemesi'nin 09.05.2012 tarihli ve 2012/12 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA; aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için, dosyanın adı geçen Mahkemeye iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 07.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Moleküler Genetik İnceleme ve Yargıtay Uygulaması

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 78. maddesi gereğince, kanuna uygun elde edilen numuneler üzerinde soybağının ya da biyolojik bulgunun taraflara aidiyetinin saptanması için zorunluluk bulunması durumunda moleküler genetik tahliller yapılabilir; bunun haricindeki amaçlarla inceleme yapılması kanunen yasaklanmıştır. Ayrıca bu işlemler sahipsiz beden parçalarına da uygulanabilir. Kanunun 79. maddesi gereğince moleküler genetik incelemeye yalnızca hâkim tarafından karar verilebilir ve kararda görevli bilirkişi açıkça belirtilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 78Kaynağı aç
Madde 78 – (1) 75 ve 76 ncı maddelerde öngörülen işlemlerle
elde edilen örnekler üzerinde, soybağının veya elde edilen bulgunun şüpheli
veya sanığa ya da mağdura ait olup olmadığının tespiti için zorunlu olması
hâlinde moleküler genetik incelemeler yapılabilir. Alınan örnekler üzerinde bu
amaçlar dışında tespitler yapılmasına yönelik incelemeler yasaktır.
(2) Birinci fıkra uyarınca yapılabilen incelemeler, bulunan ve kime ait
olduğu belli olmayan beden parçaları üzerinde de yapılabilir. Birinci fıkranın
ikinci cümlesi, bu hâlde de uygulanır.
Hâkimin kararı ve inceleme yapılması
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 79Kaynağı aç
Madde 79 – (1) 78 inci madde uyarınca moleküler genetik
incelemeler yapılmasına sadece hâkim karar verebilir. Kararda inceleme ile
görevlendirilen bilirkişi de gösterilir.
(2) Yapılacak incelemeler için resmen
atanan veya bilirkişilikle yükümlü olan ya da soruşturma veya kovuşturmayı
yürüten makama mensup olmayan veya bu makamın soruşturma veya kovuşturmayı
yürüten dairesinden teşkilât yapısı itibarıyla ve objektif olarak ayrı bir
birimine mensup olan görevliler, bilirkişi olarak görevlendirilebilirler. Bu
kişiler, teknik ve teşkilât bakımından uygun tedbirlerle yasak moleküler
genetik incelemelerin yapılmasını ve yetkisiz üçüncü kişilerin bilgi edinmesini
önlemekle yükümlüdürler. İncelenecek bulgu, bilirkişiye ilgilinin adı ve
soyadı, adresi, doğum tarihi bildirilmeksizin verilir.
Genetik inceleme sonuçlarının gizliliği

Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2021/4403 Esas ve 2021/20104 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2022/4805 Esas ve 2022/6791 Karar sayılı ilamında, olay yerinde ele geçirilen biyolojik materyallerin şüpheliye ait olup olmadığının teyidi bakımından sanıktan usulünce örnek alınıp mukayeseli genetik inceleme yaptırılmadan hüküm kurulması eksik inceleme sayılmıştır. Benzer şekilde olay yerinde suçta kullanılan eşyalardan elde edilecek materyallerle sanıktan alınacak örnekler arasında mukayese yapılması gerekliliği aranmaktadır.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2022/4805, K. 2022/6791Kaynağı aç
10. Ceza Dairesi         2022/4805 E.  ,  2022/6791 K.
"İçtihat Metni"
Mahkeme : ÖDEMİŞ 1. Ağır Ceza Mahkemesi
Suçlar : 1-) Uyuşturucu madde ticareti yapma
2-) Kenevir ekme
Hüküm : Mahkûmiyet
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma ve kenevir ekme suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde;
6545 sayılı Kanun ile 2313 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik de gözetilerek yapılan incelemede;
Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde kurulan hükümlerin incelenmesinde;
1-) 06.05.2013 tarihli muhbir görüşme tutanağı, arama ve el koyma tutanağı, suç tarihinden sonra kolluk tarafından bilgi sahibi sıfatıyla dinlenen … ve şüpheli sıfatıyla dinlenen Kamil Hoşbak’ın beyanları uyarınca temyiz dışı sanıklar … ile … tarafından kullanılan … ili, … ilçesi, … köyünde yer alan tarlalarda dikili vaziyette 6754 kök kenevir ile kurumaya bırakılmış 22 kilo hint kenevirinin ele geçirildiği ve temyiz dışı bir kısım sanıklarla birlikte sanık hakkında da uyuşturucu madde ticareti yapma ve kenevir ekme suçlarından dava açıldığı olayda;
Sanığın tüm aşamalarda ısrarla suça konu uyuşturucu maddelerin kendisine ait olmadığına, kenevirlerin kendisi tarafından yetiştirilmediğine ve suça konu uyuşturucuların yakalandığı tarlalarda çalışmadığına yönelik savunmaları karşısında;
Dosya içerisinde yer alan 10.05.2013 tarihli basit kroki uyarınca olay yerinden elde edildiği anlaşılan gömlek, iki adet şapka, sigara izmaritleri, bir çift eldiven ve yeşil renkli tişörtün sanığa ait olup olmadığının belirlenmesi ve gerektiğinde sanıktan alınacak kan, doku ya da benzeri örneklerle CMK. 75 ve 78. maddeleri uyarınca mukayeseli olarak moleküler genetik inceleme yaptırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
2-) (1) nolu bozma bendi uyarınca mahkemece daha önce dinlenmeyen …’ün tanık sıfatıyla dinlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA, 25.05.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2021/4403, K. 2021/20104Kaynağı aç
6. Ceza Dairesi         2021/4403 E.  ,  2021/20104 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli hırsızlık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Mahkemece sanıkların kimlik tespitinde kabulü yapılan … Kriminal Polis Laboratuvarının 09/05/2014 tarih ve BYL-14-05219 sayılı raporuna göre; suç konusu aracın yanında bulunan yeşil renkli kesik hortum parçalarında yapılan inceleme ile "Bu parçalardan alınan örneklerin birbirleri ile uyumlu erkek genotipik özellikte olduklarına, bu genotipler ile daha evvel … isimli bir şahsın darp edilmesine ilişkin hazırlanan 02/04/2008 tarih ve BLY-08-01898 sayılı raporda belirtilen 7 ve 8 numaralı izmaritler üzerine bulaşmış tükürük örneklerinin genotip olarak uyumlu olduğunun bildirildiği ancak dosyaya gelen yazılarda parmak izi işlemine ilişkin raporun olduğu, birden fazla (5 kişi) sanığı olan bu dosyadaki genotip özelliklerinin kime ait olduğunun bildirilmediği, … Cumhuriyet Başsavcılığının bu konudaki 11/08/2014 tarihli yazısına da bu konuda cevap verilmediği, daha evvel olan … isimli bir şahsın darp edilmesine ilişkin olaydaki 7 ve 8 numaralı izmaritler üzerine bulaşmış tükürük örneklerinin genotip özeliklerin kimlere ait olduğu belirtilmesi gerekirken bundan imtina ile;
Sanıkların kimliklerinin belli olması nedeniyle CMK 75 vd.maddeler uyarınca moleküler incelemeye elverişli materyaller aldırılarak, olay yerinde yeşil renkli kesik hortum parçalarında tespit edilen materyallerin karşılaştırılması ve sonucuna göre şahısların kimliğinin teyidi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Müşteki …'ın hazırlık aşamasında alınan ifadesinde; 16/04/2014 günü saat 24:00 sıralarında çalışmış olduğu … Su Ürünleri Pazarlama ve Ticaret A.Ş. isimli işyerine ait …plaka sayılı kapalı kasa kamyoneti evinin önüne park ettiği ertesi gün saat 11:30 sıralarında kamyonetin yanına geldiğinde aracının mazot deposunun kapağının parçalandığını ve 50 litre mazotun çalındığını tespit ettiğini söylediği, sanık …’ın aşamalarda atılı suçu inkar ettiği, diğer sanık …’nun suçu ikrar ettiği ancak suç saati ile ilgili beyanda bulunmadığının anlaşılması karşısında; eylemin gece ya da gündüz vaktine rastlayan zaman dilimlerinden hangisinde işlendiği duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilip, sonucuna göre hırsızlık suçundan dolayı TCK'nın 143. maddesinin uygulanıp uygulanamayacağının belirlenmesi gerekirken, eylemin gece işlendiğine dair bilgiye nasıl ulaşıldığı karar yerinde denetime olanak sağlayacak şekilde açıklanmadan, hırsızlık suçundan dolayı TCK'nın 143. maddesindeki artırım hükmünün uygulanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 22/12/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2018/786 Esas, 2018/4486 Karar sayılı ilamında, uyuşturucu madde kullanımının zaman geçtikçe tespit edilememesi ihtimali gecikmesinde sakınca bulunan hâl kapsamında değerlendirilmiştir. Uyuşturucu veya uyarıcı madde analizi amacıyla sanıktan usulünce biyolojik örnek alınmadan ya da olay yerindeki izmarit gibi delillerle mukayese yapılmadan karar verilmesi eksik araştırma olarak kabul edilmektedir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2018/786, K. 2018/4486Kaynağı aç
10. Ceza Dairesi         2018/786 E.  ,  2018/4486 K.
"İçtihat Metni"
Adalet Bakanlığı'nın, 06/03/2018 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan şüpheliler … ve … haklarında yürütülen soruşturma sırasında, Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı'nca gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında verilen arama kararı üzerine şüphelilerin içerisinde bulunduğu araçtan elde edilen suç delillerine el konulması işlemi ile yine Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen şüphelilerden kan veya idrar örneği alınmasına dair kararın onaylanması taleplerinin ayrı ayrı reddine dair Elazığ 1. Sulh Ceza Hakimliği’nin 14/06/2017 tarihli ve 2017/1433 değişik iş sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 15/03/2018 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Şüpheliler hakkında, 13/06/2017 tarihinde işledikleri iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı yapılan soruşturma sırasında, gecikmesinde sakınca bulunan hal olduğu değerlendirilerek Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı'nca şüphelilerin içerisinde bulunduğu araçta arama yapılmasına ve ayrıca şüphelilerden kan veya idrar örneği alınmasına karar verildiği, arama sonucunda aracın silecek kısmının altında esrar ele geçirildiği, şüphelilerden alınan idrar örneklerinde yapılan tahlillerde de esrar tespit edildiği,
2- CMK’nın 127/3 ve 75/1. maddeleri uyarınca şüphelilerin içinde bulunduğu araçta bulunarak elkonulan esrar ve esrarın sarılı olduğu poşete el koyma işlemi ile şüphelilerden kan ve idrar örneği alınması kararının onaylanması için yirmidört saat içinde Sulh Ceza Hakimliğinden talepte bulunulduğu, ancak Elazığ 1. Sulh Ceza Hakimliği’nin 14/06/2017 tarihli ve 2017/1433 değişik iş sayılı kararı ile “Cumhuriyet savcısının kararı ile arama ve elkoyma işlemi yapılması ve ayrıca şüphelilerden kan ve idrar örneği alınmasını gerektirecek gecikmesinde sakınca bulunan hal şartlarının oluşmadığı, arama ve elkoyma işlemi ile şüphelilerden kan ve idrar örneği alınması işlemlerinin usul ve yasaya aykırı olduğu” gerekçeleri ile talebin reddine karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, "Dosya kapsamına göre, Elazığ 1. Sulh Ceza Hakimliğince, gecikmesinde sakınca bulunan halin varlığından bahsedilmemesi ve arama emrinde gecikmede sakınca bulunduğuna dair bilgi ve belgenin olmadığı, kan ve idrar örneğinin alınmasında gecikmesinde sakınca bulunan halin bulunmadığı cihetle, elkoyma ile örnek alma işlemlerinin onanması talebinin reddine karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 127. maddesinde yer alan "(1)Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini
gerçekleştirebilir. (2)Kolluk görevlisinin açık kimliği, elkoyma işlemine ilişkin tutanağa geçirilir. (3)Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur." şeklindeki düzenleme ile 75/1. maddesindeki "Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz." şeklindeki düzenlemeler karşısında, somut olayda 13/06/2017 günü saat 12.59 sıralarında kolluk güçlerince durdurulan 63 EG 570 plaka sayılı araçtan yoğun esrar kokusu gelmesinden dolayı Elazığ Emniyet Müdürlüğünce gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında arama talep edilmesi üzerine, Cumhuriyet Savcısı tarafından talep gibi arama izni verme yetkisini kullanılmasının; ayrıca uyuşturucu madde kullanımının idrar örnekleri üzerinden zaman geçtikçe tespit edilmemesi de gözetildiğinde, gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında şüphelilerden kan ve idrar örneği alınmasının talep edilmesi üzerine talep gibi karar verilmesinin usul ve kanuna aykırılık teşkil etmediği gözetilerek elkoyma ile kan ve idrar örneği alınmasına yönelik kararın onanması talebinin kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." denilerek, Elazığ 1. Sulh Ceza Hakimliği’nin 14/06/2017 tarihli ve 2017/1433 değişik iş sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konuyla İlgili Hukuksal Düzenlemeler:
a) CMK’nın “Arama kararı” başlıklı 119. maddesinin 1. fıkrası:
Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler.
b) CMK’nın “Eşya veya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması” başlıklı 123. maddesi:
(1) İspat aracı olarak yararlı görülen ya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri, muhafaza altına alınır.
(2) Yanında bulunduran kişinin rızasıyla teslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir.
c) CMK’nın “Elkoyma kararını verme yetkisi” başlıklı 127. maddesinin ilk üç fıkrası:
(1) Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir.
(2) Kolluk görevlisinin açık kimliği, elkoyma işlemine ilişkin tutanağa geçirilir.
(3) Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar.
ç) CMK’nın “Şüpheli veya sanığın beden muayenesi ve vücudundan örnek alınması” başlıklı 75. maddesinin 1. fıkrası:
(1) Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan
kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.
Ç) Konunun Değerlendirilmesi:
13/06/2017 tarihli olay tutanağına göre Elazığ 1. Sulh Ceza Hakimliği’nin olay tarihini de kapsayan 17/05/2017 tarihli ve 2017/1196 değişik iş sayılı önleme araması kararına istinaden kollukça şüphe üzerine yapılan kaba üst aramaları esnasında şüphelilerin bulunduğu araçtan esrar kokusu geldiğinin fark edilmesi üzerine, araçta detaylı adli arama yapılması için kolluk tarafından Cumhuriyet savcısına bilgi verildiği ve Cumhuriyet savcısı tarafından gecikmesinde sakınca bulunan hal olduğu değerlendirilerek hakim kararı beklenmeksizin araçta arama yapılmasına ve ayrıca şüphelilerden kan veya idrar örneği alınmasına karar verildiği, Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılan arama sonucunda şüphelilerin içinde bulunduğu araçta esrar ele geçirilerek el konulduğu ve idrar örneklerinde yapılan tahlillerde de esrar tespit edildiğinin anlaşılması karşısında, esasen önleme araması kararının dahi yeterli olduğu olayda kolluk tarafından talep edilmesi üzerine ayrıca Cumhuriyet savcısı tarafından da arama emri verilmiş olduğu, kaldı ki somut olayda suç üstü halinin varlığı ve gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında yapılan elkoyma ve şüphelilerin vücudundan örnek alınması işlemlerinin Cumhuriyet savcısına CMK’nın 127 ve 75. maddeleri ile tanınmış yetkiler olduğu anlaşıldığından, yasaya uygun olan elkoyma ve şüphelilerin vücudundan örnek alınması işlemlerinin hakim tarafından onaylanması talebinin kabulü yerine reddine karar verilmesi yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerindedir.
D) Karar :
Açıklanan nedenlere göre; elkoyma ve şüphelilerin vücudundan örnek alınması işlemlerinin onaylanması taleplerinin ayrı ayrı reddine dair Elazığ 1. Sulh Ceza Hakimliği’nin 14/06/2017 tarihli ve 2017/1433 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun'un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı'na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine, 24.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 20. Ceza Dairesi, E. 2015/4259, K. 2017/192Kaynağı aç
20. Ceza Dairesi         2015/4259 E.  ,  2017/192 K.
"İçtihat Metni"
…
…
Mahkeme : NAZİLLİ 3. Sulh Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi- Numarası : 10/10/2013 – 2013/119 esas ve 2013/79 karar
Suç : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Hüküm : Mahkûmiyet
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
1-Olaydan sonra sanıktan, uyuşturucu veya uyarıcı madde analizi yapılmak üzere CMK'nın 75. maddesi uyarınca idrar, kan veya kıl örneği alınmadığı hususu da dikkate alındığında; sanıkta ele geçen 4 adet tabletin uyuşturucu veya uyarıcı madde içerip içermediğine ilişkin uzman bir kurum veya kuruluşa bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınması, sonucuna göre sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde eksik araştırma ile hüküm kurulması,
2-Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra;
a) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse, bu suç nedeniyle tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, hükümden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına",
b) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz" hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca "davanın düşmesine"
Karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
3-Kabule göre de ;
a)Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmediği anlaşılan, onsekiz yaşından küçük sanık hakkında hükmedilen bir yılın altındaki hapis cezasının, TCK'nın 50/3. maddesinde yer alan emredici düzenleme gereği seçenek yaptırıma çevrilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde" sanık hakkında TCK'nın 50. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına" karar verilmesi,
b)Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmayan sanık hakkında TCK'nın 53/4. maddesi uyarınca, anılan Kanun'un 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarına hükmedilmeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 10/01/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2012/7415 Esas ve 2014/1243 Karar sayılı ilamında, cinsel suç isnadına konu olayda gebeliğin sanıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 75 ve 78. maddeleri çerçevesinde araştırma yapılmaması eksik inceleme olarak nitelendirilmiştir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2012/7415, K. 2014/1243Kaynağı aç
14. Ceza Dairesi         2012/7415 E.  ,  2014/1243 K.
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 5 – 2011/106667
Reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan sanık A.. Y..’in yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Küçükçekmece 3. Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 20.05.2010 gün ve 2009/958 Esas, 2010/907 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK.nın 234/2. maddesi uyarınca mağdureye vekil tayin edilmeden dinlenmiş ise de; inceleme tarihi itibarıyla 18 yaşını tamamladığından; mağdurenin nüfus kaydı getirtilmeden hüküm kurulmuşsa da bu kayıt Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edildiğinden; CMK.nın 236/3. maddesine aykırı olarak mağdurenin dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişinin bulundurulmaması telafisi mümkün olmadığından bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
Yokluklarında verilen kararın usul ve yasaya uygun şekilde mağdur ve müştekiye tebliğ edilip kararın temyiz edilmemesi sebebi ile tebliğnamede yer alan katılma hakkında bir karar verilmemesi sebebi ile bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas Dairesinin 21.08.2009 tarihli raporunda mağdura ait tahliye ürününden alınan DNA profilinin tespit edilip sonucun İhtisas Dairesince muhafaza edildiğinin bildirilmesi karşısında CMK.nın 75 ve 78. maddelerince gebeliğin sanıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmeden eksik inceleme ile ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Hükmolunan hapis cezasının kanuni sonucu olarak sanığın TCK.nın 53/1. maddesindeki haklarından yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, belirtilen nedenle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 06.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2013/27031 Esas ve 2014/3111 Karar sayılı kararında, beden muayenesini reddetmesi sebebiyle direnme iddiasıyla gözaltına alınan ve kanuni gözaltı süresi aşıldıktan sonra serbest bırakılan davacı yönünden Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde yer alan koruma tedbirleri nedeniyle tazminat şartlarının gerçekleştiği tespit edilmiştir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2013/27031, K. 2014/3111Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2013/27031 E.  ,  2014/3111 K.
"İçtihat Metni"
Tebliğname no : 12 – 2013/9018
Mahkemesi : İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi
Tarihi : 04/10/2012
Numarası : 2012/79 – 2012/273
Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında ''dava'' yerine ''suç'', ''dava tarihi'' yerine, ''suç tarihi ve saati'' ile ''suç yeri'' ibarelerine ve 13.02.2012 olan dava tarihi yerine 15.01.2012 ibaresine yer verilmiş olması mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım yanlışlıkları olarak kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Davacının, suç şoruşturması kapsamında, kolluk tarafından tanzim edilmiş olay tespit ve muhafaza altına alma tutanağına göre, Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği ve ilgili genelgeler kapsamında, Play Show isimli diskoda izinsiz yabancı uyruklu bayan çalıştırıldığı, yabancı ve Türk bayanların konsomatrislik yaptıkları, bulaşıcı hastalık taşıdıkları ve gelen müşterilerle fuhuş yaptıkları ihbarı üzerine 15.01.2012 tarihinde söz konusu işyerine gidilerek gerekli incelemeler yapıldıktan sonra davacının da içinde bulunduğu 14 şahsın saat 02:30'da tutulan tutanakla yakalanarak, 5271 sayılı CMK'nın 75/1. maddesinde belirtilen '' Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.'' hükmüne aykırı hareketle Zeytinburnu Deri ve Tenasül Hastalıkları Hastanesine götürülerek beden muayenesine tabi tutulmak istenmiş, ancak davacının da içinde bulunduğu bir kısım şahısların muayeneyi reddetmeleri üzerine, ''Görevi Yaptırmamak İçin Direnme'' suçundan gözaltına alma kararı düzenlenerek davacı ve beraberindekilerin fiilen yakalandıkları saat yerine yanlışlıkla 15.01.2012 tarihinde saat 16:15'te yakalandıkları şeklinde form düzenlenerek, davacının 5271 sayılı CMK'nın 91/1. maddesinde belirtilen kanuni gözaltı süresi içerisinde hakim önüne çıkarılmadan kanun maddesinde düzenlenen süre aşılmak suretiyle, Cumhuriyet savcısının emri ile serbest bırakıldığı ve böylece aynı kanunun 141/1-b madde ve fıkrasına aykırılık oluşturulduğunun anlaşılması karşısında, Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Verilmesine ilişkin 5271 sayılı
CMK'nın 141/1 ve devamı maddelerinde belirtilen şartların davacı yönünden gerçekleştiği, bu nedenle uğranıldığı iddia edilen manevi zararla ilgili makul bir tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 10.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İtiraz Kanun Yolu ve Özel Düzenlemeler

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 75. maddesi gereğince alınacak hâkim veya mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna başvurulabilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 75. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, özel kanunlardaki alkol muayenesine ve kan örneği alınmasına ilişkin hükümler saklıdır.

Şüpheli veya sanığın iç beden muayenesine kim karar verebilir?

İç beden muayenesi ve vücuttan örnek alınmasına kural olarak hâkim veya mahkeme karar verir; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı da karar verebilir.

Cumhuriyet savcısının verdiği karar onaylanmazsa ne olur?

Savcının kararı yirmi dört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur; hâkim veya mahkemenin yirmi dört saat içinde onaylamadığı kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.

Beden muayenesini ve örnek alma işlemini kim yapar?

İç beden muayenesi ile kan ve biyolojik örnek alma işlemlerinin münhasıran hekim veya sağlık mesleği mensubu diğer yetkili kişilerce icra edilmesi yasal zorunluluktur.

Hangi suçlarda iç beden muayenesi yapılamaz ve örnek alınamaz?

Kanuni ceza üst sınırı iki yıldan az olan hapis cezasını gerektiren suçlarda iç beden muayenesi yapılamaz; kişiden biyolojik örnek, kan, saç, tırnak veya tükürük alınamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu