Ceza Yargılamasında Şüpheli ve Sanığın Temel Hakları

by Avukat Erdal Ersoy
Ceza Yargılamasında Şüpheli ve Sanığın Temel Hakları

Ceza yargılamasında suç şüphesi altındaki kişi, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar suçlu sayılamaz. Sıfat, evreye göre değişir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 2, soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişiyi şüpheli sayar. Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişi sanıktır. Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukat müdafidir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,
b) Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine
kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,
c) Müdafi: Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan
avukatı,
d) Vekil: Katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza
muhakemesinde temsil eden avukatı,
e) Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin
öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi,
f) Kovuşturma: İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine
kadar geçen evreyi,
g) İfade alma: Şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı
tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,
h) Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma
veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,
i) Malen sorumlu: Yargılama konusu
işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk
taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişiyi,
j) Suçüstü:
1. İşlenmekte olan suçu,
2. Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk,
suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanan kişinin
işlediği suçu,
3. Fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan
kimsenin işlediği suçu,
k) Toplu suç: Aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla
kişi tarafından işlenen suçu,
l) Disiplin hapsi: Kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına
alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen,
önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri
uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi,
İfade eder.
İKİNCİ
BÖLÜM
Görev
Görev
2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 38Kaynağı aç
Madde
38 – Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan
kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu
işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza
verilemez.
Suç ve ceza zamanaşımı
ile ceza mahkumiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.
Ceza ve ceza yerine geçen
güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.
Suçluluğu hükmen sabit
oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
Hiç kimse kendisini ve
kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda
delil göstermeye zorlanamaz.
(Ek fıkra:
3/10/2001-4709/15 md.) Kanuna aykırı olarak elde edilmiş
bulgular, delil olarak kabul edilemez.
Ceza sorumluluğu
şahsidir.
(Ek fıkra:
3/10/2001-4709/15 md.) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan
bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.
(Ek fıkra:
3/10/2001-4709/15 md; Mülga fıkra: 7/5/2004-5170/5 md.)
(Değişik onuncu
fıkra: 7/5/2004-5170/5 md.) Ölüm cezası ve genel
müsadere cezası verilemez.
İdare, kişi hürriyetinin
kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç
düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
(Değişik son
fıkra: 7/5/2004-5170/5 md.) Uluslararası Ceza
Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere vatandaş,
suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.
XIV. İspat hakkı

Suçlu sayılmama ve suçlayıcı beyana zorlanamama

Anayasa m. 38, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağını düzenler. Aynı madde, kişiyi suçlayıcı beyana veya bu yönde delil göstermeye zorlamayı da yasaklar. Hiç kimse kendisini suçlayan beyanda bulunmaya zorlanamaz. Yasak, kanunda gösterilen yakınları suçlayan beyanı ve bu yolda delil göstermeyi de kapsar. Yakınlar bakımından sınır, kanunda gösterilen kişilerdir.

Beyanın özgür iradesi ve yasak usuller

Şüpheli ve sanık beyanı özgür iradeye dayanmalıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 148, bu iradeyi engelleyecek müdahaleleri yasaklar. Kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma ve bazı araçları kullanma, yapılamayacak bedensel veya ruhsal müdahaleler arasında sayılır. Kanuna aykırı bir yarar vaat edilmesi de yasaktır. Bu yasak usullerle elde edilen ifadeler, rıza ile verilmiş olsalar bile delil olarak değerlendirilemez.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 148Kaynağı aç
Madde 148 – (1) Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine
dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme,
yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi
bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.
(2) Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez.
(3) Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil
olarak değerlendirilemez.
(4) Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme
huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
(5) Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması
ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından
yapılabilir.
ALTINCI
KISIM
Savunma
BİRİNCİ
BÖLÜM
Müdafi
Seçimi, Görevlendirilmesi, Görev ve Yetkileri
Şüphelinin veya sanığın müdafi seçimi

Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifadenin hükme yazılabilmesi, ayrıca doğrulamaya bağlıdır. Şüpheli veya sanık bu ifadeyi hâkim ya da mahkeme huzurunda doğrulamadıkça, ifade hükme esas alınamaz.

Kanuna aykırı bulgu ve delilin reddi

Anayasa m. 38, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini belirtir. Ortaya konulması istenen delil bakımından Ceza Muhakemesi Kanunu m. 206 ayrı ret hâlleri sayar. Delil kanuna aykırı olarak elde edilmişse reddolunur. Delille ispat edilmek istenen olayın karara etkisi yoksa reddolunur. İstem sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa delil yine reddolunur.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 206Kaynağı aç
Madde 206 – (1) Sanığın sorguya çekilmesinden sonra
delillerin ortaya konulmasına başlanır. (Ek cümleler: 25/5/2005 – 5353/29
md.) Ancak, sanığın tebligata rağmen mazeretsiz olarak gelmemesi sebebiyle
sorgusunun yapılamamış olması, delillerin ortaya konulmasına engel olmaz.
Ortaya konulan deliller, sonradan gelen sanığa bildirilir.
(2) Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hâllerde
reddolunur:
a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse.
b) Delil ile ispat edilmek istenilen olayın karara etkisi yoksa.
c) İstem, sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa.
(3) Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza
gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya başka herhangi bir delilin ortaya
konulmasından vazgeçilebilir.
(4) (Mülga: 25/5/2005 – 5353/29 md.)
Delil ve olayın geç bildirilmesi

Somut delil istenmesi ve lehe hususlar

İfade alma veya sorguda şüpheli ya da sanığa bir hatırlatma yapılır. Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği bildirilir. Bunun yanında, aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır. Düzenleme Ceza Muhakemesi Kanunu m. 147 içindedir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 147Kaynağı aç
Madde 147 – (1) Şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında
veya sorguya çekilmesinde aşağıdaki hususlara uyulur:
a) Şüpheli veya sanığın kimliği saptanır. Şüpheli veya sanık, kimliğine
ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür.
b) Kendisine yüklenen suç anlatılır.
c) Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî yardımından
yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceği,
kendisine bildirilir. Müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından
faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi
görevlendirilir.
d) 95 inci madde hükmü saklı kalmak
üzere, yakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl
bildirilir.
e) Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu
söylenir.
f) Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği
hatırlatılır ve kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak
ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır.
g) İfade verenin veya sorguya
çekilenin kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır.
h) İfade ve sorgu işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan yararlanılır.
i) İfade veya sorgu bir tutanağa
bağlanır. Bu tutanakta aşağıda belirtilen hususlar yer alır:
1. İfade alma veya sorguya çekme işleminin yapıldığı yer ve tarih.
2. İfade alma veya sorguya çekme sırasında hazır bulunan kişilerin isim
ve sıfatları ile ifade veren veya sorguya çekilen kişinin açık kimliği.
3. İfade almanın veya sorgunun yapılmasında yukarıdaki işlemlerin yerine
getirilip getirilmediği, bu işlemler yerine getirilmemiş ise nedenleri.
4. Tutanak içeriğinin ifade veren veya sorguya çekilen ile hazır olan
müdafi tarafından okunduğu ve imzalarının alındığı.
5. İmzadan çekinme hâlinde bunun nedenleri.
İfade alma ve sorguda yasak usuller

İstem aranmaksızın müdafi görevlendirilmesi

Ceza Muhakemesi Kanunu m. 150, müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık için bazı hâllerde görevlendirmeyi istemden bağımsız kılar. Kişi çocuksa, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. Kendisini savunamayacak derecede malul olması aynı sonucu doğurur. Sağır ve dilsiz olması hâlinde de istem aranmaz. Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar nedeniyle yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkradaki bu kural uygulanır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 150Kaynağı aç
Madde 150 – (Değişik: 6/12/2006 – 5560/21 md.)
(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine
bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda
olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.
(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak
derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi
görevlendirilir.
(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan
dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.
(4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin
görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Müdafi görevini yerine getirmediğinde yapılacak işlem ve müdafilik
görevinden yasaklanma[54]

Hâkim önüne çıkarılma süresi ve yargı merciine başvuru

Anayasa m. 19, yakalanan veya tutuklanan kişinin hâkim önüne çıkarılmasını süreye bağlar. Tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre bu sürenin dışındadır. Bunun dışında kişi en geç kırk sekiz saat içinde hâkim önüne çıkarılır. Suç toplu işlenmişse süre en çok dört gündür. Bu süreler geçtikten sonra kimse hâkim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Aynı madde, bu sürelerin olağanüstü hâl ve savaş hâllerinde uzatılabileceğini öngörür.

2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 19Kaynağı aç
Madde
19 – Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine
sahiptir.
Şekil ve şartları kanunda
gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş
hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir
mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak
ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı
veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine
getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde
veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir
müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun
olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek
isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı
verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse
hürriyetinden yoksun bırakılamaz.
Suçluluğu hakkında
kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini
veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu
kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hakim kararıyla tutuklanabilir.
Hakim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca
bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.
Yakalanan veya tutuklanan
kişilere, yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde
yazılı ve bunun hemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal, toplu
suçlarda en geç hakim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.
(Değişik birinci
cümle: 3/10/2001-4709/4 md.) Yakalanan veya tutuklanan
kişi, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en
geç kırksekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde
hâkim önüne çıkarılır. Kimse, bu süreler geçtikten sonra hakim kararı
olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal (…)[14] ve savaş
hallerinde uzatılabilir.
(Değişik fıkra:
3/10/2001-4709/4 md.) Kişinin yakalandığı veya tutuklandığı,
yakınlarına derhal bildirilir.
Tutuklanan kişilerin,
makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest
bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama
süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak
için bir güvenceye bağlanabilir.
Her ne sebeple olursa
olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini
ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını
sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.
(Değişik:
3/10/2001-4709/4 md.) Bu esaslar dışında bir işleme tâbi
tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine
göre, Devletçe ödenir.
IV. Özel hayatın
gizliliği ve korunması
A. Özel hayatın
gizliliği

Hürriyeti kısıtlanan kişi, kısıtlama hangi sebeple olursa olsun, yetkili bir yargı merciine başvurabilir. Başvuru, kısa sürede durum hakkında karar verilmesini sağlamaya yöneliktir. Kısıtlama kanuna aykırıysa amaç, hemen serbest bırakılmanın sağlanmasıdır. Anayasa m. 19 bu başvuru hakkını tanır.

Tutuklama kararı ve tutuklama yasağı

Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100, tutuklama kararını iki unsurun bir arada bulunmasına bağlar. Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller aranır; ayrıca bir tutuklama nedeni de olmalıdır. Bu unsurlar varsa şüpheli ya da sanığın tutuklanmasına karar verilmesi mümkündür. Karar, işin önemiyle ve beklenen ceza ya da güvenlik tedbiriyle ölçülü değilse verilemez.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 100Kaynağı aç
Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut
delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık
hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya
güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.[13]
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini
uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde
bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut
delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama
nedeni var sayılabilir:[14]
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;[15]
1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
2. (Ek:6/12/2019-7196/58 md.)[16]
Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80)
3. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
4.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Kasten yaralama (madde 86, fıkra
3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),[17]
5. İşkence (madde 94, 95)
6. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
7. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
8.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık
(madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
(iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309,
310, 311, 312, 313, 314, 315),
b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer
Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin
(3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda
tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin
dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.
h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı
Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen
suçlar.
i) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Kadına karşı işlenen kasten yaralama
suçu.
j) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev
yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen
kasten yaralama suçu.
k) (Ek:10/10/2024-7528/35 md.) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı
resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu
öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen
projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında
yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile
Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim
kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve
kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya
görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu.
(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını
gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç
olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda
tutuklama kararı verilemez.[18]
Tutuklama kararı

Sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda tutuklama kararı verilemez. Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere, hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda da tutuklama kararı verilemez.

Tutuklamada müdafi, serbest bırakma ve itiraz

Tutuklama istenildiğinde şüpheli veya sanık müdafi yardımından yararlanır. Müdafi, kendisinin seçeceği avukat olabileceği gibi baro tarafından görevlendirilecek avukat da olabilir. Tutuklama kararı verilmezse şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 101 ile m. 100 gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 101Kaynağı aç
Madde 101 – (1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına
Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma
evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya
re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve
adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî
nedenlere yer verilir.
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın
devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
d) (Ek:8/7/2021-7331/14 md.) Adli kontrol uygulamasının yetersiz
kalacağını,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.
Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği
yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.
(3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği
veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır.
(4) Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest
bırakılır.
(5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz
edilebilir.
Tutuklulukta geçecek süre

Tutuklama yerine adli kontrol

Adli kontrol, tutuklama yerine başvurulabilecek bir karardır. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 109, bir suç soruşturmasında m. 100'de belirtilen tutuklama sebepleri varken şüphelinin adli kontrol altına alınmasına karar verilebileceğini düzenler.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 109Kaynağı aç
Madde 109 – (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/98 md.) Bir suç
sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama
sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol
altına alınmasına karar verilebilir.
(2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin
hükümler uygulanabilir.
(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla
yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:
a) Yurt dışına çıkamamak.
b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli
olarak başvurmak.
c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde
meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol
tedbirlerine uymak.
d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve
gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.
e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol
bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene
tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.
f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir
defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği
üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.
g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan
silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.
h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme
süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere
aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.
i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince
ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence
vermek.
j) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Konutunu terk etmemek.
k) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirli bir yerleşim bölgesini terk
etmemek.
l) (Ek: 2/7/2012-6352/98 md.) Belirlenen yer veya bölgelere
gitmemek.
(4) (Ek: 25/5/2005 – 5353/14 md.)[22]
(Mülga: 2/7/2012-6352/98 md.) (Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/15 md.) Maruz
kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu
koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275
sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin
üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu
tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine
adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü
verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna
başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren
ilk derece mahkemesi de adlî kontrol kararı verebilir.
(5) Hâkim veya Cumhuriyet savcısı (d)
bendinde belirtilen yükümlülüğün uygulamasında şüphelinin meslekî uğraşılarında
araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir.
(6) Adlî kontrol altında geçen süre,
şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm,
maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hallerde
uygulanmaz. (Ek cümle:8/7/2021-7331/15 md.) Ancak, (j) bendinde
belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın
mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.[23]
(7) (Ek: 6/12/2006 – 5560/19 md.) Kanunlarda
öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adlî
kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.[24]
Adlî kontrol kararı ve hükmedecek merciler

Üst, eşya, konut ve işyeri araması

Ceza Muhakemesi Kanunu m. 116, şüpheli veya sanığın yakalanabileceği ya da suç delillerinin elde edilebileceği konusunda makul şüphe bulunursa arama yapılabileceğini düzenler. Arama, kişinin üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler üzerinde olabilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 116Kaynağı aç
Madde 116 – (1) Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde
edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü,
eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.[26]
Diğer kişilerle ilgili arama

Sıkça sorulan sorular

Suçluluk hükümle sabit olmadan kişi suçlu sayılır mı?

Hayır. Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.

Kollukta müdafisiz alınan ifade hükme esas alınır mı?

Şüpheli veya sanık bu ifadeyi hâkim ya da mahkeme huzurunda doğrulamadıkça hükme esas alınamaz. Doğrulama şartı, müdafi hazır bulunmadan kollukça alınan ifade içindir.

Hangi hâllerde müdafi istem olmadan görevlendirilir?

Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık çocuksa, kendisini savunamayacak derecede malulse ya da sağır ve dilsizse istem aranmaksızın müdafi görevlendirilir. Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçların soruşturma ve kovuşturmasında da bu kural uygulanır.

Yasak usulle alınan ifade rıza varsa delil olur mu?

Olmaz. Kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir, tehdit, bazı araçların kullanılması veya kanuna aykırı yarar vaadiyle alınan ifadeler, rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez.

Yakalanan kişi ne kadar sürede hâkim önüne çıkarılır?

Tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırk sekiz saat içinde çıkarılır. Toplu işlenen suçlarda süre en çok dört gündür. Bu süreler olağanüstü hâl ve savaş hâllerinde uzatılabilir. Süreler geçtikten sonra hâkim kararı olmaksızın hürriyetten yoksun bırakma yapılamaz.

Adli para cezasında veya iki yıl üst sınırlı hapiste tutuklama olur mu?

Sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda verilemez. Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç, hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda da tutuklama kararı verilemez.

Tutuklama kararına itiraz edilebilir mi?

Evet. Tutuklama istenildiğinde müdafi yardımından yararlanılır. Karar verilmezse kişi derhâl serbest bırakılır. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 101 ve m. 100 uyarınca verilen kararlara itiraz edilebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu