Ceza muhakemesinde davaya bakma yetkisinin belirlenmesinde genel kural, yargılamanın eylemin gerçekleştiği yerde yürütülmesidir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 12. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, ceza davalarında davaya bakmak yetkisi kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 12Kaynağı aç
mahkemesine aittir.
(2) Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer
mahkemesi yetkilidir.
(3) Suç, ülkede yayımlanan bir basılı eserle işlenmişse yetki, eserin
yayım merkezi olan yer mahkemesine aittir. Ancak, aynı eserin birden çok yerde
basılması durumunda suç, eserin yayım merkezi dışındaki baskısında meydana
gelmişse, bu suç için eserin basıldığı yer mahkemesi de yetkilidir.
(4) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçunda
eser, mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmışsa, o yer
mahkemesi de yetkilidir. Mağdur, suçun işlendiği yer dışında tutuklu veya
hükümlü bulunuyorsa, o yer mahkemesi de yetkilidir.
(5) Görsel veya işitsel yayınlarda da bu maddenin üçüncü fıkrası hükmü
uygulanır. Görsel ve işitsel yayın, mağdurun yerleşim yerinde ve oturduğu yerde
işitilmiş veya görülmüşse o yer mahkemesi de yetkilidir.
(6) (Ek:8/7/2021-7331/10 md.) Bilişim sistemlerinin, banka veya
kredi kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması
suretiyle işlenen suçlarda mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir.
Özel yetki
Suçun İşlendiği Yer Kavramı ve Neticenin Gerçekleşmesi
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 12. maddesindeki genel yetki kuralında suçun işlendiği yer kavramı, hareketin yapıldığı veya neticenin ortaya çıktığı yeri kapsar. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/1604 Esas ve 2017/5426 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere, suç yerinin hareket ya da neticeye göre belirlenmesi; suç sebebiyle bozulan kamu düzeninin yeniden kurulması, delillerin süratle toplanabilmesi, verilecek cezanın tesirli olması ve caydırıcılığın temini amacına yöneliktir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2017/1604, K. 2017/5426Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
TALEP:
Terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan meçhul şüpheli hakkında yapılan soruşturmalar sırasında, suç yeri itibarıyla evrakın Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine dair Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 30.01.2017 tarihli ve 2017/12352 soruşturma, 2017/1757 sayılı kararını müteakip, bu kez suç yeri bakımından dosyanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine dair Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13.02.2017 tarihli ve 2017/4447 soruşturma, 2017/366 sayılı yetkisizlik kararı üzerine, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisizlik kararının kaldırılmasına ilişkin Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.02.2017 tarihli ve 2017/86 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun “Ceza mahkemelerinin yargı çevresi” kenar başlıklı 15'inci maddesinde;
“Ceza mahkemelerinin yargı çevresi, bulundukları il merkezi ve ilçeler ile bunlara adlî yönden bağlanan ilçelerin idarî sınırlarıdır.
Ağır ceza mahkemeleri ile büyükşehir belediyesi bulunan illerde, büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki il ve ilçenin adı ile anılan sulh veya asliye ceza mahkemelerinin yargı çevresi, il veya ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.
Coğrafî durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak bir ceza mahkemesinin kaldırılmasına veya yargı çevresinin değiştirilmesine, özel kanunlarında yargı çevresi belirtilmemiş olan diğer ceza mahkemelerinin yargı çevresinin belirlenmesine, Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca karar verilir.
(Ek fıkra: 1/7/2016-6723/29 md.) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar (318'inci, 319'uncu, 324'üncü, 325'inci ve 332'nci maddeler hariç) ile 3713 sayılı Kanunun kapsamına giren suçlar sebebiyle açılan davalar, suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan ağır ceza mahkemesinde görülür.”
“Cumhuriyet başsavcılığının kuruluşu” kenar başlıklı 16'ncı maddesinde;
“Mahkeme kuruluşu bulunan her il merkezi ve ilçede o il veya ilçenin adı ile anılan bir Cumhuriyet başsavcılığı kurulur.
Cumhuriyet Başsavcılığında, bir Cumhuriyet başsavcısı ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı bulunur. Gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun kararıyla bir veya birden fazla Cumhuriyet başsavcıvekili atanır.”
“Cumhuriyet Başsavcılığının görevleri” kenar başlıklı 17'nci maddesinde; “Cumhuriyet Başsavcılığının görevleri şunlardır:
1. Kamu davasının açılmasına yer olup olmadığına karar vermek üzere soruşturma yapmak veya yaptırmak,
2. Kanun hükümlerine göre, yargılama faaliyetlerini kamu adına izlemek, bunlara katılmak ve gerektiğinde kanun yollarına başvurmak,
3. Kesinleşen mahkeme kararlarının yerine getirilmesi ile ilgili işlemleri yapmak ve izlemek,
4. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.”
“Cumhuriyet savcısının görevleri” kenar başlıklı 20'nci maddesinde; “Cumhuriyet savcısının görevleri şunlardır:
1. Adlî göreve ilişkin işlemleri yapmak, duruşmalara katılmak ve kanun yollarına başvurmak,
2. Cumhuriyet başsavcısı tarafından verilen adlî ve idarî görevleri yerine getirmek,
3. Gerektiğinde Cumhuriyet başsavcısına vekâlet etmek,
4. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.
Aynı yerde görev yapan Cumhuriyet başsavcıvekili bulunmadığında, Cumhuriyet başsavcısına vekâlet edecek olanı Cumhuriyet başsavcısı belirler.”
“Cumhuriyet savcılarının yetkisi” kenar başlıklı 21'inci maddesinde;
“Cumhuriyet savcıları, bulundukları il merkezi veya ilçenin idarî sınırları ile bunlara adlî yönden bağlanan ilçelerin idarî sınırları içerisinde yetkilidirler.
Ağır ceza mahkemesi ile özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemelerinin yargı çevresinde yer alan Cumhuriyet başsavcılıkları, yetki alanları içerisinde yürüttükleri bu mahkemelerin görevine giren suçlarla ilgili soruşturmaları yapar ve ivedi, zorunlu işlerin tamamlanmasından sonra düşünce yazısına soruşturma evrakını ekleyip ağır ceza mahkemesi veya özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemelerinin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderirler.
Büyükşehir belediye sınırları içerisinde bulunan Cumhuriyet başsavcıları, bu yer ceza mahkemelerinin yargı çevresinde yetkilidir. Ancak, büyükşehir belediye sınırları içerisinde yer alan ağır ceza mahkemeleri ile özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemelerinin görevine giren işlerde yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.
(Mülga dördüncü fıkra: 11/5/2005-5348/4 md.; Yeniden düzenleme: 1/7/2016-6723/30 md.) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar (318'inci, 319'uncu, 324'üncü, 325'inci ve 332'nci maddeler hariç) ile 3713 sayılı Kanunun kapsamına giren suçlar sebebiyle açılan soruşturmalar suçun işlendiği yerin bağlı
olduğu ilin adıyla anılan Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülür. İl Cumhuriyet savcısı, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısından soruşturmanın kısmen veya tamamen yapılmasını isteyebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı zorunlu olan delilleri toplar ve gerekmesi hâlinde alınacak kararlar bakımından bulunduğu yer sulh ceza hâkimliğinden talepte bulunur.
Diğer kanunların Cumhuriyet savcılarının yetkisine ilişkin hükümleri saklıdır.”
Hükümlerinin yer aldığı,
6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 30'uncu maddesiyle 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 21'inci maddesinde değişiklik yapılarak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci bölümlerinde tanımlanan bazı suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar sebebiyle açılacak soruşturmaların, suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmesinin sağlandığı,
Söz konusu maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, bu suçlarla ilgili soruşturmaların, suçun işlendiği yer il veya ilçe Cumhuriyet Başsavcılıklarında dağınık biçimde yürütülmesi, ihtisaslaşmanın sağlanması ile adli ve idari kapasitenin etkin ve verimli kullanımı bakımından önemli zorluklar doğurmuş ve özellikle terör suçlarında, örgüt ve mensuplarının aynı il ancak birden fazla ilçe idari sınırları içinde kalan eylemlerinin soruşturulması sürecinde bu zorluklar daha belirgin hale gelmiştir. Aynı olayla ilgili farklı hukuki değerlendirmelere bağlı olarak verilebilen farklı kararlar soruşturmanın bütünlüğünü ve farklı adli mercilerle yazışma ihtiyacı da soruşturmanın gizliliğinin bozulabilmesine neden olduğu,
Kolluk teşkilatlarının uzman birim ve personelinin il merkezlerinde bulunması, tecrübeli yargı mensubu ve nitelikli personelle adli ihtisaslaşmanın il merkezlerinde daha kolay sağlanabilmesi ve ihtiyaç duyulan idari kapasitenin il merkezlerinde daha güçlü olması öngörülen düzenlemenin gerekçeleri arasında yer aldığı,
Değişiklikle, çözümü uzmanlık gerektiren terör suçlarının soruşturmalarının, suçun işlendiği yerin bağlı olduğu il merkezinde kurulu bulunan il Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından, daha etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesinin amaçlandığı ve 5235 sayılı Kanunda yapılan düzenlemeyle il Cumhuriyet savcılarının, terör ve örgütlü suçlar bakımından bulundukları ilin mülki sınırları dahilinde her türlü soruşturma işlemini bizzat ve doğrudan yapmaya yetkilendirilmiş bulunduğu, dolayısıyla soruşturma işlemlerinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmesi gerektiği gözetilmeden, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının yetkili kılınmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 18.04.2017 gün ve 94660652-105-06-3161-2017-kyb sayılı istemlerine dayanılarak anılan kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulmasına ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.05.2017 gün ve 2017/29007 sayılı tebliğnamesiyle bozma talep edilmiş olmakla dosya incelenerek gereği düşünüldü.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I) OLAY:
Meçhul şüpheli hakkında Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/22405 sayılı dosyasında “terör örgütünün propagandasını yapmak” suçundan soruşturma yürütüldüğü, yapılan soruşturma sırasında Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı 11.01.2017 tarih ve 2016/22405 soruşturma, 2017/15 Fezleke sayılı kararıyla “www.twitter.com/4risen4I1 internet adresini kullanan meçhul şüpheli şahsın sayfasında silahlı terör örgütünün propagandasını yaptığını, ancak ihbara konu hesap kullanıcısının açık kimlik ve adres bilgilerinin tespit edilemediğini, 6723 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi ile yeniden düzenlenen 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 21/4 maddesi uyarınca; Türk Ceza Kanununun 2. Kitap 4. Kısmının 4, 5, 6 ve 7. bölümlerinde tanımlanan suçlardan olması nedeniyle soruşturmanın suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmesi gerektiğini” belirterek soruşturma evraklarını fezleke ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği, bu yazıya müteakip Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 30.01.2017 tarihli ve 2017/12352 soruşturma, 2017/1757 sayılı yetkisizlik kararı vererek soruşturma dosyasını tekrar Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı'na yolladığı, her iki Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olumsuz yetki uyuşmazlığı oluşması sebebiyle dosyanın yetkili Cumhuriyet Başsavcılığının tespiti amacıyla Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.02.2017 tarihli ve 2017/86 değişik iş sayılı kararı ile “Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisizlik kararının kaldırılmasına” yönelik kesin nitelikte karar verildiği anlaşılmıştır.
II)KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI:
Kimliği belirsiz şüpheli hakkında “silahlı terör örgütünün propagandasını yapma” suçundan yürütülen soruşturmada, yetkili Cumhuriyet Başsavcılığının neresi olduğunun belirlenmesine ilişkindir.
III) HUKUKSAL DEĞERLENDİRME:
Kanun yararına bozma, kesinleşen hükümde verildiği zaman yürürlükte bulunan usul ve maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlı olduğundan, inceleme karar tarihindeki mevzuat hükümlerine göre yapılmıştır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;
“Yetkili Mahkeme” kenar başlıklı 12/1-2 maddesinde;
“Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir. Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir”,
“Bir Suçun İşlendiğini Öğrenen Cumhuriyet Savcısının Görevi” kenar başlıklı 160. maddesinde;
“(1)Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
(2)Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.”,
“Cumhuriyet Savcısının Görev ve Yetkileri” kenar başlıklı 161. maddesinde;
“(1)Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabilir; yukarıdaki Maddede yazılı sonuçlara varmak için bütün kamu görevlilerinden her türlü bilgiyi isteyebilir. Cumhuriyet savcısı, adlî görevi gereğince nezdinde görev yaptığı mahkemenin yargı çevresi dışında bir işlem yapmak ihtiyacı ortaya çıkınca, bu hususta o yer Cumhuriyet savcısından söz konusu işlemi yapmasını ister.
(2)Adlî kolluk görevlileri, elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür.
(3)Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele hâllerde, sözlü olarak verir. Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir.
(4)Diğer kamu görevlileri de, yürütülmekte olan soruşturma kapsamında ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri, talep eden Cumhuriyet savcısına vakit geçirmeksizin temin etmekle yükümlüdür.
(5)Kanun tarafından kendilerine verilen veya kanun dairesinde kendilerinden istenen adliye ile ilgili görev veya işlerde kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kamu görevlileri ile Cumhuriyet savcılarının sözlü veya yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kolluk âmir ve memurları hakkında Cumhuriyet savcılarınca doğrudan doğruya soruşturma yapılır. Vali ve kaymakamlar hakkında 2.12.1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri, en üst dereceli kolluk amirleri hakkında ise, hâkimlerin görevlerinden dolayı tâbi oldukları yargılama usulü uygulanır.
(6) (Değişik fıkra: 02/01/2017-680 S.K.H./9. md) Vali ve kaymakamların kişisel suçları hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığı ve aynı yer ağır ceza mahkemesine aittir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hallerinde soruşturma genel hükümlere göre yapılır.
(7) (Ek fıkra: 31/03/2011-6217 S.K 21. mad.) Yetkisizlik kararı ile gelen bir soruşturmada Cumhuriyet savcısı, kendisinin de yetkisiz olduğu kanaatine varırsa
yetkisizlik kararı verir ve yetkili savcılığın belirlenmesi için soruşturma dosyasını, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesine gönderir. Mahkemece bu konuda verilen karar kesindir.
(8) (Ek fıkra: 21/02/2014-6526 S.K./15. md) Türk Ceza Kanununun 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316 ncı maddelerinde düzenlenen suçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. 1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 26 ncı maddesi hükmü saklıdır.”,
“Cumhuriyet başsavcılığının kuruluşu” kenar başlıklı 16'ncı maddesinde;
“Mahkeme kuruluşu bulunan her il merkezi ve ilçede o il veya ilçenin adı ile anılan bir Cumhuriyet Başsavcılığı kurulur.
Cumhuriyet Başsavcılığında, bir Cumhuriyet başsavcısı ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı bulunur. Gerekli görülen yerlerde Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun kararıyla bir veya birden fazla Cumhuriyet başsavcıvekili atanır.”,
“Cumhuriyet Başsavcılığının görevleri” kenar başlıklı 17'nci maddesinde; “Cumhuriyet Başsavcılığının görevleri şunlardır:
1.Kamu davasının açılmasına yer olup olmadığına karar vermek üzere soruşturma yapmak veya yaptırmak,
2.Kanun hükümlerine göre, yargılama faaliyetlerini kamu adına izlemek, bunlara katılmak ve gerektiğinde kanun yollarına başvurmak,
3.Kesinleşen mahkeme kararlarının yerine getirilmesi ile ilgili işlemleri yapmak ve izlemek,
4.Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.”,
“Cumhuriyet savcısının görevleri” kenar başlıklı 20'nci maddesinde;
“Cumhuriyet savcısının görevleri şunlardır:
1.Adlî göreve ilişkin işlemleri yapmak, duruşmalara katılmak ve kanun yollarına başvurmak,
2.Cumhuriyet başsavcısı tarafından verilen adlî ve idarî görevleri yerine getirmek,
3.Gerektiğinde Cumhuriyet başsavcısına vekâlet etmek,
4.Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.
Aynı yerde görev yapan Cumhuriyet başsavcıvekili bulunmadığında, Cumhuriyet başsavcısına vekâlet edecek olanı Cumhuriyet başsavcısı belirler.”,
“Cumhuriyet savcılarının yetkisi” kenar başlıklı 21'inci maddesinde;
“Cumhuriyet savcıları, bulundukları il merkezi veya ilçenin idarî sınırları ile bunlara adlî yönden bağlanan ilçelerin idarî sınırları içerisinde yetkilidirler.
Ağır ceza mahkemesi ile özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemelerinin yargı çevresinde yer alan Cumhuriyet Başsavcılıkları, yetki alanları içerisinde yürüttükleri bu mahkemelerin görevine giren suçlarla ilgili soruşturmaları yapar ve ivedi, zorunlu işlerin tamamlanmasından sonra düşünce yazısına soruşturma evrakını
ekleyip ağır ceza mahkemesi veya özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemelerinin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderirler.
Büyükşehir belediye sınırları içerisinde bulunan Cumhuriyet başsavcıları, bu yer ceza mahkemelerinin yargı çevresinde yetkilidir. Ancak, büyükşehir belediye sınırları içerisinde yer alan ağır ceza mahkemeleri ile özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemelerinin görevine giren işlerde yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.
(Mülga dördüncü fıkra: 11/5/2005-5348/4 md.; Yeniden düzenleme: 1/7/2016-6723/30 md.) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar (318'inci, 319'uncu, 324'üncü, 325'inci ve 332'nci maddeler hariç) ile 3713 sayılı Kanunun kapsamına giren suçlar sebebiyle açılan soruşturmalar suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan Cumhuriyet başsavcılığınca yürütülür. İl Cumhuriyet savcısı, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısından soruşturmanın kısmen veya tamamen yapılmasını isteyebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı zorunlu olan delilleri toplar ve gerekmesi hâlinde alınacak kararlar bakımından bulunduğu yer sulh ceza hâkimliğinden talepte bulunur.
Diğer kanunların Cumhuriyet savcılarının yetkisine ilişkin hükümleri saklıdır.”
Hükümleri yer almaktadır.
Hangi yerdeki mahkemenin davaya bakacağını belirleyen kurala “yetki” denilmektedir. Kamu düzeninin bir gereği olan görev hususu her aşamada ve kendiliğinden gözetilirken, yetki de zaman açısından sınırlama getirilmiştir.
5271 sayılı CMK madde 12/1-2 bu konuda açık hüküm içermektedir. Bu hüküm, “Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir. Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir” demektedir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 12 maddesi, sadece yer bakımından yetki konusunu düzenlemektedir. Suçun işlendiği yer biliniyorsa, davaya bakma yetkisi suçun işlendiği yer mahkemesine aittir. “Suçun işlendiği yerden” maksat hareketin gerçekleştirildiği veya neticenin ortaya çıktığı yerdir. Bu durum, suçla bozulan kamu düzeninin yeniden kurulmasını, kanıtların kolaylıkla toplanmasını, cezanın etkili olmasını ve caydırıcılığı sağlayacaktır. Ayrıca, önemli suçlarda, suçun işlendiği yerde kamuoyunun duyarlılığı daha fazladır. Esasta Cumhuriyet savcısının, yer bakımından yetkili mahkeme önünde dava açması bir zorunluluktur. Bu maddeye göre de, suçun işlendiği yerin bağlı olduğu Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma yapmakla yetkili kılınmıştır. Bu nedenle yetkide ana kural, suçun işlendiği yerdir.
Bir anda işlenen (ani) suçlarda yetkinin belirlenmesinde herhangi bir sorun yoktur. Çünkü suçun işlendiği yer tektir ve o yer yetkilidir. Asıl sorun, işlenmesiyle hemen sona ermeyen ve bir süre daha süren (kesintisiz/mütemadi) suçlarda ortaya çıkmaktadır. Mütemadi suçlarda, sürekliliğin sona erdiği, kesintinin meydana geldiği yerin, suçun işlendiği yer olması, yetkili mahkemenin de buna göre belirlenmesi
karşısında, kesintinin meydana geldiği yerin tespit edilmesi oldukça önem arz etmektedir.
Yetkisizlik kararına konu olan “silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak” suçu soyut tehlike suçu niteliğinde olup propaganda suçunu oluşturan hareketlerin gerçekleştirildiği yer suç yeri olarak kabul edilmektedir.
Yetkisizlik kararına konu olan "silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak" suçu 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardandır. 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 30'uncu maddesiyle 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 21 inci maddesinde değişiklik yapılarak, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar sebebiyle açılacak soruşturmaların, suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmesi sağlanmıştır.
Söz konusu maddenin gerekçesinde de ayrıntıları belirtildiği üzere;
“Çözümü uzmanlık gerektiren terör suçlarının soruşturmalarının, suçun işlendiği yerin bağlı olduğu il merkezinde kurulu bulunan il Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından, daha etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi amaçlanmış, 5235 sayılı Kanunda yapılan düzenlemeyle il Cumhuriyet savcılarının, terör ve örgütlü suçlar bakımından bulundukları ilin mülki sınırları dahilinde her türlü soruşturma işlemini bizzat ve doğrudan yapmaya konusunda yetkilendirildikleri",
Görülmüştür.
Yukarıda belirtilen kanun hükümleri ve soruşturma dosyası kapsamında somut olay birlikte değerlendirildiğinde;
Kimliği belirsiz şüpheli hakkında iddia edilen “silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak” suçunun 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına girmesi, 5235 sayılı Kanunun 21/4. maddesindeki düzenleme karşısında, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar nedeniyle açılacak soruşturmaların suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmesi gerektiği, bu kapsamda soruşturma işlemlerinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmesi gerektiği gözetilmeden, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının yetkili kılınmasına karar verilmesinde,
İsabet görülmediğinden, anılan kararın kanun yararına bozulmasına karar verilmesi uygun görülmüştür.
IV) SONUÇ VE KARAR:
Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının talebinin kabulü ile, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.02.2017 gün ve 2017/86 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.11.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.
İcrai hareketlerin yabancı bir ülkede tamamlandığı ateşli silahla yaralama eylemlerinde mağdurun tedavi amacıyla Türkiye'ye getirilmesi ve hastanede hayatını kaybetmesi durumunda, aradaki nedensellik bağı kesilmedikçe ve failin hareketi haricindeki başka bir etken ölüme sebebiyet vermedikçe sırf ölüm neticesinin Türkiye sınırları içinde meydana gelmesi eylemin Türkiye'de işlendiği anlamına gelmez.
Teşebbüs, Kesintisiz ve Zincirleme Suçlarda Yetki
Suçun icra aşamaları ve hukuki niteliği yetkili mahkemenin belirlenmesinde özel ölçütler gerektirir. 5271 sayılı Kanun'un 12. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; teşebbüs aşamasında kalan fiillerde son icra hareketinin icra edildiği yer mahkemesi, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği yer mahkemesi ve zincirleme suçlarda zinciri oluşturan son suçun işlendiği yer mahkemesi davaya bakmaya yetkilidir.
Silahlı terör örgütüne üye olma eylemi kesintisiz suçlar grubunda yer alır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/1956 Esas ve 2016/2286 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere, örgüte üye olma suçunda hukuki kesinti sanığın yakalanması anıyla birlikte meydana gelir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2016/1956, K. 2016/2286Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma
Hüküm : TCK 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 62/1, 53, 58/6-9 maddeleri gereğince mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Sanığın 2009 yılında PKK terör örgütüne katıldığı ihbarı üzerine hakkında yakalama kararı çıkarılmasını müteakiben silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan sanık hakkında ilk davanın 06.06.2014 tarihinde … Ağır Ceza Mahkemesine açıldığı, 22.11.2014 tarihinde ise PKK terör örgütü ile iltisaklı bulunan PYD/YPG terör örgütü içinde faaliyet gösterdiği iddiasıyla yakalanan sanık hakkında 08.04.2015 tarihinde ikinci kez silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan …. Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan davanın …. 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/196 esas sayılı dosyasında görüldüğü, silahlı terör örgütü üyeliği suçunun temadi eden suçlardan olduğu ve temadinin 22.11.2014 tarihinde sanığın yakalanması ile kesildiği cihetle mükerrer cezalandırmanın önlenmesi bakımından sanık hakkında açılan davaların birleştirilmesi ve dosyada mevcut dilekçelerinde SEGBİS sistemiyle savunma yapmak istemediğini belirten sanığın huzurda dinlenmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Kabule göre sanığın tutuklu bulunduğu sürenin TCK'nın 63. maddesi gereğince hükmolunan cezasından mahsubuna karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 11.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Silahlı terör örgütünün propagandasını yapma eylemi ise soyut tehlike suçu niteliğindedir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/1604 Esas ve 2017/5426 Karar sayılı ilamı gereğince, propaganda suçunu teşkil eden eylemlerin gerçekleştirildiği yer suç mahalli kabul edilir ve yargılama yetkisi bu yere göre belirlenir.
Basın, Yayın ve Bilişim Yoluyla İşlenen Suçlarda Yetkili Merci
Türkiye'de yayımlanan basılı bir eserle suç işlenmesi halinde yetkili mahkeme kural olarak eserin yayım merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı eserin birden fazla yerde basılması halinde suç, eserin yayım merkezi dışındaki baskısında vuku bulmuşsa basımın gerçekleştiği yer mahkemesi de yetkili kılınmıştır.
Basılı bir eser aracılığıyla işlenen ve soruşturulması ile kovuşturulması şikâyete tabi hakaret suçlarında, eser mağdurun yerleşim yerinde yahut oturduğu yerde dağıtılmışsa o yer mahkemesi de yetkilidir. Bununla birlikte mağdur suç yerinden başka bir yerde tutuklu veya hükümlü bulunmaktaysa bulunduğu yer mahkemesi de davaya bakmaya yetkilidir.
Görsel ve işitsel yayın araçlarıyla işlenen suçlarda da basılı eserler için geçerli yayım merkezi esası tatbik edilir. Ek olarak görsel veya işitsel yayının mağdurun yerleşim yerinde ve oturduğu yerde işitilmiş veya görülmüş olması durumunda o yer mahkemesi de yetkili kabul edilir.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının ya da banka ve kredi kartlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen fiillerde kanun koyucu yetki alanını genişletmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 12. maddesinin altıncı fıkrası gereğince, bu suç türlerinde suçun işlendiği genel yer mahkemelerinin yanında mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de davaya bakmakla yetkilidir.
Suç Yerinin Belirlenememesi ve Özel Soruşturma Usulleri
Suçun işlendiği yerin tespit edilemediği durumlarda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 13. maddesindeki kademeli yetki kuralları tatbik edilir. Bu hallerde yetkili merci şüpheli veya sanığın yakalandığı yer, şahıs yakalanmamışsa yerleşim yeri mahkemesidir. Failin Türkiye'de yerleşim yerinin bulunmaması halinde Türkiye'deki en son adresinin bulunduğu yer mahkemesi, bu yolla da sonuca ulaşılamaması durumunda ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir. Askeri yükümlülüklere dair davalarda ise yoklama kaçağı ve celp bakayası suçlarında yükümlünün nüfusa kayıtlı olduğu askerlik şubesinin bulunduğu yer, sevk bakayası fiilinde ise sevk olunan askeri birliğin konuşlu bulunduğu yer mahkemesi yetki kazanır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 13Kaynağı aç
sanığın yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
(2) Şüpheli veya sanığın Türkiye'de yerleşim yeri yoksa Türkiye'de en son
adresinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
(3) Mahkemenin bu suretle de belirlenmesi olanağı yoksa, ilk usul
işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir.
Yabancı ülkede işlenen suçlarda yetki
Soruşturma evresinde savcılıkların yetki alanı kural olarak il veya ilçe idari sınırları ile kendilerine bağlanan adli yargı çevresidir. Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki fiiller ile Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen Devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı belirli suçlar bakımından ise 5235 sayılı Kanun'un 21. maddesinin dördüncü fıkrası ve Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/1604 Esas ve 2017/5426 Karar sayılı ilamı gereğince soruşturma, suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde yürütülür. İl Cumhuriyet savcısı, işlemlerin kısmen veya tamamen suç yeri savcılığı eliyle yapılmasını talep edebilir; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise suç yeri savcısı zorunlu delilleri toplayarak bulunduğu yer sulh ceza hâkimliğinden tedbir talebinde bulunabilir.
5235 sayılı ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN m. 21Kaynağı aç
ilçenin idarî sınırları ile bunlara adlî yönden bağlanan ilçelerin idarî
sınırları içerisinde yetkilidirler.
Ağır ceza mahkemesi ile özel
kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemelerinin yargı çevresinde yer alan
Cumhuriyet başsavcılıkları, yetki alanları içerisinde yürüttükleri bu
mahkemelerin görevine giren suçlarla ilgili soruşturmaları yapar ve ivedi,
zorunlu işlerin tamamlanmasından sonra düşünce yazısına soruşturma evrakını
ekleyip ağır ceza mahkemesi veya özel kanunlarla kurulan diğer ceza
mahkemelerinin Cumhuriyet başsavcılığına gönderirler.
Büyükşehir belediye sınırları içerisinde bulunan Cumhuriyet başsavcıları,
bu yer ceza mahkemelerinin yargı çevresinde yetkilidir. Ancak, büyükşehir
belediye sınırları içerisinde yer alan ağır ceza mahkemeleri ile özel kanunlarla
kurulan diğer ceza mahkemelerinin görevine giren işlerde yukarıdaki fıkra hükmü
uygulanır.
(Mülga dördüncü fıkra: 11/5/2005-5348/4 md.; Yeniden düzenleme:
1/7/2016-6723/30 md.) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap
Dördüncü Kısmının Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan
suçlar (318 inci, 319 uncu, 324 üncü, 325 inci ve 332 nci maddeler hariç) ile
3713 sayılı Kanunun kapsamına giren suçlar sebebiyle açılan soruşturmalar suçun
işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan Cumhuriyet başsavcılığınca
yürütülür. İl Cumhuriyet savcısı, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısından
soruşturmanın kısmen veya tamamen yapılmasını isteyebilir. Gecikmesinde sakınca
bulunan hâllerde suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı zorunlu olan delilleri
toplar ve gerekmesi hâlinde alınacak kararlar bakımından bulunduğu yer sulh
ceza hâkimliğinden talepte bulunur.
Diğer kanunların Cumhuriyet savcılarının yetkisine ilişkin hükümleri
saklıdır.
Duruşmalarda Cumhuriyet başsavcılığını temsil
Soruşturma safhasında savcılıklar arasında olumsuz yetki uyuşmazlığı çıktığında, yetkisizlik kararıyla gelen evrakta savcı kendisinin de yetkisiz olduğuna kanaat getirirse yetkisizlik kararı verir. 5271 sayılı Kanun'un 161. maddesinin yedinci fıkrası doğrultusunda dosya, yargı çevresinde yer alınan ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesine gönderilir ve bu merci tarafından verilen karar kesin nitelik taşır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 161Kaynağı aç
emrindeki adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı
yapabilir; yukarıdaki maddede yazılı sonuçlara varmak için bütün kamu görevlilerinden
her türlü bilgiyi isteyebilir. Cumhuriyet savcısı, adlî görevi gereğince
nezdinde görev yaptığı mahkemenin yargı çevresi dışında bir işlem yapmak
ihtiyacı ortaya çıkınca, bu hususta o yer Cumhuriyet savcısından söz konusu
işlemi yapmasını ister.
(2) Adlî kolluk görevlileri, elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile
uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek
ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin
yerine getirmekle yükümlüdür.
(3) Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele
hâllerde, sözlü olarak verir. (Ek cümle: 25/5/2005 – 5353/24 md.) Sözlü
emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir.
(4) Diğer kamu görevlileri de,
yürütülmekte olan soruşturma kapsamında ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri,
talep eden Cumhuriyet savcısına vakit geçirmeksizin temin etmekle yükümlüdür.
(5) Kanun tarafından kendilerine verilen veya kanun dairesinde
kendilerinden istenen adliye ile ilgili görev veya işlerde kötüye kullanma veya
ihmalleri görülen kamu görevlileri ile Cumhuriyet savcılarının sözlü veya
yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen
kolluk âmir ve memurları hakkında Cumhuriyet savcılarınca doğrudan doğruya
soruşturma yapılır. Vali ve kaymakamlar hakkında 2.12.1999 tarihli ve 4483
sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin
Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri, en üst dereceli kolluk amirleri hakkında
ise, hâkimlerin görevlerinden dolayı tâbi oldukları yargılama usulü uygulanır.[61]
(6) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/9 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/8
md.) Vali ve kaymakamların kişisel suçları hakkında soruşturma ve
kovuşturma yapma yetkisi, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge
adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığı ve aynı yer
ağır ceza mahkemesine aittir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü
hâllerinde soruşturma genel hükümlere göre yapılır.
(7) (Ek: 31/3/2011-6217/21 md.) Yetkisizlik kararı ile gelen bir
soruşturmada Cumhuriyet savcısı, kendisinin de yetkisiz olduğu kanaatine
varırsa yetkisizlik kararı verir ve yetkili savcılığın belirlenmesi için
soruşturma dosyasını, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en
yakın ağır ceza mahkemesine gönderir. Mahkemece bu konuda verilen karar
kesindir.
(8) (Ek:21/2/2014–6526/15 md.) Türk
Ceza Kanununun 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316 ncı maddelerinde
düzenlenen suçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş
olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. 1/11/1983
tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat
Teşkilatı Kanununun 26 ncı maddesi hükmü saklıdır.
(9) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/146 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/141
md.) Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili
hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı
ve bu yer ağır ceza mahkemesine aittir. Soruşturmayı Cumhuriyet Başsavcısı veya
görevlendireceği vekili bizzat yapar. Başsavcı veya vekili, suçun işlendiği yer
Cumhuriyet savcısından soruşturmanın kısmen veya tamamen yapılmasını
isteyebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde suçun işlendiği yer
Cumhuriyet savcısı zorunlu olan delilleri toplar ve gerekmesi hâlinde alınacak
kararlar bakımından bulunduğu yer sulh ceza hâkimliğinden talepte bulunur.
Soruşturmada Cumhuriyet savcısının hâkim kararı istemi
Yabancı ülkede işlenen ve kanunlar gereğince Türkiye'de takibi gereken fiillerde mahkemenin yetkisi 5271 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca tayin edilir. Yetkili mahkemenin Yargıtay tarafından belirlenebilmesi için soruşturma evresinin aşılarak davanın kovuşturma aşamasına gelmiş bulunması ve fiilin Türkiye'de takibinin hukuken zorunlu olması şarttır.
Ceza mahkemelerinde genel yetkili mahkeme neresidir?
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 12. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza davalarında genel yetkili merci suçun işlendiği yer mahkemesidir. Suçun işlendiği yer, eylemin icra edildiği veya neticesinin doğduğu mahalli kapsar.
Bilişim sistemleri veya banka kartı suçlarında yetkili mahkeme neresidir?
Bilişim sistemleri, banka veya kredi kurumları ya da banka ve kredi kartlarının araç kılınmasıyla işlenen suçlarda genel suç yerinin yanı sıra mağdurun yerleşim yerindeki mahkemeler de davaya bakmaya yetkilidir.
Kesintisiz ve zincirleme suçlarda yetki neye göre belirlenir?
Kesintisiz suçlarda davaya bakma yetkisi kesintinin gerçekleştiği yer mahkemesine, zincirleme biçimde işlenen suçlarda ise zinciri oluşturan en son suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.
Soruşturma aşamasında savcılıklar arası yetki uyuşmazlığı nasıl karara bağlanır?
Yetkisizlik kararıyla kendisine tevzi edilen evrakta yetkisiz olduğunu tespit eden Cumhuriyet savcısı yetkisizlik kararı vererek dosyayı görev yaptığı yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesine iletir; merciin kararı kesindir.
Suçun işlendiği yer belli olmadığında hangi mahkeme yetkilidir?
Suç mahalli belirlenemiyorsa öncelikle failin yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri, yerleşim yeri bulunmuyorsa Türkiye'deki son adresi, bu yolla da tespit yapılamıyorsa ilk usul işleminin icra edildiği yer mahkemesi yetkili kabul edilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

