Ceza Muhakemesinde Şikâyet, Zamanaşımı ve Uzlaşma

by Avukat Erdal Ersoy
Ceza Muhakemesinde Şikâyet, Zamanaşımı ve Uzlaşma

Ceza muhakemesinde kamu davasının yürütülmesi, suçun niteliğine göre şikâyet, şikâyetten vazgeçme, dava zamanaşımı, soruşturma izni, önödeme ve uzlaştırma şartlarına bağlanabilir. Şikâyete bağlı bir suçta yetkili kişi süresinde şikâyet etmezse soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Bunun yanında Türk Ceza Kanunu, vazgeçmenin davaya ve infaza etkisini, kamu davasının zamanaşımıyla düşmesini ve 301. maddede düzenlenen suç için izni; Ceza Muhakemesi Kanunu ise uzlaştırmanın kapsamını ve sonucunu ayrıca düzenler.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 73Kaynağı aç
Madde 73- (1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete
bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı
takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan
kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (Ek
cümle:7/11/2024-7531/14 md.) Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete
bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun
fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.
(3) Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse
bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez.
(4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı
olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün
kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.
(5) İştirak halinde suç işlemiş
sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar.
(6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı
etkilemez.
(7) Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten
vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve
vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık
hukuk mahkemesinde de dava açamaz.
(8) (Mülga: 6/12/2006 – 5560/45 md.)
Dava veya cezanın düşmesinin etkisi
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
Madde 66- (1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında
kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda
yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda
onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını
gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup
da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin
geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller
itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun
kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları
gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8
md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece
bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı
süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs
halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara
karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından
işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye
başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış
müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların
yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.
Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 301Kaynağı aç
Madde 301- (Değişik: 30/4/2008-5759/1 md.)
(1) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet
Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen
aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi,
birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.
(4) Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine
bağlıdır.
DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM
Devletin
Güvenliğine Karşı Suçlar
Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 253Kaynağı aç
Madde 253 – (Değişik: 6/12/2006-5560/24 md.)
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek
veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer
alan;[102]
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit
(madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
(madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık
(madde 141),
7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),[103]
8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık
(madde 157),
9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın
alınması veya kabul edilmesi (madde 165),
10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi
veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun
veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla,
suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis
veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak
üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna
gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel
dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret
suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek
cümle: 26/6/2009 – 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu
kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması
hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.)
Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına
giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma
kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.[104][105][106][107]
(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya
tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli
şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro
tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan
zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar
görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat
veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören,
kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını
bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. 106[108]
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve
uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan
adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura,
suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması
halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.
(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet
veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya
suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi,
soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin
uygulanmasına engel değildir.
(9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.)
(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi
sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde
bulundurulur.
(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve
Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın
gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.[109]
(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine
verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır.
Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında
yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.
(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma
müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve
vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya
kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi
halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle
ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı,
uzlaştırmacıya talimat verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak
kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma
bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını
da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (Ek
cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu
soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına
gönderir.
(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya
suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin
düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan
edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine
dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi
mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna
gidilemez.
(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin
edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı
kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside
bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar
aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı
verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının
ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde,
171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. (…)[110] Uzlaşmanın sağlanması
halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan
zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış
olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi
halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden
sayılır.[111]
(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir
soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar
görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren,
uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu
düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği
tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
(22) (Değişik birinci cümle:
24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya Adalet
Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı
ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır.
Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından
karşılanır.
(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda
öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
(24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı
bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile
personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer
aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden
görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı
anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları,
uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.[112]
(25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri,
eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum
ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili,
uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet
başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve
esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve
raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
Mahkeme tarafından uzlaştırma

Şikâyete bağlı suçlarda süre

Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesinin birinci fıkrasına göre, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Süre her olayda fiilin işlendiği günden kendiliğinden işlemez. Aynı maddenin ikinci fıkrası, zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu sürenin, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlayacağını düzenler.

Hakaret suçu için ikinci fıkrada ayrı bir üst sınır vardır. Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı hakaret bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez. Bu sınır hakaret suçuna özgüdür ve genel altı aylık süre ile bu sürenin bilgi veya öğrenme gününe bağlanması birlikte değerlendirilir.

Şikâyet hakkı birden fazla kişiye ait olabilir. Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, şikâyet hakkı olan birkaç kişiden birinin altı aylık süreyi geçirmesi diğerlerinin haklarını düşürmez. Bir kişinin süreyi kaçırması, aynı fiil bakımından başka bir şikâyet hakkı sahibinin hakkını ortadan kaldırmaz.

Şikâyetten vazgeçmenin sonuçları

Kovuşturma yapılabilmesi şikâyete bağlı suçlarda, kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür. Hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme ise cezanın infazına engel olmaz. Aksi yönde kanun hükmü bulunan suçlarda bu genel sonuç uygulanmaz.

İştirak hâlinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikâyetten vazgeçme diğerlerini de kapsar. Kanunda aksi yazılı olmadıkça vazgeçme, onu kabul etmeyen sanığı etkilemez. Bu iki sonuç aynı maddenin ardışık fıkralarında yer aldığından, iştirak ilişkisinin kapsamı ile sanığın vazgeçmeyi kabul etmemesi birlikte gözetilmelidir; bir fıkradaki sonuç diğer fıkranın şartı yok sayılarak uygulanamaz.

Kamu davasının düşmesi şikâyetten vazgeçmeden ileri gelmiş olsa bile hukuk davası kendiliğinden kapanmaz. Suçtan zarar gören, vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamışsa artık hukuk mahkemesinde dava açamaz. Bu açıklama yoksa maddenin yedinci fıkrasındaki hukuk davasına ilişkin sonuç doğmaz.

Dava zamanaşımının süreleri ve başlangıcı

Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin birinci fıkrası, kanunda başka türlü yazılmış hâller dışında kamu davasının belirli sürelerin geçmesiyle düşeceğini düzenler. Süre, suçun gerektirdiği cezanın türüne ve üst sınırına göre belirlenir: ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl, yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl, beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıldır.

Fiilin işlendiği sıradaki yaş bu süreleri kısaltabilir. On iki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış olanlar hakkında bu sürelerin yarısının geçmesiyle kamu davası düşer. On beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış kişiler hakkında ise sürelerin üçte ikisinin geçmesi yeterlidir.

Zamanaşımının başlangıcı suçun işleniş biçimine göre değişir. Tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği gün, teşebbüste kalan suçlarda son hareketin yapıldığı gün esas alınır. Kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği gün, zincirleme suçlarda ise son suçun işlendiği gün başlangıçtır.

Çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda dava zamanaşımı, çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar. Bu başlangıç, aynı fıkrada tamamlanmış suç, teşebbüs, kesintisiz suç ve zincirleme suç için gösterilen başlangıç günleriyle birlikte uygulanır.

Dava zamanaşımının uygulanmayacağı alan sınırlıdır. Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet, müebbet veya on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi hâlinde dava zamanaşımı uygulanmaz. Bu istisna, hem ilgili kısım hem belirtilen ceza koşulları hem de suçun yurt dışında işlenmesi şartıyla sınırlıdır.

Soruşturma izni ve önödemenin takside bağlanması

Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesindeki suçtan dolayı soruşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlıdır. İzin, bu maddede düzenlenen suç yönünden soruşturmanın şartıdır. Başka suçlar için izin veya talep aranıp aranmadığı bu hükümden çıkarılmaz.

Önödemede, failin on gün içinde talep etmesi koşuluyla, belirlenen miktarın birer ay arayla üç eşit taksit hâlinde ödenmesine Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilir. Taksitlerin süresinde ödenmemesi hâlinde önödeme hükümsüz kalır ve soruşturmaya devam edilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 75Kaynağı aç
Madde 75- (1) Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere,
yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis
cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçların faili;[24]
a) Adlî para cezası maktu ise bu miktarı, değilse aşağı sınırını,
b) Hapis cezasının aşağı sınırının
karşılığı olarak her gün için yüz Türk Lirası üzerinden bulunacak miktarı,[25]
c) Hapis cezası ile birlikte adlî para cezası da öngörülmüş ise, hapis
cezası için bu fıkranın (b) bendine göre belirlenecek miktar ile adlî para cezasının
aşağı sınırını,
Soruşturma giderleri ile birlikte, Cumhuriyet savcılığınca yapılacak
tebliğ üzerine on gün içinde ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz. (Ek
cümleler:17/10/2019-7188/16 md.) Failin on gün içinde talep etmesi
koşuluyla bu miktarın birer ay ara ile üç eşit taksit hâlinde ödenmesine
Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilir. Taksitlerin süresinde ödenmemesi
hâlinde önödeme hükümsüz kalır ve soruşturmaya devam edilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/12
md.) Taksirli suçlar hariç olmak üzere, önödemeye bağlı olarak kovuşturmaya
yer olmadığına veya kamu davasının düşmesine karar verildiği tarihten itibaren
beş yıl içinde önödemeye tabi bir suçu işleyen faile bu fıkra uyarınca teklif
edilecek önödeme miktarı yarı oranında artırılır.
(2) Özel kanun hükümleri gereğince işin doğrudan mahkemeye intikal etmesi
halinde de fail, hakim tarafından yapılacak bildirim üzerine birinci fıkra
hükümlerine göre saptanacak miktardaki parayı yargılama giderleriyle birlikte
ödediğinde kamu davası düşer.
(3) Cumhuriyet savcılığınca madde kapsamına giren suç nedeniyle önödeme
işlemi yapılmadan dava açılması veya dava konusu fiilin niteliğinin değişmesi
suretiyle madde kapsamına giren bir suça dönüşmesi halinde de yukarıdaki fıkra
uygulanır.
(4) Suçla ilgili kanun maddesinde yukarı sınırı altı ayı aşmayan hapis
cezası veya adlî para cezasından yalnız birinin uygulanabileceği hallerde
ödenmesi gereken miktar, yukarıdaki fıkralara göre adlî para cezası esas alınarak
belirlenir.[26]
(5) Bu madde gereğince kamu davasının açılmaması veya ortadan kaldırılması,
kişisel hakkın istenmesine, malın geri alınmasına ve müsadereye ilişkin
hükümleri etkilemez.
(6) (Ek: 24/11/2016-6763/12 md.) Bu madde
hükümleri;
a) Bu Kanunda yer alan;[27]
1. Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine
getirilmemesi (98 inci maddenin birinci fıkrası),
2. (Ek:7/11/2024-7531/15 md.) (Değişik:24/12/2025-7571/16 md.)
Hakaret (üçüncü fıkranın (a) bendi hariç, madde 125),
3. Genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması
(madde 171),
4. Çevrenin taksirle kirletilmesi (182 nci
maddenin birinci fıkrası),
5. Özel işaret ve kıyafetleri usulsüz
kullanma (264 üncü maddenin birinci fıkrası),
6. Suçu bildirmeme (278 inci maddenin birinci
ve ikinci fıkraları),
suçları,
b) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman
Kanununun 108 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan suç,
c) (Ek:17/10/2019-7188/16 md.) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 74 üncü maddesinin ikinci fıkrasının
birinci cümlesinde yer alan suç,
d) (Ek:17/10/2019-7188/16 md.) 4/11/2004
tarihli ve 5253 sayılı Dernekler Kanununun 32 nci maddesinin birinci fıkrasının
(d) bendinde yer alan suç,
bakımından da uygulanır. Bu fıkra kapsamındaki
suçların beş yıl içinde tekrar işlenmesi hâlinde fail hakkında aynı suçtan dolayı
önödeme hükümleri uygulanmaz.
(7) (Ek:
24/11/2016-6763/12 md.) Ödemede bulunulması üzerine verilen kovuşturmaya
yer olmadığına dair kararlar ile düşme kararları, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.
Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede
belirtilen amaç için kullanılabilir.
İKİNCİ
KİTAP
Özel
Hükümler
BİRİNCİ
KISIM
Uluslararası
Suçlar
BİRİNCİ
BÖLÜM
Soykırım
ve İnsanlığa Karşı Suçlar
Soykırım

Uzlaştırmanın kapsamı, süresi ve sonucu

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin birinci fıkrasında sayılan suçlarda, şüpheli ile mağdurun veya suçtan zarar gören gerçek kişinin ya da özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur. Kapsam fıkrada sayılan suçlarla sınırlıdır. Bir suçun şikâyete bağlı olması, her suçta uzlaştırma yapılacağı anlamına gelmez.

Aynı maddenin üçüncü fıkrası açık istisnalar getirir. Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda ve hakaret suçunda uzlaştırma yoluna gidilemez. Bu suçların şikâyet şartına bağlı olması uzlaştırma yasağını ortadan kaldırmaz.

Uzlaştırma kapsamına giren bir suç, bu kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmişse uzlaşma hükümleri uygulanmaz. Önödeme kapsamındaki bir suçla birlikte işlenme hâlinde ise uzlaşma hükümleri, uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uygulanır.

Uzlaşma teklifi süresiz biçimde bekletilmez. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını bildirmezse teklifi reddetmiş sayılır.

Uzlaşma sonucunda şüpheli edimini defaten yerine getirirse hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi hâlinde ise 171. maddedeki şartlar aranmaksızın şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Bu iki sonuç birbirinin yerine geçmez.

Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi

Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış dava, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311. maddesinin birinci fıkrasında yazılı hâllerde hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülebilir. Hükmün kesinleşmiş olması bu yolu kendiliğinden kapatmaz; ancak yol, fıkrada yazılı hâllerle ve hükümlü lehine olmakla sınırlı biçimde düzenlenmiştir. Bu düzenleme, aleyhe yenilemenin mümkün olup olmadığını veya bunun tek istisnasını göstermez.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 311Kaynağı aç
Madde 311 – (1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava,
aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla
tekrar görülür:
a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği
anlaşılırsa.
b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü
etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı
tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.
c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur
dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek
biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.
d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu
hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.
e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına
veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın
beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile
mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.
f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair
Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu
aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş
kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı
deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın
yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten
itibaren bir yıl içinde istenebilir.[146]
(2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar
hakkında uygulanır.
İnfazın geri bırakılması veya durdurulması

Sık sorulan sorular

Şikâyete bağlı suçta şikâyet süresi ne kadardır?

Yetkili kimse altı ay içinde şikâyet etmezse soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Süre, zamanaşımını geçmemek koşuluyla fiilin ve failin kim olduğunun bilindiği veya öğrenildiği günden başlar; hakarette ayrıca fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı aşamaz.

Şikâyetten vazgeçmek davayı düşürür mü?

Kovuşturması şikâyete bağlı suçta, kanunda aksi yazılı değilse zarar görenin vazgeçmesi davayı düşürür. Hüküm kesinleştikten sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.

Vazgeçme diğer sanıkları etkiler mi?

İştirak hâlinde işlenen suçta sanıklardan biri hakkındaki vazgeçme diğerlerini de kapsar. Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçmeyi kabul etmeyen sanık bundan etkilenmez.

Şahsi haklardan vazgeçilmezse hukuk davası açılabilir mi?

Hukuk mahkemesinde dava açılamaması için kamu davasının şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşmesi yetmez. Vazgeçilirken şahsi haklardan da vazgeçildiği ayrıca açıklanmış olmalıdır.

Kamu davası zamanaşımı ne zaman dolabilir?

Kanunda başka süre yoksa cezanın türüne ve üst sınırına göre otuz, yirmibeş, yirmi, onbeş veya sekiz yıllık sürelerin geçmesiyle kamu davası düşer. Belirtilen yaş gruplarında bu sürelerin yarısı veya üçte ikisi uygulanır.

Çocuğa karşı işlenen suçta zamanaşımı ne zaman başlar?

Çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimselerce işlenen suçlarda dava zamanaşımı, çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden işlemeye başlar. Diğer suç biçimlerinde başlangıç, tamamlanma, son hareket, kesinti veya zincirleme suçta son suçun işlendiği güne göre belirlenir.

Uzlaşma teklifine cevap verilmezse ne olur?

Teklif, bildirilmesinden itibaren yedi gün içinde cevaplanmazsa reddedilmiş sayılır. Uzlaştırma maddede sayılan suçlarda uygulanır; cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip ve hakaret bu yolun dışındadır.

Uzlaşmada edim hemen yerine getirilmezse hangi karar verilir?

Şüpheli edimini defaten yerine getirirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edim ileri tarihe bırakılır, takside bağlanır veya süreklilik arz ederse, 171. maddedeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu