İfade Alma ile Sorgu Arasındaki Temel Farklar
Ceza muhakemesi hukukunda şüpheli veya sanığın dinlenmesi, işlemi yürüten makama göre iki ayrı kavramla düzenlenmiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca ifade alma; suçlanan kişinin kolluk kuvvetleri veya Cumhuriyet savcısı önünde yaptığı açıklamaları ifade eder. Buna karşılık aynı fıkranın (h) bendine göre sorgu; suçlanan kişinin hâkim veya mahkeme huzurunda açıklamada bulunması işlemidir. Bu yasal tanım uyarınca kolluk ve savcılık makamları ifade alma işlemini gerçekleştirirken, sorgu yetkisi yalnızca hâkim ve mahkemelere aittir.
İfadeye Çağrı ve Zorla Getirme Usulü
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 145. maddesi gereğince, ifadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişi davetiye ile çağrılır. Düzenlenen davetiyede çağrılma nedeni açıkça belirtilir ve kişinin mazeretsiz gelmemesi hâlinde zorla getirileceği yazılır. Bu bildirim usulü, ilgilinin hakkında yürütülen işlemlerden haberdar edilmesini ve makul usul güvencelerinin işletilmesini sağlar.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 145Kaynağı aç
davetiye ile çağrılır; çağrılma nedeni açıkça belirtilir; gelmezse zorla
getirileceği yazılır.
Zorla getirme[53]
Hakkında tutuklama kararı verilmesi veya yakalama emri düzenlenmesi için yeterli nedenler bulunan ya da usulüne uygun çağrıldığı hâlde gelmeyen şüpheli veya sanığın zorla getirilmesine 5271 sayılı Kanun'un 146. maddesinin 1. fıkrası uyarınca karar verilebilir. Kanunun 100. maddesinin 1. fıkrasına göre tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve kaçma veya delilleri karartma gibi bir tutuklama nedeninin bulunması; tedbirin işin önemi ve beklenen ceza ile ölçülü olması zorunludur. Bu şartların bulunması zorla getirme tedbirinin de dayanağını oluşturabilir. Ayrıca 146. maddenin 7. fıkrası gereğince, yapılan çağrıya rağmen gelmeyen tanık, bilirkişi, mağdur ve şikâyetçi hakkında da zorla getirme kararı verilebilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 146Kaynağı aç
tutuklama kararı verilmesi veya yakalama emri düzenlenmesi için yeterli
nedenler bulunan veya 145 inci maddeye göre çağrıldığı halde gelmeyen şüpheli
veya sanığın zorla getirilmesine karar verilebilir.
(2) Zorla getirme kararı, şüpheli veya sanığın açıkça kim olduğunu,
kendisiyle ilgili suçu, gerektiğinde eşkâlini ve zorla getirilmesi nedenlerini
içerir.
(3) Zorla getirme kararının bir örneği şüpheli veya sanığa verilir.
(4) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/20 md.) Zorla getirme kararı ile
çağrılan şüpheli veya sanık derhal, olanak bulunmadığında yol süresi hariç en
geç yirmidört saat içinde çağıran hâkimin, mahkemenin veya Cumhuriyet
savcısının önüne götürülür ve sorguya çekilir veya ifadesi alınır.
(5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/20 md.) Zorla getirme, bunun için haklı
görülecek bir zamanda başlar ve hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı
tarafından, sorguya çekilmenin veya ifade almanın sonuna kadar devam eder.
(6) Zorla getirme kararının yerine getirilememesinin nedenleri, köy veya
mahalle muhtarı ile kolluk görevlisinin birlikte imzalayacakları bir tutanakla
saptanır.
(7) (Ek: 6/12/2006 – 5560/20 md.) Çağrıya rağmen gelmeyen tanık,
bilirkişi, mağdur ve şikâyetçi ile ilgili olarak da zorla getirme kararı
verilebilir.
İKİNCİ
BÖLÜM
İfade
ve Sorgu Usulü
İfade ve sorgunun
tarzı
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 100Kaynağı aç
delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık
hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya
güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.[13]
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini
uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde
bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut
delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama
nedeni var sayılabilir:[14]
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;[15]
1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
2. (Ek:6/12/2019-7196/58 md.)[16]
Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80)
3. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
4.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Kasten yaralama (madde 86, fıkra
3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),[17]
5. İşkence (madde 94, 95)
6. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
7. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
8.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık
(madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
(iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309,
310, 311, 312, 313, 314, 315),
b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer
Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin
(3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda
tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin
dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.
h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı
Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen
suçlar.
i) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Kadına karşı işlenen kasten yaralama
suçu.
j) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev
yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen
kasten yaralama suçu.
k) (Ek:10/10/2024-7528/35 md.) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı
resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu
öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen
projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında
yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile
Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim
kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve
kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya
görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu.
(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını
gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç
olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda
tutuklama kararı verilemez.[18]
Tutuklama kararı
5271 sayılı Kanun'un 146. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca zorla getirme kararı; şüpheli veya sanığın açıkça kim olduğunu, kendisiyle ilgili suçu, gerektiğinde eşkâlini ve zorla getirilme nedenlerini içerir; bu kararın bir örneği ilgili kişiye verilir. Kanunun 146. maddesinin 4. ve 5. fıkralarına göre zorla getirme kararı ile çağrılan kişi derhâl, olanak bulunmadığında yol süresi hariç en geç 24 saat içinde çağıran hâkimin, mahkemenin veya Cumhuriyet savcısının önüne götürülür ve sorguya çekilir veya ifadesi alınır. Bu işlem bunun için haklı görülecek bir zamanda başlar ve çağıran makam önündeki ifadenin veya sorgunun sonuna kadar devam eder. Zorla getirme kararının yerine getirilememesi hâlinde ise bu durum, köy veya mahalle muhtarı ile kolluk görevlisinin birlikte imzalayacakları bir tutanakla tespit edilir.
İfade Alma Sırasında İzlenen Kanuni İşlemler
İfade alma veya sorgu işlemlerinde 5271 sayılı Kanun'un 147. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca şüpheli veya sanığın öncelikle kimliği saptanır. Şüpheli veya sanık, kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür. Aynı fıkranın (c) bendi gereğince kişiye müdafi seçme hakkının bulunduğu, onun hukuki yardımından yararlanabileceği ve müdafiin ifade veya sorguda hazır bulunabileceği bildirilir. Şüphelinin müdafi seçecek durumda olmadığı ve hukuki yardımdan faydalanmak istediği takdirde kendisine baro tarafından bir müdafi görevlendirilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 147Kaynağı aç
veya sorguya çekilmesinde aşağıdaki hususlara uyulur:
a) Şüpheli veya sanığın kimliği saptanır. Şüpheli veya sanık, kimliğine
ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür.
b) Kendisine yüklenen suç anlatılır.
c) Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî yardımından
yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceği,
kendisine bildirilir. Müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından
faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi
görevlendirilir.
d) 95 inci madde hükmü saklı kalmak
üzere, yakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl
bildirilir.
e) Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu
söylenir.
f) Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği
hatırlatılır ve kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak
ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır.
g) İfade verenin veya sorguya
çekilenin kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır.
h) İfade ve sorgu işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan yararlanılır.
i) İfade veya sorgu bir tutanağa
bağlanır. Bu tutanakta aşağıda belirtilen hususlar yer alır:
1. İfade alma veya sorguya çekme işleminin yapıldığı yer ve tarih.
2. İfade alma veya sorguya çekme sırasında hazır bulunan kişilerin isim
ve sıfatları ile ifade veren veya sorguya çekilen kişinin açık kimliği.
3. İfade almanın veya sorgunun yapılmasında yukarıdaki işlemlerin yerine
getirilip getirilmediği, bu işlemler yerine getirilmemiş ise nedenleri.
4. Tutanak içeriğinin ifade veren veya sorguya çekilen ile hazır olan
müdafi tarafından okunduğu ve imzalarının alındığı.
5. İmzadan çekinme hâlinde bunun nedenleri.
İfade alma ve sorguda yasak usuller
Kişi yakalanmışsa, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 95. maddesi saklı kalmak üzere, 147. maddenin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca yakalandığı yakınlarından istediği birine derhâl bildirilir. Aynı fıkranın (e) bendi doğrultusunda şüpheli veya sanığa yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu söylenir. Kanunun 147. maddesinin 1. fıkrasının (f) ve (g) bentleri gereğince kişiye şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır, aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır; ayrıca ifade verenin veya sorguya çekilenin kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır.
5271 sayılı Kanun'un 147. maddesinin 1. fıkrasının (h) ve (i) bentleri uyarınca ifade ve sorgu işlemlerinin kaydında teknik imkânlardan yararlanılır ve yapılan işlem bir tutanağa bağlanır. Bu tutanakta ifade alma veya sorguya çekme işleminin yapıldığı yer ve tarih, hazır bulunan kişilerin isim ve sıfatları ile ifade veren veya sorgulanan kişinin açık kimliği yer alır. İfade almanın veya sorgunun yapılmasında kanunda öngörülen işlemlerin yerine getirilip getirilmediği, getirilmemişse nedenleri tutanağa yazılır. Tutanak içeriğinin ifade veren veya sorguya çekilen ile hazır olan müdafi tarafından okunduğu, imzalarının alındığı ve imzadan çekinme hâli varsa bunun nedenleri açıkça tutanağa bağlanır.
Yasak Delil Elde Etme Usulleri ve Sonuçları
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 148. maddesinin 1. ve 2. fıkraları uyarınca şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz. Ayrıca kişiye kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 148Kaynağı aç
dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme,
yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi
bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.
(2) Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez.
(3) Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil
olarak değerlendirilemez.
(4) Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme
huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
(5) Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması
ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından
yapılabilir.
ALTINCI
KISIM
Savunma
BİRİNCİ
BÖLÜM
Müdafi
Seçimi, Görevlendirilmesi, Görev ve Yetkileri
Şüphelinin veya sanığın müdafi seçimi
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 148. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, kanunda yasaklanan yöntemlerle temin edilmiş olan ifadeler, şüpheli veya sanık rıza göstermiş bulunsa dahi delil olarak değerlendirilemez.
5271 sayılı Kanun'un 148. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, kolluk birimlerince avukat eşliğinde alınmayan beyanların yargılamada karara dayanak yapılabilmesi için şüpheli ya da sanığın bu anlatımları hâkim veya mahkeme önünde doğrulaması şarttır. Aynı maddenin 5. fıkrasına göre ise aynı fiil veya olaya ilişkin olarak şüphelinin yeniden dinlenmesi lüzumu doğduğunda, bu işlem kolluk görevlilerine bırakılmayıp yalnızca Cumhuriyet savcısınca yerine getirilebilir.
Müdafi ile Görüşme ve Avukat Güvenceleri
Soruşturma evresinde ifade alma işleminde 5271 sayılı Kanun'un 149. maddesinin 2. fıkrası uyarınca en çok üç avukat hazır bulunabilir. Aynı maddenin 3. fıkrası gereğince, soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin her kademesinde avukatın şüpheli veya sanıkla görüşme yapması, ifade alma ya da sorgu boyunca yanında bulunması ve hukuki destek sağlaması hiçbir biçimde engellenemez veya sınırlandırılamaz. Kanunun 154. maddesinin 1. fıkrası uyarınca şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her vakit konuşmaların başkalarınca işitilemeyeceği bir ortamda bir araya gelebilir; ilgililerin avukatlarıyla olan yazışmaları da denetime tabi tutulamaz.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 149Kaynağı aç
her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir;
kanunî temsilcisi varsa, o da şüpheliye veya sanığa müdafi seçebilir.
(2) Soruşturma evresinde, ifade almada
en çok üç avukat hazır bulunabilir. (Ek cümle: 3/10/2016-KHK-676/1 md.;
Aynen kabul: 1/2/2018-7070/1 md.) Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen
suçlar bakımından yürütülen kovuşturmalarda, duruşmada en çok üç avukat hazır
bulunabilir.
(3) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli
veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî
yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz.
Müdafiin görevlendirilmesi
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 154Kaynağı aç
müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda
görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz.
(2) (Ek: 3/10/2016-KHK-676/3 md.;
Aynen kabul: 1/2/2018-7070/3 md.) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü
Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ve
Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ile örgüt faaliyeti çerçevesinde
işlenen uyuşturucu ve uyarıcı madde imâl ve ticareti suçları bakımından
gözaltındaki şüphelinin müdafi ile görüşme hakkı Cumhuriyet savcısının istemi
üzerine, hâkim kararıyla yirmidört saat süreyle kısıtlanabilir; bu zaman
zarfında ifade alınamaz.
Kanunî temsilci veya eşin duruşmada hazır bulunması
Müdafi ile görüşme hakkının kısıtlanması yalnızca istisnai suçlar bakımından mümkündür. 5271 sayılı Kanun'un 154. maddesinin 2. fıkrası gereğince, Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti suçları bakımından gözaltındaki şüphelinin müdafi ile görüşme hakkı Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla 24 saat süreyle kısıtlanabilir. Bu zaman zarfında şüphelinin ifadesi alınamaz.
Adli Kolluk ile Savcılık Arasındaki İşlemler
Adli kolluk görevlileri, 5271 sayılı Kanun'un 161. maddesinin 2. fıkrası uyarınca elkoydukları olayları, yakalanan kişileri ve uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek ve savcının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür. Kanunun 161. maddesinin 3. fıkrasına göre Cumhuriyet savcısı adli kolluk görevlilerine emirleri yazılı verir; acele hâllerde sözlü olarak verilen emirler ise en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 161Kaynağı aç
emrindeki adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı
yapabilir; yukarıdaki maddede yazılı sonuçlara varmak için bütün kamu görevlilerinden
her türlü bilgiyi isteyebilir. Cumhuriyet savcısı, adlî görevi gereğince
nezdinde görev yaptığı mahkemenin yargı çevresi dışında bir işlem yapmak
ihtiyacı ortaya çıkınca, bu hususta o yer Cumhuriyet savcısından söz konusu
işlemi yapmasını ister.
(2) Adlî kolluk görevlileri, elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile
uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek
ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin
yerine getirmekle yükümlüdür.
(3) Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele
hâllerde, sözlü olarak verir. (Ek cümle: 25/5/2005 – 5353/24 md.) Sözlü
emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir.
(4) Diğer kamu görevlileri de,
yürütülmekte olan soruşturma kapsamında ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri,
talep eden Cumhuriyet savcısına vakit geçirmeksizin temin etmekle yükümlüdür.
(5) Kanun tarafından kendilerine verilen veya kanun dairesinde
kendilerinden istenen adliye ile ilgili görev veya işlerde kötüye kullanma veya
ihmalleri görülen kamu görevlileri ile Cumhuriyet savcılarının sözlü veya
yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen
kolluk âmir ve memurları hakkında Cumhuriyet savcılarınca doğrudan doğruya
soruşturma yapılır. Vali ve kaymakamlar hakkında 2.12.1999 tarihli ve 4483
sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin
Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri, en üst dereceli kolluk amirleri hakkında
ise, hâkimlerin görevlerinden dolayı tâbi oldukları yargılama usulü uygulanır.[61]
(6) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/9 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/8
md.) Vali ve kaymakamların kişisel suçları hakkında soruşturma ve
kovuşturma yapma yetkisi, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge
adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığı ve aynı yer
ağır ceza mahkemesine aittir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü
hâllerinde soruşturma genel hükümlere göre yapılır.
(7) (Ek: 31/3/2011-6217/21 md.) Yetkisizlik kararı ile gelen bir
soruşturmada Cumhuriyet savcısı, kendisinin de yetkisiz olduğu kanaatine
varırsa yetkisizlik kararı verir ve yetkili savcılığın belirlenmesi için
soruşturma dosyasını, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en
yakın ağır ceza mahkemesine gönderir. Mahkemece bu konuda verilen karar
kesindir.
(8) (Ek:21/2/2014–6526/15 md.) Türk
Ceza Kanununun 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316 ncı maddelerinde
düzenlenen suçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş
olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. 1/11/1983
tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat
Teşkilatı Kanununun 26 ncı maddesi hükmü saklıdır.
(9) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/146 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/141
md.) Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili
hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı
ve bu yer ağır ceza mahkemesine aittir. Soruşturmayı Cumhuriyet Başsavcısı veya
görevlendireceği vekili bizzat yapar. Başsavcı veya vekili, suçun işlendiği yer
Cumhuriyet savcısından soruşturmanın kısmen veya tamamen yapılmasını
isteyebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde suçun işlendiği yer
Cumhuriyet savcısı zorunlu olan delilleri toplar ve gerekmesi hâlinde alınacak
kararlar bakımından bulunduğu yer sulh ceza hâkimliğinden talepte bulunur.
Soruşturmada Cumhuriyet savcısının hâkim kararı istemi
Zorla getirme kararı çıkarılan şüpheli ne kadar sürede makam önüne çıkarılır?
Zorla getirme kararı ile çağrılan kişi derhâl, olanak bulunmadığında yol süresi hariç en geç 24 saat içinde çağıran hâkimin, mahkemenin veya Cumhuriyet savcısının önüne götürülür.
Avukatsız kolluk ifadesi mahkemede delil olarak hükme esas alınabilir mi?
Avukat eşliği olmaksızın kolluk tarafından alınan ifadelerin karara dayanak oluşturabilmesi için şüphelinin veya sanığın hâkim veya mahkeme önünde bu beyanları onaylaması şarttır; onaylanmayan anlatımlar hükme esas teşkil etmez.
Kolluk aynı olay nedeniyle şüphelinin tekrar ifadesini alabilir mi?
Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem kollukça yapılamaz; işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir.
Şüphelinin avukatıyla görüşme hakkı kısıtlanabilir mi?
Belirli katalog suçlar, terör suçları ve örgütlü uyuşturucu imal ve ticareti suçlarında, gözaltındaki şüphelinin müdafi ile görüşmesi Cumhuriyet savcısının istemi ve hâkim kararıyla 24 saat süreyle kısıtlanabilir; bu sürede ifade alınamaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

