Adli Kontrol Kararına İtiraz Usulü ve Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Adli Kontrol Kararına İtiraz Usulü ve Şartları

Adli Kontrol Tedbirinin Şartları ve Yükümlülük Türleri

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 109'uncu maddesinin birinci fıkrasına göre, bir suç soruşturması kapsamında Kanun'un 100'üncü maddesinde öngörülen tutuklama nedenlerinin bulunması durumunda, şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmedilebilir. Kanunda tutuklama yasağının düzenlendiği durumlarda da adli kontrole ilişkin hükümlerin tatbiki mümkündür. Adli kontrol tedbiri; yurt dışına çıkış yasağı konulması, hâkimin belirlediği mercilere belirli periyotlarla düzenli başvuru yapılması, araç kullanmaktan yasaklanma ya da kişinin konutunu veya belirlenen yerleşim alanını terk etmemesi gibi kanunda gösterilen yükümlülüklerden bir veya birkaçına tabi kılınmasını içerir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 109Kaynağı aç
Madde 109 – (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/98 md.) Bir suç
sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama
sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol
altına alınmasına karar verilebilir.
(2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin
hükümler uygulanabilir.
(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla
yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:
a) Yurt dışına çıkamamak.
b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli
olarak başvurmak.
c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde
meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol
tedbirlerine uymak.
d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve
gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.
e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol
bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene
tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.
f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir
defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği
üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.
g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan
silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.
h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme
süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere
aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.
i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince
ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence
vermek.
j) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Konutunu terk etmemek.
k) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirli bir yerleşim bölgesini terk
etmemek.
l) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirlenen yer veya bölgelere
gitmemek.
(4) (Ek: 25/5/2005 – 5353/14 md.)[22]
(Mülga: 2/7/2012-6352/98 md.) (Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/15 md.) Maruz
kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu
koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275
sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin
üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu
tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine
adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü
verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna
başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren
ilk derece mahkemesi de adlî kontrol kararı verebilir.
(5) Hâkim veya Cumhuriyet savcısı (d)
bendinde belirtilen yükümlülüğün uygulamasında şüphelinin meslekî uğraşılarında
araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir.
(6) Adlî kontrol altında geçen süre,
şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm,
maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hallerde
uygulanmaz. (Ek cümle:8/7/2021-7331/15 md.) Ancak, (j) bendinde
belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın
mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.[23]
(7) (Ek: 6/12/2006 – 5560/19 md.) Kanunlarda
öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adlî
kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.[24]
Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler

Mevzuatta belirlenen yasal tutukluluk sürelerinin dolması neticesinde cezaevinden salıverilen şüpheli veya sanıklar hakkında da adli kontrol tedbirleri uygulanabilir. Ayrıca yükümlülükler arasında yer alan konutunu terk etmeme tedbiri altında geçirilen her iki gün, ileride mahkûmiyet halinde hükmedilecek hapis cezasının infazından bir gün mahsup edilerek hesaba katılır.

Adli Kontrol Kararı Vermeye Yetkili Yargı Mercileri

Soruşturma evresi boyunca şüpheli hakkında adli kontrol kararı, Cumhuriyet savcısının istemi doğrultusunda sulh ceza hâkimi tarafından verilir. Sulh ceza hâkiminin iddia makamının talebi olmaksızın kendiliğinden bu tedbire karar vermesi mümkün değildir; ancak savcılığın tutuklama yönündeki sevki üzerine hâkim takdirini adli kontrolden yana kullanabilir. Hâkim, hangi yükümlülüğün seçileceği hususunda savcılığın talebiyle bağlı kalmak zorunda olmayıp soruşturma evresinde yine savcının istemiyle yeni tedbirler getirebilir, uygulanan yükümlülükleri tamamen veya kısmen kaldırabilir, türünü değiştirebilir ya da şüpheliye geçici nitelikte muafiyet sağlayabilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 110Kaynağı aç
Madde 110 – (1) Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza
hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol altına
alınabilir.
(2) Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında
şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolun
içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir,
değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf
tutabilir.
(3) 109 uncu madde ile bu maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümleri,
gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da,
kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır.[25]
(4) (Ek:8/7/2021-7331/16 md.) Şüpheli
veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği
hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet
savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen
mahkeme tarafından 109 uncu madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar
verilir.
Adli kontrol altında geçecek süre

Kovuşturma evresine geçildiğinde ise adli kontrol yükümlülüklerinin tesisi, kapsamının daraltılması, değiştirilmesi veya tamamen kaldırılması yargılamayı yürüten mahkemenin yetkisi dâhilindedir. Mahkeme kovuşturma safhasında savcılık makamının herhangi bir istemine gerek duymaksızın kendiliğinden adli kontrol kararı verebilir. Şüpheli ya da sanık hakkındaki tedbirin devamının gerekip gerekmediği en geç dört aylık periyotlarla denetlenir; bu periyodik inceleme soruşturma aşamasında savcının istemiyle sulh ceza hâkimi, kovuşturma aşamasında ise resen görevli mahkemece yerine getirilir.

Adli Kontrolün Kaldırılması Talebi ve İnceleme Süresi

Hakkında tedbir uygulanan şüpheli, sanık veya bunların müdafileri, adli kontrol yükümlülüklerinin kaldırılması amacıyla yetkili hâkimlik veya mahkemeye başvuruda bulunabilir. Talebin iletilmesi üzerine Cumhuriyet savcısının görüşü alınır ve hâkim veya mahkeme beş gün içinde isteme ilişkin kararını verir. Cumhuriyet savcısının adli kontrol kararını kendiliğinden kaldırma yetkisi bulunmamakta olup tedbirin kaldırılması hâkim veya mahkeme kararıyla gerçekleştirilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 111Kaynağı aç
Madde 111 – (1) Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet
savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu maddenin ikinci
fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir.
(2) Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir.
Tedbirlere uymama

Adli Kontrol Kararına İtiraz Usulü ve Kanuni Süre

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 111'inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adli kontrole ilişkin tüm kararlara karşı itiraz kanun yolu açıktır. Kanun'un 268'inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen genel kural doğrultusunda itiraz, ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren merciye dilekçe sunulması veya zabıt kâtibine yapılacak beyanın tutanağa bağlanması suretiyle yapılır. Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme inceleme neticesinde başvuruyu haklı bulursa kararını düzeltir; başvuruyu yerinde görmemesi hâlinde ise en geç üç gün içinde dosyayı itirazı incelemekle görevli mercie ulaştırır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 268Kaynağı aç
Madde 268 – (1) Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun
ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı
öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde kararı veren mercie verilecek bir
dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak
suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı
veya hâkim onaylar. 263 üncü madde hükmü saklıdır.[114]
(2) Kararına itiraz edilen hâkim veya
mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç
gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.
(3) İtirazı incelemeye yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir:
a) (Değişik: 18/6/2014-6545/74 md.) Sulh ceza hâkimliği
kararlarına yapılan itirazların incelenmesi, o yerde birden fazla sulh ceza
hâkimliğinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen hâkimliğe; son
numaralı hâkimlik için bir numaralı hâkimliğe; ağır ceza mahkemesinin
bulunmadığı yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, yargı çevresinde görev
yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır
ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın ağır
ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir.
b) (Değişik:8/7/2021-7331/24 md.) Sulh ceza hâkimliğinin tutuklama
ve adli kontrole ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan itirazların
incelenmesi, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir.
İtirazı incelemeye yetkili mercilerin farklı olduğu hâllerde, itirazların
gecikmeksizin incelenmesi amacıyla, kararına itiraz edilen sulh ceza hâkimliği
tarafından gerekli tedbirler alınır. Sulh ceza hâkimliği işleri, asliye ceza
hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi
başkanına aittir.
c) Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak
itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve
bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların
incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması
hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için
birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın
ağır ceza mahkemesine aittir.
d) Naip hâkim kararlarına yapılacak itirazların incelenmesi, mensup
oldukları ağır ceza mahkemesi başkanına, istinabe olunan mahkeme kararlarına
karşı yukarıdaki bentlerde belirtilen esaslara göre bulundukları yerdeki
mahkeme başkanı veya mahkemeye aittir.
e) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları ile Yargıtay ceza
dairelerinin esas mahkeme olarak baktıkları davalarda verdikleri kararlara
yapılan itirazlarda; üyenin kararını görevli olduğu dairenin başkanı, daire
başkanı ile ceza dairesinin kararını numara itibarıyla izleyen ceza dairesi;
son numaralı daire söz konusu ise birinci ceza dairesi inceler.
İtirazın kararın yerine getirilmesinde etkisi

Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı ile suçtan zarar gören taraf, adli kontrol uygulanması isteminin reddine dair kararlara karşı itiraz yoluna başvurabilir. Buna karşılık şüpheli, müdafisi, yasal temsilcisi veya eşi ise adli kontrol tedbirinin kaldırılması talebinin geri çevrilmesi hâlinde itiraz hakkını kullanır. Kovuşturma aşamasında da benzer şekilde sanık, müdafii veya eşi kaldırma talebinin reddedilmesine karşı itirazda bulunma salahiyetine sahiptir.

İtirazı İncelemekle Görevli ve Yetkili Mahkemeler

Sulh ceza hâkimliği tarafından adli kontrol ve tutuklama hususlarında verilen kararlara yönelik itirazların incelenmesi, hâkimliğin yargı çevresi içerisinde yer aldığı asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir. Sulh ceza hâkimliği işlerinin asliye ceza hâkimi tarafından görüldüğü yerlerde ise yapılan itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir.

Asliye ceza mahkemesi hâkiminin adli kontrole dair kararlarına karşı yapılacak itirazlar, mahkemenin yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesi tarafından incelenir. Ağır ceza mahkemesi veya mahkeme başkanı tarafından verilen kararların itiraz incelemesinde; o adliyede birden çok daire bulunuyorsa takip eden numara dairesi, son numaralı daire söz konusuysa birinci daire, yalnızca tek bir ağır ceza dairesi mevcutsa coğrafi olarak en yakın ağır ceza mahkemesi yetkilidir.

Naip hâkim kararlarına dönük itirazlar mensup bulunulan ağır ceza mahkemesi başkanınca, talimat yoluyla karar veren istinabe mahkemesi işlemlerine itirazlar ise ilgili yer mahkemesi veya başkanı tarafından sonuçlandırılır. Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri ile Yargıtay ceza dairelerinin ilk derece sıfatıyla yürüttükleri kovuşturmalarda üye kararlarına karşı daire başkanına; başkan veya kurul kararlarına karşı ise numara olarak kendisini izleyen daireye, son dairede ise birinci ceza dairesine itiraz edilir.

Adli kontrol kararına kaç gün içinde itiraz edilmelidir?

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 268'inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca adli kontrol kararlarına karşı itiraz süresi, kararın öğrenildiği tarihten itibaren iki haftadır.

Sulh ceza hâkimliğinin adli kontrol kararına nereye itiraz edilir?

Sulh ceza hâkimliği tarafından verilen adli kontrol kararlarına karşı itiraz, o yargı çevresinde bulunan asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından incelenir; işlerin asliye ceza hâkimince yürütüldüğü yerlerde yetki ağır ceza mahkemesi başkanına aittir.

Ev hapsinde geçen süreler cezanın infazından indirilir mi?

Adli kontrol yükümlülüklerinden konutunu terk etmeme tedbiri altında geçirilen her iki gün, mahkûmiyet halinde hükmedilen hapis cezasının mahsubunda bir gün olarak sayılır.

Adli kontrol kararının kaldırılması talebi kaç günde karara bağlanır?

Şüpheli veya sanığın adli kontrolün kaldırılması yönündeki başvurusu üzerine Cumhuriyet savcısının görüşü alınarak görevli hâkim veya mahkeme tarafından beş gün içinde karar verilir.

Adli kontrol tedbiri hangi aralıklarla incelenir?

Adli kontrol yükümlülüğünün sürmesinin gerekip gerekmediği en geç dört aylık periyotlarla; soruşturmada savcının istemiyle sulh ceza hâkimi, kovuşturmada ise mahkemece resen karara bağlanır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu