CMK 144 Uyarınca Tazminat İsteyemeyecek Kişiler

by Avukat Erdal Ersoy
CMK 144 Uyarınca Tazminat İsteyemeyecek Kişiler

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 144. maddesi, kanuna uygun olarak yakalanan, adli kontrol altına alınan veya tutuklanan kişilerden maddede sayılan bentlerdeki durumlara girenlerin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talebinde bulunamayacaklarını düzenlemektedir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 144Kaynağı aç
Madde 144 – (1) Kanuna uygun olarak yakalanan, adli kontrol altına
alınan veya tutuklanan kişilerden aşağıda belirtilenler tazminat isteyemezler:[52]
a) (Mülga: 11/4/2013-6459/18 md.)
b) Tazminata hak kazanmadığı hâlde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte
düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hâle
dönüşenler.
c) Genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle
hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya
kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya
düşürülenler.
d) Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer
olmadığına karar verilenler.
e) Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça
katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına, adli kontrol altına alınmasına
veya tutuklanmasına neden olanlar.52
BEŞİNCİ
KISIM
İfade
ve Sorgu
BİRİNCİ
BÖLÜM
İfade
veya Sorgu İçin Çağrı
İfade veya sorgu için çağrı

Yasal Düzenleme ve Mülga Bent

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 144. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 11 Nisan 2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanunun 18. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Maddenin diğer bentleri yürürlüğünü korumaktadır.

Sonradan Yürürlüğe Giren Lehe Kanun Düzenlemesi

Tazminata hak kazanmadığı hâlde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereğince durumları tazminat istemeye elverişli hâle dönüşen kişiler 5271 sayılı Kanunun 144. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca tazminat isteyemezler.

Af, Vazgeçme ve Uzlaşma Hallerinde Tazminat Yasağı

5271 sayılı Kanunun 144. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca; şikâyetten vazgeçilmesi, uzlaşmanın gerçekleşmesi yahut genel veya özel affın bulunması durumlarında kamu davasının düşürülmesi, ertelenmesi, geçici durdurulması ya da kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi halinde koruma tedbirlerine dayalı tazminat istenemez.

Kusur Yeteneğinin Bulunmaması Sebebiyle Verilen Kararlar

5271 sayılı Kanunun 144. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi doğrultusunda, kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığı yönünde hüküm kurulan şahıslar koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talep edemezler.

Gerçek Dışı Beyanla Tedbire Neden Olma

Adli makamlar önünde suç işlediğini veya suça iştirak ettiğini gerçek dışı beyanla bildirerek gözaltına alınmasına, adli kontrol altına alınmasına veya tutuklanmasına sebebiyet verenler 5271 sayılı Kanunun 144. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca tazminat isteyemezler.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2015/10095, K. 2016/3127Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2015/10095 E.  ,  2016/3127 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm : 4.271,43 TL maddi ve 8.500 TL manevi tazminatın
davalıdan alınarak davacıya verilmesine
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- 5271 sayılı CMK'nun "Tazminat isteyemeyecek kişiler" başlıklı 144. maddesinin (e) bendinde; “Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar” hükmüne yer verilmiş, madde gerekçesinde de "Adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suçu işlediğini veya suça katıldığını ifade ederek gözaltı veya tutuklamaya neden olmuş ise tazminat istemeye hak kazanmayacaktır." açıklamasında bulunulmuştur. Konuya ilişkin dairemizce benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.05.2015 tarih, 2013/531 esas, 2015/157 sayılı kararında da, ‘’5271 sayılı CMK'nun 142/1-e maddesinde açıkça adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanda bulunarak suçu işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlara tazminat verilmeyeceği belirtilmiştir. Buna göre, bir suç isnadıyla hakkında soruşturma yapılan kişi adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını beyan ederek şahsi kusuru ile gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olmuşsa artık bu kişinin tazminat talebinde bulunamayacağı kabul edilmelidir.’’ şeklindedir.
Bu kapsamda dava konusu somut olay değerlendirildiğinde; davacının soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısınca alınan beyanında açıkça atılı suçu işlediğini kabul ederek tutuklanmasına neden olduğu ancak yapılan yargılama sonucunda tutuklanmasına neden olan Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak ve  tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarının davacı (sanık) tarafından işlendiğinin sübut bulmadığı gerekçesiyle beraatine hükmedildiği anlaşıldığından, davacının tazminat talebinin Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 144/1-e maddesi gereğince reddi yerine, davacı lehine tazminata hükmedilmesi,
2- Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı açılmış dava olup olmadığının ilgili birimlerden sorulup, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden de araştırılarak tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Davacının tutuklu kaldığı döneme ilişkin olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplanacak 3.643,3 TL’nin maddi tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda brüt asgari ücret üzerinden eksik yasal kesinti yapılması suretiyle belirlenen 4.271,43 TL'nin maddi tazminat olarak fazla tayini,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 29.02.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı (Suça sürüklenen çocuk) Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ve tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan tutuklanmış ve hakkında açılan kamu davası sonunda da beraat etmiştir.
Davacının toplamda 137 gün tutuklu kalıp beraat etmesi dolayısıyla mahalli mahkemece tazminata hükmedilmesinin yerinde olduğu, dairemizin istikrar kazanan uygulamalarına göre de maddi ve manevi tazminatın makul bir oranda olduğundan hükmün onanması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşlerine katılmıyoruz.
Davacı 18 yaşından küçük olduğu dönemde katıldığı terör örgütünün gençlik yapılanmasından kaçıp 27.07.2013 tarihinde güvenlik güçlerine teslim olmuş, örgüt içinde kaldığı sürede yaşadıklarını ve katıldığı olaylarla ilgili bilgiler vermiş ve hakkında açılan kamu davasından da beraat etmiştir. Sadece ikrarın bağlayıcı olmadığı da nazara alındığında mahkemenin beraat kararı vermesi yerindedir. Burada davacı beraat ettiği için tazminat almaya hak kazanmış değil, hakkında koruma tedbiri olan tutuklamaya başvurulduğu için kendisine tazminat verilmektedir. Davacı, sayın çoğunluğun bozma kararında belirttiği gibi CMK'nın 142/1-e maddesi kapsamında açıkça adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanda bulunarak suçu işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınan veya tutuklanan kişi konumunda değildir. Davacının gerçekten ikrar ettiği suçu veya suçları işlemiş olabilir, davacının kendisini mahkûm ettirmesi mümkün olmadığına göre nihayetinde mahkeme mahkûmiyet veya beraat kararı verecektir. Kanunda beraat eden sanıklar için tazminat öngördüğüne göre de tazminat verilmesi gerekir.
Ceza Muhakemesi Kanununun 144.maddesinin birinci fıkra (e) bendindeki “Adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar tazminat isteyemez'” hükmünün TCK'nın 270. maddesinde düzenlenen suç üstlenme suçundan mahkûm olanların, daha önce gerçek dışı beyanla üstlendikleri ve katıldıklarını söyledikleri suçlardan beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına dair suçları kapsar.
Şöyle ki:
1- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun hükümlerinin yorumlanmasında aynı tarihte yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun hükümlerinden yararlanılması gerekmektedir.
CMK, 144. madde, gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını söyleyerek gözaltına alınan veya tutuklanan kişi bu suçtan beraat edip hakkında TCK'nın 270. maddesi gereğince mahkûmiyet kararı verilirse gerçek dışı beyanı tespit edilecek ve tutuklandığı ve gözaltına alındığı önceki suçundan tazminat isteyemeyecektir.
Mahkeme koruma tedbirlerine başvurmak için sanığın (davacının) beyanları ile değil, dosyadaki delillerle bağlıdır. Mahkemenin beraati davacının beyanlarına göre değil, toplanan delillere göre verilir. Davacının öldürme suçuna katıldığını söylediği halde, mahkeme bunu suçun oluşması için yeterli görmedi ve beraat kararı verdi. Eğer üzerine atılı suçu ikrar edenlerin tazminat isteyemeyecekleri kabul edilseydi CMK 144/1-(e) bendi şöyle olmalıydı “Adli makamlar huzurunda üzerine atılı suçu işlediğini veya suça katıldığını kabul ederek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar” şeklinde olması gerekirdi. Hâlbuki Kanun koyucu 141. madde de beraat edenler için koşulsuz ve şartsız olarak tazminat verilmesini öngörmüştür.
2- Sanığın üzerine atılı suçu ikrar etmesi tutuklanmasını gerektirmez. Tutuklama bir tedbirdir. Bu tedbire başvurmadan da dava açılabilirdi. Davacıya hakkında dava açıldığı beraat ettiği için değil, tutuklandığı veya gözaltına alındığı halde yargılama sonunda beraat kararı verildiği için tazminat ödenmesi kabul edilmiştir.
3-Konuyla ilgili İBK şöyledir: “Davacının, suçunu ikrar ettiğinden tutuklanmasına sebep olduğu ve ikrarı olduğundan mahkûm olması gerektiği düşüncesi de ileri sürülemez. Delil varken beraat gibi haller sanığın değil, mahkemenin kusuru sayılabilir, ancak kesinleşmiş bir karar yasal yollardan ortadan kaldırılmadıkça onu kusurlu saymaya olanak yoktur. Kesinleşmiş beraat kararının dayandığı delillerin tazminat davasında bir başka mahkeme (Tazminata bakan Ağır Ceza Mahkemesince) tarafından yeniden ele alınıp takdire tabi tutulması 'Muhkem kaziye' halini almış olan hükme taarruz teşkil edeceğinden olanaksızdır. Yasa, ağır ceza mahkemesine, tazminat isteğini incelerken davacı hakkında beraat ettiği suçtan dolayı yeniden delil toplamak yetkisi tanımamış, tazminat için kesinleşmiş beraat kararını kesin delil' saymıştır.” (İçtihadı Birleştirme Kararı, 02.05.1977/1-1)
4-Tazminat davasına bakan ağır ceza mahkemesi, tazminat talep edilen dosyalardaki beraatlerin temyiz inceleme mercii olmadığından beraatın gerekçesine bakamaz. Nitekim halen yürürlükte olan yukarıda zikrettiğimiz ve alıntı yaptığımız 1977 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı (1977/1-1) ile bu konu nihai çözüme kavuşturulmuştur. Adı geçen kararda “Yasa dairesinde tutuklandığı suçtan beraat eden sanığın yasa dışı yakalanan veya tutuklanan kimselerin açtığı tazminat davasına bakan mahkemenin (Ağır ceza mahkemesinin) Yargıtay'dan geçmeden kesinleşen beraat kararını sübut yönünden incelemeye yetkili bulunmadığının birinci toplantıda üçte ikiyi aşan çoğunlukla 02.05.1977 günü karar verildi.” Görüldüğü gibi 37 yıl önce Yargıtay üyelerinin neredeyse tamamının oyu ile konu çözülmüş olup, 40 yıl önceki tartışmalara tekrar girilmemesi gerekir. 2797 sayılı Yargıtay Kanunun 45/5. maddesindeki 'İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar.' hükmü emredici bir hükümdür.
Böylece İçtihadı Birleştirme Kararı; ağır ceza mahkemelerinin tazminat talep edilen dosyaları incelerken, tazminata dayanak olan aynı derecedeki ağır ceza, asliye ve sulh ceza mahkemelerinin beraat kararlarının gerekçelerinin incelenmesinin yolunu kapatmıştır. Doğru olan da budur. Nitekim Yüksek Ceza Genel Kurulundaki 47 kişi bile birçok sübut dosyasında ittifak edememektedir.
5-CMK'nın 144/1-(e) deki düzenleme TCK’nin 270. maddesi ile birlikte değerlendirdiğimizde kanun koyucunun amacının gerçeğe aykırı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek yargı organlarını yanıltan, gereksiz yere uğraştıran ve hakkında tutuklama veya gözaltı kararı uygulanmasına sebep olan kişilerin beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi halinde tazminat alamayacaklardır. Tutuklu kalınan veya gözaltına alınan suçta 'gerçek dışı beyan' olup olmadığını da, TCK'nın 270. maddesiyle açılan davanın sonuçlanmasından sonra sübuta erecektir.
6-CMK’nın 144/1-(e) ve TCK'nın 270. maddelerindeki hükümlerin karşılaştırmasını yaptığımızda:
Tazminat isteyemeyecek kişiler
Madde 144- (1) Kanuna uygun olarak yakalanan veya tutuklanan kişilerden aşağıda belirtilenler tazminat isteyemezler:
e) Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar',
Suç üstlenme
Madde 270 – (1) Yetkili makamlara, gerçeğe aykırı olarak, suçu işlediğini veya suça katıldığını bildiren kimseye iki yıla kadar hapis cezası verilir. Bu suçun üstsoy, altsoy, eş veya kardeşi cezadan kurtarmak amacıyla işlenmesi hâlinde; verilecek cezanın dörtte üçü indirilebileceği gibi tamamen de kaldırılabilir' şeklinde düzenlendiği,
Görüldüğü gibi, CMK'nın 144/1-(e) deki “Adli makamlar huzurunda” cümlesi, TCK'nın 270'de “Yetkili makamlara” CMK'daki “gerçek dışı beyanla” TCK'daki “gerçeğe aykırı olarak” CMK'daki “suç işlediğini veya suça katıldığını” TCK'da “suçu işlediğini veya suça katıldığını bildiren” şeklinde düzenlenmiştir. Bu iki düzenleme neredeyse aynı cümlelerle birbirlerini tamamlamaktadırlar.
7-Yıllarca, Yüksek Mahkeme “suçunu inkâr eden, suçlamayı kabul etmeyen sanığa” lehe hükümlerin uygulanmamasının isabetli olduğuna karar vermiştir. Bugün bu düşüncenin ne kadar yanlış olduğu tartışmasız kabul edilmektedir. Suçu kabullenen kimsenin tazminat alamayacağını ileri sürmek tazminat verilmesini öngören CMK'nun 141.maddesindeki hükümlerin uygulanmaması sonucunu doğurur. Bilindiği gibi CMK'nun 141. maddesinin (1) fıkrasının (e) bendi “Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen kişiler, maddi ve manevi her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.” hükmünü içermektedir. Görüldüğü gibi kanuna uygun olarak uygulanan tedbirin dışında hiçbir koşul öngörülmeden tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
8-Kanun sadece bir tek halde beraatın gerekçesine bakmamızı arıyor. O da yine CMK'nun 144. maddenin (b) bendindeki “Tazminata hak kazanmadığı halde sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği durumları tazminat istemeye uygun hale dönüşenler”, yani lehe kanun ile beraat edenlerin beraat gerekçeleridir.
9-15.05.1964 Tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 466 sayılı Kanununun 4. maddesinde benzer bir düzenleme vardı. Buna göre “Tazminatın miktarının tâyininde zarar talebinde bulunanların birinci maddede yazılı işlemlerin yapılmasına sebeb olan ihmali veya kusurlu hareketleri de nazara alınır. Tazminat talebine esas olan işlemlere tamamıyla kendi ihmali veya kusurlu hareketleri ile sebeb olanlara tazminat verilmez.'”hükmü mevcuttu.
Bu hükmün uygulamada suçunu ikrar edenlerin tazminat alamayacakları görüşlerinin ortaya atılması üzerine yukarıda sözünü ettiğimiz 02.05.1977 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı ile tazminata bakacak mahkemelerin beraatın gerekçesine bakamayacakları kabul edilmişti.
İçtihadı Birleştirme Kararına rağmen büyük bir ihtimalle uygulamada tereddütler yaşanması üzerine 18.01.1991 tarihli Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe giren 3696 sayılı Kanunun 3. maddesi ile zikrettiğimiz 466 sayılı Kanunun 4. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Bu maddenin kaldırılma gerekçesi komisyon raporunda şu şekilde gösterilmiştir.
“466 sayılı Yasanın 4. maddesi haksızlığa uğrayanlara, kanun dışı yakalananlara verilen tazminat hakkını tamamen ortadan kaldıran bir maddedir.
İhmal ve kusurlu hareketlerde bulunan bir kimsenin beraat etmesi veya haksız olarak tutuklanması veya gözetim altına alındıktan sonra serbest bırakılmasını kabul etmek hukuk devleti ile bağdaşmaz, hukukla bağdaşmaz, devletin varlığıyla bağdaşmaz. Kabul etmek keyfiliktir. Keyfiliği davet eder, hukuk dışı, kanun dışı davranışları davet eder, görevlilere sınırsız yetkiler vermek olur. Bu tür yetkilerde insan onuruyla, insan hak ve özgürlükleriyle bağdaşmaz. Onlara darbe vurmaktır.
Tazminat talebine esas olan işlemleri tamamıyla kendisi sebebiyet vermişse kanun dışı yakalama söz konusu olmaz. Kanun dışı yakalama söz konusu ise tazminat talebinde bulunanın ihmali ve kusurlu hareketlerinin olması söz konusu olmaz. 4. maddenin kaldırılması açıkladığımız gerçeklerle mümkündür. Kaldırılması gerekmektedir.”
Görüldüğü gibi haksız uygulamaya sebebiyet verecek yasal düzenlemeler kaldırılmış, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’da daha önce yaşanan olumsuzlukların tekrar yaşanmaması içinde madde 144/1-(e)’ye 'gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirenlerle' sınırlandırmış ve bunun tespitinin de ancak TCK 270. maddesi gereğince mahkûmiyetle sonuçlanması halinde mümkün olabileceğini kabul etmiştir.
Kanunlar sorunları çözmez. Sorunların çözümü için uygun kurallar manzumesini ortaya koyarlar. Sorunları çözecek olanlar, bu kuralların uygulayıcıları, yani karar vericilerdir.
Sonuç olarak;
Davacının 6216 sayılı Kanun'un 45-50. maddesi gereğince hak arama yolunun açık olduğunu hatırlatarak, davacının tazminat talebini kabul eden mahalli mahkeme hükmünün yerinde olduğunu düşündüğümüzden ve maddi tazminatla ilgili kısımda düzeltilmesi mümkün noksanlık olarak görüldüğünden sayın çoğunluğun hükmün bozulması yönündeki görüşlerine katılmıyoruz.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2015/10095 Esas, 2016/3127 Karar sayılı ilamına konu somut olayda; soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı huzurundaki beyanında suçu işlediğini ikrar ederek tutuklanmasına yol açan davacının, yargılama neticesinde suçun sübut bulmaması gerekçesiyle beraat etmiş olmasına rağmen 5271 sayılı Kanunun 144. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca tazminat talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2019/13608 Esas, 2021/4805 Karar sayılı ilamında, davacının 5271 sayılı Kanunun 144. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında tazminat hakkının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından dayanak ceza dava dosyasının celbedilerek soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki beyan ve tutanakların yargısal denetime elverişli biçimde dosya arasına alınması gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2019/13608, K. 2021/4805Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2019/13608 E.  ,  2021/4805 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm : Davacının tazminat talebinin kısmen kabülü ile18.007,93 TL maddi, 7.500,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı vekilinin dava dosyasına sunduğu Boyabat Noterliğinin 21.04.2015 tarih, 02700 yevmiye numaralı genel vekaletname ile dava açtığı, 5271 sayılı CMK'nın 141-144 maddeleri gereğince koruma tedbirlerine dayalı tazminat davası açılması için özel yetki bulunmamakta ise de, dava açma hususunda genel yetki barındıran vekaletname ile bu tür davaların açılabileceği, davacı ile vekil arasındaki vekalet ilişkisinin sona erdiğine dair dosya kapsamında mevcut herhangi bir belgenin bulunmaması nedeniyle tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Tazminat talebinin dayanağı olan Boyabat Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/13 Esas – 2014/25 sayılı kararının incelenmesinde, davacı (sanık) hakkında örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/337 Esas – 2010/212 sayılı kararı ile suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlendiği sabit olmadığından bahisle uyuşturucu madde ticareti yapma amacıyla kurulan suç örgütüne üye olma suçundan beraat kararı verildiği, uyuşturucu madde ticareti yapma suçu yönünden ise dosyanın tefrik edilerek 25.11.2010 tarih, 2010/154 Esas – 2010/229 sayılı karar ile bu suç yönünden görevsizlik kararı verildiği ve dosyanın Boyabat Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, neticede davacı (sanık) hakkında Boyabat Ağır Ceza Mahkemesinin 07.05.2014 tarih, 2011/13 Esas – 2014/25 sayılı kararı ile üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan beraatine karar verildiğinin anlaşılması karşısında, davacının tazminat talep etme hakkının bulunup bulunmadığı ve davanın süresinde açılıp açılmadığının tespiti bakımından davacı ile ilgili tutuklama ve tahliyeye ilişkin müzekkere ve belgelerin Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde aslı ya da onaylı örnekleri dosya içine alınarak, davacının hangi suç ya da suçlardan tutuklandığı ve Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/337 Esas – 2010/212 sayılı kararının kesinleşip kesinleşmediği, kesinleşmiş olması halinde kesinleşme tarihi tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Dairemizce benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.05.2015 tarih, 2013/531 Esas – 2015/157 sayılı kararında da belirtildiği üzere 5271 sayılı CMK'nın "Tazminat isteyemeyecek kişiler" başlıklı 144/1-e. maddesinde ''Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar'' hükmüne yer verilmiş, madde gerekçesinde "Adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suçu işlediğini veya suça katıldığını ifade ederek gözaltı veya tutuklamaya neden olmuş ise tazminat istemeye hak kazanmayacaktır." açıklamasında bulunulmuştur. Buna göre, bir suç isnadıyla hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan kişi adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını beyan ederek şahsi kusuru ile gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olmuşsa artık bu kişi tazminat talebinde bulunamayacaktır. Bu kapsamda tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyası celp edilerek davacının (sanığın) soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki tüm beyanları incelenip Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde aslı ya da onaylı örnekleri de dosya içine alınarak davacının tazminat talep etme hakkının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması,
3-Dairemizce UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamada davacının 15.08.2008-19.12.2008 tarihleri arasında tutuklu görüldüğünün anlaşıldığı ve mahkemece davacının 14.05.2008-19.12.2008 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kaldığının kabul edildiği görülmekle davacı hakkında düzenlenen gözaltı, tutuklama ve tahliyeye ilişkin tüm müzekkere ve belgelerin Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde onaylı birer sureti ilgili ceza mahkemesinden temin edilip dosya içine alınarak ve tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde, infaz tarihlerinin ceza infaz kurumundan sorulması suretiyle davacının tutuklama ve tahliye tarihleri ile infaz edilen sürenin tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespit edilmesi sonrası bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
4-Davacının adli sicilinde birden fazla mahkumiyet hükmünün olduğu da dikkate alınarak her ne kadar CMK'nın 144/1-a maddesinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup tazminata engel oluşturmayacak ise de, haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiği göz önünde bulundurularak, mahsup edilen sürenin hükmolunacak manevi tazminat miktarının tayininde dikkate alınması gerektiği nazara alındığında, davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı sürelerin diğer bir hükümlülüğünden mahsup edilip edilmediğinin araştırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
5-Davacının tutuklandığında işçi olarak çalıştığı ve tutuklanması sebebiyle iş aktinin 29.08.2008 tarihinde feshedildiği, UYAP sistemi üzerinden temin edilen SGK hizmet bilgisi evrakına göre davacının 29.08.2008 tarihine kadar (4-a) sigortalı olarak çalıştığının ve tahliye olduktan sonra tekrar aynı iş yerinde çalışmaya başladığının anlaşılması karşısında, davacının tutuklandığında çalıştığı yer olan Maya Residences Etiler Sitesi Parsel Yöneticiliği ünvanlı iş yerinden, gözaltında ve tutuklu kaldığı süreler içerisindeki maaşının kısmen veya tamamen ödenip ödenmediği araştırılıp, kesinti yapılmamış olması veya maaşının ödenmiş olması halinde herhangi bir gelir kaybının bulunmadığı dikkate alınarak bu yöndeki talebin reddine karar verilmesi, kesinti yapılmış olması halinde yapılan net kesinti tutarı kadar ya da ödeme yapılmamış olunması halinde ise maaş bordrosunda belirtilen net maaşı üzerinden hesaplanacak miktarın gelir kaybı olarak tayini gerektiği gözetilmeden davacının 1.500.00 TL maaş aldığı beyanına dayanılarak maddi tazminata hükmolunması,
6-Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı açılmış dava olup olmadığının ilgili birimlerden sorulup, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden de araştırılarak tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 14.06.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tazminat Davalarında Araştırılması Gereken Usul Kuralları

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2019/1883 Esas, 2021/922 Karar sayılı ilamında, gerekçeli kararın başlığında dava türünün 'koruma tedbirleri nedeni ile tazminat' yerine 'Yakalama veya Tutuklama Sonrası KYO veya Beraat Kararı Verilmesi Halinde Tazminat' şeklinde yazılması kanuna aykırı bulunmuştur.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2019/1883, K. 2021/922Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2019/1883 E.  ,  2021/922 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm : Davanın Reddi
Davacıların tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Tazminat talebinin dayanağı olan Uşak 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/1029 Esas – 2015/1165 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacıların bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından 20/07/2015 – 28/08/2015 tarihleri arasında 1 ay 8 gün tutuklu kaldıkları, yapılan yargılama sonunda beraatlerine hükmedildiği, beraat hükmünün 09/10/2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununa tabi olduğu anlaşılmakla;
Davacıların ayrı ayrı 5.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesi talebine ilişkin söz konusu davada, yerel mahkemece, davacıların adli makamlar huzurunda verdikleri beyanları ve eylemleri nedeniyle haklarında soruşturma ve kovuşturma yapılmasına ayrıca tutuklanmalarına neden oldukları değerlendirilmekle tutuklu kaldıkları süreler için CMK 144/1-e maddesi gereğince haklarında tazminata hükmedilemeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmesinde;
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Dairemizce benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.05.2015 tarih, 2013/531 Esas – 2015/157 sayılı kararında da belirtildiği üzere 5271 sayılı CMK'nın "Tazminat isteyemeyecek kişiler" başlıklı 144/1-e. maddesinde ''Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar'' hükmüne yer verilmiş, madde gerekçesinde "Adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suçu işlediğini veya suça katıldığını ifade ederek gözaltı veya tutuklamaya neden olmuş ise tazminat istemeye hak kazanmayacaktır." açıklamasında bulunulmuştur. Buna göre, bir suç isnadıyla hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan kişi adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını beyan ederek şahsi kusuru ile gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olmuşsa artık bu kişi tazminat talebinde bulunamayacaktır. Bu kapsamda dava konusu somut olay açısından tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyası celp edilerek, davacıların (sanıkların) tüm aşamalardaki beyanları incelenip Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde aslı ya da onaylı örnekleri de dosya içine alınarak davacıların tazminat talep etme hakkının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Gerekçeli karar başlığında "koruma tedbirleri nedeni ile tazminat" yerine " Yakalama veya Tutuklama Sonras KYO veya Beraat Kararı Verilmesi Halinde Tazminat " olarak yazılması,
Kanuna aykırı olup, davacılar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 01.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2015/10095 Esas, 2016/3127 Karar sayılı kararında, kamu kaynaklarının korunması ve Hazine aleyhine mükerrer ödemelerin önlenmesi amacıyla aynı koruma tedbirine dayalı başka bir davanın açılıp açılmadığının Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ve ilgili merciler üzerinden araştırılması gerektiği belirtilmiştir.

Birden çok isnatla yargılanan davacıların açtığı tazminat davalarında, şahsın hangi fiilden ötürü tutuklandığı, tutuklama müzekkeresinin fiilen infaz edilip edilmediği ve infaz edilmişse infaz tarihleri ceza infaz kurumundan sorularak infaz edilen tutukluluk süresi tereddüde yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.

Gözaltı ve tutukluluk süresince iş yerinden maaş kesintisi yapılmamış veya ücret eksiksiz ödenmişse gelir kaybı bulunmadığından maddi tazminat istemi reddedilir. Kesinti yapılmışsa net kesinti tutarı, hiç ödeme yapılmamışsa maaş bordrosundaki net maaş üzerinden gelir kaybı hesaplanır.

Kararın Kesinleşmesi ve İdari Başvuru Yolu

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 142. maddesinin onuncu fıkrasına göre, tazminata ilişkin mahkeme kararları kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz. Hükmedilen tazminat ile vekâlet ücreti, davacı veya vekilinin davalı idareye yazılı olarak bildireceği banka hesap numarasına bildirimin yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde ödenir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 142Kaynağı aç
Madde 142 – (1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine
tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme
tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.
(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o
yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde
başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara
bağlanır. (Ek cümleler:2/3/2024-7499/13 md.) Ancak, 141 inci
maddenin birinci fıkrasının (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler
bakımından 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun
Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bu
fıkra uyarınca 6384 sayılı Kanun kapsamında olmasına rağmen ağır ceza
mahkemesine yapılan istemler, Komisyona gönderilir. Ağır ceza mahkemesinin
görev alanına giren ve girmeyen istemler birlikte yapılmış ise ağır ceza
mahkemesi görev alanına girmeyen istemleri ayırmak suretiyle Komisyona
gönderir. Bu hâllerde ağır ceza mahkemesine yapılan istem tarihi esas alınır.
(3) Tazminat isteminde bulunan
kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve
zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi
gereklidir.
(4) Dilekçesindeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme,
eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi hâlde istemin reddedileceğini
ilgiliye duyurur. Süresinde eksiği tamamlanmayan dilekçe, mahkemece, itiraz
yolu açık olmak üzere reddolunur.
(5) Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe
ve eki belgelerin bir örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki
temsilcisine tebliğ ederek, varsa beyan ve itirazlarını iki hafta içinde yazılı
olarak bildirmesini ister.[51]
(6) İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat
hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında
mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine
yaptırmaya yetkilidir.
(7) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/20 md.) Mahkeme, kararını duruşmalı
olarak verir. İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalı çağrı kâğıdı
tebliğine rağmen gelmezlerse, yokluklarında karar verilebilir.
(8) Karara karşı, istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine
temsilcisi, istinaf yoluna başvurabilir; inceleme öncelikle ve ivedilikle
yapılır. (Ek cümleler:2/3/2024-7499/13 md.)
Karar yerinde görülmezse bölge adliye mahkemesince işin esası hakkında
karar verilir. Bölge adliye mahkemelerince bu fıkra uyarınca verilen kararlar
kesindir.
(9) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139
md.) Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince
hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh
ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır
ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla
olamaz.
(10) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/144 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/139
md.) Tazminata ilişkin mahkeme kararları, kesinleşmeden ve idari başvuru
süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz. Kesinleşen mahkeme kararında
hükmedilen tazminat ile vekâlet ücreti, davacı veya vekilinin davalı idareye
yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirimin yapıldığı
tarihten itibaren otuz gün içinde ödenir. Bu süre içinde ödeme yapılmaması
halinde, karar genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.
Tazminatın geri alınması

Banka hesap bildiriminden itibaren otuz gün içinde ödeme yapılmaması hâlinde, kesinleşen mahkeme kararı genel hükümler çerçevesinde infaz ve icra olunur.

Gerçek dışı beyanla tutuklanan kişi delil yetersizliğinden beraat ederse tazminat alabilir mi?

5271 sayılı Kanunun 144. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca adli makamlar önünde suç işlediğini bildirerek tutuklanmasına neden olan kişilerin tazminat isteyemeyeceği düzenlenmiş olup Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2015/10095 Esas, 2016/3127 Karar sayılı ilamında ikrar ile tutuklanmaya yol açılmasının ardından suçun sübut bulmaması gerekçesiyle beraat verilse dahi tazminat talebinin reddi gerektiği kabul edilmiştir.

Af, şikâyetten vazgeçme veya uzlaşma durumlarında koruma tedbiri tazminatı istenir mi?

Hayır, 5271 sayılı Kanunun 144. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca genel veya özel af, uzlaşma, şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme ya da kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi hallerinde tazminat talep edilemez.

Tutukluluk süresince maaşı kesilmeyen kişi maddi tazminat alabilir mi?

Hayır, tutuklu kalınan döneme ilişkin olarak iş yerinden maaş kesintisi yapılmamış veya maaş tam ödenmişse malvarlığında bir gelir kaybı gerçekleşmediğinden maddi tazminat talebi reddedilir.

Tazminat kararı verildikten sonra doğrudan icra takibi başlatılabilir mi?

Hayır, 5271 sayılı Kanunun 142. maddesinin onuncu fıkrası uyarınca kararın kesinleşmesi ve idareye banka hesap numarası bildirilerek otuz günlük sürenin beklenmesi zorunludur; bu sürede ödeme yapılmazsa genel hükümlere göre takibe geçilebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu