Cinsel suçlarda mağdur beyanı, eylemlerin genellikle tanık bulunmayan kapalı alanlarda gerçekleşmesi nedeniyle ceza muhakemesinde belirleyici bir delil niteliği taşır. Hâkim, vicdani kanaati doğrultusunda mağdurun anlatımını serbestçe takdir eder; ancak bu anlatımın tek başına mahkûmiyete esas alınabilmesi için zamana yayılan tutarlılık, samimi detaylar ve dosyadaki diğer maddi bulgularla uyum göstermesi zorunludur.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 217Kaynağı aç
huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî
kanaatiyle serbestçe takdir edilir.
(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir
şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.
Ceza mahkemelerinin ek yetkisi
Ceza Muhakemesinde Delil Serbestisi ve Vicdani Takdir Yetkisi
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 217 uyarınca hâkim, kararını yalnızca duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilir. Kanun koyucu, isnat edilen suçun hukuka uygun biçimde elde edilmiş her türlü delille ispatlanabileceğini kabul ederek delil serbestisi ilkesini düzenlemiştir. Bu çerçevede duruşmada dinlenen mağdurun açıklamaları da hâkimin serbest takdirine bağlı deliller arasında değerlendirilir.
Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçların Kanuni Sınırları
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 102 kapsamında cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal eden fail, mağdurun şikâyeti üzerine beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Eylemin sarkıntılık düzeyinde kalması durumunda iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülürken; fiilin vücuda organ veya sair cisim sokulması suretiyle nitelikli biçimde gerçekleştirilmesi hâlinde ceza on iki yıldan az olmamak üzere belirlenir. Eylemin eşe karşı yönelmesi durumunda ise adli sürecin başlatılması mağdurun şikâyetine bağlanmıştır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 102Kaynağı aç
18/6/2014-6545/58 md.)
(1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin
vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan
on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık
düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle
gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına
hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın
yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.
(3) Suçun;
a) Beden veya ruh bakımından kendisini
savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye
kullanılmak suretiyle,
c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan
bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya
evlatlık tarafından,
d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,
e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu
ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı
oranında artırılır.
(4) Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama
suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna
ilişkin hükümler uygulanır.
(5) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde,
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
Çocukların cinsel istismarı
Çocukların cinsel dokunulmazlığı ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 103 hükmüyle teminat altına alınmıştır. Bu düzenlemeye göre cinsel istismar; on beş yaşını bitirmemiş ya da fiilin hukuki anlamını kavrama yeteneği gelişmemiş çocuklara yönelik her türlü cinsel eylemi kapsar. Yaş sınırını doldurmuş diğer çocuklara karşı ise yalnızca cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene başvurularak gerçekleştirilen cinsel davranışlar suç sayılmaktadır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 103Kaynağı aç
(1) (Yeniden düzenlenen birinci ve ikinci cümle: 24/11/2016-6763/13
md.) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, sekiz yıldan on beş yıla kadar
hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde
kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (Ek
cümle: 24/11/2016-6763/13 md.) Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması
hâlinde verilecek ceza, istismar durumunda on yıldan, sarkıntılık durumunda beş
yıldan az olamaz. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması
hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin
şikâyetine bağlıdır. Cinsel istismar deyiminden; [48]
a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin
hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı
gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen
başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,
anlaşılır.
(2) (Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/13 md.) Cinsel istismarın
vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi
durumunda, on altı yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.
Mağdurun on iki yaşını tamamlamamış olması hâlinde verilecek ceza on sekiz
yıldan az olamaz.
(3) Suçun;
a) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
b) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu
ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan
bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen
tarafından,
d) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti
veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,
e) Kamu görevinin veya hizmet
ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında
artırılır.
(4) Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı
cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak
suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza
yarı oranında artırılır.
(5) Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama
suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna
ilişkin hükümler uygulanır.
(6) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde,
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
Reşit olmayanla cinsel ilişki
Beden bütünlüğüne müdahale içermeyen cinsel nitelikli davranışlar ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 105 uyarınca cinsel taciz suçu kapsamında değerlendirilir. Eylemin takibi kural olarak şikâyete bağlıdır; fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde ceza artırılır. Bunun yanı sıra eylemin kamu görevi, hizmet ilişkisi, aile içi bağların sunduğu kolaylıktan veya elektronik haberleşme araçlarının imkânlarından faydalanılarak gerçekleştirilmesi nitelikli hâl kabul edilerek ceza ağırlaştırılır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 105Kaynağı aç
olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla
kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına fiilin çocuğa karşı işlenmesi
hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.[50]
(2) (Değişik: 18/6/2014-6545/61
md.) Suçun;
a) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin sağladığı
kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti
veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,
c) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan
faydalanmak suretiyle,
e) Teşhir suretiyle,
işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında
artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden
ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz.
YEDİNCİ BÖLÜM
Hürriyete Karşı Suçlar
Tehdit[51]
Yargı Uygulamasında Mağdur Beyanının Değerlendirilme Kriterleri
Yargı uygulamasında mağdurun beyanı tek başına mahkûmiyet kararı verilebilmesi için yeterli görülebilmekte, ancak bu durum mutlak ve koşulsuz bir kural olarak uygulanmamaktadır. Beyanın inandırıcılığı belirli nesnel ölçütler çerçevesinde denetlenir. Mağdurun anlatımlarının soruşturma ve kovuşturma boyunca çelişmemesini ifade eden tutarlılık, olayın gelişimine dair ayrıntılı ve gerçekçi detayların varlığı aranır. Bununla birlikte tıbbi raporlar, mesaj kayıtları, tanık beyanları gibi destekleyici unsurlar ile ifadenin mağdurun yaşı, olgunluk düzeyi ve olayın doğasıyla kurduğu psikolojik uyum dikkate alınır.
Mağdur Beyanının Mahkûmiyete Esas Alındığı Durumlar
Olayın hemen akabinde durumun tanıklara aktarılması ve bu beyanın adli tıp raporlarıyla doğrulanması hâlinde mağdur anlatımına üstünlük tanınır. Mağdurun yargılamanın ilerleyen aşamalarında sanıkları cezai sorumluluktan kurtarma kastıyla eylemin rıza ile gerçekleştiğini beyan ederek ifadesini geri alması durumunda dahi, olay anındaki ilk anlatımları destekleyen tanık ve adli muayene verileri mevcutsa ilk beyanlar hükme dayanak yapılabilir.
Birden çok mağdurun yer aldığı dosyalarda, şikâyetçiler arasında fail aleyhine iftira üretmeyi gerektirecek herhangi bir husumet bulunmaması ve yapılan açıklamaların birbiriyle uyum sergilemesi önem taşır. Özellikle iş yerindeki hiyerarşik veya mesleki konum farkından ileri gelen gecikmelerin makul bir nedene dayandığı anlaşıldığında, birbiriyle örtüşen mağdur ifadeleri ve görgü tanığı anlatımları üzerinden zincirleme cinsel saldırı suçunun gerçekleştiği kabul edilebilmektedir.
Mağdurun şüpheliyle önceden herhangi bir husumetinin bulunmadığı, baştan itibaren istikrarlı ve çelişkisiz beyanlar sunduğu ve failin usulüne uygun düzenlenen teşhis tutanağı ile tereddütsüz belirlendiği durumlarda da mağdur beyanı mahkûmiyet tayininde yeterli bulunmaktadır.
Çelişki, Husumet ve Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi
Mağdur ile sanık arasında önceden süregelen bir husumetin bulunması, ifadelerin delil değerini zedeleyen unsurların başında gelir. Taraflar arasında husumet bulunduğu ve mağdur anlatımlarının çelişkiler barındırdığı dosyalarda, soyut beyan dışında eylemin cinsel saldırı düzeyine ulaştığını gösteren kesin delil yoksa bu suçtan ceza verilmesi hukuka aykırı kabul edilir.
Olayın üzerinden uzun yıllar geçtikten sonra şikâyette bulunulması, beyanların aşamalarda farklılaşması ve eylemin rızaya dayalı olabileceği ihtimali karşısında sanığın suçu inkâr etmesi durumunda şüpheden sanık yararlanır ilkesi gözetilir. Eylemden örneğin yedi yıl gibi uzun süre geçtikten sonra yapılan başvurularda çelişkili ifadeler ile sanığın istikrarlı inkârı bir arada bulunduğunda, delil yetersizliği sebebiyle mahkûmiyet kurulamaz.
Soruşturma evresindeki anlatımların kovuşturma sırasında değiştirilerek genişletilmesi, yapılan biyolojik ve DNA incelemelerinde herhangi bir tespite ulaşılamaması ve beyanlar arasındaki tutarsızlıklar beraat kararı verilmesini gerektirir. Görgüye dayalı tanık beyanı veya somut maddi delilin bulunmadığı, yalnızca şikâyetçinin soyut iddiasından ibaret kalan durumlarda da suçun sabit olmadığı kabul edilir.
Mağdurun duruşma aşamasında cinsel ilişkinin kendi rızasıyla gerçekleştiğini ifade etmesi ve anlatımlar arasındaki çelişkilerin giderilememesi hâlinde, sanığın aksi yöndeki savunması karşısında soyut iddialarla mahkûmiyet hükmü oluşturulamaz.
Cinsel suçlarda mağdur beyanı tek başına ceza verilmesi için yeterli midir?
Mağdur beyanı tek başına mahkûmiyete esas alınabilir; ancak anlatımın yargılama boyunca tutarlı olması, inandırıcı ayrıntılar içermesi, psikolojik durumuyla uyumlu bulunması ve hâkimde tam bir vicdani kanaat oluşturması gerekir.
Mağdur ile sanık arasındaki husumet iddiaları nasıl etkiler?
Taraflar arasında husumet bulunması ve mağdur anlatımının çelişkili olması hâlinde, soyut iddia haricinde kesin delil yoksa cinsel saldırı suçundan ceza verilemez.
Şikâyetin olaydan uzun süre sonra yapılması beraat sebebi midir?
Olaydan yıllar sonra yapılan başvurularda mağdurun ifadelerinde çelişki bulunması, rıza ihtimali ve sanığın inkârı karşısında şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraat kararı verilir.
Mağdurun duruşmada ifadesini değiştirerek rızası olduğunu söylemesi ne sonuç doğurur?
Kovuşturmada eylemin rızaya dayandığının belirtilmesi ve çelişkilerin bulunması durumunda beraat kararı verilir; ancak ilk beyanın sıcağı sıcağına tanık ve adli raporla doğrulanması ve sonradan sanığı kurtarma kastının saptanması hâlinde ilk beyana itibar edilebilir.
Maddi delil ve görgü tanığı bulunmayan olaylarda ceza verilebilir mi?
Görgüye dayalı bağımsız tanık ifadesi veya somut maddi delil bulunmayıp yalnızca şikâyetçinin soyut ve desteklenmeyen anlatımının yer aldığı durumlarda sanığın mahkûmiyetine karar verilemez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

