Ceza Muhakemesinde Hüküm, Cezalandırma ve İnfaz

by Avukat Erdal Ersoy
Ceza Muhakemesinde Hüküm, Cezalandırma ve İnfaz

Ceza yargılaması genel olarak soruşturma, kovuşturma ve infaz aşamalarından oluşur. Soruşturmada yakalama, elkoyma, arama, telefon ve ortam dinlemesi ile tutuklama gibi koruma tedbirleri, suç şüphesi altındaki kişinin özgürlüğünü kısıtlayabilir. Kovuşturma sonunda verilebilecek hüküm türleri birbirinin yerine geçmez; her birinin kanunda ayrı şartları vardır. Kesinleşen hapis cezasının infazı kural olarak açık veya kapalı ceza infaz kurumunda yapılır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 223Kaynağı aç
Madde 223 – (1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür. (2) Beraat kararı; a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması, e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması, Hallerinde verilir. (3) Sanık hakkında; a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması, b) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/30 md.) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi, c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması, d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi, Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir. (4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen; a) Etkin pişmanlık, b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı, c) Karşılıklı hakaret, d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı, Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir. (5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilir. (6) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur. (7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir. (8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir. (9) Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. (10) Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı kanun yolu bakımından hüküm sayılır. Karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı

Soruşturma, şüphe ve koruma tedbirleri

Ceza muhakemesinde suç şüphesi; başlangıç veya basit şüphe, makul şüphe, yeterli şüphe ve kuvvetli şüphe olarak dört türe ayrılır. Savcılık, soruşturma sonunda şüphelinin suç işlediği kanaatine varırsa iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Şüpheli veya avukatı, özgürlüğü kısıtlayan soruşturma işlemlerine itiraz edebilir.

Mahkeme kararı veya savcılığın yazılı emri olmadan yapılan aramada elde edilen deliller hukuka aykırı delil sayılır. Üst araması, yakalama veya delil elde etme amacıyla ve makul şüphe bulunan hâllerde yapılan bir muhakeme işlemidir. Ayrıca bir kimsenin üstünü veya eşyasını hukuka aykırı biçimde arayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapisle cezalandırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 120Kaynağı aç
Madde 120- (1) Hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını arayan kamu görevlisine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir. Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi

Katalog suçlar, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun çeşitli maddelerinde tutuklama ve telefon dinlemesi gibi tedbirlerin daha kolay uygulanabilmesi için listeye alınmış suçlardır. Kontrollü teslimat ise uyuşturucu, kaçak mal veya kara paranın aklanmasına ilişkin fonların yetkili makamların bilgisi ve denetimi altında taşınmasıdır.

Duruşmada bulunma, gaip ve kaçak

Sanık, yargılamanın bütün aşamalarında avukat yardımından yararlanabilir. Sorgusu yapılmış sanık veya bu konuda yetkilendirdiği müdafi isterse mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir. Alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis gerektiren suçlar dışında sanık istinabe yoluyla sorgulanabilir; sorgu günü savcı, sanık ve müdafiye bildirilir. Savcı ile müdafiin hazır bulunması zorunlu değildir ve sanığa önce ifadesini esas mahkemede vermek isteyip istemediği sorulur. İstinabe tutanağı duruşmada okunur.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 196Kaynağı aç
Madde 196 – (1) Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir. (2) Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiine bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazır bulunması zorunlu değildir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulur. (3) Sorgu tutanağı duruşmada okunur. (4) (Değişik: 15/8/2017-KHK-694/147 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/142 md.) Hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle yurt içinde bulunan sanığın sorgusu yapılabilir veya duruşmalara katılmasına karar verilebilir. (5) Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir. (6) Yurt dışında bulunan sanığın, belirlenen duruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğu halinde, bu tarihten önce duruşma açılarak veya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir. Sanığın müdafi gönderebilmesi

Hâkim veya mahkeme zorunlu görürse, yurt içinde bulunan sanığın sorgusu ya da duruşmaya katılması aynı anda görüntülü ve sesli iletişimle sağlanabilir. Hastalık, disiplin önlemi veya zorunlu başka nedenle yargı çevresi dışındaki hastane ya da tutukevine nakledilen ve sorgusu yapılmış sanığın, hazır bulunması gerekmeyen oturumlara getirilmemesine mahkeme karar verebilir. Yurt dışındaki sanığın belirlenen tarihte hazır bulunması zorsa, bu tarihten önce duruşma açılarak veya istinabe yoluyla sorgusu yapılabilir.

Yeri bilinmeyen veya yurt dışında olup yetkili mahkeme önüne getirilemeyen ya da getirilmesi uygun bulunmayan sanık gaip sayılır. Gaip hakkında duruşma açılmaz; mahkeme yalnız delillerin ele geçirilmesi veya korunması için gerekli işlemleri yapar. Bu işlemler naip hâkim veya istinabe olunan mahkeme aracılığıyla da yapılabilir. Müdafi, kanuni temsilci veya eş hazır bulunabilir; gerektiğinde barodan müdafi görevlendirilmesi istenir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 244Kaynağı aç
Madde 244 – (1) Bulunduğu yer bilinmeyen veya yurt dışında bulunup da yetkili mahkeme önüne getirilemeyen veya getirilmesi uygun bulunmayan sanık gaip sayılır. (2) Gaip hakkında duruşma açılmaz; mahkeme, delillerin ele geçirilmesi veya korunması amacıyla gerekli işlemleri yapar. (3) Bu işlemler naip hâkim veya istinabe olunan mahkeme aracılığıyla da yapılabilir. (4) Bu işlemler sırasında sanığın müdafii veya kanunî temsilcisi veya eşi hazır bulunabilir. Gerektiğinde, mahkemece barodan bir müdafi görevlendirilmesi istenir. Gaibe ihtar

Kaçak şüpheli veya sanık hakkında gıyabi tutuklama kararı verilebilir, duruşma yapılabilir ve delil toplanabilir; ancak hüküm verilemez. On beş yaşından büyük mağdur çocuklar şikâyet, şikâyetten vazgeçme, katılma, itiraz, istinaf ve temyiz işlemlerini bizzat yapabilir.

Görev, ikrar ve ispat

Adli ceza mahkemelerinin görevi suçun vasfı ve ceza miktarına göre belirlenir. Temel ayrım asliye ceza mahkemesi ile ağır ceza mahkemesi arasındadır.

İkrar, şüpheli veya sanığın suçlama konusu vakıayı kabul etmesidir. Özellikle tevilli ikrar tek başına delil sayılmamalıdır. Mahkûmiyet için mevcut şüphe sanık yararına değerlendirilir. Mahkûmiyet kararı, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olması hâlinde verilir.

Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması uyuşmazlığında kamera kaydı ve internet işlemindeki IP bilgisi gibi teknik veriler savcılık veya mahkemece temin edilerek değerlendirilebilir. Ses, fotoğraf ve kamera kaydı analizi bilimsel parametrelerle yapılır; sonuç muhtemel ya da kuvvetle muhtemel aynı veya farklı yönde belirlenebilir.

Kanunilik, kusur ve cezanın belirlenmesi

Kanunun açıkça suç saymadığı fiil için ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı olmayan bir ceza veya güvenlik tedbirine de hükmolunamaz. Fiil işlendiği sırada suç değilse kimse cezalandırılamaz. Sonradan suç olmaktan çıkan fiilin cezası ve sonuçları kendiliğinden kalkar. İşlendiği zamanki kanun ile sonraki kanun farklıysa failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. Ceza sorumluluğu şahsidir; kimse başkasının fiilinden sorumlu tutulamaz.

Doğrudan kast, bilme ve istemenin birlikte gerçekleşmesidir. Olası kast, sonucun öngörülmesine rağmen fiile devam edilmesi biçiminde açıklanabilir ve yaptırımı doğrudan kasta göre daha hafif olur. Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle kanuni tanımdaki neticenin öngörülmeden gerçekleşmesidir. Taksirli fiiller ancak kanunun açıkça gösterdiği hâllerde cezalandırılır. Sonuç hiç öngörülmemişse basit taksir, öngörülmesine rağmen istenmemişse bilinçli taksir vardır. Bilinçli taksirde ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. Basit taksirin yaptırımı bilinçli taksire göre daha hafiftir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 22Kaynağı aç
Madde 22- (1) Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır. (2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir. (3) Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. (4) Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir. (5) Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir. (6) Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir halinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir. Netice sebebiyle ağırlaşmış suç

Taksirli netice yalnız failin kişisel ve ailevi durumu bakımından cezayı gereksiz kılacak ölçüde mağduriyete yol açarsa ceza verilmez. Bilinçli taksirde bu hâl cezasızlık değil, cezanın yarıdan altıda bire kadar indirilebilmesidir.

Hâkim temel cezayı kanuni alt ve üst sınır arasında belirlerken işleniş biçimini, aracı, zamanı, yeri, konunun önem ve değerini, zarar veya tehlikenin ağırlığını, kusurun ağırlığını, amaç ve saiki dikkate alır. Hapis hesabında temel ceza üzerinden önce artırım, sonra indirim yapılır. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine müebbet hapis, müebbet hapis yerine yirmi beş yıl hapis verilir; diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 62Kaynağı aç
Madde 62- (1) Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir.[20] (2) Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri (…)[21] göz önünde bulundurulabilir. (Ek cümle:12/5/2022-7406/1 md.) Ancak failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışları, takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmaz. Takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir.21 Mahsup

Hukuk kuralıyla tanınan bir hakkın kullanılması nedeniyle kişi cezalandırılamaz. Alkol veya uyuşturucu etkisi irade dışında gerçekleşmişse cezasızlık sebebi olabilir. İradi kullanım veya bağımlılıkta cezai ehliyet tam kabul edilir.

Hüküm türleri ve kanun yolları

Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Hüküm; beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararlarını kapsar. Adli yargı dışındaki bir mercie yönelik görevsizlik kararı da kanun yolu bakımından hüküm sayılır.

Beraat; fiilin kanunda suç sayılmaması, sanığın işlemediğinin sabit olması, kast veya taksirin bulunmaması, hukuka uygunluk nedeni bulunması ya da suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması hâllerinde verilir. Suç sabit ise mahkûmiyet kararı verilir. Suç sabit olduğunda belli bir cezaya mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetle birlikte güvenlik tedbirine hükmolunur.

Ceza verilmesine yer olmadığı kararı iki ayrı durumda verilir. Birincisi, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik veya geçici nedenler; yüklenen suçun hukuka aykırı olmakla birlikte bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle, zorunluluk hâli ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi; meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaşla aşılması ya da kusurluluğu kaldıran hataya düşülmesi nedeniyle kusurun bulunmamasıdır. İkincisi, fiil suç olmaya devam etse bile etkin pişmanlık, şahsî cezasızlık, karşılıklı hakaret veya haksızlık içeriğinin azlığı nedeniyle ceza verilmemesidir.

Aynı fiil nedeniyle aynı sanık için önceden hüküm verilmiş veya dava açılmışsa davanın reddine karar verilir. Türk Ceza Kanunu’ndaki düşme sebepleri varsa ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceği anlaşılırsa davanın düşmesine karar verilir. Şart henüz gerçekleşmemişse gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilir; bu karara itiraz edilebilir. Derhâl beraat verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.

Sanık lehine istinaf veya temyizde üst mahkeme, kazanılmış hak nedeniyle suç vasfının değişmesi dışında cezayı sanık aleyhine ağırlaştıramaz. Temyiz nedeni gösterilmeyen dilekçe reddedilmelidir. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunun belirtilmesi ise maddi hukuka aykırılık nedenine dayanan temyiz olarak kabul edilmelidir.

Erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Mahkeme mahkûmiyet olarak adli para cezası, hapis cezası veya güvenlik tedbirine karar verebilir. Hapis; süreli, müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis olarak düzenlenmiştir. İki yıl veya daha az hapis ertelenebilir. Fiilin işlendiği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş kişilerde üst sınır üç yıldır. Erteleme için kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla yeniden suç işlemeyeceğine dair mahkeme kanaatinin oluşması gerekir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 51Kaynağı aç
Madde 51- (1) İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi için kişinin; a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması, b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması, gerekir. (2) Cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabilir. Bu durumda, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edilir. Koşulun yerine getirilmesi halinde, infaz hâkimi kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhal salıverilir.[9] (3) Cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm olunan ceza süresinden az olamaz. (4) Denetim süresi içinde; a) Bir meslek veya sanat sahibi olmayan hükümlünün, bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine, b) Bir meslek veya sanat sahibi hükümlünün, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına, c) Onsekiz yaşından küçük olan hükümlülerin, bir meslek veya sanat edinmelerini sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmesine, mahkemece karar verilebilir. (5) Mahkeme, denetim süresi içinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklardan kurtulmasını ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya nezdinde çalıştığı kişilerle görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek infaz hâkimine verir.9 (6) Mahkeme, hükümlünün kişiliğini ve sosyal durumunu göz önünde bulundurarak, denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlemeden veya uzman kişi görevlendirmeden geçirilmesine de karar verebilir. (7) Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz hâkiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine infaz hâkimliğince karar verilir.[10] (8) Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır. Adlî para cezası

Erteleme, zararın aynen iadesi, eski hâle getirilmesi veya tazmini koşuluna bağlanabilir. Koşul gerçekleşene kadar infaza devam edilir; gerçekleşince infaz hâkimi kararıyla hükümlü derhal salıverilir. Denetim süresi bir yıldan az ve üç yıldan fazla olamaz, ayrıca mahkûm olunan süreden kısa olamaz. Mahkeme meslek veya sanat eğitimi, ücretli çalışma ya da on sekiz yaşından küçükler için gerektiğinde barınma imkânı bulunan eğitime karar verebilir. Uzman görevlendirebilir veya yükümlülüksüz denetim süresine de karar verebilir. Denetimde kasıtlı suç işlenmesi veya uyarıya rağmen yükümlülüklere uyulmaması hâlinde cezanın kısmen veya tamamen infazına infaz hâkimliği karar verir. Süre yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli geçerse ceza infaz edilmiş sayılır.

Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise mahkeme, uzlaşma hükümleri saklı kalmak üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir. Bunun için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve mağdurun veya kamunun zararının aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir. Bu karar, müsadere hükümleri dışında kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder. Geri bırakılan hükümdeki hapis ertelenemez ve kısa süreliyse seçenek yaptırımlara çevrilemez. Sanık beş yıl denetim süresine tabi tutulur; bu sürede kasıtlı suç nedeniyle yeniden geri bırakma kararı verilemez. Zarar derhal giderilemezse denetim süresince aylık taksitlerle giderilmesi koşulu da kabul edilebilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
Madde 231 – (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır. (2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir. (3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da bildirilir. (4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir. (5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. (6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77] a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. (7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez. (8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak; a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine, b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına, c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine, karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur. (9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir. (10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. (11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir. (12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir. (13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir. (14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak uygulanmaz. Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar

Denetim süresinde kasten yeni suç işlenmez ve yükümlülüklere uyulursa geri bırakılan hüküm kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir. Kasten yeni suç veya yükümlülüklere aykırılık hâlinde mahkeme hükmü açıklar. Yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek cezanın yarısına kadar infaz edilmemesine, koşulları varsa ertelemeye veya seçenek yaptırıma karar verip yeni mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. Geri bırakma kararına, saklı hükümler dışında istinaf yoluna başvurulabilir. Karar özel sisteme kaydedilir ve kayıt ancak soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı istem üzerine, maddede belirtilen amaçla kullanılabilir. Bu hükümler, Anayasa’nın 174. maddesinde korunan inkılap kanunlarındaki suçlarda uygulanmaz.

Genel af, derdest kamu davasının düşmesi veya mahkûmiyetin bütün sonuçlarının kalkması sonucunu doğurur. Özel af, hapis cezasının infaz edilmemesi veya infaz süresinin azaltılması sonucuna yol açar.

Denetimli serbestlik ve infaz

Kesinleşen hapis kural olarak açık veya kapalı ceza infaz kurumunda infaz edilir. Hükümlü, suçun niteliğine göre belirli şartlarla koşullu salıverilme ve denetimli serbestlikten yararlanabilir. Uyarlama yargılaması, lehe hükmün belirlenmesi ve kesinleşmiş mahkûmiyette değişiklik gerekip gerekmediğinin tespitidir. İnfaz hâkimliğinin görev ve yetkisi 4675 ve 5275 sayılı kanunlarda düzenlenmiştir; kararlarına itiraz edilebilir.

Açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan, koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlü talep ederse infaz hâkimi, değerlendirme raporunu dikkate alarak cezanın kalan kısmının denetimli serbestlikle infazına karar verebilir. Ayrıca beş günden az olmamak üzere koşullu salıverilme tarihine kadar kurumda geçirilmesi gereken sürenin en az onda birinin kurumda geçirilmiş olması gerekir. Karar verilebilmesi, şartlar bulunsa bile kendiliğinden zorunlu bir sonuç değildir.

5275 sayılı CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN m. 105/AKaynağı aç
Madde 105/A – (Ek: 5/4/2012-6291/1 md.) (1) (Değişik:14/4/2020-7242/46 md.) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla, açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, hükmün infazına ilişkin işlemleri yapan Cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilebilir. (Ek cümle:4/6/2025-7550/13 md.) Hükümlünün bu infaz usulünden yararlanabilmesi için beş günden az olmamak üzere koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini ceza infaz kurumunda geçirmiş olması gerekir. (2) (Değişik:14/4/2020-7242/46 md.) Açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları oluşmasına karşın, iradesi dışındaki bir nedenle açık ceza infaz kurumuna ayrılamayan veya bu nedenle kapalı ceza infaz kurumuna geri gönderilen iyi hâlli hükümlüler, diğer şartları da taşımaları hâlinde, birinci fıkrada düzenlenen infaz usulünden yararlanabilirler. (3) Yukarıdaki fıkralarda düzenlenen infaz usulünden;[45] a) Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan ve koşullu salıverilmesine iki yıl veya daha az süre kalan kadın hükümlüler, b) Maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlüler, diğer şartları da taşımaları hâlinde yararlanabilirler. Ağır hastalık, engellilik veya kocama hâli, Adlî Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirilmelidir. (4) (Değişik: 18/6/2014-6545/80 md.) Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle, cezası hapse çevrilen hükümlüler yukarıdaki fıkralardaki infaz usulünden yararlanamazlar. (5) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezasının infazına karar verilen hükümlünün, koşullu salıverilme tarihine kadar; a) Kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılması, b) Bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulması, c) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemesi, d) Belirlenen programlara katılması, yükümlülüklerinden bir veya birden fazlasına tabi tutulmasına, denetimli serbestlik müdürlüğünce karar verilir. Hükümlünün risk ve ihtiyaçları dikkate alınarak yükümlülükleri değiştirilebilir. (Ek cümle: 28/3/2023-7445/25 md.) Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde yer alan kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçundan hükümlü olanlar ayrıca tedavi ve rehabilitasyon programlarına katılma yükümlülüğüne tabi tutulur. (6) Hükümlünün;[46] a) Ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne beş gün içinde müracaat etmemesi, b) Hakkında belirlenen yükümlülüklere, denetimli serbestlik müdürlüğünün hazırladığı denetim ve iyileştirme programına, denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerileriyle hakkında hazırlanan denetim planına uymamakta ısrar etmesi, c) Ceza infaz kurumuna geri dönmek istemesi, hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine, denetimli serbestlik müdürlüğünün bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilir. (7) (Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/46 md.) Hükümlü hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı kamu davası açılmış olması hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hâkimi tarafından, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilebilir. Kovuşturma sonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilmesi hâlinde, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunmasına infaz hâkimi tarafından karar verilir. (8) Denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeyenler ile (…)[47] ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 292 nci ve 293 üncü maddelerinde yazılı hükümler uygulanır. (9) Yükümlülüklerin gereklerine ve denetim planına uygun davranan hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından hazırlanan gerekçeli rapor, 107 nci ve 108 inci maddeler uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir. (10) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezaların infazına ilişkin esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir. Adlî para cezasının infazı

Açık kuruma ayrılma şartları oluşmasına rağmen iradesi dışındaki nedenle ayrılamayan veya kapalı kuruma geri gönderilen iyi hâlli hükümlüler, diğer şartları da taşıyorlarsa yararlanabilir. Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan ve koşullu salıverilmesine iki yıl veya daha az kalan kadın hükümlüler ile ağır hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatını yalnız sürdüremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az kalan hükümlüler de diğer şartlarla yararlanabilir. Son durum, Adli Tıp Kurumundan alınan veya Bakanlıkça belirlenen tam teşekküllü hastane sağlık kurulunca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan raporla belgelendirilmelidir.

Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle hapse çevrilen hükümlüler bu usulden yararlanamaz. Denetimli serbestlik müdürlüğü; ücretsiz kamusal çalışma, konut veya bölgede denetim, belirli yerlere gitmeme ve programlara katılma yükümlülüklerinden birine veya birkaçına karar verebilir. Yükümlülükler risk ve ihtiyaçlara göre değiştirilebilir. Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesindeki kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından hükümlüler ayrıca tedavi ve rehabilitasyon programına katılır.

Hükümlü beş gün içinde belirttiği müdürlüğe başvurmazsa, yükümlülük ve denetim planına uymamakta ısrar ederse veya kuruma dönmek isterse, müdürlüğün talebi üzerine infaz hâkimi koşullu salıverilme tarihine kadar açık kuruma gönderilmesine karar verir. Denetim başladıktan sonra alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis gerektiren kasıtlı suçtan kamu davası açılırsa infaz hâkimi açık kuruma gönderilmesine karar verebilir. Kovuşturma beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, ret veya düşmeyle sonuçlanırsa denetime devam edilmesine infaz hâkimi karar verir. Yükümlülüklere uygun hükümlünün koşullu salıverilmesine ilişkin gerekçeli rapor ilgili mahkemeye gönderilir. Esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir.

Kamuya yararlı işte çalıştırma, hükümlünün kamu kurumu veya kamu yararına hizmet veren kuruluşlarda ücretsiz çalıştırılmasıdır. Kullanmak için uyuşturucu bulundurma veya kullanma suçunda denetimli serbestlik, Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinde uygulanır.

Dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma

Şikâyete bağlı bir suçta yetkili kişi, zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlayan altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Hakaret suçunda bu süre, fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren her hâlde iki yılı geçemez. Şikâyet hakkı bulunan birden çok kişiden birinin süreyi geçirmesi diğerlerinin hakkını düşürmez. Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Nitelikli hâllerde üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası öngörülür. Ancak belirli bentlerde hapis alt sınırı dört yıldan, adli para cezası da elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 73Kaynağı aç
Madde 73- (1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. (2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (Ek cümle:7/11/2024-7531/14 md.) Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez. (3) Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez. (4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz. (5) İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar. (6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez. (7) Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz. (8) (Mülga: 6/12/2006 – 5560/45 md.) Dava veya cezanın düşmesinin etkisi
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 157Kaynağı aç
Madde 157- (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir. Nitelikli dolandırıcılık
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 158Kaynağı aç
Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun; a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle, b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle, c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle, d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle, e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak, f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle, h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında, i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle, j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, k) Sigorta bedelini almak maksadıyla, l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle, İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.[71] (2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır. (3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır. Daha az cezayı gerektiren hal

Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması aynı nitelikli bentte birlikte düzenlenmiştir. Üç veya daha fazla kişinin birlikte işlemesinde ceza yarı oranında, suç işlemek için oluşturulmuş örgütün faaliyeti çerçevesinde bir kat artırılır. Kamu görevlileriyle ilişkisi veya hatırı olduğunu ileri sürerek ve bir işi gördüreceğini vaat ederek menfaat temin eden kişi de nitelikli fıkra hükmüne göre cezalandırılır. Hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla ortaya çıkan dolandırıcılık şikâyete bağlıdır.

Kamu kurumlarının araç olarak kullanılması ile bu kurumların zararına işlenen dolandırıcılık ayrı bentlerde yer alır. Tacirin, şirket yöneticisinin veya şirket adına hareket eden kişinin ticari faaliyet sırasında işlediği fiil ile kooperatif faaliyeti kapsamındaki fiil TCK m.158/1-h kapsamında aynı bentte toplanır. Sigorta dolandırıcılığı ise TCK m.158/1-k ve TCK m.158/1-l bentlerinde düzenlenmiştir. Telefonla dolandırıcılık, failin çoğu zaman yüz yüze gelmeden basit veya nitelikli dolandırıcılık işlemesidir.

Muhafaza veya belirli kullanım için zilyetliği devredilen mal üzerinde amacı dışında tasarruf eden veya devri inkâr eden kişi, şikâyet üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezasıyla cezalandırılır. Suç meslek, sanat, ticaret, hizmet veya mal idaresi yetkisi kapsamında işlenirse ceza bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıdır.

Cinsel dokunulmazlık, tehdit ve cebir

Cinsel davranışlarla vücut dokunulmazlığını ihlal eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine beş yıldan on yıla kadar hapisle cezalandırılır. Davranış sarkıntılık düzeyinde kalırsa ceza iki yıldan beş yıla kadardır. Vücuda organ veya sair cisim sokulması hâlinde ceza on iki yıldan az olamaz. Bu fıkradaki fiil eşe karşı işlenmişse soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlıdır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 102Kaynağı aç
Madde 102- (Değişik: 18/6/2014-6545/58 md.) (1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır. (3) Suçun; a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından, d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte, e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır. (4) Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. (5) Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur. Çocukların cinsel istismarı

Suçun kendini savunamayacak kişiye; kamu görevi, vesayet veya hizmet ilişkisinden doğan nüfuz kötüye kullanılarak; üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı içindeki kişiye ya da üvey ana, üvey baba, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından; silahla veya birden fazla kişiyle; toplu yaşam ortamının kolaylığından faydalanılarak işlenmesi hâlinde cezalar yarı oranında artırılır. Kullanılan cebir ve şiddet kasten yaralamanın ağır neticelerine yol açarsa ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır. Mağdur bitkisel hayata girer veya ölürse ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

Cebir, tehdit ve hile olmaksızın on beş yaşını bitirmiş çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikâyet üzerine iki yıldan beş yıla kadar hapisle cezalandırılır. Mağdurla arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenirse şikâyet aranmaksızın on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası verilir. Evlat edinilecek çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesinde de şikâyet aranmaksızın aynı ceza uygulanır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 104Kaynağı aç
Madde 104- (1) Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[49] (2) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 23/11/2005 tarihli ve E: 2005/103, K: 2005/89 sayılı kararı ile; Yeniden düzenleme: 18/6/2014-6545/60 md.) Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (3) (Ek: 18/6/2014-6545/60 md.) Suçun, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın ikinci fıkraya göre cezaya hükmolunur. Cinsel taciz

Cinsel amaçlı tacizde, mağdurun şikâyeti üzerine üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir. Fiil çocuğa karşı işlenmişse altı aydan üç yıla kadar hapis cezası uygulanır. Kamu görevi, hizmet veya aile ilişkisi; vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile, sağlık hizmeti veren veya bakım ve gözetim yükümlüsü; aynı işyeri; posta veya elektronik haberleşme ya da teşhir hâllerinde ceza yarı oranında artırılır. Mağdur işini, okulunu veya ailesini bırakmak zorunda kalmışsa ceza bir yıldan az olamaz.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 105Kaynağı aç
Madde 105- (1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.[50] (2) (Değişik: 18/6/2014-6545/61 md.) Suçun; a) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından, c) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, e) Teşhir suretiyle, işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz. YEDİNCİ BÖLÜM Hürriyete Karşı Suçlar Tehdit[51]

Hayata, vücuda veya cinsel dokunulmazlığa yönelik saldırı tehdidi altı aydan iki yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Bu suç kadına karşı işlenirse alt sınır dokuz aydan az olamaz. Malvarlığına büyük zarar veya sair kötülük tehdidinde, şikâyet üzerine iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezası verilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 106Kaynağı aç
Madde 106- (1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle:12/5/2022-7406/6 md.) Bu suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. (2) Tehdidin; a) Silahla, b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle, c) Birden fazla kişi tarafından birlikte, d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir. Şantaj

Tehdidin silahla, tanınmayacak hâle girerek, imzasız mektup veya özel işaretlerle, birden fazla kişiyle ya da var olan veya var sayılan suç örgütünün korkutucu gücünden yararlanılarak işlenmesi hâlinde iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası verilir. Tehdit amacıyla öldürme, yaralama veya malvarlığına zarar verme suçu işlenirse ayrıca bu suçlardan ceza verilir.

Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla, şeref veya saygınlığa zarar verecek hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde de aynı cezaya hükmolunur. Bir şeyi yapması, yapmaması veya kendisinin yapmasına müsaade etmesi için cebir kullanılması hâlinde kasten yaralama suçundan verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılarak hükmolunur.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 107Kaynağı aç
Madde 107- (1) Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) (Ek: 29/6/2005 – 5377/14 md.) Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur. Cebir
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 108Kaynağı aç
Madde 108- (1) Bir şeyi yapması veya yapmaması ya da kendisinin yapmasına müsaade etmesi için bir kişiye karşı cebir kullanılması halinde, kasten yaralama suçundan verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılarak hükmolunur. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

Hürriyet, kamu görevi ve özel kanun suçları

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, bir yere gitme veya bir yerde kalma hürriyetinin kaldırılmasıyla oluşur. Silah, tehdit, cebir veya cinsel amaç nitelikli hâl olarak anılır. Rüşvet, kamu görevlisinin göreviyle ilgili işi yapması veya yapmaması için menfaat karşılığında anlaşılmasıyla oluşur. Görevi nedeniyle elindeki araç ve gereçleri suç işlerken kullanan kamu görevlisinin cezası Türk Ceza Kanunu’nun 266. maddesi uyarınca artırılır.

Gümrük işlemine tabi tutmadan eşya sokan kişi bir yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Eşya gümrük kapıları dışından sokulursa ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. İthali yasak eşyayı sokmak, daha ağır suç oluşmuyorsa iki yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezasını gerektirir. Bu özelliği bilerek satın alan, satışa arz eden, satan, taşıyan veya saklayan kişi de aynı cezayı alır.

Kasten veya taksirle orman yangınına sebebiyet verme, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 110. maddesinde düzenlenmiştir. Sahte fatura düzenleme veya kullanma, Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde vergi kaçakçılığı türü olarak yer alır. Vergi kaçakçılığı; kanuna aykırı defter, belge ve kayıt düzenleme veya kullanma ile hileli muhasebe işlemleri gibi fiillerle oluşur.

Sahipli veya sahipsiz hayvanı öldürmek, işkence etmek ya da acımasız ve zalimce davranmak 5199 sayılı Kanun’un 28/A maddesi uyarınca suçtur. Gözetimdeki hayvanı tehlikeli biçimde serbest bırakmak veya kontrolünde ihmal göstermek de suç sayılır. Türk Ticaret Kanunu’nun 62. maddesinde sayılan haksız rekabet fiilleri, daha ağır bir suç oluşturmuyorsa, hukuk davası açma hakkını haiz kişilerden birinin şikâyeti üzerine iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 62Kaynağı aç
MADDE 62- (1) a) 55 inci maddede yazılı haksız rekabet fiillerinden birini kasten işleyenler, b) Kendi icap ve tekliflerinin rakiplerininkine tercih edilmesi için kişisel durumu, ürünleri, iş ürünleri, ticari faaliyeti ve işleri hakkında kasten yanlış veya yanıltıcı bilgi verenler, c) Çalışanları, vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri, çalıştıranın veya müvekkillerinin üretim veya ticaret sırlarını ele geçirmelerini sağlamak için aldatanlar, d) Çalıştıranlar veya müvekkillerden, işçilerinin veya çalışanlarının ya da vekillerinin, işlerini gördükleri sırada cezayı gerektiren bir haksız rekabet fiilini işlediklerini öğrenip de bu fiili önlemeyenler veya gerçeğe aykırı beyanları düzeltmeyenler, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, 56 ncı madde gereğince hukuk davasını açma hakkını haiz bulunanlardan birinin şikâyeti üzerine, her bir bent kapsamına giren fiiller dolayısıyla iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılırlar. II – Tüzel kişilerin cezai sorumluluğu

Türk Ceza Kanunu’nun 136. maddesindeki suç, gizli kalması gereken ve herkesçe bilinmeyen kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi, verilmesi veya yayılmasıyla işlenir. İnternet üzerinden özel hayatın gizliliğini ihlal ve ifşa 134. maddede düzenlenmiştir. Özel belgede sahtecilik; özel belgenin sahte düzenlenmesi, değiştirilmesi ve kullanılmasını cezalandırır.

Ceza davası hangi aşamalardan oluşur?

Ceza yargılaması soruşturma, kovuşturma ve infaz aşamalarından oluşur. Savcılık suçun işlendiği kanaatine varırsa iddianameyle dava açar; kesinleşen hapis kural olarak açık veya kapalı kurumda infaz edilir.

Hangi kararlar hükümdür?

Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı hükümdür. Soruşturma veya kovuşturma şartı henüz gerçekleşmemişse gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilir; bu karara itiraz edilebilir.

Denetimli serbestlik otomatik bir yıllık hak mıdır?

Hayır. Açık kurum veya çocuk eğitimevindeki iyi hâlli hükümlünün koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az kalması, talebi ve değerlendirme raporu aranır. Ayrıca beş günden az olmamak üzere koşullu salıverilme tarihine kadar kurumda geçirilmesi gereken sürenin en az onda birinin kurumda geçirilmiş olması gerekir. İnfaz hâkimi bu şartlarla karar verebilir.

Şikâyet süresi ne kadardır?

Şikâyete bağlı suçlarda süre, suçun ve suçlunun öğrenilmesinden itibaren altı aydır. Her suç şikâyete bağlı değildir; temel dolandırıcılık şikâyet şartına bağlanmamıştır.

Elektronik haberleşme cinsel tacizde cezayı artırır mı?

Evet. Cinsel taciz posta veya elektronik haberleşmenin sağladığı kolaylıktan faydalanılarak işlenirse verilecek ceza yarı oranında artırılır. Temel ceza mağdurun şikâyetine bağlıdır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu