Ceza muhakemesinde temyiz incelemesi kural olarak hükmün bozulması ve dosyanın yeniden incelenmek üzere alt derece mahkemesine gönderilmesiyle sonuçlanır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 303 üncü maddesi bu kurala istisna getirerek, hükme esas kabul edilen maddi olaylara hukuk kurallarının uygulanmasındaki hata sebebiyle bozma yapıldığında, yeniden yargılama gerekmeyen ve mahkemenin serbest takdir alanına girmeyen kanuni hâllerde Yargıtay'ın bizzat davanın esasına hükmetmesine veya hukuka aykırılığı düzeltmesine olanak tanımaktadır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 303Kaynağı aç
hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay
davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da
düzeltebilir:
a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın
düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması
gerekirse.
b) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iddiasına uygun olarak sanığa kanunda
yazılı cezanın en alt derecesini uygulamayı uygun görürse.
c) Mahkemece sabit görülen suçun unsurları, niteliği ve cezası hükümde
doğru gösterilmiş olduğu hâlde sadece kanunun madde numarası yanlış yazılmış
ise.
d) Hükümden sonra yürürlüğe giren kanun, suçun cezasını azaltmış ve
mahkemece sanığa verilecek cezanın belirlenmesinde artırma sebebi kabul
edilmemiş veya yeni bir kanun ile fiil suç olmaktan çıkarılmış ise birinci
hâlde daha az bir cezanın hükmolunması ve ikinci hâlde hiç ceza hükmolunmaması gerekirse.
e) Sanığın açıkça saptanmış olan doğum ve suç tarihlerine göre verilecek
cezanın belirlenmesinde gerekli indirim yapılmamış veya yanlış indirim yapılmış
ise.
f) Artırma veya indirim sonucunda verilecek ceza süresi veya miktarının
belirlenmesinde maddî hata yapılmış ise.
g) Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesindeki sıralamanın gözetilmemesi
yüzünden eksik veya fazla ceza verilmiş ise.
h) Harçlar Kanunu ile yargılama giderlerine ilişkin hükümlere ve
Avukatlık Kanununa göre düzenlenen ücret tarifesine aykırılık mevcutsa.
Yargıtay kararının gönderileceği merci
Davanın Esasına Hükmedilecek ve Hükmün Düzeltileceği Kanuni Hâller
5271 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre Yargıtay, hükme esas olarak saptanan olaylara hukukun uygulanmasındaki aykırılık nedeniyle hükmü bozduğunda, maddede sınırlı olarak sayılan durumlarda davanın esasına hükmedebilir ya da hükümdeki hukuka aykırılığı düzeltebilir.
CMK m. 303/1-a uyarınca; olguların açıklığa kavuşturulması için ek bir araştırma yapılmasına ihtiyaç duyulmaksızın sanığın beraatine, kamu davasının düşürülmesine yahut alt ve üst sınırı bulunmayan kesin nitelikteki bir cezaya karar verilmesi icap ettiğinde, Yargıtay dosyayı alt mahkemeye göndermeden esasa hükmedebilir veya hükümdeki aykırılığı düzeltebilir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iddiasına uygun olarak sanığa kanunda yazılı cezanın en alt derecesinin uygulanmasının uygun görülmesi hâlinde, CMK m. 303/1-b gereğince davanın esasına hükmolunabilir veya hukuka aykırılık giderilebilir.
Mahkemece sabit görülen suçun unsurları, niteliği ve cezası hükümde doğru gösterilmiş olmasına karşın yalnızca kanunun madde numarası yanlış yazılmış ise CMK m. 303/1-c bendi uyarınca bu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından düzeltilebilir.
Kanun Değişikliği, Yaş İndirimi ve Hesaplama Hataları
Hükümden sonra yürürlüğe giren kanunun suçun cezasını azaltması ve mahkemece verilecek cezanın belirlenmesinde artırma sebebi kabul edilmemiş olması hâlinde daha az bir cezaya hükmedilebilir. Yeni kanun ile fiilin suç olmaktan bütünüyle çıkarılması hâlinde ise hiç ceza verilmemesine karar verilerek hukuka aykırılık CMK m. 303/1-d kapsamında giderilir.
Sanığın açıkça saptanmış doğum ve suç tarihlerine göre verilecek cezanın belirlenmesinde gerekli indirimin yapılmaması veya yanlış yapılması hâlinde, CMK m. 303/1-e bendi uyarınca Yargıtay davanın esasına hükmedebilir veya aykırılığı düzeltebilir.
Cezada artırma veya indirim yapılması neticesinde belirlenecek ceza süresi ya da miktarının saptanmasında maddi hata yapılması durumunda CMK m. 303/1-f hükmü uygulanır. Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesindeki sıralamanın gözetilmemesi sebebiyle eksik veya fazla ceza verilmiş olması hâlinde ise CMK m. 303/1-g uyarınca aykırılık düzeltilerek onanabilir.
Harçlar Kanunu ile yargılama giderlerine ilişkin hükümlere ve Avukatlık Kanununa göre düzenlenen ücret tarifesine aykırılık mevcut olduğunda, CMK m. 303/1-h bendi uyarınca Yargıtay hükümdeki hukuka aykırılığı düzeltebilir.
Hükmün Niteliği ve İnfaz Rejimine İlişkin Hataların Düzeltilmesi
5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi kapsamında hüküm niteliğinde bulunmayan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının tekerrüre esas alınarak mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanması hukuka aykırıdır. Bu tür aykırılıklar, dosyanın esasına ilişkin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinde, CMK m. 303 çerçevesinde tekerrür ibaresinin hükümden çıkarılması suretiyle düzeltilebilir.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2016/379, K. 2018/4949Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan Kahramanmaraş 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 09.04.2015 Tarih 2015/121 Esas 2015/276 Karar sayılı kararının hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olduğu, bu kararın 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesi kapsamında hüküm niteliğinde olmadığı gözetilmeden tekerrüre esas alınarak sanığa verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi bozmayı gerektirmiş; ancak bu aykırılığın aynı Kanun'un 303. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, "sanık …’ye verilen sonuç cezanın sanığın Kahramanmaraş 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/121 esas ve 2015/276 karar sayılı ilamı dikkate alınarak TCK 58 hükümleri kapsamında mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine" ilişkin A-7 nolu bendin hüküm fıkrasından çıkarılmasına karar verilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.04.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İstinaf Yargılamasında CMK 303 Uygulaması ve Duruşma Şartı
Bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararında usule veya esasa ilişkin bir hukuka aykırılık ya da delillerde eksiklik bulunmadığını belirlediğinde istinaf başvurusunu esastan reddeder. 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, CMK m. 303/1'in (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde ise hukuka aykırılık düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 280Kaynağı aç
birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;[120][121][122]
a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi
bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir
eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu
saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci
fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin
varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan
reddine,
b) (Ek: 20/7/2017-7035/15 md.) Cumhuriyet savcısının istinaf
yoluna başvurma nedenine uygun olarak mahkumiyete konu suç için kanunda yazılı
cezanın en alt derecesinin uygulanmasını uygun görmesi hâlinde, hukuka
aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
c) (Ek:17/10/2019-7188/27 md.)[123]
Başka bir araştırmaya ihtiyaç duyulmadan cezayı kaldıran veya cezada
indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ya da şahsî cezasızlık
sebeplerine bağlı olarak daha az ceza verilmesini veya ceza verilmesine yer
olmadığına karar verilmesini gerektiren hâllerde, hukuka aykırılığın
düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
d) (Ek: 20/7/2017-7035/15 md.) Olayın daha fazla araştırılmasına
ihtiyaç duyulmadan davanın reddine karar verilmesi veya güvenlik tedbirlerine
ilişkin hatalı kararın düzeltilmesi gereken hâllerde hukuka aykırılığın
düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,
e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddede
belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına
ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece
mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece
mahkemesine gönderilmesine,[124][125]
f) (Ek:17/10/2019-7188/27 md.) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma
usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde
görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde
hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü
bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer
bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
g) Diğer hâllerde, gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden
görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına,
Karar verir.
(2) (Ek: 18/6/2014-6545/77 md.) Duruşma sonunda bölge adliye
mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddeder veya ilk derece mahkemesi
hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar.
(3) (Ek: 20/7/2017-7035/15 md.) Birinci ve ikinci fıkra uyarınca
verilen kararların sanık lehine olması hâlinde, bu hususların istinaf isteminde
bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da
istinaf isteminde bulunmuşçasına verilen kararlardan yararlanırlar.
Duruşma hazırlığı
İlk derece mahkemesi kararında CMK m. 289'da belirtilen kesin hukuka aykırılık nedenleri varsa, soruşturma veya kovuşturma şartı gerçekleşmemişse, önödeme veya uzlaştırma uygulanmamışsa hüküm bozulur ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilir. Diğer hâllerde ise bölge adliye mahkemesi CMK m. 280/1-g uyarınca duruşma açarak inceleme yapar ve duruşma sonunda istinaf başvurusunu esastan reddeder ya da ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurar.
Delil Değerlendirmesi ve Dosya Üzerinden Beraat Ayrımı
Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2021/35655 Esas, 2022/3595 Karar; 2022/11493 Esas, 2024/15343 Karar ve 2024/747 Esas, 2024/15341 Karar sayılı ilamlarında yer verilen bir yaklaşıma göre; mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle ilk derece mahkemesinin kabulünden farklı bir sonuca ulaşılarak beraat kararı verilmesi CMK m. 303/1-a kapsamına girmemektedir. Bu yaklaşıma göre sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmü bakımından CMK m. 280/1-g uyarınca duruşma açılması, tarafların çağrılarak delillerin huzurda değerlendirilmesi ve anılan maddenin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerekmektedir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2022/11493, K. 2024/15343Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Edirne 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.06.2019 tarihli ve 2016/428 Esas, 2019/525 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157, 43/1, 52, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 2 yıl 6 ay hapis ve 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 19/11/2021 tarihli ve 2019/3775 Esas, 2021/2200 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek sanık hakkında; 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği, sanığın cezalandırılması gerekir iken delillerin takdirinde hataya düşülerek usul ve yasaya aykırı karar verildiğine, resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasına ilişkindir.
III. GEREKÇE
İlk derece mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükme yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince mahkûmiyet hükmü kaldırılarak duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulup İlk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulünden farklı olarak beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 303/1-2 maddesi kapsamına girmediği ve bu hususa ilişkin değerlendirmenin aynı Kanun'un 280/1-9 maddesine göre duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Yargıtay Üyeleri … ve …'un karşı oyları ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca,İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Bölge adliye mahkemesince sanık hakkında kurulan beraat hükmüne ilişkin olarak Dairemizce yapılan temyiz incelemesinde; "ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince duruşma açılmaksızın mahkumiyet hükmünün kaldırılarak CMK' nın 280/1-a yollaması ile anılan Kanunun 303/1-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; bu kanun hükmünün delil değerlendirmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilmesi hallerinde uygulanabileceği sanık hakkındaki mahkumiyet hükmü bakımından ise CMK' nin 280/1-a maddesi uyarınca duruşma açılması ve taraflarda çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerekirken duruşma açılmadan dosya üzerinde inceleme ile beraat hükmü kurulduğuna" ilişkin sayın çoğunluğun bozma kararına katılmak mümkün bulunmamıştır, zira;
CMK' nın 280/1-a maddesi " İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine , 303 maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g,) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı halinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" ve yine CMK'nın 303/1-a maddesi ise "(1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise aşağıdaki hallerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir: a) olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine yada alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilmesi gerekirse." hükümlerini amirdir. Görüldüğü üzere istinaf kanun yolunda " Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma başlıklı 280 maddesi 1- a bendinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi yönünden temyiz kanun yolunu düzenleyen CMK' nın 303 maddesi birinci fıkrasının a-c-d-e-f-g ve h bentlerine atıf yapmakla yetinmiş aycıca bir düzenleme yapılmamıştır.
Yargıtay'ın hukuka aykırılığı düzeltme yetkisi olan hallerden biri olmak üzere CMK' nın 303/1-a bendi "Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilmesi gerekirse" haline hasredilmiştir. Görüldüğü üzere burada asıl kriter olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeyen hallerle sınırlandırılmış olmasıdır. Maddenin uygulanması için başka bir kriter söz konusu değildir. Olayın daha ziyade aydınlatılması gereken durumlarda maddenin uygulanması mümkün olmayıp, temyiz kanun yolunda hüküm bozulacak, istinaf kanun yolunda ise duruşma açılarak ilk derece mahkemesinde yapılan ve hukuka aykırılığı tespit edilen işlemler yenilenecek, belirsizlikler giderilecek ve gerekli ise yeni delil toplanacak bu işlemlerin tamamlanmasından sonra hüküm kurulacaktır.
CMK' nın 282/1-d maddesi " Bölge adliye mahkemesi duruşmalarında dinlenmesi gerekli görülen tanık ve bilirkişiler çağrılır" hükmünü amir olup madde anlatımından ilk derece yargılamasından farklı olarak hukuki ve maddi denetim yapılan istinaf kanun yolunda itiraz ve şüphe bulunmayan hukuki işlemlerin tekrar yapılmasına gerek olmadığı yani istinaf kanun yolunda bölge adliye mahkemelerinin böyle bir zorunluluğu bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Evvel emirde ifade etmek gerekir ki; CMK' nın 217/1 maddesi soruşturma aşamasında toplanan delillerin duruşmada huzura getirilip tartışılmasını ifade eder. Kovuşturma evresinde delillerin bir kez huzura getirilip tartışılması zorunludur. Kovuşturma evresi iddianamenin kabulü ile başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar olan evreyi kapsamankta olduğu nazara alındığında kovuşturma aşamasının devam ettiğine kuşku bulunmayan istinaf kanun yolu yargılamasında, delillerin ilk derece mahkemesinde toplanarak değerlendirildiği delillere ilişkin işlemlerin yeniden tekrarlanması sonucunu doğurmayacaktır.
Burada ceza muhakemesinin ilkelerinden olan doğrudan doğruyalık ilkesinin ihlal edilip edilmediği sorununun ortaya çıkabileceği düşünülebilir ise de; ilk derece mahkemesi hakimi tarafından yapılan ve istinaf kanun yolunda CMK' nın 282/1-d maddesi kapsamında yeniden dinlenilmesine lüzum görülmeyen tanık ve bilirkişilerin yeniden dinlenme zorunluluğu bulunmadığı ve kovuşturma evresinin ilk derece mahkemesinde iddianamenin kabulü ile başlayıp istinaf incelemesinde de devam etmekte olduğu nazara alındığında, kovuşturma aşamasında istinabe yasağı olan haller dışında sanığın sorgusu, tanık dinlenmesi, tanık ve sanıktan başka kişilerin açıklamaları yönünden, keza keşif ve bilirkişi incelemeleri de dahil duruşmada yapılması gereken işlemlerin istinabe yolu ile yapılmasına usul hükümlerinin cevaz vermesi ve yine duruşmada hakim değişikliğinin de doğrudan doğruyalık ilkesini ihlal sonucunu doğurmayacağı gözetildiğinde, ilk derece mahkemesinde yapılan usul işlemleri istinaf kanun yolunda usule aykırılık yada eksiklik nedeniyle yenilenmesi gerektiği kanaati oluşmadığı sürece bu işlemlerin yenilenmesine gerek bulunmayacaktır. İstinaf kanun yolu yargılaması ilk derece yargılamasından bağımsız ve ayrı bir yargılama değil istinaf kanun yolu yargılaması ilk derece mahkemesinde yapılan yargılamanın devamı ve kovuşturmanın bir evresidir. CMK' nın 282/1-d maddesi bu durumu ifade etmektedir.
Öte yandan istinaf kanun yolu yargılamasında asıl olan hukuka aykırılık yada eksiklik söz konusu olmayan usul işlemlerinde usul işlemi tekrarlanmadan ve duruşma açılmadan kanun yolu incelemesinin maddi olay ve hukuka uygunluk bağlamında dosya üzerinde incelenmesidir. Usul işlemlerinde bir hukuka aykırılık yapılmış yada yapılan usul işlemi bir noktada belirsiz, mütenakıs nitelikte ise yada maddi meseleye dair toplanması gereken bir delil toplanmamışsa bu hallerde mutlaka duruşma açılmalı ve sırf bu usul işlemleri yönünden eksiklik yada hukuka aykırılık duruşmada giderildikten sonra istinaf kanun yolunda hüküm kurulmalıdır. Bunun dışında CMK' nın 282/1-f maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince tayin edilen cezadan istinaf kanun yolunda tayin olunacak ceza daha fazla ise yada CMK' nın 226 maddesinin uygulanmasını gerektiren ek savunma hakkı tanınmasının zorunlu olduğu haller dışında ilk derece mahkemesin de hukuka uygun olarak sorgusu yapılmış sanığın istinaf kanun yolunda yeniden dinlenmesi için dahi duruşma açmak gereksizdir.
Yine ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünün istinaf kanun yolunda duruşma açılmaksızın CMK' nın 303/1-a maddesi kapsamında kaldırılarak beraat hükmü kurulmasında suçun mağduru yada doğrudan doğruya zarar göreni yönünden hak arama hakkına aykırılık teşkil edip etmeyeceği sorunu açısından hükmün niteliğinin mahkumiyetten beraate dönüşmüş olması nedeniyle CMK' nın 286/1-d maddesi kapsamındaki bazı suçlar dışında temyiz kanun yoluna tabi olması nedeniyle hak arama hakkının ihlali sonucunu doğurmayacaktır.
Diğer tarafdan bozma kararının gerekçesinden CMK' nın 303/1-a maddesinin ancak delil değerlendirmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilebilecek hallerde uygulanabileceğine ilişkin ibareye de katılmak mümkün değildir. Madde metninden hükmün "olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilmesi hallerinde uygulanabileceği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla derhal beraat kararı verilebilecek hal ibaresi kanunun lafzı ile bağdaşmamaktadır. İlk derece mahkemesinden verilen mahkumiyet hükmünün anılan maddeye dayanılmak suretiyle istinaf kanun yolunda delillerin toplanmasında hukuka aykırılık, eksiklik yada belirsizlik gibi nedenlerle yenilenmesinin gerekmediği durumlarda duruşma açılmaksızın beraat yada davanın düşmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca davanın esasına girilerek temyiz nedenlerine ilişkin inceleme yapılması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun ilk derece mahkemesinde kurulan mahkumiyet hükmünün ilk derece mahkemesinde yapılan işlemlerde hukuka aykırılık, eksiklik yada belirsizlik bulunmasa dahi derhal beraat kararı verilebilecek durumlar haricinde duruşma açılmadan ve taraflar duruşmaya çağrılmadan mahkumiyet hükmü kaldırılarak beraat kararı verilemeyeceğine ilişkin bozma kararına katılmak mümkün bulunmamıştır.
KARŞI OY
Sayın çoğunluğun “İlk derece mahkemesince dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince mahkûmiyet hükmü kaldırılarak duruşma açılmaksızın 5271 sayılı CMK'nin 280/1-a maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 303/1-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; bu hükmün delil değerlendirilmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilebilecek hallerde uygulanabileceği, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmü bakımından ise CMK'nin 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılması ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu” şeklindeki görüşüne aşağıdaki nedenlerle karşıyım.
5271 sayılı CMK'nın 280. maddesinde;
"(1) Bölge adliye mahkemesi, (…) (1) dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,… Karar verir."
303/1-a maddesinde; "(1)Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:
a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse." ,
193/2. maddesinin ikinci fıkrasında; "(2) (Ek:25/5/2005-5353/28 md.) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir." şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerine, ilk derece mahkemesi kararlarında tespit ettikleri ve 303. maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlalleri duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda giderebilme ve sonrasında düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verme yetkisi vermiştir.
Çözümlenmesi gereken sorun CMK'nın 303/1-a maddesinde yer verilen "Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate" ibaresinin neyi ifade ettiğidir.
CMK'nın 303/1-a maddesinde olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate karar verilebilmesi için herhangi bir koşul öne sürülmemiştir. Kanun koyucu bir koşul öngörmediğine göre dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri dosyada mevcut bilgi ve belgeler ışığında, başkaca bir araştırmaya ihtiyaç duymadan dosyadaki delillere, belgelere, savunma ve iddialara göre oluşan kanaati doğrultusunda beraat kararı verebilecektir.
Yasa metninde delil değerlendirmesi ve tartışması yapılmasına engel bir ibare ve ima da yoktur. Yasa metni yorum ve takdire muhtaç olmayıp aksine çok nettir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerinin, ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada, toplanan delillerde ve yapılan işlemlerde bir eksiklik olmadığına, başkaca bir araştırmaya ihtiyaç bulunmadığına karar verdikten sonra dosya üzerinde inceleme yaparak CMK'nın 280-1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca beraat kararı vermesinde hukuka aykırı bir yön yoktur. Kanun hükmü açık olup eğer yorumlanacaksa da kanun koyucunun iradesine uygun olarak ve amaçsal yorumlanması gerekmektedir. Zira Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerinin yaptığı incelemeye konu dava dosyalarında sanığın savunmasının alınmamış, taraf beyanlarının tespit edilmemiş ve toplanması gereken tüm delillerin toplanmamış olması durumunda duruşma açılmasına, açılan duruşma sonucunda istinaf başvurusunun esastan reddine, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine, ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına (istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine) ya da yasal olanak bulunduğu hallerde hükmün bozulmasına karar verilmektedir.
CMK'nın 303/1-a maddesinde yer verilen "olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate" ibaresini derhal beraat kararı verilmesi halleri ile sınırlandırmak da kanun koyucunun iradesine aykırı olacaktır. Çünkü yasa metninde böyle sınırlamaya yer verilmemiştir. Yasamıza göre derhal beraat kararı verilmesi halleri sadece duruşmaya gelmeyen sanığın yokluğunda CMK'nın 193/2. fıkrası uyarınca verilecek kararlara ilişkin olup CMK'nın 280-1-a ve 303/1-a maddeleri ile bir ilgisi de yoktur.
Yargıtay kararları ve doktrinde de belirtildiği üzere hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun reddi; özü itibariyle uyuşmazlık hakkında maddi ve hukuki yönlerin tekrar ele alınarak yeni bir karar verilmesi anlamına gelmektedir. İstinaf kanun yolu incelemesinde asıl olan bozma yerine kararın düzeltilmesidir. Düzeltme ya dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ya da açılacak duruşma sonucunda verilecek kararla olmaktadır. Bu şekilde düzeltilen karar, bir bütün olarak yeni bir karar olmayıp ilk derece mahkemesi kararında tespit olunan maddi ve/veya hukuki meseleye ilişkin hataların düzeltilmesi sonucunda ortaya çıkan ve ilk derece mahkemesi kararı üzerine bina edilen kısmi bir hükümdür. Keza Bölge Adliye Mahkemelerince CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddelerine dayanılarak verilen kararlarda ilk derece mahkemesi kararı üzerine bina edilen bir hükümdür.
Bu bağlamda; CMK'nın 303/1-a maddesinde yer verilen "olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate" ibaresini "derhal beraat kararı verilmesi" halleri ile sınırlandırdığımızda kişilerin biran önce beraat etme hakkı ihlal edildiği gibi gereksiz birçok yargılama gideri de oluşacaktır.
CMKK'nın 174. maddesinde düzenlenen iddianamenin iadesi müessesesi derhal beraat kararı verilecek halleri oldukça sınırlamıştır. Zira derhal beraat kararı verilmesini gerektirecek bir iddianameyi mahkeme iade edecektir. Bu durumda sadece kovuşturma aşamasında meydana gelen eylemin suç olmaktan çıkması gibi hallerde derhal beraat kararı verilebilecektir. Bu da yukarıda değinildiği gibi sadece sanığın yokluğunda hüküm kurulmasına ilişkin bir uygulama olacaktır.
Somutlaştıracak olursak;
Örneğin, resmi belgede sahtecilik suçunun konusu olan belgenin fotokopi olması ve aslının ele geçemediğinin dosyadan açıkça belli olmasına rağmen mahkumiyet kararı verilmesi durumunda, 213 sayılı yasaya aykırı olarak defter ve belgeleri gizleme suçunda tebliğin mali tatile gelmesi durumunda, yine örneğin ruhsatsız silah taşıma suçunda dosyada mevcut uzmanlık raporuna göre suçun maddi konusu olan silahın 6136 sayılı Yasa kapsamında olmadığının belirlenmesine rağmen mahkemenin hatalı değerlendirme ile mahkumiyet kararı vermesi durumunda duruşma açan Bölge Adliye Mahkemesi neyi araştıracaktır? Çünkü olayın aydınlanmasını gerektirecek bir durum söz konusu değildir.
Yargıtay bozma kararlarında;
*…sanığa yüklenen suçun unsurları itibari ile oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,
*Dosya kapsamı ve oluşa göre, sanığın …. şeklindeki eyleminin …. suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,
* Sanığın ……. cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,….Kanuna aykırı olup……hükmün bozulmasına" şeklinde hiçbir araştırmaya gerek duyulmadan beraat kararı vermesi yönünde kararlar vermiştir.
Bu kararlardan da anlaşılacağı üzere hükmü bozulan mahkeme çağırmasına rağmen duruşmaya gelmeyen sanığı dinlemeden ve hiçbir araştırmaya gerek duymadan beraat kararı verebilecektir.
İşte yargılamanın devamı niteliğinde olan istinaf inceleme aşamasında da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri bu değerlendirmeler doğrultusunda CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddelerinin verdiği yetkiye dayanarak hiç bir araştırma yapmadan dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda beraat kararı verebilecektir. Ayrıca beraat kararı sanık lehine olup başkaca bir araştırmaya ihtiyaç duymadan dosyadaki delillere, belgelere göre dosya üzerinden beraat kararı verilmesi makul sürede yargılama ve Anayasamızın 141. maddesinin 4. fıkrasına uygun olarak “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir” ilkesine uygun olacaktır.
Yargıtay'ın CMK'nın 303/1-a maddesi uyarınca duruşma açmadan dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda beraat kararı verme yetkisi vardır. Bu yetki asıl olarak Yargıtay'a verilmiştir.
Kaldı ki; her ne kadar yerindelik denetimi yapma yetkisi olmasa da CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu verilen beraat kararlarına karşı CMK'nın 286. maddesi uyarınca Yargıtay temyiz yolu açıktır.
Bu nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmadan mevcut delilleri inceleyip takdir ederek beraat kararı verebileceği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun dosyanın esasına girilmeden sair yönleri incelenmeden CMK'nin 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılması gerekliliğinden hükmün bozulmasına dair görüşüne katılmıyorum.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/35655, K. 2022/3595Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Açığa imzanın kötüye kullanılması
HÜKÜM : Beraat
İlk derece mahkemesi tarafından “özel belgede sahtecilik” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince bu suçtan kurulan mahkûmiyet hükmünün kaldırılarak duruşma açılmaksızın 5271 sayılı CMK'nin 280/1-a maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 303/1-a maddesi uyarınca eylemin açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturduğu ve yazılı delil de bulunmadığından bahisle beraat kararı verilmiş ise de; sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmü bakımından CMK'nin 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılması ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5271 sayılı CMK'nin 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine, 03.03.2022 tarihinde Yargıtay Üyeleri … ve …'un karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi. Bölge adliye mahkemesince sanık hakkında kurulan beraat hükmüne ilişkin olarak Dairemizce yapılan temyiz incelemesinde; "ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince duruşma açılmaksızın mahkumiyet hükmünün kaldırılarak CMK' nın 280/1-a yollaması ile anılan Kanunun 303/1-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; bu kanun hükmünün delil değerlendirmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilmesi hallerinde uygulanabileceği sanık hakkındaki mahkumiyet hükmü bakımından ise CMK' nin 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılması ve taraflarda çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerekirken duruşma açılmadan dosya üzerinde inceleme ile beraat hükmü kurulduğundan bahisle bozulmasına" ilişkin sayın çoğunluğun bozma kararına katılmak mümkün bulunmamıştır, zira;
CMK'nın 280/1-a maddesi " İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine , 303üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g,) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı halinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" ve yine CMK'nın 303/1-a maddesi ise "(1)Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise aşağıdaki hallerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir: a) olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine yada alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilmesi gerekirse." hükümlerini amirdir. Görüldüğü üzere istinaf kanun yolunda " Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma başlıklı 280 maddesi 1- a bendinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi yönünden temyiz kanun yolunu düzenleyen CMK'nın 303. maddesi birinci fıkrasının a-c-d-e-f-g ve h bentlerine atıf yapmakla yetinmiş aycıca bir düzenleme yapılmamıştır.
Yargıtay'ın hukuka aykırılığı düzeltme yetkisi olan hallerden biri olmak üzere CMK'nın 303/1-a bendi "Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilmesi gerekirse" haline hasredilmiştir. Görüldüğü üzere burada asıl kriter olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeyen hallerle sınırlandırılmış olmasıdır. Maddenin uygulanması için başka bir kriter söz konusu değildir. Olayın daha ziyade aydınlatılması gereken durumlarda maddenin uygulanması mümkün olmayıp, temyiz kanun yolunda hüküm bozulacak, istinaf kanun yolunda ise duruşma açılarak ilk derece mahkemesinde yapılan ve hukuka aykırılığı tespit edilen işlemler yenilenecek, belirsizlikler giderilecek ve gerekli ise yeni delil toplanacak bu işlemlerin tamamlanmasından sonra hüküm kurulacaktır.
CMK'nın 282/1-d maddesi " Bölge adliye mahkemesi duruşmalarında dinlenmesi gerekli görülen tanık ve bilirkişiler çağrılır" hükmünü amir olup madde anlatımından ilk derece yargılamasından farklı olarak hukuki ve maddi denetim yapılan istinaf kanun yolunda itiraz ve şüphe bulunmayan hukuki işlemlerin tekrar yapılmasına gerek olmadığı yani istinaf kanun yolunda bölge adliye mahkemelerinin böyle bir zorunluluğu bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Evvel emirde ifade etmek gerekir ki; CMK'nın 217/1. maddesi soruşturma aşamasında toplanan delillerin duruşmada huzura getirilip tartışılmasını ifade eder. Kovuşturma evresinde deliller bir kez huzura getirilip tartışılması zorunludur. Kovuşturma evresi iddianamenin kabulü ile başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar olan evreyi kapsamakta olduğu nazara alındığında kovuşturma aşamasının devam ettiğine kuşku bulunmayan istinaf kanun yolu yargılamasında, delillerin ilk derece mahkemesinde toplanarak değerlendirildiği delillere ilişkin işlemlerin yeniden tekrarlanması sonucunu doğurmayacaktır.
Burada ceza muhakemesinin ilkelerinden olan doğrudan doğruyalık ilkesinin ihlal edilip edilmediği sorununun ortaya çıkabileceği düşünülebilir ise de; ilk derece mahkemesi hakimi tarafından yapılan ve istinaf kanun yolunda CMK' nın 282/1-d maddesi kapsamında yeniden dinlenilmesine lüzum görülmeyen tanık ve bilirkişilerin yeniden dinlenme zorunluluğu bulunmadığı ve kovuşturma evresinin ilk derece mahkemesinde iddianamenin kabulü ile başlayıp istinaf incelemesinde de devam etmekte olduğu nazara alındığında, kovuşturma aşamasında istinabe yasağı olan haller dışında sanığın sorgusu, tanık dinlenmesi, tanık ve sanıktan başka kişilerin açıklamaları yönünden, keza keşif ve bilirkişi incelemeleri de dahil duruşmada yapılması gereken işlemlerin istinabe yolu ile yapılmasına usul hükümlerinin cevaz vermesi ve yine duruşmada hakim değişikliğinin de doğrudan doğruyalık ilkesini ihlal sonucunu doğurmayacağı gözetildiğinde, ilk derece mahkemesinde yapılan usul işlemleri istinaf kanun yolunda usule aykırılık yada eksiklik nedeniyle yenilenmesi gerektiği kanaati oluşmadığı sürece bu işlemlerin yenilenmesine gerek bulunmayacaktır. İstinaf kanun yolu yargılaması ilk derece yargılamasından bağımsız ve ayrı bir yargılama değil istinaf kanun yolu yargılaması ilk derece mahkemesinde yapılan yargılamanın devamı ve kovuşturmanın bir evresidir. CMK' nın 282/1-d maddesi bu durumu ifade etmektedir.
Öte yandan istinaf kanun yolu yargılamasında asıl olan hukuka aykırılık yada eksiklik söz konusu olmayan usul işlemlerinde usul işlemi tekrarlanmadan ve duruşma açılmadan kanun yolu incelemesinin maddi olay ve hukuka uygunluk bağlamında dosya üzerinde incelenmesidir. Usul işlemlerinde bir hukuka aykırılık yapılmış yada yapılan usul işlemi bir noktada belirsiz, mütenakıs nitelikte ise yada maddi meseleye dair toplanması gereken bir delil toplanmamışsa bu hallerde mutlaka duruşma açılmalı ve sırf bu usul işlemleri yönünden eksiklik yada hukuka aykırılık duruşmada giderildikten sonra istinaf kanun yolunda hüküm kurulmalıdır. Bunun dışında CMK'nın 282/1-f maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince tayin edilen cezadan istinaf kanun yolunda tayin olunacak ceza daha fazla ise yada CMK'nın 226. maddesinin uygulanmasını gerektiren ek savunma hakkı tanınmasının zorunlu olduğu haller dışında ilk derece mahkemesin de hukuka uygun olarak sorgusu yapılmış sanığın istinaf kanun yolunda yeniden dinlenmesi için dahi duruşma açmak gereksizdir.
Yine ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünün istinaf kanun yolunda duruşma açılmaksızın CMK'nın 303/1-a maddesi kapsamında kaldırılarak beraat hükmü kurulmasında suçun mağduru yada doğrudan doğruya zarar göreni yönünden hak arama hakkına aykırılık teşkil edip etmeyeceği sorunu açısından hükmün niteliğinin mahkumiyetten beraate dönüşmüş olması nedeniyle CMK'nın 286/1-d maddesi kapsamındaki bazı suçlar dışında temyiz kanun yoluna tabi olması nedeniyle hak arama hakkının ihlali sonucunu doğurmayacaktır.
Diğer tarafdan bozma kararının gerekçesinden CMK'nın 303/1-a maddesinin ancak delil değerlendirmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilebilecek hallerde uygulanabileceğine ilişkin ibareye de katılmak mümkün değildir. Madde metninden hükmün "olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilmesi hallerinde uygulanabileceği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla derhal beraat kararı verilebilecek hal ibaresi kanunun lafzı ile bağdaşmamaktadır. İlk derece mahkemesinden verilen mahkumiyet hükmünün anılan maddeye dayanılmak suretiyle istinaf kanun yolunda delillerin toplanmasında hukuka aykırılık, eksiklik yada belirsizlik gibi nedenlerle yenilenmesinin gerekmediği durumlarda duruşma açılmaksızın beraat yada davanın düşmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca davanın esasına girilerek temyiz nedenlerine ilişkin inceleme yapılması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun ilk derece mahkemesinde kurulan mahkumiyet hükmünün ilk derece mahkemesinde yapılan işlemlerde hukuka aykırılık, eksiklik yada belirsizlik bulunmasa dahi derhal beraat kararı verilebilecek durumlar haricinde duruşma açılmadan ve taraflar duruşmaya çağrılmadan mahkumiyet hükmü kaldırılarak beraat kararı verilemeyeceğine ilişkin bozma kararına katılmak mümkün bulunmamıştır.
KARŞI OY
Sayın çoğunluğun “İlk derece mahkemesince özel belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince mahkûmiyet hükmü kaldırılarak duruşma açılmaksızın 5271 sayılı CMK'nin 280/1-a maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 303/1-a maddesi uyarınca eylemin açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturduğu ve yazılı delil bulunmadığından beraat kararı verilmiş ise de; bu hükmün delil değerlendirilmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilebilecek hallerde uygulanabileceği, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmü bakımından ise CMK'nin 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılması ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu” şeklindeki görüşüne aşağıdaki nedenlerle karşıyım.
5271 sayılı CMK'nın 280. maddesinde;
"(1) Bölge adliye mahkemesi, (…) (1) dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,… Karar verir."
303/1-a maddesinde; "(1)Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:
a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse." ,
193/2. maddesinin ikinci fıkrasında; "(2) (Ek:25/5/2005-5353/28 md.) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir." şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerine, ilk derece mahkemesi kararlarında tespit ettikleri ve 303. maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlalleri duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda giderebilme ve sonrasında düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verme yetkisi vermiştir.
Çözümlenmesi gereken sorun CMK'nın 303/1-a maddesinde yer verilen "Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate" ibaresinin neyi ifade ettiğidir.
CMK'nın 303/1-a maddesinde olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate karar verilebilmesi için herhangi bir koşul öne sürülmemiştir. Kanun koyucu bir koşul öngörmediğine göre dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri dosyada mevcut bilgi ve belgeler ışığında, başkaca bir araştırmaya ihtiyaç duymadan dosyadaki delillere, belgelere, savunma ve iddialara göre oluşan kanaati doğrultusunda beraat kararı verebilecektir.
Yasa metninde delil değerlendirmesi ve tartışması yapılmasına engel bir ibare ve ima da yoktur. Yasa metni yorum ve takdire muhtaç olmayıp aksine çok nettir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerinin, ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada, toplanan delillerde ve yapılan işlemlerde bir eksiklik olmadığına, başkaca bir araştırmaya ihtiyaç bulunmadığına karar verdikten sonra dosya üzerinde inceleme yaparak CMK'nın 280-1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca beraat kararı vermesinde hukuka aykırı bir yön yoktur. Kanun hükmü açık olup eğer yorumlanacaksa da kanun koyucunun iradesine uygun olarak ve amaçsal yorumlanması gerekmektedir. Zira Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerinin yaptığı incelemeye konu dava dosyalarında sanığın savunmasının alınmamış, taraf beyanlarının tespit edilmemiş ve toplanması gereken tüm delillerin toplanmamış olması durumunda duruşma açılmasına, açılan duruşma sonucunda istinaf başvurusunun esastan reddine, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine, ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına (istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine) ya da yasal olanak bulunduğu hallerde hükmün bozulmasına karar verilmektedir.
CMK'nın 303/1-a maddesinde yer verilen "olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate" ibaresini derhal beraat kararı verilmesi halleri ile sınırlandırmak da kanun koyucunun iradesine aykırı olacaktır. Çünkü yasa metninde böyle sınırlamaya yer verilmemiştir. Yasamıza göre derhal beraat kararı verilmesi halleri sadece duruşmaya gelmeyen sanığın yokluğunda CMK'nın 193/2. fıkrası uyarınca verilecek kararlara ilişkin olup CMK'nın 280-1-a ve 303/1-a maddeleri ile bir ilgisi de yoktur.
Yargıtay kararları ve doktrinde de belirtildiği üzere hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun reddi; özü itibariyle uyuşmazlık hakkında maddi ve hukuki yönlerin tekrar ele alınarak yeni bir karar verilmesi anlamına gelmektedir. İstinaf kanun yolu incelemesinde asıl olan bozma yerine kararın düzeltilmesidir. Düzeltme ya dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ya da açılacak duruşma sonucunda verilecek kararla olmaktadır. Bu şekilde düzeltilen karar, bir bütün olarak yeni bir karar olmayıp ilk derece mahkemesi kararında tespit olunan maddi ve/veya hukuki meseleye ilişkin hataların düzeltilmesi sonucunda ortaya çıkan ve ilk derece mahkemesi kararı üzerine bina edilen kısmi bir hükümdür. Keza Bölge Adliye Mahkemelerince CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddelerine dayanılarak verilen kararlarda ilk derece mahkemesi kararı üzerine bina edilen bir hükümdür.
Bu bağlamda; CMK'nın 303/1-a maddesinde yer verilen "olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate" ibaresini "derhal beraat kararı verilmesi" halleri ile sınırlandırdığımızda kişilerin biran önce beraat etme hakkı ihlal edildiği gibi gereksiz birçok yargılama gideri de oluşacaktır.
CMKK'nın 174. maddesinde düzenlenen iddianamenin iadesi müessesesi derhal beraat kararı verilecek halleri oldukça sınırlamıştır. Zira derhal beraat kararı verilmesini gerektirecek bir iddianameyi mahkeme iade edecektir. Bu durumda sadece kovuşturma aşamasında meydana gelen eylemin suç olmaktan çıkması gibi hallerde derhal beraat kararı verilebilecektir. Bu da yukarıda değinildiği gibi sadece sanığın yokluğunda hüküm kurulmasına ilişkin bir uygulama olacaktır.
Somutlaştıracak olursak,
Örneğin; ruhsatsız silah taşıma suçunda dosyada mevcut uzmanlık raporuna göre suçun maddi konusu olan silahın 6136 sayılı Yasa kapsamında olmadığının belirlenmesine rağmen mahkemenin hatılı değerlendirme ile mahkumiyet kararı vermesi, ele geçen tabancaya ilişkin arama kararının açıkça hukuka aykırı olduğunun belirlenmesi, suçun maddi konusu maddenin yasa kapsamında uyuşturucu madde olmadığının dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılması durumunda duruşma açan Bölge Adliye Mahkemesi neyi araştıracaktır? Çünkü olayın aydınlanmasını gerektirecek bir durum söz konusu değildir.
Yargıtay bozma kararlarında;
*…sanığa yüklenen suçun unsurları itibari ile oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,
*Dosya kapsamı ve oluşa göre, sanığın …. şeklindeki eyleminin …. suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,
* Sanığın ……. cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,….Kanuna aykırı olup……hükmün bozulmasına" şeklinde hiçbir araştırmaya gerek duyulmadan beraat kararı vermesi yönünde kararlar vermiştir.
Bu kararlardan da anlaşılacağı üzere hükmü bozulan mahkeme çağırmasına rağmen duruşmaya gelmeyen sanığı dinlemeden ve hiçbir araştırmaya gerek duymadan beraat kararı verebilecektir.
İşte yargılamanın devamı niteliğinde olan istinaf inceleme aşamasında da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri bu değerlendirmeler doğrultusunda CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddelerinin verdiği yetkiye dayanarak hiç bir araştırma yapmadan dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda beraat kararı verebilecektir. Ayrıca beraat kararı sanık lehine olup başkaca bir araştırmaya ihtiyaç duymadan dosyadaki delillere, belgelere göre dosya üzerinden beraat kararı verilmesi makul sürede yargılama ve Anayasamızın 141. maddesinin 4. fıkrasına uygun olarak “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir” ilkesine uygun olacaktır.
Yargıtay'ın CMK'nın 303/1-a maddesi uyarınca duruşma açmadan dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda beraat kararı verme yetkisi vardır. Bu yetki asıl olarak Yargıtay'a verilmiştir.
Kaldı ki; her ne kadar yerindelik denetimi yapma yetkisi olmasa da CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu verilen beraat kararlarına karşı CMK'nın 286. maddesi uyarınca Yargıtay temyiz yolu açıktır.
Bu nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmadan mevcut delilleri inceleyip takdir ederek beraat kararı verebileceği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun dosyanın esasına girilmeden sair yönleri incelenmeden CMK'nin 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılması gerekliliğinden hükmün bozulmasına dair görüşüne katılmıyorum.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2024/747, K. 2024/15341Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Konya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2021/132 Esas, 2022/298 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-f, son, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 3 yıl 4 ay hapis ve 88.360,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 30.03.2023 tarihli ve 2022/2312 Esas, 2023/723 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek sanık hakkında; 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği, sanığın cezalandırılması gerekir iken delillerin takdirinde hataya düşülerek usul ve yasaya aykırı karar verildiğine, resen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasına ilişkindir.
III. GEREKÇE
İlk derece mahkemesince nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükme yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulup İlk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulünden farklı olarak beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına girmediği ve bu hususa ilişkin değerlendirmenin aynı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine göre duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması suretiyle yapılabileceği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Başkaca yönleri incelenmeyen, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Yargıtay üyeleri … ile …'un karşı oyları ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Bölge adliye mahkemesince sanık hakkında kurulan beraat hükmüne ilişkin olarak Dairemizce yapılan temyiz incelemesinde; "ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince duruşma açılmaksızın mahkumiyet hükmünün kaldırılarak CMK' nın 280/1-a yollaması ile anılan Kanunun 303/1-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; bu kanun hükmünün delil değerlendirmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilmesi hallerinde uygulanabileceği sanık hakkındaki mahkumiyet hükmü bakımından ise CMK' nin 280/1-a maddesi uyarınca duruşma açılması ve taraflarda çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerekirken duruşma açılmadan dosya üzerinde inceleme ile beraat hükmü kurulduğuna" ilişkin sayın çoğunluğun bozma kararına katılmak mümkün bulunmamıştır, zira;
CMK' nın 280/1-a maddesi " İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine , 303 maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g,) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı halinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" ve yine CMK'nın 303/1-a maddesi ise "(1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise aşağıdaki hallerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir: a) olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine yada alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilmesi gerekirse." hükümlerini amirdir. Görüldüğü üzere istinaf kanun yolunda " Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma başlıklı 280 maddesi 1- a bendinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi yönünden temyiz kanun yolunu düzenleyen CMK' nın 303 maddesi birinci fıkrasının a-c-d-e-f-g ve h bentlerine atıf yapmakla yetinmiş aycıca bir düzenleme yapılmamıştır.
Yargıtay'ın hukuka aykırılığı düzeltme yetkisi olan hallerden biri olmak üzere CMK' nın 303/1-a bendi "Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilmesi gerekirse" haline hasredilmiştir. Görüldüğü üzere burada asıl kriter olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeyen hallerle sınırlandırılmış olmasıdır. Maddenin uygulanması için başka bir kriter söz konusu değildir. Olayın daha ziyade aydınlatılması gereken durumlarda maddenin uygulanması mümkün olmayıp, temyiz kanun yolunda hüküm bozulacak, istinaf kanun yolunda ise duruşma açılarak ilk derece mahkemesinde yapılan ve hukuka aykırılığı tespit edilen işlemler yenilenecek, belirsizlikler giderilecek ve gerekli ise yeni delil toplanacak bu işlemlerin tamamlanmasından sonra hüküm kurulacaktır.
CMK' nın 282/1-d maddesi " Bölge adliye mahkemesi duruşmalarında dinlenmesi gerekli görülen tanık ve bilirkişiler çağrılır" hükmünü amir olup madde anlatımından ilk derece yargılamasından farklı olarak hukuki ve maddi denetim yapılan istinaf kanun yolunda itiraz ve şüphe bulunmayan hukuki işlemlerin tekrar yapılmasına gerek olmadığı yani istinaf kanun yolunda bölge adliye mahkemelerinin böyle bir zorunluluğu bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Evvel emirde ifade etmek gerekir ki; CMK' nın 217/1 maddesi soruşturma aşamasında toplanan delillerin duruşmada huzura getirilip tartışılmasını ifade eder. Kovuşturma evresinde delillerin bir kez huzura getirilip tartışılması zorunludur. Kovuşturma evresi iddianamenin kabulü ile başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar olan evreyi kapsamankta olduğu nazara alındığında kovuşturma aşamasının devam ettiğine kuşku bulunmayan istinaf kanun yolu yargılamasında, delillerin ilk derece mahkemesinde toplanarak değerlendirildiği delillere ilişkin işlemlerin yeniden tekrarlanması sonucunu doğurmayacaktır.
Burada ceza muhakemesinin ilkelerinden olan doğrudan doğruyalık ilkesinin ihlal edilip edilmediği sorununun ortaya çıkabileceği düşünülebilir ise de; ilk derece mahkemesi hakimi tarafından yapılan ve istinaf kanun yolunda CMK' nın 282/1-d maddesi kapsamında yeniden dinlenilmesine lüzum görülmeyen tanık ve bilirkişilerin yeniden dinlenme zorunluluğu bulunmadığı ve kovuşturma evresinin ilk derece mahkemesinde iddianamenin kabulü ile başlayıp istinaf incelemesinde de devam etmekte olduğu nazara alındığında, kovuşturma aşamasında istinabe yasağı olan haller dışında sanığın sorgusu, tanık dinlenmesi, tanık ve sanıktan başka kişilerin açıklamaları yönünden, keza keşif ve bilirkişi incelemeleri de dahil duruşmada yapılması gereken işlemlerin istinabe yolu ile yapılmasına usul hükümlerinin cevaz vermesi ve yine duruşmada hakim değişikliğinin de doğrudan doğruyalık ilkesini ihlal sonucunu doğurmayacağı gözetildiğinde, ilk derece mahkemesinde yapılan usul işlemleri istinaf kanun yolunda usule aykırılık yada eksiklik nedeniyle yenilenmesi gerektiği kanaati oluşmadığı sürece bu işlemlerin yenilenmesine gerek bulunmayacaktır. İstinaf kanun yolu yargılaması ilk derece yargılamasından bağımsız ve ayrı bir yargılama değil istinaf kanun yolu yargılaması ilk derece mahkemesinde yapılan yargılamanın devamı ve kovuşturmanın bir evresidir. CMK' nın 282/1-d maddesi bu durumu ifade etmektedir.
Öte yandan istinaf kanun yolu yargılamasında asıl olan hukuka aykırılık yada eksiklik söz konusu olmayan usul işlemlerinde usul işlemi tekrarlanmadan ve duruşma açılmadan kanun yolu incelemesinin maddi olay ve hukuka uygunluk bağlamında dosya üzerinde incelenmesidir. Usul işlemlerinde bir hukuka aykırılık yapılmış yada yapılan usul işlemi bir noktada belirsiz, mütenakıs nitelikte ise yada maddi meseleye dair toplanması gereken bir delil toplanmamışsa bu hallerde mutlaka duruşma açılmalı ve sırf bu usul işlemleri yönünden eksiklik yada hukuka aykırılık duruşmada giderildikten sonra istinaf kanun yolunda hüküm kurulmalıdır. Bunun dışında CMK' nın 282/1-f maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince tayin edilen cezadan istinaf kanun yolunda tayin olunacak ceza daha fazla ise yada CMK' nın 226 maddesinin uygulanmasını gerektiren ek savunma hakkı tanınmasının zorunlu olduğu haller dışında ilk derece mahkemesin de hukuka uygun olarak sorgusu yapılmış sanığın istinaf kanun yolunda yeniden dinlenmesi için dahi duruşma açmak gereksizdir.
Yine ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünün istinaf kanun yolunda duruşma açılmaksızın CMK' nın 303/1-a maddesi kapsamında kaldırılarak beraat hükmü kurulmasında suçun mağduru yada doğrudan doğruya zarar göreni yönünden hak arama hakkına aykırılık teşkil edip etmeyeceği sorunu açısından hükmün niteliğinin mahkumiyetten beraate dönüşmüş olması nedeniyle CMK' nın 286/1-d maddesi kapsamındaki bazı suçlar dışında temyiz kanun yoluna tabi olması nedeniyle hak arama hakkının ihlali sonucunu doğurmayacaktır.
Diğer tarafdan bozma kararının gerekçesinden CMK' nın 303/1-a maddesinin ancak delil değerlendirmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilebilecek hallerde uygulanabileceğine ilişkin ibareye de katılmak mümkün değildir. Madde metninden hükmün "olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilmesi hallerinde uygulanabileceği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla derhal beraat kararı verilebilecek hal ibaresi kanunun lafzı ile bağdaşmamaktadır. İlk derece mahkemesinden verilen mahkumiyet hükmünün anılan maddeye dayanılmak suretiyle istinaf kanun yolunda delillerin toplanmasında hukuka aykırılık, eksiklik yada belirsizlik gibi nedenlerle yenilenmesinin gerekmediği durumlarda duruşma açılmaksızın beraat yada davanın düşmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca davanın esasına girilerek temyiz nedenlerine ilişkin inceleme yapılması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun ilk derece mahkemesinde kurulan mahkumiyet hükmünün ilk derece mahkemesinde yapılan işlemlerde hukuka aykırılık, eksiklik yada belirsizlik bulunmasa dahi derhal beraat kararı verilebilecek durumlar haricinde duruşma açılmadan ve taraflar duruşmaya çağrılmadan mahkumiyet hükmü kaldırılarak beraat kararı verilemeyeceğine ilişkin bozma kararına katılmak mümkün bulunmamıştır.
KARŞI OY
Sayın çoğunluğun “İlk derece mahkemesince nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince mahkûmiyet hükmü kaldırılarak duruşma açılmaksızın 5271 sayılı CMK'nin 280/1-a maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 303/1-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; bu hükmün delil değerlendirilmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilebilecek hallerde uygulanabileceği, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmü bakımından ise CMK'nin 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılması ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu” şeklindeki görüşüne aşağıdaki nedenlerle karşıyım.
5271 sayılı CMK'nın 280. maddesinde;
"(1) Bölge adliye mahkemesi, (…) (1) dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,… Karar verir."
303/1-a maddesinde; "(1)Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:
a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse." ,
193/2. maddesinin ikinci fıkrasında; "(2) (Ek:25/5/2005-5353/28 md.) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir." şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerine, ilk derece mahkemesi kararlarında tespit ettikleri ve 303. maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlalleri duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda giderebilme ve sonrasında düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verme yetkisi vermiştir.
Çözümlenmesi gereken sorun CMK'nın 303/1-a maddesinde yer verilen "Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate" ibaresinin neyi ifade ettiğidir.
CMK'nın 303/1-a maddesinde olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate karar verilebilmesi için herhangi bir koşul öne sürülmemiştir. Kanun koyucu bir koşul öngörmediğine göre dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri dosyada mevcut bilgi ve belgeler ışığında, başkaca bir araştırmaya ihtiyaç duymadan dosyadaki delillere, belgelere, savunma ve iddialara göre oluşan kanaati doğrultusunda beraat kararı verebilecektir.
Yasa metninde delil değerlendirmesi ve tartışması yapılmasına engel bir ibare ve ima da yoktur. Yasa metni yorum ve takdire muhtaç olmayıp aksine çok nettir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerinin, ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada, toplanan delillerde ve yapılan işlemlerde bir eksiklik olmadığına, başkaca bir araştırmaya ihtiyaç bulunmadığına karar verdikten sonra dosya üzerinde inceleme yaparak CMK'nın 280-1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca beraat kararı vermesinde hukuka aykırı bir yön yoktur. Kanun hükmü açık olup eğer yorumlanacaksa da kanun koyucunun iradesine uygun olarak ve amaçsal yorumlanması gerekmektedir. Zira Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerinin yaptığı incelemeye konu dava dosyalarında sanığın savunmasının alınmamış, taraf beyanlarının tespit edilmemiş ve toplanması gereken tüm delillerin toplanmamış olması durumunda duruşma açılmasına, açılan duruşma sonucunda istinaf başvurusunun esastan reddine, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine, ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına (istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine) ya da yasal olanak bulunduğu hallerde hükmün bozulmasına karar verilmektedir.
CMK'nın 303/1-a maddesinde yer verilen "olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate" ibaresini derhal beraat kararı verilmesi halleri ile sınırlandırmak da kanun koyucunun iradesine aykırı olacaktır. Çünkü yasa metninde böyle sınırlamaya yer verilmemiştir. Yasamıza göre derhal beraat kararı verilmesi halleri sadece duruşmaya gelmeyen sanığın yokluğunda CMK'nın 193/2. fıkrası uyarınca verilecek kararlara ilişkin olup CMK'nın 280-1-a ve 303/1-a maddeleri ile bir ilgisi de yoktur.
Yargıtay kararları ve doktrinde de belirtildiği üzere hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun reddi; özü itibariyle uyuşmazlık hakkında maddi ve hukuki yönlerin tekrar ele alınarak yeni bir karar verilmesi anlamına gelmektedir. İstinaf kanun yolu incelemesinde asıl olan bozma yerine kararın düzeltilmesidir. Düzeltme ya dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ya da açılacak duruşma sonucunda verilecek kararla olmaktadır. Bu şekilde düzeltilen karar, bir bütün olarak yeni bir karar olmayıp ilk derece mahkemesi kararında tespit olunan maddi ve/veya hukuki meseleye ilişkin hataların düzeltilmesi sonucunda ortaya çıkan ve ilk derece mahkemesi kararı üzerine bina edilen kısmi bir hükümdür. Keza Bölge Adliye Mahkemelerince CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddelerine dayanılarak verilen kararlarda ilk derece mahkemesi kararı üzerine bina edilen bir hükümdür.
Bu bağlamda; CMK'nın 303/1-a maddesinde yer verilen "olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate" ibaresini "derhal beraat kararı verilmesi" halleri ile sınırlandırdığımızda kişilerin biran önce beraat etme hakkı ihlal edildiği gibi gereksiz birçok yargılama gideri de oluşacaktır.
CMKK'nın 174. maddesinde düzenlenen iddianamenin iadesi müessesesi derhal beraat kararı verilecek halleri oldukça sınırlamıştır. Zira derhal beraat kararı verilmesini gerektirecek bir iddianameyi mahkeme iade edecektir. Bu durumda sadece kovuşturma aşamasında meydana gelen eylemin suç olmaktan çıkması gibi hallerde derhal beraat kararı verilebilecektir. Bu da yukarıda değinildiği gibi sadece sanığın yokluğunda hüküm kurulmasına ilişkin bir uygulama olacaktır.
Somutlaştıracak olursak;
Örneğin, resmi belgede sahtecilik suçunun konusu olan belgenin fotokopi olması ve aslının ele geçemediğinin dosyadan açıkça belli olmasına rağmen mahkumiyet kararı verilmesi durumunda, 213 sayılı yasaya aykırı olarak defter ve belgeleri gizleme suçunda tebliğin mali tatile gelmesi durumunda, yine örneğin ruhsatsız silah taşıma suçunda dosyada mevcut uzmanlık raporuna göre suçun maddi konusu olan silahın 6136 sayılı Yasa kapsamında olmadığının belirlenmesine rağmen mahkemenin hatalı değerlendirme ile mahkumiyet kararı vermesi durumunda duruşma açan Bölge Adliye Mahkemesi neyi araştıracaktır? Çünkü olayın aydınlanmasını gerektirecek bir durum söz konusu değildir.
Yargıtay bozma kararlarında;
*…sanığa yüklenen suçun unsurları itibari ile oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,
*Dosya kapsamı ve oluşa göre, sanığın …. şeklindeki eyleminin …. suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,
* Sanığın ……. cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,….Kanuna aykırı olup……hükmün bozulmasına" şeklinde hiçbir araştırmaya gerek duyulmadan beraat kararı vermesi yönünde kararlar vermiştir.
Bu kararlardan da anlaşılacağı üzere hükmü bozulan mahkeme çağırmasına rağmen duruşmaya gelmeyen sanığı dinlemeden ve hiçbir araştırmaya gerek duymadan beraat kararı verebilecektir.
İşte yargılamanın devamı niteliğinde olan istinaf inceleme aşamasında da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri bu değerlendirmeler doğrultusunda CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddelerinin verdiği yetkiye dayanarak hiç bir araştırma yapmadan dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda beraat kararı verebilecektir. Ayrıca beraat kararı sanık lehine olup başkaca bir araştırmaya ihtiyaç duymadan dosyadaki delillere, belgelere göre dosya üzerinden beraat kararı verilmesi makul sürede yargılama ve Anayasamızın 141. maddesinin 4. fıkrasına uygun olarak “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir” ilkesine uygun olacaktır.
Yargıtay'ın CMK'nın 303/1-a maddesi uyarınca duruşma açmadan dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda beraat kararı verme yetkisi vardır. Bu yetki asıl olarak Yargıtay'a verilmiştir.
Kaldı ki; her ne kadar yerindelik denetimi yapma yetkisi olmasa da CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu verilen beraat kararlarına karşı CMK'nın 286. maddesi uyarınca Yargıtay temyiz yolu açıktır.
Bu nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmadan mevcut delilleri inceleyip takdir ederek beraat kararı verebileceği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun dosyanın esasına girilmeden sair yönleri incelenmeden CMK'nin 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılması gerekliliğinden hükmün bozulmasına dair görüşüne katılmıyorum.
Buna karşın, anılan kararlarda yer alan azınlık görüşü ise CMK m. 303/1-a hükmünün yalnızca delil değerlendirmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilebilecek durumlarla sınırlandırılamayacağını; kanun metninde yer alan ölçütün olayın daha ziyade aydınlanması gerekmemesi olduğunu ve bu koşul gerçekleştiğinde bölge adliye mahkemesinin duruşma açmaksızın dosya üzerinden de beraat kararı verebileceğini savunmaktadır.
CMK 303 uyarınca mahkemece yapılan hesap hataları nasıl düzeltilir?
Artırma ve indirim basamaklarında yapılan maddi hesaplama hataları veya TCK m. 61 sıralamasının gözetilmemesi sebebiyle eksik ya da fazla ceza tayin edilmişse Yargıtay CMK m. 303/1-f ve 303/1-g bentleri uyarınca cezayı düzelterek onama kararı verebilir.
Kanun maddesi numarasının yanlış yazılması bozma sebebi midir?
Mahkemece suçun unsurları, niteliği ve cezası hükümde doğru gösterilmiş olmasına karşın yalnızca kanunun madde numarası yanlış yazılmışsa dosya bozulmaz; CMK m. 303/1-c gereğince bu aykırılık Yargıtay tarafından düzeltilebilir.
İstinaf incelemesinde CMK 303/1-a uyarınca dosya üzerinden beraat verilebilir mi?
Yargıtay uygulamalarında mevcut delillerin yeniden takdirini gerektiren mahkûmiyet hükümlerinde duruşma açılması gerektiğini kabul eden görüşlerin yanında; kanundaki olayın daha ziyade aydınlanması gerekmemesi koşulunun gerçekleştiği durumlarda duruşma açılmaksızın dosya üzerinden de beraat kararı verilebileceğini savunan karşı görüşler bulunmaktadır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

