Change Araç Uyuşmazlığında Hukuki ve Cezai Çerçeve

by Avukat Erdal Ersoy
Change Araç Uyuşmazlığında Hukuki ve Cezai Çerçeve

Change araç işlemi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun burada ele alınan hükümlerinde ayrı bir suç tipi olarak tanımlanmaz. Kimliği değiştirilmiş taşıtın özel hukuka konu satışı, icra ihalesiyle satışı ve hileye ya da resmi belgeye ilişkin ceza hükümleri aynı fiile kendiliğinden uygulanmaz; her uyuşmazlık kendi olay şartlarıyla değerlendirilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 157Kaynağı aç
Madde 157- (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir. Nitelikli dolandırıcılık

Change araç ifadesi neyi anlatır

Change araç, ağır hasarlı, hurda veya perte ayrılmış bir aracın şasi numarası ya da ruhsat bilgileri kullanılarak başka bir sağlam aracın görünümüne büründürülmesiyle oluşturulan sahte nitelikli taşıt olarak anlatılır. Bu anlatım, taşıtın her belgesinin sahte olduğunu veya her satışın belirli bir suçu oluşturduğunu göstermez.

Ceza hükümleri hangi şartlarla gündeme gelir

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157. maddesi, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişiyi bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırır. Hile, aldatma, zarar ve yarar şartları birlikte aranır; change araç işleminin kendiliğinden bu suçu oluşturacağı maddede yazmaz.

Aynı Kanun'un 165. maddesi, bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşyayı veya diğer malvarlığı değerini bu suça iştirak etmeksizin satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezası öngörür. Eşyanın veya değerin suçtan elde edilmiş olması ve kişinin önceki suça iştirak etmemesi hükmün şartlarındandır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 165Kaynağı aç
Madde 165 – (Değişik: 26/6/2009 – 5918/3 md.) (1) Bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşyayı veya diğer malvarlığı değerini, bu suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bilgi vermeme

204. maddenin birinci fıkrası, resmi belgeyi sahte düzenleyen, gerçek resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişiyi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Change araç işleminin salt bu nedenle resmi belgede sahtecilik sayılacağı madde metninde yer almaz.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 204Kaynağı aç
Madde 204- (1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır. Resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek

204. maddenin ikinci fıkrası, görevi gereği düzenlemeye yetkili kamu görevlisinin resmi belgeyi sahte düzenlemesini, gerçek belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmesini, çerçeğe aykırı belge düzenlemesini veya sahte resmi belgeyi kullanmasını üç yıldan sekiz yıla kadar hapisle cezalandırır. Kamu görevlisi olma ve görevi gereği yetkili olma şartları birlikte aranır.

204. maddenin üçüncü fıkrasına göre resmi belgenin kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli sayılan nitelikte olması halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Hangi araç belgelerinin bu nitelikte olduğu fıkrada ayrıca sayılmaz.

Özel satışta ayıp ve kimlik değişikliği

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin E. 2016/28833, K. 2019/9690 sayılı bozma kararında, şasi çevresinde kaynak ve taşlama izleriyle kimliği değiştirilmiş aracın satışında satıcının iyi niyetli olması ve aleyhine mahkûmiyet bulunmaması gerekçesiyle davanın reddi hukuka uygun bulunmamıştır. Karar, satıcının ayıbı bilmese de hukuki ayıptan sorumlu olduğunu ve alıcının zararını karşılamak zorunda olduğunu değerlendirir. Bu bozma kararı tazminata hükmetmez.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2016/28833, K. 2019/9690Kaynağı aç
13. Hukuk Dairesi         2016/28833 E.  ,  2019/9690 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalıdan 22/03/2011 tarihinde … 14. Noterliğinin 01473 yevmiye numaralı araç satış sözlemesi ile 42 BMP 57 plakalı aracı satın aldığını, satış bedelinin aynı gün davalıya peşin ödendiğini, araca … Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/6899 soruşturma sayılı dosyası kapsamında el konularak muhafaza altına alındığını, yapılan incelemede aracın motor ve şasi numaralarının orijinal olduğu, ancak şasi numarasının etrafında orijinal olmayan kaynak ve taşlama izlerinin bulunduğu, yapılan sahtecilikle aracın kimliğinin değiştirildiğini ve iğfal kabiliyetini haiz olduğunun tespit edildiğini ileri sürerek; sözleşmenin feshi ile aracın rayiç bedeli 12.500,00 TL ve 103,32 TL noter ihtar masrafı olmak üzere toplam 12.603,32 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, eldeki davayla satın almış olduğu aracın kimliğinin değiştirildiğinin tespit edilmesi üzerine el konularak muhafaza altına alındığını ileri sürerek sözleşmenin feshini, satış bedeli ile noter ihtar masrafının davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı araçtaki işlemlerle ilgili her hangi bir bilgisi olmadığını, kendisinin de aracı bir başkasından satın aldığını savunmuştur. Mahkemece,’… davalı iyi niyetli olup aracın change olduğunu bilmediğini beyan ettiğinden ve buna aykırı dosyada herhangi bir delil de bulunmadığı için davacının davalıdan araç satış bedelini ve sözleşmenin fesih talebi iyi niyetli 3. kişi olan davalı karşısında hakkaniyete kavuşmamıştır. Fesih talebinin haklı olabilmesi için davalının ya change olduğu aracın şasi numarası etrafında orijinal olmayan taşlama ve kaynak izlerinin iğfal kabiliyeti bulunduğu gerekçesi ile ve sanık hakkında sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan açılmış bir dava ve aleyhine verilmiş bir mahkumiyet hükmü olması gerekirdi. Oysa böyle bir kamu davası ya da verilmiş mahkumiyet hükmü olmadığı için aksi de ispatlanamadığından davalı iyi niyetlidir. İyi niyetli davalıdan araç bedelinin istenmesi de mümkün olmadığı…’ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Oysa ki; Türk Borçlar Kanunun 219. maddesinde "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." şeklinde düzenleme yer almaktadır. Bu durumda; hukuki ayıplı olarak satılan araç nedeniyle davacı alıcının akidi olan satıcı, davacının zararını karşılamak zorundadır. Öyle ise, mahkemece TBK'nun 219. md. hükümleri değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece aksine düşüncelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 10/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi

Aynı daire, bu bozmaya ilişkin değerlendirmeyi 10/10/2019 tarihinde oybirliğiyle yapmış ve HUMK'nun 440. maddesinin III-1 hükmü uyarınca karar düzeltme yolunun kapalı olduğunu belirtmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2025/348, K. 2025/3608 sayılı kararında, orijinal şasi numarasının tahrip edilip aynı bölgeye yeniden numara vurulmasıyla araç üzerinde sahtelik yapılarak kimliğin değiştirildiği anlaşılmıştır. Daire, taraf vekillerinin temyiz itirazlarını reddederek bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır. Onama, özetlenen her gerekçeyi ayrıca genel bir kural haline getirmez.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/348, K. 2025/3608Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2025/348 E.  ,  2025/3608 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1232 E., 2024/1606 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat 1. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2023/393 E., 2024/211 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 18.06.2020 tarihinde otomobil galerisi olan davalıdan … .Noterliğinin … yevmiye nolu işlemiyle … plakalı 2009 model … marka … model otomobili 81.000,00 TL bedel karşılığında satın aldığını, plakasını … olarak değiştirdiğini, 14.09.2022 tarihinde Adana 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 14.09.2022 tarihli ve 2022/6683 D.İş sayılı kararı gereği otomobile el konulduğunu, üzerinde kiriminal inceleme yapıldığını, … Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından şasi numarasının orijinal olmadığının tespit edildiğini ve araç üzerinde sahtecilik yapıldığı, aracın kimliğinin değiştirildiği ve iğfal kabiliyetine haiz olduğu yönünde görüş bildirildiğini, müvekkilinin bu durumu fark etmesinin mümkün olmadığı gibi aracı satın almadan önce aldığı ekspertiz raporunda da bu durumun tespit edilemediğini, aracı satın almak için masraflar yaptığını ve kredi çektiğini, aracı kullanamadığını, şasi numarası değiştirilmiş aracı satması ve araca el koyulmuş olması nedeniyle davalının hem gizli ayıptan hem de zapttan dolayı sorumlu olduğunu, menfi zararı kapsamında aracın güncel değerinin ödenmesi gerektiğini ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, aracın güncel bedeli hesaplandığında arttırılmak üzere şimdilik 15.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 19.01.2024 tarihli dilekçesiyle talep sonucunu 572.000,00 TL’ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; zamanaşımının ve hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacının iddia ettiği hususların doğru olmadığını, ayıp varsa derhal ihbar edilmesi gerekirken davacının ihbar yükümlülüğüne riayet etmediğini, otomobilin 14.05.2020 tarihinde dava dışı … satın alındığını, satın alınırken şasi numarasının aynı olduğunu, müvekkilin durumu bilmediği için bir kusurunun olmadığını, davanın aleyhe sonuçlanması durumunda rücu hakkı doğacağından dolayı … ile … Ekspertizi olan … ve araç muayenesini yapan TÜVTÜRK Genel Müdürlüğüne davanın ihbar edilmesi gerektiğini, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca devam eden soruşturmanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının rayiç bedel talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 27.10.2022 tarihli … Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü uzmanlık raporunda; "Yukarıdaki bulgulara atfen; kaput içi sağ çamurluk üst tarafında bulunan orijinal şasi numarasının aletli müdahaleyle tahrip edilmesi ve tahrip edilen numaranın bulunduğu bölgeye yeniden numara vurulması, yapılan işlemler neticesinde şasi numarasının değiştirilmesi ve bu işlemlerin boyayla kapatılması sonucunda araç üzerinde sahtecilik yapıldığı, yapılan sahtecilikle aracın kimliğinin değiştirildiği, change ve iğfal/aldatma kabiliyetini haiz olduğu" tespit edildiği, dava konusu aracın satım işleminin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 214. maddesi gereğince ayıplı olduğu, TBK m. 217 vd gereği satıcı olan davalının kusursuz olsa dahi aracın zaptedilmesinden dolayı davacı alıcıya karşı sorumlu olduğu satılanın tamamı alıcının elinden alındığı için, satış sözleşmesinin kendiliğinden sona erdiği bu nedenle davacının davalıya ödemiş olduğu satış bedelinin faizi ile birlikte geri verilmesini isteyebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 81.000,00 TL'nin el koyma tarihi 14.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6502 sayılı Kanun kapsamında da açık ve gizli ayıplar yönünden ayrıca ayıp ihbar yükümlülüğünün aranmadığı soruşturma dosyası ve alınan kriminal polis laboratuvarının 27.10.2022 tarihli uzmanlık raporuna göre, araç üzerinde sahtecilik yapıldığı, aracın kimliğinin değiştirilmiş (change) olması sebebiyle araca el konulduğunun sabit olması sebebiyle, soruşturma dosyasının bekletici meselesi sayılması yönündeki itirazların yerinde bulunmadığı, mahsuba ve faiz başlangıcına bir itirazda bulunulmadığına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise sair istinaf taleplerinin yerinde olmadığı, davalı lehine AAÜT 13/3 maddesi gereğince tarifenin 3. kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı lehine belirlenen ücreti geçemeyeceğinden, işbu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca davacı ve davalı taraflar lehine (tüketici mahkemesinde uygulanması gereken) 15.000,00'er TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine davacı vekilinin istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kısmen kabulüyle 81.000,00 TL'nin el koyma tarihi 14.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; aracın kolluk ekiplerince muhafaza altına alınmasından bu yana hem ekonomik koşulların ciddi anlamda değiştiğini hem de davaya konu araca ödenen bedelin ödendiği vakit ile iş bu dava tarihi arasında alım gücü anlamında yine ciddi farklılıklar oluştuğunu, müvekkilinin zararının karşılanabilmesi için rayiç değerine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararı temyiz etmiştir. 2. Davalı vekili, davacının ayıbı süresinde ihbar etmediğini, araçtaki sahteliğin müvekkilinin bilgisinde olmadığını, soruşturma veya kovuşturma sonucunda aracın iade edilebileceğinden soruşturmanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu ayıbın neden gizli ayıp olduğu vb. konularda teknik değerlendirmeler içermediğini, müvekkili lehine nispi vekalet ücreti ödenmesi gerektiğini belirterek, kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, geçerli satım sözleşmesine dayanılarak yapılan araç satımında, zapt ve ayıba karşı tekeffül hükümleri kapsamında tazminat (rayiç bedelin tahsili) istemine ilişkindir. Temyiz olunan karardaki gerekçeye ve özellikle ağır hasarlı araçların şase ve motor numara bilgilerinin çalıntı, hacizli ya da yakalamalı araçlarla kesme kaynak yöntemiyle değiştirilerek üçüncü şahıslara satıldığı şüphesi ile yürütülen soruşturma kapsamında davaya konu araca el konulması ve Emniyet Genel Müdürlüğünün … Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce orjinal şasi numarasının tahrip edilip aynı bölgeye yeniden numara vurularak araç üzerinde sahtelik yapılarak aracın kimliğinin değiştirildiğinin tespit edilmiş olduğunun anlaşılmasına göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Davacı tüketici olup harçtan muaf olduğundan peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Onanan bölge adliye mahkemesi kararında dava kısmen kabul edilmiş, belirlenen satış bedelinin 14.09.2022 el koyma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Sonuç rayiç bedele değil satış bedeline ilişkindir.

Onanan kararın gerekçesinde, 6502 sayılı Kanun kapsamında açık ve gizli ayıplar yönünden ayrıca ayıp ihbarı aranmadığı kabul edilmiştir. Kriminal polis laboratuvarının 27.10.2022 tarihli uzmanlık raporuna göre araçta sahtecilik yapıldığı ve kimliğin değiştirilmesi sebebiyle el koyma sabit görüldüğünden, soruşturma dosyasının bekletici mesele sayılması yolundaki itiraz yerinde bulunmamıştır.

İcra ihalesiyle satılan araçta sorumluluk

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E. 2019/809, K. 2022/708 sayılı kararı, özel satıştan farklı olarak icra ihalesiyle satılan change araca ilişkindir. Kurul, çenç tespitinin ayrı uzmanlık gerektirdiğini ve somut olayda icra müdürünün kusurlu eylemi bulunmadığını kabul etmiş; idare aleyhine açılan davanın reddi gerekirken kabulünü hatalı bularak direnme kararını bozmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/809, K. 2022/708Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2019/809 E.  ,  2022/708 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “maddi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davalı Denizbank A.Ş. yönünden davanın husumet nedeniyle reddine, davalı Maliye Hazinesi yönünden kısmen kabulüne ilişkin karar davalı Maliye Hazinesi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı Maliye Hazinesi tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Ümraniye 3. İcra Müdürlüğünün 2010/14367 E. sayılı dosyasında yapılan 20.12.2010 tarihli ihalede araç satın aldığını, aracı almadan önce kontrol etmek istemesine rağmen İcra Müdürlüğünce aracın dışarıdan incelenebileceği ve bu şekilde ihaleye çıkarılacağının söylendiğini, dosyada alınan kıymet takdir raporunda ufak tefek çizik, far kırıklığı ile vurukları olduğunun ifade edildiğini, aracı satın aldıktan sonra araç muayene raporunda change olduğuna dair bulgu belirtilmediğini, aracın tüm kontrol, bakım ve onarımları yapıldıktan sonra aracı üçüncü kişiye sattığını, üçüncü kişinin elindeyken Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/23667 soruşturma sayılı dosyasında aracın change olduğu tespit edilerek bağlandığını, aracı sattığı üçüncü kişi tarafından müvekkili aleyhine açılan tazminat davasında satıştan önce aracın change olması sebebiyle tazminata karar verildiğini, davada hükmedilen tazminatın müvekkilince ödendiğini, müvekkilinin Devletin yetkili organlarına güvenerek ihale yoluyla hiçbir kusuru olmaksızın aracı satın aldığını, aracın icra müdürlüğünce incelenmesine müsaade edilmediği gibi tüm kontrolleri yapılmadan ihaleye çıkartılarak müvekkilinin tazminat ödemesine sebebiyet verildiğini ileri sürerek haksız yere müvekkilinin ödemiş olduğu 54.041TL’nin davalı Maliye Hazinesi ile ihale bedelini tahsil ettiği oranda davalı Denizbank A.Ş.’den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5.1. Davalı Maliye Hazinesi vekili cevap dilekçesinde; görev ve husumet itirazında bulunduklarını, esasa ilişkin olarak somut olayda Ümraniye 3. İcra Müdürlüğünün 2010/14367 E. sayılı takip dosyasında Denizbank A.Ş. vekili tarafından dava dışı üçüncü kişi aleyhine taşınır rehininin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan icra takibinde alacaklı vekilinin göstermiş olduğu adreste rehinli aracın kıymet takdirinin yapıldığını, takibin kesinleşmesinden sonra da aracın davacıya ihale edildiğini, açılan ihalenin feshi davalarından da tarafların feragat ettiklerini, ihale alıcısı tarafından Ümraniye 3. İcra Müdürlüğüne başvurularak aracın vergileri yatırıldıktan sonra tescil belgesinin alındığını, araç kayıtlarında çalıntı şerhi bulunmadığından idarenin kusuru olmadığı gibi zararın idari faaliyetten de kaynaklanmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. 5.2. Davalı Denizbank A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; taraf sıfatının bulunmadığını, zamanaşımı ve görev itirazında bulunduklarını, davacının bu davada hukukî menfaati bulunmadığı gibi talep edilen maddi tazminatın nasıl hesaplandığının da belirtilmediğini, zarar ile müvekkilinin eylemleri arasında illiyet bağı bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemenin Birinci Kararı: 6. İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen görevsizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.02.2015 tarihli ve 2014/234 E., 2015/64 K. sayılı kararı ile; icra dosyasında yapılan kıymet takdirinde makine mühendisi veya araç satışı ile uğraşan galerici veya komisyoncu hazır bulundurulmaksızın tam tespit yapılmadığından aracın change olduğunun tespit edilemediği, bu durumda kıymet takdir tutanağında icra müdür yardımcısı ile yedieminin imzası olduğundan icra müdürlüğünün kusurlu olduğu gerekçesiyle davalı Maliye Hazinesi yönünden davanın kabulüne, diğer davalı Denizbank A.Ş. yönünden ise açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir. Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı: 7. İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Maliye Hazinesi vekili ve ihbar olunan temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay 4. Hukuk Dairesince 28.01.2016 tarihli ve 2015/8796 E., 2016/1150 K. sayılı kararı ile; ihbar olunan usulüne uygun şekilde davaya katılmadığı gibi aleyhine hüküm de kurulmadığından taraf sıfatı olmayan ihbar olunanın temyiz dilekçesinin reddine, davalı Maliye Hazine yönünden ise; 34 NPR 66 plakalı aracın hangi tarihte 34 ZK 8245 plakalı araç ile change edildiğinin tespit edilebilmesi için soruşturma veya kovuşturma dosyasının incelenerek bir örneğinin dosya arasına alınması, her iki araca ait trafik tescil bilgilerinin getirtilmesi ve gerekli görülürse bilirkişi incelemesi yapılarak aracın davacıya icra müdürlüğünden satışı sırasında change olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden eksik inceleme ile karar verilmiş olması gerekçesiyle sair yönler incelenmeksizin hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin İkinci Kararı: 9. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda 20.10.2016 tarihli ve 2016/209 E., 2016/322 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçelere ilaveten 16.06.2011 tarihli ekspertiz raporuna göre NNANPR66L02012983 nolu şasi numarasının metal etrafında aletli müdahale ve kaynak izlerinin bulunduğunun görüldüğü, bu şasi numarasının monte edilmesi suretiyle change olayının gerçekleştiği, "NPR66" nın ISUZU'nun bir tipi olduğu, gerçekte 34 NPR 66 plakalı bir aracın bulunmadığı, change olayını tespit edemeyen icra müdürlüğünün kusurlu olduğu gerekçesiyle davalı Hazine yönünden açılan davanın kabulüne, diğer davalı Denizbank A.Ş. yönünden ise davanın husumetten reddine karar verilmiştir. Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı: 10. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Maliye Hazinesi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 11. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 26.04.2017 tarihli ve 2017/452 E., 2017/2256 K. sayılı kararı ile; “…İcra ve İflas Kanunu 5. maddesinde “İcra ve İflas Dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılabilir. Devletin, zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan görevlilere rücu hakkı saklıdır. Bu davalara adliye mahkemelerinde bakılır.” düzenlemesi yer almaktadır. Dosya arasındaki bilgi ve belgeler tümüyle incelendiğinde; 16.06.2011 tarihli ekspertiz raporuna göre dava konusu aracın şase numarasının metal etrafında aletli müdahale ve kaynak izlerinin bulunduğunun görüldüğü, bu şase numarasının monte edilmesi suretiyle çenç olayının gerçekleştiğinin belirtildiği görülmektedir. Dava konusu araçta yapılan çenç işleminin ancak alanında uzman kişilerce anlaşılabilecek nitelikte olduğu, dava konusu edilen olayın çözümünün özel teknik bilgiyi gerektirdiği hususu da gözetilerek dava konusu çenç (change) aracın icra müdürlüğünce yapılan ihale ile davacıya satılmasında icra müdürünün herhangi bir kusurlu eylemi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Şu durumda kusur sorumluluğuna dayanan uyuşmazlıkta; mahkemece, İcra ve İflas Kanununun 5. maddesi gereğince davanın reddi gerekirken, kabulü doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle oy çokluğuyla karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 12. İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.09.2018 tarihli ve 2018/201 E., 2018/360 K. sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesinin yanında, aracın ihale yoluyla satışından dolayı satışı yapanın kusursuz sorumluluğu bulunduğu, ayrıca taşınır mülkiyetine ilişkin mevzuat hükümleri ile ayıplı malın satışına ilişkin hükümler dikkate alındığında mahkeme kararının doğru olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 13. Direnme kararı süresi içinde davalı Maliye Hazinesi vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava konusu change aracın icra müdürlüğünce yapılan ihale ile davacıya satılmasında icra müdürlüğünün herhangi bir kusurlu eyleminin bulunup bulunmadığı, burada varılacak sonuca göre de icra ve iflâs dairesi görevlisinin eylemi nedeniyle Devletin sorumluluğunun doğup doğmayacağı noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 15. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar bulunmaktadır. 16. İcra ve iflas dairesi görevlilerinin hukukî sorumlulukları 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 5. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. 17. İcra ve İflas Kanunu’nun “Sorumluluk” başlıklı 5. maddesinde; “İcra ve İflas Dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılabilir. Devletin, zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan görevlilere rücu hakkı saklıdır. Bu davalara adliye mahkemelerinde bakılır.” hükmü yer almaktadır. 18. Maddede icra ve iflas dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davalarının idare aleyhine açılabileceği ve idarenin kusuru bulunan görevlilere rücu etme hakkı olduğu düzenlenmiştir. Söz konusu düzenleme 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 129. maddesinin 5. fıkrasında yer alan “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.” hükmüne de paralel niteliktedir. 19. İdarenin icra ve iflas dairesi görevlilerinin verdiği zarardan sorumlu tutulabilmesi için, zarara sebep olan memurun görevini yaparken hukuka aykırı davranması, görevlilerin kusurlu hareket etmiş olmaları, kusurlu işlem ve eylem ile ilgili kişinin zarara uğramış olması ve kusurlu işlem veya eylem ile uğranılan zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekmektedir. 20. Toplum içinde birlikte yaşayan kişiler, belli bir davranış biçimine uygun davranmak zorundadır. Söz konusu bu belirli davranış, sosyal bir çevreye ya da herhangi bir meslek grubuna mensup normal (makul) kişilerin birbirine zarar vermeden uyum içinde yaşayabilmeleri için göstermek zorunda oldukları özen ve çabadan oluşan ortalama, örnek (model) bir davranış biçimidir. Bu davranış biçimine uyulmaması kusuru oluşturur (Eren, Fikret; Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Yetkin Yayınevi, Ankara 2014, s. 569). 21. Bu anlatımdan hareketle icra dairesi görevlilerinin kusurlu olmalarından anlaşılan da, normal niteliklere sahip bir icra müdüründen (veya memurundan) beklenmeyecek şekilde işlem veya eylem yapmış olmasıdır. İcra müdürü açık kanun hükmüne aykırı hareket etmiş, ilgilileri kayırıp, düşmanlıkla davranmış, icra dosyasında olmayan bir nedene dayalı hareket etmiş, icra tutanaklarını değiştirmiş veya gerçeğe aykırı düzenlemiş, verilen veya vaat edilen menfaat karşılığında hareket etmiş, görevini ihmal veya var olan yargı kararına aykırı hareket etmişse kusurlu sayılır. Aranan kusur, kast veya ihmal şeklinde olabilir (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas Hukuku, Legal Yayınevi, İstanbul 2016, s. 61). 22. İcra müdürünün kusurlu işlem veya eylemi sonucunda ilgili kişinin bir zarara uğraması gerekmektedir. Bu zarar maddi zarar olup manevi zararlar bu kapsamda değerlendirilmez. 23. Bu aşamada icra müdürlüğünün kıymet takdirine yönelik işlemleri ile ilgili düzenlemelere değinmekte yarar bulunmaktadır. 24. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun “Kıymet Takdiri” başlığını taşıyan 87. maddesi icra dosyasında kıymet takdirinin yapıldığı tarihte “Haczi yapan memur, haczettiği malın kıymetini takdir eder. İcabında ehli vukufa müracaat edebilir.” şeklinde düzenleme içermektedir. 25. İcra ve İflas Kanunu’nun 87. maddesi 30.11.2021 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7343 sayılı İcra ve İflas Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 6. maddesi ile değişikliğe uğramış olup maddenin son hâli; “Haczi yapan memur, sicile kayıtlı mallar hariç olmak üzere haczettiği malın kıymetini takdir eder. İcabında bilirkişiye müracaat edebilir. Sicile kayıtlı malın kıymet takdirinin bilirkişilik bölge kurulu listesinde kayıtlı ve bu konuda Adalet Bakanlığınca izin verilen bilirkişilere, bunların bulunmaması hâlinde listede kayıtlı diğer bilirkişilere yaptırılması zorunludur. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.” şeklindedir. 26. Madde düzenlemesinden anlaşıldığı üzere haczi yapan memurun haczettiği malın kıymet takdirini bizzat kendisinin veya bilirkişi aracılığıyla yapabileceği öngörülürken daha sonra yapılan değişiklik ile sicile kayıtlı malın kıymet takdirinin bilirkişilerce yapılması zorunluluk hâline getirilmiştir. Eldeki davada kıymet takdiri 22.07.2010 tarihinde yapılmış olup bu tarihte kıymet takdirinin bilirkişilerce yapılması kanuni zorunluluk kapsamında değildir. İlgili kanun maddesinde icra müdürlüğüne yetki verilmiştir. 27. Somut olayda; Ümraniye 3. İcra Müdürlüğünün 2010/14367 E. sayılı dosyasında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte rehin konusu olan araçlardan 34 ZK 8245 plakalı aracın 22.07.2010 tarihinde icra müdürünce yapılan kıymet takdirinde cam döşemelerinin ve kapı kilidinin bozuk, ön tamponun kırık, muhtelif çiziklerin ve önde taş izinin mevcut olduğu belirtilmek suretiyle değeri 16.000TL olarak belirlenmiş ve bu şekli ile açık arttırmaya çıkartılan araç 20.12.2010 tarihinde yapılan ikinci ihalede davacı tarafından 15.200TL pey sürülerek satın alınmıştır. İhale sonrası gerekli bakım ve onarımlarını yaptırıldıktan ve ruhsatı alındıktan sonra davacı aracı 24.03.2011 tarihinde üçüncü kişiye satmış, ancak araç üçüncü kişinin elindeyken change olması sebebiyle Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında araca el konulmuştur. Aracı elinden alınan üçüncü kişi tarafından davacı aleyhine aracın satım bedeli, kâr mahrumiyeti ve yapılan masraflara ilişkin olarak İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/350 E., 2013/567 K. sayılı dosyasında açılan maddi tazminat davasında yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiği ve davacının icra kanalıyla satın aldığı araç sebebiyle dava dışı üçüncü kişiye ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. 28. Davacının icra dairesinden satın aldığı araca ait 16.06.2011 tarihli İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün ekspertiz raporunda; şase numarasının metal etrafında aletli müdahale ve kaynak izlerinin bulunduğu ve şase numarasını ihtiva eden metal parçanın bulunduğu bölgeye kaynak yapılmak suretiyle monte edildiğinin belirtildiği görülmektedir. Davacı change olayının icra müdürlüğünce tespit edilmediğinden dolayı icra müdürlüğünün kusurlu eyleminden kaynaklı zararının bulunduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece icra müdürlüğünce kıymet takdiri yapılırken makine mühendisi veya araç satışı ile uğraşan galerici veya komisyoncu hazır bulundurulmadan tam bir tespit yapılmamasından dolayı kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 29. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; icra müdürlüğünce kanun tarafından verilen yetki kapsamında kıymet takdiri yapıldığı, kıymet takdirinin borçluya tebliğ edilmesine rağmen itiraz olmadığı, yapılan ihale sonrası da borçlu vekilince ihalenin feshi davası açıldığı ancak feragat edilmesi sebebiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Change olayının ayrı bir uzmanlık alanı olup, makine mühendisi, galerici veya komisyoncu tarafından yapılacak kıymet takdiri sırasında tespitinin mümkün olmadığı, dava konusu dosyada Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünden alınan ekspertiz raporunda aracın change olduğunun belirtildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu change aracın icra müdürlüğünce kıymet takdiri yapılarak ihale yoluyla açık arttırmada davacıya satılmasında icra müdürünün herhangi bir kusurlu eyleminin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle icra müdürünün sorumluluğuna dayalı olarak idare aleyhine açılan davanın reddi gerekirken kabulü hatalı olmuştur. 30. Hâl böyle olunca; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uymak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 31. Ayrıca mahkemece direnme kararı verilen duruşmada “….bozma ilamına uyularak…” denilmek suretiyle direnme kararı oluşturulduğu ve bu durumun gerekçeli kararda düzeltilerek “…bozma ilamına uyulmayarak…” şeklinde belirtildiği görülmekle mahkemenin direnme kararı verdiğinin açıkça dosyadan anlaşılır mahiyette olması sebebiyle duruşmada kullanılan ibarenin maddi hataya dayalı olduğu kabul edilmiştir. 32. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen geçici 3. maddeye göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, Aynı Kanun’un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.05.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 5. maddesi, icra ve iflas dairesi görevlilerinin kusurundan doğan tazminat isteminin idareye yöneltilmesini öngörür. Zararın doğmasında kusuru bulunan görevliye Devletin başvurabileceği ayrıca belirtilmiş, bu davaların adliye mahkemelerinde görüleceği düzenlenmiştir.

Hukuk Genel Kurulu, icra görevlisinin verdiği zarardan idarenin sorumlu tutulabilmesi için görev sırasında hukuka aykırı davranış, kusur, zarar ve kusurlu işlem ya da eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağı aranacağını belirtmiştir. Bu ölçüt, icra ve iflas dairesi görevlisinin kusur sorumluluğuna ilişkindir.

Kurul, 22.07.2010 tarihli kıymet takdirinde bilirkişi kullanılmasının o tarihte kanuni zorunluluk olmadığını kaydetmiştir. Daha sonra yapılan değişiklikle sicile kayıtlı malın kıymet takdirinin bilirkişilerce yapılması zorunlu hale gelmiş; eldeki olay ise değişiklikten önceki düzenlemeye göre değerlendirilmiştir. Eski ve yeni düzenleme aynı işlemde bir arada uygulanmaz.

Hukuk Genel Kurulu, direnme kararının bozulmasına ve kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolunun açık olduğuna 24.05.2022 tarihinde oybirliğiyle karar vermiştir.

Sık sorulan sorular

Change araç işlemi kendiliğinden dolandırıcılık sayılır mı

Hayır. 5237 sayılı Kanun'un 157. maddesi hileli davranış, aldatma ve bunlara bağlı zarar ile yarar şartlarını birlikte arar; change araç fiilinin kendiliğinden bu suçu oluşturacağını söylemez.

Satıcı ayıbı bilmediğini söylerse sorumluluktan kurtulur mu

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin E. 2016/28833, K. 2019/9690 sayılı kararındaki olayda kurtulmaz. Bu kararda satıcı, ayıpları bilmese bile onlardan sorumlu tutulmuştur.

İcra ihalesindeki change araçta idare her halde tazminat öder mi

Hayır. Hukuk Genel Kurulunun E. 2019/809, K. 2022/708 sayılı kararında icra müdürünün kusurlu eylemi bulunmadığı kabul edilmiş ve davanın kabulü hatalı görülmüştür. Hukuka aykırılık, kusur, zarar ve uygun illiyet bağı ayrıca aranır.

Suçtan elde edilen aracı satın alan herkes aynı cezayı alır mı

Hayır. 165. madde, suçun işlenmesiyle elde edilen eşya veya malvarlığı değerinin suça iştirak edilmeksizin satılması, devredilmesi, satın alınması veya kabul edilmesi halinde uygulanır ve altı aydan üç yıla kadar hapis ile onbin güne kadar adli para cezası öngörür.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu